Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yök

Kapsül Haber Ajansı - Yök haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yök haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üsküdar Üniversitesi 18 Çalışmasıyla COP31’de Yer Alacak! Haber

Üsküdar Üniversitesi 18 Çalışmasıyla COP31’de Yer Alacak!

Üniversitenin 2 araştırma projesi ortak dijital ekranlarda tanıtılırken, 16 çalışması stant alanında yer alacak. Üsküdar Üniversitesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir gelecek hedefleri doğrultusunda geliştirdiği bilimsel projelerini uluslararası platforma taşıyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 kapsamında Üsküdar Üniversitesi COP31 Koordinatörlüğü tarafından yürütülen başvuru sürecinde, üniversitenin farklı akademik birimlerinden toplam 18 çalışma YÖK'e sunuldu. Başvuruların tamamı COP31 YÖK Pavilyonu katılım programına kabul edildi. Kabul edilen çalışmalar arasında araştırma projelerinin yanı sıra ticarileşme potansiyeline sahip yenilikçi teknolojiler, uluslararası iş birliği girişimleri ve iklim değişikliğinin farklı boyutlarını ele alan bilimsel etkinlikler bulunuyor. İki araştırma projesi dijital ekranlarda tanıtılacak Açıklanan katılım programına göre, Üsküdar Üniversitesinin iki araştırma projesi ortak dijital ekran sunumlarında yer alacak. Bu projelerden ilki, Prof. Dr. Müge Arslan'ın yürütücülüğünde gerçekleştirilen, “Kahramanmaraş İlindeki Deprem sonrasında Depremzedelere Verilen Yemeklerin ve Yemek Dağıtım Noktalarına Gelen Gıda Yardım Ürünlerinin, Çölyaklı bireyler için Gıda İhtiyacını Karşılama Durumunun Değerlendirilerek Beklenilen Olası Depremlerde İlk Müdahale Beslenme Kiti Çantası” çalışması olacak. Afet dönemlerinde özel beslenme gereksinimi bulunan bireylerin yaşadığı güçlüklere odaklanan proje, afetlere hazırlık ve gıda güvenliği açısından önem taşıyor. Dijital ekranlarda tanıtılacak ikinci çalışma ise Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş'ın yürütücülüğündeki “Altın İşleme Endüstrisi Atıksularının Elektrokoagülasyon Prosesi ile Arıtımı: Uygulanabilirlik ve Performans Analizi” başlıklı araştırma olacak. Endüstriyel atıksuların arıtılmasına yönelik teknolojik çözümleri ele alan proje, çevresel sürdürülebilirlik ve su kaynaklarının korunması açısından değerlendirilecek. Hidrojen depolama, tarım biyoteknolojisi ve çevre etiği COP31'de Stant alanında yer alacak projeler arasında ise Prof. Dr. İbrahim Özdemir'in yürütücülüğündeki uluslararası iş birliği projesi “Al-Mizan: An Islamic Covenant for the Earth from Concept to Practice”, Doç. Dr. Müge Ensari Özay'ın yürütücülüğündeki “Güvenli Gaz Hidrojen Tankı Tasarımı Geliştirilmesi ve Prototip İmalatı” ve Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan'ın yürütücülüğündeki “CRISPR/Cas Teknolojisi Kullanılarak Pamuk Bitkisi Kalitesinin Artırılması (ASTER TEKSTİL PAMUK PROJESİ)” başlıklı çalışmalar yer alıyor. Kabul edilen beş proje; gıda güvenliği, hidrojen depolama, atıksu arıtma teknolojileri, çevre etiği ve sürdürülebilir tarım biyoteknolojisi alanlarında geliştirilen disiplinlerarası çalışmaları kapsıyor. 13 bilimsel etkinlik önerisi kabul edildi Üsküdar Üniversitesi’nin COP31 kapsamında sunduğu 13 seminer ve etkinlik önerisi de YÖK tarafından kabul edilerek stant programına dahil edildi. İklim değişikliği, çevresel farkındalık, gıda ve tarım, toplumsal sağlık, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm başlıklarını kapsayan etkinliklerle, bilimsel bilginin toplumla buluşturulması ve iklim krizine yönelik farkındalığın artırılması hedefleniyor. Böylece üniversite, yalnızca araştırma ve teknoloji geliştirme çalışmalarıyla değil, iklim değişikliğinin sosyal ve sağlıkla ilişkili etkilerini ele alan bilimsel etkinlikleriyle de COP31'de temsil edilecek. “COP31'e Doğru” seminerleriyle iklim değişikliği farklı yönleriyle ele alınıyor Üsküdar Üniversitesi, konferans öncesinde düzenlediği bilimsel etkinliklerle de COP31 hazırlıklarını sürdürüyor. “COP31'e Doğru: Sürdürülebilir Gelecek Seminerleri” ve “COP31: İklim Değişikliğinde Disiplinlerarası Yaklaşımlar” webinar serileri kapsamında iklim değişikliğinin çevresel, teknolojik, toplumsal ve sağlıkla ilişkili boyutları akademisyenlerin katılımıyla değerlendiriliyor. Farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getiren etkinliklerde, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığı; enerji, üretim, gıda, sağlık ve toplumsal yaşam gibi çok sayıda alanı etkilediği üzerinde duruluyor. Üniversite-sanayi iş birliğiyle yeşil sanayileşme gündemde Üsküdar Üniversitesi, COP31 hazırlıkları kapsamında üniversite-sanayi iş birliğine yönelik çalışmalarını da kamuoyuyla paylaşıyor. ÜÜ TV'de yayımlanan “ARGEYEP ile Proje Yolculuğu” programında, COP31'e doğru yeşil sanayileşme ve yenilikçi teknolojilerin sürdürülebilir üretime katkısı ele alındı. Karbonsan A.Ş. AR-GE Merkezi Yöneticisi Nurcan Mert'in konuk olarak yer aldığı programda, “Güvenli Gaz Hidrojen Tankı Tasarımı Geliştirilmesi ve Prototip İmalatı” projesi odağında üniversite-sanayi iş birliği ve yenilikçi teknolojilerin yeşil sanayileşmeye katkıları değerlendirildi. Üsküdar Üniversitesi, bilimsel araştırma, disiplinler arası iş birliği ve toplumsal katkı odaklı çalışmalarıyla iklim değişikliğiyle mücadeleye ve sürdürülebilir bir geleceğin inşasına katkı sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de İlk:  “İlaç Üretim Teknolojisi” Programında Eğitim Başladı Haber

Türkiye’de İlk: “İlaç Üretim Teknolojisi” Programında Eğitim Başladı

Türkiye ilaç sanayisinin en köklü firmalarından biri olan Santa Farma İlaç ile Kocaeli Üniversitesi iş birliğinde hayata geçirilen ve Türkiye genelinde sektör odaklı ilk ihtisas programı olma özelliği taşıyan İlaç Üretim Teknolojisi Ön Lisans Programı’nda eğitim başladı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylanarak açılan programa ilk döneminde 30 öğrenci kayıt yaptırdı. Öğrenciler, sektör dinamiklerini yerinde görmek ve İşletmede Mesleki Eğitim (İME) modeline ilk adımı atmak amacıyla Santa Farma İlaç’ın Kocaeli GEBKİM OSB’de yer alan yüksek teknolojili üretim tesisinde ağırlandı. Protokolün Katılımıyla Resmi İmza Töreni Düzenlendi Programın hayata geçirilmesi ve üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen resmi imza töreni, 20 Ekim 2026 tarihinde Santa Farma İlaç’ın Kocaeli GEBKİM’de yer alan üretim tesisinde gerçekleştirildi. Törene; Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Dilovası Kaymakamı Resul Çelik, GEBKİM Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, Kocaeli MYO Kimya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Taner Erdoğan ve Kocaeli Üniversitesi akademisyenleri katıldı. Erol Kiresepi: “Amacımız, gençlerimizin meslek hayatına güçlü bir donanımla hazırlanmalarını sağlamak” İmza töreninde konuşan Santa Farma İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Erol Kiresepi, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bugün burada, yalnızca yeni bir eğitim programının başlangıcını kutlamak için değil, üniversite ile sanayinin birlikte ülkemizin geleceğine nasıl değer katabileceğinin güzel bir örneğini hayata geçirmek için bulunuyoruz. Santa Farma İlaç olarak 80 yılı aşkın süredir insan sağlığına hizmet ediyoruz. Bu süre içinde fabrikalar kurduk, teknolojiye yatırım yaptık, ürünler geliştirdik ve uluslararası pazarlara açıldık. Ancak her zaman inandığımız bir gerçek var: Bir şirketin gerçek gücü yalnızca sahip olduğu tesislerle, teknolojilerle veya ürettiği ürünlerle değil, yetiştirdiği insanlarla da ölçülür. Bizim için yatırım, yalnızca makineye, binaya veya teknolojiye yapılan harcama değildir. İnsana, bilgiye ve gençlerimizin geleceğine yapılan yatırım da en az bunlar kadar değerlidir. Amacımız, gençlerimizin çağdaş ilaç üretim teknolojilerini yakından tanımalarını, bilgi ve becerilerini geliştirmelerini ve meslek hayatına güçlü bir donanımla hazırlanmalarını sağlamaktır. Bu iş birliğinin başka üniversitelere ve sanayi kuruluşlarına da örnek olmasını diliyorum. Çünkü ülkemizin geleceği, eğitim ile üretimin birbirini tamamladığı güçlü bir anlayışla şekillenecektir. Bu programın açılmasını onaylayan Yükseköğretim Kuruluna, başta Sayın Rektörümüz olmak üzere Kocaeli Üniversitesi yönetimine, emeği geçen değerli akademisyenlerimize ve Santa Farma İlaç çalışma arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye LÖSEV İçin Tek Yürek Oldu, 100 Bin Kişi Ata’nın Huzuruna Koştu Haber

Türkiye LÖSEV İçin Tek Yürek Oldu, 100 Bin Kişi Ata’nın Huzuruna Koştu

LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, geleneksel Anıtkabir buluşmasını 3 Ekim’de gerçekleştirdi. Büyük LÖSEV Ailesi Aslanlı Yol'dan ilerleyerek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün huzuruna çıktı. Lösemili çocuklar, Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ezer ve beraberindeki heyet, Atatürk'ün mozolesine LÖSEV motifli çelenk bıraktı. Saygı duruşunda bulunuldu. Daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçildi. Dr. Ezer, burada Anıtkabir Özel Defteri'ni imzaladı. Türkiye’nin dört bir yanından 632 otobüs ile yaklaşık 32 bin kişininkatıldığı buluşmada, Ankara’dan gelen aile ve gönüllülerle birlikte toplam sayı 100 bine ulaştı. Lösemi ve kanser tedavisi gören çocuklar, hastalığı yenerek hayata yeniden tutunan gençler, aileler, gönüllüler ve LÖSEV destekçileri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e minnetlerini sunmak ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak için söz verdi. Dr. Üstün Ezer: “100 Yıl Da Geçse Halen Ülkemizin Umudu Ve Birleştirici Gücüsün.” Tedavi gören Lösemili Çocuklar ile Anıtkabir’de mozoleye çelenk koyan ve saygı duruşunda bulunan LÖSEV ’in Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Üstün EZER Anıtkabir defterine şunları yazdı: “Bu günlerde çok daha iyi anlıyoruz ki, sen sadece Vatanımızın kurtarıcısı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu değil, aradan 100 yıl da geçse halen ülkemizin umudu ve birleştirici gücüsün. Bizler LÖSEV Ailesi olarak; bölünmez vatanımızın kıymetini çok iyi biliyoruz, senin bütün ilke-devrim ve eserlerine sahip çıkıyor, çok çalışıyor, hayatlar kurtarıyor her alanda üretiyor, ufkun ötesini görüyoruz. İnanıyoruz ki her gecenin bir sabahı vardır ve bu karanlık günlerin ardından güneş LÖSEV ’den doğacaktır. Sen rahat uyu Atam, emanetlerin LÖSEV Ailesinde ve asil Türk halkındadır.” LÖSEV’in LÖSANTE Hastanesi’nde tedavi gören Lösemili Çocuklar da Atatürk’lerine şöyle seslendi: “Siz ülkemizi işgal eden düşmanlarımızla büyük bir Kurtuluş Savaşı yaptınız ve sonunda onları yenerek ve denize dökerek galip geldiniz. Biz de lösemi canavarına karşı büyük bir mücadele veriyoruz. Vücudumuzun her yerine kötü hücreler yayılmış ve bizi ele geçirmeye çalışsalar da LÖSEV sayesinde iyileşeceğiz ve BİZ KAZANACAĞIZ. Size söz veriyoruz ve umudumuzu hiçbir zaman kaybetmiyoruz.” Anıtkabir ziyaretinin ardından Anıttepe Spor Kompleksi’nde devam eden etkinliklerde Lösemili Çocukların anneleri, LÖSEV’in çalışmalarının önündeki engellerin kaldırılması çağrısında bulundu. Anneler, Sağlık Bakanlığı’ndan LÖSANTE Hastanesi’ne tam ruhsat verilmesini, YÖK Başkanlığı’ndan ise LÖSEV Üniversitesi’nin kuruluşu için beklenen son imzanın atılmasını talep etti. LÖSEV Gençliği’nin öncülüğünde on binlerce gencin Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni hep bir ağızdan okuduğu program, müzik ve dans festivaliyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Bir Kereden Bir Şey Olmaz” Düşüncesine Dikkat! Haber

“Bir Kereden Bir Şey Olmaz” Düşüncesine Dikkat!

Sınav dönemlerinde daha uzun süre çalışmak veya akademik başarıyı artırmak amacıyla başkalarının önerdiği ilaçların kullanılmaması gerektiğini de belirten Doç. Dr. Kızıl, “Reçeteli olarak satılan ilaçlar kişiye özeldir.” uyarısında bulundu. Üsküdar Üniversitesi Adli Kimya ve Adli Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Soner Kızıl, YÖK Bağımlılıkla Mücadele Eylem Planı kapsamında verdiği Bağımlılıkla Mücadele Konferansında, bağımlılık yapıcı maddeler, değişen kullanım biçimleri, sosyal çevrenin etkisi ve korunma yollarını ele aldı. Bağımlılık ne? Bağımlılığın, kişinin yaşamını olumsuz etkilemesine rağmen sürdürebildiği bir kullanım ya da davranış örüntüsü olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Soner Kızıl, “Bağımlılık; bir nesneye, kişiye ya da bir varlığa duyulan önlenemez istek veya bir başka iradenin etkisi altına girme durumudur. Bir kişinin bir şeye aşırı bağlanması ve bu durumdan zarar görmesine rağmen söz konusu madde veya davranışı terk edememesi olarak söylenebilir kısaca.” dedi. Bağımlılığın farklı türleri bulunduğunu belirten Doç. Dr. Kızıl, madde bağımlılığının yanı sıra tütün, alkol, teknoloji ve kumar bağımlılıklarının da ele alınması gerektiğini kaydetti. Elektronik sigarada “Bir kez deneyeyim” yaklaşımına dikkat! Tütün ve sigara kullanımının ciddi sorunlara yol açtığını belirten Doç. Dr. Soner Kızıl, değişen tüketim alışkanlıklarıyla birlikte elektronik sigaraların da yaygınlaştığına dikkat çekti. Bu ürünlerin “daha sağlıklı” veya “daha az zararlı” ifadeleriyle pazarlanmasının riskleri göz ardı ettirebildiğini ifade eden Doç. Dr. Kızıl, “Elektronik sigaralarda şöyle bir davranış görebiliyoruz: Bir kişide cihaz bulunuyor, arkadaşına veriyor ya da arkadaşı ‘Ben de deneyebilir miyim?’ diye soruyor. Ancak bu ürünlerin içeriğinde farklı kimyasallar, bazı durumlarda yasa dışı yollarla eklenmiş uyuşturucu maddeler bulunabiliyor. Kişi, neye maruz kaldığını bilmeden, ‘Sadece bir arkadaşımdan aldım, alt tarafı sigara, ne kadar zararlı olabilir ki?’ diye düşünerek tüketebiliyor.” diye konuştu. Doç. Dr. Kızıl, kullanım biçiminin veya ürünün görünümünün değişmesinin riskleri ortadan kaldırmadığını vurgulayarak, özellikle içeriği ve kaynağı bilinmeyen ürünlere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti. ‘Bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesine dikkat edin Madde kullanımında önemli tehlikelerden birinin, kişinin karşılaştığı ürünün gerçek içeriğini bilmemesi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kızıl, ürünün adı ya da başkalarının verdiği güvencelerin içeriği konusunda güvenilir bir ölçüt oluşturmadığını söyledi. Özellikle arkadaş ortamında sunulan maddelere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Doç. Dr. Kızıl, “‘Bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesine dikkat edin. ‘Bir defa’, ‘İstediğim zaman bırakırım’, ‘Zaten ben herhangi bir şeye bağımlı değilim, yeter ki bırakmak isteyeyim’ tarzı düşünceler hiçbir şekilde işlemez.” uyarısında bulundu. Türkiye’nin konumu bağımlılıkla mücadelede sorumluluğu artırıyor Türkiye’nin uyuşturucu kaçakçılığı rotaları üzerindeki konumuna dikkat çeken Doç. Dr. Soner Kızıl, “Türkiye, uyuşturucu taşınmasında merkezi konumda bulunan bir ülke. Bu da bağımlılığın önlenmesi açısından ne kadar önemli çalışmalar yapmamız gerektiğini ve sorumluluğumuzun büyüklüğünü gösteriyor. Türkiye, metamfetamin ve captagon yakalamalarının yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor.” dedi. Maddeyle kolaylaştırılmış suçlara karşı farkındalık önemli Eğlence ortamlarında kişilerin bilgisi dışında içeceklerine madde eklenebildiğini belirten Kızıl, alkol veya uyuşturucu maddelerin kişinin cinsel aktiviteye bilinçli biçimde rıza verme yetisini etkileyebildiğini söyledi. Bu durumun maddeyle kolaylaştırılmış cinsel saldırılarda olduğunu ifade eden Doç. Dr. Kızıl, şöyle konuştu: “Bir eğlence ortamında, kişi başını çevirdiği anda içeceğine madde eklenebiliyor veya kendisine bir içecek ikram edilebiliyor. Bunu yapan kişi her zaman bir yabancı olmayabiliyor; ne yazık ki kişinin yakın çevresinden biri de olabiliyor. Burada yalnızca bireysel farkındalık açısından değil, bir bilim insanı olarak da düşünmemiz gerekiyor: Bu suçları nasıl önleyebiliriz?” Başvurunun gecikmesi maddelerin tespitini zorlaştırabiliyor Madde etkisi altında cinsel saldırıya maruz kalan kişilerin korku, utanç veya yaşadıklarından emin olamama nedeniyle yardım istemekte zorlanabildiğini dile getiren Doç. Dr. Kızıl, gecikmenin toksikolojik incelemeleri güçleştirebildiğine dikkat çekerek, “Kişiler ilk başta utanıyor, çekiniyor, söyleyemiyor, korkuyor ya da emin olamıyor. Cesaretini toplaması için üç-dört gün geçebiliyor. Bu süre geçtiğinde maddenin veya metabolitlerinin vücutta, kanda ve diğer biyolojik örneklerde tespit edilmesi zorlaşabiliyor. Bu nedenle hızlı hareket edilmesi ve kişinin çevresindekilerin de bu konuda bilinçli olması önem taşıyor.” dedi. Kolay ulaşılması, alkolün risklerini ortadan kaldırmıyor Alkolün kolay temin edilebilmesinin zararsız olduğu algısını oluşturmaması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Kızıl, “Alkol, kolayca temin edilebildiği için sorun yokmuş gibi görülebiliyor ancak ciddi tehlikeleri bulunuyor. Alkol tüketiminin düşmesi de insanların artık bağımlılık yapıcı maddeler kullanmadığı anlamına gelmeyebilir. Farklı eğilimler ortaya çıkabilir; daha kısa sürede etki gösteren başka maddelere yönelim olabilir.” ifadelerini kullandı. “Önceden bir ‘hayır’ planımız olmalı” Bağımlılıkla mücadelede bireyin karşılaşabileceği tekliflere nasıl yanıt vereceğini önceden düşünmesinin önemine işaret eden Doç. Dr. Kızıl, “Önceden bir ‘hayır’ planımız olmalı. Kısa ve kararlı bir şekilde ‘Hayır, kullanmıyorum.’ Ve kullanılan bir ortamsa gerektiğinde ortamı terk edebilmeli. Kullanmak zorunda değil, öyle bir talebi yok, kullanmıyor, diyebilmeli.” diye konuştu. Madde kullanımı açısından risk taşıyan ortamlardan uzak durulması gerektiğini de dile getiren Doç. Dr. Kızıl, “Uyuşturucuyu bulabileceğimiz ortamlardan uzak durmamız lazım. Eğer o şüpheli bir ortamsa, karşılaşabileceğiniz bir ortamsa herhangi bir şekilde maruz kalmasanız bile orada bulunmamalısınız.” dedi. Arkadaş çevresi kullanım baskısını artırabiliyor Arkadaş seçimlerinin öğrencilerin gelecekleri üzerinde de etkili olabileceğini belirten Kızıl, “Arkadaş çevresi burada tabii en önemlilerinden bir tanesi. Sürekli madde kullanımının olduğu sosyal ortamlar kullanma baskısını artırabilmektedir. O yüzden seçtiğiniz arkadaş ortamı tüm hayatınızı belirleyecektir, kariyerinizi belirleyecektir. Çevresel ortamda bulunduğunuz, maruz kaldığınız her şey sizi etkileyecektir. Bu iyi yönden bakarsanız etkili, verimli bir şeyse sizi tabii ki pozitif anlamda etkileyecektir.” şeklinde konuştu. Sınav başarısı için bilinçsiz ilaç kullanmayın! Öğrencilerin sınav dönemlerinde yoğun bir akademik baskı hissedebileceğine değinen Doç. Dr. Kızıl, daha iyi odaklanmak veya başarıyı artırmak amacıyla başkalarının önerdiği ilaçlara yönelmenin risklerine dikkat çekti. Bir ilacın eczanede satılıyor olmasının herkes tarafından kullanılabileceği anlamına gelmediğini vurgulayan Doç. Dr. Kızıl, “Çok yoğun bir ders baskısı hissedebilirsiniz, çok farklı durumlar üst üste gelebilir ama sınav veya akademik başarıyı artırmak amacıyla çeşitli maddeler kullanmak, daha odaklı çalışmak amacıyla ‘Şöyle bir ilaç varmış, zaten eczanede satılıyor, çok iyi’ diye düşünüp başkalarından kimyasallar almayınız. Reçeteli olarak satılan ilaçlar kişiye özeldir. Doktorun tanısıyla birlikte belirlenir. Eczanede olması, bir yerde rahatlıkla temin ediliyor olması onun iyi olduğu anlamına gelmez. Çünkü o ilaç kişiye özeldir.” dedi. “Bugün verdiğiniz karar tüm hayatınızı etkileyecek” Konuşmasının sonunda öğrencilere üniversite yaşamının başlangıcında yaptıkları seçimlerin önemini hatırlatan Doç. Dr. Kızıl, sözlerini şöyle tamamladı: “Unutmayın; bugün, şu anda verdiğiniz, birinci sınıfta, ikinci sınıfta verdiğiniz karar sizin tüm kariyerinizi etkileyecek, tüm hayatınızı etkileyecektir. Bu sebeple de şu an attığınız en ufak adım, temelinizi güçlü olarak oluşturmanıza katkı sağlayacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üsküdar Üniversitesi SHMYO'da 3+1 Dönemi Başlıyor! Haber

Üsküdar Üniversitesi SHMYO'da 3+1 Dönemi Başlıyor!

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı tarafından ön lisans programları için hayata geçirilen 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim (İME) Modeli, 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı itibarıyla Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda 8 programda uygulanmaya başlanıyor. Eğitim ile sektör arasındaki köprü güçleniyor Sağlık alanında nitelikli ara insan gücü yetiştirmeyi hedefleyen Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, yeni eğitim modeliyle öğrencilerini yalnızca akademik bilgiyle değil, aynı zamanda güçlü bir saha deneyimiyle mezun etmeyi amaçlıyor. Yeni model kapsamında öğrenciler, ilk üç dönem boyunca üniversitede teorik bilgi ve uygulamalı eğitim alacak, son dönemlerini ise tam zamanlı olarak sektörün içinde geçirerek gerçek çalışma ortamlarında mesleki deneyim kazanacak. Böylece öğrenciler, mezun olmadan önce iş hayatını yakından tanıyacak, bilgi ve becerilerini uygulamaya dönüştürecek ve kariyerlerine önemli bir avantajla başlayacak. Mezun olmadan deneyim kazanacaklar 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim (İME) Modeli kapsamında öğrenciler, ilk 3 dönem boyunca üniversitede teorik bilgi ve uygulamalı mesleki eğitimlerini alırken, son dönemlerini ise tam zamanlı olarak sektörün içinde, gerçek çalışma ortamlarında geçirerek mesleki deneyim kazanacak. Model sayesinde öğrenciler, mezun olmadan önce çalışma hayatını deneyimleme fırsatı bulacak; bilgi ve becerilerini gerçek iş ortamında geliştirerek mesleki yetkinliklerini artıracak ve kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapacak. Aynı zamanda üniversite-sektör iş birliği güçlenecek, mezunlarımızın istihdam edilebilirliği önemli ölçüde artacak. 8 programda uygulanacak 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı itibarıyla Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim Modeli uygulanacak programlar şunlar; “Biyomedikal Cihaz Teknolojisi, Eczane Hizmetleri, Gıda Teknolojisi, Laboratuvar Teknolojisi, Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği, Optisyenlik, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler ve Yaşlı Bakımı.” "İş hayatına hazır mezun" hedefi 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim Modeli ile öğrenciler, ilk üç dönemde üniversitede aldıkları teorik ve uygulamalı eğitimi son dönemde iş yaşamında pekiştirecek. Böylece mezun olduklarında yalnızca diplomaya değil, aynı zamanda gerçek iş deneyimine de sahip olacak. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, bu uygulamayla öğrencilerini sektörün ihtiyaç duyduğu bilgi, beceri ve deneyime sahip sağlık profesyonelleri olarak yetiştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de İlk Kez “İlaç Üretim Teknolojisi”  Programı Açıldı Haber

Türkiye'de İlk Kez “İlaç Üretim Teknolojisi” Programı Açıldı

Ülkemizde alanında ilk olma özelliğine sahip ve YÖK tarafından onaylanan bu anlaşma ile Kocaeli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu bünyesinde “İlaç Üretim Teknolojisi Ön Lisans Programı” kuruldu. Türkiye’nin köklü ilaç firmalarından Santa Farma İlaç, nitelikli insan kaynağı yetiştirme ve üniversite-sanayi iş birliği vizyonu ile sektör için önemli bir adıma imza attı. Santa Farma’nın ilk safhalarından itibaren akademik ve stratejik destek sağladığı, Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Kocaeli Meslek Yüksekokulu bünyesinde açılacak olan “İlaç Üretim Teknolojisi Ön Lisans Programı”, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylanarak resmi olarak kuruldu. Türkiye’deki üniversiteler arasında sektör odaklı ilk ihtisas programı olma unvanını taşıyan bu iş birliği, ülkemizde ilaç endüstrisinin dönüşümüne destek olacak "İlaç Üretim Teknikerleri" yetiştirmeyi hedefliyor. Çalıştayla Başlayan Süreç YÖK Onayıyla Taçlandı Programın temelleri; 25 Kasım 2025 tarihinde Kocaeli Üniversitesi Kocaeli MYO, GEBKİM MTAL temsilcileri ve fabrika, Ar-Ge, kalite direktörlüklerinin katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı bir çalıştayla atıldı. Sektörün ve akademinin ihtiyaçlarının ortaklaşa masaya yatırıldığı bu çalıştayda, 4 yarıyılı kapsayan ders programları ve öğrenme kazanımları ayrıntılı bir şekilde tasarlandı. 25 Aralık 2025’te Rektörlüğe ve YÖK’e sunulan müfredat mimarisi, 14 Mayıs 2026 tarihinde YÖK tarafından onaylanarak resmiyet kazandı. Klasik Kimya Eğitiminden Yapısal Ayrışma ‘İlaç Üretim Teknolojisi Programı’ ilaç üretim süreç ve tekniklerinin yanı sıra, hijyen GMP/GLP gereklilikleri, validasyon süreçleri ve temiz oda disiplini gibi geleneksel kimya endüstrisinden çok daha katı ve hassas dinamiklere sahip olmasından yola çıkılarak hazırlandı. Mevcut genel Kimya Teknolojisi müfredatının sınırları yerine, tamamen ilaç endüstrisinin uluslararası standart ve uygulamalarına hizmet edecek bir uzmanlık alanı kurgulandı. Türkiye’de Referans Model: %100 İstihdam ve İME Modeli Program, sadece teorik eğitimle sınırlı kalmayıp öğrencileri doğrudan üretim sahalarında, ilaç üretimi ile ilgili laboratuvar uygulamalarına entegre olmuş “İşletmede Mesleki Eğitim” (İME) modelini benimsiyor. Bu doğrultuda öğrenciler: İkinci sınıfta haftanın 2 gününü üniversitede zorunlu teorik derslerle geçirirken, haftanın kalan 3 gününü ise protokol imzalanan ilaç üretim tesislerinde mentor gözetiminde, gerçek üretim ve laboratuvar koşullarında, uygulama ile tamamlayacaklar.Sahada öğrenme modeli sayesinde, ilaç firmalarının genel mezunlarda karşılaştığı 6 ila 12 aylık uzun oryantasyon ve adaptasyon süreçlerine gerek kalmayacak.İlaç endüstrisinin spesifik uzmanlık gerektiren teknik konularında, ihtiyaç duyulması halinde; SANTA FARMA İlaç Sanayi A.Ş. tarafından sağlanacak destekle, sektörden gelen deneyimli profesyonellerden "Misafir Öğretim Elemanı" statüsünde destek alınarak eğitim süreci zenginleştirilecek; ayrıca akademik kadroya yönelik "Eğiticinin Eğitimi" programları organize edilecek.Mezun olan öğrenciler "İlaç Üretim Teknikeri" unvanı alarak, işe başlamaya hazır ve "aranan eleman" profiliyle doğrudan iş bulabilecek. Aynı zamanda Kimya Teknolojisi programıyla karşılıklı Çift Ana Dal (ÇAP) entegrasyonu sağlanarak hibrit yetkinliğe sahip uzmanlar yetiştirilecek. "İlaçta Yerlileşme ve Küresel İhracat Vizyonumuza Stratejik Katkı" Santa Farma İlaç İnsan Kaynakları Direktörü Sema Yetkiner, Türkiye'de bir ilk olan bu vizyoner projenin hayata geçmesinden gurur duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: "80 yılı aşkın köklü geçmişimizden aldığımız güçle, dünya pazarlarındaki yerel ihtiyaçları global standartlarla buluşturan referans şirket olma vizyonumuz doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. İlaç sektörü, hata kabul etmeyen yapısı ve küresel otoritelerin yüksek regülasyon beklentilerini, denetimler ile sorgulayan ve sürekliliğini takip eden, çok spesifik bir iş gücü kültürü gerektiriyor. Kocaeli Üniversitesi ile birlikte hayata geçirdiğimiz bu program; ulusal ve uluslararası standartların talep ettiği yetkin, belgelendirilmiş ve pratikten gelen beşerî sermayeyi Türk ilaç sanayisine kazandıracaktır. 'Sıfır Hata' prensibiyle çalışacak bu yeni nesil profesyoneller, ülkemizin ilaçta yerlileşme, operasyonel mükemmellik ve katma değerli ihracat vizyonuna çok stratejik bir katkı sunacaktır. Türkiye’de bir ilk olan bu eğitim modelinin sektöre ve gençlerimize hayırlı olmasını diliyoruz." Santa Farma Fabrika Direktörü Vedat Özbek ise şu değerlendirmeyi yaptı: "GEBKİM OSB’de yer alan, yüksek teknolojiyle donatılmış ve EU/EAEU/ANVISA-GMP belgelerine sahip modern üretim tesisimiz, bu programın en büyük uygulama alanı olacaktır. İlaç üretimi; katı hijyen kuralları, temiz oda disiplini ve hassas regülasyonlar doğrultusunda yüksek operasyonel disiplin ve süreklilik gerektirir. İşletmede Mesleki Eğitim (İME) modeli sayesinde öğrencilerimiz, teorik bilgilerini henüz mezun olmadan üretim sahası koşullarıyla pekiştirme şansı yakalayacaklar. Bu sayede, sektöre adım attıkları ilk gün itibarıyla uzun oryantasyon süreçlerine ihtiyaç duymadan 'Sıfır Hata' kültürüyle çalışabilecek yetkinliğe ulaşacaklar. Santa Farma olarak, hem deneyimli profesyonellerimizle eğitime destek vermekten hem de geleceğin ilaç endüstrisi çalışanlarını küresel standartlardaki tesisimizde sektöre kazandırmaktan büyük bir heyecan ve mutluluk duyuyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026 Yılı TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Başvuruları Uzatıldı Haber

2026 Yılı TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Başvuruları Uzatıldı

2026 yılında TÜBİTAK tarafından verilecek Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödülleri kapsamında başvurular 4 Haziran 2026 tarihine kadar uzatıldı. 2026 yılında Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından; Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödülleri olmak üzere dört kategoride ödül verilecek. Bilim Ödülü: Ülkemizde yaptığı çalışmalarla bilime uluslararası düzeyde önemli katkılarda bulunmuş hayattaki bilim insanlarına verilir. Geçmiş yıllarda TÜBİTAK Bilim Ödülü alanlar için tıklayınız. Özel Ödül: Bilim Ödülü eş değeri olarak yurt dışında yaptığı çalışmalarla bilime uluslararası düzeyde katkıda bulunmuş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, hayattaki bilim insanlarına verilir. Geçmiş yıllarda TÜBİTAK Özel Ödülü alanlar için tıklayınız. Hizmet Ödülü: Ülkemizde bilim ve teknolojinin gelişmesine üstün hizmetlerde bulunmuş kişilere verilir. Hizmet Ödülü için hayatta olmayan bilim insanları da aday gösterilebilir. Geçmiş yıllarda TÜBİTAK Hizmet Ödülü alanlar için tıklayınız. Teşvik Ödülü: Yaptığı çalışmalarla bilime gelecekte uluslararası düzeyde önemli katkılarda bulunabilecek niteliklere sahip olduğunu kanıtlamış, ödülün verildiği yılın ilk gününde 40 yaşını geçmemiş, Türkiye’de yerleşik hayattaki bilim insanlarına verilir. Geçmiş yıllarda TÜBİTAK Teşvik Ödülü alanlar için tıklayınız. Başvuru ve Değerlendirme Süreci: Teşvik Ödülü’ne adaylar kişisel olarak başvurabilir veya aday gösterilebilirler. Bilim, Özel ve Hizmet Ödüllerine kişisel başvuru yapılamamakta, aday gösterilmek gerekmektedir. Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödüllerine; Geçmişte TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet Ödülü veya TÜBİTAK-TWAS Bilim Ödülü almış olanlar, Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Türkiye Bilimler Akademisi Konseyi, Üniversitelerin Senatoları veya Yönetim Kurulları, Bilimsel ve teknolojik alanlarda faaliyet gösteren kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarının en üst karar alma organları,TÜBİTAK Ar-Ge ve Ar-Ge Kolaylık Birimleri Yönetim Kurulları ve TÜBİTAK Araştırma Grupları Yürütme Komiteleri (kendi faaliyet alanlarında) aday gösterebilirler. TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödüllerine başvurular Başvuru Sistemi üzerinden gerçekleştirilmektedir. Ödüle başvuru yapacak aday ve aday gösteren kişi veya kurum/kuruluşun en üst yetkilisinin ARBİS’te güncel kaydının olması, yoksa “Yeni Kullanıcı Kaydı” gerçekleştirmesi ve talep edilen belgelerin “Başvuru Sistemi”ne eksiksiz yüklenmesi gerekmektedir. Başvuru aşaması tamamlandıktan sonra “Kabul Taahhüt ve Beyan Formu” aday ve aday gösteren kişi veya aday gösteren kurum/kuruluşun en üst yetkili yöneticisi tarafından e-imza ile imzalanmalıdır. Başvuru esnasında yurt dışında olup ve e-imza kullanamayan adaylar, başvuru formunun çıktısını imzaladıktan sonra ilgili formun taranmış hâlini öncelikle e-postayla daha sonra aşağıdaki iletişim adresimize posta ya da kargoyla iletebilirler. (Başvuru dosyası, başvuru süresi içerisinde posta ya da kargoya verilmiş olmalıdır.) Geçmişte TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet Ödülü veya TÜBİTAK-TWAS Bilim Ödülü almış kişi aday gösteriyorsa TÜBİTAK’tan aldığı ödül türünü ve ödül alma yılını başvuru sisteminde ilgili sekmeye eklemelidir. Aday gösteren üniversite senatosu/yönetim kurulu ise başvuru sisteminde rektörün imzası olmalıdır. TÜBİTAK ödül başvurularına ilişkin iş ve işlemler hakkında rektör yardımcısına vekâlet verilmişse ya da başvurunun yapıldığı esnada rektör yardımcısı rektöre vekâlet ediyorsa ilgili vekâlet belgesi sisteme yüklenmelidir. Vekâlet geçerlilik tarihleri başvurunun e-imza ile tamamlandığı tarihi kapsamalıdır. Aynı dönemde Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödülü kategorilerinden yalnızca birine başvurulabilir. Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödüllerinden her bir ödül türüne en çok 3 kez başvuru yapılabilir. 2010 yılından önceki başvurular bu sayıya dâhil değildir. 1985 yılı ve öncesi doğumlu adaylar, Teşvik Ödülüne başvuru yapamaz. Ancak, kadın başvuru sahiplerinin yapmış olduğu her doğum için 40 yaş sınırına bir yıl ilave edilir. 2026 yılında TÜBA-Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülleri (GEBİP) ve/veya Uluslararası TÜBA Akademi Ödüllerine başvuru yapanlar 2026 yılı TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödüllerine başvuru yapamaz. Adayın bu ödüllere başvurusunun tespit edilmesi durumunda başvurusu geçersiz sayılacaktır. Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri için: Adayların ödülü hak etme gerekçelerinin en fazla 750 kelimeyle açıklanması ve bu açıklamanın, hazırlanmasında birinci derecede katkı sağlanan yayınlarla desteklenmesi beklenmektedir. “Gerekçe Çerçevesinde Seçilmiş Yayın Bilgileri” başlığında yer alan ve hazırlanmasında birinci derecede katkı sağlanan 5 yayının birer örneği, “Ek Dosyalar” başlığına yüklenmelidir. Adayın bu 5 yayınla yaptığı katkılar ile bu yayınlardaki katkı payı en fazla 250 kelimeyle açıklanmalıdır. Eğer adayın birden fazla konuda katkısı varsa asıl önemli katkısı dışındakiler konulara göre ayrılmalıdır. “Gerekçe Çerçevesinde Diğer Bilimsel Yayınlar” başlığında yer alan en fazla 15 yayının birer örneği “Ek Dosyalar” başlığına yüklenmeli ve konulara göre ayrılan katkılar hakkında 500 kelimeyi geçmeyen bir açıklama yazısı eklenmelidir. Bir adayın başvurusundaki asıl önemli katkıda birinci derecede esas olan yayınlar (Gerekçe çerçevesinde seçilmiş 5 yayın), başka bir adayın aynı türde ödüle başvurusunda kullanılamaz. TÜBİTAK, birinci derecede katkı sağlandığı beyan edilen yayınlar için bu beyanı araştırma hakkına sahiptir. İlgili yayında birinci derecede katkı sağlandığı beyan edilmesine karşın, bu yayınlardan herhangi birinde adayın birinci derecede katkısı olmamasının tespit edilmesi durumunda başvuru değerlendirmeye alınmaz. Ayrıca, gerekçe çerçevesinde seçilmiş 5 yayının, adayın doktora çalışmasından bağımsız olması gerekmektedir. Hizmet Ödülü için: Başvurular, adayların ödülü hak etme gerekçeleri ve varsa bu gerekçeyi destekleyen ilgili dokümanı içermelidir. Gerekçede; adayın bilim insanı yetiştirmek, mensup olduğu bilim dalının kurumsallaşması için çalışmalar yapmak, bilimsel kurum ve kuruluşlar kurmak veya kurulmasına önemli ölçüde katkıda bulunmak bakımlarından ülkemizdeki bilim ve teknolojinin gelişmesine ne şekilde üstün hizmette bulunduğu en fazla 750 kelimeyle açıklanmalıdır. Bilim, Özel, Hizmet Ödülleri; Temel Bilimler, Mühendislik Bilimleri, Sağlık Bilimleri ile Sosyal ve Beşeri Bilimler alanlarında, Teşvik Ödülü; Temel Bilimler, Mühendislik Bilimleri, Sağlık Bilimleri, Sosyal ve Beşeri Bilimler ile Kutup Çalışmaları alanlarında verilir. Bilim Ödülü sayısı sekizi, Özel Ödül sayısı dördü, Hizmet Ödülü sayısı dördü ve Teşvik Ödülü sayısı yirmiyi geçemez. Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik ödüllerinin türüne göre plaket ve berat verilir. Bilim ve Özel Ödülleri için 10 tam altın karşılığı, Teşvik Ödülü için 5 tam altın karşılığı tutar Türk Lirası olarak banka hesaplarına yatırılır. Bilim ve Teşvik Ödülü alanlara ayrıca, her yıl Yönetim Kurulunca belirlenen miktarda (2026 yılı için 3.000.000 TL) yurt içinde yürüteceği araştırmalarda kullanılmak üzere araştırma desteği verilir. Ödül değerlendirme sürecinde yapılan tüm değerlendirme ve oluşturulan görüşler ile değerlendirmelerine başvurulan hakem/danışman isimleri ve bunlar tarafından verilen görüşler gizli olup sayılanlar 4982 sayılı kanunun 26’ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Başvurular 4 Haziran 2026 Perşembe günü saat 16.00’ya kadar kabul edilecektir. Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödüllerini kazananlar aynı yıl içinde açıklanır ve ödüller düzenlenecek bir törenle sahiplerine verilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yükseköğretim Kurulu ile SSB iş birliğiyle başlatılan Akademik Tez Programı ilk meyvesini verdi Haber

Yükseköğretim Kurulu ile SSB iş birliğiyle başlatılan Akademik Tez Programı ilk meyvesini verdi

Yükseköğretim Kurulu ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasındaki iş birliği kapsamında başlatılan ve yapay zekâ alanında gerçekleştirilen lisans ve yüksek lisans tezlerine destek verilmesini kapsayan Akademik Tez Programı (ATP) ilk meyvesini verdi. ASELSAN’da gerçekleştirilen etkinlikte başarılı bulunan öğrencilerin projeleri sergilendi. Etkinliğe Yükseköğretim Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu’nun yanı sıra sektör uzmanları, savunma sanayii firmalarının temsilcileri, insan kaynakları yetkilileri ve akademisyenler bir araya gelerek öğrencilerle birebir görüşme imkânı bulacak, etkileşimin ve iş birliğinin artırılması hedeflenecektir. ATP ile Savunma Sanayii Yapay Zekâ Yetenek Kümelenmesi (SAYZEK) faaliyetleri kapsamında üniversitelerde yapay zekâ alanında yürütülen akademik çalışmaların sektörün ihtiyaçlarıyla örtüşmesi ve yetenekli öğrencilerin sektöre kazandırılması amaçlanıyor. ATP’ye 119 farklı üniversiteden ve 58 farklı bölümden toplam 421 başvuru yapıldı. Bunların 258’i lisans, 98’i yüksek lisans tezleri ile ilgili oldu. Programda 20 farklı firmadan 99 mentör öğrencilere danışmanlık yaptı. Başvurularda yüksek puan alan ilk 40 öğrenci ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN gibi firmalarda zorunlu ve gönüllü staj imkânı kazandı. Öğrenciler, aday mühendislik, proje desteği, akademik yayın teşviki ve yurt dışı konferans katılımı gibi ek ödüllerden de faydalanacak. Programa en çok başvuru yapan ilk 5 üniversite Gazi Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Yozgat Bozok Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi oldu. ATP yeni dönemde de devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.