Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yönetmelik

Kapsül Haber Ajansı - Yönetmelik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yönetmelik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Havada Fazla Bilet Satışı Yolcu Mağduriyetini Artırıyor Haber

Havada Fazla Bilet Satışı Yolcu Mağduriyetini Artırıyor

Avukat Seda Yılmaz, yolcuların bu durumda sahip olduğu güçlü yasal hakların büyük bir kısmının bilgi eksikliği nedeniyle kullanılmadığına dikkati çekerek, kritik uyarılarda bulundu. Hava yolu taşımacılığında "overbooking", yani kapasitenin üzerinde bilet satışı, sektörde küresel ölçekte uzun süredir uygulanıyor. Ancak hava yolu kullanımı ve yolcu sayısı arttıkça şikayetler de dikkat çekici hale geliyor. Yolcunun uçağa kabul edilememesi hem seyahat planlarını alt üst ediyor hem de ciddi hukuki haklar doğuruyor. Avukat Seda Yılmaz, yolcuların bu süreçteki en büyük dezavantajının bilgi eksikliği olduğuna dikkati çekti. Yolcu Tazminat Talep Edebilir Havalimanında “Uçağımız dolu, sizi bir sonraki sefere aktaracağız” denildiğinde çoğu yolcunun zor da olsa durumu kabullendiğini belirten Yılmaz, “Oysa bu noktada yolcunun nakdi tazminat talep etme hakkı doğuyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan SHY-YOLCU (Havayolu İle Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmelik) kapsamında; uçağa kabul edilmeme (overbooking), uçuş iptali veya bazı ciddi gecikmelerde mesafeye göre 100 Euro ile 600 Euro arasında değişen tazminat miktarları açıkça hüküm altına alınmıştır. Hakkını bilmeyen yolcu, sunulan seçeneklerle yetinmek durumunda kalıyor." diye konuştu. Tazminat Potansiyeli Milyonlarca Euro’ya Ulaşıyor Yılmaz, yasal hakkın varlığı ile o hakkın pratikte kullanılabilmesinin her zaman aynı şey olmadığını söyleyerek, şunları kaydetti: “Türkiye hava yolu taşımacılığında bir dünya devi haline geldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre, geçen yıl Türkiye genelinde uçan yolcu sayısı 247 milyona ulaştı. Uluslararası havacılık analizlerine göre yolcuların yaklaşık yüzde 2'si, overbooking, iptal veya uzun süreli gecikme gibi aksaklıklarla karşılaşıyor. Bu operasyonel aksaklıklar ciddi hukuki haklar ve milyonlarca Euro değerinde tazminat potansiyeli doğuruyor. Bizim gözlemimiz, dünya genelinde mağdur yolcuların önemli bir kısmının yasal haklarından ve özellikle tazminat hakkından tam olarak haberdar olmadığı yönünde.” Mağdur Olduğunuzda Ne Yapmalısınız Overbooking riskine karşı yolcuların uçuş öncesinde online check-in yaptırması gerektiğine değinen Yılmaz, mağdur olanların izlemesi gereken yolu ise şöyle özetledi: “Uçağa neden alınmadığınızı gösteren imzalı resmi belge olan ‘Denied Boarding’ formunu mutlaka isteyin. Yanan otel rezervasyon ücretleri, otel transfer ödemeleri gibi tüm harcamalar da belgelendirilmeli. Tazminat hakkı konusunda yeterli bilgilendirilmeyen veya talebi reddedilen yolcular, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) ile tutara göre Tüketici Hakem Heyetleri veya Tüketici Mahkemelerine müracaat etmelidir. Bu hem yasal bir hak hem de gelecekteki mağduriyetlerin önlenmesi için atılabilecek en somut adımdır." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Optimum Yenişehir,  Suyun Her Damlasını Önemsiyor Haber

Optimum Yenişehir, Suyun Her Damlasını Önemsiyor

25 bin metrekare alanda 669 daire ve 36 mağaza içeren proje, Rielli MBR Gri Su Geri Kazanım Sistemleri sayesinde yüzde 40’a varan oranda su tasarrufu sağlıyor. Günde yaklaşık 75 ton su israfının önüne geçiliyor. Pendik - Kurtköy'de 25 bin metrekare alanda, 669 daire ve 36 mağaza ile sakinlerine, yüksek standartlarda geniş ve konforlu bir yaşam alanı sunmayı hedefleyen Optimum Yenişehir Projesi, su sürdürülebilirliği alanında da öncü ve sorumlu bir yaklaşım benimsiyor. Toplamda 2 etaptan oluşacak olan Optimum Yenişehir Projesi’nde, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın öncülüğünde hazırlanan “Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı” ve ilgili mevzuatla da uyumlu şekilde oluşturulan gri su arıtma sistemleri, yüzde 40’a varan oranda su tasarrufu sağlıyor. Projenin ilk ve ikinci etabında kurulup, devreye alınan Rielli MBR Gri su Geri Kazanım Sistemleri, toplamda günlük 75 metreküp gri su arıtımı sağlıyor. Geri kazanılabilen su, özellikle sifon rezervuarları ve peyzaj sulama gibi birçok amaç için kullanılabiliyor. Yılda 100.000 metreküp gri su geri kazanılarak hem kaynak kullanımı azaltılıp çevresel değer sağlanıyor hem de su faturalarında önemli düşüşlerle ekonomik kazanım elde ediliyor. Hem Çevresel ve Ekonomik Kazanım Hem de Mevzuat Gerekliliği Genel olarak gri su olarak adlandırılan lavabo ve duşlardan gelen suların, binalardaki insani amaçlı tüketimin yüzde 40’ını oluşturduğunu belirten Kazancı Çevre Tekniği Kurucu Genel Müdürü Artun Kazancı, konutlarda ve yaşam alanlarında gri su kazanımının önemine dikkat çekerek, “Geri kazanılabilen gri sular, birçok amaç için kullanıma uygundur; ancak gri suların arıtımında doğru teknolojiyi seçmek önemlidir. Rielli MBR teknolojisi ile yıllardır etkin ve verimli şekilde gri suların geri kazanımını sağlıyoruz. Türkiye’deki gri su geri kazanım tesislerinin büyük bir kısmı, Rielli imzası taşıyor” dedi. Artun Kazancı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gri suyu arıtıp tuvalet rezervuarları ve bazı peyzaj uygulamaları gibi alanlarda kullanmak, yüzde 40’a varan oranda su tasarrufu sağlar. Çevresel değerin yanı sıra, bu kullanım, yatırım bedeli dahil olmak üzere şebekeden su almaktan daha düşük maliyetlidir. Bu yatırımlar, 8-16 ay kendine geri öder niteliktedir. Diğer taraftan, belirli bir boyutta inşaatlarda, gri su arıtma tesisleri mevzuat gereklilikleri kapsamında yer almaktadır.” Türkiye’nin Global Su Arıtma Markası Rielli Gri suların geri kazanımını, etkin ve verimli şekilde sağlayan Rielli MBR gri su geri kazanım çözümleriyle, kokusuz ve leke bırakmayan geri kazanılmış su elde ediliyor. Rielli teknolojisi bu alanda farklı avantajlar sunuyor. Kazancı Çevre Tekniği bünyesinde geliştirilen ve üretilen Rielli markası, turizm sektörüne yönelik yenilikçi çözümleriyle su maliyetlerinde önemli düşüşler sağlayan bütünsel sistemler sunuyor. Rielli, 30 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin 6 kıtada ve 80’i aşkın ülkede tercih edilen global su arıtma markası kimliğini taşıyor. 1.000 Metrekare Üzeri Projelerde Gri Su Arıtma Zorunluluğu Getirildi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı “Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği”, 2025 yılında yürürlüğe giren son değişiklik çerçevesinde, 1.000 metrekarenin üzerinde tüm yeni inşaatlarda gri su tesisatı zorunluluğu getiriyor. Örnek olarak, 120 m2 brüt alana sahip 8 daireden oluşan bir apartman inşaatında dahi, gri su arıtma tesisi zorunlu hale getirildi. Yönetmelik kapsamındaki zorunluluk, yapı inşaat alanı 10 bin metrekareden büyük alışveriş merkezlerini, 10 bin metrekareden büyük kamu yapılarını (sağlık ve eğitim yapıları istisnası ile) kapsıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlıkta Reklam Bitti Mi? Haber

Sağlıkta Reklam Bitti Mi?

Sosyal medya çağında hekimler, klinikler, estetik merkezleri ve sağlık kuruluşları kendilerini tanıtmanın yolunu buluyor; reklam ile bilgilendirme arasındaki çizgi her geçen gün biraz daha silikleşiyordu. Kasım 2025’te yürürlüğe giren Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik, işte tam bu noktada devreye girdi. Ve açıkça şunu söyledi: “Sağlıkta reklam yok. Bilgilendirme var. Ama o da sınırlı.” İzmir Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu Üyesi Avukat Özge Özmen Korkut, sağlıkta reklam konusunda önemli bilgiler verdi: SPONSORLU İÇERİK YASAK “Yeni yönetmelik, yalnızca klasik reklamları değil; örtülü, dolaylı ve dijital reklamları da kapsayan geniş bir yasak alanı tanımlıyor. Web siteleri, sosyal medya hesapları, videolar, influencer iş birlikleri, hasta yorumları, teşekkür mesajları… Hepsi artık mercek altında. Eskiden “bilgilendirme” denilerek yapılan pek çok paylaşım, yeni düzenleme ile doğrudan reklam sayılıyor. Örneğin: “En iyi”, “en başarılı”, “en çok tercih edilen” gibi ifadeler,Öncesi–sonrası görseller,Hasta memnuniyeti videoları,Kampanya, indirim ve promosyon duyuruları,Sponsorlu sosyal medya içerikleri. Bunların tamamı, sağlık hizmeti sunumunda yasaklı alan olarak kabul ediliyor. Peki hekimler ve sağlık kuruluşları hiç mi konuşamayacak? Hayır. Yönetmelik burada önemli bir denge kuruyor. Bilgilendirme serbest, yönlendirme yasak. Genel sağlık bilgileri, koruyucu hekimlik, hastalık süreçlerine dair bilimsel ve nesnel açıklamalar yapılabiliyor. Ancak bu paylaşımlar, doğrudan ya da dolaylı şekilde bir hizmet talebi yaratmamalı, kişiyi veya kurumu öne çıkarmamalı, tercih yönlendirmesi içermemeli. Asıl dikkat çekici düzenleme ise sosyal medya tarafında. Artık sağlık alanında: Sponsorlu içerik yok,Hasta yorumları yok,“Başarı hikâyesi” anlatıları yok,Abartılı görsel ve filtrelerle algı yönetimi yok. Bu, alışılmış dijital pazarlama refleksleri açısından ciddi bir kırılma. Ancak kamu sağlığı ve hasta güvenliği açısından bakıldığında, gecikmiş ama gerekli bir adım. SAĞLIK TURİZMİNDE TANITIM SERBEST AMA… Yönetmelik bir istisna da getiriyor: uluslararası sağlık turizmi. Yurt dışına yönelik, yabancı dilde ve Türkiye’de yaşayanları hedeflemeyen bilgilendirici tanıtımlar belirli şartlarla mümkün. Ancak burada da “reklam” değil, bilgi verme esas alınıyor. En kritik mesaj ise yaptırımlar kısmında gizli. Yeni dönemde ihlaller yalnızca etik tartışma konusu değil; idari para cezaları, faaliyet durdurma ve yetki iptali gibi somut sonuçlar doğurabiliyor. Denetimler özellikle dijital mecralar üzerinden sıkılaştırılmış durumda. SAĞLIKTA PAZARLAMA DÖNEMİ BİTTİ Özetle: Sağlıkta reklam bitmedi belki ama eski bildiğimiz haliyle kesinlikle sona erdi. Yeni dönem; daha sessiz, daha ölçülü, daha etik bir iletişim dili istiyor. Bu düzenleme, “kendini pazarlayan” değil; bilgiyi doğru ve sorumlu şekilde paylaşan sağlık profesyonellerini öne çıkaracak. Ve belki de en önemlisi, hastayı bir müşteri değil, hak sahibi bir birey olarak yeniden merkeze koyacak.

Yangın Facialarına Karşı 250 Sayfalık Taslak Rapor Hazırlandı! Haber

Yangın Facialarına Karşı 250 Sayfalık Taslak Rapor Hazırlandı!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Öğretim Görevlisi Abdurrahman İnce liderliğindeki 30 kişilik akademisyen ve uzmanlardan oluşan ekibin, kaynak ve benzeri "sıcak çalışma" işlemleri için hayati önem taşıyan kuralların yasal zorunluluk haline getirilmesi amacıyla kapsamlı bir taslak rapor hazırladığını duyurdu. Bilim insanları, kalıcı çözüm için harekete geçti Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na teslim edilmek üzere bir çalışma yaptıklarını dile getirerek, şöyle devam etti: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye müdürlüğünde eğitmen olarak çalışmış olan, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi Abdurrahman İnce başkanlığında 30 kişilik akademisyen, sanayide bu işi yapan uzmanlar ve Bakanlıktan birkaç arkadaşın da desteğiyle böyle bir çalışma yaptık. Buradaki amacımız şu: Özellikle birçok yangından sonra bizi çağırıyorlar. Biz basında bunlarla ilgili fikirlerimizi söylüyoruz. Fakat bunun olmaması lazım. Bizim daha önceden bir bilim adamı olarak, bir çalışma ekibi olarak neler yapılacağını söylememiz lazım ve bunlara göre de aksiyon alınması lazım ki bu olaylarla karşılaşmayalım. İşte 29 kişinin öldüğü bar yangını. Orada barın en yoğun olduğu anda barda bin kişi olduğunda yangın başlasaydı, çok fazla kişi ölecekti. O kadar büyük problemli olan bir yangındı. Haydarpaşa Garı'nın çatısı yangını, Galatasaray Üniversitesi yangını bu şekilde Sıcak Çalışma İzni Yönetmeliğimiz olsaydı ve doğru uygulansaydı önlenirdi.” Taslağın temelini, ABD'de 60 yıldır uygulanan yönetmelikler oluşturuyor Hazırladığımız çalışmanın temelini, ABD'de 60 yıldır uygulanan ve 8 kez güncellenen Ulusal Yangından Korunma Ajansı (NFPA) yönetmeliklerinin oluşturduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Türkiye'de bu konuda büyük bir yasal boşluk olduğunu vurguladı. Mevcut durumun inisiyatife dayalı olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, şöyle devam etti: “Sıcak çalışma yapılacağı zaman, kaynak veya başka sıcak çalışma yapılacağı zaman, 60 yıl önce Amerika bir yönetmelik getirmiş ve bunu uygulamadan kesinlikle sıcak çalışma izni vermiyorlar. Biz diyoruz ki bunu Türkiye'de uyarlayalım. Şu anda (Türkiye'de) zorunlu olarak bir sıcak izin yapılacaksa, kaynak yapılacaksa veya başka bir sıcak çalışma yapılacaksa böyle bir izin prosedürümüz olmadığı için işte bar yangınında alev tutuştuğu an yangın bir anda büyümektedir. Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Türkiye'de bu konuda büyük bir yasal boşluk olduğunu ifade ederek, “Amerika'da 60 yıldır uygulanan Ulusal Yangından Korunma Ajansı (NFPA) yönetmeliklerini tercüme ettik. Aynı zamanda yurt dışında, diğer ülkelerde, Japonya’da, Avrupa’nın diğer ülkelerinde nasıl uygulamalar yapıyor, onları da tercüme ederek derli toplu bir taslak haline getirdik. Bunu Bakanlığa sunduk. Bizim buradaki amacımız Bakanlığın bunu zorunlu olarak herkesin uygulayacağı mevzuata yerleştirilmesi.” diye konuştu. 11 metre kuralı hayat kurtarıyor! Önerdikleri yönetmeliğin temelinde yatan basit ama hayat kurtaran kurallara da dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Sıcak çalışmayı yapacağın yerin 11 metre etrafında hiçbir yanıcı maddenin olmaması lazım. Eğer yanıcı maddeyi kaldıramıyorsan onu yanmayacak bir perdeyle kapatman lazım. Beşiktaş’taki bar yangınında 11 metre etrafında öyle bir koruma önlemi yapılsaydı, yangın başlamayacaktı. Bir sıcak çalışma yapılacaksa orada yangın söndürmeyi bilen bir kişiyi dolu bir yangın tüpüyle beklemeli. Böylece o kişi yangın çıktığı an yangını durduracaktır. Yangının olmaması için gerekli hazırlıkların önceden yapılması lazım.” ifadesinde bulundu. Yapılması zorunlu yönetmelik haline gelmeli Hazırladıkları 250 sayfalık çalışmanın bir "rehber" veya "kılavuz" olarak kalmasının yeterli olmayacağını, "yapılması zorunlu" bir yönetmelik haline getirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, sözlerini şöyle noktaladı: “Bizim istediğimiz zorunlu olarak uygulanacak bir yönetmelik yani. ‘Bunu yapmadan bu çalışmaya başlayamazsın’ denmelidir. Eğer başlarsan buradan olacak çok büyük ölümlü kazada doğrudan doğruya bu izni olmadan başlatan kişiler ve yönetim sorumlu olacaktır. Biz yaşanan üzücü olayların akabinde televizyonlara çıkmak istemiyoruz artık. İstediğimiz böyle bir zorunlu iş izin sisteminin Türkiye'de de yerleştirilmesidir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın kendilerine ilettiğimiz bu taslak çalışmayı da göz önüne alarak ‘Sıcak Çalışma İzin Yönetmelik ‘çalışması yaparak yürürlüğe koyması gerekmektedir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.