Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yönetişim

Kapsül Haber Ajansı - Yönetişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yönetişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kalite Dünyasının Zirvesinde Bir Türk: Dr. Ömer Özkan IAQ Üyeliğine Kabul Edilen İlk Türk Yönetici Oldu Haber

Kalite Dünyasının Zirvesinde Bir Türk: Dr. Ömer Özkan IAQ Üyeliğine Kabul Edilen İlk Türk Yönetici Oldu

Kalite dünyasının en üst düzey düşünce kuruluşlarından biri olarak kabul edilen IAQ üyeliği, uluslararası kalite topluluğunda erişilmesi en zor ve en prestijli kabul süreçlerinden biri olarak biliniyor. IAQ üyeliği bireysel başvuruya açık olmayıp yalnızca uluslararası düzeyde tanınan, kalite bilimine ve küresel kalite uygulamalarına önemli katkılar sağlayan liderlere davet yoluyla veriliyor. Üyelik sürecinde değerlendirme kısmı da bulunuyor. 1966 yılında kurulan International Academy for Quality (IAQ), kalite, inovasyon, sürdürülebilirlik, yönetişim ve kurumsal mükemmellik alanlarında küresel düşünce liderlerini bir araya getiren seçkin bir akademidir. IAQ üyeleri arasında; ISO standartlarının hazırlanmasında görev alan uzmanlar, dünya çapında tanınan kalite profesörleri, American Society for Quality (ASQ), European Foundation for Quality Management (EFQM), Japanese Union of Scientists and Engineers (JUSE) gibi kuruluşların eski başkanları, Deming ve Juran ekolünün devamı niteliğindeki kalite düşünürleri ile dünyanın önde gelen şirketlerinin kalite liderleri yer alıyor. IAQ’nun gelişimine yön veren isimler arasında Dr. Armand V. Feigenbaum, Dr. Kaoru Ishikawa ve Walter E. Masing gibi kalite dünyasının öncü isimleri yer almakta. IAQ Genel Kurulu’nda Türkiye’yi Temsil Etti Ömer Özkan, 20–23 Mayıs 2026 tarihlerinde Orlando’da gerçekleştirilen IAQ Genel Kurulu’nda gerçekleştirdiği sunum ile Türkiye’yi uluslararası kalite platformunda temsil etti. Dr. Özkan ayrıca, 2025 yılında European Organization for Quality (EOQ) tarafından verilen ve Türkiye’den ilk kez bir yöneticiye layık görülen “European Quality Leader (EQL)” ödülünün de sahibi olmuştu. Dr. Özkan’ın IAQ üyeliği; SOCAR Türkiye’de kalite, inovasyon, sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm alanlarında gerçekleştirilen öncü çalışmaların, Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen yönetim sistemi uygulamalarının, Türk Standardları Enstitüsü (TSE), Türkiye Kalite Derneği (KalDer), Türkiye Kalite Birliği (KalBir), uluslararası kalite platformlarında yürütülen projelerin, sivil toplum kuruluşlarındaki aktif çalışmaların ve üniversitelerle ( Beykoz Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Bakırçay Üniversitesi) gerçekleştirilen akademik iş birliklerinin oluşturduğu uzun soluklu bir birikimin sonucu olarak değerlendiriliyor. INTERNATIONAL ACADEMY FOR QUALITY (IAQ) NEDİR? 1966 yılında kurulan IAQ, kalite yönetimi alanında küresel ölçekte düşünce liderliği yapan bağımsız ve kar amacı gütmeyen uluslararası bir akademidir. IAQ’nın temel özellikleri:Dünya çapında kalite, inovasyon, sürdürülebilirlik ve yönetişim alanlarında etkili liderleri bir araya getirmesi, ISO standartlarının hazırlanmasında görev alan uluslararası uzmanlar, dünya çapında tanınan kalite profesörleri, EFQM, ASQ ve JUSE gibi kuruluşların eski başkanları, Deming ve Juran ekolünün devamı niteliğindeki ve uluslararası etki oluşturmuş düşünürler, dünyanın önde gelen şirketlerinin kalite liderleri ile sürdürülebilirlik ve inovasyon yönetimi alanında küresel otoritelerden oluşması, Kalite yönetiminin geleceğine ilişkin politika ve stratejik düşünce üretmesi, Dijital dönüşüm, inovasyon yönetimi ve sürdürülebilirlik konularında küresel referans noktası olarak kabul edilmesi. Kalite dünyasının en üst düzey düşünce kuruluşlarından biri olarak kabul edilen IAQ üyeliği, uluslararası kalite topluluğunda erişilmesi en zor ve en prestijli kabul süreçlerinden biri olarak biliniyor. IAQ üyeliği bireysel başvuruya açık olmayıp yalnızca uluslararası düzeyde tanınan, kalite bilimine ve küresel kalite uygulamalarına önemli katkılar sağlayan liderlere davet yoluyla veriliyor. Üyelik sürecinde değerlendirme kısmı da bulunuyor. DR. ÖMER ÖZKAN KİMDİR? Makine Mühendisi olan Dr. Ömer Özkan, işletme alanında yüksek lisans ve doktora derecelerine sahiptir. Halen SOCAR Türkiye Kalite Yönetimi Müdürü olarak görev yapan Özkan, kalite yönetimi, inovasyon yönetimi, kurumsal mükemmellik ve süreç iyileştirme alanlarında ulusal ve uluslararası çalışmalarıyla tanınmaktadır Kariyeri boyunca enerji, otomotiv, üretim ve hizmet sektörlerinde çeşitli yönetim görevlerinde bulunan Dr. Özkan; yönetim sistemleri, yalın yönetim uygulamaları, Kaizen, EFQM Mükemmellik Modeli, inovasyon yönetimi, süreç iyileştirme ve kurumsal performans yönetimi alanlarında uzmanlaşmıştır. Akademik çalışmalarını aktif olarak sürdüren Özkan’ın doçentlik süreci devam etmektedir. 2025 yılında Avrupa Kalite Organizasyonu (EOQ) tarafından verilen European Quality Leader (EQL) ödülüne layık görülen ilk Türk yönetici olan Dr. Özkan, aynı zamanda International Academy for Quality (IAQ) üyeliğine kabul edilen ilk Türk yönetici olmuştur. Türkiye’de ISO 56001 İnovasyon Yönetim Sistemi uygulamalarının öncü isimlerinden biri olarak kabul edilen Özkan, uzun yıllardır EFQM mükemmellik ödülü süreçlerinde baş değerlendirici olarak görev yapmaktadır. Japonya’da gerçekleştirilen The Executive Program on Corporate Management programına katılan Dr. Özkan, bu süreçte özellikle yalın yönetim, Kaizen ve 5S uygulamaları üzerine incelemelerde bulunmuştur. Üniversitelerde kalite yönetimi ve inovasyon yönetimi alanlarında dersler vermekte, uluslararası hakemli yayınları, akademik kitap bölümleri ve bilimsel bildirileriyle akademik dünyaya katkı sağlamaktadır. Dr. Özkan, ayrıca Türk Standardları Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren MTC 184 Döngüsel Ekonomi Komitesi Başkanı ve MTC 139 İnovasyon Yönetimi Komitesi Üyesi olarak görev yapmakta; IRCA onaylı çoklu baş tetkikçi, UNIDO-UNDP onaylı Enerji Yöneticisi ve Lean Six Sigma Yeşil Kuşak yetkinliklerine sahiptir. Dr. Özkan’ın Türk iş dünyasının dönüşümünü ele alan “Paradigma Değiştirenler” isimli üç kitaplık araştırma serisi bulunmaktadır. Dr. Özkan, Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Ödül Yürütme Kurulu Üyesi, Türkiye Kalite Birliği (KalBir) üyesi, Makine Mühendisleri İzmir Şubesi Kaizen Ödülleri organizasyon komitesi ve jüri üyesidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayer Türkiye Kurumsal İlişkiler Direktörü Senem Görel Oldu Haber

Bayer Türkiye Kurumsal İlişkiler Direktörü Senem Görel Oldu

Kurumsal ilişkiler, kamu politikaları ve paydaş katılımı ile çevre, sosyal ve yönetişim uygulamaları alanında (ESG) güçlü bir deneyime sahip olan Senem Görel, 1 Haziran tarihi itibarıyla Bayer Türkiye’ye Kurumsal İlişkiler Direktörü olarak katıldı. Görel; Bayer Türkiye’nin kurumsal ilişkiler, kamu politikaları ve paydaş katılımı süreçlerinin yönetim stratejilerine yön verecek. Kariyeri boyunca Opella, Vodafone ve Coca-Cola gibi küresel şirketlerde üst düzey liderlik pozisyonlarında bulunan Görel, son olarak Opella bünyesinde Afrika, Orta Doğu ve Türkiye Bölgesi Kamu ve Kurumsal İşler Lideri olarak görev yaptı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü mezunu olan Senem Görel’in, yine aynı üniversiteden Endüstri Mühendisliği alanında yüksek lisans derecesi bulunuyor. Bayer Hakkında Bayer, sağlık ve beslenme ile ilgili yaşam bilimleri alanlarında uzmanlaşmış küresel bir şirkettir. "Herkes için Sağlık, Sıfır Açlık" misyonu doğrultusunda, artan ve yaşlanan küresel nüfus nedeniyle çağımızın önemli sorunlarına ürün ve hizmetleriyle çözüm sunmaya katkıda bulunarak insanlara ve yaşadığımız gezegene destek olmayı amaçlamaktadır. Sürdürülebilir kalkınma ilkelerine bağlı olan şirket, faaliyet gösterdiği alanlarda olumlu etki yaratma konusunda kararlıdır. Bayer Grup, aynı zamanda inovasyon ve büyüme yoluyla değer yaratmayı ve kâr etme gücünü artırmayı hedeflemektedir. Bayer markası tüm dünyada güveni, kaliteyi ve güvenilirliği temsil etmektedir. 2025 mali yılı itibarıyla yaklaşık 88 bin çalışana ve 45,6 milyar Avro satış cirosuna sahip olan Bayer’in Ar-Ge harcaması ise 5,8 milyar Avro düzeyindedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çimko’dan Sürdürülebilir Gelecek İçin 37 Milyon TL’lik Yatırım Haber

Çimko’dan Sürdürülebilir Gelecek İçin 37 Milyon TL’lik Yatırım

SANKO Holding’in çimento ve hazır beton sektöründeki lider şirketi Çimko, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansını, stratejik önceliklerini ve hedeflerini kamuoyuyla paylaştığı “Bizimle güçlenir” temalı 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) dikkate alınarak ve Küresel Raporlama Girişimi (GRI) Standartları’na uygun olarak hazırlanan raporda, Çimko’nun karbon yönetimi, enerji dönüşümü, dijital üretim teknolojileri, sosyal sorumluluk projeleri, iş sağlığı ve güvenliği gibi başlıklarda yürüttüğü somut uygulamalara, performans göstergelerine ve gelecek hedeflerine yer verildi. “Sürdürülebilirliği, rekabet gücümüzü artıran stratejik bir unsur olarak konumlandırıyoruz” Çimento sektörünün yüksek enerji ihtiyacı ve karbon yoğun üretim yapısına dikkat çeken Çimko CEO’su Dr. Önder Kırca, “2025 yılı, sürdürülebilirlik alanında attığımız adımları daha sistematik, ölçülebilir ve entegre bir yapıya kavuşturduğumuz bir dönem oldu. Hayata geçirdiğimiz uygulamalarla üretim süreçlerimizde fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltırken alternatif yakıt kullanımını artırdık. Atık ısı geri kazanım sistemlerimiz sayesinde üretimden açığa çıkan enerjinin yeniden değerlendirilmesine katkı sağladık. Küresel ölçekte değişen regülasyonlar ve özellikle sınırda karbon düzenlemeleri doğrultusunda, iş modelimizi değişen gerekliliklere uyumlu hale getirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda sürdürülebilirliği, rekabet gücümüzü ve operasyonel dayanıklılığımızı destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz” dedi. Alternatif yakıt ısıl ikame oranı 5 yılda %63 arttı Üretim süreçlerinde kaynak verimliliğini artırmak ve karbon emisyonlarını azaltmak amacıyla alternatif hammadde ve yakıt kullanımını geliştirmeye yönelik çalışmaların sonuçlarını almaya devam eden Çimko, 2025 itibarıyla 130 bin tona yakın alternatif yakıt ve 70 bin tona yakın alternatif hammadde kullandı. Alternatif yakıt tedarikinde biyokütle içeriğine sahip atıklarla birlikte yüksek kalorifik değere sahip atıkları öncelikli olarak tercih eden Çimko’nun, 2025 yılında fabrikalara ait ağırlıklı ortalama alternatif yakıt ısıl ikame oranı yüzde 17,2 seviyesine ulaşırken, bu oran 2020 baz yılına kıyasla yaklaşık yüzde 63 artış gösterdi. Aynı dönemde biyokütleye dayalı ısıl ikame oranında ise 2020 baz yılına kıyasla yaklaşık yüzde 174 artış kaydedildi. Enerji dönüşümü tarafındaki yatırımlarına hız veren Çimko, toplam 49 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi kapasitesi ve yenilenebilir enerji projeleriyle portföyünü güçlendirdi. Tesislerde kurulu olan Atık Isı Geri Kazanım Sistemleri (WHR) ile yıllık 69 bin MWh enerji tasarrufu sağlayan Çimko, toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 25’ini yenilenebilir enerji yatırımları ile karşıladı ve bu sayede 65 bin ton CO2 emisyonunun önüne geçildi.” Hazır beton tesislerinde kullanılan suyun %63’ü geri kazanıldı 2021 yılından bu yana su ayak izini düzenli olarak hesaplayan Çimko, üretim süreçlerinde oluşan atık suyun geri kazanımına yönelik projeleri hayata geçirirken, 2025 yılında çimento fabrikalarında yaklaşık 190 bin m3 su geri kazanarak üretim süreçlerinde yeniden kullanıma kazandırdı. Bu miktar, fabrikalarda kullanılan toplam suyun yaklaşık %14’üne karşılık geliyor. Hazır beton tesislerinde ise kullanılan suyun %63’ü geri kazanılarak yeniden değerlendirildi. Çimko raporlanan uygulama ve performans sonuçları doğrultusunda, ilk raporlama yılında CDP İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Programlarında A Listesi’nde yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Toplumsal yatırımlara 37 milyon TL kaynak ayrıldı Çimko, sürdürülebilirlik yaklaşımını yalnızca çevresel performansla sınırlamayıp, insan ve toplum boyutunu da kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Bu kapsamda Çimko, 2025 yılında toplumsal yatırım alanına 37 milyon TL kaynak ayırarak faaliyet gösterdiği bölgelerde sosyal fayda odaklı projelere destek verdi. Bu yaklaşımın en önemli unsurlarından birini, uluslararası iş birlikleriyle hayata geçirilen eğitim projeleri oluşturdu. Çimko’nun UNICEF ile birlikte yürüttüğü MakerUp programı, çocukların ve gençlerin 21. yüzyıl becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlayan çalışmalar arasında yer aldı. Program kapsamında katılımcıların yaratıcı düşünme, problem çözme, dijital okuryazarlık ve üretim odaklı becerileri geliştirilirken, aynı zamanda uygulamalı öğrenme modeliyle çocukların potansiyellerini keşfetmeleri desteklendi. MakerUp programı, Gaziantep ve Adıyaman’da açılan merkezler aracılığıyla eğitime erişim ve beceri gelişimine katkı sunmayı hedefleyen uygulamalar kapsamında Çimko’nun toplumsal etki yaklaşımının önemli bir parçası oldu. Eğitim alanındaki bir diğer önemli çalışma ise SosyalBen Vakfı iş birliğiyle Hatay ve Adıyaman’da hayata geçirilen Beceri ve Yetenek Merkezleri (BEYEM) oldu. Bu merkezler aracılığıyla 2.800 öğrenciye ulaşılırken, çocukların bilim, teknoloji ve üretim odaklı becerilerini geliştirmeye yönelik uygulamalı eğitimler desteklendi. Çimko, bu projelerle çocukların ve gençlerin gelişimine katkı sağlamayı ve faaliyet gösterdiği bölgelerde sosyal gelişimi desteklemeyi amaçlıyor. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) imzacılığıyla ise sosyal ve yönetişim alanındaki taahhütlerini uluslararası ilkeler doğrultusunda desteklemeyi sürdürdü.

EY, ‘Future of Audit. Now.’ ile denetim hizmetlerinde teknoloji destekli yeni bir yaklaşımı hayata geçiriyor Haber

EY, ‘Future of Audit. Now.’ ile denetim hizmetlerinde teknoloji destekli yeni bir yaklaşımı hayata geçiriyor

Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY; denetim süreçlerini teknoloji ve yapay zekâ ile destekleyen yeni küresel denetim dönüşüm programı “Future of Audit. Now.” ile denetimdeki çalışma yaklaşımını ileri bir aşamaya taşıyor. EY’ın küresel “All in” stratejisi kapsamında yürütülen bu program, yılda yaklaşık 1,4 trilyon muhasebe kaydını işleyen EY Canvas platformuna doğrudan entegre şekilde çalışıyor. Bu entegrasyon, 150’den fazla ülkede görev yapan 130.000’den fazla denetim profesyonelinin denetim çalışmalarını kapsayan iş akışlarını modernize ederek denetim kalitesini destekliyor, süreçleri sadeleştiriyor ve risk değerlendirmelerinin daha dinamik şekilde ele alınmasına katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, EY’ın denetim kalitesi, teknoloji kapasitesi ve insan kaynağına yönelik uzun vadeli yatırımlarının bir parçasını oluşturuyor. Daha kapsamlı analiz ve daha güçlü güvence EY’ın bu yeni yaklaşımı, denetim süreçlerinde modern teknolojilerin kullanımını temel alırken; denetimin merkezinde yer alan bağımsızlık, mesleki şüphecilik ve profesyonel değerlendirme ilkelerinin korunmasını esas alıyor. Yapay zekâ, denetimin ilgili aşamalarında denetçilerin analiz ve sorgulama süreçlerini destekleyen bir unsur olarak konumlandırılıyor ve nihai denetim muhakemesinin her zaman insan profesyoneller tarafından yapılması temel ilke olarak korunuyor. EY’ın güncellenmiş metodolojisi ve sorumlu yapay zekâ ilkeleriyle uyumlu olarak yürütülen bu dönüşüm, denetim sürecinde daha geniş veri setleri üzerinden değerlendirme yapılmasına olanak tanıyarak denetimin güvence değerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Şirketlerin dönüşüm süreçlerine yapılandırılmış destek Şirketlerin yapay zekânın potansiyelini değerlendirmeye çalıştığı bir dönemde güncellenen EY denetim metodolojisi ve çerçeveleri, yapay zekâya ilişkin yönetişim ve güvence uygulamalarının gelişmekte olduğu bir ortamda denetim süreçlerine daha fazla yapı ve tutarlılık kazandırmayı hedefliyor. EY, sunduğu yapay zekâyı tanımlama, yönetme, risk değerlendirmesi ve kontrolleri kapsayan güvence odaklı hizmet seti ile şirketlerin yapay zekâya yönelik risklerini anlamalarına, mevcut yönetişim yapıları içinde değerlendirmelerine ve modernleşme süreçlerini ölçülebilir ve hesap verebilir şekilde ele almalarına yardımcı olmayı amaçlıyor. Microsoft ile gerçekleştirilen stratejik iş birliği ve kapsamlı test süreçleriyle desteklenen bu teknoloji yaklaşımı, aynı zamanda küresel ölçekte yürüttüğü eğitim programlarıyla denetim ve teknoloji risk ekiplerinin yapay zekâ yetkinliklerini güçlendirmeye devam ediyor. EY Europe Central Güvence Hizmetleri Bölüm Başkanı Damla Harman, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Teknolojnin gelişmesi, verinin hızla artması ve yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması, şirketlerin iş yapış biçimlerini sürekli olarak gözden geçirmelerini gerektiriyor. EY olarak insan odaklı ve sorumlu yapay zekâ altyapılarına yatırım yapmayı sürdürüyoruz. Küresel dönüşüm sürecimizin bir parçası olarak hayata geçirdiğimiz Future of Audit. Now. programı ile denetimde teknolojiyi, insan uzmanlığını ve profesyonel muhakemeyi destekleyen bir araç olarak konumlandırıyoruz. Microsoft teknolojileriyle entegre çalışan bu yaklaşım, karmaşık denetim süreçlerini daha yapılandırılmış hale getirirken, denetçilerin sorgulama ve değerlendirme yetkinliklerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu doğrultuda hem denetim ekiplerimizin verimliliğini desteklemeyi hem de müşterilerimizin risk yönetimi ve karar alma süreçlerine daha tutarlı bir güvence perspektifi sunmayı hedefliyoruz. Yapay zekâyı, denetimde nihai sorumluluğun her zaman insan profesyonellerde olduğu bir çerçeve içinde; güven, şeffaflık ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bir unsur olarak ele alıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lila Kağıt “Responsible” Markasını Kullanmaya Hak Kazandı Haber

Lila Kağıt “Responsible” Markasını Kullanmaya Hak Kazandı

Türkiye’nin önde gelen hijyenik temizlik kağıdı üreticilerinden Lila Kağıt, Ticaret Bakanlığı himayesinde hayata geçirilen “Yeşil Mutabakata Uyum Projesi Desteği” kapsamında verilen “Responsible®” markasını kullanmaya hak kazandı. Lila Kağıt, sürdürülebilirlik yatırımlarıyla Türkiye’nin uluslararası pazardaki güçlü temsilcilerinden biri olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, temizlik kağıdı sektöründe Responsible® markasını kullanma hakkı kazanan ilk şirket oldu. Ankara’da Ticaret Bakanlığı’nda gerçekleştirilen Responsible® ve Uluslararası Rekabet Zirvesi’nde, süreci başarıyla tamamlayan kurumlara plaket takdim edilirken, Lila Kağıt Yatırımcı İlişkileri Lideri Doruk Sazer “Responsible® Markası Kullanım Hakkı” ödülünü Ticaret Bakanı Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat’ın elinden aldı. “Responsible®” programı; şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki dönüşümünü destekleyerek uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmayı hedefleyen önemli bir girişim olarak öne çıkıyor. Ticaret Bakanlığı tarafından hayata geçirilen bu yeni program, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlayacak değerli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Responsible® markasının yalnızca Faz-1 aşamasını tamamlayıp, Faz-2 ve Faz-3 aşamalarına geçiş yapan firmalara verildiğini paylaşan Lila Kağıt Genel Müdürü Alp Öğücü, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Lila Kağıt olarak sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Üretimden satışa kadar tüm süreçlerimizde çevresel etkimizi azaltmaya, kaynaklarımızı verimli kullanmaya ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmaya gayret ediyoruz. Aynı zamanda sektörümüzü de bu alanda geliştirmeye odaklanıyoruz. Sürdürülebilirlik hedeflerimizin somut bir kanıtı olarak Türkiye genelinde yalnızca 44 firmaya verilen ‘Responsible®’ markasını elde etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Yeşil dönüşüm alanında yürüttüğümüz çalışmaları hem ulusal hem de uluslararası seviyede teyit etmemiz kıymetli. Geçtiğimiz aylarda ihracat markamız Nua'nın TURQUALITY®️ Programı'na dahil edilmesiyle küresel rekabetteki hedeflerimizi ortaya koymuştuk. Aldığımız yeni tescil ile Lila Kağıt’ın markalarıyla güçlenen, sürdürülebilirlik ilkesinden ödün vermeden yeni ülke ve pazarlarda büyük hedeflere yürüyen, yarattığı değer ile Türkiye’yi gururla temsil eden bir şirket olma yolculuğuna emin adımlarla devam ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Microsoft Work Trend Index 2026 Raporu Yayımlandı Haber

Microsoft Work Trend Index 2026 Raporu Yayımlandı

Microsoft, iş dünyasında yapay zekâ dönüşümünün geldiği yeni aşamayı ortaya koyan 2026 Work Trend Index Raporunu yayımladı. 20.000 çalışanı kapsayan küresel araştırma ve trilyonlarca anonim Microsoft 365 verisinin analizine dayanan rapor, yapay zekânın artık sadece verimlilik aracı değil; iş yapış biçimlerini kökten değiştiren stratejik bir faktör haline geldiğini ortaya koyuyor. Raporun en çarpıcı bulgularından biri, yapay zekânın insanın yerini almak yerine onun kapasitesini genişlettiği gerçeği. Yapay zekâ ve ajan teknolojileri işin daha operasyonel kısmını üstlenirken, çalışanlar daha fazla analiz, karar verme ve yaratıcılık gerektiren alanlara odaklanıyor. Yapay zekâ alanında insan & ajan iş birliklerinin artması ve daha elle tutulur iş çözümleri elde edilmesi, çalışanların işe katılım modellerini dönüştürüyor. Herkes yapay zekanın iş yapış şeklimizi kökten değiştirdiğinin farkında olsa da çok az iş lideri bu anlamda net bir görüşe ve yol haritasına sahip. Şirketlerin operasyonel süreçlerini, yapay zekâ tabanlı farklı iş birliği modelleri etrafında yeniden tasarlama noktasında iş liderlerine büyük sorumluluk düşüyor. Yapay zekâ ile insan potansiyeli yeniden tanımlanıyor Rapora göre, yapay zekâ kullanımının iş üzerindeki etkisi hızlanarak artıyor. Araştırmaya katılanların %66’sı yapay zekâ sayesinde daha fazla yüksek katma değerli işe zaman ayırabildiğini, %58’i ise bir yıl önce üretemeyeceği çıktılar ürettiğini ifade ediyor. Bu oran, yöneticiler arasında %80’e kadar çıkıyor. Öte yandan Microsoft 365 Copilot kullanım verileri, yapay zekâ etkileşimlerinin yaklaşık %49’unun analiz, problem çözme ve yaratıcı düşünme gibi yüksek bilişsel işleri kapsadığını gösteriyor. Bu dönüşüm, iş dünyasında önemli bir paradigma değişimine işaret ediyor: Yapay zekâ çalışanların yaptığı işi azaltmıyor; aksine onların yapabilecekleri işlerin kapsamını genişletiyor. “Dönüşüm paradoksu”: İnsanlar hazır, organizasyonlar değil Raporda öne çıkan bir diğer tema ise “dönüşüm paradoksu”. Buna göre çalışanlar yapay zekâyı kullanmaya ve işlerini dönüştürmeye hazır olsa da, organizasyonların önemli bir kısmı bu potansiyeli destekleyecek yapı, kültür ve süreçlere henüz sahip değil. Araştırmaya göre, çalışanların %65’i yapay zekâya hızlı adapte olmazsa geri kalmaktan endişe ediyor. Ancak %45’i mevcut iş yapış biçimlerini değiştirmeden devam etmeyi tercih ediyor. Ayrıca, organizasyonel faktörlerin (kültür, yönetim desteği, yetenek yönetimi) yapay zekânın iş üzerindeki etkisini bireysel faktörlere kıyasla iki kat daha fazla belirlediği görülüyor (%67’ye %32). Bu veriler, yapay zekâ dönüşümünün yalnızca teknoloji yatırımıyla değil, aynı zamanda organizasyonel dönüşümle mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Rekabetin yeni ölçütü: Organizasyon tasarımı Rapor, iş dünyasında rekabetin doğasının değiştiğine işaret ediyor. Artık fark yaratan unsur yapay zekâya erişim değil; organizasyonların bu teknolojiyi iş süreçlerine ne ölçüde entegre edilebildiği. Microsoft’a göre “Frontier Firms” olarak adlandırılan öncü organizasyonlar, yapay zekâyı yalnızca bir araç olarak kullanmak yerine iş süreçlerini yeniden tasarlayarak sistematik bir dönüşüm gerçekleştiriyor. Bu şirketler, yapay zekâyı iş akışlarının merkezine yerleştiriyor, insan ve makine iş birliğini yeniden tanımlıyor ve sürekli öğrenen organizasyon yapıları kuruyor. Yapay zekâ çağında başarıya ulaşmanın yolu, teknolojiyi kullanmak kadar onu doğru organizasyon modeli ile desteklemekten geçiyor. Work Trend Index 2026 raporu, kurumlar için bu yeni dönemin yol haritasını ortaya koyuyor. Yapay zekâ ile yeni iş modelleri ve “ajan ekonomisi” dönemi Rapora göre yapay zekâ ajanlarının kullanımındaki hızlı artış, iş dünyasında yeni bir çalışma modelinin oluştuğunu gösteriyor. Microsoft 365 ekosisteminde aktif ajan kullanımı yıllık bazda 15 kat artmış durumda. Ajanların iş süreçlerinde daha fazla rol almasıyla birlikte çalışanlar işleri doğrudan yürütmek yerine yönlendiren konuma geliyor ve daha stratejik ve yaratıcı görevler üstleniyor. İş çıktısının kalitesinden ve karar süreçlerinden daha fazla sorumlu oluyor. Bu dönüşüm, iş gücünün rolünü yeniden tanımlarken liderlik anlayışının da evrilmesini zorunlu kılıyor. Türkiye’de yapay zekâ dönüşümü hız kazanıyor Küresel bulgularla paralel olarak Türkiye’de de yapay zekâ yatırımlarının hız kazandığı görülüyor. Finans, perakende, üretim ve enerji gibi sektörlerde şirketler, yapay zekâ ve Copilot teknolojileri ile yalnızca operasyonel verimlilik değil, iş yapış biçimlerinde köklü bir dönüşüm hedefliyor. İş süreçlerini yapay zekâ ile yeniden tasarlamak, çalışanları yeni becerilerle güçlendirmek ve yapay zekâ odaklı organizasyon kültürü oluşturmak, önümüzdeki dönemde Türkiye’deki şirketler için kritik başarı faktörleri olarak öne çıkıyor. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin konuyla ilgili şunları söyledi: “Yapay zekâ, iş dünyasında yalnızca verimliliği artıran bir araç olmaktan çıkarak, iş yapış biçimlerini yeniden tanımlayan stratejik bir güce dönüştü. Work Trend Index 2026 raporu, çalışanların bu dönüşüme hazır olduğunu ancak organizasyonların süreç, kültür ve liderlik yaklaşımlarını yeniden tasarlaması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Türkiye’de şirketlerin bu dönüşümü hızla sahiplendiğini görüyoruz. Microsoft Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ ile insan potansiyelini birlikte güçlendiren, daha çevik ve sürdürülebilir organizasyonlar kurmalarına destek olmaya devam edeceğiz.” Öncü şirketler mobil, kurumsal kullanıma hazır “Copilot Cowork” ile güçleniyor Öncü şirketler, mobil, genişletilebilir ve kurumsal kullanıma hazır Copilot Cowork ile dönüşümünü hızlandırıyor. Microsoft 365 Copilot bünyesinde sunulan Cowork, organizasyonların izole yapay zekâ kullanımından koordineli, çok adımlı iş akışlarına geçmesini sağlıyor; uygulamalar, iş sistemleri ve veriler arasında görev devrini mümkün kılarken süreçlerin merkezi ve kontrollü yönetimini destekliyor. Yeni güncelleme ile iOS ve Android’de Copilot Cowork Mobile devreye alınırken, Dynamics 365 ve Fabric başta olmak üzere Microsoft hizmetleri ve LSEG, Miro, monday.com, S&P Global Energy gibi iş ortaklarıyla genişleyen bir eklenti ekosistemi sunuluyor. Kurumlar ayrıca kendi eklentilerini geliştirerek iş süreçlerini ölçeklenebilir hale getirebiliyor. Bu gelişmeler, Copilot Cowork’u görev bazlı bir asistandan, Microsoft ve üçüncü taraf sistemler genelinde işi uçtan uca yöneten genişletilebilir bir platforma dönüştürüyor. Microsoft Agent 365 ile sağlanan yönetim ve yönetişim kabiliyetleri sayesinde organizasyonlar; satış, hizmet ve operasyon gibi kritik fonksiyonlarda ajanları güvenle devreye alıp ölçeklendirebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Balparmak İç Denetim Hamlesiyle Ödüle Layık Görüldü Haber

Balparmak İç Denetim Hamlesiyle Ödüle Layık Görüldü

Türkiye’nin lider bal markası* Balparmak, Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) tarafından iç denetim fonksiyonunu ilk kez hayata geçiren ve bu alanda farkındalık yaratan kurumlara verilen 2026 Yılı Tomurcuk Ödülü’nün sahibi oldu. Türkiye’de iç denetim alanında köklü meslek örgütlerinden biri olan TİDE’nin her yıl düzenlediği “İç Denetim Farkındalık Ödülleri” kapsamında verilen Tomurcuk Ödülü, Balparmak İç Denetim Lideri Onur Kazanasmaz ve Balparmak İç Denetim Yöneticisi Dorukan Tarman’a takdim edildi. Nisan 2025’te İç Denetim Departmanı’nı kurarak bu alanda önemli bir adım atan Balparmak, kısa zamanda elde ettiği performans ve sürdürülebilir yönetişim bakış açısıyla bu ödüle layık görüldü. İç denetimde etkili dönüşüm Yönetim Kurulu’na bağlı olarak faaliyet gösteren Balparmak İç Denetim Departmanı, şirketin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini güçlendirirken, gelişim alanlarını düzenli olarak Yönetim Kurulu toplantılarında paylaşarak üst yönetim seviyesinde sürekli iyileştirme kültürünü destekliyor. Balparmak’ın iç denetim alanında attığı bu adımın kısa zamanda somut sonuçlara dönüştüğünü belirten Balparmak İç Denetim Lideri Onur Kazanasmaz, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “İç denetim birimimizi kurarken hedefimiz, Balparmak’ın büyüyen organizasyon yapısını daha güçlü bir yönetişim modeliyle desteklemekti. Hayata geçirdiğimiz sistem ve uygulamalarla risklerin erken tespit edilmesine katkı sağlarken, operasyonel verimliliğimizin artırılması ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimizin desteklenmesi yönünde önemli adımlar attık. İç denetim fonksiyonunun kısa sürede organizasyon genelinde yarattığı bu etki, süreçlerimizin daha etkin, verimli ve şeffaf bir yapıyla yönetilmesine katkı sağladı. Türkiye İç Denetim Enstitüsü tarafından verilen bu anlamlı ödül, attığımız adımların doğruluğunu teyit etmesi açısından bizim için önemli bir motivasyon kaynağı oldu.” Balparmak İç Denetim Yöneticisi Dorukan Tarman da iç denetimi yalnızca bir kontrol mekanizması olarak değil, kurum için stratejik değer yaratan bir yapı olarak konumlandırdıklarını ifade etti. Balparmak, bu ödülle birlikte yalnızca kendi organizasyonunda değil, sektör genelinde de iç denetim farkındalığının yaygınlaşmasına katkı sağlayan kurumlar arasında yer aldı. *Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2025 Nielsen raporuna göre ciro (TL) bazında Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnnova Proje Yönetişimi Zirvesi Ankara’da Düzenleniyor Haber

İnnova Proje Yönetişimi Zirvesi Ankara’da Düzenleniyor

T.C. Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci, Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin ve İnnova CEO’su Huzeyfe Yılmaz’ın konuşma yaptığı zirvede, alanında uzman isimler güncel yaklaşımlar ve uygulama örneklerini katılımcılarla paylaştı. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik ederken bireylerden kurumlara, kamudan sanayiye kadar geniş bir ekosistemi yönettiklerini belirterek bunu Türk Telekom Grubu ve iştirakleriyle birlikte gerçekleştirdiklerini ifade etti. Hayatın her alanında kesintisiz iletişimi mümkün kılan teknolojiler geliştirdiklerini kaydeden Şahin, “Ülkemizin dört bir yanında bireylerden kurumlara, kamudan sanayiye kadar dev bir ekosistem yönetiyoruz. Bunu Türk Telekom Grubu olarak, çok değerli iştiraklerimizle başarıyoruz. Hayatın her alanında kesintisiz iletişimi mümkün kılan teknolojiler geliştiriyor ve bu teknolojileri ihraç eden bölgesel bir oyuncu olarak konumlanıyoruz. Dijitalleşmenin tüm olanaklarını Türkiye’den başlayarak bölge coğrafyalara taşımayı misyon ediniyoruz. Bu dijital dönüşüm yolculuğunda insanı merkeze alan yaklaşımı dijital dönüşümün temel şartı olarak görüyoruz. Bu noktada özgün ve yenilikçi çözümler sunan grup şirketimiz İnnova’nın ortaya koyduğu vizyonu çok değerli buluyorum. Teknoloji ile insanı bir araya getiren yaklaşımıyla kurumların dönüşüm süreçlerine rehberlik ediyor. İnnova’nın önümüzdeki dönemde bu anlamda çok daha stratejik bir rol üstleneceğine inanıyorum” dedi. Hayatın her alanında kesintisiz iletişimi mümkün kılan teknolojiler Dijital dönüşüm yolculuğunda insanı merkeze alan yaklaşımın temel şart olduğunu vurgulayan Şahin sözlerine şöyle devam etti: “İnnova, Türk Telekom Grubu’nun en önemli teknoloji iştiraklerinden biri. Yazılım geliştirmeden sistem entegrasyonuna, siber güvenlikten yapay zekâ çözümlerine kadar geniş bir alanda ülkemizin dijitalleşmesine önemli katkılar sunuyor. Hayatın her alanında kesintisiz iletişimi mümkün kılan teknolojiler geliştiriyor ve bu teknolojileri ihraç eden bölgesel bir oyuncu olarak konumlanıyor.” Yalnızca takip eden değil, yön veren bir yaklaşım İnnova CEO’su Huzeyfe Yılmaz ise konuşmasında, yapay zekânın iş süreçleri ve liderlik anlayışı üzerindeki dönüştürücü etkisine dikkat çekerek İnnova’nın bu alandaki çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Yılmaz, “Yapay zekâ iş süreçleri ve liderlik anlayışı üzerinde dönüştürücü etkiye sahip. İnnova olarak, bu süreci yalnızca takip eden değil, yön veren bir yaklaşım ile ilerletmeyi önceliklendiriyoruz. İnnova Proje Yönetişimi Zirvesi’nin yönetişim süreçlerinde küresel ölçekte örnek gösterilen bir vizyonuna katkı sunması açısından önemli olduğu düşünüyorum. İnnova olarak sağladığımız uçtan uca çözümlerle kullanıcılarımıza rekabet ve verimlilikte önemli çözümler sunuyoruz. Müşterilerimizin iş süreçlerini ve performansını optimize ederken sürdürülebilir büyüme ve teknolojik dönüşümü destekliyoruz” şeklinde konuştu. Yönetişimin her yönüyle ele alındığı İnnova Proje Yönetişimi Zirvesi, kamu kurumları, özel sektör, sanayi kuruluşları, üniversiteler, savunma, iletişim, bilişim, enerji, sağlık ve finans sektörlerinden temsilcilerin katılımıyla gerçekleştiriliyor. Kurumların daha etkin ve sürdürülebilir yönetim anlayışlarına katkı sunmayı amaçlayan zirvede; yönetişim kültürüyle dönüşen organizasyonlara ilham veren içerikler ile küresel vizyon perspektifinde ülkelerin ve kurumların gelişim süreçlerine ilişkin değerlendirmeler katılımcılarla paylaşılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.