Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yönetişim

Kapsül Haber Ajansı - Yönetişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yönetişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şirketlerde Yapay Zekâ Harcamaları 2,7 Trilyon Dolara Ulaşacak Haber

Şirketlerde Yapay Zekâ Harcamaları 2,7 Trilyon Dolara Ulaşacak

Kurumlarda devasa büyümenin yeni sorumluluklar getirdiğini belirten GBA Bilişim Kurucu Ortağı A. Barkın Gündoğdu, veriyi sadece saklamanın iş sürekliliği için yeterli olmadığını vurguladı. Veri güvenliğiyle iş sürekliliğinin birbirini tamamladığına dikkat çeken Gündoğdu, “Küresel araştırma şirketi Gartner'ın Temmuz ve Eylül 2026 raporları, veri merkezi harcamalarının 822 milyar dolara, yapay zekâ harcamalarının ise 2,7 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Rakamlardan da anlıyoruz ki; kurumlar için asıl mesele yalnızca veriyi korumak değil, olası bir kesinti sonrasında operasyonların ne kadar hızlı ve güvenli biçimde sürdürebileceğidir.” değerlendirmesini yaptı. “Kurumların yalnızca teknolojik kapasiteye değil, operasyonel gereksinimlere de odaklanması gerekiyor” Kamu ve özel sektörde 25 yılı aşan sektörel deneyime sahip olduğunu belirten Gündoğdu, özellikle son yıllarda kurumların veri güvenliği ve iş sürekliliğine yönelik yatırımlarında önemli bir dönüşüm yaşandığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurumların yedekleme, felaket kurtarma ve iş sürekliliği mimarilerini oluştururken yalnızca teknolojik kapasiteye değil, operasyonel gereksinimlere de odaklanması gerekiyor. İş sürekliliği planlamasında RPO ve RTO gibi kavramlar kritik önem taşıyor. Kurumun hangi noktadaki veriye geri dönebileceği ve sistemlerini ne kadar sürede yeniden çalıştırabileceği önceden belirlenmeli. Bu süreçlerin düzenli olarak test edilmesi, sürdürülebilir ve ölçülebilir hale getirilmesi gerekiyor. Çünkü yaşanan bir kesinti yalnızca teknik bir problem değil; mali kayıp, operasyonel aksama ve itibar riski anlamına da geliyor.” Yapay zekâ yatırımlarında altyapı ve yönetişim birlikte ele alınmalı Yapay zekâ yatırımlarının veri merkezi kapasitesi, enerji gereksinimleri ve kurumsal altyapılar üzerindeki etkisine dikkat çeken Gündoğdu, bu alandaki yatırımların bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. “Yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte kurumların işlem kapasitesi, veri yönetimi ve entegrasyon ihtiyaçları da büyüyor. Ancak yalnızca daha güçlü sunuculara veya daha büyük modellere yatırım yapmak yeterli değil. Bu sistemlerin güvenli, erişilebilir, yönetilebilir ve kesintilere dayanıklı olması gerekiyor. Dolayısıyla yapay zekâ yatırımlarının başarısı, arkasındaki altyapının ve yönetişim mekanizmalarının olgunluğuyla doğrudan ilişkili.” Agentic AI ile bilgi, kontrollü aksiyona dönüşüyor Kurumsal yapay zekâ teknolojilerinin yeni bir aşamaya geçtiğini belirten Gündoğdu, özellikle Agentic AI yaklaşımının iş süreçlerinde önemli değişiklikler yaratacağını söyledi. “Bugüne kadar yapay zekâyı çoğunlukla sorulara yanıt veren, bilgiye erişimi kolaylaştıran veya içerik üreten sistemler olarak değerlendirdik. Agentic AI ile birlikte bu yaklaşım değişiyor. Artık sistemler yalnızca bilgi üretmekle kalmıyor; belirli hedefler doğrultusunda süreçleri analiz edebiliyor, farklı kurumsal uygulamalarla etkileşime geçebiliyor ve tanımlanan yetkiler çerçevesinde aksiyon başlatabiliyor.” Bu dönüşümde insan unsurunun önemini koruduğunu vurgulayan Gündoğdu, “İnsan unsuru bizim için son derece kıymetli. Yapay zekânın amacı insanı iş süreçlerinden çıkarmak değil, çalışanların zamanını daha yüksek katma değerli alanlara yönlendirmek olmalı. Tekrarlayan ve operasyonel yoğunluğu yüksek süreçlerde yapay zekâdan yararlanırken, kritik karar noktalarında insan gözetimini ve onay mekanizmalarını korumamız gerekiyor. Kurumsal dünyada gerçek değer yaratacak yaklaşımın kontrollü otonomi olduğuna inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Kurumsal yapay zekânın temelinde orkestrasyon bulunuyor Yapay zekâ sistemlerinin kurumsal yapılara entegrasyonunun yalnızca büyük dil modelleriyle çözülemeyeceğini belirten Gündoğdu, orkestrasyon katmanlarının önemine dikkat çekerek “Kurumsal yapılarda ERP, CRM, BT yönetim sistemleri, veri tabanları ve farklı uygulamalardan oluşan karmaşık teknoloji ekosistemleri bulunuyor. Yapay zekânın gerçek iş değeri üretebilmesi için bu sistemlerle güvenli biçimde etkileşime geçebilmesi gerekiyor. Asıl mesele farklı teknolojileri bir araya getirmekten çok, bunların doğru bir mimari içerisinde birlikte çalışmasını sağlamak. Veri kaynaklarını, kurumsal uygulamaları, yapay zekâ ajanlarını ve insan onay mekanizmalarını bir araya getiren orkestrasyon katmanları bu nedenle kritik önem taşıyor. Yetkilendirme, izlenebilirlik ve denetlenebilirlik bu mimarinin ayrılmaz parçaları olmalı” değerlendirmesinde bulundu. GBA Bilişim’in öncelikli pazar hedefi Birleşik Krallık GBA Bilişim’in gelecek hedeflerine ilişkin bilgiler paylaşan Gündoğdu, şunları söyledi: “Türkiye’de edindiğimiz kurumsal teknoloji ve entegrasyon deneyimini daha geniş bir coğrafyaya taşımayı hedefliyoruz. Özellikle Birleşik Krallık, uluslararası büyüme stratejimizde öncelikli değerlendirdiğimiz pazarlardan biri. Amacımız yalnızca yeni pazarlarda faaliyet göstermek değil, Türkiye'de geliştirdiğimiz teknik yetkinliği ve saha deneyimini uluslararası ölçekte değer üreten bir yapıya dönüştürmek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aile Şirketlerine Yönelik Yeni Nesil Liderlik Programının İkinci Dönemi Başlıyor Haber

Aile Şirketlerine Yönelik Yeni Nesil Liderlik Programının İkinci Dönemi Başlıyor

Aile Şirketlerinde Yeni Nesil Liderlik ve Sürdürülebilir Başarı” Sertifika Programı ikinci döneminde de aile şirketlerinin geleceğine yön verecek yeni nesil liderleri desteklemeyi amaçlıyor. Toplam 14,5 günlük eğitimden oluşan program, 26 Kasım 2026 ile 8 Nisan 2027 tarihleri arasında Koç Üniversitesi İstinye Kampüsü ve QNB Türkiye Kristal Kule’de yüz yüze gerçekleştirilecek. Danışmanlık, akademi ve finans dünyasının birikimi bir arada Deloitte Türkiye küresel danışmanlık deneyimiyle, Koç Üniversitesi akademik birikimiyle, QNB Türkiye ise finansal perspektifiyle programa katkı sunuyor. Katılımcılar program kapsamında kurumsallaşma, strateji, sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm, finansal yönetim ve hukuki altyapı konularında bilgi ve uygulama deneyimi kazanacak. Program, yeni nesil liderlerin stratejik bakış açılarını ve iş dünyasında ihtiyaç duyacakları yetkinlikleri geliştirmeyi hedefliyor. Programı değerlendiren Deloitte Private Türkiye Lideri Ece Koycu Bolat, “Aile şirketlerinde nesiller arası geçişin sağlıklı ilerlemesi için yeni neslin yönetim sorumluluklarına hazırlanması ve şirketin geleceğine ilişkin kararlarda etkin rol alması önem taşıyor. Deloitte Türkiye olarak bu programda, yeni nesil liderlerin strateji, kurumsallaşma ve dönüşüm alanlarındaki yetkinliklerini geliştirmelerine katkı sunmayı hedefliyoruz. Katılımcıların finansal yönetimden dijital dönüşüme uzanan konuları birbiriyle ilişkili biçimde değerlendirebilmelerini ve edindikleri bilgileri kendi şirketlerinin ihtiyaçlarına uyarlayabilmelerini önemsiyoruz. Farklı sektörlerden katılımcıların deneyimlerini paylaşması da benzer yönetim sorunlarına farklı çözümler geliştirmelerine imkân tanıyor. Koç Üniversitesi ve QNB Türkiye ile ikinci dönemini hayata geçirdiğimiz programla, yeni neslin aile şirketlerinin sürdürülebilir büyümesinde daha fazla sorumluluk üstlenmesini desteklemeyi amaçlıyoruz.” ifadelerinde bulundu. Koç Üniversitesi Yönetici Geliştirme Programları Müdürü Emrah Basalak, “Aile şirketlerinin geleceğini şekillendirecek liderlerin yalnızca teorik bilgiye değil, karşılaşacakları gerçek sorunları yönetebilecek bakış açısı ve uygulama becerilerine de ihtiyaç duyduğuna inanıyoruz. Bu programda katılımcılar, aile şirketlerinin dönüşüm süreçlerine yakından hâkim akademisyenler, danışmanlar ve iş dünyası liderleriyle bir araya gelerek doğrudan iş hayatında kullanabilecekleri bilgi ve içgörüler edinecekler. Ayrıca benzer sorumlulukları ve dönüşüm süreçlerini deneyimleyen akranlarıyla güçlü bir paylaşım ortamı oluşturma ve uzun soluklu bir profesyonel ağın parçası olma fırsatı bulacaklar. Programı, katılımcılarımızın kendilerine, şirketlerine ve ülkemizin ekonomik geleceğine yapabilecekleri değerli bir yatırım olarak görüyoruz.” Sözleriyle değerlendirdi. QNB Türkiye OBİ ve Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Engin Turhan, programla ilgili görüşlerini şu sözlerle aktardı: “QNB Türkiye olarak aile şirketleriyle uzun yıllara dayanan iş ortaklığımızdan edindiğimiz finansal deneyimi bu programa taşıyoruz. Koç Üniversitesi ve Deloitte Türkiye ile ikinci kez hayata geçirdiğimiz bu iş birliğiyle yeni nesil liderlerin şirketlerini geleceğe hazırlamalarına, dönüşümü sağlıklı biçimde yönetmelerine ve sürdürülebilir şekilde büyütmelerine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Aile şirketlerinin kuşaklar boyunca güçlenmesinin Türkiye ekonomisinin geleceği açısından da önemli olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, finansal uzmanlığımızın yanı sıra üst düzey yöneticilerimizin bilgi ve deneyimleriyle de programın bir parçası olmaktan; yeni nesil liderlerin stratejik bakış açılarını geliştirmelerine ve değişen iş dünyasına hazırlanmalarına destek vermekten mutluluk duyuyoruz.” Nesiller arası devirde vizyon ve liderlik aktarımı Program, aile şirketlerinde nesiller arası geçişi yönetim sorumluluklarının yanı sıra vizyon, değer ve liderliğin de aktarıldığı bir süreç olarak ele alıyor. Vaka çalışmaları, etkileşimli oturumlar ve alanlarında uzman akademisyenler ile profesyonellerin katkılarıyla katılımcıların, aile şirketlerinin sürdürülebilirliğini destekleyecek bilgi ve yetkinlikler kazanması hedefleniyor. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar Koç Üniversitesi tarafından sertifikalandırılacak. Deloitte Türkiye, Koç Üniversitesi Yönetici Geliştirme Programları ve QNB iş birliğiyle ikinci kez gerçekleştirilen “Aile Şirketlerinde Yeni Nesil Liderlik ve Sürdürülebilir Başarı” Sertifika Programı’nın katılım koşulları, başvuru süreci ve program detaylarına program sayfasından ulaşılabilir. Program içeriğinde öne çıkan başlıklar Sürdürülebilir İş ModelleriDijital Dönüşüm ve Teknolojiİş Dünyasında Düşünme BecerileriAile Şirketi Yönetimine İlişkin EsaslarAile İçi Çatışmalar ve Uyuşmazlık YönetimiYeni Nesil Liderlik BecerileriÇSY (Çevre, Sosyal, Yönetişim) Regülasyonları ve SürdürülebilirlikFinansal Okuryazarlık ve Değer Yaratma Program boyunca katılımcılar vaka çalışmaları, etkileşimli oturumlar ve uzman konuşmacılarla zenginleştirilmiş bir öğrenme deneyimi yaşayacak. Program kimler için uygun? Halihazırda aile şirketlerinde görev alan veya görev almaya hazırlanan yeni nesil liderler ve aile üyeleri Aile şirketlerinin geleceği için ortak katkı Deloitte Türkiye, Koç Üniversitesi Yönetici Geliştirme Programları ve QNB Türkiye, aile şirketlerinin yeni nesil liderlerini yönetim sorumluluklarına hazırlamak için farklı uzmanlık alanlarını bu programda buluşturuyor. Deloitte Türkiye strateji, finans, kurumsallaşma ve dönüşüm alanlarındaki danışmanlık deneyimiyle; Koç Üniversitesi akademik birikimi ve uygulamaya dayalı öğrenme yaklaşımıyla; QNB Türkiye ise finansal deneyimle programa katkı sunuyor. Bu iş birliği, yeni nesil liderlerin şirketlerinin yönetim, dönüşüm ve hukuki boyutlarını birlikte değerlendirebilecek bir bakış açısı geliştirmesini hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone'a Sürdürülebilirlikte Platin Madalya Haber

Vodafone'a Sürdürülebilirlikte Platin Madalya

Vodafone Grubu; çevre, sosyal ve yönetişim (ÇSY) alanlarında dünyanın önde gelen uluslararası sürdürülebilirlik derecelendirme platformlarından EcoVadis’in sürdürülebilirlik değerlendirmesinde üst üste üçüncü kez Platin madalya kazandı. Vodafone, 100 üzerinden 88 puanla dünya telekomünikasyon sektörü ortalamasının üzerinde yer alırken, değerlendirmeye tabi tutulan tüm şirketler arasında ilk yüzde 1’lik dilime yerleşti. “Çevre”, “İşgücü ve İnsan Hakları”, “Etik”, “Sürdürülebilir Tedarik” olmak üzere dört temanın ele alındığı değerlendirmede her bir alanda şirketlerin politika, onay, sertifika ve raporlamaları incelendi. Vodafone, 2023'te 80 olan genel EcoVadis puanını 2026'da 88'e yükseltti. İnsana ve becerilere sürekli yatırım Vodafone’un “İşgücü ve İnsan Hakları” puanındaki iyileşme çalışan gelişimi, kariyer planlaması, kurum içi hareketlilik, beceriler ve refah alanlarına yaptığı sürekli yatırımı yansıtıyor. Vodafone, 2026 mali yılı boyunca müşteri deneyimi, operasyonel mükemmellik ve yapay zekâ dahil olmak üzere iş stratejisiyle uyumlu becerilere yatırım yapmaya devam etti. Şirket ayrıca, çalışanlarına departmanlar arası veya uluslararası projelere katılma, Vodafone ülkeleri arasında uzmanlıklarını paylaşma ve yeni yetkinlikler ile deneyim kazanma fırsatları sunuyor. Çalışan refahına önem veren Vodafone, çalışanlar, yükleniciler ve iş ortakları için güvenli ve sağlıklı bir ortam sağlama konusundaki global taahhüdünün yanı sıra fiziksel ve zihinsel sağlığı, mali refahı ve iş-yaşam dengesini destekleyen programlar geliştiriyor. Tedarik zinciri değerlendirme süreçleri güçlendirildi Vodafone’un “Sürdürülebilir Tedarik” puanı, tedarikçi değerlendirme, denetim, eğitim ve sürdürülebilirlik programlarının daha da geliştirilmesinin ardından yükseldi. Vodafone, start-up’lardan küçük işletmelere ve büyük çokuluslu şirketlere kadar 8 bin 500’den fazla tedarikçiyle çalışıyor. İhale, tedarikçi seçimi ve performans yönetimi süreçlerine çevresel, sosyal ve yönetişim kriterleri dahil ediliyor. Vodafone 2026 mali yılında daha sistematik ve risk temelli bir yaklaşımla tedarik zinciri durum tespiti programını güçlendirdi. Denetim kapsamı, 2025 mali yılına kıyasla yaklaşık dört katına çıkarıldı ve yüksek riskli tedarikçilere, kategorilere ve lokasyonlara odaklanıldı. Bulguların ardından yapılandırılmış düzeltici eylem planları ve tedarikçi performans yönetimi uygulandı. 2026 mali yılında Vodafone’un ÇSY performans yönetim sistemine 238’den fazla tedarikçi dahil edildi. Bu tedarikçiler, şirketin global tedarik harcamalarının yarısından fazlasını kapsıyor. Vodafone ayrıca çalışma koşulları ve tedarikçi yönetimi uygulamaları hakkında daha doğrudan bilgi edinmek amacıyla bağımsız iş ortağı geliştirme araçları ve denetimler yoluyla stratejik tedarikçilerini değerlendirdi. Afrika, Asya ve Avrupa’da ikinci kademe tedarikçiler ve Vodacom’a özel tedarikçilerin denetimleri de dahil olmak üzere 21 ayrıntılı tedarikçi denetimi gerçekleştirildi. Şebeke elektriğinin tamamı yenilenebilir kaynaklardan Vodafone, emisyonları azaltmak, iklimle ilgili riskleri yönetmek ve uzun vadeli net sıfır hedeflerini desteklemek amacıyla 2025 mali yılından 2027 mali yılına kadar alınacak önlemleri belirleyen İklim Geçiş Planını uygulamaya devam etti. Şirket, 2026 mali yılında global operasyonlarında satın alınan ve kullanılan şebeke elektriğinin tamamını yenilenebilir kaynaklardan şebekeye aktarılan elektrikle karşıladı. Kapsam 1 ve 2’ye ait piyasa temelli sera gazı emisyonları, Vodafone’un 2020 mali yılı referans seviyesine kıyasla %85 daha düşüktü. Kapsam 3 emisyonları, bir önceki yıla göre %11 azalarak 6,11 milyon ton karbondioksit eşdeğerine geriledi. Bu, 2020 mali yılına göre %18’lik bir azalmayı temsil ediyor. Siber güvenlik, üst düzey öncelikler arasında Vodafone’un etik yaklaşımı yönetişim, risk yönetimi, eğitim ve bağımsız denetime tabi bilgi güvenliği kontrolleriyle destekleniyor. Siber güvenlik, Yönetim Kurulu düzeyinde bir öncelik olmaya devam ediyor. Vodafone, 900’den fazla çalışandan oluşan global bir siber güvenlik ekibine sahip. Avrupa ve Afrika pazarlarında ortak bir güvenlik modeli uyguluyor. Şirketin Yönetişim, Risk ve Kontrol ekibi, politika ve standartları belirliyor, siber riskleri ölçüyor ve bilgi güvenliği sertifikalarını yönetiyor. Vodafone, global teknoloji birimini ve Türkiye dahil 11 yerel pazarı kapsayan; bilginin gizliliğini, bütünlüğünü ve erişilebilirliğini korumaya yönelik çerçeve sağlayan, dış denetime tabi ISO 27001 bilgi güvenliği sertifikasına sahip bulunuyor. Vodafone, zorunlu siber güvenlik eğitimleri, üç ayda bir yapılan oltalama simülasyonları, bağımsız sızma testleri ve düzenli iç ve dış denetimler yoluyla kontrolleri güçlendirmeye devam ediyor. Grup genelinde her yıl binden fazla sızma testi gerçekleştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Teknoloji Sürdürülebilirlikte İnsan ve Yapay Zekâyı Merkeze Alıyor Haber

Doğuş Teknoloji Sürdürülebilirlikte İnsan ve Yapay Zekâyı Merkeze Alıyor

Yapay zekâ teknolojilerinin iş modellerinden karar mekanizmalarına kadar pek çok alanı yeniden şekillendirdiği günümüzde, teknoloji şirketlerinin sorumluluk alanı da genişliyor. Bir teknolojinin neyi mümkün kıldığının yanı sıra nasıl güvenli, verimli ve sorumlu biçimde kullanıldığı da giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu dönüşüm; enerji tüketiminden veri güvenliğine, etik kullanımdan yetkinlik dönüşümüne kadar birçok başlığı beraberinde getiriyor. Doğuş Teknoloji, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nda “Akıl Çağı” olarak tanımladığı bu dönemi, teknolojik kapasitenin insan muhakemesi, güven ve sorumlulukla birlikte yön bulduğu bir süreç olarak ele alıyor. Raporda şirketin çevresel ve sosyal etkilerinin yanı sıra teknoloji yatırımları, insan ve kültür yaklaşımı, güven, operasyonel dayanıklılık ve Ar-Ge çalışmaları bütüncül bir perspektifle değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik kapasitesini büyütürken bu kapasitenin ekonomik, çevresel ve toplumsal etkilerini birlikte yönetme yaklaşımı da raporun temel eksenlerinden birini oluşturuyor. Güneş Enerjisiyle 1,27 Milyon kWh Üretim Dijital altyapıların büyümesiyle artan enerji ihtiyacını çevresel sorumluluğunun önemli başlıklarından biri olarak ele alan Doğuş Teknoloji, enerji ve kaynak verimliliğine yönelik çalışmalarını 2025 yılında da sürdürdü. Doğuş Teknoloji Veri Merkezi'nin enerji ihtiyacının bir bölümü güneş enerjisiyle karşılanıyor; 2025'te güneş panellerinden yaklaşık 687 bin kWh elektrik kullanıldı. Böylece güneş enerjisinin şirketin toplam elektrik tüketimindeki payı, yıllık bazda %20,1'den %27,1'e yükseldi. Şirket, teknoloji yetkinliklerini farklı sektörlerin kaynak kullanımını azaltmaya yönelik çözümlerde de değerlendiriyor. SOLARPULSE ile güneş enerjisi kullanan tesislerin üretim ve tüketiminin yapay zekayla tahminlenmesi, FERIDE ile tarımsal faaliyetlerde su ve kaynak kullanımının daha verimli yönetilmesi, GreenCodex ile ise yazılım ve sunucu kaynaklı enerji tüketiminin analiz edilerek verimlilik alanlarının belirlenmesi hedefleniyor. Kadın Yöneticilerin Oranı %50’ye Ulaştı Sürdürülebilirliğin insan boyutunda çeşitlilik, çalışan deneyimi ve geleceğin yetkinliklerine odaklanan Doğuş Teknoloji’de kadın çalışan oranı %43,1 olurken, 2024’te %44,1 olan kadın yönetici oranı 2025’te %50’ye yükseldi. Bir önceki yıl %77,2 olan çalışan memnuniyeti skoru ise %83,9’a çıktı. Teknoloji sektörünün değişen yetkinlik ihtiyacına karşı genç yeteneklerin gelişimini de destekleyen şirket, Geleceğe Giriş Programı kapsamında 74 farklı üniversiteden 172 gence teknoloji sektöründe deneyim kazanma fırsatı sundu. Ar-Ge Harcaması 558,4 Milyon TL’ye Ulaştı Doğuş Teknoloji, teknolojik yetkinliklerini geliştirmeye yönelik yatırımlarını 2025 yılında da sürdürdü. Şirketin Ar-Ge harcaması iki yılda 2,4 katına çıkarak 558,4 milyon TL’ye ulaştı. Doğuş Teknoloji, 2025 yılı boyunca 21 Ar-Ge/Tasarım projesi yürüttü. Şirketin Ar-Ge Merkezi, kuruluşundan bu yana 7 tescilli patente sahip. Genç çalışanların fikir ve önerilerini her yıl farklı bir tema etrafında değerlendiren Genç Danışma Kurulu’nun 2025’te sürdürülebilirlik temasıyla yürüttüğü çalışmalardan doğan SustainFlow platformu için de ürün geliştirme süreçleri başlatıldı. İş Sürekliliği ISO 22301 ile Belgelendirildi Doğuş Teknoloji, operasyonel dayanıklılık ve iş sürekliliği alanındaki çalışmalarını da 2025 yılında güçlendirdi. Veri merkezi operasyonları ve Turkuaz uygulamasını kapsayan iş sürekliliği süreçleri ISO 22301:2019 İş Sürekliliği Yönetim Sistemi Sertifikası ile belgelendirildi. 2025 yılında müşteri gizliliği ihlali veya veri kaybına ilişkin doğrulanmış şikâyet bulunmadı. Şirket, güvenli ve sorumlu teknoloji kullanımına yönelik yönetişim yaklaşımını 2026’da kuracağı Yapay Zekâ Etik Komitesi ile daha da ileri taşımayı hedefliyor. Komitenin; insan gözetimi, şeffaflık, adillik ve hesap verebilirlik ilkelerini esas alan bir yönetişim çerçevesi oluşturması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de Yapay Zeka Güvenliği Eğitimlerine Kayıtlar %275 Arttı Haber

Türkiye'de Yapay Zeka Güvenliği Eğitimlerine Kayıtlar %275 Arttı

Coursera’nın 2026 Global Beceriler Raporu (Global Skills Report) yayınlandı. Rapora göre Türkiye yeni Yapay Zeka-İnsan Becerileri Sinerji Endeksi’nde dünyada 41’inci, Avrupa’da 23’üncü sırada bulunuyor. Türünün ilk örneği olan Endeks, 98 ülkedeki öğrenenlerin yapay zeka becerilerini, bu becerileri uygulamak için gereken insani becerilerle birlikte ne ölçüde geliştirdiğini, her ülkenin genel yapay zeka hazırlık düzeyini de hesaba katarak ölçüyor. Türkiye’nin bu konumu, ülkenin yapay zeka yetenek havuzunu genişlettiği ve beceri gelişimi için yeni öncelikler belirlediği bir döneme denk geliyor. Stanford’un 2026 AI Index Report raporuna göre, Türkiye’de yapay zeka yetenek yoğunluğu 2019-2025 döneminde %75 arttı. Ülkenin 2026-2030 Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı, iki yıl içinde beş milyon vatandaşa eğitim vermeyi hedefleyen Ulusal Yapay Zeka Okuryazarlığı Programı’nın yanı sıra 10.000 ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100.000 yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştirme hedeflerini de içeriyor. Rapor 300 milyondan fazla öğrenen verilerinden oluşturuyor Bu yıl sekizincisi yayımlanan Global Beceriler Raporu, Coursera ve Udemy’deki 300 milyondan fazla öğrenenin öğrenme verilerinin bir alt veri setine dayanıyor. Rapor, yapay zeka ve insani becerilerin gelişimine ilişkin içgörüleri Oxford Insights’ın Government AI Readiness Index’indeki daha geniş kapsamlı ulusal hazırlık verileriyle bir araya getiriyor. Türkiye genelinde yapay zeka kurslarına kayıtlar yıllık bazda %29 arttı Türkiye genelinde yapay zeka kurslarına kayıtlar yıllık bazda %29 arttı. Öne çıkan yapay zeka öğrenme temaları arasında ajan tabanlı yapay zeka ve yapay zeka ajanları, yapay zeka ve makine öğreniminin temelleri ile prompt yazımı ve yapay zeka etkileşimi bulunuyor. Diğer temalar arasında yapay zeka iş akışları, entegrasyon ve orkestrasyonun yanı sıra büyük dil modeli (LLM) uygulamaları ve modelleme yer alıyor. Ajan tabanlı iş akışlarına kayıtlar %158, yapay zeka güvenliğine kayıtlar %275 ve üretken yapay zekaya kayıtlar %107 arttı. Türkiye’de karmaşık problem çözme eğitimlerine kayıtlar yıllık bazda %76 arttı Türkiye’deki öğrenenler, yapay zeka kullanımına yön vermek ve bilinçli kararlar almak için gereken insani becerileri de geliştiriyor. İnsan liderliği ve yönetimi, etik ve yönetişim, stratejik düşünme ve karar verme; paydaş uyumu ve etki yaratma ile inovasyon ve fikir geliştirmeyle birlikte öne çıkan insani beceri temaları arasında yer alıyor. Karmaşık problem çözme eğitimlerine kayıtlar yıllık bazda %76 artarken, inovasyon %33 ve eleştirel düşünme %10 yükseldi. Türkiye'deki öğrenenler, üç yapay zeka beceri alanının yanı sıra stratejik düşünme ve karar verme yetkinlikleri de geliştiriyor Rapor, öğrenenlerin hangi yapay zeka becerileriyle hangi insani becerileri birlikte geliştirdiğini ve bu eşleşmelerin küresel ortalamaya kıyasla hangi alanlarda daha belirgin olduğunu inceliyor. Türkiye’de bu eşleşmeler içinde stratejik düşünme ve karar verme becerisi özellikle öne çıkıyor. Bu beceri, üç farklı yapay zeka alanıyla birlikte gelişiyor: ajan tabanlı yapay zeka ve yapay zeka ajanları; yapay zeka iş akışları, entegrasyon ve orkestrasyon; LLM uygulamaları ve modelleme. Bu beceri kombinasyonları, insanların yapay zekanın ürettiği çıktıları doğrudan kabul etmek yerine bunları iş öncelikleri ve kurumsal hedefler doğrultusunda değerlendirmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda farklı seçeneklerin avantajlarını, sınırlamalarını ve olası sonuçlarını karşılaştırmayı; yapay zekanın hangi alanlarda gerçek değer yaratabileceğine karar vermeyi ve kurumun hedeflerini en iyi destekleyecek uygulamaları seçmeyi kolaylaştırabilir. Türkiye’deki işverenler iş başında kullanılan becerilerin %44’ünün 2030’a kadar dönüşüme uğramasını bekliyor Değişen iş gereklilikleri, bu yetkinlikleri geliştirme ve gösterebilme ihtiyacını daha da önemli hale getiriyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun Future of Jobs Report 2025 raporuna göre, Türkiye’deki işverenler iş başında kullanılan becerilerin %44’ünün 2030’a kadar dönüşüme uğramasını bekliyor. Bu ortamda mikro-yeterlilik belgeleri, bireylere değerlendirmeyle doğrulanmış belirli becerilerini gösterme imkanı sunarak işverenlere ne bildikleri ve neler yapabildiklerine dair kanıt sağlıyor. Coursera’nın raporuna göre Türkiye’de mikro-yeterlilik kayıtları yıllık bazda toplam %38 artarken, yapay zeka ile ilgili mikro-yeterlilik kayıtlarındaki artış %62 oldu. Zribi: “Türkiye’nin yapay zeka gelişimindeki bir sonraki aşama, kurumların yeni yetkinlikleri iş sonuçlarına ne kadar etkili dönüştürebildiğine bağlı olacak” Coursera Orta Doğu ve Afrika Genel Müdürü Kais Zribi, raporla ilgili şunları söyledi: “Türkiye’nin yapay zeka gelişimindeki bir sonraki aşama, kurumların yeni yetkinlikleri daha iyi kararlara ve iş sonuçlarına ne kadar etkili dönüştürebildiğine bağlı olacak. Öğrenmenin, teknik yetkinliği yapay zekanın nerede değer kattığını ve nasıl kullanılması gerektiğini belirlemeye yarayan muhakeme gücüyle buluşturması gerekiyor. İşverenler ve eğitim kurumları, insanların iş hayatında karşılaştıkları rollere ve kararlara göre şekillenen pratik öğrenme yolları oluşturarak bunu destekleyebilir. Bu da ülkenin yapay zeka hedeflerinin üretkenlik ve fırsata dönüşmesine yardımcı olacaktır.” Coursera’nın Global Skills Report 2026 raporuna buradan ulaşabilirsiniz: Coursera Hakkında Coursera, dünya standartlarında eğitime evrensel erişim sağlama misyonuyla 2012 yılında Andrew Ng ve Daphne Koller tarafından kuruldu. Coursera, önde gelen üniversiteler ve sektör kuruluşlarıyla iş birliği yaparak kurslar, uzmanlık programları (Specializations), profesyonel sertifikalar ve diploma programları dahil olmak üzere geniş bir içerik ve yetkinlik portföyü sunuyor. Yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehberlik, Role Play ve Course Builder gibi özellikler ile Skills Tracks gibi role özel çözümler dahil olmak üzere platform yenilikleri sayesinde eğitmenler, iş ortakları ve şirketler ölçeklenebilir, kişiselleştirilmiş ve doğrulanabilir öğrenme deneyimleri sunabiliyor. Dünya genelindeki kurumlar Coursera’yı çalışanlarının, öğrencilerinin ve vatandaşlarının üretken yapay zekâ, veri bilimi, teknoloji ve işletme gibi yüksek talep gören alanlarda yeni beceriler kazanması ve mevcut becerilerini geliştirmesi için kullanırken, bireysel öğrenenler de kariyerlerini ilerletmek için ihtiyaç duydukları yetkinlikleri Coursera üzerinden ediniyor. Coursera, Delaware merkezli bir kamu yararına çalışan şirket (Public Benefit Corporation) ve aynı zamanda bir B Corp kuruluşudur. Coursera yakın zamanda Udemy ile birleşerek dünyanın en kapsamlı beceri geliştirme platformlarından birini oluşturmuştur. Coursera; Türkiye'de Erciyes Üniversitesi, Yeditepe, MEF, Bahçeşehir Üniversitesi ve Hisar Okulları gibi birçok kuruluş ve kurumla işbirliği yapmıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IC Holding Sürdürülebilirlikte Önceliklerini 285 Paydaşın Görüşüyle Şekillendirdi Haber

IC Holding Sürdürülebilirlikte Önceliklerini 285 Paydaşın Görüşüyle Şekillendirdi

IC Holding, 1 Ocak 2024–31 Aralık 2025 dönemindeki sürdürülebilirlik performansını ve gelecek dönem hedeflerini ortaya koyan 2024-2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. “Etkimiz, İzimiz, Geleceğimiz” başlığıyla hazırlanan rapor; Holding’in inşaat, altyapı, enerji, turizm, sanayi ve gayrimenkul alanlarındaki faaliyetlerini çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla ele alıyor. Raporda, çifte önemlilik analizi sonucunda belirlenen öncelikli konulardaki çalışmaların yanı sıra Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na sağlanan katkılar ve UN Global Compact’ın 10 ilkesine yönelik ilerlemeler de paylaşılıyor. GRI Standartları’na uygun hazırlanan rapordaki seçilmiş çevresel ve sosyal göstergeler ile çifte önemlilik analizi bağımsız sınırlı güvence denetiminden geçti. “Dönüşümün bir parçası olmaya ve kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz” IC Holding CEO’su ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Can Çaka, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sürdürülebilirliği; yatırımlarımızı, risklerimizi ve operasyonel dayanıklılığımızı şekillendiren bir yönetim alanı olarak görüyoruz. İnşaattan enerjiye, altyapıdan turizme uzanan çok sektörlü bir yapımız olduğundan, sürdürülebilirlik konusunda ortak bir yaklaşım geliştirmemiz ve her sektörün kendi dinamiklerine uygun çözümler üretmemiz gerekiyor. Bunun yanında yenilenebilir enerjiden sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimine, biyoçeşitlilikten sosyal etkiye kadar farklı alanlarda ortaya koyduğumuz somut sonuçları daha ileri taşımayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirliği, uzun vadeli değer yaratma ve rekabet gücümüzün temel unsurlarından biri olarak iş süreçlerimize daha güçlü biçimde entegre etmeye devam ederken paydaşlarımızın da katılımını artıracağız.” Enerji verimliliğinde yılda 8,7 milyon kWh tasarruf Rapor döneminde IC Holding grup şirketlerinde yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarında hayata geçirilen uygulamalarda ölçülebilir sonuçlar elde edildi. IC Enterra’nın yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi 2024 yılında 1,07 milyar kWh, 2025 yılında ise yaklaşık 1,25 milyar kWh olarak gerçekleşti. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu’nda gerçekleştirilen LED dönüşümüyle yıllık yaklaşık 8,7 milyon kWh enerji tasarrufu sağlanırken, 8 bin 248 armatür ve aydınlatma ekipmanı geri dönüştürüldü. Grup şirketlerinin veri merkezlerinin tek merkezde birleştirilmesi kapsamında ise 10 şirketteki 40 fiziksel sunucu devreden çıkarıldı. Bu dönüşümle yıllık yaklaşık 221 bin 600 kWh elektrik tasarrufu ve 96 ton karbon emisyonu azaltımı sağlandı. İlk çifte önemlilik analizi bağımsız güvence denetiminden geçti IC Holding, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) doğrultusundaki ilk çifte önemlilik analizini 2025 yılında gerçekleştirdi. Bu çalışmada hem Holding’in faaliyetlerinin çevre ve toplum üzerindeki etkileri hem de iklim değişikliği ve doğal kaynakların azalması gibi gelişmelerin Holding’in işlerini nasıl etkileyebileceği incelendi. Böylece hangi sürdürülebilirlik konularına öncelik verilmesi gerektiği yalnızca çevresel ve toplumsal etkiler açısından değil, şirketin karşılaşabileceği riskler ve yatırım fırsatları açısından da belirlendi. Çalışmada 146 etki, 120 risk ve 61 fırsat değerlendirilirken; yönetim, çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler, kamu kurumları, iş ortakları ve sivil toplum kuruluşlarının da aralarında bulunduğu toplam 285 iç ve dış paydaşın görüşü alındı. Analizin metodolojisi, süreçleri ve sonuçları bağımsız sınırlı güvence denetimine tabi tutuldu. Enerji altyapısı ve biyoçeşitlilik birlikte yönetiliyor Biyoçeşitlilik alanında enerji altyapısının kuşlar üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalar ölçeklendirildi. Trakya’da 2020’den bu yana 1.000 leylek yuva platformu kuruldu; 2021-2025 döneminde 29.895 metre iletken izolasyonu gerçekleştirildi. 2025’te izleme çalışmaları genişletilerek 47 leylek ve 11 şah kartal halkalandı. Önümüzdeki beş yılda 500 leylek ve 100 şah kartalın halkalanması, en az 20 kuşa GPS verici takılması hedefleniyor. DENK ile çeşitlilik ve kapsayıcılık grup genelinde yaygınlaştırılıyor IC Holding, çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık yaklaşımını DENK programıyla kurum genelinde yaygınlaştırıyor. 2025 yılında genişletilen DENK ÇEK Rehberi; İnsan Hakları Politikası, Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık Politikası ile Ev İçi Şiddetle Mücadele Politikası’nı ortak bir yapıda buluştururken, DENK Dil Kılavuzu da önyargılardan arındırılmış ve kapsayıcı bir iletişim dilinin kullanılmasına rehberlik ediyor. Program kapsamında 2025 yılı boyunca Tuz Gölü ve Kilyos Tünel projeleri, IC Altyapı, Karasu Limanı, TREDAŞ, TREPAŞ ve IC Hotels operasyonlarında toplam 13 sınıf eğitimi ve 10 odak grup çalışması gerçekleştirildi. Bu çalışmalarla eşitlik ve kapsayıcılık uygulamalarının sahadaki karşılığı değerlendirilerek gelişim alanları belirlendi. Sosyal etki yatırımları iki yılda 871 milyon TL’ye ulaştı IC Holding ve grup şirketlerinin toplumsal gelişimi desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği sosyal etki yatırımlarının toplam büyüklüğü 2024-2025 döneminde 871 milyon TL’ye ulaştı. Holding, İbrahim Çeçen Vakfı ile yürüttüğü çalışmalarda finansal desteğin ötesine geçerek grup şirketlerinin teknik kapasitesini, çalışan uzmanlığını ve kurumsal işbirliklerini sosyal etki programlarına dahil ediyor. Bu kapsamda İbrahim Çeçen Vakfı iş birliğiyle yürütülen IC Kariyer Köprüsü programı bugüne kadar 2.000 öğrenciye ulaştı; 105 öğrenci grup şirketlerinde staj olanağı elde etti. Deprem bölgesinde kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımını destekleyen Yaşam Atölyeleri’nden ise 500’den fazla kadın doğrudan yararlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Holding 2025 Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı Haber

Yıldız Holding 2025 Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Yıldız Holding'in 2025 yılındaki sürdürülebilirlik faaliyetlerini, hedeflerini ve iyi uygulamalarını kamuoyuyla paylaştığı 9. Sürdürülebilirlik Raporu yayımlandı. Rapor, "Bu Dünya Bizim" yaklaşımıyla "Doğanın Geleceği İçin Çalışmak", "Paydaşlarımızla Güçlenmek" ve "Geleceğe İlham Vermek" odak alanlarındaki taahhütlere yönelik ilerlemeleri kapsamlı biçimde kamuoyuyla paylaşıyor. Yıldız Holding’de Bütünsel ÇSY Yönetişimi Yıldız Holding, değişen küresel beklentiler ve çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) alanında artan düzenleyici gereklilikler doğrultusunda ve bütünsel ÇSY yönetişimini güçlendirmek amacıyla sürdürülebilirlik yönetişim yapısını 2025 yılında yeniden yapılandırdı. Besler, Bizim Toptan, Penta Teknoloji, ŞOK Marketler ve Ülker TSRS uyumlu raporlarını yayımladı; Continental Confectionery Company ve Polinas ise ilk sürdürülebilirlik raporlarını kamuoyuyla paylaşırken Polinas, EcoVadis tarafından Altın Madalya ile ödüllendirildi. Ülker Bisküvi, LSEG Sürdürülebilirlik Endeksi'nin Ocak 2025 değerlendirmesinde kategorisinde üçüncü kez dünya birincisi oldu. Çevresel Dönüşümde Somut Adımlar Yıldız Holding şirketleri, 2050 net sıfır hedefi doğrultusunda karbonsuzlaşma yol haritalarını güçlendirdi. CCC Gıda ve Polinas'ın karbonsuzlaşma hedefleri SBTi tarafından onaylanırken Ülker Bisküvi Net-Sıfır yolculuğu kapsamında 2030-2050 Dekarbonizasyon Yol Haritası'nı oluşturdu. Yenilenebilir enerji alanında Besler, 72.247 MWh'lik I-REC (Hidroelektrik Santrali) sertifikasıyla piyasa bazlı Kapsam 2 emisyonlarını sıfıra indirdi. Aytaç, 2025 yılında güneş enerji sistemleri aracılığıyla yaklaşık 3.541 MWh elektrik üretimi gerçekleştirdi ve 1.583 ton CO₂e emisyon azaltımı sağladı. Döngüsel ekonomi alanında ise ŞOK Marketler'in yaklaşık 21 milyon yeniden kullanılabilir kasası sayesinde 9.379 ton plastik ambalajın atık haline gelmesi önlenirken Holding genelinde 19.445 ton atık geri dönüşüme kazandırıldı. Paydaşlarla Birlikte Değer Yaratmak SuperFresh’in Tarımın Kadın Yıldızları projesi kapsamında 2025 yılında kadın çiftçilerden 7.800 ton ürün için 73 milyon TL tutarında alım gerçekleştirildi; projenin başlangıcından bu yana toplam alım 22.000 tona, yaratılan ekonomik değer ise 168 milyon TL'ye ulaştı. Kadınların ekonomik hayata eşit ve etkin katılımını desteklemek amacıyla yürütülen Şok’ta Ben de Varım projesi kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerinden kadın kooperatifiyle iş birliği yapılarak kadın emeğiyle üretilen ürünler, 120 mağazada satışa sunularak 25 milyon TL gelir doğrudan üreticilere aktarıldı. Ülker, Fındıktan Fazlası projesinde Giresun’da 100’ü kadın olmak üzere 200 çiftçiyle iklim değişikliğine uyumlu sürdürülebilir fındık tarımı uygulamalarına devam ederken Kakao’dan Fazlası projesiyle Fildişi Sahili’nde 2440 kişiye mobil sağlık hizmeti ulaştırdı ve 135 kadın çiftçiye tarımsal ve koruyucu ekipman desteği sağladı. Sorumlu tedarik alanında Yıldız Holding Sorumlu Satın Alma Politikası hayata geçirilirken Ülker bünyesinde 276 tedarikçinin ÇSY riskleri değerlendirildi. Holding’in fırsat eşitliği odağının somut bir göstergesi olan Eşit İşe Eşit Ücret Sertifikası, başarıyla tamamlanan denetimin ardından 2025 yılında da geçerliliğini korurken çalışan başına yıllık ortalama eğitim süresi 21 saate, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ise 5,66 saate ulaştı. Teknoloji ve İnovasyonla Geleceğe Yatırım Yıldız Tech çatısı altında geliştirilen yapay zeka platformu Bizim Atlas, 2.500'ün üzerinde kullanıcıya, 1.400'ün üzerinde aylık aktif kullanıcıya ve 40.000'in üzerinde aylık mesaj hacmine ulaştı. 2025 yılında Yıldız Ventures aracılığıyla iklim teknolojileri, sürdürülebilir tarım ve döngüsel ekonomi alanlarında faaliyet gösteren 30'dan fazla girişime girişim sermayesi fonları üzerinden yaklaşık 900 bin ABD doları tutarında dolaylı yatırım gerçekleştirildi. Besler'in tarım sektöründe dijitalleşme ve yapay zekâ destekli çözümleri artırmak amacıyla hayata geçirdiği Akıllı Tarla Karar Destek Platformu (SAFER) projesi ile toprak sağlığı, su ihtiyacı, gübreleme ve hava koşulları gibi kritik parametreleri anlık olarak izleniyor. Proje kapsamında ürün kalitesinde yaklaşık yüzde 24, verimlilikte yüzde 17 artış sağlanırken, kaynak kullanımı yüzde 40 azaltıldı. ŞOK Marketler ise 100 milyon TL'lik çevresel AR-GE ve inovasyon yatırımıyla, Antalya ve Adana’daki tedarik platformlarında devreye aldığı Pestisit Analiz Laboratuvarı Projesi kapsamında taze meyve ve sebzelere yönelik yüksek hassasiyetli analizlerle gıda güvenliğini güçlendirdi. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Mehmet Tütüncü, rapora ilişkin şunları söyledi: “Yıldız Holding olarak sürdürülebilirliği stratejik değer yaratma yaklaşımımızın merkezinde konumlandırıyor; iş yapış biçimimizin temelini oluşturan ‘İsrafsız Şirket’ modelimiz ve ‘Bu Dünya Bizim’ anlayışımız doğrultusunda faaliyetlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Kaynak verimliliğini artıran, çevresel etkilerimizi azaltan, veri ve inovasyonla güçlenen, insanı merkeze koyan ve toplumsal faydayı büyüten bir çalışma anlayışını iş stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. 2025 yılı, sürdürülebilirlik yaklaşımımızı daha sistematik ve ölçülebilir hale getirdiğimiz, yönetişim mekanizmalarımıza daha güçlü biçimde entegre ettiğimiz önemli bir dönem oldu. Değer zincirimizin tamamında verimlilik, şeffaflık ve sorumluluk odaklı yaklaşımımızı güçlendirirken yenilenebilir enerji yatırımlarımızı, dijital dönüşüm çalışmalarımızı ve sürdürülebilirlik odaklı yönetişim uygulamalarımızı istikrarlı biçimde ilerlettik. Şirketlerimizin TSRS uyumlu raporlama kapsamında yürüttüğü çalışmalar, iklim risklerini ve fırsatlarını daha bütüncül ele alma kapasitemizi artırdı. Sürdürülebilirlik yönetişim modelimiz ve Yıldız Holding Sürdürülebilirlik Endeksi ile ilerlememizi daha şeffaf, karşılaştırılabilir ve izlenebilir bir yapıya taşıdık. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirliği işimizin merkezinde tutarak daha güçlü bir gelecek için çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nı (COP31), tüm paydaşların ortak hedefler etrafında buluşması ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik somut aksiyonların hız kazanması açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Yönetim Kurulumuz bünyesindeki Sürdürülebilirlik Yönlendirme Komitemizle COP31’e giden süreci yakından takip ediyor; gıda güvenliğini güçlendiren, kaynakların verimli kullanımını esas alan ve karbonsuzlaşma hedeflerimizi destekleyen çalışmalarımızla iklim eylemine katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı İçin Başvurular Başladı Haber

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı İçin Başvurular Başladı

Tedarik zincirleri; iklim değişikliği ve kaynak kullanımından çalışma koşulları ve insan haklarına, iş etiğinden sorumlu iş uygulamalarına kadar pek çok sürdürülebilirlik başlığının yönetilmesinde kritik bir rol oynuyor. UN Global Compact verilerine göre şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) etkilerinin yaklaşık üçte ikisi (%67) tedarikçileriyle bağlantılı. Bu durum, sürdürülebilirlik performansının şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Öte yandan iklim değişikliği kaynaklı tedarik zinciri riskleri, değişen ulusal ve uluslararası düzenlemeler, yatırımcı ve müşteri beklentileri ile küresel değer zincirlerindeki dönüşüm; tedarik zinciri yönetimini şirketler açısından stratejik bir risk, uyum ve rekabetçilik alanına dönüştürüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi, Türkiye iş dünyasında sürdürülebilirlik alanında önemli bir ilerleme kaydedilirken, değer zinciri uygulamalarının önümüzdeki dönemin temel gelişim alanlarından biri olduğuna işaret ediyor. Bulgular, şirketlerin kendi operasyonların kaydettiği ilerlemenin değer zincirlerine taşınması, tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Şirketler ve Tedarikçilerle Birlikte Sürdürülebilir Dönüşüm Bu ihtiyaçtan hareketle UN Global Compact Türkiye tarafından MEXT iş birliğinde ve Türkiye İş Bankası’nın desteğiyle geliştirilen Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı şirketlerin sürdürülebilirlik yaklaşımını değer zincirleri boyunca yaygınlaştırmasını, tedarikçilerin ise ÇSY alanlarındaki performanslarını ölçmesini ve geliştirmesini hedefliyor. UN Global Compact Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanındaki küresel uzmanlığı ve çok paydaşlı yapısının sunduğu iş birliği olanakları, şirketlerin tedarik zincirlerindeki dönüşümünü hızlandırmalarına katkı sağlayacak. Program sayesinde katılımcı şirketler, tedarik zincirlerinin sürdürülebilirlik performansını ölçme ve karşılaştırmalı olarak analiz etme, tedarikçilerinin gelişim alanlarını belirleyerek kapasite gelişimlerini destekleme ve sürdürülebilirlik düzenlemelerine uyum ile risk yönetimi süreçlerini güçlendirme imkânı bulacak. Şirketler ayrıca iyi uygulama örneklerine erişerek deneyimlerini paylaşabilecek ve sürdürülebilirlik hedeflerini tedarik zincirleri boyunca yaygınlaştırabilecek. Programa dahil edilen tedarikçiler ise sürdürülebilirlik olgunluk düzeylerini ölçerek gelişim alanlarını belirleyebilecek; çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki bilgi ve uygulama kapasitelerini artırabilecek. Program, tedarikçilerin ulusal ve uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına uyumunu güçlendirmenin yanı sıra birebir ihtiyaç analizi ve aksiyon planı geliştirme desteği de sunacak. Öz Değerlendirmeden Aksiyon Planına Uzanan Gelişim Süreci Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı; öz değerlendirme, eğitim, uzman oturumları, deneyim paylaşımı, ihtiyaç analizi ve aksiyon planı hazırlama desteği gibi farklı bileşenlerden oluşuyor. Programın başlangıcında tedarikçiler, Sürdürülebilirlik Öz Değerlendirme Aracı’nı kullanarak mevcut durumlarını ve öncelikli gelişim alanlarını belirleyecek. Ardından çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki çevrim içi eğitimlere ve uzman oturumlarına katılacak. Katılımcı şirketler ise tedarik zincirlerindeki mevcut durumu analiz ederek risk ve fırsatlarını daha iyi yönetebilecek. Deneyim paylaşımı atölyelerinde iyi uygulamaları, ortak zorlukları ve çözüm yaklaşımlarını ele alacak. Programın ikinci fazında, tedarikçilere yönelik birebir ihtiyaç analizleriyle öncelikli gelişim alanları belirlenecek ve bu alanlara yönelik aksiyon planı geliştirme desteği sunulacak. Böylece öz değerlendirme ile başlayan gelişim sürecinin, tedarikçilerin ihtiyaçlarına göre şekillenen somut ve uygulanabilir adımlara dönüştürülmesi hedefleniyor. “Dönüşümü birlikte gerçekleştirmemiz gerekiyor” UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk, tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik dönüşümünün şirketler ve tedarikçiler arasında ortak bir gelişim yaklaşımı gerektirdiğini vurguladı: “Küresel ekonomide sürdürülebilirlik gündeminin odağı şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı bir alan olmaktan çıktı. Bugün küresel ticaretin yaklaşık %80’i tedarik zincirleri üzerinden gerçekleşiyor. Dünya genelindeki işletmelerin %90’ını oluşturan KOBİ’ler ise toplam istihdamın yaklaşık yarısını sağlıyor ve gelişmekte olan ekonomilerde GSYH’nin yaklaşık %40’ını oluşturuyor. Değer zincirindeki dolaylı emisyonları kapsayan Kapsam 3 emisyonları, şirketlerin karbon ayak izinin %70 ila %90’ını oluşturabiliyor. Dolayısıyla sürdürülebilir dönüşüm KOBİ’lerin ve değer zincirlerinin dönüşümü olmadan mümkün görünmüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nde de KOBİ’lerin veri olgunluğu, bütçe kısıtları ve uzman insan kaynağı eksikliği nedeniyle sürdürülebilirlik dönüşümünde yapısal zorluklarla karşılaştığını görüyoruz. Sürdürülebilir dönüşümün hız kazanması için şirketlerin tedarikçilerini yalnızca beklentiler ve yükümlülükler çerçevesinde yönlendirmesi değil, ihtiyaç duydukları bilgi, araç ve kapasite gelişimiyle desteklemesi kritik önem taşıyor. Öte yandan tedarik zincirlerinin çok katmanlı yapısı, tedarikçiler arasında farklılaşan sürdürülebilirlik kapasitesi ve veri eksiklikleri, şirketlerin değer zincirlerindeki riskleri görünür kılmasını ve dönüşümü tedarikçilerine yaymasını zorlaştırıyor. UN Global Compact Türkiye olarak sürdürülebilirlik alanındaki uzmanlığımız, deneyimimiz ve farklı paydaşları ortak hedefler etrafında bir araya getiren yapımızla şirketlerin ve tedarikçilerinin bu dönüşüm yolculuğunda birlikte ilerlemelerine destek oluyoruz.” Başvurular 3 Kasım’a Kadar Devam Edecek Farklı sektör ve büyüklükteki şirketlerin katılımına açık olan Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı kapsamında şirketler, sürdürülebilirlik gelişimini desteklemek istedikleri tedarikçilerini programa dahil edebilecek. Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı’na son başvuru tarihi 3 Kasım 2026. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Konecta, 2026'da Hem Avrupa Hem Latin Amerika'da 'Yılın Şirketi'" Haber

"Konecta, 2026'da Hem Avrupa Hem Latin Amerika'da 'Yılın Şirketi'"

Bu ödüller, Konecta’nın yapay zekâ odaklı inovasyonunu, disiplinli uygulama yaklaşımını, üretken ve otonom yapay zekâyı küresel müşteri deneyimi operasyonlarına entegre etmedeki öncü rolünü ortaya koyuyor. Bu başarı, Konecta’nın geleneksel bir çağrı merkezi dış kaynak hizmet sağlayıcısından stratejik bir dijital dönüşüm ortağına geçişini tescil ediyor. Frost & Sullivan, özellikle Konecta’nın insan ve yapay zekâyı bir araya getiren entegre ve hibrit hizmet modeli sayesinde dağınık müşteri operasyonlarını modernize etme ve ölçülebilir iş sonuçları yaratırken sürekli yüksek hizmet kalitesi sağlama becerisini takdir etti. Konecta, derin sektör uzmanlığını yeni nesil teknolojilere yaptığı sürekli yatırımlarla birleştirerek Yılın Şirketi unvanına layık görüldü: Katalyst 2028 ve yapay zekâ odaklı dönüşüm: 150 milyon Euro’luk dönüşüm yatırımıyla hayata geçirilen Konecta’nın “Katalyst 2028” girişimi, şirketi uçtan uca teknoloji, veri ve operasyon ortağı olarak konumlandırıyor.Kolibri Yapay Zekâ Platformu: Konecta, şirketlerin yapay zekâ denemelerinden tam ölçekli uygulamalara geçişini desteklemek amacıyla yakın zamanda otonom yapay zekâ orkestrasyon platformu Kolibri’yi kullanıma sundu. Yüzde 80’i önceden geliştirilmiş sektöre özel kullanım senaryolarından oluşan bir kütüphaneyi açık mimari ve maliyet kontrolü sağlayan entegre FinOps özellikleriyle birleştiren Kolibri, kuruluşların otonom yapay zekâyı güvenli ve ölçeklenebilir biçimde devreye almalarına olanak tanıyor. Platform; yapay zekâ ajanlarını, insan uzmanları ve kurumsal sistemleri ISO 42001 sertifikalı yapay zekâ yönetim çerçevesiyle desteklenen tek bir ekosistemde buluşturuyor.Ölçeklenebilir ve insan odaklı yapay zekâ: Konecta, insan temsilciler ile otonom yapay zekâyı bir araya getiren hibrit iş gücünü etkin biçimde yönetiyor. Konecta’nın Latin Amerika’daki otonom yapay zekâ çözümleri, erken aşamadaki tahsilat süreçlerini başarıyla otomatikleştirirken en yüksek performans gösteren insan temsilcilerle karşılaştırılabilir sonuçlar elde ediyor. Böylece çalışanlar daha karmaşık ve kişiselleştirilmiş görevlere odaklanabiliyor.Standartlaştırılmış uygulama ve güçlü yönetişim: Avrupa’daki düzenlemeler sıkılaşırken, Konecta küresel uyum çerçevesi ve standartlaştırılmış Veri Koruma Etki Değerlendirmeleri (DPIA) aracılığıyla AB Yapay Zekâ Yasası’nın gerekliliklerine proaktif biçimde yanıt veriyor. Konecta ayrıca COPC CX Standardı’nı faaliyet gösterdiği tüm coğrafyalarda kurumsal yapısının bir parçası haline getirerek 28 ülkede ortak operasyonel mükemmeliyet ve hizmet tutarlılığı sağlıyor.Stratejik teknoloji ekosistemi: Konecta; AWS, Google Cloud, Salesforce, NICE, Lenovo, Nexthink, ElevenLabs, Uniphore ve CrewAI gibi ekosistem liderleriyle kurduğu güçlü iş birlikleri sayesinde inovasyonu hızlandırıyor. Bu iş birlikleri; gelişmiş bulut teknolojilerinin, siber güvenlik çözümlerinin ve proaktif yapay zekâ izleme yetkinliklerinin hem müşteri hem de çalışan ortamlarına doğrudan entegre edilmesini sağlıyor. Konecta CEO’su Nourdine Bihmane, konuya ilişkin şunları söyledi: “Frost & Sullivan tarafından iki bölgede birden Yılın Şirketi seçilmemiz, Katalyst 2028 vizyonumuzun ve 109 bin çalışanımızın özverisinin bir göstergesi. Günümüzde yapay zekânın uygulamaya geçirilmesindeki en büyük eksiklik regülasyona tâbi sektörlerin gerçekte neye ihtiyaç duyduğunu, gerçek müşteri etkileşimlerinin nasıl gerçekleştiğini ve istisnai durumların nerelerde ortaya çıktığını bilen operasyonel deneyimin yeterince sürece dâhil edilmemesidir. Bu çözümleri müşterilerimizle birlikte hayata geçirerek onların iş sonuçlarına doğrudan katkı sunmayı taahhüt ediyoruz.” Konecta Amerika CEO’su Mariano Castaños ise şunları ekledi: “2026 yılında aldığımız bu ödül, geleneksel dış kaynak hizmetlerinden Latin Amerika genelinde yapay zekâ odaklı dönüşümler sunan bir yapıya geçişimizi doğruluyor. Ölçülebilir iş değeri yaratıyoruz. Peru’nun sigorta sektöründe müşteri hizmetlerini geliştirmek için yapay zekâ destekli konuşma analitiği ve dijital asistanların kullanıma alınmasından, Meksika’nın lüks perakende ve Kolombiya’nın finans sektörlerinde ödeme sözü gerçekleşme oranlarını yüzde 30’un üzerinde artıran tahsilat voicebotlarının uygulanmasına kadar ekiplerimiz, insan ve yapay zekâyı birleştiren hibrit modellerin bu bölgede müşteri deneyiminin geleceği olduğunu kanıtlıyor.” Frost & Sullivan analistleri, Konecta’nın her iki bölgedeki benzersiz ölçeğini ve değişime uyum sağlayan inovasyon yaklaşımını şu sözlerle değerlendirdi: Frost & Sullivan Müşteri Deneyimi Araştırmaları Direktör Yardımcısı Sherrel Sonia Roche, “Konecta, geleneksel bir çağrı merkezi dış kaynak hizmet sağlayıcısı olmanın ötesinde bir dönüşüm ortağı olarak konumlanıyor. İnsan ve yapay zekâyı bir araya getiren entegre ve hibrit hizmet modeliyle şirketlerin dağınık müşteri operasyonlarını modernize etmelerine olanak tanıyor,” dedi. Frost & Sullivan En İyi Uygulamalar Araştırma Analisti Natalia Casanovas ise “Frost & Sullivan, yapay zekâ odaklı inovasyonu büyük ölçekli operasyonel uygulama gücüyle birleştirerek daha uyarlanabilir, verimli ve insan odaklı müşteri deneyimi ortamları sunan Konecta’yı bu ödüle layık görmüştür” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.