Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yönetmen

Kapsül Haber Ajansı - Yönetmen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yönetmen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hayatımızda İz Bırakan Filmler Ağustos’ta Fişekhane Açık Hava Sineması’nda Haber

Hayatımızda İz Bırakan Filmler Ağustos’ta Fişekhane Açık Hava Sineması’nda

İstanbul’un tarih, kültür-sanat ve gastronomiyi bir araya getiren buluşma noktası Fişekhane Açık Hava Sineması, Ağustos ayında yaz gecelerine yakışan birbirinden özel yapımları izleyicilerle buluşturmaya devam ediyor. Aşk, bağlılık ve kayıp temalarını merkezine alan, derin duygusal ilişkiler ve insan psikolojisine odaklanan filmlerin öne çıktığı program, 1994 -2018 yılları arasında izleyiciler tarafından büyük beğeni toplayan bir seçkiden oluşuyor. Tarihi su kulesinin eşsiz ambiyansında gerçekleşen Fişekhane Açık Hava Sineması, çimenlerin üzerindeki büyüleyici bir atmosferde yaz gecelerini keyifli bir etkinliğe dönüştürüyor. World Cinezone iş birliği ile özenle seçilmiş yapımların yer aldığı Fişekhane Açık Hava Sineması’nda Ağustos programında Leon: The Professional, La La Land, A Star Is Born ve Eternal Sunshine of the Spotless Mind gibi bol ödüllü yapımlar öne çıkıyor. Fişekhane Açık Hava Sineması Ağustos programı şu şekilde sıralanıyor: 1 Ağustos Cumartesi – Senden Bana Kalan Yönetmenliğini Abdullah Oğuz’ın yaptığı 2015 yapımı duygusal filmin başrollerini Ekin Koç ve Neslihan Atagül paylaşıyor. 2006’da çekilen Güney Kore yapımı Bir Milyonerin İlk Aşkı filminden uyarlanan film, Elf ve Özgür’ün aşk hikayesini anlatıyor. Çekimleri Adatepe, Kaz Dağları ve Cunda’da gerçekleşen film, Ege'nin huzurlu atmosferinde geçmişin sırları ve büyük bir aşkı konu alıyor. 5 Ağustos Çarşamba – 500 Days Of Summer (Aşkın 500 Günü) Yönetmenliğini Marc Webb’in üstlendiği romantik komedi-dram türündeki 2009 çıkışlı filmin başrollerinde Joseph Gordon-Levitt ile Zooey Deschanel yer alıyor. Film, aşkın doğrusal olmayan, inişli çıkışlı 500 gününü, kronolojik olmayan yaratıcı bir kurguyla gözler önüne seriyor. Hikaye, kaderdeki aşka inanan Tom ile aşka ve ciddi ilişkilere inanmayan Summer'ın modern, buruk ve alışılmadık ilişkisine odaklanıyor. 7 Ağustos Cuma – Fleabag BBC’nin hit TV dizisi Fleabag’e ilham veren Phoebe Waller-Bridge’in yazıp canlandırdığı Fleabag, kendine özgü şekilde yaşayan bir kadının iç dünyasına bir bakış sunuyor. Aile ve arkadaşlık ilişkilerinde yaşadığı sıkıntıların yanı sıra işlettiği kafeyi ayakta tutmaya çalışan Fleabag, bir anda kendini kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış olarak buluyor. 8 Ağustos Cumartesi – Leon: The Professional (Leon: Sevginin Gücü) Luc Besson’ın yönetmenliğini üstlendiği bu kült yapımın başrollerinde Jean Reno, Gary Oldman ve ilk uzun metrajlı filmi ile Natalie Portman yer alıyor. Film, ailesi katledilen 12 yaşındaki Mathilda ile ona kol kanat geren soğukkanlı bir tetikçi olan Léon’un, New York'un tekinsiz sokaklarında kesişen yollarını anlatıyor. İnsan doğasının yalnızlığını, şiddetin ortasındaki naif bir dostluğu ve Sting’in "Shape of My Heart" şarkısıyla devleşen unutulmaz vedası ile sinema tarihinde önemli bir yer tutuyor. 12 Ağustos Çarşamba – A Star Is Born (Bir Yıldız Doğuyor) Yönetmenliğini Bradley Cooper’ın üstlendiği ve müzikleriyle popüler kültürde devleşen yapımlar arasına adını yazdıran A Star Is Born, yetenekli ama tanınmayan Ally ile kariyeri düşüşte olan alkol bağımlısı ünlü müzisyen Jackson’ın tutkulu aşkını ve müzikal yolculuğunu konu alıyor. 2018 yapımı film, şöhretin bedelini, büyük bir aşkı ve Lady Gaga ile Bradley Cooper’ın düeti olan Oscar ödüllü "Shallow" şarkısının büyüleyici enerjisini sinemaya taşıyor. 14 Ağustos Cuma – La La Land (Aşıklar Şehri) Damien Chazelle’in yazıp yönettiği, romantik müzikal komedi-drama türündeki La La Land’in başrollerinde Ryan Gossling ve Emma Stone yer alıyor. Film, Los Angeles'ta hayallerinin peşinden koşan caz piyanisti Sebastian ile aktris olma hayali kuran Mia’nın yollarının kesişmesini anlatıyor. Amerikan Film Endüstrisi tarafından, yayınlandığı 2016 yılının en iyi 10 filminden biri seçilen yapım, Akademi Ödülleri’nde de 14 adaylıkla Oscar tarihinde en fazla adaylık elde eden üç filmden biri unvanına sahip. 6 dalda Oscar kazanan, ayrıca elde ettiği 7 adaylığın hepsini kazanarak Altın Küre tarihinde de rekor kıran film, unutulmaz başyapıtlar arasında yer alıyor. 15 Ağustos Cumartesi – Love Me If You Dare (Cesaretin Var mı Aşka?) Yann Samuell’in yazıp yönettiği 2003 yapımı romantik komedi-drama türündeki filmin başrollerinde Guillaume Canet ve Marion Cotillard yer alıyor. Film, çocukken cesaret gerektiren bir oyun oynamaya başlayan ve büyüdükçe bu oyunu bırakamayan, hatta hayatlarını mahvetme riskine rağmen oynamaya devam eden iki iyi arkadaşı konu alıyor. "Cesaretin var mı?" sorusu etrafında şekillenen hikaye; gururun, aşkın ve tutkunun sınırlarını zorlarken, romantik dram türüne gerçeküstücü ve ezber bozan bir bakış açısı getiriyor. 19 Ağustos Çarşamba – The Prestige (Prestij) The Prestige, 19. yüzyılın sonlarında Londra'da yaşayan Robert Angier ve Alfred Borden adındaki iki dahi sihirbazın, birbirlerinin sırlarını açığa çıkarma uğruna girdikleri ölümcül ve saplantılı rekabeti konu alıyor. Yönetmen Christopher Nolan'ın zekice kurguladığı film, Hugh Jackman, Christian Bale, Scarlett Johansson ve David Bowie gibi dev isimlerden oluşan kadrosuyla sinema tarihinin en büyük gizem-gerilim başyapıtlarından birini oluşturuyor. İllüzyonun üç aşaması olan "Vaat", "Dönüşüm" ve "Prestij" kavramları üzerinden ilerleyen hikaye, hırsın ve kusursuzluk arayışının bir insanı nasıl tamamen yok edebileceğini çarpıcı ve ters köşe bir finalle gözler önüne seriyor. 21 Ağustos Cuma – Inception (Başlangıç) Inception, insanların rüyalarına girerek bilinçaltındaki en derin sırları çalma yeteneğine sahip bir hırsız olan Dom Cobb’un, bu kez bir fikri çalmak yerine bir zihne yeni bir fikir ekleme (başlangıç) görevini üstlenmesini konu alıyor. Yönetmen Christopher Nolan’ın rüya katmanları, zaman algısı ve insan psikolojisi üzerine kurduğu bu başyapıt; Leonardo DiCaprio, Elliot Page, Tom Hardy, Cillian Murphy ve Marion Cotillard gibi dev bir oyuncu kadrosunu bir araya getiriyor. Bilimkurgu ve soygun türünü felsefi bir derinlikle harmanlayan film, zihnin labirentlerinde kaybolurken gerçeklik ile rüya arasındaki o ince çizgiyi sorgulayan unutulmaz bir finale imza atıyor. 22 Ağustos Cumartesi – The Water Diviner (Son Umut) The Water Diviner, Çanakkale Savaşı’nın ardından Gelibolu’ya gelerek savaşta kaybolan üç oğlunun izini süren Avustralyalı bir çiftçi olan Joshua Connor’ın dramatik ve umut dolu arayışını konu alıyor. Hem yönetmen koltuğunda oturan hem de başrolü üstlenen Russell Crowe’un imzasını taşıyan film, Olga Kurylenko’nun yanı sıra Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz gibi Türk sinemasının dev isimlerini bir araya getiriyor. Savaşın yıkıcılığını her iki tarafın gözünden de objektif ve insani bir dille ele alan hikaye; bağışlama, dostluk ve bir babanın evlatlarına duyduğu sarsılmaz sadakati etkileyici bir atmosferle beyaz perdeye taşıyor. 26 Ağustos Çarşamba – Whiplash Whiplash, dünyanın en prestijli müzik okullarından birinde okuyan genç ve hırslı bir davulcu olan Andrew Neiman ile onun sınırlarını psikolojik ve fiziksel şiddetle sonuna kadar zorlayan acımasız caz eğitmeni Terence Fletcher’ın arasındaki sarsıcı güç savaşını konu alıyor. Yönetmen Damien Chazelle’in dehasını kanıtladığı film, Miles Teller ve bu rolüyle Oscar kazanan J.K. Simmons’ın akıllara kazınan dev performanslarına ev sahipliği yapıyor. Başarı, kusursuzluk saplantısı ve deha ile delilik arasındaki o ince çizgiyi ritmik bir gerilimle işleyen hikaye, sinematografinin en ikonik ve nefes kesici final performanslarından biriyle son buluyor. 28 Ağustos Cuma – The Notebook (Not Defteri) The Notebook, farklı sosyal sınıflardan gelen Allie ve Noah adındaki iki gencin 1940’ların başında tutkuyla başlayan ancak araya giren savaş ve aile engelleriyle yarım kalan zamansız aşk hikayesini konu alır. Yönetmen Nick Cassavetes’in imzasını taşıyan film, başrollerdeki Ryan Gosling ve Rachel McAdams’ın sinematik kimyasıyla modern romantik sinemanın en popüler kült yapıtlarından birini oluşturuyor. Yaşlı bir adamın, huzurevinde demans hastası bir kadına sararmış bir defterden okuduğu anılar üzerinden ilerleyen hikaye; zamanın, mesafelerin ve hafıza kaybının bile yok edemediği sarsılmaz bir bağlılığı gözler önüne seriyor. 29 Ağustos Cumartesi – Eternal Sunshine of the Spotless Mind (Sil Baştan) Eternal Sunshine of the Spotless Mind, iki yıllık fırtınalı ilişkilerinin ardından birbirlerine dair tüm anılarını tıbbi bir operasyonla hafızalarından sildiren Joel ve Clementine’ın sıra dışı hikayesini konu alıyor. Yönetmen Michel Gondry'nin sürrealist görsel dili ve Charlie Kaufman’ın Oscar ödüllü dahi senaryosuyla şekillenen film, Jim Carrey ve Kate Winslet’ın kariyer zirvesi performanslarına ev sahipliği yapıyor. Joel’un hafızası silinirken anılarının içinde geriye doğru yaptığı umutsuz yolculuğu anlatan yapım; aşkın acısını, bağların gücünü ve insan zihninin labirentlerini işleyen zamansız bir başyapıt unvanını taşıyor. Film gösterimleri için biletler World Cinezone tarafından Biletinial platformu üzerinden satışa sunuluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Krizi Filmlerle Anlatılacak Haber

İklim Krizi Filmlerle Anlatılacak

Uluslararası seçkisi sayesinde sinemanın dünden bugüne iklim değişikliği konusuna bakışını ve sinema sanatının iklim değişikliğini nasıl bir kadraj içine aldığını sunacak olan Uluslararası Afet Film Festivali'nin ana jüri üyeleri belirlendi. 'İklim Değişikliğinin Küresel Boyutu' temasıyla düzenlenen ve 114 ülkeden başvuru alan festivalde yarışacak filmleri değerlendirecek jürinin başında ise usta yönetmen Derviş Zaim yer alacak. Uluslararası Afet Film Festivali (UAFF), sinemanın gücünü̈ kullanarak afetlerin yıkıcı etkilerine dikkat çekmek ve toplumda bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenmektedir. UAFF, doğal ve insan kaynaklı tüm afetlerle ilgilenmekte, uluslararası toplumu tüm doğal ve insan kaynaklı afetler hususunda düşündürmeyi istemektedir. Farklı kültürlerden ve coğrafyalardan gelen filmleri bir araya getirerek, afetler karşısında küresel dayanışmayı ve ortak anlayışı teşvik etmeye çalışan UAFF, bu amaçla düzenlediği yarışmayla Türkiye'nin önde gelen festivallerinden biri olmaya da güçlü bir aday. Sinemanın çeşitli alanlarından değerli profesyonellerin yer alacağı jüri kadrosundaki isimler şu şekilde; uzun metraj kategorisinde Derviş Zaim, Süleyman Civliz, Mehmet Ali Karga ve Feza Çaldıran, kısa film kategorisinde Prof. Dr. Recep Yılmaz, Dr.Öğr. Üyesi Muhammed Safa Karataş ve Müge Uğurlar, belgesel kategorisinde Koray Demir, Prof. Dr. Nihan G. Işıkman, Hacer Koç Yıldız, Muhammed Sabit Yakar veKadir Uluç, animasyon kategorisinde ise İsmail Fidan, Prof. Dr. Hacı Mustafa Akkaya, ve Doç. Dr. İclal Alev Değim... Film gösterimlerinin Kült Kavaklıdere'de yapılacağı festivalde, gerçekleştirilecek paneller arasında Derviş Zaim, Serpil Altın ve Mehmet Ali Karga'nın konuşmacı olarak katılacağı "Sinema ve İklim" ile Nurten Bayraktar, Prof. Dr. Nihan G. Işıkman ve Tuna Cantek'in katılımıyla "İklim Krizi Çağında Sinema: Anlatı, Üretim ve Eğitim Yoluyla Dönüştürücü Etki" yer alacak. Açılış gecesi ise yönetmen Tayfun Belet'in son filmi "Gölün Şarkısı" seyirci ile buluşacak. Festival direktörlüğünü Mehmet Serhat Bıçak'ın üstlendiği, farklı kültürlerden ve coğrafyalardan gelen filmleri bir araya getirerek, afetler karşısında küresel dayanışmayı ve ortak anlayışı teşvik etmeye çalışan UAFF'nin bu yılki teması iklim değişikliği. 'İklim Değişikliğinin Küresel Boyutu' temasıyla düzenlenen ve 114 ülkeden başvuru alan festivalde yarışacak filmler ise şöyle: Uzun Metraj FilmKategorisi The Agronomist, Yön:Martín Turnes, Arjantin Under The Volcano, Yön:Damian Kocur, Polanya The Conquistadors Trail(La Ruta De Los Conquistadores), Yön: Leire Egaña, İspanya Maybe Somewhere Else,Yön: Ali Tasdighi, İran Wilder Côa, Yön: JoãoCosme, Portekiz Savanna And The Mountain,Yön: Paulo Carneiro, Portekiz, Uruguay Passage of the River,Yön: Padma Chebrolu, ABD Belgesel Film Kategorisi The Endless Sea, Yön:Jose Maria EGEA ve Paco PORTERO, İspanya Tree Man, Yön: Mehmet AliPOYRAZ, Türkiye Gün Hep Gece, Yön: MelisaYILDIZ – Kenan KULİEV – Yağmur KAYA, Türkiye Sukande Kasaka (AilingLand), Yön: Kamikia Kisedje, Fred Rahal, Brezilya Guatape is (not) Dead,Yön: Laurence Paciarelli Belçika, Kolombiya Muzaffer, Yön: Ömer FarukÇetin, Türkiye Umut Elçileri, Yön: DidemTütüncü, Türkiye Kısa Film Kategorisi Forgiven, Yön: Burak Kaplan,Türkiye Memories For Sale, Yön:Lilly Maldonado, Meksika Nana Kuerajperi (The Callof Water), Yön: Gerardo Chavez, Meksika A Drop At a Time, Yön:Mazyar Mahan, ABD Holzlaufer, Yön: PhilippKrautschick, Belçika, Almanya Chronotope, Yön: RezaHeydari, İran Animasyon Kategorisi White Nights, Yön: ÇağrıErdoğdu, Türkiye Single Use, Yön: BijoyetaSahoria Das, Hindistan Last Call, Yön: CasperDaigle, Birleşik Krallık In Captivitiy of aFinger, Yön: Zahra Shafiei Dehaghani, Mohammadali Taheri, Ali akbar Ardeshir,Ismail Mokhtarian, İran Sea of Hope, Yön: Jubrail Abubaker Rahman, Irak History of Humanity, Summarized,Yön: Stefano Bertelli, İtalya

Altın Portakal’da İlk Gün Keşiflerle Başladı  Haber

Altın Portakal’da İlk Gün Keşiflerle Başladı 

Günün belgeselleri; Halikarnas balıkçısı namıyla maruf yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı hakkındaki “Filos”, Kurtuluş Savaşı gazisi, 101 yaşındaki efsane futbolcu Galip Haktanır’ı tanıtan “Vefalı Galip” ve Ankara’da soğan hasadında çalışan işçilerin dünyasına ışık tutan “Işığın Hasadı”ydı. 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, ilk gününe çok özel belgesellerin gösterimiyle başladı. Seyircilerin büyük övgüsüyle karşılanan yapımların ortak özelliği; çok kıymetli alanlara ışık tutmasıydı. “Avrupa seyircisi ‘Artık soğanı israf etmeyeceğiz’ dedi” Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’ndaki, günün ilk söyleşisinde Ankara’daki soğan hasadı işçilerinin hayat şartlarını gözler önüne seren filmi “Işığın Hasadı” ile yönetmen Esin Özalp Öztürk çıktı seyircinin karşısına. Görüntü yönetmeni sayesinde haberdar olduğu işçilerin, günde sadece 2 saatlik bir jeneratör elektriği ile yaşadığını duyduğunda filmin ismi hemen belirmiş zihninde. Daha sonra işçilerle görüşerek 6 buçuk günde filmi çekmiş. Ama kolay olmamış; özellikle de kadınları konuşturmak. “Çekimlerin ilk üç gününde kadınları bir türlü konuşturamadım. Sonra açıldılar. Film bitince bir salon tutup ilk onlara gösterdim; filmi izleyince ‘Abla bu kadar güzel olacağını bilseydik seni bu kadar yalvartmazdık’ dediler” Neredeyse bütün dünyada festivallere katılan ve pek çok ödül alan filme dünyadan gelen tepkileri değerlendiren Öztürk, “Beni en çok şaşırtan Latin Amerika oldu. Filmin orada gezmediği ülke kalmadı diyebilirim. Orada da tarım işçiliği ve emek hikayeleri yaygın olduğundan kendilerine yakın buldular sanırım. Ama Avrupa’da çok şaşırdılar ve ‘Artık marketten soğan alırken bambaşka bir gözle bakacağız ve israf etmeyeceğiz’ dediler” diye konuştu. Öztürk, salondaki bir çocuğun “Işıklı günler görecek miyiz?” sorusu karşısında ise duygulanarak şunları söyledi: Filmi çektiğimde kızım 3 buçuk yaşındaydı. Ben henüz onun eline makas vermiyordum. Soğan hasadındaki o çocuklar 6 yaşında ve neredeyse bileklerini kesbilecek makaslarla soğan kesiyorlar. Dolayısıyla umarım ışıklı günler göreceğiz, onun için uğraşıyoruz” Ayhan Işık’ın spor hocası, Kurtuluş Savaşı gazisi efsane futbolcu! Diğer belgesel “Vefalı Galip” ise 101 yaşındaki Kurtuluş Savaşı gazisi ve bir futbol efsanesi olan Vefa Haktanır’ı tanıttı seyirciye. Gösterim sonrası yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran, yardımcı yönetmen Emine Özge Demirkıran, kurgucu Hakan Kızıltaş ve danışman Fethi Aytuna soruları cevapladı. Haktanır’a dair bir film yapma fikrinin uzun zamandır var olduğunu söyleyen yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran, süreci şöyle anlattı: Tanıştığımızda 96 yaşındaydı, aparman yöneticisiydi ve her hafta, mezunu olduğu, Darüşşafaka’nın toplantıları için toplu taşımayla karşı yakaya geçerdi. Onların zamanları çok başka; Galip ağabey 1937’de futbola başladığında daha formalarda sırt numarası uygulaması yok! Sarı- kırmızı kart kuralı yok! O yüzden hep aklımdaydı ama ancak 101 yaşındayken yapabildik. Filmin danışmanı Fethi Aytuna ise Haktanır’ın, tuttuğu notları derleme isteğini kendisine ilettiğini ve bu yolla İletişim Yayınları tarafından basılı bir kitap haline geldiğinden bahsetti: Gerçi futbol hayatından sonra notlarını tutmaya başlamış ama yine de o dönemin futboluna dair da bilgiler var. Son zamanlarına kadar hafızasının kuvvetli olması büyük şanstı bizim için. Bu alanda arşiv malzemesinin yetersizliğine değinen yönetmen Demirkıran da Haktanır’a dair bir bilgiye nasıl tesadüfen eriştiğini paylaştı: Galip ağabey, Darüşşafaka ve üniversite mezunu. Çok az sayıda üniversite mezunu olduğundan beden eğitimi öğretmenliği de yapmış biri. Bunu biliyorduk ama spesifik bir bilgi yoktu. Bir gün tesadüfen Ayhan Işık’ın “Cingöz Recai” filmini izledikten sonra Ayhan Işık’ın biyografisine bakarken bir röportajına denk geldim. Diyordu ki; Nişantaşı Ortaokulu’nda okudum ve çok değerli hocalarım vardı. Edebiyat dersimize Salah Birsel, beden eğitimi dersimize de Galip Haktanır girerdi. Filmin dünyada da ilgi görmesini hem memnuniyet hem de şaşkınlıkla karşıladığını dile getiren yönetmen, “Ben bu filmle İran, Sırbistan ve İtalya’da ödül aldım” diye konuştu. Sürgünde yeni bir dünya kuran yazar: Halikarnas balıkçısı AKM Perge Salonu’ndaki son söyleşi, Halikarnas balıkçısı namıyla meşhur yazarımız, Cevat Şakir Kabaağaçlı’ya dair “Filos” belgeseli ekibiyle gerçekleşti. Söyleşiye; yönetmenler Nurdan Tümbek Tekeoğlu- Orhan Tekeoğlu, Halikarnas Balıkçısı kitabının yazarı Meltem Ulu ve yazarın torunu Kuki Kutup katıldı. Bir dergide yayımlanan makalesi yüzünden önce idama mahkum edilen ardından da Bodrum’a sürgüne gönderilen Kabaağaçlı’nın, sürgünde yepyeni bir hayat başlatmasını ele alan belgesel, Meltem Ulu’nun “Halikarnas Balıkçısı” kitabından hareketle çekildi. Nurdan Tümbek Tekeoğlu, Ulu’nun kitabından etkilenip bunu bir belgesele dönüştürme fikrini, Orhan Tekeoğlu’yla paylaşmış ancak proje hemen hayata geçememiş. Orhan Tekeoğlu bu süreci şu sözlerle anlattı: O dönem başka bir belgesel çekiyordum, gelip kafamı karıştırdı. Şu kitabı bir okur musun, dedi. Ben hep öteledim hep kıvırdım ama sonunda ısrarlar artınca kitabı okudum. Engin bir denizin içinde buldum kendimi. Cevat Şakir’i demek ki hiç tanımıyoruz diye düşündün. Bodrum’u Bodrum yapanın Cevat Şakir olduğunu bilmiyordum. Okudukça okyanusun dibine daldım ve kendi projemi durdurup bu belgesel için çalışmaya başladım. Halikarnas Balıkçısı kitabını yazarı Meltem Ulu ise duygularını şöyle ifade etti: Kitabı yazarken hayatından o kadar etkilendim ki biyografisini yazmam lazım, diye düşündüm. Benim için çok özel bir gün, şimdi önümde bir belgesel var. Şöyle görüyorum; Halikarnas Balıkçısı başka bir alemde bize yol açmaya devam ediyor aslında. Yazarın torunu Kuki Kutup ise Kabaağaçlı için “Dede herkese biraz dokunmuştur; bahçeniz, fesleğeniniz, limon ağacınız varsa, iki nane dikip salatanıza katıyorsanız denize bakınca ‘oh’ diyorsanız size de dokunmuştur” derken sözlerini şöyle sürdürdü: Deniz demişken, mavi demişken, ben İzmir’den geliyorum, bugün Antalya’ya hayran kaldım, belediyeciliğe hayran kaldım; çok şanslısınız. Seyircilerden gelen, “Cevat Şakir, denizi olmayan bir yere sürülseydi yolculuğu nasıl ilerlerdi?” sorusunun cevabı ise aslında bütün ekip için aynıydı. Kutup, “Yaşadığı tam bir metamorfoz. İstanbul’dan, Afyondan sonra Bodrum’a geldiğinde yaşadığı bambaşka bir şey; denize kavuştu! Başka bir yere gitseydi de yine denize çıkardı yolu” derken Orhan Tekeoğlu, yönetmen eşiyle aralarında bu konuşmanın geçtiğini belirterek “Bodrum’a değil de Sinop’a gönderilseydi Sinop’u da Bodrum yapardı; çünkü o ruhta bir insan” diye konuştu. Yazarın yaşadığı dönemin şartlarını da hesap etmek gerektiğine dikkat çeken Ulu ise souyu şöyle cevapladı: Bodrum’da da ilk dönemi kolay geçmiyor aslında. Hem hayat koşulları zor hem de dışlanmış durumda. Benim için bütün özelliklerinin ötesinde ben onda ‘gerçek insan’ olma vasfını görürüm hep. Oxford’a gitmiş, Avrupa’yı gezmiş, bir sürü deneyimi var ve sürgün ediliyor… Ama bence o her yerde var olurdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.