Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yönetişim

Kapsül Haber Ajansı - Yönetişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yönetişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TSKB, Doğa Odağı ile Güçlendirdiği Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Kararlılıkla Sürdürüyor Haber

TSKB, Doğa Odağı ile Güçlendirdiği Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Kararlılıkla Sürdürüyor

Türkiye’nin ilk özel sermayeli kalkınma ve yatırım bankası TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası), Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu sürdürülebilirlik raporunu da içeren 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nu yayımladı. Banka, raporunda sürdürülebilirlik faaliyetlerini bütünleşik bir bakış açısıyla ele alarak finansal, çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki çalışmalarını kamuoyu ile paylaştı. Sürdürülebilirlik faaliyetlerini bütünsel çerçevede ele alan TSKB, yayımladığı 2025 Entegre Faaliyet Raporu ile eş zamanlı sürdürülebilirlik politikalarını güncelledi. Sürdürülebilirlik politikaları kapsamında yayımladığı Doğa ve Biyoçeşitlilik Politikası ile Banka, analiz süreçlerini Doğa ile İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü (TNFD) tarafından geliştirilen LEAP (Locate, Evaluate, Assess, Prepare) metodolojisiyle uyumlu hale getiriyor. Banka’nın iklim odaklı çevresel risk yönetimi yaklaşımı; iklim değişikliği ve doğa kaybını birlikte ele alan “ikiz kriz” perspektifi doğrultusunda şekilleniyor. Bu kapsamda bilimsel araçlar kullanılarak, kredi portföyünün sektörel ve coğrafi dağılımı üzerinden doğayla olan etkileşimlerinin de detaylıca incelenmesi hedefleniyor. Doğal sermaye ve ekosistem hizmetlerine olan bağımlılıkların, etkilerin ve bunlara ilişkin risk ve fırsatların belirleneceği bu süreçte, elde edilen bulguların kredi süreçlerine ve portföy yönetimine kademeli olarak entegrasyonu amaçlanıyor. Banka, özellikle doğaya bağımlılığın ve etkinin yüksek olduğu sektörlerde faaliyet gösteren müşterileriyle proaktif bir etkileşim kurarak, etki azaltıcı uygulamaların geliştirilmesini ve doğa pozitif çözümlerin benimsenmesini teşvik edecek. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan TSKB Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Meral Murathan, “TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporunu da içeren 2025 Entegre Faaliyet Raporumuzla önemli bir adım attık. Doğa ve biyoçeşitliliği gözeten stratejik önceliklerimiz kapsamında bu yıl da sürdürülebilirlik faaliyetlerimizi entegre bir bakış açısıyla ele alıyoruz. Bu bütüncül yaklaşım doğrultusunda Bankamızın finansal, çevresel, sosyal ve yönetişim performansını kapsamlı bir çerçevede paylaşıyoruz. Rapor kapsamında, farklı sermaye unsurları üzerinden yarattığımız somut çıktı ve etkiyi ortaya koyarken gelecek hedeflerimizi çok yönlü bir yaklaşımla aktarıyoruz” dedi. “Sürdürülebilir finansman hedeflerimizi yükselttik” Güçlenen sürdürülebilir finansman performansı doğrultusunda Banka hedeflerini yukarı yönlü güncellediklerini belirten Murathan, “2030 yılına kadar 10 milyar ABD doları olarak belirlediğimiz SKA bağlantılı finansman hedefimizin yüzde 70’ini gerçekleştirerek hedefimizi 15 milyar ABD dolarına yükselttik. İklim finansmanı alanında ise 4 milyar ABD doları olarak belirlediğimiz hedefi 5 milyar ABD dolarına çıkardık. Bu hedeflerimizle aynı dönemi kapsayacak şekilde 3 milyar ABD doları tutarında yeni sosyal finansman hedefi belirledik. Uluslararası kalkınma finansmanı kurumlarından ülkemize sağladığımız başta iklim ve çevre olmak üzere temalı kaynak anlaşmalarını artırmaya devam ederken, sürdürülebilir finansman hedeflerimizi de önümüzdeki yıllarda da iddialı tutmaya devam edeceğiz. COP31’i ülkemizde ağırlamaya yaklaşırken, tüm paydaşlarımızla doğa pozitif dönüşümü hızlandırarak iklim riskleri azaltımı ve uyumu ile sosyal sermayenin güçlendirilmesi alanlarında çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Enerji İlk Entegre Faaliyet Raporu’nu Yayımladı Haber

Enerjisa Enerji İlk Entegre Faaliyet Raporu’nu Yayımladı

Türkiye’nin lider elektrik dağıtım ve perakende şirketi Enerjisa Enerji; müşteri çözümleri ve e-mobilite alanlarındaki faaliyetleriyle birlikte Türkiye’nin enerji altyapısının güçlendirilmesine ve enerji dönüşümüne katkı sağlamayı sürdürüyor. Şirket, bugüne kadar finansal ve operasyonel performansını Faaliyet Raporu ile, sürdürülebilirlik alanındaki öncelik ve hedeflerini ise ayrı bir Sürdürülebilirlik Raporu ile kamuoyuyla paylaşıyordu. Bu yıl ise Enerjisa Enerji, raporlama yaklaşımında önemli bir adım atarak söz konusu iki raporu tek bir çatı altında birleştirdi ve ilk Entegre Faaliyet Raporu’nu yayımladı. Şirket, finansal sonuçlarını ve sürdürülebilirlik performansını tek bir yapı içerisinde ele alarak uzun vadeli değer yaratım yaklaşımını daha bağlantılı ve şeffaf bir çerçevede paylaşıyor. TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu da yayımlandı Enerjisa Enerji, Entegre Faaliyet Raporu ile eş zamanlı olarak Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu da yayımladı. Bu rapor aracılığıyla şirket, iklim ve sürdürülebilirlik ile ilgili risk ve fırsatları, stratejik yönetim ve risk yönetimi süreçlerine entegre ettiğini ortaya koyarak, konuyu finansal önemlilik ilkesi ile ele alıyor. Sınırlı güvence denetiminden geçen TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu, şirketin sürdürülebilirlik performansını ölçülebilir ve karşılaştırılabilir bir çerçevede sunuyor. Ulbrich: ‘Daha İyi Bir Gelecek’ için attığımız adımları güçlü ve şeffaf bir şekilde ortaya koymaya devam edeceğiz Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “İlk Entegre Faaliyet Raporumuz, finansal performans ile sürdürülebilirliği uzun vadeli hedeflerimizin iki temel unsuru olarak birlikte ele alma kararlılığımızın güçlü bir yansımasıdır. Bu yaklaşımımız, bu iki alanın birbirine rakip değil, sağlam bir stratejinin birbirini tamamlayan unsurları olduğu yönündeki inancımıza dayanıyor. Entegre raporlama yaklaşımımızın yatırımcılarımız nezdinde güveni pekiştirdiğine ve şirketimizin uzun vadeli değer yaratma kapasitesini desteklediğine inanıyoruz. Bu rapor, birçok ekip ve uzman danışmanlık kuruluşunun katkısıyla, içeriğinden tasarımına kadar büyük bir özenle hazırlandı. Amacımız; yatırımcılarımızın şirketimizin finansal dayanıklılığını, operasyonel gücünü ve sürdürülebilir büyüme stratejisini tek bir dokümanda net, karşılaştırılabilir ve erişilebilir şekilde görebilmesini sağlamaktı. Entegre raporlama yaklaşımımız sayesinde, temiz ve güvenli enerjiye erişim konusunda daha iyi bir gelecek için attığımız adımları güçlü ve şeffaf bir şekilde ortaya koymaya koyabiliyoruz.” Taşcıoğlu: “Sürdürülebilirlik yalnızca bir raporlama başlığı değil, iş yapış biçimimizin ve karar alma süreçlerimizin doğal bir unsuru” Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu, değerlendirmesinde şunları söyledi: “Entegre Faaliyet Raporumuz ile yalnızca finansal sonuçlarımızı değil; iklim, insan kaynağı, doğal kaynak kullanımı, toplumsal etki ve yönetişim alanlarındaki performansımızın finansal sonuçlarımızla nasıl bağlantılı olduğunu da bütüncül bir şekilde ortaya koyuyoruz. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliğin Enerjisa Enerji’de ayrı bir başlık değil, iş modelimizin ve karar alma süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası olduğunu gösterirken paydaşlarımız için şeffaflık düzeyini de önemli ölçüde artırıyor. Çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansımızı uluslararası kabul görmüş çerçeve ve raporlama standartları doğrultusunda paylaşıyoruz. Bu raporlar aracılığıyla orta vadeli ESG hedeflerimize başarıyla ulaştığımızı ortaya koyarken, daha iyi bir gelecek vizyonumuz doğrultusunda sürdürülebilirliği tüm faaliyetlerimizin merkezinde konumlandırmaya devam ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker S&P Global Değerlendirmesinde Zirveye Oynadı Haber

Ülker S&P Global Değerlendirmesinde Zirveye Oynadı

Ülker S&P Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde 80 puan alarak, 2025 yılı ESG (çevresel, sosyal, yönetişim) performansı ile gıda sektöründe en iyi %3’lük dilimde yer aldı. Öte yandan S&P Global’ in Kurumsal Sürdürülebilirlik puanına göre en iyi şirketlere yer verdiği The Sustainability Yearbook listesinde Türkiye’den tek gıda şirketi olarak üst üste 6. kez yer aldı. Dünya genelinde 59 sektörden 9200’den fazla şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim performansı değerlendirildi. Başarılı ESG sonuçlarıyla 848 şirketin yer almaya hak kazandığı The Sustainability Yearbook 2026 listesinde genel değerlendirmede 16 Türk şirketinden biri olan Ülker, “Gıda Ürünleri” kategorisindeki tek Türk şirketi olmayı sürdürdü. S&P Global, söz konusu şirketleri, çevresel etkileri yönetme becerileri, sosyal sorumlulukları iş yapış biçimlerine yansıtma anlayışı ve yönetişim yapısı kriterleriyle değerlendiriyor. ESG alanında uzun vadeli ve odaklı yaklaşım Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, sürdürülebilirlik odaklı büyüme ve operasyonel mükemmellik anlayışlarını, ulusal ve uluslararası platformlardaki başarılarla taçlandırmaya devam ettiklerini belirtip sözlerine şöyle devam etti: “S&P Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’ne göre global ölçekte gıda sektöründe %3’lük dilimde yer almak, sürdürülebilirlik alanında dünyanın en yüksek performans gösteren şirketleriyle aynı seviyede değerlendirildiğimizi ortaya koyuyor. Bu sonuç çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında uzun vadeli, tutarlı ve odaklı bir sürdürülebilirlik yaklaşımı benimsediğimizin güçlü bir göstergesi. Küresel ölçekte en iyiler arasında yer almak, sorumluluğumuzu artırıyor. 2050 Net sıfır hedefimiz doğrultusunda, değer zincirimizin tamamını kapsayan çalışmalarımızla şirketimizin sürdürülebilirlik kültürünü güçlendirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mavi, S&P Global Sustainability Yearbook 2026’ya Girmeye Hak Kazandı Haber

Mavi, S&P Global Sustainability Yearbook 2026’ya Girmeye Hak Kazandı

CSA kapsamında bu yıl Mavi’nin de yer aldığı “Textiles, Apparel & Luxury Goods” sektöründe globalde 117 şirket değerlendirildi ve sadece en yüksek performansı gösteren 13 tanesi listelere girebildi. Mavi, kendi sektöründe en yüksek puan alan ilk %15’lik dilimdeki şirketlerden biri ve kategoride Türkiye’yi temsil eden ilk ve tek hazır giyim markası oldu. “Sürdürülebilirlik yolculuğumuza kararlılıkla ve emin adımlarla devam ediyoruz” Konuyla ilgili açıklama yapan Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz şöyle konuştu: “Sürdürülebilirlik, özellikle son 6 yıldır şirket stratejimizin temel yapıtaşı konumunda. Kaliteyle sürdürülebilir büyüme üzerine kurduğumuz; İnsan, Çevre, Toplum ve Denim’i odağına alan All Blue stratejimizkapsamında sürdürülebilirliği şirket kültürüne, vizyonumuza, iş yapış şekillerine, ürünlere ve büyüme hedeflerimize entegre etmek üzere önemli yol aldık. Yolculuğumuz en başından beri, dünyanın öncü jean ve lifestyle markalarından biri olmanın verdiği sorumlulukla, uzun vadeli değer yaratma hedefiyle hareket ediyoruz. İnovasyon, tasarım, dijitalleşme ve müşteri odaklı yaklaşımımızla desteklediğimiz sürdürülebilirlik çalışmalarımızın, S&P Yearbook ile birlikte global arenada bir kez daha başarıyla taçlandırılmış olmasından mutluluk duyuyoruz. Bu yıl dünya hazır giyim sektöründen sadece 13 şirketin girmeye hak kazandığı S&P’nin Sürdürülebilirlik Yıllığı’nda yer almak, sürdürülebilirlik performansımızın uluslararası ölçekte bağımsız ve güvenilir bir metodoloji ile onaylanması anlamına geliyor. Sektörümüzdeki öncü rolümüze işaret eden bu güzel gelişme; TIME Sürdürülebilir Büyüme araştırmasında dünyanın en iyi ikinci şirketi ve moda sektörünün lideri olmak ya da CDP’den son üç yıldır üst üste double A notu alarak global iklim liderleri arasında yer almak gibi; bizi hem gururlandırıyor hem de bu alandaki kararlılığımızı ortaya koyuyor.” CSA, sürdürülebilirlik performansını bütüncül olarak ölçüyor Sürdürülebilirlik odaklı yatırımcılar için önem taşıyan CSA değerlendirmesinde şirketler, çevresel, sosyal, yönetişim ve ekonomik boyutlarıyla, sektöre özgü kriterler üzerinden puanlanıyor. İklim stratejisi, sürdürülebilir ham madde kullanımı ve ürün sorumluluğundan insan hakları, çalışan sağlığı ve güvenliği ile müşteri ilişkileri ve tedarik zinciri yönetimine kadar uzanan bu kapsamlı değerlendirme, şirketlerin sürdürülebilirlik performansını bütüncül bir yaklaşımla ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik Yıllığı’nda yer alabilmek için bir şirketin, kendi sektöründeki en yüksek puan alan %15'lik dilime girebilmesi ve yine kendi sektöründeki en yüksek puan alan şirketle olan farkının en fazla %30 olması gerekiyor. Globalde sürdürülebilirlik liderleri arasında kalıcı bir yer edindi Mavi, bu yılın başında, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak amacıyla iş dünyasının işleyişini değiştirmeyi hedefleyen dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP’nin (Carbon Disclosure Project) İklim Değişikliği ve Su Güvenliği programlarının her birinden A notu alarak, üçüncü kez üst üste çift A notuyla CDP’nin global iklim liderleri arasına girmeye hak kazandı. TIME Dergisi ve küresel veri analizi platformu Statista tarafından hazırlanan “World’s Best Companies - Sustainable Growth” isimli araştırmada, önceki yıla göre altı basamak yükselerek, sürdürülebilir büyümede dünyanın en iyi 2’nci şirketi seçildi ve global hazır giyim sektöründeki liderliğini sürdürdü. Paris İklim Anlaşması’yla uyumlu şekilde belirlediği kısa dönem emisyon azaltım hedeflerinin ardından, 2025’te net zero emisyon azaltım hedefleri de, Science Based Targets initiative (SBTi) tarafından onaylandı. Bu gelişme, markanın sürdürülebilirlik çalışmalarının bilim temelli ve titizlikle yürütüldüğünün önemli bir göstergesi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric’in ESG Başarısı Yeniden Onaylandı Haber

Schneider Electric’in ESG Başarısı Yeniden Onaylandı

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, sürdürülebilirlik performansının gücü, tutarlılığı ve uzun vadeli güvenilirliği sayesinde, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanında faaliyet gösteren küresel kuruluşlar tarafından bir kez daha takdir edildi. Schneider Electric, küresel ölçekte yaklaşık 2.000 seçilmiş şirketi kapsayan ve davet usulüyle gerçekleştirilen World Benchmarking Alliance (WBA) değerlendirmelerinde güçlü sonuçlar elde etti. Şirket, Sosyal Kriterler (Social Benchmark) sıralamasında 1’inci, Toplumsal Cinsiyet Kriterleri (Gender Benchmark) sıralamasında ise 3’üncü oldu. Bu sonuçlar; insana yakışır iş uygulamaları, etik, temsil, ücretlendirme ve yan haklar ile şiddet ve tacizin önlenmesi gibi alanlarda lider performansa işaret ediyor. Schneider Electric ayrıca, karbon dönüşümünü etkin biçimde hayata geçirme kapasitesini ortaya koyan WBA’nın ACT Core metodolojisi kapsamında dünya genelinde ‘A’ notu alan yalnızca dokuz şirketten biri oldu. Şirket, EcoVadis değerlendirmesinde 100 üzerinden 87 puan alarak Platin madalya kazandı ve üst üste altıncı kez küresel ölçekte değerlendirilen tüm şirketler arasında ilk yüzde 1’lik dilimde yer aldı. Schneider Electric Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkanı Esther Finidori, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Mevcut Schneider Sustainability Impact programımızın sonuna ulaştık. Elde ettiğimiz bu takdirler yaklaşımımızın tutarlılığını ve zaman içinde kaydedilen ilerlemeyi yansıtıyor. Sürdürülebilirliği strateji ve operasyonlarımızın merkezine yerleştirmenin ölçülebilir sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Yolculuğumuzun bir sonraki aşamasına hazırlanırken, çıtayı yükseltmeye ve paydaşlarımızı da bu kolektif sürdürülebilirlik dönüşümüne ortak etmeye devam edeceğiz.” Bu sonuçlar, Schneider Electric’in iklim, yönetişim ve risk yönetimi alanlarındaki tutarlı performansını yansıtan diğer önemli ESG değerlendirmelerindeki üst düzey notlarla da destekleniyor. Schneider Electric, Corporate Knights tarafından hazırlanan Global 100 En Sürdürülebilir Şirketler endeksine yeniden dahil edilerek, çevresel uygulamalarıyla küresel ölçekte öne çıkan şirketler arasındaki konumunu pekiştirdi. Ayrıca Schneider Electric, sürdürülebilirlik alanındaki şeffaf, tutarlı ve ileriye dönük ESG iletişimi ile yatırımcı güvenini ve uzun vadeli dayanıklılığı güçlendirmedeki rolü sayesinde IR Society Awards’ta “Sürdürülebilirlikte En İyi İletişim” ödülüne layık görüldü. Daha yakın bir dönemde ise şirket, Fortune’un “World’s Most Admired Companies™ 2026” listesinde yer alarak; stratejik uygulama gücü, liderlik yaklaşımı ve uzun vadeli vizyonuyla üst düzey yöneticiler, yönetim kurulu üyeleri ve analistler nezdindeki güçlü itibarını bir kez daha ortaya koydu. Son beş yıldır Schneider Electric’in sürdürülebilirlik stratejisine, iklim, kaynaklar, güven ve eşit fırsatlar alanlarında ölçülebilir hedefler belirleyen Schneider Sustainability Impact (SSI) programı yön veriyor. 2021–2025 dönemini kapsayan bu program, şirketin iddialı sürdürülebilirlik hedeflerini destekledi. Bu yaklaşım sayesinde Schneider Electric, hem Corporate Knights hem de Time Magazine ve Statista tarafından iki kez ‘Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketi’ seçildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Test Aşamasını Geçti: Türkiye’de Pazarlama Liderlerinin %72’si Dönüşüme Hazır! Haber

Yapay Zeka Test Aşamasını Geçti: Türkiye’de Pazarlama Liderlerinin %72’si Dönüşüme Hazır!

Araştırma sonuçlarına göre Türkiye, %72’lik “ileri düzeyde bilgi sahibi” oranıyla yapay zeka farkındalığında MENA (%64) ve Güney Afrika (%62) bölgelerini geride bırakarak ilk sıraya yerleşti. Bölge genelinde yapay zekanın nasıl kullanıldığına dair farkındalık oranı %66 seviyesinde. Bu sonuçlar, Türkiye’de yapay zekanın yalnızca teorik bir gündem olmaktan çıkarak, stratejik karar alma süreçlerine entegre edilmeye başlandığını gösteriyor. Yapay Zeka Artık Ölçeklendiriliyor: Denemeden Kurumsal Etkiye Araştırma, yapay zekanın Türkiye’de test ve pilot aşamasını büyük ölçüde geride bıraktığını ortaya koyuyor. Kuruluşların %46’sı, yapay zeka kullanımını pilot projelerin ötesine taşıyarak kurum geneline yaydığı “ölçeklendirme” aşamasına geçmiş durumda. Türkiye’de araştırmaya katılan kuruluşların tamamı yapay zekayı en az test aşamasında kullanırken, “henüz başlamadık” diyen kurum oranı %0. Bu tablo, pazarlamada yapay zekanın artık verimlilik artıran bir araçtan, iş sonuçlarını doğrudan etkileyen stratejik bir kaldıraç haline geldiğini gösteriyor. Farkındalıktan İş Sonuçlarına: Yapay Zekanın Stratejik Rolü Pazarlama liderlerinin yapay zekadan beklentileri, teknolojinin yalnızca operasyonel hız değil, ölçülebilir iş çıktıları üretmesine odaklandığını ortaya koyuyor: Temel Hedefler: Veri analitiği ve içgörü üretimini güçlendirmek (%64), operasyonel verimlilik ve kârlılığı artırmak (%62), müşteri deneyimini iyileştirmek (%56).Uygulama Alanları: Reklam ve medya planlama (%79) ile en hızlı dönüşüm yaşanan alan olurken, strateji ve planlama (%46) ile müşteri deneyimi, operasyon ve üretim (her biri %41) alanları takip ediyor.Vizyon ve Yönetişim: Kuruluşların %64’ü, yapay zekanın pazarlama ve müşteri deneyiminde kullanımına yönelik, üst yönetim tarafından desteklenen bir vizyon veya yol haritasına sahip. Bu bulgular, yapay zekanın pazarlamada farkındalıktan doğrudan iş sonuçlarına uzanan bir değer zinciri yarattığını ortaya koyuyor. Kültürel Hazırlık Güçlü, Yetkinlik Dönüşümü Kritik Türkiye’de şirket kültürlerinin yapay zekaya karşı bilgili ve kabul edici yaklaşım oranı %82 gibi yüksek bir seviyede. Ancak araştırma, farkındalık ile sürdürülebilir yetkinlik arasında hâlâ kapatılması gereken bir boşluk olduğuna işaret ediyor: Eğitim Olgunluğu: Kuruluşların %44’ünde yapay zekaya yönelik eğitim bulunuyor ancak bu eğitimler çoğunlukla rol ve yetkinlik bazında özelleştirilmiş değil. Yalnızca %13’ünde, kurumsal stratejiyle tam uyumlu ve olgun eğitim programları mevcut.Yetenek Stratejisi: Kuruluşların %82’si yapay zeka yetkinliği için mevcut çalışanların gelişimine (upskilling) öncelik verirken, yeni yetenek istihdamı %23 seviyesinde kalıyor. MMA Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Didem Namver, raporun stratejik sonuçlarını ve MMA'in vizyonunu şu sözlerle özetliyor: "MMA olarak en temel misyonumuz, hızı kesmeden sürdürdüğümüz araştırmalarımızla sektöre kanıta dayalı bir rehberlik sunmaktır. Bu araştırma gösteriyor ki; yapay zeka artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur. Kurumların bu yeni dönemde ayakta kalabilmesi için AI okuryazarlığını bir kurum kültürü haline getirmesi, veri güvenliği protokollerini ivedilikle oluşturması ve küçük ölçekli denemelerden büyük ölçekli entegrasyonlara geçmesi gerektiğine inanıyoruz. MMA olarak, insan yaratıcılığının yapay zeka ile yer değiştirmeyeceğini, aksine bu teknolojinin insan zekası için bir çarpan etkisi yaratacağını savunuyoruz. Kanıta dayalı araştırmalarımızla sektöre ışık tutmaya ve üyelerimizi bu büyük teknolojik sıçramada doğru adımlarla buluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz." MMA Academy: Farkındalıktan Yetkinliğe, Yetkinlikten Etkiye Araştırmanın ortaya koyduğu bu dönüşüm ihtiyacına paralel olarak MMA Türkiye, MMA Academy çatısı altında pazarlama liderlerini ve ekiplerini yapay zeka çağının gerektirdiği yetkinliklerle buluşturmayı hedefliyor. MMA Academy; yapay zekayı yalnızca bir teknoloji başlığı olarak değil, strateji, organizasyon, karar alma ve iş sonuçlarıyla entegre bir liderlik yetkinliği olarak ele alan eğitim ve gelişim programları sunuyor. MMA Academy programları, pazarlama ekiplerinin yapay zekayı: farkındalık düzeyinden,uygulamaya,ölçeklenebilir kullanım modellerineve ölçülebilir ticari etkiyetaşımasını desteklemeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekada Yatırım, Yönetişim ve Kurumsal Strateji Dönemi Başlıyor Haber

Yapay Zekada Yatırım, Yönetişim ve Kurumsal Strateji Dönemi Başlıyor

12 ana trend üzerinden değerlendirilen raporda; yapay zekada ölçülebilir değer üretimi, ajan tabanlı sistemlerin yükselişi, kurumsal compute stratejileri ile güvenlik ve egemenlik odaklı mimarilerin belirleyici hâle geldiği vurgulanıyor. Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), “Karar Vericiler için 2026 Yapay Zeka Trendleri” raporunu yayımladı. Ocak 2026 tarihli rapor, yapay zekanın artık bir vizyon tartışmasından çok, doğrudan önceliklendirme, yatırım ve yönetişim konusu hâline geldiğini vurguluyor. TRAI, bu çalışmayla kurumlara “hangi teknoloji mümkün?” sorusundan ziyade, “hangi yaklaşım gerçekten anlamlı, sürdürülebilir ve yönetilebilir?” sorusuna odaklanan bir çerçeve sunuyor. Raporda, yapay zekanın popülerliğine göre değil; iş değeri, risk, ölçeklenebilirlik ve yönetişim kriterlerine göre seçilmiş 12 ana trend başlığı yer alıyor. Bu başlıklar arasında pilottan katma değere geçiş ve ROI disiplini, yapay zeka ajanları ve çoklu ajan mimarileri, alan odaklı modeller, AI-native yazılım geliştirme platformları, kurumsal AI compute stratejileri, gizli ve korumalı yapay zeka yaklaşımları, dijital köken (provenance), önleyici siber güvenlik, egemen yapay zeka ve coğrafi taşınabilirlik, fiziksel yapay zekanın ölçeklenmesi ile eğitimde yapay zekanın normalleşmesi gibi kritik konular öne çıkıyor. Rapor, yapay zekayı hızlı tüketilen bir trend listesi olmaktan çıkarıp, kurumların strateji masasında tekrar tekrar başvurabileceği bir referans doküman olarak konumluyor. Pilottan katma değere geçiş: Yapay zekada “ROI disiplini” dönemi Raporda öne çıkan temel başlıklardan biri, yapay zeka projelerinin “deneme” aşamasından çıkıp ölçülebilir iş sonuçları üretme zorunluluğu. Kurumların artık çok sayıda ama etkisi belirsiz projeler yerine, daha az sayıda, ölçeklenebilir ve tekrarlanabilir kullanım senaryolarına yöneldiği vurgulanıyor. Yatırımın geri dönüşü (ROI), yapay zeka projelerinde yönetim kurulları için merkezi bir kriter hâline gelirken, model, veri, altyapı, güvenlik ve değişim yönetimi maliyetlerinin daha görünür olması, bu alanda disiplinli bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Bu çerçevede yapay zeka, yalnızca teknik bir yatırım değil, doğrudan iş değeri üreten stratejik bir araç olarak konumlanıyor. Ajanlar yükseliyor: Asistandan “dijital ekip arkadaşına” Raporun en dikkat çekici başlıklarından bir diğeri de yapay zeka ajanlarının geçirdiği dönüşüm. 2026 itibarıyla ajanlar, yalnızca öneri veren araçlar olmaktan çıkıp; görev alan, plan yapan, diğer sistemleri kullanan ve sonuç üreten “dijital ekip arkadaşları” hâline geliyor. Bilet açma, raporlama, veri çekme, e-posta yönetimi ve süreç adımlarını tamamlama gibi işler giderek ajanlar üzerinden yürütülüyor. Bu dönüşümle birlikte insanların rolü de değişiyor; operatörlükten ziyade koçluk ve denetçilik öne çıkıyor. Raporda ayrıca, karmaşık iş süreçlerinde tek bir “süper ajan” yaklaşımı yerine, uzmanlaşmış ajanların birlikte çalıştığı çoklu ajan mimarilerinin önem kazandığı vurgulanıyor. Bu yapı hem kaliteyi artırıyor hem de güvenlik, izlenebilirlik ve denetim açısından daha sağlam bir zemin oluşturuyor. Kurumsal AI compute stratejik bir yarış alanına dönüşüyor Yapay zeka modellerinin çalıştırılması, eğitilmesi ve ajan sistemlerinin ölçeklenmesi için gereken işlem gücü (compute), kurumlar için yeni bir stratejik alan olarak öne çıkıyor. Rapora göre kurumlar, yalnızca “buluttan alırız” yaklaşımıyla yetinmek yerine; kapasite planlaması, maliyet optimizasyonu ve hibrit mimariler üzerine daha bilinçli kararlar almaya başlıyor. Compute artık teknik bir detay değil, yapay zeka yatırımlarının üzerinde yükseldiği temel altyapı unsurlarından biri olarak görülüyor ve doğrudan yönetim gündemine giriyor. Güven, egemenlik ve mimari yeniden tanımlanıyor Raporda güvenlik boyutu, yalnızca siber saldırılara karşı koruma olarak değil, aynı zamanda veri, model ve içerik güveni açısından bütüncül biçimde ele alınıyor. Gizli ve korumalı yapay zeka yaklaşımları, hassas veriler üzerinde güvenli biçimde yapay zeka kullanımını mümkün kılarken; dijital köken (provenance) kavramı, içeriklerin nereden geldiğini ve kim tarafından üretildiğini kanıtlamayı giderek zorunlu hâle getiriyor. Bununla birlikte, yapay zeka altyapılarının hangi ülkede, hangi yargı alanında konumlandığı da mimariyi belirleyen kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Egemen yapay zeka ve “coğrafi taşınabilirlik” yaklaşımı, kurumların regülasyon ve jeopolitik risklere karşı daha esnek ve dayanıklı yapılar kurmasını gerektiriyor. “Yapay zeka artık bir teknoloji değil, kurumsal strateji alanı” Raporu değerlendiren TRAI Genel Müdürü Can Sinemli, yapay zekanın geldiği noktayı şu sözlerle özetliyor: “Yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji başlığı değil; kurumların rekabet gücünü, dayanıklılığını ve geleceğe hazırlık seviyesini belirleyen temel bir strateji alanı. Bugün asıl farkı yaratan, hangi modeli kullandığınızdan çok, yapay zekayı nasıl yönettiğiniz, nasıl ölçeklediğiniz ve nasıl güvenli hâle getirdiğinizdir. Bu rapor, kurumlara yapay zekayı bir deneme alanı değil, sürdürülebilir ve ölçülebilir bir kurumsal yetkinlik olarak ele almaları için bir yol haritası sunuyor. TRAI’nin “Karar Vericiler için 2026 Yapay Zeka Trendleri” raporu, yapay zekanın artık teknoloji ekiplerinin değil, doğrudan üst yönetimlerin ve karar vericilerin gündeminde yer alması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Holding’den 2030’a Yönelik Somut Emisyon Azaltım Hedefleri Haber

Doğuş Holding’den 2030’a Yönelik Somut Emisyon Azaltım Hedefleri

Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratma anlayışının temel unsurlarından biri olarak ele alan Doğuş Holding, 2024 Sürdürülebilirlik Raporunu yayımladı. Holdingin küresel raporlama standartlarıyla uyumlu olarak hazırladığı ilk sürdürülebilirlik raporu, iklim değişikliğiyle mücadeleden yönetişime, risk yönetiminden yatırım süreçlerine uzanan kurumsal yaklaşımı bütüncül bir çerçevede ele alıyor. Raporda; çift öncelik analizi, dekarbonizasyon stratejisi ve Kapsam 3 emisyonlarının ölçümü ve yönetimine yönelik geliştirilen DO-TRace Programı öne çıkıyor. Doğuş Holding, 2030 yılına kadar 2022 baz yılına kıyasla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarında yüzde 50, Kapsam 3 emisyonlarında ise yüzde 30 azaltım hedeflediğini açıkladı. Çok sektörlü yatırım portföyü dikkate alınarak belirlenen bu hedefler, Doğuş Holding’in iklim risklerine karşı dayanıklılığını artırmayı amaçlayan dekarbonizasyon yol haritasının temelini oluşturuyor. Sürdürülebilirlik, Karar Alma ve Performans Yönetiminin Ayrılmaz Bir Parçası 2024 Sürdürülebilirlik Raporu; Doğuş Holding'in çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarını ölçülebilir hedefler, performans göstergeleri ve izleme mekanizmaları aracılığıyla nasıl yönettiğini ortaya koyuyor. Bu kapsamda oluşturulan “İzleme Komitesi”, sürdürülebilirlik hedeflerinin düzenli olarak değerlendirilmesini ve karar alma süreçlerine sistematik biçimde entegre edilmesini sağlayan yönetişim yapısının önemli bir unsuru olarak raporda yer alıyor. Çift Öncelik Analizi ile Stratejik Odaklanma Raporda yer alan çift öncelik analizi doğrultusunda, paydaş beklentileri ile finansal etki alanları birlikte ele alınarak 2025–2028 dönemine yönelik stratejik sürdürülebilirlik öncelikleri tanımlandı. Holdingin Dekarbonizasyon Stratejisi, bu öncelikler doğrultusunda iştirak ve bağlı ortaklıkları kapsayan kapsamlı bir aksiyon planı temelinde yapılandırıldı. Bu yaklaşım; emisyonların düzenli takibini, veri kalitesinin güçlendirilmesini ve azaltım hedeflerinin performans yönetimiyle ilişkilendirilmesini esas alıyor. Doğuş Holding'in değer zinciri ve yatırım yapısı dikkate alınarak geliştirilen Kapsam 3 DO-TRace Programı ise, sektör bazlı önemlilik analizleri doğrultusunda Kapsam 3 emisyonlarının ölçümü ve yönetimine yönelik kurumsal bir çerçeve sunuyor. Program, sürdürülebilirlik göstergelerinin yatırım değerlendirme ve risk yönetimi süreçlerine entegrasyonunu destekleyerek, holdingin uzun vadeli stratejik karar alma mekanizmalarına katkı sağlıyor. Doğuş Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Nafiz Karadere, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Doğuş Holding olarak sürdürülebilirliği, yönetişim yapımızın ve karar alma süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz. Küresel standartlarla uyumlu ilk sürdürülebilirlik raporumuz, bu yaklaşımın kurumsal stratejimize nasıl entegre edildiğini ortaya koyuyor. Çift öncelik analiziyle belirlenen başlıkları grup genelinde sistematik biçimde izlerken, Dekarbonizasyon Stratejimiz ve İzleme Komitemiz aracılığıyla iklim risklerine karşı dayanıklılığımızı artırmayı ve sürdürülebilirliği yatırım ve performans yönetiminin temel bileşenlerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz." Ulusal ve Uluslararası Raporlama Standartlarıyla Uyum Doğuş Holding A.Ş. 2024 Sürdürülebilirlik Raporu, GRI Standartları, ESRS (Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) ve Türkiye'de yürürlüğe giren TSRS (Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) referans alınarak hazırlandı.

Yapay Zekada Yatırım, Yönetişim Ve Kurumsal Strateji Dönemi Başlıyor Haber

Yapay Zekada Yatırım, Yönetişim Ve Kurumsal Strateji Dönemi Başlıyor

Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), “Karar Vericiler için 2026 Yapay Zeka Trendleri” raporunu yayımladı. Ocak 2026 tarihli rapor, yapay zekanın artık bir vizyon tartışmasından çok, doğrudan önceliklendirme, yatırım ve yönetişim konusu hâline geldiğini vurguluyor. TRAI, bu çalışmayla kurumlara “hangi teknoloji mümkün?” sorusundan ziyade, “hangi yaklaşım gerçekten anlamlı, sürdürülebilir ve yönetilebilir?” sorusuna odaklanan bir çerçeve sunuyor. Raporda, yapay zekanın popülerliğine göre değil; iş değeri, risk, ölçeklenebilirlik ve yönetişim kriterlerine göre seçilmiş 12 ana trend başlığı yer alıyor. Bu başlıklar arasında pilottan katma değere geçiş ve ROI disiplini, yapay zeka ajanları ve çoklu ajan mimarileri, alan odaklı modeller, AI-native yazılım geliştirme platformları, kurumsal AI compute stratejileri, gizli ve korumalı yapay zeka yaklaşımları, dijital köken (provenance), önleyici siber güvenlik, egemen yapay zeka ve coğrafi taşınabilirlik, fiziksel yapay zekanın ölçeklenmesi ile eğitimde yapay zekanın normalleşmesi gibi kritik konular öne çıkıyor. Rapor, yapay zekayı hızlı tüketilen bir trend listesi olmaktan çıkarıp, kurumların strateji masasında tekrar tekrar başvurabileceği bir referans doküman olarak konumluyor. Pilottan katma değere geçiş: Yapay zekada “ROI disiplini” dönemi Raporda öne çıkan temel başlıklardan biri, yapay zeka projelerinin “deneme” aşamasından çıkıp ölçülebilir iş sonuçları üretme zorunluluğu. Kurumların artık çok sayıda ama etkisi belirsiz projeler yerine, daha az sayıda, ölçeklenebilir ve tekrarlanabilir kullanım senaryolarına yöneldiği vurgulanıyor. Yatırımın geri dönüşü (ROI), yapay zeka projelerinde yönetim kurulları için merkezi bir kriter hâline gelirken, model, veri, altyapı, güvenlik ve değişim yönetimi maliyetlerinin daha görünür olması, bu alanda disiplinli bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Bu çerçevede yapay zeka, yalnızca teknik bir yatırım değil, doğrudan iş değeri üreten stratejik bir araç olarak konumlanıyor. Ajanlar yükseliyor: Asistandan “dijital ekip arkadaşına” Raporun en dikkat çekici başlıklarından bir diğeri de yapay zeka ajanlarının geçirdiği dönüşüm. 2026 itibarıyla ajanlar, yalnızca öneri veren araçlar olmaktan çıkıp; görev alan, plan yapan, diğer sistemleri kullanan ve sonuç üreten “dijital ekip arkadaşları” hâline geliyor. Bilet açma, raporlama, veri çekme, e-posta yönetimi ve süreç adımlarını tamamlama gibi işler giderek ajanlar üzerinden yürütülüyor. Bu dönüşümle birlikte insanların rolü de değişiyor; operatörlükten ziyade koçluk ve denetçilik öne çıkıyor. Raporda ayrıca, karmaşık iş süreçlerinde tek bir “süper ajan” yaklaşımı yerine, uzmanlaşmış ajanların birlikte çalıştığı çoklu ajan mimarilerinin önem kazandığı vurgulanıyor. Bu yapı hem kaliteyi artırıyor hem de güvenlik, izlenebilirlik ve denetim açısından daha sağlam bir zemin oluşturuyor. Kurumsal AI compute stratejik bir yarış alanına dönüşüyor Yapay zeka modellerinin çalıştırılması, eğitilmesi ve ajan sistemlerinin ölçeklenmesi için gereken işlem gücü (compute), kurumlar için yeni bir stratejik alan olarak öne çıkıyor. Rapora göre kurumlar, yalnızca “buluttan alırız” yaklaşımıyla yetinmek yerine; kapasite planlaması, maliyet optimizasyonu ve hibrit mimariler üzerine daha bilinçli kararlar almaya başlıyor. Compute artık teknik bir detay değil, yapay zeka yatırımlarının üzerinde yükseldiği temel altyapı unsurlarından biri olarak görülüyor ve doğrudan yönetim gündemine giriyor. Güven, egemenlik ve mimari yeniden tanımlanıyor Raporda güvenlik boyutu, yalnızca siber saldırılara karşı koruma olarak değil, aynı zamanda veri, model ve içerik güveni açısından bütüncül biçimde ele alınıyor. Gizli ve korumalı yapay zeka yaklaşımları, hassas veriler üzerinde güvenli biçimde yapay zeka kullanımını mümkün kılarken; dijital köken (provenance) kavramı, içeriklerin nereden geldiğini ve kim tarafından üretildiğini kanıtlamayı giderek zorunlu hâle getiriyor. Bununla birlikte, yapay zeka altyapılarının hangi ülkede, hangi yargı alanında konumlandığı da mimariyi belirleyen kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Egemen yapay zeka ve “coğrafi taşınabilirlik” yaklaşımı, kurumların regülasyon ve jeopolitik risklere karşı daha esnek ve dayanıklı yapılar kurmasını gerektiriyor. “Yapay zeka artık bir teknoloji değil, kurumsal strateji alanı” Raporu değerlendiren TRAI Genel Müdürü Can Sinemli, yapay zekanın geldiği noktayı şu sözlerle özetliyor: “Yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji başlığı değil; kurumların rekabet gücünü, dayanıklılığını ve geleceğe hazırlık seviyesini belirleyen temel bir strateji alanı. Bugün asıl farkı yaratan, hangi modeli kullandığınızdan çok, yapay zekayı nasıl yönettiğiniz, nasıl ölçeklediğiniz ve nasıl güvenli hâle getirdiğinizdir. Bu rapor, kurumlara yapay zekayı bir deneme alanı değil, sürdürülebilir ve ölçülebilir bir kurumsal yetkinlik olarak ele almaları için bir yol haritası sunuyor. TRAI’nin “Karar Vericiler için 2026 Yapay Zeka Trendleri” raporu, yapay zekanın artık teknoloji ekiplerinin değil, doğrudan üst yönetimlerin ve karar vericilerin gündeminde yer alması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.