Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yoğurt

Kapsül Haber Ajansı - Yoğurt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yoğurt haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaz Sıcağında Serinliğin Doğal Adresi: Evde Kolayca Hazırlayabileceğiniz Ferah Smoothie Tarifleri Haber

Yaz Sıcağında Serinliğin Doğal Adresi: Evde Kolayca Hazırlayabileceğiniz Ferah Smoothie Tarifleri

Yaz mevsiminin etkisini artırmasıyla birlikte sıcak havalarda hem serinleten hem de besleyici seçenekler ön plana çıkıyor. Kolay hazırlanabilen, doğal malzemelerle zenginleştirilebilen smoothie tarifleri; kahvaltılarda, ara öğünlerde ve spor sonrası tüketimde sağlıklı bir alternatif olarak tercih ediliyor. Uzmanlar, yaz aylarında su tüketiminin yanı sıra yüksek su oranına sahip meyve ve sebzelerin de beslenme düzeninde önemli bir yer tuttuğunu belirtiyor. Karpuz, çilek, şeftali, kavun, salatalık ve nane gibi yazın sevilen lezzetleriyle hazırlanan smoothie'ler, ferahlatıcı etkilerinin yanı sıra vitamin ve mineral desteği de sunuyor. Yazın En Çok Tercih Edilen 5 Serinletici Smoothie1. Karpuz & Nane Smoothie Malzemeler: 2 su bardağı çekirdeksiz karpuz5-6 yaprak taze naneYarım limonun suyuBirkaç buz küpü Tüm malzemeleri blenderdan geçirerek birkaç dakika içinde ferahlatıcı bir içecek hazırlayabilirsiniz. 2. Çilek & Yoğurt Smoothie Malzemeler: 1 su bardağı çilek1 kase yoğurt1 tatlı kaşığı balBirkaç buz küpü Protein ve kalsiyum açısından zengin olan bu tarif, özellikle kahvaltılar ve ara öğünler için ideal bir seçenek sunuyor. 3. Şeftali & Muz Smoothie Malzemeler: 1 olgun şeftali1 muz1 çay bardağı süt veya bitkisel sütTarçın (isteğe bağlı) Doğal tatlılığı sayesinde ilave şeker gerektirmeyen bu tarif, enerji veren lezzetlerden biri olarak öne çıkıyor. 4. Tropikal Ferahlık Smoothie Malzemeler: Yarım mango1 dilim ananasHindistan cevizi suyuBirkaç buz küpü Egzotik aromaları sevenler için yazın en keyifli alternatiflerinden biri oluyor. 5. Salatalık & Yeşil Elma Smoothie Malzemeler: Yarım salatalık1 yeşil elmaBir avuç ıspanakBirkaç damla limon suyuSu veya maden suyu Yüksek ferahlık hissi sağlayan bu tarif, sıcak yaz günlerinde hafif bir seçenek arayanların favorileri arasında yer alıyor. Smoothie Hazırlarken Bunlara Dikkat Edin Uzmanlar, smoothie hazırlanırken ilave şeker yerine meyvelerin doğal şekerinden faydalanılmasını öneriyor. Daha uzun süre tok kalmak isteyenler yoğurt, kefir veya yulaf ekleyebilirken; spor yapanlar protein kaynağı olarak süt veya yoğurdu tercih edebiliyor. Ayrıca tariflerde mevsim meyvelerinin kullanılması hem lezzeti artırıyor hem de daha ekonomik bir seçenek sunuyor. Yazın Vazgeçilmez İçeceği Olmaya Devam Ediyor Pratik hazırlanışı, zengin içerik seçenekleri ve serinletici etkisiyle smoothie'ler yaz aylarının en popüler içecekleri arasında yer almayı sürdürüyor. Evde kolayca hazırlanabilen bu tarifler sayesinde hem sıcak havalarda ferahlamak hem de günlük vitamin ve mineral alımını desteklemek mümkün oluyor. Özellikle mevsiminde tüketilen taze meyvelerle hazırlanan smoothie'ler, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını destekleyen lezzetli alternatifler arasında öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sıcak Havalarda Beslenme Hatalarına Dikkat! Haber

Sıcak Havalarda Beslenme Hatalarına Dikkat!

Uzman Diyetisyen Samet Yağlı, sıcak havalarda beslenmenin yalnızca “az yemek” ya da “soğuk içecek tüketmek” anlamına gelmediğini belirterek, doğru sıvı alımı ve hafif öğün planlamasının kritik olduğunu vurguluyor. “Sıcak havalarda susuzluk hissini beklemek doğru bir strateji değildir. Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler, kronik hastalığı olanlar ve dışarıda çalışan kişiler gün içinde düzenli olarak su içmelidir. Çay, kahve, gazlı içecekler ya da şekerli içecekler suyun yerine geçmez. Vücudun temel ihtiyacı sudur.” diyen Uzm. Dyt. Samet Yağlı, yaz aylarında ağır, yağlı ve kızartma ağırlıklı öğünlerin sindirimi zorlaştırabileceğine dikkat çekiyor. Yağlı ve büyük porsiyonlu yemeklerin sıcak havalarda vücut yükünü artırabileceğini belirten Yağlı, özellikle öğle saatlerinde daha hafif tabakların tercih edilmesi gerektiğini söylüyor: “Yaz aylarında sebze ağırlıklı öğünler, yoğurt, ayran, ayran aşı çorbası, cacık, salata, zeytinyağlılar, meyve ve su oranı yüksek besinler daha doğru tercihlerdir. Karpuz, salatalık, domates, çilek, şeftali gibi su içeriği yüksek besinler destekleyici olabilir; ancak bunlar suyun yerine geçmez.” Sıcak havalarda yapılan bir diğer hatanın da maden suyu, sporcu içeceği veya şekerli soğuk içeceklerin kontrolsüz tüketilmesi olduğunu belirten Yağlı, özellikle tansiyon, böbrek hastalığı veya kalp-damar rahatsızlığı olan kişilerin mineral içerikli içecekleri bilinçsiz tüketmemesi gerektiğini ifade ediyor. Uzm. Dyt. Samet Yağlı, sıcak havalar için şu önerilerde bulunuyor: Gün içinde suyu düzenli tüketin. Susamayı beklemeyin, su tüketimini güne yayın. Ağır ve yağlı öğünlerden kaçının. Kızartmalar, ağır soslar ve büyük porsiyonlar yerine hafif tabaklar tercih edin. Şekerli ve gazlı içecekleri sınırlandırın. Bu içecekler kısa süreli serinlik hissi verse de vücudun sıvı ihtiyacını karşılamaz. Tansiyon sorunu yoksa 2 şişe limon dilimi eklenmiş maden suyu için. Kafein ve alkol tüketimine dikkat edin. Fazla tüketim sıvı kaybını artırabilir. Sebze, meyve ve yoğurtlu seçeneklere yer verin. Cacık, ayran, yoğurt, salata ve zeytinyağlılar sıcak günler için daha dengeli tercihlerdir. Çocuklar ve yaşlılar daha yakından takip edilmeli. Bu gruplar susuzluğu her zaman doğru ifade edemeyebilir. İdrar renginizi takip edin. Koyu renk idrar, yetersiz sıvı alımının işareti olabilir. Sıcak havalarda doğru beslenmenin sadece kilo kontrolü için değil, günlük enerji, konsantrasyon ve genel sağlık için de önemli olduğunu belirten Uzm. Dyt. Samet Yağlı, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Yaz aylarında vücudu yormayan, su ve mineral dengesini destekleyen, hafif ama besleyici bir düzen oluşturmak gerekir. Serinlemek için yalnızca soğuk içeceklere yönelmek yerine, günün tamamına yayılan bilinçli bir beslenme ve sıvı planı yapılmalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teksüt 70 Yıllık Deneyimiyle Sağlıklı Nesillere Katkı Sunuyor Haber

Teksüt 70 Yıllık Deneyimiyle Sağlıklı Nesillere Katkı Sunuyor

Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray, sütün yaşamın her döneminde düzenli olarak tüketilmesi gereken en değerli besin kaynaklarından biri olduğunu belirterek 1 Haziran Dünya Süt Günü’nü kutladı. Sağlıklı bir toplumun temelinde dengeli ve yeterli beslenmenin yer aldığını ifade eden Aksaray, “Süt; protein, kalsiyum, vitamin ve mineraller açısından çok zengin bir besin kaynağı. Çocukların büyüme ve gelişiminden yetişkinlerin sağlıklı yaşamına kadar her yaşta önemli bir role sahip. Fiziksel ve zihinsel gelişimin desteklenmesi için düzenli süt tüketimi büyük önem taşıyor” dedi. Bu yıl 70’inci kuruluş yılını kutlayan Teksüt’ün, nesillerdir sofralarda yer aldığını vurgulayan Aksaray, “70 yıldır süt ve süt ürünleri alanındaki deneyimimizle tüketicilerimize güvenilir ve kaliteli ürünler sunuyoruz. Sütün bereketini ve doğallığını sofralara taşırken, sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu. Süt kültürü nesilden nesile aktarılıyor Sütün yoğurt, ayran, peynir, kaymak ve tereyağı gibi birçok ürüne dönüşen büyük bir yolculuğa sahip olduğunu belirten Aksaray, “Anadolu mutfağında süt ve süt ürünleri çok önemli bir yere sahip. Kahvaltıdan ana öğünlere, tatlılardan geleneksel lezzetlere kadar hayatımızın her alanında süt ürünlerini görüyoruz. Bu güçlü kültür, yüzyıllardır nesilden nesile aktarılıyor” ifadelerini kullandı. Günde 2 bardak süt öneriliyor Karbonhidrat, protein ve yağ içeriğiyle enerji sağlayan süt, özellikle içerdiği kalsiyum sayesinde kemik sağlığının korunmasına katkı sağlıyor. Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için gerekli olan protein, kalsiyum, fosfor ile B2, B6, B1 ve A vitaminleri de süt aracılığıyla alınabiliyor. Uzmanlar, çocukluk döneminden itibaren düzenli süt tüketiminin sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olduğuna dikkat çekerken, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Beslenme Rehberi’nde, çocukların ve gençlerin her gün düzenli olarak 2 ila 4 porsiyon süt ve süt ürünü tüketmesinin sağlıklı büyüme ve gelişim açısından önemli olduğu vurgulanıyor. Teksüt’ün sade ve meyve aromalı süt çeşitleri ise çocukların süt tüketimini desteklerken, içerdiği yüksek protein ve kalsiyum oranlarıyla öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eker Süt Ürünleri, Culinary Forum 2026’da Gastronomi Profesyonelleriyle Buluştu Haber

Eker Süt Ürünleri, Culinary Forum 2026’da Gastronomi Profesyonelleriyle Buluştu

Gastronomi dünyası, 17-18 Şubat 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilen Culinary Forum’da bir araya geldi. Culinary Forum, Nirvana Cosmopolitan Hotel ev sahipliğinde iki gün boyunca sektörün önde gelen markalarını, şeflerini ve gastronomi meraklılarını aynı çatı altında topladı. Trendlerin, lezzetlerin ve çok sayıda ürünün paylaşıldığı bu önemli buluşmada, Eker Süt Ürünleri de zengin ürün portföyüyle yerini aldı. Gelenekten ilham alan üretim anlayışını yenilikçi bakış açısıyla buluşturan marka, Culinary Forum 2026’da hem klasikleşmiş hem de yeni nesil ürünlerini sektör profesyonelleriyle paylaştı. Eker’in standında; probiyotik yoğurt alternatifleri, kefirler, detoks kefir serisi, ayran çeşitleri, mutfaklara ve damaklara yeni bir soluk getiren çırpılmış yoğurt seçeneği ile sevilen sütlü tatlı grubu ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Gastronomi alanında yapılan saygın etkinliklerinden biri olan forum; uzman konuşmacılar, yaratıcı atölye çalışmaları ve uygulamalı gösterimlerle katılımcılara ilham verici bir deneyim sundu. Sektördeki güncel gelişmeleri yakından takip etme ve bilgi alışverişinde bulunma imkânı sağlayan etkinlik, yenilikçi yaklaşımların keşfedildiği bir platform haline geldi. Etkinlik boyunca standında misafirlerini ağırlayan Eker, geniş ürün gamını yakından tanıtmanın yanı sıra gastronomi profesyonelleriyle bire bir temas kurarak sektörel iş birliklerini güçlendirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ev Yapımı Çorba Sindirimi Rahatlatıyor!  Haber

Ev Yapımı Çorba Sindirimi Rahatlatıyor! 

Sebze, baklagil, tahıl ve yoğurt bazlı çorbaların vitamin, mineral ve lif açısından önemli katkı sağladığını aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sıvı ve ılık yapısı sayesinde çorbalar sindirimi destekler, mideyi yormadan bağırsak hareketlerine katkı sağlar.” dedi. Kış aylarında bağışıklık sistemine destek sunan çorbaların, sıvı ihtiyacının karşılanmasında da etkili rol oynadığını vurgulayan İspiroğlu, ev yapımı çorbaların içerik kontrolü ve katkı maddesi içermemesi nedeniyle daha sağlıklı bir alternatif oluşturduğunu aktardı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, özellikle iftar sofralarının vazgeçilmezi olan çorbanın faydaları hakkında açıklamalarda bulundu. Çorba, sindirimi desteklerken tokluk hissini artırıyor! Çorbanın, günlük beslenme düzeninde önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sebze, baklagil, tahıl, yoğurt ve et grubu besinlerin bir arada kullanılabilmesi sayesinde; karbonhidrat, protein, lif, vitamin ve mineral alımına katkı sağlar.” dedi. Özellikle sebze tüketiminin yetersiz olduğu bireylerde çorbanı, bu açığı kapatmanın pratik ve sürdürülebilir bir yolu olduğunu aktaran İspiroğlu, “Sıvı ve ılık yapısı sayesinde çorbalar sindirimi destekler, mideyi yormadan bağırsak hareketlerine katkı sağlar. Aynı zamanda çorba tüketimi yemek yeme süresini uzatır. Yemek süresinin uzaması, toklukla ilişkili hormonların salgılanmasını destekleyerek daha erken doyma ve daha uzun süre tok kalma hissine yardımcı olur.” şeklinde konuştu. Sebze ve yoğurt bazlı çorbalar, vitamin ve mineral desteğiyle bağışıklığa katkı sağlıyor! Kış aylarında çorba tüketiminin bağışıklık sistemi açısından da önem taşıdığına dikkat çeken Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sebze, et suyu veya yoğurt bazlı çorbalar; vitamin, mineral ve sıvı alımını destekleyerek vücudun savunma mekanizmalarına katkı sağlar.” dedi. Soğuk havalarda sıvı tüketiminin azaldığı dönemlerde çorbanın, bu ihtiyacın karşılanmasında da etkili bir rol üstlendiğini ifade eden İspiroğlu, “Kilo kontrolü açısından bakıldığında ise, çorbanın içeriği belirleyicidir. Sebze, baklagil ve yoğurt bazlı çorbalar; lif ve protein içeriği sayesinde enerji alımının dengelenmesine yardımcı olur. Fazla yağ ve unla hazırlanan çorbalar yerine, un miktarı sınırlı tutulan ve doğal içeriği öne çıkan çorbalar daha sağlıklı bir seçenek oluşturur.” açıklamasını yaptı. Ev yapımı çorbalar sağlıklı beslenmenin güvenilir bir parçası! Ev yapımı çorbaların, hazır çorbalara kıyasla içerik kontrolü açısından önemli bir avantaja sahip olduğuna vurgu yapan çeken Hülya Yiğit İspiroğlu, “Tuz miktarı ayarlanabilir, katkı maddeleri içermez ve besin çeşitliliği artırılabilir.” dedi. Bu avantajın çorbayı yalnızca doyurucu değil, aynı zamanda besleyici bir öğün haline getirdiğinin altını çizen İspiroğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yaklaşımın en iyi örneklerinden biri ise, geleneksel mutfağımızda uzun yıllardır özel bir yere sahip olan yayla çorbasıdır. Yoğurt çorbası olarak da bilinen yayla çorbası, Türkiye’de ‘hasta çorbası’ olarak anılan ve özellikle kış aylarında tercih edilen hafif ama besleyici bir seçenektir. Yoğurttan gelen protein ve kalsiyum, pirinç ya da arpa ile sağlanan enerji ve nane gibi baharatların sindirimi destekleyici etkisi, bu çorbayı dengeli bir öğün haline getirir. Günlük yaşamda şifa niyetiyle tüketilen yayla çorbasının dünyanın en iyi çorbaları arasında yer alması, geleneksel beslenme kültürümüzde iyi gelen olarak tanımlanan birçok uygulamanın evrensel düzeyde de karşılık bulduğunu gösteriyor. Ev yapımı çorbalar; sade içeriği, sindirimi destekleyen yapısı ve besleyici değeriyle, sağlıklı beslenmenin zamansız ve güvenilir bir parçasıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ramazan Ayında Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları Haber

Ramazan Ayında Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları

11 ayın sultanı Ramazan ayının gelmesiyle birlikte beslenme düzeninde de önemli değişiklikler yaşanıyor. “Bu süreçte sağlığın korunması için doğru beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi büyük önem taşıyor” diyen Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Melike Gülenç, Ramazan ayında dikkat edilmesi gereken beslenme önerilerini paylaştı. “Sahur Öğünü Atlanmamalı” Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin en önemli adımlarından biri sahura mutlaka kalkmak. Sahur öğünü, gün boyunca enerjinin korunmasına ve kan şekerinin dengelenmesine yardımcı oluyor. Sahurda kahvaltı tarzı bir öğün tercih edilebileceğini belirten Gülenç, yumurta, peynir, zeytin ve yeşilliklerin yanında tam buğday veya çavdar ekmeğinin ideal bir seçenek olduğunu ifade ediyor. Ayrıca sahurda yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden, aşırı şekerli ve baharatlı besinlerden uzak durulması gerektiğini vurguluyor. “İftarda Yavaş ve Dengeli Beslenin” İftar öğününde dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri, yemeğe çorba ile başlandıktan sonra ana yemeğe geçmeden önce 10–15 dakika ara verilmesi. Bu sürenin sindirimi kolaylaştırdığını belirten Gülenç, ana yemeğin çok yağlı olmamasına da dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor. Gülenç, ana yemeğin yanında yoğurt ve salatanın yeterli ve dengeli bir öğün oluşturduğunu ifade ediyor. “Ara Öğün Kan Şekerini Dengeliyor” İftardan yaklaşık iki saat sonra, kan şekerinin dengelenmesi için ara öğün yapılabileceğini belirten Gülenç, bu öğünde meyve tüketiminin uygun olduğunu söylüyor. Tatlı ihtiyacı için ise haftada bir gün hafif sütlü tatlıların tercih edilebileceğini ekliyor. “Su Tüketimini İhmal Etmeyin” Ramazan ayında yeterli sıvı alımının önemine dikkat çeken Gülenç, iftar ile sahur arasında su tüketimine mutlaka özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca günlük su ihtiyacının bu zaman diliminde dengeli şekilde karşılanması da vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İmmünoterapiyi Destekleyecek 10 Alışkanlık Haber

İmmünoterapiyi Destekleyecek 10 Alışkanlık

İmmünoterapinin birçok hastada yüz güldürücü sonuçlar verdiğini ancak bazı kişilerde beklenen yanıtların alınamadığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Bu noktada, tedavinin etkisini artırabilecek destekleyici faktörler önem kazanır. Yaşam tarzı ve günlük alışkanlıklar da bu destekleyici unsurlar arasında değerlendirilebilir” dedi. İmmünoterapi sürecinde, yardımcı faktörler arasında bağırsak mikrobiyotası öne çıkar. Bağırsaklarda yaşayan ve vücuttaki en büyük bakteri topluluğunu oluşturan mikrobiyotanın, bağışıklık sistemiyle doğrudan ilişkili olduğunun altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Yapılan birçok çalışmada, bağırsak mikrobiyotasının bağışıklık yanıtını düzenlemede önemli rol oynadığı ortaya konmuştur. Özellikle agresif bir deri kanseri türü olan melanomda, bağırsak mikrobiyotasının dengelenmesiyle immünoterapiye verilen yanıtın artabildiği hem laboratuvar ortamında hem de klinik çalışmalarda ortaya konmuştur. Bu nedenle bağırsak mikrobiyotasını destekleyen günlük alışkanlıklar, tedaviye yardımcı bir rol üstlenebilir” dedi. Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, immünoterapi tedavisine yardımcı olabilecek 10 faydalı alışkanlığı sıraladı: Bağırsak mikrobiyotasını desteklemek için brokoli, kuşkonmaz, ıspanak, pırasa ve enginar gibi yeşil sebzelerin günlük beslenmede yeterli miktarda yer almasına özen gösterin.Bağırsak bakteri dengesinin korunmasına yardımcı olan yoğurt, kefir ve turşu gibi fermente gıdaları düzenli olarak tüketin.Bağırsak sağlığını korumaya katkı sağlayan bir alışkanlık olarak kırmızı et tüketimini azaltın.İşlenmiş şeker ve hazır gıdalar yerine; bal, bitter çikolata, elma, dut ve tatlı patates gibi daha doğal alternatifleri tercih edin.Doktor önerisiyle ve belirli dönemlerde probiyotik kullanın.Bağırsaktaki faydalı bakteri dengesini korumak için gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının.Bağırsak bakterilerini besleyen lifli besinler arasında yer alan tam tahıllar, soğan, sarımsak, muz, fındık, kabak ve ayçiçeği çekirdeği ile fasulye ve mercimek gibi besinlere sofranızda daha fazla yer verin.Bağışıklık sisteminin dengeli çalışmasına katkı sağlayan yeterli ve kaliteli uykuya özen gösterin.Günlük yaşamda düzenli fiziksel aktiviteyi alışkanlık haline getirin.Zihinsel ve fiziksel iyilik halini desteklemek için meditasyon, nefes egzersizleri veya benzeri rahatlatıcı uygulamalara zaman ayırın, stresten kaçının. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yılbaşı Sofranızda Kalbinizi ve Midenizi Yormayan Seçimler Yapın Haber

Yılbaşı Sofranızda Kalbinizi ve Midenizi Yormayan Seçimler Yapın

Ancak yılbaşı gecesi ve sonrasında kontrolsüz beslenmek mide sorunları, şişkinlik, ödem ve kilo artışı gibi istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. Yeni yıla sağlıklı bir başlangıç yapmak ise doğru beslenme planlaması ile mümkün olabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nihan Yakut, yılbaşı sofralarında sık yapılan hatalar ve alınabilecek basit önlemler hakkında önemli bilgiler verdi. Yılbaşı sofrasına aç oturmayın Yılbaşı akşamına “nasıl olsa akşam çok yiyeceğim” düşüncesiyle aç girilmesi, çoğu zaman porsiyon kontrolünün kaybedilmesine neden olmaktadır. Gün içinde yeterli ve dengeli beslenmek, akşam sofrada daha bilinçli seçimler yapmayı kolaylaştırmaktadır. Gün boyunca protein ve liften zengin öğünler tüketmek kan şekeri dalgalanmalarını önler. Yılbaşı öncesinde yoğurt ve meyve gibi hafif bir ara öğün yapmak, iştah kontrolüne önemli katkı sağlar. Ayrıca gün içinde yeterli su tüketimi de hem iştahı hem de ödem riskini azaltır. Akdeniz mutfağı yılbaşı sofranızı süsleyebilir Günümüzde Akdeniz tipi beslenme en çok önerilen beslenme modellerinden biridir. Aslında Akdeniz usulü beslenme yılbaşı sofraları için de ideal bir yol haritası sunar. Zeytinyağlı sebze yemekleri, bol yeşillikli salatalar, yoğurtlu mezeler, balık ve fırınlanmış beyaz etler hem doyurucu hem de sindirimi kolay seçenekler arasında yer alır. Tam tahıllar küçük porsiyonlarda tüketilmelidir. Kızartmalar, kremalı soslar ve aşırı yağlı yiyeceklerin sınırlandırılması çok önemlidir. Tatlı tercihlerinde ise meyve veya sütlü tatlıların öncelikli olması, şerbetli tatlıların ise yalnızca tadımlık miktarlarda tüketilmesi gerekir. Yavaş yiyerek sofranın tadını çıkarın Hızlı yemek, beynin tokluk sinyallerini algılamasını zorlaştırarak farkında olmadan fazla yemeye yol açar. Alınacak bu önlemlerle yılbaşı sofralarında aşırı tüketimi azaltmak mümkün; Tabağınızı yarısı sebze, dörtte biri protein, dörtte biri tam tahıl olacak şekilde dengeleyinYavaş yemek yiyerek tokluk hissinin oluşmasına zaman tanıyınAlkol tüketiminden uzak durun ya da sınırlandırınMutlaka bol su içinTuzlu ve işlenmiş gıdalar ödem ve tansiyon yükselmesine yol açabileceği için kontrollü tüketin Ertesi gün “Detoks” değil, dengeli beslenmeyi tercin edin Yılbaşı gecesinin ardından tüm günü aç geçirmek ya da sert detoks programlarına yönelmek, vücut için faydalı olmaktan çok zarar verici olabilir. Bunun yerine dengeleyici bir beslenme planı benimsenmesi gerekir. Ertesi gün bol su tüketmek, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, tam tahıllara ve hafif protein kaynaklarına yer vermek sindirimi destekler. Hafif tempolu yürüyüşler hem metabolizmayı hızlandırır hem de ödemin azalmasına yardımcı olur. Şişkinliği azaltan, vücudu rahatlatan öneriler Eğer yılbaşı gecesi yiyecek ve içecekleri biraz fazla kaçırdıysanız ertesi gün aç kalmadan sadece sindirimi rahatlatmaya ve sıvı dengesini sağlamaya odaklanmanız gerekir. Bitki çayları, sebze çorbaları, yoğurt ve meyve gibi hafif besinler vücudun toparlanmasına yardımcı olabilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.