Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yüksek Faiz

Kapsül Haber Ajansı - Yüksek Faiz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yüksek Faiz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İkinci El Araç Pazarı Yılın İlk Yarısında Yüzde 1 Geriledi Haber

İkinci El Araç Pazarı Yılın İlk Yarısında Yüzde 1 Geriledi

2PLAN İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, “Pazarda belirgin bir büyüme ve iyimserlikten söz etmek için henüz erken. Bununla birlikte, çok olumsuz bir tablo da söz konusu değil. Mevcut dönemi, talebin ve fiyat dinamiklerinin yeniden şekillendiği, daha dengeli ve temkinli bir süreç olarak ele almak daha doğru olacaktır.” dedi. İkinci el binek ve hafif ticari araç pazarı, 2026 yılının Ocak-Haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 1 gerileyerek 4.302.796 adet seviyesinde gerçekleşti. Türkiye'de ikinci el araç pazarına yenilikçi bir yaklaşım kazandıran 2PLAN'ın İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, yılın ilk altı aylık verilerini değerlendirerek; mevcut ekonomik koşullar, finansmana erişim zorlukları, stok seviyeleri ve sıfır araç kampanyalarının pazara olan etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. “Mevcut dönemi dengeli ve temkinli bir süreç olarak ele almak daha doğru olacak” Yılın ilk yarısında yüksek faiz ortamının, taşıt kredilerine erişimdeki kısıtların ve sıfır araç tarafında markaların uyguladığı agresif kampanyaların ikinci el pazarını baskılayan temel unsurlar olduğunu belirten Orhan Ülgür, “Pazarda belirgin bir büyüme ve iyimserlikten söz etmek için henüz erken. Bununla birlikte, çok olumsuz bir tablo da söz konusu değil. Mevcut dönemi, talebin ve fiyat dinamiklerinin yeniden şekillendiği, daha dengeli ve temkinli bir süreç olarak ele almak daha doğru olacaktır.” dedi. “Stok yönetimi her zamankinden daha kritik hale geldi” İkinci el araç ticaretinde stok seviyelerinin yükseldiğine dikkati çeken Ülgür, özellikle ticari işletmeler açısından finansmana erişimin hâlâ zorlayıcı olmasının, stok yönetimini her zamankinden daha kritik hale getirdiğini vurguladı. İkinci el de fiyatların Ocak 2026 dönemine geri geldiğini aktaran Ülgür, “Sıfır araç tarafında devam eden kampanyalar ve finansman avantajlarının, özellikle 1-3 yaş aralığındaki ikinci el araçların fiyatlamasını ve takas değerlerini baskılamaya devam ediyor. Bu durum ikinci el pazarındaki fiyatlama dinamiklerini doğrudan etkiliyor.” değerlendirmesinde bulundu. Orhan Ülgür, alternatif finansman modellerine ilişkin ise “Tasarruf finansmanı gibi alternatif finansman modellerinin yaygınlaşması, tüketici tarafında yeni fırsatlar yaratsa da bunların pazar üzerindeki etkilerinin zamana yayılacağını değerlendiriyoruz.” diye konuştu. “2026 yılının 8,5-9 milyon adet bandında kapanacağını tahmin ediyoruz” Gelecek döneme ilişkin beklentilerini de paylaşan Ülgür, sözlerini şöyle tamamladı: "Yılın ikinci yarısında pazarın yönünü ağırlıklı olarak taşıt kredisi faizleri, krediye erişim kolaylığı, döviz kuru ve sıfır araç kampanyaları belirleyecek. Tüm bu gelişmeler ışığında, 2026 yılının 8,5-9 milyon adet bandında bir toplam hacimle kapanacağını tahmin ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Dev Gıda Tedarikçisine Konkordato Koruması: Fortune 500 Şirketi İçin 3 Aylık Kritik Süre Başladı Haber

Türkiye'nin Dev Gıda Tedarikçisine Konkordato Koruması: Fortune 500 Şirketi İçin 3 Aylık Kritik Süre Başladı

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, şirket ile şirket ortağı Aras Demir hakkında 3 aylık geçici mühlet kararı verirken, dosya Türkiye gıda ticareti sektöründe dikkatle izlenmeye başlandı. Mahkemenin verdiği karar, yalnızca şirketin mali yapısını değil, tarım emtiası ve dış ticaret sektöründeki finansman koşullarını da yeniden gündeme taşıdı. Özellikle son yıllarda agresif büyüme hedefleri açıklayan ve Türkiye'nin en büyük şirketleri arasında yer alan Taban Gıda'nın konkordato talebinde bulunması, sektör açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Mahkemeden 3 Aylık Geçici Mühlet Kararı İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/591 esas sayılı dosyasında görülen davada, Taban Gıda Dış Ticaret A.Ş. ile şirket ortağı Aras Demir hakkında 9 Temmuz 2026 saat 16.00 itibarıyla üç ay süreyle geçici mühlet verilmesine karar verildi. Mahkeme, konkordato sürecinin sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla üç kişilik geçici konkordato komiser heyeti görevlendirdi. Dosyanın bir sonraki önemli aşaması ise 1 Ekim 2026 tarihinde yapılacak duruşmada değerlendirilecek. Kararda ayrıca alacaklılara da önemli bir hak tanındı. İlan tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye başvuran alacaklılar, konkordato şartlarının oluşmadığını ileri sürerek talebin reddini isteyebilecek. Fortune 500 Listesinde Yer Alan Bir Şirketti Konkordato kararı, şirketin son yıllardaki büyüme hikâyesi dikkate alındığında daha da dikkat çekici hale geliyor. Taban Gıda, resmi kurumsal bilgilerinde kendisini Vivalon AG bünyesinde faaliyet gösteren uluslararası bir gıda ticaret şirketi olarak tanımlıyor. Şirket; tahıl, yağlı tohumlar, yem hammaddeleri ve tarımsal emtia ticareti alanında faaliyet yürütüyor. Türkiye'nin yanı sıra uluslararası transit ticaret operasyonlarıyla da büyümesini sürdürdüğünü açıklayan şirket, Fortune 500 Türkiye listesinde 170'inci, Capital 500 sıralamasında ise 248'inci sırada yer aldığını duyuruyor. Kurumsal internet sitesinde yer alan açıklamalarda yeni pazarlara açılma hedefi, uluslararası büyüme stratejisi ve küresel lojistik yatırımları ön plana çıkarılıyor. Bir Dönem Yatırımlarıyla Gündeme Gelmişti Taban Gıda son yıllarda yalnızca ticari faaliyetleriyle değil, yaptığı yatırımlarla da kamuoyunun dikkatini çekmişti. Şirket geçmişte Samsun'da silo yatırımları gerçekleştirmiş, deniz taşımacılığı filosunu büyütmüş ve uluslararası tarım ticaretinde daha güçlü oyuncu olma hedefini açıklamıştı. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası oluşan küresel tahıl krizine ilişkin yaptığı değerlendirmeler de sektör tarafından yakından takip edilmişti. Şirket yönetimi birçok açıklamasında Türkiye'nin tarımsal emtia ticaretindeki stratejik konumuna vurgu yapmıştı. Konkordato Kararı Ne Anlama Geliyor? Geçici mühlet kararı, şirketin iflas ettiği anlamına gelmiyor. Konkordato sürecinde amaç; borçlu şirketin faaliyetlerini sürdürebilmesi, alacaklıların haklarının korunması ve şirketin mali yapısının yeniden düzenlenebilmesi için hukuki koruma sağlanmasıdır. Bu süreç boyunca şirket belirli hukuki korumalardan yararlanırken, konkordato komiserleri şirketin mali yapısını ayrıntılı şekilde inceleyerek mahkemeye rapor sunacak. Mahkemenin ekim ayında yapacağı değerlendirme sonucunda geçici mühletin kesin mühlete dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğine karar verilecek. Gıda ve Tarım Ticaretinde Finansman Baskısı Artıyor Taban Gıda dosyası, yalnızca tek bir şirket özelinde değerlendirilmiyor. Son iki yılda yüksek faiz ortamı, işletme sermayesi ihtiyacındaki artış, döviz finansman maliyetleri ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar özellikle tarımsal ticaret yapan şirketlerin finansal yapılarını zorlamaya başladı. Tahıl ve yem hammaddesi ticareti yapan firmalar, yüksek stok finansmanı nedeniyle önemli miktarda işletme sermayesine ihtiyaç duyuyor. Banka kredi maliyetlerinin yükselmesi, tahsilat sürelerinin uzaması ve küresel piyasalardaki fiyat oynaklığı, sektörün finansman yükünü artıran temel unsurlar arasında gösteriliyor. Uzmanlara göre büyük hacimli emtia ticareti yapan şirketlerde nakit akışındaki kısa süreli bozulmalar bile ciddi likidite baskısı oluşturabiliyor. Gözler 1 Ekim'deki Duruşmada Olacak Mahkeme tarafından görevlendirilen konkordato komiserlerinin hazırlayacağı rapor, dosyanın geleceği açısından belirleyici olacak. Komiser heyeti, şirketin mevcut mali durumunu, aktif ve pasif yapısını, borç ödeme kapasitesini, faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini ve konkordato projesinin uygulanabilirliğini ayrıntılı biçimde inceleyecek. Hazırlanacak rapor doğrultusunda mahkeme, Taban Gıda'nın geçici mühlet sürecinin devam edip etmeyeceğine veya kesin mühlet verilmesine karar verecek. Türkiye'nin tarımsal emtia ticaretinde önemli oyuncularından biri olarak gösterilen Taban Gıda hakkında verilen bu karar, hem finans çevreleri hem de gıda sektöründeki paydaşlar tarafından yakından izleniyor. Özellikle şirketin uluslararası ticaret ağı, yüksek işlem hacmi ve geçmişte açıkladığı büyüme hedefleri dikkate alındığında, konkordato sürecinin nasıl sonuçlanacağı sektör açısından da önemli bir gösterge niteliği taşıyor.

İkinci El Araç Pazarı 5 Ayda 3,5 Milyona Ulaştı Haber

İkinci El Araç Pazarı 5 Ayda 3,5 Milyona Ulaştı

İkinci el binek ve hafif ticari araç pazarı, yılın ilk 5 aylık bölümünde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,75 gerileyerek 3.544.195 adet seviyesinde gerçekleşti. Yılın ilk beş aylık performansına bakıldığında pazarın genel hacmini büyük ölçüde koruduğu görüldü. 2026 yılı Mayıs ayı özelinde ise geçen yılın mayıs ayına kıyasla satışlar yüzde 22,26 azalarak 623.561 adet seviyesinde gerçekleşti. Türkiye'de ikinci el araç pazarına yenilikçi bir yaklaşım kazandıran 2PLAN'ın İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, Mayıs ayı verilerini değerlendirerek pazarın mevcut dinamiklerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. “Pazar rakamlarının arkasındaki değişimi doğru okumak gerekiyor” Mayıs ayında yaşanan daralmanın tek bir nedenle açıklanamayacağını belirten Orhan Ülgür, ekonomik koşulların yanı sıra tüketici davranışlarındaki değişimin de pazarı etkilediğini söyledi. Pazar rakamlarının arkasındaki değişimin doğru okunması gerektiğini dile getiren Ülgür, “Mayıs ayında pazarda yaşanan gerilemeyi sadece aylık satış rakamları üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. Yüksek faiz ortamı, krediye erişimde yaşanan zorluklar, tüketicilerin harcamalarında daha seçici davranmaya başlaması ve sıfır araç tarafında devam eden kampanyalar ikinci el pazarındaki hareketliliği etkileyen temel unsurlar oldu. Bunun yanında Kurban Bayramı öncesi oluşan takvim etkisi de satış performansında belirleyici rol oynadı. Ancak yılın ilk beş aylık sonuçlarına baktığımızda pazarın genel hacmini büyük ölçüde koruduğunu görüyoruz. 3,5 milyon adedin üzerinde gerçekleşen satışlar, ikinci el otomobilin Türkiye'de hâlâ en erişilebilir mobilite çözümü olmaya devam ettiğini açıkça ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı. “Tüketici davranışları değişiyor” Son dönemde tüketici tercihlerinde önemli bir dönüşüm yaşandığını vurgulayan Ülgür, özellikle ekonomik gerçeklerin satın alma alışkanlıklarını yeniden şekillendirdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Bugün tüketiciler otomobil ihtiyacını tamamen ertelemek yerine bütçelerine uygun çözümler üretmeye çalışıyor. Bu nedenle özellikle ileri yaş grubundaki araçlara olan talebin arttığını görüyoruz. Türkiye'deki araç parkının yaşlanması da bu eğilimi destekliyor. İkinci el araçlar geniş kitleler için ulaşılabilir mobilite ihtiyacını karşılamaya devam ederken, tüketiciler satın alma kararlarında her zamankinden daha dikkatli davranıyor. Diğer taraftan finansman tarafında da önemli bir değişim yaşanıyor. Geleneksel taşıt kredilerinin kullanım oranları geçmiş dönemlere göre oldukça düşük seviyelerde seyrediyor. Tüketiciler daha fazla peşinat kullanıyor, alternatif finansman modellerine yöneliyor veya satın alma kararlarını bütçe planlamalarına göre şekillendiriyor. Bu durum finansman çözümlerinin önümüzdeki dönemde sektör açısından daha kritik hale geleceğini gösteriyor.” “Artık sadece araç değil, güven satın alınıyor” İkinci el pazarındaki dönüşümün yalnızca satış adetleriyle sınırlı olmadığını ifade eden Ülgür, tüketicinin beklentilerinin de değiştiğini belirtti. Ülgür, “Geçmişte fiyat odaklı ilerleyen satın alma kararları bugün güven, şeffaflık ve satış sonrası hizmet unsurlarıyla şekilleniyor. Özellikle ileri yaş grubundaki araçların payının arttığı bir ortamda ekspertiz süreçleri, araç geçmişi bilgileri ve kurumsal güvence mekanizmaları çok daha fazla önem kazanıyor. Tüketici artık yalnızca uygun fiyatlı bir araç aramıyor. Satın aldığı aracın geçmişini bilmek, ekspertiz raporuna güvenmek ve ihtiyaç duyduğunda karşısında kurumsal bir muhatap bulmak istiyor. Başka bir ifadeyle tüketici artık sadece fiyat değil, güven satın alıyor.” dedi. “İkinci el pazarı yapısal dönüşümünü sürdürüyor” İkinci el otomotiv sektörünün yalnızca hacimsel değil, yapısal bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Ülgür, yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerine yönelik şu değerlendirmede bulundu: “İkinci el otomotiv sektörü bugün sadece satış adetleriyle değil, hizmet kalitesi, dijitalleşme, müşteri deneyimi ve finansman çözümleri açısından da önemli bir dönüşüm süreci yaşıyor. Ekspertiz standartları, araç geçmişi verileri, dijital satış süreçleri ve satış sonrası hizmetler sektörün geleceğini şekillendiren temel unsurlar arasında yer alıyor. Yılın ikinci yarısında talebin yeniden dengelenmesini ve pazarın genel olarak istikrarlı görünümünü korumasını bekliyoruz. Özellikle güven, şeffaflık ve müşteri deneyimi sunabilen kurumsal oyuncuların önümüzdeki dönemde daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Fiyat tarafında ise enflasyona paralel, sınırlı ve kontrollü bir artış öngörüyoruz. Mevcut fiyat seviyeleri, araç sahibi olmak isteyen tüketiciler açısından önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnşaat Sektöründe Kasım Ayı Durgun Geçti Haber

İnşaat Sektöründe Kasım Ayı Durgun Geçti

Tüm endeksler yılın büyük bölümünde eşik değerin altında dalgalı bir seyir izledikten sonra son aylarda eşik değere doğru sınırlı bir toparlanma göstermiştir.​ Rapor, inşaat sektörünün kasım ayında önceki yılın aynı dönemine kı yasla daha olumlu bir noktaya geldiğini ancak iyileşmenin düşük oranlı ve kırılgan bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) her ay açıkladığı Hazır Beton Endeksi ile Türkiye'de inşaat sektörü ve bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durumu ve beklenen gelişmeleri ortaya koymaktadır. İnşaat sektörünün en temel girdilerinden biri olan ve aynı zamanda üretiminden sonra kısa bir süre içerisinde stoklanmadan inşaatlarda kullanılan hazır betonla ilgili bu Endeks, inşaat sektörünün büyüme hızını ortaya koyan öncü bir göstergedir. Hazır Beton Endeksi 2025 Ekim Ayı Raporu'na göre, tüm endeksler yılın büyük bölümünde eşik değerin altında dalgalı bir seyir izledikten sonra son aylarda eşik değere doğru sınırlı bir toparlanma göstermiştir. Kasım ayında endeks değerleri, bir önceki aya göre çok belirgin bir değişim göstermemiş, sevi yeler birbirine oldukça yakın gerçekleşmiştir. Güven Endeksi, yıl içinde gösterdiği düşük seviyelerden toparlanmış olsa bile hâlâ diğer alt endekslerin gerisinde kalmıştır. Faaliyet Endeksi yaz aylarında belirgin bir yükseliş kaydettikten sonra son aylarda eşik değerin hemen altında dengelenmiş durumdadır. Beklenti Endeksi ise yıl boyunca görece daha istikrarlı seyretmiş, son aylarda sınırlı bir artışla eşik değere yakınlaşmıştır. Tüm bunlara bakıldığında Hazır Beton Endeksi, alt endekslerdeki bu sınırlı toparlanmaya paralel olarak yataya yakın bir görünüm sergilemiş, kritik eşik seviyesine yaklaşmış ancak üzerine çıkamamıştır. Geride bıraktığımız kasım ayında Güven Endeksi hariç endekslerin tamamı, bir önceki aya kıyasla sınırlı da olsa artış göstermiştir, Faaliyet Endeksi yüzde 0,6 ile en güçlü artışı kaydederken, Hazır Beton Endeksi ile Beklenti Endeksi yüzde 0,3 oranında yü kselmiştir. Güven Endeksi ise diğerlerinden ayrışarak yüzde 0,1 oranında gerilemiş ve tek negatif endeks olmuştur. Tüm endekslerin hareketi, aktivitede ve beklentilerde temkinli bir iyileşmeye işaret ederken, özellikle Güven Endeksi'nde hafif bozulma sektörün temkinli duruşunun sürdüğünü göstermektedir. Bu tablo, inşaat sektörünün kasım ayında önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha olumlu bir noktaya geldiğini ancak iyileşmenin düşük oranlı ve kırılgan bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Raporun sonuçlarını değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, "Hazır Beton Endeksi, alt endekslerdeki bu sınırlı toparlanmaya paralel olarak yataya yakın bir görünüm sergilemiş, kritik eşik seviyesine yaklaşmış ancak üzerine çıkamamıştır. Rapor inşaat sektörünün kasım ayında önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha olumlu bir noktaya geldiğini anc ak iyileşmenin düşük oranlı ve kırılgan bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır." dedi. Ekonomik gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunan THBB Başkanı Yavuz Işık, "TÜİK tarafından verilen kasım ayı Güven Endeksi sonuçları inşaat sektörüne ilişkin önemli ipuçları içermektedir. Kasım 2025'te inşaat sektörü Güven Endeksi 84,9'a yükselmiş olmakla birlikte hâlâ negatif sınırın altında kalarak görece zayıf bir güven seviyesine işaret etmektedir. Aynı ayda ekonomik Güven Endeksi 99,5'e, hizmet sektörü 111,8'e ve perakende ticaret sektörü 114,2'ye ulaşarak inşaata kıyasla çok daha yüksek güven düzeyleri sergilemiştir. Tüm sektör paydaşları içerisinde en düşük güven seviyesine sahip olan sektör inşaattır. Konut satış rakamları da bu durumu teyit etmektedir. TÜİK'in Konut Satış İstatistikleri bültenine göre Türkiye'de ekim 2025'te 164 bin 306 konut satılmıştır ve b u rakam 2025 yılının en yüksek aylık satışına işaret etmektedir. Kasım ayında konut satışlarının 141 bin 100 adetle geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,8 gerilemesi, satış ivmesinin yavaşladığını göstermektedir. Yıllık bazda bu hafif gerileme, hâlâ yüksek faiz haddi ve artan maliyetler nedeniyle talebin bir miktar baskılandığını, bundan sonraki dönemde satışların kredi koşulları ve gelir beklentilerindeki değişime duyarlı olacağını işaret etmektedir." dedi.

Konut Sektörü Büyümeye Devam Edecek Haber

Konut Sektörü Büyümeye Devam Edecek

Yüksek faiz ortamı, artan insaat maliyetleri ve değişen yatırımcı davranışlarına rağmen konut, Türkiye ekonomisinin en güçlü ve en dirençli alanlarından biri olmayı sürdürüyor. 2025 sonu itibariyle Ocak–Aralık döneminde konut satışlarının 1,6 milyon adet bandında kapanması bekleniyor. Bu seviye, konut satışlarında yeni bir tarihi rekorun gündeme gelebileceğine işaret ediyor. Sektörde dikkat çekici olan noktalardan biri de yalnızca satış adetleri değil; talebin niteliğinin değişmiş olması. Büyük metrekareli ve yüksek bütçeli konutlar yerini, daha erişilebilir, yatırım geri dönüş süresi net olan ve likiditesi yüksek ürünlere bırakıyor. Büyükşehir çeperlerine yaşanan göç, bu bölgelerde yapılan kamu ve özel sektör yatırımları ve hane halkı sayısının azalması ile yatırımcıların portföylerini daha kontrollü yönetme isteği, 2+1 ve 1+1 gibi küçük metrekareli daireleri piyasanın merkezine taşıyor. Bu dönüşüme ilişkin en net perspektiflerden biri ise NOVO Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Aytuğ Dikbaşer’den geliyor. Dikbaşer’e göre, mevcut tablo yalnızca geçici bir hareketlilik değil, yapısal bir dönemin habercisi: “Önümüzdeki 3 yıl Türkiye için konut yılı olacak. Bugün, konut fiyatları olması gereken seviyelerin çok gerisinde. Faizlerin düşmesiyle birlikte ertelenmiş talep hızla devreye girecek. Bu dönemde kazananlar, büyük ölçekli risk alanlar değil; maliyetini doğru yöneten, talebi iyi okuyan ve güven veren projeler geliştiren şirketler olacak.” dedi. NOVO Şirketler Grubu bu öngörü doğrultusunda, konut üretimini bugünün koşullarına değil, piyasanın gelişim yönüne göre kurguluyor. Şirketin temel stratejisi; insaat maliyetlerinin Türkiye genelinde büyük ölçüde benzer olduğu gerçeğinden hareketle, rekabet avantajını arsa maliyeti ve doğru ürün tipinde yaratmak üzerine kurulu. Yıllarca atıl kalmış, çoğu zaman yalnızca villa yapılabilir gözüyle bakılan ancak daire üretimine uygun arsalar üzerinde geliştirilen projeler sayesinde, daire başına düşen maliyet aşağı çekiliyor. Böylece hem yatırımcı hem de ilk kez konut alanlar için erişilebilir fiyatlı projeler ortaya çıkıyor. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri, Çanakkale’nin Etili beldesinde hayata geçirilen NOVO Park 1 projesi. Tamamı Kaz Dağları manzaralı 1+1 dairelerden oluşan projede, sıfır faizli vade modeliyle kısa sürede yüksek satış oranlarına ulaşıldı. Bölgedeki sanayi yatırımları, ulaşım altyapısındaki gelişmeler ve doğayla iç içe konum, yatırımcı ilgisini belirgin biçimde arttırdı. NOVO’nun Yalova ve Kocaeli’de yer alan NOVO Park 2 ve NOVO Park 4 projelerinde ise yatay mimari ön plana çıkarken, deprem güvenliği, düşük katlı yapı anlayışı ve İstanbul’a yakınlık bölgedeki talebin temel belirleyici faktörleri arasında yer aldı. Şu anda aktif olarak üç şantiyesi devam eden NOVO Şirketler Grubu’nun Çanakkale, Yalova ve Kocaeli’de yer alan projelerinin teslimleri ise Haziran 2026 döneminde başlayacak. NOVO Şirketler Grubu, yeni projesi için ön talep topladığı Karadağ’da ise gayrimenkul yatırımını oturum izni ve serbest dolaşım avantajıyla birleştirerek, özellikle son dönemde artan ilgiye yanıt veriyor. Son beş yılda yabancı yatırımcılar Montenegro’da toplam 1,5 milyar avro tutarında gayrimenkul satın aldı. Sadece 2021’de yabancıların konut alımları 278 milyon avro iken, 2022’de %60 artışla 448 milyon avroya, 2023’te ise 463 milyon avroya yükseldi. 2025’in ilk çeyreğinde ise gayrimenkule yönelik yabancı yatırımlar, bir önceki yılın aynı dönemine göre %21 artarak 113,5 milyon avroya çıktı. Özellikle Budva, Kotor, Tivat gibi sahil şeridinde hem birincil konut hem de kısa dönem kiralama amaçlı yatırımlar fiyatları yukarı taşıyor. Yabancı yatırımcı açısından bu tablo, “Balkanlar’da AB’ye uyumlu, euro bazlı, küçük ama esnek bir piyasa” anlamına geliyor. Yani kur riski görece sınırlı, mülkiyet rejimi sade, hukuki entegrasyon süreci ise AB ile paralel ilerleyen bir yapı. Önde gelen piyasa analizleri, Montenegro’nun olası AB üyeliği için 2028–2030 bandına işaret ederken, bu sürecin yaşam maliyetlerini ve gayrimenkul fiyatlarını bir üst lige taşıyabileceğine işaret ediyor. Son yıllarda Montenegro’da en aktif alıcılar arasında Sırbistan, Türkiye, ABD, Rusya ve Almanya vatandaşları öne çıkıyor. Konut satışlarında rekorların konuşulduğu, yatırımcı davranışlarının yeniden şekillendiği bu dönemde NOVO Şirketler Grubu; Aytuğ Dikbaşer’in işaret ettiği önümüzdeki 3 yıllık konut döngüsüne erken pozisyon alan şirketlerden biri olarak öne çıkıyor. Erişilebilir fiyatlama, doğru lokasyon ve yatırım odaklı ürün yaklaşımıyla NOVO, yeni dönemin kazandıran yatırımları arasında yer alma hedefini net biçimde ortaya koyuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.