Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yönetim

Kapsül Haber Ajansı - Yönetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yönetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mattel’de Yeni Üst Düzey Atamalar Haber

Mattel’de Yeni Üst Düzey Atamalar

Dünyanın önde gelen oyuncak ve aile eğlence şirketlerinden Mattel, EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) ticari organizasyonunu güçlendirmek ve operasyonel çevikliğini artırmak amacıyla üst düzey yönetimde kritik atamalar yapıldığını duyurdu. Bu stratejik değişiklikler, Başkan ve Ticari Faaliyetler Başkanı (CCO) Steve Totzke’nin görevini 1 Mayıs 2026 itibarıyla, halen EMEA ve Küresel Doğrudan Tüketiciye Satış Genel Müdürü olan Sanjay Luthra’ya devredeceğinin açıklanmasının ardından geldi. Core Europe Yönetimi Apostolis Karampatzakis’e Emanet Halihazırda Mattel Pan EMEA Pazarları (PEM) Başkan Yardımcısı ve Ülke Müdürü olarak görev yapan Apostolis Karampatzakis, yeni oluşturulan SVP ve Core Europe Başkanı rolüne atandı. Karampatzakis, doğrudan Sanjay Luthra’ya raporlayacak. Karampatzakis, yeni görevinde Birleşik Krallık ve İrlanda, Almanya, Avusturya, İsviçre, Fransa, İtalya, İberya, Benelüks ve Nordik ülkeleri kapsayan Core Europe pazarlarında ticari strateji, perakende dağıtım kanallarının geliştirilmesi ve operasyonel süreçlerin yürütülmesinden sorumlu olacak. Ayrıca Avrupa Amazon ekibi de kendisine bağlı olarak çalışacak. Mattel bünyesinde 25 yılı aşkın deneyime sahip olan Karampatzakis, Avrupa operasyonlarında sürdürülebilir ve kârlı büyüme sağlamadaki güçlü geçmişiyle dikkat çekiyor. Daha önce Avrupa e-ticaret Satış Kıdemli Direktörlüğü ile Almanya, Avusturya ve İsviçre Bölgesel Satış Direktörlüğü görevlerini üstlenen Karampatzakis, son olarak PEM bölgesinin iş hacmini beş yıl içinde iki katına çıkardı. 2024 yılında ise Mattel’in her yıl yalnızca bir kişiye verilen prestijli Chairman’s Award ödülünün sahibi oldu. PEM Bölgesi’nin Yönetim Koltuğuna Sebastian Trischler Oturuyor Öte yandan, DACH Bölgesi Başkan Yardımcısı ve Ülke Müdürü ile EMEA E-ticaret Başkanı olarak görev yapan Sebastian Trischler, PEM Başkan Yardımcısı ve Ülke Müdürü olarak atandı. Trischler de doğrudan Sanjay Luthra’ya bağlı olarak çalışacak. Sebastian Trischler, Orta ve Doğu Avrupa, Balkanlar, Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan geniş bir coğrafyada ticari performansın ve günlük operasyonların yönetiminden sorumlu olacak. Bu kapsamda Türkiye dahil olmak üzere şirketin en önemli büyüme pazarlarında ticari strateji, pazar geliştirme ve operasyonel uygulamaları yönetecek. Mattel’de 10 yılı aşkın süredir görev yapan Trischler, Avrupa genelinde yüksek performanslı ekipleri yönetme ve sürdürülebilir büyüme sağlama konusundaki deneyimiyle öne çıkıyor. Şirkete katıldığından bu yana DACH ve Avrupa genelinde artan sorumluluklar üstlenen Trischler, mevcut görevinde EMEA’nın en önemli pazarlarından birini yönetirken Avrupa e-ticaret yapılanmasının dönüşümüne liderlik etti. EMEA’nın Geleceğine Yön Verecek İki Lider Sanjay Luthra konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Küresel Ticari İşler Direktörü rolünü üstlenirken, EMEA’da birlikte inşa ettiğimiz yapıdan büyük gurur duyuyorum ve geleceğe dair güçlü bir güven taşıyorum. Apostolis ve Sebastian, operasyonlarımızı daha da modernize edecek ve bu önemli bölgede iş ortaklarımızla birlikte büyük fırsatları hayata geçirecek liderlik, deneyim ve vizyona sahip” ifadelerini kullandı. Apostolis Karampatzakis ise, “Mattel’de 25 yılı aşkın sürenin ardından, Core Europe pazarlarını yöneteceğim bu yeni rolü üstlenmekten onur duyuyorum. Daha odaklı ve yalın stratejilerle Mattel ve iş ortaklarımız için büyümeyi hızlandırmayı hedefliyorum” dedi. Sebastian Trischler de, “PEM bölgesindeki dinamik ve çeşitli ülkelerden oluşan portföyü yönetme fırsatı beni heyecanlandırıyor. Şirketimizin en önemli büyüme pazarlarının potansiyelini ortaya çıkarmayı hedefliyorum” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama

Bosch’taki kariyerine 19 yıl önce adım atan Pınar Kurt, 1 Şubat 2026 itibarıyla Bosch Home Comfort Türkiye, Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Güney Doğu Avrupa’dan sorumlu Ticari Genel Müdür görevine atandı. Kurt son olarak, 2025 yılında Bosch Home Comfort Grubu’nun Almanya’daki merkezinde, şirket tarihinin en büyük satın alması olarak tanımlanan Johnson Controls'ten konut ve hafif ticari ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) işinin ve Johnson Controls-Hitachi Air Conditioning ortak girişiminin satın alma projesinin finans, bütçe, raporlama ve satın alma süreçlerine liderlik etti. Yeni sorumluluk alanında Türkiye’den Güneydoğu Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada finansal stratejilerin oluşturulması, kârlılık hedeflerinin yayılımı ve ticari süreçlerin yönetimine liderlik eden Kurt, Bosch’un uluslararası yapısında edindiği tecrübeyi bölgedeki büyüme stratejilerine aktarmayı hedefliyor. Pınar Kurt kimdir? Bosch kariyerine 2007 yılında Manisa’da Muhasebe Departmanı'nda başlayan Kurt, 2010-2013 yılları arasında İstanbul’da Satış Bütçe ve Raporlama Sorumlusu olarak görev aldı. Bu dönemde SAP uygulamaları ve kontrol fonksiyonlarının kurulması süreçlerini yönetti. 2013 yılında Almanya Wernau’da Yalın Yönetim alanında Avrupa’daki farklı ülkelerde proje liderliği üstlenen Kurt, ardından kariyerine Portekiz’de devam etti. 2016-2022 yılları arasında Portekiz Aveiro’da bulunan tüzel kişiliğin ve ürün grubunun Bütçe ve Raporlama Direktörlüğü ve ardından Ticari Birimlerden Sorumlu Direktör pozisyonlarını üstlenen Kurt, finansal yönetim ve yeniden yapılandırma projelerini yürüttü. 2022 yılından itibaren Almanya Wetzlar’da Grup Bütçe ve Raporlama Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Kurt, son olarak Bosch Home Comfort’un Almanya’daki merkezi Wernau’daki entegrasyon projesinde Başkan Yardımcısı olarak görev aldı. Ege Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan Pınar Kurt, yüksek lisans eğitimini Bahçeşehir Üniversitesi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri (MBA) alanında tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu’na Olimpik Görev Haber

Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu’na Olimpik Görev

Genel kurulda yapılan seçimle birlikte Prof. Dr. Veli Ozan Çakır, TMOK Başkanlığı’na seçilerek yeni dönemin başkanı oldu. TMOK’ta Yeni Yönetim Belirlendi İstanbul Olimpiyatevi’nde gerçekleştirilen genel kurulda, spor dünyasının farklı branşlarından isimlerin yer aldığı yönetim, kurul ve denetim yapısı şekillendi. Yeni dönemde TMOK Yönetim Kurulu Üyeleri şu isimlerden oluştu: Duriye Özlem Akdurak (Türkiye Yelken Federasyonu Temsilcisi),Taha Akgül (Türkiye Güreş Federasyonu Temsilcisi),Hamide Bıçkın,Suat Çelen (Türkiye Cimnastik Federasyonu Temsilcisi),Prof. Dr. Bilge Donuk,Murat Kaya,Bahar Mert (Türkiye Voleybol Federasyonu Temsilcisi),Şafak Müderrisgil (Türkiye Tenis Federasyonu Temsilcisi),Ahmet Olmuştur (Türkiye Golf Federasyonu Temsilcisi),Elif Özdemir Şankaya,Seyit Bilal Porsun,Hüseyin Ersan Topbaş,Hasan Engin Tuncer (Türkiye Binicilik Federasyonu Temsilcisi)Hidayet Türkoğlu (Türkiye Basketbol Federasyonu Temsilcisi) yer aldı. Emin Müftüoğlu’na Sicil Kurulu’nda Görev Türkiye Olimpiyat Komitesi temel kurullarından birisi olan Sicil Kurulu’nda; Opr. Dr. Hüsnü Müjdat Enginsu, Aybars Hünalp, Emin Müftüoğlu, Bahri Tanrıkulu ve Ayşe Ayda Uluç görev aldı. Uluslararası Deneyim, Olimpik Katkı Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanlığı’nın yanı sıra uluslararası spor yönetiminde de aktif görevler üstlenen Müftüoğlu, edindiği deneyimi TMOK çatısı altında Türk sporunun gelişimi ve olimpik değerlerin güçlendirilmesi için değerlendirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Eğitim Vakfı’da Üst Düzey Atama Haber

Türk Eğitim Vakfı’da Üst Düzey Atama

Kurulduğu günden bu yana başarılı ve imkânları kısıtlı öğrencilerin eğitim yolculuğuna eşlik eden Türk Eğitim Vakfı’nın (TEV) Genel Müdürü Melike Koçoğlu oldu. 1 Nisan 2026 itibarıyla görevine başlayan Koçoğlu, farklı sektörlerde edindiği yönetim deneyimi ve stratejik bakış açısıyla Vakfın eğitimde fırsat eşitliği hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği çalışmalara liderlik edecek. Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde tamamlaya Koçoğlu, kariyeri boyunca iş geliştirme, operasyon yönetimi, organizasyonel dönüşüm ve paydaş ilişkileri alanlarında aktif rol aldı. Yaklaşık 25 yıllık kariyerinde FMCG, perakende ve üretim başta olmak üzere farklı sektörlerde üst düzey yöneticilik görevlerini üstlendi. Son olarak Alarko Tarım Grubu’nda Grup Genel Müdürü olarak görev yapan Koçoğlu, daha önce Tamek, Umur Basım ve Eczacıbaşı Profesyonel’de Genel Müdür olarak görev yaptı. TEV Genel Müdürü Melike Koçoğlu şu sözleri söyledi: “Türk Eğitim Vakfı’nın köklü birikiminin parçası olmak benim için hem büyük bir sorumluluk hem de güçlü bir motivasyon kaynağı. Gençlerin hayatına umut olan bu güçlü yapının içerisinde, hep birlikte kalıcı bir değer yaratan TEV etkisini büyüteceğimize inanıyorum”. Kurulduğu günden bu yana eğitimde fırsat eşitliği hedefiyle çalışmalarını sürdüren Türk Eğitim Vakfı; burs programlarından eğitim yatırımlarına, gençlerin sosyal, kültürel ve mesleki gelişimlerini destekleyen çok boyutlu çalışmalarıyla faaliyetlerine devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Holding’de Üst Düzey Atama Haber

Yıldız Holding’de Üst Düzey Atama

Gıda ve hızlı tüketim sektörlerinde Türkiye ve uluslararası pazarlarda satış, ticari pazarlama ve yönetim alanlarında 35 yılı aşkın deneyime sahip olan ve 2011-2015 yılları arasında Yıldız Holding’de üst düzey görevlerde bulunan Ali Sözen, Yıldız Holding Chief Operating Officer (COO) olarak atandı. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, atamaya ilişkin değerlendirmesinde, “Sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedeflerimiz doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz bu atama ile geçmişte birlikte çalıştığımız Ali Sözen’in yeniden aramıza katılmasından memnuniyet duyuyorum. Chief Operating Officer olarak bu önemli görevde operasyonel mükemmeliyet yaklaşımımızı daha da ileri taşıyacağına ve Yıldız Holding’in uzun vadeli stratejik hedeflerine değerli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Ali Sözen’e yeni görevinde başarılar diliyorum” dedi. Yıldız Holding, sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedefleri doğrultusunda liderlik kadrosunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Gıda ve hızlı tüketim sektörlerinde satış, ticari pazarlama ve yönetim alanlarında 35 yılı aşkın profesyonel deneyime sahip Ali Sözen, Yıldız Holding Chief Operating Officer (COO) olarak görev yapacak. Holding genelinde operasyonel mükemmeliyetin güçlendirilmesine ve performans odaklı yönetim anlayışının pekiştirilmesine liderlik edecek olan Sözen, inovasyon ve verimlilik odaklı projelere yön vererek Yıldız Holding’in rekabet gücünün ve operasyonel verimliliğinin artırılmasına katkı sağlayacak. Aynı zamanda bütçe ve performans süreçlerinin etkin yönetimini üstlenecek; sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda yeni projelerin ve yatırımların geliştirilmesi ile stratejik olarak değerlendirilmesinde aktif rol oynayacak. Türkiye’de ve uluslararası pazarlarda önemli sorumluluklar üstlenen Ali Sözen, kariyerine MetLife’ta başladı. Ardından Coca-Cola İçecek’te ulusal ve bölgesel satış liderliği görevlerini üstlendi. Pınar markasını bünyesinde bulunduran Yaşar Grup’ta Satış ve Dağıtımdan Sorumlu Başkan Yardımcılığı ile Gıda ve İçecek Grubu Başkanlığı görevlerinde bulunan Sözen, Coca-Cola bünyesinde Nijerya’da Ulusal Ticaret Direktörü olarak da görev yaptı. 2011-2015 yılları arasında Yıldız Holding’de Gıda ve İçecek Grubu Başkan Yardımcılığı ile Gıda ve Süt Ürünleri Grubu Başkan Yardımcılığı görevlerini üstlenen Sözen, bu dönemde ekipleri ile önemli başarılara imza attı. 2015 yılından bu yana Lactalis Türkiye CEO’su olarak görev yapıyordu. İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Bölümü mezunu olan Sözen, MBA eğitimini University of Toledo’da tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilirlik Raporlaması Neden Önemli? Haber

Sürdürülebilirlik Raporlaması Neden Önemli?

Bir şirketin iklim hedefi, tedarik zinciri riski ya da çalışan politikası artık yalnızca kurumsal iletişim başlığı değil. Finansmana erişimden ihracat kapasitesine, yatırımcı güveninden marka itibarına kadar birçok kritik karar, şirketlerin sürdürülebilirlik performansını nasıl ölçtüğüne ve nasıl açıkladığına bakılarak veriliyor. Tam da bu nedenle sürdürülebilirlik raporlaması, gönüllü bir görünürlük çalışmasından çıkıp stratejik bir yönetim aracına dönüşmüş durumda. Sürdürülebilirlik raporlaması neden önemli? Bu sorunun kısa cevabı şu: Çünkü kurumların sadece ne söylediği değil, neyi ölçtüğü, nasıl yönettiği ve hangi riskleri öngördüğü artık piyasa tarafından izleniyor. Sürdürülebilirlik raporlaması; çevresel, sosyal ve yönetişim performansının sistematik biçimde ortaya konmasını sağlar. Böylece şirketin yalnızca bugünkü operasyonel gücü değil, gelecekteki dayanıklılığı da görünür hale gelir. Özellikle enerji, sanayi, lojistik, tarım, teknoloji ve savunma gibi dönüşüm baskısının yüksek olduğu sektörlerde bu görünürlük daha da kritik hale geliyor. Çünkü bu alanlarda kaynak kullanımı, emisyon, tedarik güvenliği, insan kaynağı ve regülasyon uyumu doğrudan rekabet üstünlüğünü etkiliyor. Raporlama, itibar metni değil yönetim altyapısıdır Sürdürülebilirlik raporlaması uzun süre bazı şirketlerde yıllık iletişim dosyası gibi ele alındı. Oysa nitelikli raporlama, kurumsal yönetimin veri tabanını güçlendirir. Şirket hangi alanda emisyon üretiyor, hangi tedarikçiler daha yüksek risk taşıyor, iş sağlığı ve güvenliğinde hangi kırılımlar var, su kullanımı hangi operasyonlarda yoğunlaşıyor, kadın liderlik oranı nasıl değişiyor - bunların hepsi raporlama sürecinde netleşir. Bu da yönetim kurullarına ve üst düzey yöneticilere daha sağlıklı karar alma imkanı verir. Ölçülmeyen başlık yönetilemez. Bu yüzden raporlama yalnızca dış paydaşlar için hazırlanmış bir belge değil, şirketin kendi kör noktalarını görmesini sağlayan bir araçtır. Burada önemli bir ayrım var. Her rapor aynı değeri üretmez. Sadece olumlu gelişmelerin seçildiği, metodolojinin zayıf olduğu ve hedeflerin somutlaşmadığı raporlar kısa vadede vitrin etkisi yaratabilir; ancak orta vadede güven aşınmasına yol açar. Piyasa artık gösteriş ile veri temelli açıklamayı birbirinden ayırabiliyor. Yatırımcılar ve finans kuruluşları için güven göstergesi Sermaye artık sadece bilanço okumuyor. Şirketlerin iklim riski, geçiş planı, yönetişim yapısı ve sosyal etkileri de yatırım kararlarında daha fazla yer tutuyor. Bankalar, fonlar ve kurumsal yatırımcılar açısından sürdürülebilirlik raporlaması, geleceğe dönük risk profilini anlamanın en pratik yollarından biri. Örneğin yüksek enerji yoğunluğuna sahip bir üretici firma düşünelim. Bu şirket maliyetlerini bugün yönetiyor olabilir. Ancak karbon düzenlemeleri sıkılaştığında, enerji dönüşümünü finanse edemediğinde ya da tedarik zinciri buna uyum sağlayamadığında karlılık baskı altına girebilir. İyi hazırlanmış bir rapor, bu tür risklere karşı şirketin hazırlık düzeyini gösterir. Aynı durum kredi süreçlerinde de geçerlidir. Her finans kuruluşu aynı derinlikte değerlendirme yapmasa da yön açık. Daha şeffaf veri sunan, hedeflerini açıklayan ve performansını düzenli izleyen şirketler, belirsizlik primi açısından daha avantajlı bir konuma geçebilir. Elbette tek başına rapor, finansman kapısını açmaz. Ama finansman dilini konuşabilen şirketlerle yalnızca niyet beyanında kalan şirketler arasındaki farkı belirginleştirir. Regülasyonlara uyum için erken hazırlık sağlar Bir başka kritik başlık da mevzuat. Türkiye'de ve ihracat bağlantılı pazarlarda sürdürülebilirlik alanındaki düzenlemeler giderek daha somut hale geliyor. Özellikle Avrupa ile çalışan şirketler için emisyon, izlenebilirlik, insan hakları politikaları ve tedarik zinciri şeffaflığı artık dış ticaret gündeminin parçası. Bu tablo, sürdürülebilirlik raporlamasını yalnızca büyük ölçekli şirketlerin konusu olmaktan çıkarıyor. Ana sanayiye üretim yapan KOBİ'ler, lojistik firmaları, enerji tedarikçileri ve tarımsal üretim ağında yer alan işletmeler de giderek daha fazla veri paylaşımı talebiyle karşılaşıyor. Erken başlayan şirketler burada avantaj kazanıyor. Çünkü raporlama kültürü son dakikada kurulmaz. Verinin hangi birimden geleceği, hangi göstergenin nasıl ölçüleceği, hangi standardın baz alınacağı ve iç doğrulama mekanizmasının nasıl işleyeceği zaman ister. Regülasyon kapıya dayandığında değil, henüz hazırlık aşamasındayken kurulan sistem daha düşük maliyetle işler. Tedarik zincirinde görünürlük ve rekabet avantajı yaratır Küresel tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik performansı artık teklif süreçlerine kadar indi. Ana yükleniciler, çok uluslu şirketler ve ihracat odaklı alıcılar, tedarikçilerinden çevresel ve sosyal veri talep ediyor. Bu durum özellikle sanayi, tekstil, otomotiv yan sanayi, gıda, ambalaj, lojistik ve teknoloji üretiminde daha görünür. Sürdürülebilirlik raporlaması bu noktada şirketin kurumsal olgunluğunu ortaya koyar. Bir firma enerji tüketimini, atık yönetimini, iş gücü güvenliğini, etik tedarik yaklaşımını ve hedeflerini veriyle anlatabiliyorsa, potansiyel iş ortakları açısından daha güvenilir bir profil sunar. Burada da bir it depends durumu var. Her müşteri aynı detay seviyesini istemez, her sektör aynı gösterge setiyle ilerlemez. Ancak eğilim net. Tedarik zincirinde görünürlük artıyor ve bu görünürlük talebi zamanla standart hale geliyor. Bu nedenle raporlama, sadece kurumsal vitrini değil satış ve iş geliştirme kapasitesini de etkileyebilir. Kurum içi dönüşümü hızlandırır Raporlama çoğu zaman dışa dönük bir faaliyet gibi algılansa da içeride önemli bir disiplin yaratır. Farklı departmanların ortak veri üretmesi, hedef belirlemesi ve performansı izlemesi gerekir. Finans, insan kaynakları, satın alma, üretim, kalite, çevre ve kurumsal iletişim ekipleri aynı çerçevede çalışmaya başlar. Bu da sürdürülebilirliği tek bir departmanın görevi olmaktan çıkarır. Kurum içinde sahiplenme arttıkça, stratejik hedefler günlük operasyonlara daha kolay iner. Örneğin enerji verimliliği hedefi yalnızca tesis yönetiminin konusu olmaktan çıkar, yatırım planlamasıyla birleşir. Çeşitlilik hedefi yalnızca İK verisi olarak kalmaz, liderlik gelişimiyle ilişkilendirilir. Yine de bu sürecin zorlu tarafı vardır. Veri toplama dağınık olabilir, kurum içi direnç oluşabilir, bazı metrikler ilk yıllarda zayıf çıkabilir. Fakat bu durum raporlamanın değersiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, gerçek dönüşüm çoğu zaman ilk kez ölçüm yapıldığında başlar. İtibar ve kriz yönetiminde koruyucu rol oynar Şirketler artık sadece finansal performansla değerlendirilmiyor. Bir çevre olayı, çalışan güvenliği sorunu, tedarik zincirindeki etik ihlal ya da kamuoyuna yansıyan bir uyumsuzluk, kısa sürede daha büyük bir güven sorununa dönüşebiliyor. Böyle dönemlerde kurumun geçmişte nasıl bir şeffaflık standardı oluşturduğu önem kazanır. Düzenli ve tutarlı sürdürülebilirlik raporlaması, şirketin hesap verebilirlik refleksini güçlendirir. Bu, kriz riskini ortadan kaldırmaz; ancak şirketin paydaşlarıyla kurduğu güven zeminini güçlendirir. Özellikle medya görünürlüğü yüksek, yatırımcı ilgisi taşıyan ya da kamuyla yakın çalışan sektörlerde bu zemin çok daha değerlidir. İtibarın burada tek başına iletişim başarısına indirgenmemesi gerekir. Güçlü itibar, doğrulanabilir performansla desteklenmediğinde hızla kırılabilir. Bu nedenle raporlama, kurumsal anlatının veriyle desteklenen kısmıdır. Hangi şirketler için daha kritik? Pratikte ölçek büyüdükçe beklenti artar. Ancak önem sadece büyük şirketlerle sınırlı değil. İhracat yapanlar, halka açık olanlar, yatırım arayan girişimler, kurumsal müşteri portföyü geniş firmalar ve yoğun kaynak kullanan sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler için sürdürülebilirlik raporlaması daha erken bir ihtiyaç haline gelir. Buna karşılık küçük ölçekli bir işletme için kapsam daha sınırlı olabilir. İlk aşamada tüm uluslararası çerçevelere aynı anda uyum hedeflemek yerine, iş modeline en yakın risk ve etki alanlarından başlamak daha gerçekçidir. Önemli olan kusursuz bir belge üretmek değil, güvenilir veriyle başlayan ve her yıl olgunlaşan bir yapı kurmaktır. Doğru raporlama neyi gerektirir? Öncelikle net öncelikler gerektirir. Şirketin hangi sürdürülebilirlik başlıklarında maddi etkisi olduğu belirlenmeden hazırlanan raporlar genellikle dağınık kalır. Ardından veri kalitesi gelir. Ölçüm yöntemleri, baz yıl, hedef ufku ve sorumluluk alanları açık değilse rapor ikna gücünü kaybeder. Bir diğer kritik nokta da yönetim sahipliğidir. Üst yönetim tarafından sahiplenilmeyen raporlama süreçleri çoğu zaman iletişim departmanının sınırlı imkanlarıyla yürür ve stratejik etkisi zayıf kalır. Oysa güçlü örneklerde raporlama, kurumsal yönetim, risk yönetimi ve büyüme planıyla birlikte ele alınır. Bu alanda içerik görünürlüğü de ayrı bir önem taşıyor. Şirketlerin sürdürülebilirlik performansını doğru çerçevede anlatan, sektörel bağlama oturtan ve profesyonel okur için anlamlı hale getiren yayıncılık yaklaşımı, kurumsal mesajın etkisini artırır. Bu noktada Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odağı güçlü mecralar, sürdürülebilirlik gündeminin yüzeysel söylemlerden ayrışmasına katkı sunabilir. Önümüzdeki dönemde soru artık şu olmayacak: Rapor yayımlıyor musunuz? Asıl soru, hangi veriye dayanarak hangi dönüşümü yönettiğiniz olacak. Şirketler için gerçek değer de tam burada başlıyor.

Tarık Serhatlı EPSA Genel Müdürü Oldu Haber

Tarık Serhatlı EPSA Genel Müdürü Oldu

Otomotiv ve endüstriyel üretim sektörlerinde uzun yıllara dayanan uluslararası deneyime sahip Tarık Serhatlı, şirketin Genel Müdürü olarak göreve başladı. Uluslararası ekiplerle yürüttüğü projeler ve global yönetim deneyimiyle dikkat çeken Tarık Serhatlı ile organizasyonel yapısını şekillendiren EPSA Yönetim Kurulu Başkanı Nurcan Özdemir atamaya ilişkin değerlendirmesinde, “EPSA olarak 27 yılı aşkın deneyimimizle yalıtım ve yapı kimyasalları alanındaki gücümüzü ileri mühendislik malzemeleri ve endüstriyel üretim çözümleriyle genişletiyoruz. Otomotivden beyaz eşyaya, savunma sanayiden ısıtma soğutma sistemlerine dek farklı sektörlere yüksek katma değerli çözümler sunan güçlü bir üretim altyapısına sahibiz. Tarık Serhatlı’nın uluslararası üretim ve operasyon yönetimi alanındaki deneyiminin EPSA’ nın global büyüme hedeflerine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Yeni görevine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tarık Serhatlı ise EPSA’nın üretim gücüne ve vizyonuna dikkat çekerek şunları ifade etti. “Yenilikçi üretim yaklaşımı ve güçlü mühendislik altyapısıyla sektöründe önemli bir konuma sahip olan EPSA ailesine katılmaktan büyük heyecan ve mutluluk duyuyorum. Şirketin üretim gücü, Ar-Ge yetkinliği ve uluslararası pazarlardaki büyüme potansiyeli önemli fırsatlar sunuyor. Ekip arkadaşlarımız ve paydaşlarımızla birlikte EPSA’nın global pazarlardaki konumunu daha da güçlendirmek için çalışacağız.” Tarık Serhatlı, İngilizce Makine Mühendisliği mezunu olup Endüstri Mühendisliği yan dalına sahiptir. Uluslararası şirketlerde özellikle Expanded Polipropilen (EPP) ve Expanded Polistiren (EPS) malzemeleri üzerine üretim ve uygulama süreçlerinde önemli deneyim kazanan Serhatlı, kariyeri boyunca operasyonel yönetimin yanı sıra yönetim kurulu üyeliği görevleri de üstlenmiştir. Görev aldığı uluslararası şirketlerde Türkiye ve Avrupa’daki üretim operasyonlarının yönetiminde aktif rol alan Serhatlı, bütçe, P&L ve nakit akışı yönetimi alanlarında güçlü bir yönetsel deneyime sahiptir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.