Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yoğurt

Kapsül Haber Ajansı - Yoğurt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yoğurt haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bağırsak Tembelliğine Çözüm Sofrada! Haber

Bağırsak Tembelliğine Çözüm Sofrada!

Özellikle masa başı çalışanlar, yaşlı bireyler, hamileler ve yeterince lif tüketmeyen kişilerde kabızlığın daha sık görüldüğünü belirten Dahiliye Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayhan Levent, “Bağırsakları doğal yollarla desteklemek için ilk adım; yeterli su içmek, düzenli hareket etmek ve sofralarda lif açısından zengin doğal besinlere daha fazla yer vermektir.” dedi. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayhan Levent, kabızlığın nedenleri, bağırsak hareketlerini destekleyen besinler ve hangi belirtilerde hekime başvurulması gerektiği hakkında bilgi verdi. Kabızlık sanıldığından daha yaygın bir sorun Kabızlığın yalnızca tuvalete çıkamamak anlamına gelmediğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayhan Levent, haftada üçten az dışkılama, sert dışkı, zorlanma hissi ve bağırsakların tam boşalmadığı düşüncesinin de kabızlık belirtileri arasında yer aldığını ifade etti. Özellikle masa başı çalışanlar, yaşlı bireyler, hamileler ve yeterince lif tüketmeyen kişilerde kabızlığın daha sık görüldüğünü belirten Levent, uzun süren kabızlığın yaşam kalitesini düşürdüğünü ve bazı sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğini söyleyerek, "Bağırsaklarımız yalnızca sindirim sistemi için değil, genel sağlık açısından da büyük önem taşır. Düzenli çalışan bağırsaklar metabolizmayı desteklerken, yaşam kalitesini de artırır. Bağırsakları doğal yollarla desteklemek için ilk adım; yeterli su içmek, düzenli hareket etmek ve sofralarda lif açısından zengin doğal besinlere daha fazla yer vermektir." dedi. Bağırsakları çalıştırmanın ilk şartı lif tüketmek Bağırsak hareketlerini artıran en önemli besin öğesinin diyet lifi olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ayhan Levent, liflerin sindirilemeden kalın bağırsağa ulaştığını ve burada dışkının hacmini artırarak bağırsak hareketlerini hızlandırdığını söyleyerek, lif açısından zengin beslenmenin; kabızlığı önlediğini, bağırsak florasını desteklediğini, kan şekerinin dengelenmesine katkı sağladığını, tokluk hissini artırdığını, kalp ve damar sağlığını desteklediğini ifade etti. Kuru erik doğal bir bağırsak dostu Kabızlık denildiğinde akla ilk gelen besinlerden birinin kuru erik olduğunu belirten Levent, bunun bilimsel nedenleri bulunduğunu dile getirdi ve "Kuru erik hem yüksek lif içerir hem de doğal sorbitol sayesinde bağırsakların daha düzenli çalışmasına yardımcı olur." şeklinde konuştu. Levent, sabah kahvaltısında birkaç adet kuru erik tüketmenin veya akşamdan suda bekletilmiş kuru eriğin suyuyla birlikte yenmesinin bağırsak hareketlerini destekleyebileceğini ifade etti. İncir ve kayısı da etkili seçenekler arasında Kuru incir ve kuru kayısının da lif bakımından oldukça zengin olduğunu belirten Levent, bu meyvelerin düzenli ancak kontrollü miktarlarda tüketilmesini önererek, "Özellikle kuru meyveler yüksek lif içerikleri sayesinde bağırsak hareketlerini artırırken aynı zamanda vitamin ve mineral açısından da önemli kaynaklardır." dedi. Yeşil yapraklı sebzeleri sofradan eksik etmeyin Ispanak, semizotu, pazı, marul, roka ve brokoli gibi yeşil sebzelerin bağırsak sağlığını desteklediğini söyleyen Levent, günlük öğünlerde mutlaka sebzeye yer verilmesi gerektiğini belirterek, sebzelerin içerdiği çözünür ve çözünmez liflerin bağırsak hareketlerini doğal şekilde desteklediğini ifade etti. Tam tahıllar bağırsakların düzenli çalışmasına katkı sağlar Beyaz ekmek ve rafine un ürünleri yerine tam buğday ekmeği, yulaf, çavdar ve bulgur gibi tam tahılların tercih edilmesini öneren Levent, rafine karbonhidratların lif açısından yetersiz kaldığını, tam tahılların hem bağırsak hareketlerini artırdığını hem de uzun süre tokluk sağladığını belirtti. Kurubaklagiller bağırsak bakterilerini de besliyor Nohut, mercimek, kuru fasulye ve barbunyanın yalnızca lif kaynağı olmadığını söyleyen Levent, bu besinlerin bağırsak mikrobiyotasını besleyen prebiyotik özelliklere de sahip olduğunu dile getirerek, "Düzenli baklagil tüketimi hem bağırsak hareketlerini artırır hem de yararlı bağırsak bakterilerinin çoğalmasına katkıda bulunur." ifadelerini kullandı. Meyveleri kabuğuyla tüketmek önemli Elma, armut, kivi ve erik gibi meyvelerin özellikle kabuklarının lif açısından oldukça zengin olduğunu belirten Levent, mümkün olduğunca iyi yıkandıktan sonra kabuklarıyla tüketilmelerini önererek, kivinin bağırsak hareketlerini destekleyen en etkili meyvelerden biri olduğuna dikkat çekti. Yoğurt ve kefir bağırsak florasını destekliyor Bağırsakların yalnızca lif değil, sağlıklı bakterilere de ihtiyaç duyduğunu ifade eden Levent, probiyotik içeren yoğurt ve kefirin bağırsak mikrobiyotasını güçlendirdiğini, bağırsak florasının dengeli olmasının sindirim sistemi kadar bağışıklık sistemi açısından da önem taşıdığını kaydetti. Hareketsizlik bağırsakları yavaşlatıyor Beslenmenin yanı sıra fiziksel aktivitenin de bağırsak hareketleri üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyleyen Levent, düzenli yürüyüş yapan kişilerde kabızlığın daha az görüldüğünü ifade ederek, günde 30 dakikalık tempolu yürüyüşün bile bağırsak hareketlerini belirgin şekilde artırabileceğini söyledi. Bu belirtiler varsa mutlaka doktora başvurun Kabızlığın bazı durumlarda ciddi hastalıkların belirtisi olabileceğini hatırlatan Dr. Ayhan Levent, şu uyarılarda bulundu: “Dışkıda kan görülmesi, ani başlayan kabızlık, açıklanamayan kilo kaybı, şiddetli karın ağrısı, demir eksikliği anemisi, ileri yaşta yeni başlayan kabızlık gibi durumlarda vakit kaybetmeden bir iç hastalıkları uzmanına başvurulması gerekiyor.” Bağırsak dostu beslenme uzun vadeli sağlık yatırımıdır Bağırsak sağlığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayhan Levent, bağırsak mikrobiyotasının bağışıklık sistemi, metabolizma ve genel sağlık üzerinde önemli rol oynadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı: "Kabızlığı yalnızca bir sindirim problemi olarak görmek doğru değildir. Liften zengin beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları bağırsakların doğal ritmini korumanın en etkili yoludur. Küçük görünen günlük alışkanlıklar, uzun vadede hem bağırsak sağlığını hem de genel yaşam kalitesini belirler." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İçecekten Ara Öğüne Balın Kullanım Alanları Çeşitleniyor Haber

İçecekten Ara Öğüne Balın Kullanım Alanları Çeşitleniyor

Tüketicilerin değişen beslenme alışkanlıkları, balın sofradaki yerini de dönüştürüyor. Uzun yıllar ağırlıklı olarak kahvaltıyla özdeşleşen bal; bugün içeceklerden ara öğünlere, yoğurt ve granola kaselerinden smoothie ve tatlılara kadar günün farklı anlarında tüketiliyor. Pratik, doğal ve farklı damak zevklerine uyum sağlayabilen ürünlere yönelik ilginin artması, bal kategorisi için yeni kullanım ve büyüme alanları yaratıyor. Balparmak tarafından bağımsız pazar araştırma şirketi IPSOS iş birliğiyle yapılan tüketim araştırması da bu dönüşümü ortaya koyuyor. Araştırmaya göre kahvaltı yüzde 83 ile balın kalesi olmaya devam etse de bal tüketicilerinin yüzde 34’ü balı çay ve ıhlamur gibi içeceklerde şeker yerine kullanıyor. Tüketicilerin yüzde 19’u balı müsli veya yulafla, yüzde 18’i yoğurtla tüketiyor. Balı tatlı ve keklerde şeker yerine kullananların oranı yüzde 16 olurken, ara öğün olarak tüketenlerin oranı yüzde 14’e, smoothie içerisinde kullananların oranı ise yüzde 12’ye ulaşıyor. Balı sofraya taşıyan motivasyon: Doğal beslenme Araştırma, tüketim anlarının çeşitlenmesinin arkasındaki motivasyonlara da işaret ediyor. Son bir yılda bal tüketimini artırdığını belirtenlerin yüzde 51'i bağışıklık sistemini güçlendirmek, yüzde 48'i ise doğal beslenmeye yönelmek gerekçesi ile bala daha fazla yer verdiğini söylüyor. Bu tablo, balın tüketici gözünde yalnızca bir tatlandırıcı değil, doğal beslenme tercihlerinin bir parçası olarak konumlandığını gösteriyor. Hafif ve dengeli yapısıyla farklı lezzetlere eşlik edebilen bal; yaz aylarında ev yapımı limonata, soğuk çay ve smoothie gibi içeceklerde, yoğurtlu meyve ve granola kaselerinde, meyve salatalarında, ev yapımı dondurma ve soğuk tatlılarda kullanılabiliyor. Rafine şekere alternatif arayan tüketiciler için balın farklı tariflerde tercih edilmesi, kategorinin mevsimsel algının ötesine geçerek yıl boyunca günün farklı tüketim anlarına taşınmasına katkı sağlıyor. “Balın doğal lezzetini günün farklı anlarına taşıyoruz” Balparmak Pazarlama Direktörü Ilgın Övül Yağız tüketim alışkanlıklarındaki değişime ilişkin şunları söyledi: "Bal, kültürümüzde güçlü bir yere sahip olmasına karşın uzun yıllar ağırlıklı olarak kahvaltı sofralarıyla ve soğuk kış günleriyle özdeşleştirildi. Oysa araştırma verileri, tüketicilerin balı artık içeceklerden ara öğünlere, yoğurt ve granola kaselerinden smoothie'lere kadar çok daha geniş bir kullanım alanında değerlendirdiğini gösteriyor. Biz de 'Yaz Lezzetleri' konseptimizle bu dönüşümü görünür kılmak istiyoruz.” “Yaz Lezzetleri” mağazadan dijital platformlara uzanıyor Balparmak, tüketicilerin değişen yaşam tarzından ve kullanım alışkanlıklarından hareketle geliştirdiği “Yaz Lezzetleri” konseptini mağaza içi ve dijital iletişim çalışmalarıyla destekliyor. Mağaza içinde konumlandırılan iletişim materyalleriyle balın yaz kahvaltılarından granola kaselerine ve piknik sofralarına uzanan farklı kullanım alanları görünür kılınıyor. Konseptin dijital iletişim ayağında ise Diyetisyen Selahattin Dönmez ile birlikte iki yaz tarifi hazırlandı. Balparmak “Doğal Ballı Limonata” ve “Doğal Ballı Şeftalili Dondurma”, video içerikleriyle Balparmak dijital kanallarında tüketicilerle buluşuyor. Tarifler, balın farklı çeşitlerinin kendine özgü lezzet özellikleriyle yaz sofralarında nasıl değerlendirilebileceğine ilişkin pratik örnekler sunuyor. Değişen yaşam tarzı geleneksel ürünleri dönüştürüyor Yoğun şehir yaşamı, evde kolaylıkla hazırlanabilen tariflere yönelik ilgi ve tüketicilerin ürün içeriğine daha fazla dikkat etmesi, gıda kategorilerindeki tercihleri yeniden şekillendiriyor. Bu değişim, bal gibi köklü ve geleneksel ürünlerin de yeni tüketim biçimleriyle buluşmasını sağlıyor. Balparmak, bilimsel altyapısı ve tüketici içgörüleriyle bu dönüşümü izlemeyi ve tüketicilere yeni kullanım fikirleri sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Sıcağında Serinliğin Doğal Adresi: Evde Kolayca Hazırlayabileceğiniz Ferah Smoothie Tarifleri Haber

Yaz Sıcağında Serinliğin Doğal Adresi: Evde Kolayca Hazırlayabileceğiniz Ferah Smoothie Tarifleri

Yaz mevsiminin etkisini artırmasıyla birlikte sıcak havalarda hem serinleten hem de besleyici seçenekler ön plana çıkıyor. Kolay hazırlanabilen, doğal malzemelerle zenginleştirilebilen smoothie tarifleri; kahvaltılarda, ara öğünlerde ve spor sonrası tüketimde sağlıklı bir alternatif olarak tercih ediliyor. Uzmanlar, yaz aylarında su tüketiminin yanı sıra yüksek su oranına sahip meyve ve sebzelerin de beslenme düzeninde önemli bir yer tuttuğunu belirtiyor. Karpuz, çilek, şeftali, kavun, salatalık ve nane gibi yazın sevilen lezzetleriyle hazırlanan smoothie'ler, ferahlatıcı etkilerinin yanı sıra vitamin ve mineral desteği de sunuyor. Yazın En Çok Tercih Edilen 5 Serinletici Smoothie1. Karpuz & Nane Smoothie Malzemeler: 2 su bardağı çekirdeksiz karpuz5-6 yaprak taze naneYarım limonun suyuBirkaç buz küpü Tüm malzemeleri blenderdan geçirerek birkaç dakika içinde ferahlatıcı bir içecek hazırlayabilirsiniz. 2. Çilek & Yoğurt Smoothie Malzemeler: 1 su bardağı çilek1 kase yoğurt1 tatlı kaşığı balBirkaç buz küpü Protein ve kalsiyum açısından zengin olan bu tarif, özellikle kahvaltılar ve ara öğünler için ideal bir seçenek sunuyor. 3. Şeftali & Muz Smoothie Malzemeler: 1 olgun şeftali1 muz1 çay bardağı süt veya bitkisel sütTarçın (isteğe bağlı) Doğal tatlılığı sayesinde ilave şeker gerektirmeyen bu tarif, enerji veren lezzetlerden biri olarak öne çıkıyor. 4. Tropikal Ferahlık Smoothie Malzemeler: Yarım mango1 dilim ananasHindistan cevizi suyuBirkaç buz küpü Egzotik aromaları sevenler için yazın en keyifli alternatiflerinden biri oluyor. 5. Salatalık & Yeşil Elma Smoothie Malzemeler: Yarım salatalık1 yeşil elmaBir avuç ıspanakBirkaç damla limon suyuSu veya maden suyu Yüksek ferahlık hissi sağlayan bu tarif, sıcak yaz günlerinde hafif bir seçenek arayanların favorileri arasında yer alıyor. Smoothie Hazırlarken Bunlara Dikkat Edin Uzmanlar, smoothie hazırlanırken ilave şeker yerine meyvelerin doğal şekerinden faydalanılmasını öneriyor. Daha uzun süre tok kalmak isteyenler yoğurt, kefir veya yulaf ekleyebilirken; spor yapanlar protein kaynağı olarak süt veya yoğurdu tercih edebiliyor. Ayrıca tariflerde mevsim meyvelerinin kullanılması hem lezzeti artırıyor hem de daha ekonomik bir seçenek sunuyor. Yazın Vazgeçilmez İçeceği Olmaya Devam Ediyor Pratik hazırlanışı, zengin içerik seçenekleri ve serinletici etkisiyle smoothie'ler yaz aylarının en popüler içecekleri arasında yer almayı sürdürüyor. Evde kolayca hazırlanabilen bu tarifler sayesinde hem sıcak havalarda ferahlamak hem de günlük vitamin ve mineral alımını desteklemek mümkün oluyor. Özellikle mevsiminde tüketilen taze meyvelerle hazırlanan smoothie'ler, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını destekleyen lezzetli alternatifler arasında öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sıcak Havalarda Beslenme Hatalarına Dikkat! Haber

Sıcak Havalarda Beslenme Hatalarına Dikkat!

Uzman Diyetisyen Samet Yağlı, sıcak havalarda beslenmenin yalnızca “az yemek” ya da “soğuk içecek tüketmek” anlamına gelmediğini belirterek, doğru sıvı alımı ve hafif öğün planlamasının kritik olduğunu vurguluyor. “Sıcak havalarda susuzluk hissini beklemek doğru bir strateji değildir. Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler, kronik hastalığı olanlar ve dışarıda çalışan kişiler gün içinde düzenli olarak su içmelidir. Çay, kahve, gazlı içecekler ya da şekerli içecekler suyun yerine geçmez. Vücudun temel ihtiyacı sudur.” diyen Uzm. Dyt. Samet Yağlı, yaz aylarında ağır, yağlı ve kızartma ağırlıklı öğünlerin sindirimi zorlaştırabileceğine dikkat çekiyor. Yağlı ve büyük porsiyonlu yemeklerin sıcak havalarda vücut yükünü artırabileceğini belirten Yağlı, özellikle öğle saatlerinde daha hafif tabakların tercih edilmesi gerektiğini söylüyor: “Yaz aylarında sebze ağırlıklı öğünler, yoğurt, ayran, ayran aşı çorbası, cacık, salata, zeytinyağlılar, meyve ve su oranı yüksek besinler daha doğru tercihlerdir. Karpuz, salatalık, domates, çilek, şeftali gibi su içeriği yüksek besinler destekleyici olabilir; ancak bunlar suyun yerine geçmez.” Sıcak havalarda yapılan bir diğer hatanın da maden suyu, sporcu içeceği veya şekerli soğuk içeceklerin kontrolsüz tüketilmesi olduğunu belirten Yağlı, özellikle tansiyon, böbrek hastalığı veya kalp-damar rahatsızlığı olan kişilerin mineral içerikli içecekleri bilinçsiz tüketmemesi gerektiğini ifade ediyor. Uzm. Dyt. Samet Yağlı, sıcak havalar için şu önerilerde bulunuyor: Gün içinde suyu düzenli tüketin. Susamayı beklemeyin, su tüketimini güne yayın. Ağır ve yağlı öğünlerden kaçının. Kızartmalar, ağır soslar ve büyük porsiyonlar yerine hafif tabaklar tercih edin. Şekerli ve gazlı içecekleri sınırlandırın. Bu içecekler kısa süreli serinlik hissi verse de vücudun sıvı ihtiyacını karşılamaz. Tansiyon sorunu yoksa 2 şişe limon dilimi eklenmiş maden suyu için. Kafein ve alkol tüketimine dikkat edin. Fazla tüketim sıvı kaybını artırabilir. Sebze, meyve ve yoğurtlu seçeneklere yer verin. Cacık, ayran, yoğurt, salata ve zeytinyağlılar sıcak günler için daha dengeli tercihlerdir. Çocuklar ve yaşlılar daha yakından takip edilmeli. Bu gruplar susuzluğu her zaman doğru ifade edemeyebilir. İdrar renginizi takip edin. Koyu renk idrar, yetersiz sıvı alımının işareti olabilir. Sıcak havalarda doğru beslenmenin sadece kilo kontrolü için değil, günlük enerji, konsantrasyon ve genel sağlık için de önemli olduğunu belirten Uzm. Dyt. Samet Yağlı, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Yaz aylarında vücudu yormayan, su ve mineral dengesini destekleyen, hafif ama besleyici bir düzen oluşturmak gerekir. Serinlemek için yalnızca soğuk içeceklere yönelmek yerine, günün tamamına yayılan bilinçli bir beslenme ve sıvı planı yapılmalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teksüt 70 Yıllık Deneyimiyle Sağlıklı Nesillere Katkı Sunuyor Haber

Teksüt 70 Yıllık Deneyimiyle Sağlıklı Nesillere Katkı Sunuyor

Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray, sütün yaşamın her döneminde düzenli olarak tüketilmesi gereken en değerli besin kaynaklarından biri olduğunu belirterek 1 Haziran Dünya Süt Günü’nü kutladı. Sağlıklı bir toplumun temelinde dengeli ve yeterli beslenmenin yer aldığını ifade eden Aksaray, “Süt; protein, kalsiyum, vitamin ve mineraller açısından çok zengin bir besin kaynağı. Çocukların büyüme ve gelişiminden yetişkinlerin sağlıklı yaşamına kadar her yaşta önemli bir role sahip. Fiziksel ve zihinsel gelişimin desteklenmesi için düzenli süt tüketimi büyük önem taşıyor” dedi. Bu yıl 70’inci kuruluş yılını kutlayan Teksüt’ün, nesillerdir sofralarda yer aldığını vurgulayan Aksaray, “70 yıldır süt ve süt ürünleri alanındaki deneyimimizle tüketicilerimize güvenilir ve kaliteli ürünler sunuyoruz. Sütün bereketini ve doğallığını sofralara taşırken, sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu. Süt kültürü nesilden nesile aktarılıyor Sütün yoğurt, ayran, peynir, kaymak ve tereyağı gibi birçok ürüne dönüşen büyük bir yolculuğa sahip olduğunu belirten Aksaray, “Anadolu mutfağında süt ve süt ürünleri çok önemli bir yere sahip. Kahvaltıdan ana öğünlere, tatlılardan geleneksel lezzetlere kadar hayatımızın her alanında süt ürünlerini görüyoruz. Bu güçlü kültür, yüzyıllardır nesilden nesile aktarılıyor” ifadelerini kullandı. Günde 2 bardak süt öneriliyor Karbonhidrat, protein ve yağ içeriğiyle enerji sağlayan süt, özellikle içerdiği kalsiyum sayesinde kemik sağlığının korunmasına katkı sağlıyor. Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için gerekli olan protein, kalsiyum, fosfor ile B2, B6, B1 ve A vitaminleri de süt aracılığıyla alınabiliyor. Uzmanlar, çocukluk döneminden itibaren düzenli süt tüketiminin sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olduğuna dikkat çekerken, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Beslenme Rehberi’nde, çocukların ve gençlerin her gün düzenli olarak 2 ila 4 porsiyon süt ve süt ürünü tüketmesinin sağlıklı büyüme ve gelişim açısından önemli olduğu vurgulanıyor. Teksüt’ün sade ve meyve aromalı süt çeşitleri ise çocukların süt tüketimini desteklerken, içerdiği yüksek protein ve kalsiyum oranlarıyla öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eker Süt Ürünleri, Culinary Forum 2026’da Gastronomi Profesyonelleriyle Buluştu Haber

Eker Süt Ürünleri, Culinary Forum 2026’da Gastronomi Profesyonelleriyle Buluştu

Gastronomi dünyası, 17-18 Şubat 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilen Culinary Forum’da bir araya geldi. Culinary Forum, Nirvana Cosmopolitan Hotel ev sahipliğinde iki gün boyunca sektörün önde gelen markalarını, şeflerini ve gastronomi meraklılarını aynı çatı altında topladı. Trendlerin, lezzetlerin ve çok sayıda ürünün paylaşıldığı bu önemli buluşmada, Eker Süt Ürünleri de zengin ürün portföyüyle yerini aldı. Gelenekten ilham alan üretim anlayışını yenilikçi bakış açısıyla buluşturan marka, Culinary Forum 2026’da hem klasikleşmiş hem de yeni nesil ürünlerini sektör profesyonelleriyle paylaştı. Eker’in standında; probiyotik yoğurt alternatifleri, kefirler, detoks kefir serisi, ayran çeşitleri, mutfaklara ve damaklara yeni bir soluk getiren çırpılmış yoğurt seçeneği ile sevilen sütlü tatlı grubu ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Gastronomi alanında yapılan saygın etkinliklerinden biri olan forum; uzman konuşmacılar, yaratıcı atölye çalışmaları ve uygulamalı gösterimlerle katılımcılara ilham verici bir deneyim sundu. Sektördeki güncel gelişmeleri yakından takip etme ve bilgi alışverişinde bulunma imkânı sağlayan etkinlik, yenilikçi yaklaşımların keşfedildiği bir platform haline geldi. Etkinlik boyunca standında misafirlerini ağırlayan Eker, geniş ürün gamını yakından tanıtmanın yanı sıra gastronomi profesyonelleriyle bire bir temas kurarak sektörel iş birliklerini güçlendirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ev Yapımı Çorba Sindirimi Rahatlatıyor!  Haber

Ev Yapımı Çorba Sindirimi Rahatlatıyor! 

Sebze, baklagil, tahıl ve yoğurt bazlı çorbaların vitamin, mineral ve lif açısından önemli katkı sağladığını aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sıvı ve ılık yapısı sayesinde çorbalar sindirimi destekler, mideyi yormadan bağırsak hareketlerine katkı sağlar.” dedi. Kış aylarında bağışıklık sistemine destek sunan çorbaların, sıvı ihtiyacının karşılanmasında da etkili rol oynadığını vurgulayan İspiroğlu, ev yapımı çorbaların içerik kontrolü ve katkı maddesi içermemesi nedeniyle daha sağlıklı bir alternatif oluşturduğunu aktardı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, özellikle iftar sofralarının vazgeçilmezi olan çorbanın faydaları hakkında açıklamalarda bulundu. Çorba, sindirimi desteklerken tokluk hissini artırıyor! Çorbanın, günlük beslenme düzeninde önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sebze, baklagil, tahıl, yoğurt ve et grubu besinlerin bir arada kullanılabilmesi sayesinde; karbonhidrat, protein, lif, vitamin ve mineral alımına katkı sağlar.” dedi. Özellikle sebze tüketiminin yetersiz olduğu bireylerde çorbanı, bu açığı kapatmanın pratik ve sürdürülebilir bir yolu olduğunu aktaran İspiroğlu, “Sıvı ve ılık yapısı sayesinde çorbalar sindirimi destekler, mideyi yormadan bağırsak hareketlerine katkı sağlar. Aynı zamanda çorba tüketimi yemek yeme süresini uzatır. Yemek süresinin uzaması, toklukla ilişkili hormonların salgılanmasını destekleyerek daha erken doyma ve daha uzun süre tok kalma hissine yardımcı olur.” şeklinde konuştu. Sebze ve yoğurt bazlı çorbalar, vitamin ve mineral desteğiyle bağışıklığa katkı sağlıyor! Kış aylarında çorba tüketiminin bağışıklık sistemi açısından da önem taşıdığına dikkat çeken Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sebze, et suyu veya yoğurt bazlı çorbalar; vitamin, mineral ve sıvı alımını destekleyerek vücudun savunma mekanizmalarına katkı sağlar.” dedi. Soğuk havalarda sıvı tüketiminin azaldığı dönemlerde çorbanın, bu ihtiyacın karşılanmasında da etkili bir rol üstlendiğini ifade eden İspiroğlu, “Kilo kontrolü açısından bakıldığında ise, çorbanın içeriği belirleyicidir. Sebze, baklagil ve yoğurt bazlı çorbalar; lif ve protein içeriği sayesinde enerji alımının dengelenmesine yardımcı olur. Fazla yağ ve unla hazırlanan çorbalar yerine, un miktarı sınırlı tutulan ve doğal içeriği öne çıkan çorbalar daha sağlıklı bir seçenek oluşturur.” açıklamasını yaptı. Ev yapımı çorbalar sağlıklı beslenmenin güvenilir bir parçası! Ev yapımı çorbaların, hazır çorbalara kıyasla içerik kontrolü açısından önemli bir avantaja sahip olduğuna vurgu yapan çeken Hülya Yiğit İspiroğlu, “Tuz miktarı ayarlanabilir, katkı maddeleri içermez ve besin çeşitliliği artırılabilir.” dedi. Bu avantajın çorbayı yalnızca doyurucu değil, aynı zamanda besleyici bir öğün haline getirdiğinin altını çizen İspiroğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yaklaşımın en iyi örneklerinden biri ise, geleneksel mutfağımızda uzun yıllardır özel bir yere sahip olan yayla çorbasıdır. Yoğurt çorbası olarak da bilinen yayla çorbası, Türkiye’de ‘hasta çorbası’ olarak anılan ve özellikle kış aylarında tercih edilen hafif ama besleyici bir seçenektir. Yoğurttan gelen protein ve kalsiyum, pirinç ya da arpa ile sağlanan enerji ve nane gibi baharatların sindirimi destekleyici etkisi, bu çorbayı dengeli bir öğün haline getirir. Günlük yaşamda şifa niyetiyle tüketilen yayla çorbasının dünyanın en iyi çorbaları arasında yer alması, geleneksel beslenme kültürümüzde iyi gelen olarak tanımlanan birçok uygulamanın evrensel düzeyde de karşılık bulduğunu gösteriyor. Ev yapımı çorbalar; sade içeriği, sindirimi destekleyen yapısı ve besleyici değeriyle, sağlıklı beslenmenin zamansız ve güvenilir bir parçasıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ramazan Ayında Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları Haber

Ramazan Ayında Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları

11 ayın sultanı Ramazan ayının gelmesiyle birlikte beslenme düzeninde de önemli değişiklikler yaşanıyor. “Bu süreçte sağlığın korunması için doğru beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi büyük önem taşıyor” diyen Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Melike Gülenç, Ramazan ayında dikkat edilmesi gereken beslenme önerilerini paylaştı. “Sahur Öğünü Atlanmamalı” Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin en önemli adımlarından biri sahura mutlaka kalkmak. Sahur öğünü, gün boyunca enerjinin korunmasına ve kan şekerinin dengelenmesine yardımcı oluyor. Sahurda kahvaltı tarzı bir öğün tercih edilebileceğini belirten Gülenç, yumurta, peynir, zeytin ve yeşilliklerin yanında tam buğday veya çavdar ekmeğinin ideal bir seçenek olduğunu ifade ediyor. Ayrıca sahurda yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden, aşırı şekerli ve baharatlı besinlerden uzak durulması gerektiğini vurguluyor. “İftarda Yavaş ve Dengeli Beslenin” İftar öğününde dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri, yemeğe çorba ile başlandıktan sonra ana yemeğe geçmeden önce 10–15 dakika ara verilmesi. Bu sürenin sindirimi kolaylaştırdığını belirten Gülenç, ana yemeğin çok yağlı olmamasına da dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor. Gülenç, ana yemeğin yanında yoğurt ve salatanın yeterli ve dengeli bir öğün oluşturduğunu ifade ediyor. “Ara Öğün Kan Şekerini Dengeliyor” İftardan yaklaşık iki saat sonra, kan şekerinin dengelenmesi için ara öğün yapılabileceğini belirten Gülenç, bu öğünde meyve tüketiminin uygun olduğunu söylüyor. Tatlı ihtiyacı için ise haftada bir gün hafif sütlü tatlıların tercih edilebileceğini ekliyor. “Su Tüketimini İhmal Etmeyin” Ramazan ayında yeterli sıvı alımının önemine dikkat çeken Gülenç, iftar ile sahur arasında su tüketimine mutlaka özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca günlük su ihtiyacının bu zaman diliminde dengeli şekilde karşılanması da vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.