Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeşil Sanayileşme

Kapsül Haber Ajansı - Yeşil Sanayileşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşil Sanayileşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üsküdar Üniversitesi 18 Çalışmasıyla COP31’de Yer Alacak! Haber

Üsküdar Üniversitesi 18 Çalışmasıyla COP31’de Yer Alacak!

Üniversitenin 2 araştırma projesi ortak dijital ekranlarda tanıtılırken, 16 çalışması stant alanında yer alacak. Üsküdar Üniversitesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir gelecek hedefleri doğrultusunda geliştirdiği bilimsel projelerini uluslararası platforma taşıyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 kapsamında Üsküdar Üniversitesi COP31 Koordinatörlüğü tarafından yürütülen başvuru sürecinde, üniversitenin farklı akademik birimlerinden toplam 18 çalışma YÖK'e sunuldu. Başvuruların tamamı COP31 YÖK Pavilyonu katılım programına kabul edildi. Kabul edilen çalışmalar arasında araştırma projelerinin yanı sıra ticarileşme potansiyeline sahip yenilikçi teknolojiler, uluslararası iş birliği girişimleri ve iklim değişikliğinin farklı boyutlarını ele alan bilimsel etkinlikler bulunuyor. İki araştırma projesi dijital ekranlarda tanıtılacak Açıklanan katılım programına göre, Üsküdar Üniversitesinin iki araştırma projesi ortak dijital ekran sunumlarında yer alacak. Bu projelerden ilki, Prof. Dr. Müge Arslan'ın yürütücülüğünde gerçekleştirilen, “Kahramanmaraş İlindeki Deprem sonrasında Depremzedelere Verilen Yemeklerin ve Yemek Dağıtım Noktalarına Gelen Gıda Yardım Ürünlerinin, Çölyaklı bireyler için Gıda İhtiyacını Karşılama Durumunun Değerlendirilerek Beklenilen Olası Depremlerde İlk Müdahale Beslenme Kiti Çantası” çalışması olacak. Afet dönemlerinde özel beslenme gereksinimi bulunan bireylerin yaşadığı güçlüklere odaklanan proje, afetlere hazırlık ve gıda güvenliği açısından önem taşıyor. Dijital ekranlarda tanıtılacak ikinci çalışma ise Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş'ın yürütücülüğündeki “Altın İşleme Endüstrisi Atıksularının Elektrokoagülasyon Prosesi ile Arıtımı: Uygulanabilirlik ve Performans Analizi” başlıklı araştırma olacak. Endüstriyel atıksuların arıtılmasına yönelik teknolojik çözümleri ele alan proje, çevresel sürdürülebilirlik ve su kaynaklarının korunması açısından değerlendirilecek. Hidrojen depolama, tarım biyoteknolojisi ve çevre etiği COP31'de Stant alanında yer alacak projeler arasında ise Prof. Dr. İbrahim Özdemir'in yürütücülüğündeki uluslararası iş birliği projesi “Al-Mizan: An Islamic Covenant for the Earth from Concept to Practice”, Doç. Dr. Müge Ensari Özay'ın yürütücülüğündeki “Güvenli Gaz Hidrojen Tankı Tasarımı Geliştirilmesi ve Prototip İmalatı” ve Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan'ın yürütücülüğündeki “CRISPR/Cas Teknolojisi Kullanılarak Pamuk Bitkisi Kalitesinin Artırılması (ASTER TEKSTİL PAMUK PROJESİ)” başlıklı çalışmalar yer alıyor. Kabul edilen beş proje; gıda güvenliği, hidrojen depolama, atıksu arıtma teknolojileri, çevre etiği ve sürdürülebilir tarım biyoteknolojisi alanlarında geliştirilen disiplinlerarası çalışmaları kapsıyor. 13 bilimsel etkinlik önerisi kabul edildi Üsküdar Üniversitesi’nin COP31 kapsamında sunduğu 13 seminer ve etkinlik önerisi de YÖK tarafından kabul edilerek stant programına dahil edildi. İklim değişikliği, çevresel farkındalık, gıda ve tarım, toplumsal sağlık, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm başlıklarını kapsayan etkinliklerle, bilimsel bilginin toplumla buluşturulması ve iklim krizine yönelik farkındalığın artırılması hedefleniyor. Böylece üniversite, yalnızca araştırma ve teknoloji geliştirme çalışmalarıyla değil, iklim değişikliğinin sosyal ve sağlıkla ilişkili etkilerini ele alan bilimsel etkinlikleriyle de COP31'de temsil edilecek. “COP31'e Doğru” seminerleriyle iklim değişikliği farklı yönleriyle ele alınıyor Üsküdar Üniversitesi, konferans öncesinde düzenlediği bilimsel etkinliklerle de COP31 hazırlıklarını sürdürüyor. “COP31'e Doğru: Sürdürülebilir Gelecek Seminerleri” ve “COP31: İklim Değişikliğinde Disiplinlerarası Yaklaşımlar” webinar serileri kapsamında iklim değişikliğinin çevresel, teknolojik, toplumsal ve sağlıkla ilişkili boyutları akademisyenlerin katılımıyla değerlendiriliyor. Farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getiren etkinliklerde, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığı; enerji, üretim, gıda, sağlık ve toplumsal yaşam gibi çok sayıda alanı etkilediği üzerinde duruluyor. Üniversite-sanayi iş birliğiyle yeşil sanayileşme gündemde Üsküdar Üniversitesi, COP31 hazırlıkları kapsamında üniversite-sanayi iş birliğine yönelik çalışmalarını da kamuoyuyla paylaşıyor. ÜÜ TV'de yayımlanan “ARGEYEP ile Proje Yolculuğu” programında, COP31'e doğru yeşil sanayileşme ve yenilikçi teknolojilerin sürdürülebilir üretime katkısı ele alındı. Karbonsan A.Ş. AR-GE Merkezi Yöneticisi Nurcan Mert'in konuk olarak yer aldığı programda, “Güvenli Gaz Hidrojen Tankı Tasarımı Geliştirilmesi ve Prototip İmalatı” projesi odağında üniversite-sanayi iş birliği ve yenilikçi teknolojilerin yeşil sanayileşmeye katkıları değerlendirildi. Üsküdar Üniversitesi, bilimsel araştırma, disiplinler arası iş birliği ve toplumsal katkı odaklı çalışmalarıyla iklim değişikliğiyle mücadeleye ve sürdürülebilir bir geleceğin inşasına katkı sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP31’de İklim Hedeflerini Teknoloji ve Yatırıma Dönüştürme Dönemi Haber

COP31’de İklim Hedeflerini Teknoloji ve Yatırıma Dönüştürme Dönemi

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31’inci Taraflar Konferansı’nın (COP31) 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya EXPO Center’da Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olmasını ve konferansın teknoloji, sanayi, finansman ve uygulama boyutlarını değerlendirdi. Türkiye’nin ev sahibi ülke olarak konferans başkanlığını üstleneceği COP31’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum COP31 Başkanı, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ise müzakerelerden sorumlu başkan olarak görev yapacak. Dünya Liderler Zirvesi de 11–12 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Vatansever, COP31’in yalnız Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı büyük bir uluslararası organizasyon değil, enerji, sanayi, teknoloji ve finans politikalarının kesiştiği küresel bir platform olduğunu söyledi. “COP31’in anahtar kelimesi uygulama” COP31 Türkiye Başkanlığı ile müzakerelerden sorumlu Avustralya’nın hazırlık sürecinde konferansı bir “Uygulama COP’u” olarak tanımlamasını önemli bulduklarını belirten Vatansever, iklim diplomasisinde ölçülebilir sonuçların giderek daha belirleyici hâle geldiğini ifade etti. Vatansever şöyle konuştu: “Dünyanın yalnız iklim hedefi sıkıntısı yok, uygulama sıkıntısı da var. Emisyon azaltımını, enerji dönüşümünü, iklim finansmanını ve uyumu uzun süredir konuşuyoruz. Bundan sonraki kritik soru, verilen taahhütlerin ne kadarının sahada çalışan projelere ve gerçek yatırıma dönüştüğü olacak.” COP31 Eylem Gündemi’nin de yeni başlıklar üretmekten çok daha önce alınmış kararların hayata geçirilmesine, başarılı uygulamaların ölçeklenmesine ve finansmanın sahaya ulaşmasına odaklanmasını değerli bulduklarını kaydetti. 2035 için somut ve ölçülebilir hedefler COP31 Türkiye Başkanlığı, Eylem Gündemi kapsamında 2035 perspektifinde bir dizi ölçülebilir küresel hedef ortaya koydu. Bu hedefler arasında nihai enerji talebinin elektrikle karşılanan bölümünün bugün yüzde 20’nin biraz üzerindeki seviyesinden 2035’te yüzde 35’e çıkarılması, küresel atık miktarındaki artışın yarıya indirilmesi ve binalarda enerji tüketim yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltılması bulunuyor. Üretim ve imalat sektöründe ise küresel döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e çıkarılması hedefleniyor. Vatansever, hedeflerin ölçülebilir şekilde tanımlanmasını önemli bulduklarını belirterek şunları söyledi: “Yüzde 35 elektrifikasyon hedefi, enerji dönüşümünün ne kadar büyük bir teknoloji ve altyapı ihtiyacı yaratacağını gösteriyor. Sanayiden ulaşıma, binalardan ısıtmaya kadar çok sayıda süreç daha fazla elektrik kullanacak. Bunun arkasında yenilenebilir enerji, güçlü şebekeler, enerji depolama sistemleri, yazılım ve çok büyük yatırım ihtiyacı bulunuyor.” “İklim dönüşümü aynı zamanda teknoloji dönüşümüdür” COP31 Küresel İklim Eylem Gündemi’nin altı ana ekseninden birinin finansman, teknoloji ve kapasite geliştirme gibi hızlandırıcıları kapsamasına dikkat çeken Vatansever, iklim politikalarının teknoloji dünyasından bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi. “Net sıfır dönüşümü yalnız daha fazla güneş paneli ve rüzgâr türbini kurmak değildir. Akıllı şebekeler, batarya ve enerji depolama sistemleri, güç elektroniği, yapay zekâ, sensörler, nesnelerin interneti, dijital ikizler, veri analitiği ve yazılım bu dönüşümün tamamlayıcı teknolojileridir” dedi. Vatansever, yenilenebilir enerji üretiminin değişken yapısı nedeniyle dijitalleşmenin elektrik sistemlerinde giderek daha kritik hâle geldiğini, üretim ve talebin doğru tahmin edilmesinin enerji sistemlerinin verimliliğini artırabileceğini ifade etti. COP31’de yapay zekâ ve dijital teknolojilere özel gündem COP31 kapsamında 16 Kasım’ın Bilim, Sanayi ve Teknoloji tematik günü olarak planlanmasını BİDER açısından özellikle önemli bulduklarını belirten Vatansever, aynı gün yapay zekâ, dijital kamu altyapısı ve dijital teknolojilerin iklim eylemindeki rolünün ayrı bir oturumda tartışılacağına dikkat çekti. Aynı programda iklim inovasyonu ve girişimcilik, küçük ve mikro işletmeler, biyoteknoloji, yeşil sanayileşme ve iklim hedeflerini dikkate alan kamu alımları da gündemde olacak. Vatansever şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekâ enerji talebini tahmin etmekten elektrik şebekelerini yönetmeye, fabrikalarda enerji kullanımını optimize etmekten binaların tüketimini azaltmaya, tarımsal sulamadan afet risk analizine kadar çok geniş bir alanda iklim çözümünün parçası olabilir.” Ancak dijital dönüşümün kendi enerji tüketiminin de yönetilmesi gerektiğini belirten Vatansever, yapay zekâ ve veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacının bilişim sektöründe verimlilik ve düşük karbonlu enerji kullanımını daha önemli hâle getireceğini söyledi. “Teknolojiyi iklim çözümünün parçası yaparken teknolojinin kendi enerji ayak izini de yönetmek zorundayız. Yeşil veri merkezleri, daha verimli işlem altyapıları ve temiz enerji kullanımı bilişim sektörünün rekabet kriterlerinden biri hâline gelecek.” “İklim hedeflerini yatırım yapılabilir projelere dönüştürmek gerekiyor” COP31 Türkiye Başkanlığı tarafından açıklanan İklim Uygulama Köprüsü yaklaşımının, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanlarında yer alan hedefleri yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmelerine yardımcı olmayı amaçladığını hatırlatan Vatansever, iklim finansmanında temel sorunlardan birinin hedef ile yatırım arasındaki boşluk olduğunu söyledi. “Bir ülkenin NDC belgesinde enerji dönüşümü hedefinin bulunması tek başına yatırım oluşturmuyor. Projenin teknik fizibilitesi, finansman modeli, izinleri, gelir modeli ve uygulayacak kapasitesi bulunmalı. Hedefleri bankaların ve yatırımcıların finansman sağlayabileceği projelere dönüştürmek iklim eyleminin en kritik aşamalarından biri” dedi. Vatansever, bu yaklaşımın COP31’in “uygulama” karakterini en iyi anlatan başlıklardan biri olduğunu ifade etti. İklim finansmanında 300 milyar ve 1,3 trilyon dolarlık çerçeve COP31’in iklim finansmanı tartışmalarını sıfırdan başlatmadığını, önceki konferanslarda alınan kararların uygulanmasının Antalya gündeminin önemli bir bölümünü oluşturacağını belirten Vatansever, özellikle COP29’da kabul edilen yeni küresel finansman hedefini hatırlattı. COP29 kararında gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim finansmanının gelişmiş ülkelerin öncülüğünde 2035’e kadar yıllık en az 300 milyar dolara çıkarılması kararlaştırılmıştı. Aynı karar bütün kamu ve özel kaynaklardan gelişmekte olan ülkeler için iklim finansmanının 2035’e kadar yıllık en az 1,3 trilyon dolara ölçeklenmesi için tüm aktörlerin birlikte çalışmasını öngörüyor. Vatansever, bu rakamların COP31’in yeni hedefleri gibi sunulmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Antalya’da önemli mesele yeni bir finansman rakamı açıklamaktan çok, daha önce üzerinde uzlaşılan finansman hedeflerine nasıl ulaşılacağını ve paranın uygulanabilir projelerle nasıl buluşturulacağını tartışmak olacak.” “Finansman ile teknoloji transferi birlikte ilerlemeli” İklim dönüşümünde gelişmekte olan ülkelerin yalnız sermayeye değil teknoloji ve uygulama kapasitesine de ihtiyaç duyduğunu belirten Vatansever, teknoloji transferinin uluslararası iklim rejiminin önemli unsurlarından biri olduğunu söyledi. “Bir ülkeye temiz enerji tesisi finansmanı sağlamak önemli, ancak teknolojiyi kullanacak mühendisin, işletme kabiliyetinin, bakım altyapısının ve yerel tedarik zincirinin de gelişmesi gerekiyor. Kalıcı dönüşüm, yalnız ekipmanın ithal edildiği değil bilginin ve yetkinliğin de ekonomide oluştuğu modeldir” dedi. “Yeşil sanayileşme yeni rekabet alanı” COP31’in 16 Kasım programında yeşil sanayileşmenin öncelikli başlıklar arasında yer almasını değerlendiren Vatansever, iklim politikasının sanayi ve dış ticaret politikalarından giderek daha az ayrılabildiğini söyledi. “Bir ürünün fiyatı ve kalitesinin yanında üretim sürecindeki enerji tüketimi ve karbon yoğunluğu da rekabet kriterine dönüşüyor. Bu nedenle yeşil dönüşüm artık yalnız çevre yatırımı değil, sanayi rekabetçiliği yatırımıdır” dedi. Firmaların enerji ve karbon verilerini güvenilir şekilde ölçebilmesinin de yeni dönemde önemli bir dijital altyapı ihtiyacı oluşturacağını belirten Vatansever, teknoloji şirketleri açısından yeni bir pazar doğduğunu söyledi. “Karbon yönetimi veri yönetimidir. Ölçemediğiniz emisyonu azaltamaz, doğrulayamadığınız veriyi de piyasa mekanizmasının içine güvenilir biçimde sokamazsınız.” Türkiye’nin 2035 iklim hedefi Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’e sunduğu ikinci Ulusal Katkı Beyanı kapsamında 2035 yılında sera gazı emisyonlarını referans senaryoya göre 466 milyon ton karbondioksit eşdeğeri azaltarak 643 milyon ton CO₂e seviyesinde sınırlandırmayı hedeflediğini hatırlatan Vatansever, COP31 ev sahipliğinin Türkiye’nin kendi dönüşüm politikalarının uluslararası görünürlüğünü de artıracağını söyledi. “Türkiye Antalya’da yalnız konferansın ev sahibi olmayacak. Kendi enerji, sanayi, şehircilik ve iklim dönüşümü de uluslararası paydaşların yakından izleyeceği başlıklardan biri olacak” dedi. Vatansever, bu nedenle ev sahipliğinin Türkiye açısından teknoloji ortaklıklarını, proje geliştirme kapasitesini ve uluslararası finansmana erişimi güçlendirmek için değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. İklim Kanunu ve Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi Türkiye’de 2025 yılında yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu’nun, yeşil büyüme ve net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda ulusal iklim politikasına yasal zemin oluşturduğunu belirten Vatansever, kanunun Emisyon Ticaret Sistemi’nin kurulmasını açıkça düzenlediğine dikkat çekti. Kanuna göre İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından ETS kurulacak, ulusal tahsisat planlaması hazırlanacak ve tahsisatların dağıtımı yapılacak. Tam uygulama öncesinde ise bir pilot dönem gerçekleştirilecek. Vatansever şu ifadeleri kullandı: “Emisyon Ticaret Sistemi’nin sağlıklı çalışması için şirketlerin emisyonlarını doğru ölçmesi, raporlaması ve doğrulaması gerekiyor. Bunun arkasında sensörlerden kurumsal yazılımlara, veri güvenliğinden denetim sistemlerine kadar ciddi bir dijital altyapı var.” Karbon piyasasının güvenilirliğinin büyük ölçüde veri kalitesine bağlı olacağını ifade etti. “KOBİ’ler yeşil ve dijital dönüşümü birlikte yönetmeli” İklim dönüşümünün yalnız büyük sanayi şirketlerini ilgilendirmediğini belirten Vatansever, tedarik zincirleri üzerinden küçük ve orta ölçekli işletmelerin de giderek daha fazla enerji, emisyon ve sürdürülebilirlik verisiyle çalışmak zorunda kalacağını söyledi. “Bir KOBİ doğrudan bir karbon düzenlemesine tabi olmasa bile ürün verdiği büyük şirket kendisinden enerji tüketimi veya ürün karbon ayak izi bilgisi isteyebilir. Yeşil dönüşüm tedarik zincirinin tamamına yayılacak” dedi. Vatansever, KOBİ’lerin enerji verimliliği, karbon ölçümü, dijitalleşme ve finansmana erişim konusunda desteklenmesinin Türkiye’nin sanayi ve ihracat rekabetçiliği açısından önemli olduğunu ifade etti. İklim teknolojileri girişimcilik için yeni pazarlar oluşturuyor COP31’in Bilim, Sanayi ve Teknoloji gününde iklim inovasyonu, girişimcilik ve küçük işletmelere ayrı oturum ayrılmasını da değerlendiren Vatansever, “climate-tech” ekosisteminin çok daha geniş bir alanı kapsadığını söyledi. “İklim teknolojileri yalnız güneş paneli ve rüzgâr türbini değildir. Enerji depolama, batarya yazılımları, enerji yönetimi, karbon ölçümü, akıllı tarım, su teknolojileri, atık yönetimi, döngüsel ekonomi, yeşil lojistik, yeni malzemeler ve yapay zekâ çok büyük bir inovasyon alanı oluşturuyor” dedi. Türkiye’nin mühendislik, üretim ve yazılım gücünü bu alanlarda küresel ürünlere dönüştürmesinin yeni ihracat fırsatları yaratabileceğini ifade etti. Döngüsel ekonomi teknolojiyle ölçeklenecek COP31 Başkanlığı’nın küresel atık artışını 2035’e kadar yarıya indirme ve üretimde küresel döngüsel malzeme kullanım oranını en az yüzde 15’e çıkarma hedeflerini değerlendiren Vatansever, döngüsel ekonominin de güçlü bir teknoloji ve veri altyapısına ihtiyaç duyduğunu söyledi. “Akıllı toplama sistemleri, sensörler, görüntü işleme ile atık ayrıştırma, malzeme izlenebilirliği ve dijital ürün bilgileri döngüsel ekonominin ölçeklenmesini sağlayabilecek teknolojiler arasında. Atığı azaltmanın yanında kullanılan malzemeyi sistem içinde tekrar dolaşıma sokabilmek gerekiyor” dedi. Binalarda yüzde 25 hedefi yeni teknoloji pazarı yaratabilir COP31’in 2035’e kadar binalarda enerji tüketim yoğunluğunu en az yüzde 25 azaltma hedefini değerlendiren Vatansever, bunun bina otomasyonu, sensörler, enerji yönetim sistemleri, yalıtım ve akıllı şebeke teknolojileri açısından önemli bir dönüşüm alanı oluşturduğunu söyledi. “Bir binayı daha verimli hâle getirmek yalnız fiziksel yalıtım yatırımı değildir. Isıtma, soğutma ve aydınlatmanın sensörler ve yazılımla ihtiyaca göre yönetilmesi de önemli tasarruf sağlayabilir. Bina teknolojileri ile bilişim sektörü giderek daha fazla iç içe geçiyor” dedi. “COP31 Türkiye için teknoloji diplomasisi fırsatıdır” COP31’in Türkiye’de düzenlenmesini yalnız diplomatik ve organizasyonel bir başarı olarak değerlendirmemek gerektiğini belirten Vatansever, Antalya’nın teknoloji, finansman ve yatırım ortaklıkları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. COP31 Green Zone’un ev sahibi Türkiye tarafından yönetileceğini ve iklim çözümleri ile inovasyonun sergileneceği halka açık bir alan olacağını hatırlatan Vatansever, Türk teknoloji ve sanayi şirketlerinin küresel aktörlere erişimi açısından bunun önemli bir vitrin oluşturabileceğini ifade etti. Vatansever değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “COP31’de dünyanın hükümetleri, enerji şirketleri, teknoloji sağlayıcıları, finans kuruluşları, yatırımcıları, şehirleri, girişimcileri ve sivil toplumu Antalya’da bir araya gelecek. Türkiye’nin burada yalnız iyi bir ev sahibi olarak değil, teknoloji geliştiren, üretim yapan, yatırım yapılabilir projeler ortaya koyan ve çözüm ihraç edebilen bir ülke olarak görünmesi çok daha değerli. COP31’in en önemli mesajı hedefleri çoğaltmak değil, mevcut hedefleri uygulamaya dönüştürmek. Biz de bu dönüşümü yalnız bir çevre yükümlülüğü olarak değil; teknoloji, sanayi, enerji, finansman ve rekabet gücü dönüşümü olarak okumalıyız. İklim politikalarını teknolojiye, yatırıma, istihdama, ihracata ve ölçülebilir sonuçlara dönüştürebildiğimiz ölçüde COP31 Türkiye açısından kalıcı ekonomik ve teknolojik değer oluşturabilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İş Bankası COP31’de  “İklim Destekçisi” Olarak Yerini Alıyor Haber

Türkiye İş Bankası COP31’de “İklim Destekçisi” Olarak Yerini Alıyor

Küresel iklim kriziyle mücadelede uluslararası iş birliğinin ve somut adımların en üst düzeyde ele alındığı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 31. oturumu (COP31), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. İş Bankası, COP31’in temel ilkeleri olan diyalog, uzlaşı ve aksiyon ekseninde, Türkiye’nin çevresel ve sosyal açıdan güçlü ve dayanıklı dönüşümüne sunduğu katkıyı COP 31’e taşıyacak. Banka, zirve boyunca paydaşlarının iklim geçiş yolculuklarına eşlik etme vizyonunu ve somut çalışmalarını katılımcılarla buluşturmayı hedefleyecek. Bu kapsamda enerji dönüşümü, iklim finansmanı, karbonsuzlaşma, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, denizler, gıda ve tarım gibi farklı temalarda önde gelen isimlerin katılımıyla tematik diyaloglar ve buluşmalar gerçekleştirilecek. “Somut çözümlere, stratejik ortaklıklara ve finansın dönüşümdeki rolüne odaklanacağız” İş Bankası’nın COP31’e katılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Ebru Özşuca, iklim krizinin etkilerini azaltmak ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmak amacıyla atılan adımların önemini vurguladı. Özşuca, insanlığın karşı karşıya olduğu en acil sorunlardan biri olan iklim değişikliğiyle mücadele için dünya genelinde hızla harekete geçilmesi, yenilikçi ve iş birliğine dayalı çözümler geliştirilmesi gerektiğine işaret ederek; “İklim değişikliği, şirketlerin üretim süreçlerini, yatırım ihtiyaçlarını ve rekabet gücünü etkilerken, doğal kaynaklarımızın ve toplumsal refahın geleceğini de şekillendiriyor. Dayanıklı bir gelecek için bu alanları birlikte ele almak, farklı uzmanlıkları ve kaynakları ortak hedefler etrafında buluşturmak gerekiyor. Müşterilerimizin dönüşüm ihtiyaçlarını anlamak, projelerin uygulanabilir ve finanse edilebilir hale gelmesine katkı sağlamak ve ihtiyaç duyulan sermayeyi doğru yatırımlarla buluşturmak, bu yaklaşımın önemli bir parçası. İş Bankası olarak iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sunarken Türkiye’nin üretim kapasitesine, rekabet gücüne ve uzun vadeli dayanıklılığına da katkı sağlamayı amaçlıyoruz. COP31, Türkiye’nin yeşil kalkınma hamlesini uluslararası alanda duyurmak ve ortak akıl üretmek için eşsiz bir zemin sunuyor. Yer alacağımız Yeşil Bölgede somut çözümlere, stratejik ortaklıklara ve reel ekonominin dönüşümünde finansın rolüne odaklanacağız. İkinci yüzyılımızda da her alanda geliştirdiğimiz iş birlikleriyle ve sunduğumuz finansman çözümleriyle Türkiye’nin güçlü ve dayanıklı geleceği için çalışmayı sürdürüyoruz.” dedi. Finans, bilim, sanat ve teknolojiyi COP31’de buluşturacak İş Bankası’nın COP31’de paylaşacağı deneyimin temelinde, farklı sektörlerde geliştirdiği finansman çözümleri ve uzun yıllara dayanan birikimi yer alıyor. Banka; yenilenebilir enerji finansmanından tarımda verimliliğin artırılmasına, kadın girişimciliğinin desteklenmesinden KOBİ’lerin yeşil dönüşümüne kadar geniş bir yelpazede müşterilerinin dönüşümüne eşlik ediyor. Bu çalışmaları bilimsel araştırmalara, biyolojik çeşitliliğin korunmasına, doğal ekosistemlerin onarılmasına ve yenilikçi teknolojilere sağladığı katkıyla güçlendiren İş Bankası, COP31’de finans, bilim, sanat ve teknolojiyi buluşturan projelerin dayanıklı bir geleceğin inşasındaki rolüne dikkat çekecek. Banka, zirvede kurulacak iş birliklerinin iklim eylemine kalıcı ve somut katkılar sunmasını amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB, COP31 Raporunu Yayımladı Haber

TSKB, COP31 Raporunu Yayımladı

Raporda, COP31 hazırlık sürecinde küresel iklim gündemini şekillendiren başlıklar değerlendirilirken, Türkiye'nin düşük karbonlu kalkınma hedefleri doğrultusunda öncelikli politika alanları, iklim finansmanı, enerji dönüşümü, sanayide karbonsuzlaşma ve iklim değişikliğine uyum alanlarında öne çıkan dönüşüm fırsatları kapsamlı şekilde ele alınıyor. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın (TSKB), global sürdürülebilirlik yaklaşımlarını Türk iş dünyasına entegre ederek, şirketlere stratejik ve operasyonel sürdürülebilirlik danışmanlığı sunan iştiraki Escarus iş birliği ile hazırladığı, "COP31’e Doğru: Öncelikli Gündem Konuları ve Türkiye İçin Dönüşüm Fırsatı" başlıklı raporu yayımlandı. Rapor, COP31 hazırlık sürecini Paris Anlaşması kapsamındaki ilk Küresel Durum Değerlendirmesi (Global Stocktake) sonrasında başlayan yeni uygulama döneminin önemli bir aşaması olarak ele alırken, iklim hedeflerinin belirlenmesinden çok uygulanmasına odaklanan yeni döneme dikkat çekiyor. Raporda, Bonn İklim Konferansı'nın ardından Londra İklim Eylemi Haftası'nda uluslararası paydaşlarla paylaşılan COP31 Eylem Gündemi kapsamında Türkiye'nin benimsediği "Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon" vizyonuyla COP31'i bir "Uygulama COP'u" olarak konumlandırdığı belirtiliyor. Bu doğrultuda sıfır atık, temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, iklim dirençli şehirler ve İklim Uygulama Köprüsü girişimi öncelikli uygulama alanları arasında öne çıkıyor. İklim eyleminin özel sektörün, finans kuruluşlarının ve teknolojik yeniliklerin birlikte yön verdiği çok paydaşlı bir dönüşüm süreci olarak öne çıktığı vurgulanan raporda, bu çerçevede Türkiye'nin iklim finansmanına erişim kapasitesini güçlendirmeye ve sanayide düşük karbonlu yatırımları destekleyecek proje portföyünü geliştirmeye yönelik çalışmalarını hızlandırdığı ifade ediliyor. Raporda ayrıca enerji dönüşümünün iklim politikalarının yanı sıra, ekonomik güvenliğin, sanayi politikalarının ve ulusal güvenlik stratejilerinin de temel unsurlarından biri haline geldiğine dikkat çekiliyor. Jeopolitik gerilimlerin enerji arz güvenliği risklerini petrol ve doğal gazın ötesine taşıyarak elektrik altyapısı, kritik mineraller ve temiz enerji teknolojilerini de kapsayan daha geniş bir kırılganlık alanı oluşturduğu ifade ediliyor. Bu kapsamda, fiyat istikrarı ve enerji güvenliği açısından elektrifikasyonun özellikle sanayi ve ulaşım sektörlerinde yaygınlaştırılması ile enerji ve şebeke yatırımlarının birlikte ele alınmasının öneminin altı çiziliyor. Rapora ilişkin değerlendirmede bulunan TSKB Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Meral Murathan “Bu yıl ilk kez ülkemiz ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’e giderken TSKB ve Escarus olarak hazırladığımız bu kıymetli raporla pek çok önemli başlığı detaylandırıyoruz. Raporda, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları'nın (NDC) uygulanmasını desteklemeyi, ulusal öncelikleri yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmeyi ve iklim finansmanına erişimi kolaylaştırarak uygulama kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen yenilikçi bir girişim olarak Türkiye liderliğinde geliştirilen İklim Uygulama Köprüsü mekanizması gibi pek çok önemli konu yer alıyor. Bir yandan küresel iklim yönetişimindeki güncel gelişmeleri detaylıca değerlendirirken diğer yandan jeopolitik ve ekonomik dinamiklerin iklim politikaları üzerindeki etkilerine ilişkin stratejik bir perspektif sunuyoruz. Bu çalışmanın COP31’e doğru ülkemizin çok yönlü kalkınma hedefleri doğrultusunda değer yaratan tüm paydaşlarımıza fayda sağlamasını umuyoruz.” diye kaydetti. Rapordan öne çıkan değerlendirmeler: İklim eylemi kamu politikalarının ötesine geçerek özel sektör, finans sektörü ve teknolojik yeniliklerin yön verdiği çok paydaşlı bir dönüşümü gerektiriyor. Türkiye, iklim finansmanına erişim kapasitesini güçlendirmeye ve sanayide düşük karbonlu yatırımları destekleyecek proje portföyünü geliştirmeye yönelik çalışmalarını hızlandırıyor. Bu kapsamda yürütülen ulusal kapasite geliştirme ve sanayide karbonsuzlaşma girişimleri, politika çerçeveleri ile finansal sistem arasındaki uyumu güçlendirerek özel sektör yatırımlarının önünü açmayı hedefliyor. Fiyat istikrarı ve enerji güvenliği açısından kritik bir konu olan elektrifikasyonun başta sanayi ile ulaşım sektörlerinde yaygınlaştırılması ve enerji-şebeke yatırımlarıyla birlikte ele alınması gerekiyor. İklim değişikliğine uyum yatırımlarının hızlandırılmasında kamu ve özel sektörün eşgüdümlü hareket etmesi, özel sektör yatırımlarının artırılması ve finansal teşviklerin güçlendirilmesi, uyum finansmanının ölçeklenebilmesinde önemli bir rol oynuyor. Finans kuruluşlarının fiziksel iklim risklerini; kredi tahsis, yatırım ve risk yönetimi süreçlerine entegre etmeleri ve sermaye akışlarını iklime dayanıklı yatırımlara yönlendirmeleri önem kazanıyor. Gelişmekte olan ülkelerde iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik; sermaye maliyetlerinin düşürülmesi, garanti ve sigorta gibi risk paylaşım araçlarının yaygınlaştırılması ve çok taraflı finans kuruluşlarının daha etkin rol üstlenmesi öncelik kazanıyor. Finansmanın tekil projeler yerine ülke düzeyindeki stratejik yatırım planlarıyla ilişkilendirilmesi, teknik kapasite, veri altyapısı ve ortak standartların geliştirilmesi de yatırım akışlarının hızlandırılmasında belirleyici hale geliyor. Su yönetimi, iklim değişikliğine uyum politikalarının temel bileşenlerinden biri olarak ele alınıyor. Su güvenliğinin sağlanması için iklim dirençli altyapıların yaygınlaştırılması, dijital teknolojilerden yararlanılması ve alternatif su kaynaklarına yönelik yatırımların hızlandırılması önem taşıyor. Adil geçiş, iklim hedeflerine ulaşırken yeni sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri önlemeyi hedefliyor. Düşük karbonlu ekonomiye geçişin sektörler ve bölgeler üzerindeki farklı etkileri dikkate alınarak geliştirilecek politika ve destek mekanizmaları, dönüşümün daha kapsayıcı ve uygulanabilir şekilde ilerlemesini sağlayacak temel unsurlar arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EY Enerji Konferansı’nda Küresel Enerji Sektörünün Gündemi Ve Geleceği Masaya Yatırıldı Haber

EY Enerji Konferansı’nda Küresel Enerji Sektörünün Gündemi Ve Geleceği Masaya Yatırıldı

Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık şirketi EY’ın 10-11 Haziran’da düzenlediği Bölgesel Enerji Konferansı’nın dördüncüsü, bu sene İstanbul’da gerçekleştirildi. Enerji sektörünün dönüşümüne yön veren başlıkların ele alındığı konferansta; jeopolitik gelişmeler, yapay zekâ, enerji güvenliği, yatırım stratejileri, siber güvenlik ve COP31 gündemi öne çıkan konular arasında yer aldı. 10’dan fazla ülkeden üst düzey enerji sektörü liderleri ve EY enerji uzmanlarının yer aldığı konferansta sektörün karşı karşıya olduğu riskler, zorluklar ve yeni fırsat alanları değerlendirildi. Enerji sektörünün geleceğine ilişkin farklı perspektiflerin bir araya geldiği program kapsamında yeni teknolojiler, enerji dönüşümü, yatırım trendleri ve sektörün geleceğine yönelik paneller ile enerji değer zinciri boyunca öne çıkan gelişmelerin değerlendirildiği interaktif oturumlar gerçekleştirildi. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Sayın Ahmet Berat Çonkar’ın katılımlarıyla düzenlenen konferansta; son birkaç yılda yaşanan jeopolitik gelişmelerle enerjinin küresel ekonominin en stratejik unsurlarından biri olmaya devam ettiğine dikkat çekildi. Sayın Çonkar konuşmasında; enerjinin geleceğini derinden etkileyecek yapısal eğilimlerden bahsederek yapay zekâ ve ileri teknolojilerin, yeni veri merkezleri aracılığıyla dünya genelinde yeni bir elektrik talebi katmanı oluşturduğunu vurguladı. Aynı zamanda giderek daha dijital hale gelen bir dünya için yeterli, güvenilir ve erişilebilir elektriğin nasıl sağlanacağıyla da ilgili görüşlerini aktardı. Ayrıca, enerji güvenliğinin artık yalnızca kaynaklara erişimle tanımlanmadığını; çeşitlendirilmiş tedarik kaynakları, dayanıklı altyapı ve sistem esnekliğini de gerektirdiğini belirten Çonkar; bu tür sistemleri kurabilen ülkelerin, küresel enerji dönüşümünün sunduğu fırsatlardan yararlanırken belirsizlikleri de daha etkin şekilde yönetebileceğinin altını çizdi. EY -CESA Enerji Sektörü Lideri Jaroslaw Wajer açılış konuşmasında, EY Bölgesel Enerji Konferansı’nın enerji sektörünün geleceğine ışık tutma konusundaki stratejik öneminden bahsederek, bu konferansın bu sene İstanbul’da düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti paylaştı. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen konferansın enerji sektöründeki paydaşlar arasında bilgi paylaşımı, görüş alışverişi ve iş birliğini güçlendiren önemli bir platform haline geldiğine dikkat çekti. İstanbul’un seçilmesinin, şehrin stratejik konumu, gelişen enerji piyasası ve kültürel bir buluşma noktası olma özelliğiyle yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Wajer, konferansın bölgedeki öncü ülkelerden enerji sektörü liderlerini bir araya getirerek sektörün geleceğine yön verecek tartışmalar için güçlü bir zemin sunduğunu ifade etti. EY Eurasia Bölge Lideri Metin Canoğulları ise konuşmasında, Türkiye’nin jeostratejik konumuna dikkat çekerek, Avrupa ile Asya arasında bir enerji köprüsü olma rolünün güçlendiğini vurguladı. Türkiye’nin enerji koridoru olmasının ötesinde, aynı zamanda bölgesel bir ticaret ve dağıtım merkezi haline geldiğini belirten Canoğulları, bu konumun enerji arz güvenliği, tedarik çeşitliliği ve bölgesel entegrasyon açısından kritik bir değer sunduğunu ifade etti. Dinamik küresel ortamda dayanıklılık, çeviklik ve uyum yeteneğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan EY-Parthenon Türkiye Enerji Sektörü Lideri ve şirket ortağı Cem Çamlı, enerji sektöründe yaşanan jeopolitik gelişmelerin etkilerinin, altı alanda ortaya çıktığını söyledi. Öncü ülkelerin enflasyon tahminlerinin yükseldiğini, ekonomik büyüme tahminlerinin düştüğünü, hammadde fiyatlarının artış eğilimine girdiğini ve merkez bankalarının para politikalarında daha dikkatli hareket ettiğini belirtti. Tüm bu gelişmelerin hepsinin birlikte yönetilmesi gerektiği bu dönemde, ülkelerin politikalarında enerji arz güvenliği bir numaralı öncelik haline geldi. Bugün yaşanan enerji krizlerinin devam etmesi senaryosunda, küresel enerji piyasası dinamiklerinin etkilerinin enerji sektörünün ötesinde ulaştırma, tarım, perakende, inşaat ve sanayi gibi birçok sektörü etkileyebileceğini söyledi. En başarılı kurumların reaktif kriz yönetiminden, proaktif dayanıklılık yönetimine geçebilen kurumlar olacağını ifade eden Çamlı; “Kararlarımızı farklı ticari senaryolara dayanarak vermeli ve çeşitli olası sonuçlara hazırlıklı olmalıyız” dedi. Enerjisa Üretim CEO'su İhsan Erbil Bayçöl moderatörlüğünde gerçekleştirilen ‘Dönüşüm sürecinde liderlik: Orta Avrupa’da riskleri fırsatlara dönüştürmek’ başlıklı panelde; IC Enterra CEO'su Cem Aşık, Başkentgaz CEO’su Emre Torun, TAURON CEO’su Grzegorz Lot, ENEA S.A. Ticari İşler Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bartosz Krysta hızla değişen bir ortamda liderlerin stratejisi, enerji güvenliği, pazar dönüşümü ve dayanıklılık konuları hakkında görüş ve gelecek için önerilerini paylaştı. EY Parthenon Enerji Sektörü Lideri Kinga Charpentier moderatörlüğünde gerçekleştirilen ‘Sermaye için rekabet: Bir fırsatı yatırım yapılabilir kılan nedir?’ başlıklı panelde ise; EBRD Avrasya Enerji Bölümü Başkanı Şule Kılıç, Sunotec-Group Strateji Başkanı Alexander Zahariev, Actis LLP Başkan Yardımcısı Jonathan Herren ve OX2 A.B. Ülke Müdürü Lacramioara Diaconu katılımcılarla yüksek performans gösteren olgun pazarlardan güncel içgörüleri ve çıkarılan dersleri paylaştı. ‘Enerji güvenliğinin yeniden tanımlanması: Sahadan gelen dayanıklılık, egemenlik ve sistem hazırlığı’ panelinde ise uzun vadeli risklere yönelik stratejik yanıtlar EY Türkiye Siber Güvenlik Hizmetleri Lideri Ulvi Cemal Bucak moderatörlüğünde Corvion P.S.A. Genel Müdürü Mariusz Balicki ile ele alındı. Yapay zekâ kaynaklı elektrik talebi hızla büyüyor Konferansta, enerji sektörünün yapay zekâ yatırımlarındaki hızını da dikkat çekildi. Küresel çapta neredeyse tüm sektörlerdeki yapay zekâ yatırımlarındaki büyümenin enerji talebini de önemli ölçüde artırdığını belirtildi. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) projeksiyonlarına göre yapay zekâ kaynaklı elektrik talebinin on yılın sonuna kadar iki katından fazla artabileceği ifade edilerek, şebeke kapasitesi ve bağlantı süreçlerinin kritik öneme sahip olduğunu vurgulandı. Yapay zekâ ile enerji arasındaki ilişkinin önündeki temel engelin teknoloji değil, koordinasyon eksikliği olabileceği aktarıldı. Yapay zeka – Olga, Thierry, George isimlerini ekleyelim. Veri merkezleri enerji ekosisteminin yeni esnek varlıkları olabilir Veri merkezlerinin gelecekte enerji sistemlerinin esnek unsurlarına dönüşebileceğine dikkat çekilerek, EY’ın yapay zekâ ajanları ve süreç otomasyonuna önemli yatırımlar yaptığı belirtildi. Özellikle veri merkezlerinin enerji şebekelerine sağlayabileceği esneklik değerinin sektörün en önemli tartışma alanlarından biri haline geldiği ifade edildi. Enerjiye erişimin veri merkezi büyümesinin önündeki en büyük kısıtlardan biri haline geldiği vurgulanırken, teknoloji şirketleri ile enerji şirketleri arasında yeni iş birliği modellerinin geliştiğine de dikkat çekildi. Veri merkezleri enerji sisteminin esnek varlıkları hâline gelebilir mi, talebi gerektiğinde ayarlayabilirler mi, şebeke dengelemesine katkı sağlayabilirler mi, elektrik tüketen yapılar olmanın ötesine geçerek şebeke esnekliğini destekleyebilirler mi? gibi konu başlıkları ele alındı. Bu sene COP31’de odak, uygulama ve sonuçlar olacak Konferans programının önemli başlıkları arasında yer alan COP31 ile ilgili olarak EY Türkiye İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Şirket Ortağı Ece Sevin; bu sene COP31 gündeminin artık daha fazla uygulama ve sonuç alma odağında şekillendiğini söyledi. Sevin; enerji dönüşümü, yenilenebilir enerji, yeşil sanayileşme, iklim finansmanı, gıda güvenliği, dayanıklı şehirler, sağlık sistemleri, döngüsel ekonomi ve atık yönetiminin COP31’in öne çıkan başlıkları arasında yer alacağını belirtti. İklim gündeminin yalnızca çevre politikalarıyla sınırlı olmadığını ifade eden Sevin, bu süreçlerin sermaye maliyetlerinden yatırım kararlarına, karbon piyasalarından sürdürülebilirlik raporlamasına kadar şirketlerin iş modellerini doğrudan etkilediğini vurguladı. Sevin, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve diğer iklim odaklı düzenlemelerin şirketlerin maliyet yapılarını doğrudan etkileyebileceğine değindi. Öte yandan sürdürülebilirlik raporlaması alanında da küresel ölçekte daha güçlü bir dönüşüm yaşandığının altı çizildi. Bu dönüşüm; ISSB standartları, CSRD ve diğer yeni raporlama gereklilikleri aracılığıyla giderek hız kazandığı, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi (CSDDD) gibi düzenlemelerin, tedarik zincirlerinin tamamında daha yüksek şeffaflık beklentileri oluşturduğu aktarıldı. Konferansın ikinci gününde ise uluslararası katılımcılarla birlikte Enerjisa Üretim Senkron Remote Operation Center’a ziyaret gerçekleştirilerek; enerji operasyonlarında dijitalleşme, verimlilik ve uzaktan yönetimin sektördeki etkisi yerinde incelendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UN Global Compact Türkiye’den Dünya Çevre Günü’nde İş Dünyasına Çağrı Haber

UN Global Compact Türkiye’den Dünya Çevre Günü’nde İş Dünyasına Çağrı

Küresel veriler, iklim eyleminde zaman kaybetmeden ilerlenmesi gereken bir dönemde olduğumuzu ortaya koyuyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) State of the Global Climate 2025 raporuna göre 2015–2025 arasındaki dönem kayıtlardaki en sıcak 11 yıl oldu. 2025 yılında küresel sıcaklık sanayi öncesi dönemin yaklaşık 1,43°C üzerinde seyretti. Artan sıcaklıklar; su stresi, gıda güvenliği, altyapı baskısı, enerji talebi ve tedarik zinciri kesintileri gibi başlıkları şirketler için daha görünür hale getiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Global Energy Review 2026 raporuna göre küresel enerji kaynaklı CO₂ emisyonları 2025’te yüzde 0,4 arttı. UNEP’in Emissions Gap Report 2025 raporu, mevcut politikalarla dünyanın bu yüzyıl sonuna kadar yaklaşık 2,8°C’lik bir ısınma patikasında ilerlediğini ortaya koyuyor. Küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırabilmek için küresel emisyonların 2035’e kadar 2019 seviyelerine göre yüzde 55 azaltılması gerekiyor. Mevcut gidişat ile bilimsel hedefler arasındaki bu fark, iklim eyleminde daha hızlı ve kararlı adımlar atılması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu dönüşümde iş dünyasına da önemli bir rol düşüyor. Küresel sera gazı emisyonlarının önemli bir bölümü iş dünyasının faaliyetleri ve değer zincirlerinden kaynaklanırken, şirketler aynı zamanda düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapma, inovasyonu hızlandırma ve tedarik zincirlerini dönüştürme kapasitesi ile dönüşümü hızlandırma gücüne sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu süreçte şirketlerin enerji kullanımı, üretim süreçleri, satın alma kararları, tedarik zinciri yönetimi, yatırım planları ve kaynak verimliliği gibi alanlarda atacağı adımlar küresel iklim hedeflerine ulaşılmasında önemli bir rol oynayacak. COP31 Türkiye iş dünyasının küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi, iklim kanunu çalışmaları, emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, sürdürülebilirlik raporlaması standartları ve Avrupa Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere küresel düzenleyici gelişmeler, şirketlerin düşük karbonlu ekonomiye geçişini artık ertelenemez bir rekabet meselesi haline getiriyor. COP31, bu dönüşümün hızlandırılması ve Türkiye iş dünyasının küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor. COP31’in “Uygulama COP’u” olarak konumlandırılması; verilen hedeflerin nasıl hayata geçirileceğinin tartışıldığı ve somut ilerleme için tüm paydaşların birlikte çalışacağı bir süreci tanımlıyor. COP31'in ana gündem maddeleri olan sıfır atık, gıda güvenliği, yeşil sanayileşme, temiz enerji geçişi ve iklim uyumu; önümüzdeki dönemde odaklanmamız gereken alanları ortaya koyuyor. Bu alanlarda şirketlerimiz taahhütlerini güçlendirerek, ilerlemeyi şeffaf raporlayarak, inovasyonla dönüşümü ölçeklendirerek ve tüm değer zincirine yayarak küresel rekabet güçlerini artırabilir. İş birliği, dönüşümün hızını ve etkisini artıracak İklim krizi, hiçbir kurumun tek başına çözebileceği bir sorun değil. COP31’e giden süreçte kamu, özel sektör, finans kuruluşları, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler ekosistemi arasında kurulacak güçlü iş birlikleri, Türkiye’nin iklim eylemine katkısını artırmak açısından kritik önem taşıyor. Hedefleri uygulamaya geçirme zamanı Bilim temelli hedefler, şirketlerin iklim taahhütlerini ölçülebilir ve izlenebilir azaltım patikalarına dönüştürmesi açısından önemli bir araç sunuyor. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi), şirketlerin sera gazı emisyon azaltım hedeflerini iklim bilimiyle uyumlu şekilde belirlemelerine ve doğrulatmalarına imkan sağlıyor. SBTi verilerine göre dünya genelinde 11 binden fazla şirketin hedefleri doğrulanmış durumda. Türkiye’de de 100’e yakın şirketin SBTi sürecine dahil olması ve bu sayının giderek artması, iş dünyasında bilim temelli iklim hedeflerine yönelik ilginin güçlendiğini gösteriyor. UN Global Compact Türkiye, şirketleri bilim temelli iklim hedeflerini belirleme, uygulamaya taşıma, ilerlemeyi izleme ve paydaşlarla iş birliğini güçlendirme süreçlerinde desteklemeye devam ediyor. Hızlandırma programları, eğitimler, kaynaklar, küresel ve yerel deneyim paylaşımı ağları ile iş dünyasının iklim eylemine katkısını artırmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.