Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yönetmelik

Kapsül Haber Ajansı - Yönetmelik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yönetmelik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

RES ve GES yatırımlarında yeni dönem: Ruhsat süresi 5 güne indirildi Haber

RES ve GES yatırımlarında yeni dönem: Ruhsat süresi 5 güne indirildi

Ön lisans veya üretim lisansına sahip rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerini kapsayan Yönetmelik; imar planı, arazi düzenlemesi, yapı ruhsatı ve işyeri açma süreçlerinde yeni uygulamalar getiriyor. Düzenlemeyle Bakanlıkça onaylanan imar planlarının askı süresi 30 günden 15 güne indirilirken, kurumların görüşlerini en geç 30 gün içinde bildirmesi zorunlu hale geldi. Bu süre içinde görüş verilmemesi durumunda olumsuz görüş bulunmadığı kabul edilecek. PLANLAMA TAKVİMİ YENİDEN ŞEKİLLENİYOR Yeni yönetmeliğin planlama ve mühendislik süreçlerine doğrudan yansıyacağını belirten ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, “Nazım ve uygulama imar planları eş zamanlı yürütülüp onaylanabilecek. Kurum görüşleri güncelliğini koruduğu sürece uygulama imar planı aşamasında yeniden görüş istenmeyecek. Askı süresinin 15 güne indirilmesi ve kurum görüşleri için 30 günlük süre sınırı getirilmesi, planlama takvimini daha öngörülebilir hale getiriyor. Ancak üst ölçekli plan değişikliği gereken projelerde önce bu sürecin tamamlanması gerekecek. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca ruhsat süresine değil, planlama zincirinin tamamına odaklanması gerekiyor” dedi. Arıcı, rüzgâr türbinleri ile güneş panelleri ve taşıyıcı sistemleri için elektrik ve mekanik tesisat projesi aranmayacak olmasının ve fenni mesul ön kontrol şartının kaldırılmasının izin sürecini sadeleştireceğini belirterek, “İşyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenme süresinin 30 günden 5 güne indirilmesi, sahadaki uygulama açısından en çarpıcı değişikliklerden biri. Bu düzenleme, yatırımcıların proje takvimlerini yeniden kurgulamasını gerektiriyor” diye konuştu. GES’LERDE TAŞINMAZ VE ZEMİN ETÜDÜNE YENİ ÇERÇEVE GES projelerine yönelik düzenlemelerin taşınmaz kullanımı ve teknik hazırlık süreçlerini de değiştirdiğini ifade eden Arıcı: “Özel mülkiyete konu taşınmazlarda tapuya şerh edilmesi, en az 10 yıllık olması ve lisans süresiyle uyumlu bulunması koşuluyla kira veya irtifak sözleşmeleri ruhsat başvurusunda kabul edilebilecek. Jeolojik-jeoteknik etütlerin yeterli görülmesi halinde ayrıca zemin etüt raporu aranmayacak. İmar durum belgesinin Bakanlık tarafından da düzenlenebilmesi de uygulamadaki işlem akışını değiştiren başlıklardan biri” dedi. Onaylı jeolojik-jeoteknik etüt raporu bulunmayan alanlarda imar planı hazırlanamayacağını hatırlatan Arıcı: “Bu nedenle GES projelerinde zemin ve planlama verilerinin proje başlangıcında doğru hazırlanması daha kritik hale geliyor. Plan İşlem Numarası alınması ve onay süreçlerinin ilgili sistem üzerinden yürütülmesi de dosya hazırlığında dikkat edilmesi gereken diğer konular arasında” ifadelerini kullandı. ARAZİ DÜZENLEMELERİNDE 15 GÜNLÜK İLAN VE İTİRAZ SÜRESİ Arazi ve arsa düzenlemesine ilişkin sürecin de yeniden tanımlandığını belirten Arıcı: “Parselasyon planları ve değişiklik beyannameleri için 15 günlük ilan ve 15 günlük itiraz değerlendirme süresi getirildi. Bu sürelerin proje takvimlerine baştan dahil edilmesi gerekiyor. Yönetmelikte imar planı kontrolü, parselasyon planı, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı işlemleri için ayrıca bir hizmet bedeli öngörülmemesi de dikkat çeken düzenlemeler arasında yer alıyor. Proje takvimlerinin bu süreler dikkate alınarak planlanması gerekecek. Bununla birlikte, yürürlük öncesinde başlatılmış plan ve ruhsat süreçlerinin nasıl sonuçlandırılacağı, arazi düzenlemesinde belediye encümeni kararı yerine geçecek işlem ile depolama ünitelerinin kapsamı ise uygulamada açıklığa kavuşması beklenen başlıklar arasında yer alıyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Kozmetik Sektörü Kamu ile Ortak Yol Haritası Oluşturuyor Haber

Türk Kozmetik Sektörü Kamu ile Ortak Yol Haritası Oluşturuyor

KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan öncülüğündeki KÜAD heyeti kamu ve sektör temsilcilerini ziyaret etti. Ziyaretler kapsamında heyet; İKMİB Başkanı V. İbrahim Aracı, Perakende Ticaret Daire Başkanı Burak Kaplan, Reklam Denetim Daire Başkanları Fazıl Şal ve Erhan Turhan, Ticaret Bakanlığı E-İhracat, Dijital Pazarlama ve Yeni Nesil Teknolojiler Dairesi Başkanı Hasan Önal, TİTCK Kozmetik Ürünler Daire Başkanı Esra Gizem Türkcanoğlu ile bir araya gelerek kozmetik sektörünün gündemindeki öncelikli başlıklara ilişkin görüş alışverişinde bulundu. İKMİB İLE ORTAK PROJELER VE MARKALAŞMA GÜNDEMİ DEĞERLENDİRİLDİ Program kapsamında KÜAD heyeti, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı V. İbrahim Aracı'yı da ziyaret etti. Gerçekleştirilen görüşmede kozmetik sektörüne yönelik iş birliği fırsatları, markalaşma çalışmaları ve hayata geçirilebilecek ortak projeler ele alınırken, sektörün uluslararası rekabet gücünü artıracak çalışma alanlarına ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantıda ayrıca sektörün ihracat potansiyelini destekleyecek ortak çalışmalar, uluslararası tanıtım faaliyetleri ve Türk kozmetik sektörünün küresel pazarlardaki görünürlüğünü artırabilecek projeler değerlendirildi. PERAKENDE TİCARET DÜZENLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER PAYLAŞILDI Temasların devamında KÜAD heyeti, Ticaret Bakanlığı Perakende Ticaret Daire Başkanı Burak Kaplan ve beraberindeki yetkililerle bir araya geldi. Görüşmede, "Perakende Ticarette Uygulanacak İlke ve Kurallar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı" kapsamında sektörün değerlendirmeleri paylaşıldı. Toplantıda kozmetik sektörünün perakende kanalındaki gelişimi, sektör paydaşlarının beklentileri ve düzenlemelerin sektöre sağlayacağı katkılar ele alınırken, uygulamaya yönelik görüş ve öneriler de ilgili yetkililere aktarıldı. REKLAM MEVZUATINDAKİ GÜNCEL DÜZENLEMELER GÖRÜŞÜLDÜ KÜAD heyeti ayrıca Ticaret Bakanlığı Reklam Denetim Daire Başkanları Fazıl Şal ve Erhan Turhan ile bir araya geldi. Görüşmede, "Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Yapılan Güncel Değişiklikler” başta olmak üzere reklam sektörünü yakından ilgilendiren düzenlemeler değerlendirildi. Toplantıda kozmetik sektörünün reklam iletişiminde karşılaştığı güncel uygulamalar, mevzuata uyum süreçleri ve tüketicinin doğru bilgilendirilmesine yönelik yaklaşımlar ele alınırken, KÜAD'ın yürüttüğü projeler ve sektörel bilgilendirme faaliyetleri hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu. E-İHRACATTA YENİ FIRSATLAR MASAYA YATIRILDI Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen IGEXX etkinliğinin ön bilgilendirme toplantısına KÜAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serdar Mutaf katıldı. Program kapsamında Ticaret Bakanlığı E-İhracat, Dijital Pazarlama ve Yeni Nesil Teknolojiler Dairesi Başkanı Hasan Önal ile bir araya gelen Mutaf, e-ihracatın geliştirilmesine yönelik çalışmalar, dijital pazarlama uygulamaları ve yeni nesil teknolojilerin sektöre sağlayacağı katkılar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda, Türk kozmetik sektörünün dijital kanallar aracılığıyla uluslararası pazarlardaki etkinliğinin artırılmasına yönelik fırsatlar ve e-ihracat ekosisteminin gelişimine katkı sağlayacak uygulamalar hakkında görüş alışverişi gerçekleştirildi. SORUMLU TEKNİK ELEMAN YÖNETMELİĞİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER ELE ALINDI Program kapsamında KÜAD heyeti, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Kozmetik Ürünler Daire Başkanı Esra Gizem Türkcanoğlu ve ekibini ziyaret etti. Gerçekleştirilen görüşmede, "Sorumlu Teknik Eleman Yönetmeliği" kapsamında yürütülen çalışmalar ile kozmetik sektöründeki güncel gelişmeler değerlendirildi. Toplantıda düzenlemelerin sektöre yansımaları, uygulama süreçleri ve paydaş beklentileri ele alınırken, mevzuatın etkin uygulanmasına yönelik görüş ve öneriler karşılıklı olarak paylaşıldı. Görüşme, kamu ile sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerle tamamlandı. KAMU-SEKTÖR İŞ BİRLİĞİ, SEKTÖRÜN GELECEĞİ İÇİN KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan, gerçekleştirilen temasların sektör açısından önemli bir iş birliği zemini oluşturduğunu belirterek, "Kozmetik sektörü üretimden ihracata, dijital ticaretten perakende uygulamalarına ve tüketici iletişimine kadar birçok farklı alanı kapsayan dinamik bir yapıya sahip. Bu nedenle sektörümüzü doğrudan ilgilendiren tüm başlıklarda ilgili kamu kurumlarımızla güçlü bir iletişim ve iş birliği içerisinde olmayı önemsiyoruz. Gerçekleştirdiğimiz ziyaretler sayesinde hem güncel düzenlemeleri değerlendirme hem de sektörümüzün ihtiyaç ve beklentilerini doğrudan paylaşma fırsatı bulduk. Kamu ile sektör arasında kurulacak ortak çalışma kültürünün, Türk kozmetik sektörünün rekabet gücünü artıracağına ve uluslararası pazarlardaki konumunu daha da güçlendireceğine inanıyoruz. KÜAD olarak sektörümüzün gelişimine katkı sağlayacak her platformda yapıcı diyalog ve iş birliğini sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. Gerçekleştirilen ziyaretlerle KÜAD, kozmetik sektörünün ihtiyaç ve beklentilerini ilgili kurumlara doğrudan aktarmanın yanı sıra kamu ile sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Dernek, önümüzdeki dönemde de sektörün gelişimini destekleyecek ortak projeler üretmeye, üyelerinin beklentilerini ilgili paydaşlarla paylaşmaya ve kozmetik sektörünün sürdürülebilir büyümesine katkı sunacak çalışmalarını sürdürmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Artan Elektrik Tüketimi Konutlarda Güneş Enerjisi Sistemlerine Talebi Artırdı Haber

Artan Elektrik Tüketimi Konutlarda Güneş Enerjisi Sistemlerine Talebi Artırdı

Üçay Mühendislik İcra Kurulu Üyesi, Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, Mesken GES sistemlerinin yüksek tüketimli konutlar için yalnızca tasarruf sağlayan bir çözüm değil, aynı zamanda uzun vadeli ve stratejik bir yatırım aracı haline geldiğini belirtti. Dünya genelinde yükselen enerji maliyetleri, mesken tipi güneş enerjisi sistemlerine ilgiyi hızla artırıyor. Özellikle elektrikli araç şarjı, ısı pompası, klima ve yoğun aydınlatma kullanımı nedeniyle elektrik tüketimi yüksek olan meskenlerde, konut sahipleri tüketimlerini çatılarında üretecekleri enerjiyle dengelemeye yöneliyor. Doğru projelendirilen Mesken GES sistemleriyle elektrik faturalarında önemli ölçüde tasarruf sağlanabildiğini belirten Üçay Mühendislik Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, yatırımın geri dönüş süresinin; tüketim profili, çatı alanı, sistem gücü, bölgesel ışınım koşulları ve mahsuplaşma uygulamalarına göre değiştiğini ifade etti. Enerji sürekliliği ihtiyacı nedeniyle hibrit inverter ve batarya çözümlerine olan ilginin de son dönemde belirgin şekilde arttığını vurguladı. Keşiften devreye almaya kadar tüm süreç tek çatı altında yönetiliyor “Üçay Mühendislik olarak, Mesken GES projelerinde keşif, projelendirme, resmi başvurular, kurulum ve devreye alma süreçlerini uçtan uca yönetiyoruz” diyen Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: “Mesken GES projelerinin ilk adımında; çatının yönü, eğimi, gölgelenme durumu, taşıyıcı sistem uygunluğu ve elektrik tüketim verilerini analiz ediyoruz. Bu analizlerin ardından ihtiyaca ve bütçeye en uygun sistemi tasarlıyoruz. Lisanssız elektrik üretimi kapsamındaki dağıtım şirketi başvurularını ise müşteriler adına yürütebiliyoruz. Böylece kullanıcılar teknik ve idari süreçlerle tek tek uğraşmadan, güvenli ve profesyonel bir hizmetle Mesken GES yatırımını hayata geçirebiliyor. Resmi süreçler ortalama 6 ay, kurulum ise genellikle 1 hafta sürüyor Mesken GES projelerinde çağrı mektubu alınması, statik projenin hazırlanması, belediyeden GES uygunluk onayının alınması, bağlantı anlaşmasının yapılması, montaj, itfaiye raporu, kabul ve devreye alma gibi birçok resmi adım bulunuyor. Bu süreçlerin tamamlanma süresi dağıtım bölgesine, belediye onaylarına ve proje kapsamına göre değişmekle birlikte ortalama 6 ay sürüyor. Fiziki kurulum ise sistem büyüklüğü ve saha koşullarına bağlı olarak çoğu projede yaklaşık 1 hafta içinde tamamlanabiliyor. Kurulum sonrasında kabul ve devreye alma işlemleri, dağıtım şirketi koordinasyonunda yürütülerek sistemin güvenli şekilde şebekeye bağlanması sağlanıyor.” Resmi süreçler tamamlanmadan yapılan kurulum, ağır yaptırımlara tabi tutuluyor Yatırımcıların dikkat etmesi gereken en kritik konulardan birinin mevzuata uygunluk olduğunu vurgulayan Yıldız, şunları söyledi: “2 Nisan 2026 tarihli ve 33212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan EPDK yönetmelik değişikliğiyle; çağrı mektubu, bağlantı anlaşması ve kabul süreci tamamlanmadan kurulan üretim tesislerine yönelik yaptırımlar ağırlaştırıldı. Yönetmeliğin 37’nci maddesinin 13’üncü fıkrası uyarınca, bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu veya bağlantı anlaşması bulunmadan ya da kabul işlemleri tamamlanmadan kurulup işletmeye alındığı tespit edilen üretim tesisleri, herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın şebekeden ayrılıyor. Tespiti takip eden 60 gün içinde ekipmanların sökülerek parselden çıkarılması gerekiyor; tesisi kuran kişi ise 3 yıl boyunca yeniden başvuru yapamıyor. Ayrıca bu tesisler için kaçak kullanım bedeli tahakkuk ettiriliyor. Bu nedenle yatırımcıların, çalışacakları firmalara; kurulumun çağrı mektubu, proje onayı, bağlantı anlaşması ve kabul süreçleri tamamlanarak yapılıp yapılmayacağını mutlaka sorması gerekiyor. Piyasada “öztüketim” gerekçesiyle resmi süreçler tamamlanmadan kurulum teklif eden firmalarla karşılaşılabiliyor; ancak bu tür kurulumlar yatırımcıyı ciddi idari ve finansal risklerle karşı karşıya bırakabiliyor.” Avrupa’daki destek mekanizmaları mesken GES’i teşvik ediyor Avrupa’da mesken GES kullanımının oldukça yaygın olduğunu belirten Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa’da mesken tipi güneş enerjisi sistemleri; doğrudan teşvikler, öngörülebilir alım tarifeleri, düşük faizli finansman modelleri, vergi avantajları ve sadeleştirilmiş başvuru süreçleri sayesinde geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştı. Ancak burada iki farklı ölçütü ayırt etmek gerekiyor: hane başına yaygınlık ve toplam pazar büyüklüğü. Hane başına yaygınlıkta Hollanda, açık ara Avrupa’nın lideri. Yerel şebeke işletmecisi Netbeheer Nederland ve CBS verilerine göre, 2025 itibarıyla Hollanda’daki hanelerin yaklaşık üçte biri (%34) çatısında güneş paneli bulunduruyor. Bu oran Almanya’daki hane oranının (yaklaşık %10) üç katından fazla. Buna karşılık toplam pazar büyüklüğünde -yani kurulu güç ve sistem sayısında- Almanya açık ara önde. Almanya’nın nüfusu ve konut stoku, Hollanda’nın çok üzerinde olduğu için daha düşük hane oranına rağmen mutlak rakamlarda Avrupa’nın en büyük mesken GES pazarı konumunda. “Teşviklerin sürekliliği en az varlığı kadar önemli” Avrupa örnekleri, teşviklerin sürekliliğinin de en az varlığı kadar önemli olduğunu gösteriyor. SolarPower Europe’un EU Solar Market Outlook 2025-2030 raporuna göre, konut çatı sistemlerinin AB genelindeki yeni kurulumlar içindeki payı, 2023’te %28 iken; İtalya, Hollanda, Avusturya ve Belçika gibi ülkelerde destek programlarının daraltılmasıyla birlikte 2025’te %14’e geriledi. Hollanda’da da uzun yıllardır uygulanan mahsuplaşma (saldering) teşvikinin 2031’e kadar kademeli olarak kaldırılması planlanıyor. Bu gelişmeler, yatırım maliyetini azaltan teşviklerin ve ihtiyaç fazlası üretim için öngörülebilir gelir modellerinin mesken tipi GES pazarının büyümesinde belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.” “Avrupa’daki mesken GES büyümesi Türkiye için önemli bir referans” Türkiye’de mesken GES kapasite üst sınırının 2022 yılında 10 kW’tan 25 kW’a çıkarılmasının olumlu bir adım olduğunu belirten Yıldız, doğrudan devlet destekleri, düşük faizli finansman, vergi avantajları ve resmi süreçlerin sadeleştirilmesi gibi mekanizmalarla mesken tipi GES yatırımlarının çok daha geniş kitlelere ulaşabileceğini söyledi. Yıldız’a göre, Avrupa’daki mesken GES büyümesi Türkiye için önemli bir referans niteliği taşıyor. Benzer desteklerin hayata geçirilmesi halinde, yüksek tüketimli konutlarda Mesken GES kısa sürede standart bir enerji çözümüne dönüşerek Türkiye'de önemli bir pazarın önünü açabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Havada Fazla Bilet Satışı Yolcu Mağduriyetini Artırıyor Haber

Havada Fazla Bilet Satışı Yolcu Mağduriyetini Artırıyor

Avukat Seda Yılmaz, yolcuların bu durumda sahip olduğu güçlü yasal hakların büyük bir kısmının bilgi eksikliği nedeniyle kullanılmadığına dikkati çekerek, kritik uyarılarda bulundu. Hava yolu taşımacılığında "overbooking", yani kapasitenin üzerinde bilet satışı, sektörde küresel ölçekte uzun süredir uygulanıyor. Ancak hava yolu kullanımı ve yolcu sayısı arttıkça şikayetler de dikkat çekici hale geliyor. Yolcunun uçağa kabul edilememesi hem seyahat planlarını alt üst ediyor hem de ciddi hukuki haklar doğuruyor. Avukat Seda Yılmaz, yolcuların bu süreçteki en büyük dezavantajının bilgi eksikliği olduğuna dikkati çekti. Yolcu Tazminat Talep Edebilir Havalimanında “Uçağımız dolu, sizi bir sonraki sefere aktaracağız” denildiğinde çoğu yolcunun zor da olsa durumu kabullendiğini belirten Yılmaz, “Oysa bu noktada yolcunun nakdi tazminat talep etme hakkı doğuyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan SHY-YOLCU (Havayolu İle Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmelik) kapsamında; uçağa kabul edilmeme (overbooking), uçuş iptali veya bazı ciddi gecikmelerde mesafeye göre 100 Euro ile 600 Euro arasında değişen tazminat miktarları açıkça hüküm altına alınmıştır. Hakkını bilmeyen yolcu, sunulan seçeneklerle yetinmek durumunda kalıyor." diye konuştu. Tazminat Potansiyeli Milyonlarca Euro’ya Ulaşıyor Yılmaz, yasal hakkın varlığı ile o hakkın pratikte kullanılabilmesinin her zaman aynı şey olmadığını söyleyerek, şunları kaydetti: “Türkiye hava yolu taşımacılığında bir dünya devi haline geldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre, geçen yıl Türkiye genelinde uçan yolcu sayısı 247 milyona ulaştı. Uluslararası havacılık analizlerine göre yolcuların yaklaşık yüzde 2'si, overbooking, iptal veya uzun süreli gecikme gibi aksaklıklarla karşılaşıyor. Bu operasyonel aksaklıklar ciddi hukuki haklar ve milyonlarca Euro değerinde tazminat potansiyeli doğuruyor. Bizim gözlemimiz, dünya genelinde mağdur yolcuların önemli bir kısmının yasal haklarından ve özellikle tazminat hakkından tam olarak haberdar olmadığı yönünde.” Mağdur Olduğunuzda Ne Yapmalısınız Overbooking riskine karşı yolcuların uçuş öncesinde online check-in yaptırması gerektiğine değinen Yılmaz, mağdur olanların izlemesi gereken yolu ise şöyle özetledi: “Uçağa neden alınmadığınızı gösteren imzalı resmi belge olan ‘Denied Boarding’ formunu mutlaka isteyin. Yanan otel rezervasyon ücretleri, otel transfer ödemeleri gibi tüm harcamalar da belgelendirilmeli. Tazminat hakkı konusunda yeterli bilgilendirilmeyen veya talebi reddedilen yolcular, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) ile tutara göre Tüketici Hakem Heyetleri veya Tüketici Mahkemelerine müracaat etmelidir. Bu hem yasal bir hak hem de gelecekteki mağduriyetlerin önlenmesi için atılabilecek en somut adımdır." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Optimum Yenişehir,  Suyun Her Damlasını Önemsiyor Haber

Optimum Yenişehir, Suyun Her Damlasını Önemsiyor

25 bin metrekare alanda 669 daire ve 36 mağaza içeren proje, Rielli MBR Gri Su Geri Kazanım Sistemleri sayesinde yüzde 40’a varan oranda su tasarrufu sağlıyor. Günde yaklaşık 75 ton su israfının önüne geçiliyor. Pendik - Kurtköy'de 25 bin metrekare alanda, 669 daire ve 36 mağaza ile sakinlerine, yüksek standartlarda geniş ve konforlu bir yaşam alanı sunmayı hedefleyen Optimum Yenişehir Projesi, su sürdürülebilirliği alanında da öncü ve sorumlu bir yaklaşım benimsiyor. Toplamda 2 etaptan oluşacak olan Optimum Yenişehir Projesi’nde, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın öncülüğünde hazırlanan “Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı” ve ilgili mevzuatla da uyumlu şekilde oluşturulan gri su arıtma sistemleri, yüzde 40’a varan oranda su tasarrufu sağlıyor. Projenin ilk ve ikinci etabında kurulup, devreye alınan Rielli MBR Gri su Geri Kazanım Sistemleri, toplamda günlük 75 metreküp gri su arıtımı sağlıyor. Geri kazanılabilen su, özellikle sifon rezervuarları ve peyzaj sulama gibi birçok amaç için kullanılabiliyor. Yılda 100.000 metreküp gri su geri kazanılarak hem kaynak kullanımı azaltılıp çevresel değer sağlanıyor hem de su faturalarında önemli düşüşlerle ekonomik kazanım elde ediliyor. Hem Çevresel ve Ekonomik Kazanım Hem de Mevzuat Gerekliliği Genel olarak gri su olarak adlandırılan lavabo ve duşlardan gelen suların, binalardaki insani amaçlı tüketimin yüzde 40’ını oluşturduğunu belirten Kazancı Çevre Tekniği Kurucu Genel Müdürü Artun Kazancı, konutlarda ve yaşam alanlarında gri su kazanımının önemine dikkat çekerek, “Geri kazanılabilen gri sular, birçok amaç için kullanıma uygundur; ancak gri suların arıtımında doğru teknolojiyi seçmek önemlidir. Rielli MBR teknolojisi ile yıllardır etkin ve verimli şekilde gri suların geri kazanımını sağlıyoruz. Türkiye’deki gri su geri kazanım tesislerinin büyük bir kısmı, Rielli imzası taşıyor” dedi. Artun Kazancı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gri suyu arıtıp tuvalet rezervuarları ve bazı peyzaj uygulamaları gibi alanlarda kullanmak, yüzde 40’a varan oranda su tasarrufu sağlar. Çevresel değerin yanı sıra, bu kullanım, yatırım bedeli dahil olmak üzere şebekeden su almaktan daha düşük maliyetlidir. Bu yatırımlar, 8-16 ay kendine geri öder niteliktedir. Diğer taraftan, belirli bir boyutta inşaatlarda, gri su arıtma tesisleri mevzuat gereklilikleri kapsamında yer almaktadır.” Türkiye’nin Global Su Arıtma Markası Rielli Gri suların geri kazanımını, etkin ve verimli şekilde sağlayan Rielli MBR gri su geri kazanım çözümleriyle, kokusuz ve leke bırakmayan geri kazanılmış su elde ediliyor. Rielli teknolojisi bu alanda farklı avantajlar sunuyor. Kazancı Çevre Tekniği bünyesinde geliştirilen ve üretilen Rielli markası, turizm sektörüne yönelik yenilikçi çözümleriyle su maliyetlerinde önemli düşüşler sağlayan bütünsel sistemler sunuyor. Rielli, 30 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin 6 kıtada ve 80’i aşkın ülkede tercih edilen global su arıtma markası kimliğini taşıyor. 1.000 Metrekare Üzeri Projelerde Gri Su Arıtma Zorunluluğu Getirildi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı “Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği”, 2025 yılında yürürlüğe giren son değişiklik çerçevesinde, 1.000 metrekarenin üzerinde tüm yeni inşaatlarda gri su tesisatı zorunluluğu getiriyor. Örnek olarak, 120 m2 brüt alana sahip 8 daireden oluşan bir apartman inşaatında dahi, gri su arıtma tesisi zorunlu hale getirildi. Yönetmelik kapsamındaki zorunluluk, yapı inşaat alanı 10 bin metrekareden büyük alışveriş merkezlerini, 10 bin metrekareden büyük kamu yapılarını (sağlık ve eğitim yapıları istisnası ile) kapsıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlıkta Reklam Bitti Mi? Haber

Sağlıkta Reklam Bitti Mi?

Sosyal medya çağında hekimler, klinikler, estetik merkezleri ve sağlık kuruluşları kendilerini tanıtmanın yolunu buluyor; reklam ile bilgilendirme arasındaki çizgi her geçen gün biraz daha silikleşiyordu. Kasım 2025’te yürürlüğe giren Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik, işte tam bu noktada devreye girdi. Ve açıkça şunu söyledi: “Sağlıkta reklam yok. Bilgilendirme var. Ama o da sınırlı.” İzmir Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu Üyesi Avukat Özge Özmen Korkut, sağlıkta reklam konusunda önemli bilgiler verdi: SPONSORLU İÇERİK YASAK “Yeni yönetmelik, yalnızca klasik reklamları değil; örtülü, dolaylı ve dijital reklamları da kapsayan geniş bir yasak alanı tanımlıyor. Web siteleri, sosyal medya hesapları, videolar, influencer iş birlikleri, hasta yorumları, teşekkür mesajları… Hepsi artık mercek altında. Eskiden “bilgilendirme” denilerek yapılan pek çok paylaşım, yeni düzenleme ile doğrudan reklam sayılıyor. Örneğin: “En iyi”, “en başarılı”, “en çok tercih edilen” gibi ifadeler,Öncesi–sonrası görseller,Hasta memnuniyeti videoları,Kampanya, indirim ve promosyon duyuruları,Sponsorlu sosyal medya içerikleri. Bunların tamamı, sağlık hizmeti sunumunda yasaklı alan olarak kabul ediliyor. Peki hekimler ve sağlık kuruluşları hiç mi konuşamayacak? Hayır. Yönetmelik burada önemli bir denge kuruyor. Bilgilendirme serbest, yönlendirme yasak. Genel sağlık bilgileri, koruyucu hekimlik, hastalık süreçlerine dair bilimsel ve nesnel açıklamalar yapılabiliyor. Ancak bu paylaşımlar, doğrudan ya da dolaylı şekilde bir hizmet talebi yaratmamalı, kişiyi veya kurumu öne çıkarmamalı, tercih yönlendirmesi içermemeli. Asıl dikkat çekici düzenleme ise sosyal medya tarafında. Artık sağlık alanında: Sponsorlu içerik yok,Hasta yorumları yok,“Başarı hikâyesi” anlatıları yok,Abartılı görsel ve filtrelerle algı yönetimi yok. Bu, alışılmış dijital pazarlama refleksleri açısından ciddi bir kırılma. Ancak kamu sağlığı ve hasta güvenliği açısından bakıldığında, gecikmiş ama gerekli bir adım. SAĞLIK TURİZMİNDE TANITIM SERBEST AMA… Yönetmelik bir istisna da getiriyor: uluslararası sağlık turizmi. Yurt dışına yönelik, yabancı dilde ve Türkiye’de yaşayanları hedeflemeyen bilgilendirici tanıtımlar belirli şartlarla mümkün. Ancak burada da “reklam” değil, bilgi verme esas alınıyor. En kritik mesaj ise yaptırımlar kısmında gizli. Yeni dönemde ihlaller yalnızca etik tartışma konusu değil; idari para cezaları, faaliyet durdurma ve yetki iptali gibi somut sonuçlar doğurabiliyor. Denetimler özellikle dijital mecralar üzerinden sıkılaştırılmış durumda. SAĞLIKTA PAZARLAMA DÖNEMİ BİTTİ Özetle: Sağlıkta reklam bitmedi belki ama eski bildiğimiz haliyle kesinlikle sona erdi. Yeni dönem; daha sessiz, daha ölçülü, daha etik bir iletişim dili istiyor. Bu düzenleme, “kendini pazarlayan” değil; bilgiyi doğru ve sorumlu şekilde paylaşan sağlık profesyonellerini öne çıkaracak. Ve belki de en önemlisi, hastayı bir müşteri değil, hak sahibi bir birey olarak yeniden merkeze koyacak.

Yangın Facialarına Karşı 250 Sayfalık Taslak Rapor Hazırlandı! Haber

Yangın Facialarına Karşı 250 Sayfalık Taslak Rapor Hazırlandı!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Öğretim Görevlisi Abdurrahman İnce liderliğindeki 30 kişilik akademisyen ve uzmanlardan oluşan ekibin, kaynak ve benzeri "sıcak çalışma" işlemleri için hayati önem taşıyan kuralların yasal zorunluluk haline getirilmesi amacıyla kapsamlı bir taslak rapor hazırladığını duyurdu. Bilim insanları, kalıcı çözüm için harekete geçti Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na teslim edilmek üzere bir çalışma yaptıklarını dile getirerek, şöyle devam etti: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye müdürlüğünde eğitmen olarak çalışmış olan, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi Abdurrahman İnce başkanlığında 30 kişilik akademisyen, sanayide bu işi yapan uzmanlar ve Bakanlıktan birkaç arkadaşın da desteğiyle böyle bir çalışma yaptık. Buradaki amacımız şu: Özellikle birçok yangından sonra bizi çağırıyorlar. Biz basında bunlarla ilgili fikirlerimizi söylüyoruz. Fakat bunun olmaması lazım. Bizim daha önceden bir bilim adamı olarak, bir çalışma ekibi olarak neler yapılacağını söylememiz lazım ve bunlara göre de aksiyon alınması lazım ki bu olaylarla karşılaşmayalım. İşte 29 kişinin öldüğü bar yangını. Orada barın en yoğun olduğu anda barda bin kişi olduğunda yangın başlasaydı, çok fazla kişi ölecekti. O kadar büyük problemli olan bir yangındı. Haydarpaşa Garı'nın çatısı yangını, Galatasaray Üniversitesi yangını bu şekilde Sıcak Çalışma İzni Yönetmeliğimiz olsaydı ve doğru uygulansaydı önlenirdi.” Taslağın temelini, ABD'de 60 yıldır uygulanan yönetmelikler oluşturuyor Hazırladığımız çalışmanın temelini, ABD'de 60 yıldır uygulanan ve 8 kez güncellenen Ulusal Yangından Korunma Ajansı (NFPA) yönetmeliklerinin oluşturduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Türkiye'de bu konuda büyük bir yasal boşluk olduğunu vurguladı. Mevcut durumun inisiyatife dayalı olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, şöyle devam etti: “Sıcak çalışma yapılacağı zaman, kaynak veya başka sıcak çalışma yapılacağı zaman, 60 yıl önce Amerika bir yönetmelik getirmiş ve bunu uygulamadan kesinlikle sıcak çalışma izni vermiyorlar. Biz diyoruz ki bunu Türkiye'de uyarlayalım. Şu anda (Türkiye'de) zorunlu olarak bir sıcak izin yapılacaksa, kaynak yapılacaksa veya başka bir sıcak çalışma yapılacaksa böyle bir izin prosedürümüz olmadığı için işte bar yangınında alev tutuştuğu an yangın bir anda büyümektedir. Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Türkiye'de bu konuda büyük bir yasal boşluk olduğunu ifade ederek, “Amerika'da 60 yıldır uygulanan Ulusal Yangından Korunma Ajansı (NFPA) yönetmeliklerini tercüme ettik. Aynı zamanda yurt dışında, diğer ülkelerde, Japonya’da, Avrupa’nın diğer ülkelerinde nasıl uygulamalar yapıyor, onları da tercüme ederek derli toplu bir taslak haline getirdik. Bunu Bakanlığa sunduk. Bizim buradaki amacımız Bakanlığın bunu zorunlu olarak herkesin uygulayacağı mevzuata yerleştirilmesi.” diye konuştu. 11 metre kuralı hayat kurtarıyor! Önerdikleri yönetmeliğin temelinde yatan basit ama hayat kurtaran kurallara da dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Sıcak çalışmayı yapacağın yerin 11 metre etrafında hiçbir yanıcı maddenin olmaması lazım. Eğer yanıcı maddeyi kaldıramıyorsan onu yanmayacak bir perdeyle kapatman lazım. Beşiktaş’taki bar yangınında 11 metre etrafında öyle bir koruma önlemi yapılsaydı, yangın başlamayacaktı. Bir sıcak çalışma yapılacaksa orada yangın söndürmeyi bilen bir kişiyi dolu bir yangın tüpüyle beklemeli. Böylece o kişi yangın çıktığı an yangını durduracaktır. Yangının olmaması için gerekli hazırlıkların önceden yapılması lazım.” ifadesinde bulundu. Yapılması zorunlu yönetmelik haline gelmeli Hazırladıkları 250 sayfalık çalışmanın bir "rehber" veya "kılavuz" olarak kalmasının yeterli olmayacağını, "yapılması zorunlu" bir yönetmelik haline getirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, sözlerini şöyle noktaladı: “Bizim istediğimiz zorunlu olarak uygulanacak bir yönetmelik yani. ‘Bunu yapmadan bu çalışmaya başlayamazsın’ denmelidir. Eğer başlarsan buradan olacak çok büyük ölümlü kazada doğrudan doğruya bu izni olmadan başlatan kişiler ve yönetim sorumlu olacaktır. Biz yaşanan üzücü olayların akabinde televizyonlara çıkmak istemiyoruz artık. İstediğimiz böyle bir zorunlu iş izin sisteminin Türkiye'de de yerleştirilmesidir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın kendilerine ilettiğimiz bu taslak çalışmayı da göz önüne alarak ‘Sıcak Çalışma İzin Yönetmelik ‘çalışması yaparak yürürlüğe koyması gerekmektedir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.