Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yüksek Teknoloji

Kapsül Haber Ajansı - Yüksek Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yüksek Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İSO “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı Haber

İSO “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı

İSO İkinci 500 araştırması, her yıl olduğu gibi bu yıl da söz konusu kuruluşların karşı karşıya kaldığı ekonomik ve finansal koşulların yanı sıra ihracat, AR-GE ve teknoloji faaliyetleri açısından performanslarına ilişkin önemli sonuçlar ortaya koydu. Hiç kuşkusuz bu sonuçları değerlendirirken dezenflasyon süreci ve zorlu küresel koşulların sanayi kuruluşlarımıza etkilerini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Zira 2025, sanayi firmalarının artan finansman maliyetleri, zayıflayan iç talep, kur ve maliyet dengesi, yatırım iştahındaki yavaşlama ve rekabet gücünü koruma ihtiyacı arasında zorlu bir denge kurmaya çalıştıkları bir yıl olarak tarihe geçti. İSO İkinci 500’ün sıralama kriteri olan üretimden satışlar, 2024 yılında 1 trilyon 393 milyar lira iken 2025’te yüzde 25,7 artışla 1 trilyon 750 milyar liraya yükseldi. Söz konusu artış; 2020 sonrasındaki en düşük oran olarak dikkat çekti. Buna karşılık 2025’te yüzde 25,4 olan yıllık ortalama Yurt İçi Üretici Fiyatları Endeksi (Yİ-ÜFE) ile arındırıldığında; üretimden satışların reel olarak binde 2 ile çok sınırlı bir artış kaydettiği görülüyor. Böylece 2022’de yüzde 10,4; 2023’te yüzde 5,2 ve 2024’te binde 1 olan üretimden satışlardaki reel düşüş eğilimi, İSO 500’de olduğu gibi İSO ikinci 500’de de üç yılın ardından çok ılımlı düzeyde de olsa artışa dönmüş bulunuyor. İSO İkinci 500’ün en büyük üç şirketi Üretimden satışlar baz alınarak yapılan 2025 yılı İSO İkinci 500 sıralamasına göre Teksan Jeneratör 5 milyar 317 milyon TL ile ilk sırayı aldı. Onu 5 milyar 308 milyon TL ile Norm Salihli Vida ve Cıvata takip ederken, Biska Tekstil 5 milyar 306 milyon TL ile üçüncü oldu. 2025 yılı İSO İkinci 500 sıralamasına üretimden satışları 5 milyar 317 milyon TL ile 2 milyar 220 milyon TL arasında kalan şirketler girebildi. İSO İkinci 500’ün 2024 yılı listesinde yer alan şirketlerin üretimden satışları 4 milyar 186 milyon TL ile 1 milyar 821 milyon TL bandında gerçekleşmişti. 2025 yılında 69 yeni kuruluş İSO İkinci 500 sıralamasında yer alma başarısı gösterdi. 26 kuruluş, 2024 araştırmasında İSO 500’de iken 2025’te İSO İkinci 500’e geriledi. 405 kuruluş ise son iki yılda da İSO İkinci 500 sıralamasında yer aldı. Zorlu küresel talep koşullarına rağmen Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında yüzde 4,4 artışla 273,2 milyar dolara yükselmiş; sanayi malları ihracatı ise yüzde 4,5 artarak 263,4 milyar dolara ulaşmıştı. 2025 yılında İSO 500’ün ihracatı yüzde 8,4 artışla 104,7 milyar dolara çıkarken, İSO İkinci 500’ün ihracatı yüzde 0,3 düşüş gösterdi ve 15,9 milyar dolar bandını aşamadı. Bu durum, İSO İkinci 500’ün yoğunlaşan küresel rekabet ortamında pazar payını korumakta ve genişletmekte zorlandığına işaret etti. Bu gelişmeler sonucunda İSO İkinci 500’ün Türkiye sanayi ihracatı içindeki payı 2025 yılında 0,3 puan azalarak yüzde 6’ya geriledi. 2025 yılında uygulanan dezenflasyon politikaları ve dış pazarlardaki durgunluk satış gelirleri üzerinde baskı yaratırken, yüksek faiz oranları ve artan finansman yükleri, karlılık göstergelerini sınırlamaya devam etti. Buna karşılık, şirketlerin maliyet yönetiminde sağladığı göreli başarı, karlılığın ılımlı düzeyde de olsa korunmasında etkili oldu. İSO 500’e benzer şekilde İSO İkinci 500’de de sanayi kuruluşlarının karları, 2024 yılındaki sert düşüşlerin ardından 2025’te güçlü nominal artışlar kaydetti. Ancak bu iyileşmede, 2024 yılı karlılık büyüklüklerinin oldukça düşük seviyelerde gerçekleşmesinin yarattığı baz etkisi belirleyici oldu. Bununla birlikte, 2025 yılında tüm karlılık rasyoları 2015-2024 ortalamasının altında kaldı. 2024’ten 2025’e İSO İkinci 500’ün faaliyet karı yüzde 35,4 oranında artarak 118 milyar liradan 160 milyar liraya yükseldi. Buna paralel olarak faaliyet karlılığı oranı da yüzde 7,3’ten yüzde 7,7’ye çıktı. Yine de söz konusu oran, son 10 yıl ortalaması olan yüzde 10,9’un oldukça altında kaldı. Aynı dönemde İSO İkinci 500’ün vergi öncesi kar ve zarar toplamı yüzde 34 artışla 34 milyar liradan 46 milyar liraya çıktı. Vergi öncesi dönem karlılığı yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çok sınırlı bir artış gösterirken, bu oran da 2015-2024 ortalaması olan yüzde 6,6’ya göre çok daha düşük gerçekleşti. Bir diğer önemli karlılık göstergesi olan faiz, amortisman ve vergi öncesi kar/zarar toplamı ise yüzde 28,8’lik artışla 205 milyar liradan 264 milyar liraya yükseldi. Buna karşılık FAVÖK karlılığı oranı 0,1 puan artışla yüzde 12,7’den yüzde 12,8’e yatay seyretti. Söz konusu oran da son 10 yıl ortalaması olan yüzde 14’ün altında seyretti. 2025’te karlardaki güçlü nominal artışlara rağmen İSO 500’de olduğu gibi İSO İkinci 500’de de zarar eden kuruluş sayısı yüksek kalmaya devam etti. İSO İkinci 500’de vergi öncesi dönem karı/zararı büyüklüğüne göre; 2024’te 159 ile rekor seviyesine ulaşan zarar eden kuruluş sayısı, 2025’te ılımlı bir düşüşle 155’e geriledi. Ancak yine de bu sayı, 2008 küresel kriz yılından bu yana ikinci en yüksek değer olarak dikkat çekti. Diğer taraftan, operasyonel karlılığı gösteren faiz, amortisman ve vergi öncesi kar/zarar büyüklüğünde ise zarar eden firma sayısı 3 adet azalarak 27’ye indi. Ancak bu rakam da 2013 sonrasındaki dönemin en yüksek ikinci seviyesinde gerçekleşti. İSO İkinci 500’de karlılığın üretim faaliyeti dışı gelir ve giderlerden nasıl etkilendiğini yansıtan bu tablo incelendiğinde; 2023 ve 2024’ün ardından 2025 yılında da net kambiyo zararının oluştuğu görüldü. Net kambiyo zararı geçen yıla göre 4 kat artarak 26 milyar TL’ye yükselirken, kambiyo zararı dışındaki diğer faaliyetlerden elde edilen net kar 55 milyar TL düzeyine çıktı. Sonuçta 28 milyar TL’lik üretim faaliyeti dışı net gelir elde edilirken, bu rakamın net satışlara oranı da yüzde 0,9’dan yüzde 1,4’e yükseldi. Üretim faaliyeti dışı gelir ve giderler içerisinde faiz, temettü, iştirak gelirleri, menkul kıymet ve duran varlık satışları, komisyon vb. gibi birçok kalem yer alıyor. Finansman giderleri geçmiş yıllarda olduğu gibi 2025’te de hem İSO 500’de hem de İSO İkinci 500’de sanayi kuruluşlarının karlılıklarında temel belirleyicilerden biri olmayı sürdürdü. İSO İkinci 500’ün finansman giderleri yüzde 45,2 oranında artarak 138 milyar TL’ye yükseldi. Aynı yılda faaliyet karı ise yüzde 35,4 artışla 160 milyar TL’ye yaklaştı. Böylece finansman giderlerinin faaliyet karına oranı 5,8 puan daha artarak yüzde 86,7’ye yükseldi. Bu oranın 2015-2024 ortalamasının yüzde 47,3 olduğu düşünüldüğünde, yıllardan beri hep işaret edildiği üzere sanayiciler ana faaliyetlerinden elde ettiği karın çok büyük bir bölümünü finansman giderlerin ayırma gerçeğinden uzaklaşamadı. Bilindiği üzere, yaklaşık 20 yıl aradan sonra uygulanan enflasyon muhasebesi nedeniyle 2023 yılında özkaynaklar ve aktifler başta olmak üzere bilanço göstergeleri önemli artışlar kaydederken, 2024 yılında bu etki çok daha sınırlı gerçekleşmişti. 2025’te ise karlılığın düşük seyrini koruması ve enflasyon muhasebesinin uygulanmamasının da etkisiyle özkaynaklardaki artışın sınırlı kaldığı görülüyor. Verilere bakıldığında; İSO İkinci 500’de aktif tarafta dönen varlıklar yüzde 36,8; duran varlıklar yüzde 22,6 oranında büyüdü. Böylece aktif toplamındaki artış yüzde 29,9 olarak gerçekleşti. Pasif tarafta ise özkaynaklar yüzde 13,3 ile sınırlı bir artış gösterirken, toplam borçlardaki artış yüzde 50,2 ile çok daha yüksek seyretti. İSO İkinci 500 borç ve özkaynakların dağılımı açısından da çarpıcı veriler sunuyor. Hatırlatmak gerekirse, 2023’te uygulanan enflasyon düzeltmesi, İSO İkinci 500’ün kaynak yapısını esas itibarıyla özkaynaklar üzerinden etkilemiş ve kaynak dağılımını iyileştirici rol oynamıştı. 2024’te de özkaynakların payı hafif bir artış göstermişti. 2025’te ise durum tersine dönmüş ve borçların aktifler içindeki payı 7 puanlık artışla yüzde 51,8’e yükselirken, özkaynakların payı yüzde 48,2’ye gerilemiş bulunuyor. Zayıf seyreden karlılık performansı özkaynak artışını sınırlarken, hızlı borçlanma eğiliminin sürmesi nedeniyle kaynak yapısı yeniden hafif borç ağırlıklı hale gelmiş gözüküyor. İSO İkinci 500’de 2024 yılında yüzde 32,2 artan toplam borçlar, 2025’te yüzde 50,2 ile daha hızlı büyüdü. Alt kalemler incelendiğinde; 2024 yılında yüzde 45,1 olan mali borçlardaki artış, 2025 yılında yüzde 52,1’e yükseldi. Diğer borçlar ise 2024 yılındaki yüzde 20,6’lık sınırlı artışın ardından 2025’te yüzde 48,2 ile daha hızlı bir artış gösterdi. Böylece 2021-2023 döneminin aksine, 2024 ve 2025 yıllarında mali borçlar diğer borçların üzerinde büyüdü. 2025’te tüm borçlanma türlerinde artışın hızlanması, kredi maliyetlerindeki yükselişe rağmen nispeten daha küçük ve orta ölçekli kuruluşların finansal ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla borçlanmak zorunda kaldığına işaret etti. Borçların vadelerine göre gelişiminde ise uzun vadeli mali borçların kısa vadelilere göre daha hızlı artmasının etkisiyle kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payı üst üste üçüncü yıl azalarak 2025’te yüzde 54’e geriledi. Buna rağmen, İSO İkinci 500’ün borç stoku kısa vade ağırlıklı yapısını korudu ve kısa vadeli mali borçların payı 2022 öncesine göre yüksek kalmaya devam etti. Sanayicilerin uzun yıllardır dile getirdiği ve makul bir çözüm bulunması noktasında çeşitli öneriler sunduğu devreden KDV alacakları sorunu, gerek İSO 500’de gerekse İSO İkinci 500’de hala devam ediyor. Hatırlanacağı üzere devreden KDV yükü, İSO 500 için 2025 yılında yüzde 42,1 artışla 120 milyar TL’nin üzerine çıkmıştı. İSO İkinci 500’de de devreden KDV bir önceki yıla göre yüzde 25,2 oranında artarak 22 milyar TL’ye yaklaşmış durumda. Sanayiciler bu döngüyü uzun zamandır devlete sıfır faiz ve sonsuz vade ile borç verilmesi olarak nitelendiriyor. Özellikle finansmana erişimin zorlaştığı, finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği ve firmaların işletme sermayesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu mevcut ekonomik koşullarda, sanayiciler açısından önemli bir kaynağın devreden KDV yoluyla sistem içinde kilitli kalmaya devam ettiği görülüyor. Sanayimizin rekabet gücünü desteklemek ve işletmelerimizin finansman imkanlarını güçlendirmek için devreden KDV yükünün azaltılmasına yönelik somut ve kalıcı adımların hayata geçirilmesi gerekiyor. İSO İkinci 500’ün dikkat çeken bir başka göstergesi de teknoloji yoğunluklarına göre yaratılan katma değer dağılımı. Bu verilere bakıldığında, 2013’ten bu yana olduğu gibi 2025 yılında da yaratılan katma değer itibarıyla en yüksek payın yüzde 40,8 ile düşük teknoloji yoğunluklu sanayilere ait olduğu görülüyor. Ancak bu grubun payı geçen yıla göre 0,2 puan düşüş gösterdi. Aynı yılda orta-düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı 0,6 puan azalışla yüzde 27,1’e; orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı ise 0,8 puan azalışla yüzde 27,2’ye gerilemiş durumda. Buna karşılık yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payı ise yüzde 3,3’ten yüzde 4,9’a çıkmış ve 2015 sonrasındaki en yüksek düzeyine ulaşmış bulunuyor. Bu veriler, özellikle orta-yüksek ve yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin toplam payının 2024’te yüzde 31,3 iken, 2025’te 0,8 puan daha artarak yüzde 32,1 ile rekor seviyesine çıktığına işaret ediyor. Öte yandan, küresel rekabetin geleceğine dijitalleşme ve yeşil dönüşümün damga vuracağı gerçeği göz önüne alındığında, ulaşılan noktanın yeterli olmadığı ve sanayi sektörünün bu alana daha fazla odaklanması gerektiği görülüyor. Sanayi kesiminin rekabetçiliği için AR-GE faaliyetleri hayati önemini korusa da İSO İkinci 500’de 2024’teki yükselişin ardından 2025’te AR-GE harcaması yapan kuruluş sayısı 238’den 229’a gerilemiş bulunuyor. İSO İkinci 500’ün 2024 yılında 8,6 milyar TL olan toplam AR-GE harcamalarının ise 2025’te yüzde 16’lık sınırlı bir artışla 10 milyar TL’ye yükseldiği görülüyor. Buna paralel olarak, AR-GE harcamalarının üretimden satışlara oranı da yüzde 0,62’den yüzde 0,57’ye gerileyerek hafif bir ivme kaybına işaret ediyor. Söz konusu veriler, İSO İkinci 500’ün bu alana kaynak ayırmakta zorlandığını gösteriyor. Bu durum, üretim kapasitesini korumanın tek başına yeterli olmadığını, uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artıracak, verimliliği yükseltecek ve yüksek katma değer yaratacak dönüşüm adımlarının desteklenmesinin önemini bir kez daha teyit ediyor. 2025 yılında İSO İkinci 500 istihdamının yüzde 2,2 düşüşle 285 bin kişiye gerilediği görülüyor. İstihdamdaki düşüş, hem özel hem de kamu kuruluşlarında gerçekleşmiş bulunuyor. Aynı yılda tam istihkak olarak ödenen brüt maaş ve ücretler yüzde 37,3 oranında artarken, bu artış yüzde 2,2’lik istihdam düşüşü ile birlikte değerlendirildiğinde, çalışan başına ödenen brüt maaş ve ücretlerdeki artış yüzde 40,4’e çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM'ye Dünyanın Saygın İşveren Ödül Programından 8 Uluslararası Ödül Haber

STM'ye Dünyanın Saygın İşveren Ödül Programından 8 Uluslararası Ödül

Savunma sanayiinde geliştirdiği yüksek teknoloji çözümleriyle öne çıkan STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., insan kaynağına yaptığı yatırımlarla da uluslararası alanda önemli bir başarı elde etti. STM, dünyanın saygın işveren ödül programlarından Stevie® Awards for Great Employers 2026 kapsamında 2 Altın, 5 Gümüş ve 1 Bronz olmak üzere toplam 8 ödül kazandı. Bu yıl 38 ülkeden 1.000'i aşkın başvurunun değerlendirildiği organizasyonda STM; çalışan bağlılığı, işe alım süreçleri, eğitim ve gelişim programları, liderlik gelişimi, mentorluk ve performans yönetimi alanlarında hayata geçirdiği uygulamalarla ödüle layık görüldü. Çalışan Deneyimi ve Yetenek Yönetimine Altın Ödül STM'nin çalışan bağlılığını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği “STM’de Çalışan Bağlılığı” projesi, Çalışan Bağlılığında Başarı kategorisinde Altın Stevie Ödülü kazandı. Genç yeteneklerin STM'ye kazandırılmasını hedefleyen StarTeaM Staj ve Aday Çalışan Programı ise "En İyi Yetenek Kazanımı Süreci" kategorisinde Altın Stevie Ödülü'nün sahibi oldu. Eğitim, Liderlik ve Mentorluk Uygulamalarına Gümüş Ödüller STM'nin eğitim ve gelişim alanındaki çalışmaları da uluslararası jüri tarafından ödüllendirildi. STM, “Yılın Eğitim ve Gelişim Ekibi” ile "En İyi Öğrenme ve Gelişim Stratejisi" kategorilerinde Gümüş Stevie Ödülü kazandı. Liderlerin gelişimini destekleyen “STM'de Liderlik Gelişimi” programı "En İyi Liderlik Gelişim Programı" kategorisinde, kurum içi bilgi paylaşımını ve farklı kuşaklar arasındaki deneyim aktarımını güçlendiren 2'miz Mentorluk ve Tersine Mentorluk Programı ise "Koçluk ve Mentorlukta Başarı" kategorisinde Gümüş Stevie Ödülü'ne layık görüldü. Performans Yönetimine Bronz Ödül Ayrıca, STM'nin performans yönetimi yaklaşımının temel unsurlarından biri olan PUSULA Performans Yönetim Sistemi, "Performans Yönetiminde Başarı" kategorisinde Bronz Stevie Ödülü kazandı. Güleryüz: "Başarımızın Temelinde Güçlü İnsan Kaynağımız Var" STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, kazanılan ödüllere ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "STM olarak teknolojideki başarılarımızın temelinde güçlü insan kaynağımızın bulunduğuna inanıyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın gelişimini, bağlılığını ve deneyimini merkeze alan uygulamalarımızın uluslararası düzeyde ödüllendirilmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Kazandığımız bu ödüller; çalışanlarımızın gelişimine yaptığımız yatırımın, öğrenmeyi teşvik eden yaklaşımımızın ve güçlü kurum kültürümüzün uluslararası ölçekte takdir edildiğinin önemli bir göstergesidir. Başarıda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, bu gururu birlikte paylaşıyoruz." STM, çalışan deneyimini işe alımdan kariyer gelişimine kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Genç yetenek programlarından performans yönetim sistemlerine, öğrenme ve gelişim ekosisteminden mentorluk uygulamalarına kadar hayata geçirilen çalışmalar; çalışan bağlılığını, gelişimini ve kurumsal aidiyeti güçlendirmeyi hedefliyor. Kazanılan bu ödüller, STM’nin çalışan deneyimi ve kurum kültürü alanında sürdürdüğü dönüşümün uluslararası ölçekte takdir edildiğinin önemli bir göstergesi niteliğini taşıyor. Dünyanın En İyi İşverenleri Nasıl Seçiliyor? Stevie® Awards for Great Employers, dünyanın en başarılı işverenlerini; insan kaynakları profesyonellerini, ekiplerini ve çalışanlar için daha iyi iş ortamları oluşturmaya katkı sağlayan uygulama, ürün ve çözümleri ödüllendiren uluslararası bir ödül programıdır. Bu yılın kazananları, dünyanın farklı ülkelerinden 160'ın üzerinde uzman jüri üyesinin değerlendirmeleri sonucunda belirlendi. "Yılın İşvereni" kategorilerindeki kazananlar ise profesyonel jüri değerlendirmeleri ile 178 bini aşkın halk oylamasının birlikte değerlendirilmesiyle seçildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nükleer Sanayide Yeni İş Birlikleri NPPES 2026'da Şekillendi Haber

Nükleer Sanayide Yeni İş Birlikleri NPPES 2026'da Şekillendi

Türkiye’nin yanı sıra Balkanlar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın nükleer enerji alanındaki en kapsamlı buluşması olan 12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, 30 Haziran - 1 Temmuz 2026 tarihleri arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen zirve, iki gün boyunca yaklaşık bin 100 sektör temsilcisini bir araya getirdi. Bu yıl 86 firmanın katıldığı NPPES 2026’da; Rusya, Kanada, Çin Halk Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Güney Kore, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Romanya, Bulgaristan, Ukrayna, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çek Cumhuriyeti başta olmak üzere birçok ülkeden kamu temsilcileri, teknoloji sağlayıcıları, sanayi kuruluşları, sektörel örgütler ve akademisyenler yer aldı. “Nükleer hedefin tek yolu güçlü ve yerli sanayi” Türkiye'nin hedefinin nükleer enerji üreten bir ülke olmak olmaması gerektiğini belirten ASO Başkanı Seyit Ardıç, "Türkiye'nin hedefi; nükleer teknolojiyi anlayan, geliştiren, ihraç eden ve uluslararası nükleer tedarik zincirlerinde söz sahibi olan bir ülke olmaktır. Bu hedefin tek bir yolu vardır: Güçlü, hazırlıklı ve belgelenmiş bir yerli sanayi" diye konuştu. Nükleerde yükselen bir sanayi, diğer sanayi kollarını da yukarı taşır Türkiye'nin Akkuyu'da oluşturduğu bilgi birikimini, yetişen insan kaynağını ve gelişen sanayi altyapısını Sinop'ta daha ileri bir seviyeye taşımanın, nükleer ekosistemini kalıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturacağını ifade eden Başkan Ardıç, "Üstelik nükleer sanayi, en yüksek kalite standardını, en ileri mühendisliği ve en güçlü sertifikasyon kültürünü zorunlu kılar. Nükleer kalite eşiğini aşan bir sanayi, bu yetkinliği savunmadan havacılığa, otomotivden sağlığa kadar bütün yüksek teknoloji alanlarına taşıyacak bir dönüşüm gücü kazanır. Yani nükleerde yükselen bir sanayi, aslında bütün sanayisini yukarı taşır." dedi. Türkiye’’nin nükleer enerji vizyonu için NPPES’te şekilleniyor Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi ise nükleer enerjinin Türkiye’nin enerji yol haritasındaki stratejik rolüne dikkat çekerek şunları söyledi: “NPPES kapsamında bu yıl devreye alınması hedeflenen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ndeki son gelişmeleri değerlendirme fırsatı bulduk. Bunun yanı sıra, Sinop ve Trakya’da hayata geçirilmesi planlanan ikinci ve üçüncü nükleer santral projelerine ilgi gösteren uluslararası teknoloji şirketleri ve sektör temsilcileriyle önemli görüşmeler gerçekleştirdik. NPPES, Türkiye’deki nükleer enerji projelerinin yakından takip edildiği, uluslararası iş birliklerinin geliştirildiği ve yerli sanayimizin küresel nükleer tedarik zincirine entegrasyonuna katkı sağlayan önemli bir platform olmayı sürdürüyor.” NPPES’te 199 yeni iş görüşmesi gerçekleşti Zirve kapsamında bu yıl 199 yeni iş görüşmesi gerçekleştirildi. İş geliştirme görüşmelerinin yanı sıra nükleer sanayi ekosisteminin güçlenmesine katkı sağlayacak önemli iş birliği anlaşmalarına da imza atıldı. Ankara Sanayi Odası Nükleer Sanayi Kümelenmesi (ASONÜKSAK) ile Çin Nükleer Derneği (Chinese Nuclear Society - CNS) arasında bir iş birliği anlaşması imzalanırken, Nükleer Sanayi Derneği ile Kazakistan Atomik Endüstri Geliştirme Derneği (Atomic Industry Development Association - AIDA) arasında iyi niyet protokolü hayata geçirildi. FİGES Grup şirketi ThorAtom ile INFINITIX arasında da bir iyi niyet protokolü imzalandı. Yerli ve yabancı uzmanlar sektörün geleceğini değerlendirdi NPPES 2026 kapsamında iki gün boyunca altı panel oturumu ve dokuz özel sunum gerçekleştirildi. Nükleer enerji sektörünün gündemindeki güncel başlıklar yerli ve yabancı uzmanlar tarafından ele alınırken, stand alanlarında da sektörün en yeni teknolojileri ve çözümleri katılımcılarla buluşturuldu. Kanada ile yerli sanayiciler arasında kapsamlı ikili görüşmeler gerçekleşti Türkiye’nin ikinci nükleer santral projesiyle yakından ilgilenen Kanadalı teknoloji geliştiricilerinin yoğun katılım gösterdiği NPPES'te, Kanada’nın geliştirdiği CANDU reaktör teknolojisine yönelik özel bir ‘CANDU Tedarik Zinciri Toplantısı’ düzenlendi. Ayrıca Kanada Nükleer Derneği ile Nükleer Sanayi Derneği’nin gerçekleştirdiği iş birliği oturumunda, Türkiye ve bölge ülkelerindeki nükleer enerji projelerinde ortaya çıkan yeni fırsatlar ve tedarik zinciri olanakları değerlendirildi. Açılışta üst düzey katılım NPPES’in açılışında; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min, AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ve Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei konuşma yaptı. NPPES 2026’ya, sektörün önde gelen uluslararası şirketlerinden AtkinsRéalis, IC Nuclear Technology, SPIC, Nukem Technologies, Nuclean, Rosatom, Kinectrics ve Framatome başta olmak üzere çok sayıda firma katılım sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara’nın Küresel Rekabet Gücü İçin Serbest Bölge ve Outlet Köyü Önerisi Haber

Ankara’nın Küresel Rekabet Gücü İçin Serbest Bölge ve Outlet Köyü Önerisi

Programın açılışında Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz ile Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ birer konuşma gerçekleştirdi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Zirve'de yaptığı konuşmada, Ankara'nın uluslararası ticaret, yatırım ve turizmde daha güçlü bir konuma ulaşmasına yönelik iki stratejik öneriyi gündeme getirdi. Başkentte "Serbest Bölge" kurulmasının ihracat ve yatırımları artıracağını belirten Baran, turizm ve hizmet sektörünü canlandıracak uluslararası standartlarda bir "Outlet Köyü" projesinin de Ankara'nın ekonomik gelişimine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Zirve'de "Ticaret", "Sanayi", "Tarım ve Gıda" başlıklarında gerçekleştirilen oturumlarda uzman, akademisyen ve sektör temsilcileri Ankara ekonomisinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran da, yaptığı konuşmada Ankara'nın artık yalnızca siyasi başkent değil aynı zamanda ekonomik bir merkez olduğuna dikkat çekti. Baran, "Kentimiz son yıllarda sanayinin, ticaretin, nitelikli tarımın, teknolojinin ve küresel inovasyonun da başkenti konumuna yükseldi" dedi. Ankara'nın savunma sanayi, ileri teknoloji ve yüksek katma değerli üretimde güçlü bir konuma ulaştığını belirten Baran, "Şehrimizin mevcut başarılarını taçlandırmak ve ticaret hacmimizi katlayarak artırmak adına iki önemli önerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlardan ilki Ankara'da bir Serbest Bölge kurulmasıdır. Savunma sanayi, ileri teknoloji, sağlık teknolojileri, yazılım ve yüksek katma değerli üretim alanlarında faaliyet gösteren firmalarımızın uluslararası rekabet gücünü artıracak bir serbest bölge, Ankara'nın ihracatına, istihdamına ve yatırım kapasitesine büyük katkı sağlayacaktır. Bu adım, ihracatçımızın rekabet gücünü artıracak, yabancı yatırımcıları şehrimize çekecek ve Ankara'yı uluslararası ticaret rotalarının merkezine yerleştirecektir. Ankara'nın lojistik üstünlüğü, üniversiteleri, teknokentleri ve sanayi altyapısı dikkate alındığında serbest bölge için Türkiye'deki en doğru adrestir" dedi. -ANKARA'YA OUTLET KÖYÜ İLE TURİZMDE YENİ BİR HİKAYE- Ankara'nın ekonomik gelişiminde turizmin de önemli bir başlık olduğuna işaret eden Baran, "2026 yılında Türk Dünyası Turizm Başkenti unvanını taşıyan Ankara artık turizmde de yeni bir hikâye yazmalıdır. Gordion'dan Aslanhane Camii'ne, Beypazarı'ndan Kızılcahamam'a, Ankara Kalesi'nden Cumhuriyet mirasına kadar çok güçlü değerlere sahibiz. Bunların yanı sıra yerli ve yabancı turistlerin şehirde daha fazla zaman geçirmesini sağlayacak yeni çekim merkezlerine ihtiyacımız var. Bu noktada Avrupa'nın birçok ülkesinde başarıyla uygulanan Outlet Köyü'nün şehrimizde de kurulmasını öneriyoruz. Uluslararası standartlarda, geniş hacimli bir Outlet Köyü projesini hayata geçirmeliyiz. Bu proje hem markalarımızın katma değerini artıracak hem de kentimizi bir alışveriş ve ticaret destinasyonuna dönüştürerek istihdama büyük katkı sağlayacaktır" diye konuştu. TİCARET OTURUMUNDA EĞİTİM, VERGİ VE TARIM EKONOMİSİ MASAYA YATIRILDI Açılış konuşmalarının ardından program, Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Ticaret Oturumu" ile devam etti. Oturumda, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi, Özel Öğretim Derneği Genel Başkanı ve Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Akça, TOBB Tarım Meclisi Başkanı, Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı ve Ankara Ticaret Odası 5 No'lu Hayvansal Üretim Meslek Komitesi Meclis Üyesi Murat Ülkü Karakuş ile Ankara Ticaret Odası Mali Danışmanı, Yeminli Mali Müşavir Nazmi Karyağdı konuşmacı olarak yer aldı. Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi, Özel Öğretim Derneği Genel Başkanı ve Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Akça, ekonomik kalkınmanın temelinde eğitim, kültür ve nitelikli insan kaynağının bulunduğunu belirterek, Ankara'nın bu alanlardaki güçlü altyapısıyla öne çıktığını söyledi. Ankara'nın yaklaşık 6 milyonluk nüfusuyla Türkiye nüfusunun yüzde 6,8'ini oluşturmasına karşın ülke ekonomisinin yüzde 10,5'ini ürettiğini kaydeden Akça, kentte 21 üniversitede yaklaşık 363 bin öğrencinin eğitim gördüğünü ifade etti. Ankara'nın savunma sanayi, AR-GE merkezleri ve teknoloji geliştirme bölgeleriyle bilgi ekonomisinde önemli bir merkez haline geldiğini belirten Akça, yüksek teknoloji ürünlerinin Ankara ihracatındaki payının yüzde 20 seviyesine ulaştığını, bunun Türkiye ortalamasının yaklaşık 7 katı olduğunu söyledi. Akça ayrıca, Ankara Ticaret Odası'nın son dört yılda hayata geçirdiği "Mesleki Eğitimde Ankara Modeli" kapsamında meslek liseleri ile iş dünyasını buluşturan, ahilik kültürünü de temel alan kapsamlı bir iş birliği modeli oluşturduklarını kaydetti. TOBB Tarım Meclisi Başkanı, Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı ve Ankara Ticaret Odası 5 No'lu Hayvansal Üretim Meslek Komitesi Meclis Üyesi Murat Ülkü Karakuş ise Türkiye'de tarım-sanayi entegrasyonunun güçlendirilmesi ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi gerektiğini belirtti. Kırsaldan büyükşehirlere göçün temel nedeninin ekonomik koşullar olduğunu ifade eden Karakuş, kırsalda yaşamın cazip hale getirilmesinin sürdürülebilir kalkınma açısından önem taşıdığını söyledi. Serbest piyasa ekonomisinin kurallarının etkin şekilde işletilmesi gerektiğini vurgulayan Karakuş, kamunun düzenleyici, destekleyici ve denetleyici rolünün güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Su kaynaklarının stratejik önem taşıdığını belirten Karakuş, Türkiye'nin tarım politikalarını su kaynaklarını merkeze alarak planlaması gerektiğini ifade etti. Gıda enflasyonuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Karakuş, temel tarımsal ürünlerde üretici fiyat artışlarının enflasyonun altında kaldığını, asıl sorunun üretici ile tüketici arasındaki tedarik zincirinde oluşan maliyetlerden kaynaklandığını söyledi. Ankara Ticaret Odası Mali Danışmanı, Yeminli Mali Müşavir Nazmi Karyağdı da, Ankara'nın Türkiye ekonomisindeki güçlü konumuna dikkat çekerek, yaklaşık 6 milyon nüfusa sahip kentin ülke nüfusunun yüzde 6,8'ini oluşturmasına rağmen Türkiye ekonomisine yüzde 10,5 katkı sağladığını söyledi. Ankara'nın vergi gelirlerinde İstanbul'un ardından yüzde 10 payla ikinci sırada yer aldığını belirten Karyağdı, kentte yaklaşık 1 milyon 987 bin kayıtlı çalışanın bulunduğunu, bunların yüzde 68'inin işçi, yüzde 22,9'unun memur olduğunu kaydetti. Türkiye'de yalnızca 10 ilin kamu harcamalarından daha fazla kamu geliri ürettiğini ifade eden Karyağdı, şehirlerin ekonomik olarak kendi kendine yeter hale gelmesinin önemine vurgu yaptı. Vergi sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Karyağdı, kurumlar vergisinde tek oranlı yapıya geçilmesi, geçici vergi uygulamasının iki döneme indirilmesi, stopaj yükünün azaltılması ve vergi mevzuatının dijital ekonomiye uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Programın devamında Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ'ın moderatörlüğünde, Ankara Sanayi Odası Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Cansız, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Av. Doç. Dr. Duhan Kalkan ve ODTÜ İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Taymaz'ın katılımıyla "Sanayi Paneli" düzenlendi. ASO Genel Sekreteri Prof. Dr. Cansız, Ankara sanayisinin dönüşüm vizyonu, yüksek teknolojili üretime geçiş, nitelikli insan kaynağı ve Ar-Ge ile savunma sanayii ve sivil sektör etkileşimi konularında değerlendirmelerde bulundu. Ekonomi Gazetesi Ankara Haber Müdürü Hüseyin Gökçe'nin moderatörlüğünde gerçekleştirilen Tarım ve Gıda Oturumu'nda ise Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Şahinöz ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Koç konuşmacı olarak yer aldı. Programda, OSTİM OSB Başkanı Orhan Aydın, Kamu İhale Kurumu Başkanı Hamdi Güleç, Ankara Defterdarı Yüksel Duman, Ankara YMM Odası Eşbaşkanı Yılmaz Sezer, Anadolu OSB Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay, ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Temel Aktay ve Halil İbrahim Yılmaz, Yönetim Kurulu Üyesi Ali İhsan Güçlü ile çok sayıda katılımcı da yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Eklemeli İmalat Pazarı 2033’e Kadar 169 Milyar Dolara Ulaşacak Haber

Küresel Eklemeli İmalat Pazarı 2033’e Kadar 169 Milyar Dolara Ulaşacak

Dijital üretimde yaşanan hızlı dönüşüm, küresel sanayinin üretim, stok ve tedarik zinciri modellerini yeniden tanımlıyor. Kişiselleştirilmiş üretime yönelik artan talep, küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ve sürdürülebilirlik hedefleri, eklemeli imalat teknolojilerini şirketler açısından stratejik bir yatırım alanına dönüştürüyor. Havacılıktan otomotive, sağlık teknolojilerinden savunma sanayii ve mimarlığa kadar geniş bir alanda 3D üretim çözümlerinin kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Türkiye, güçlü sanayi altyapısı ve yüksek katma değerli üretim sektörlerinden gelen artan taleple birlikte eklemeli imalat alanındaki konumunu güçlendiriyor. Endüstriyel 3D yazıcılardan ileri malzemelere, yazılım ve tasarım çözümlerinden üretim hizmetlerine kadar genişleyen ekosistem; yerli üretim kabiliyetini artırırken dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sağlıyor. Savunma sanayii, havacılık, otomotiv ve medikal teknolojilerde karmaşık, hafif ve yüksek performanslı parçaların üretimine duyulan ihtiyaç, 3D üretim çözümlerine yönelik yatırımları hızlandırıyor. Türkiye’nin eklemeli imalat, tasarım ve ileri üretim teknolojilerine odaklanan ilk ve tek ihtisas fuarı EXPO3D İstanbul, 17–19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Fuarda 100’ün üzerinde katılımcı firma, 120’den fazla marka ve 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin buluşması hedefleniyor. Yaklaşık 250 milyon dolarlık potansiyel ticaret hacmine katkı sağlaması amaçlanan organizasyon, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin katkılarıyla düzenlenecek 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı ile akademik bilgi birikimini sanayinin üretim gücüyle bir araya getirecek. ÜRETİMDE PARADİGMA DEĞİŞİMİ YAŞANIYOR Expo3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, “Cumhurbaşkanlığımızın yüksek teknoloji odaklı kalkınma vizyonu, Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında hayata geçirilen stratejiler ve sanayide dijital dönüşümü destekleyen politikalar, eklemeli imalat teknolojilerinin Türkiye’de daha hızlı yaygınlaşmasının önünü açıyor. Genç ve nitelikli mühendis nüfusu, gelişen sanayi altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla Türkiye, bölgesel bir üretim ve inovasyon merkezi olma yolunda önemli avantajlara sahip. Özellikle savunma sanayii, havacılık, medikal ve otomotiv gibi yüksek katma değerli sektörlerden gelen artan talepler, Türkiye’de eklemeli imalat ve ileri üretim teknolojileri ekosisteminin önümüzdeki dönemde güçlü bir büyüme ivmesi yakalayacağına işaret ediyor” dedi. Ünverdi, eklemeli imalat teknolojilerinin üretim anlayışını kökten değiştirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Eklemeli imalat artık yalnızca yeni bir üretim teknolojisi değil; tasarımdan nihai parçaya, bakım ve onarımdan tedarik zinciri yönetimine kadar sanayinin bütün süreçlerini dönüştüren yeni bir üretim paradigmasıdır. Küresel pazarın yıllık yüzde 20’nin üzerinde büyümesi ve 2025 yılındaki 30,5 milyar dolarlık seviyesinden 2033’te yaklaşık 169 milyar dolara ulaşmasının beklenmesi, bu dönüşümün kalıcı ve stratejik bir nitelik taşıdığını açıkça gösteriyor. EXPO3D İstanbul olarak amacımız yalnızca bir fuar düzenlemek değil; yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, yeni yatırımların ve nitelikli iş birliklerinin önünü açan, ülkemizin sanayi dönüşümüne somut katkı sağlayan sürdürülebilir bir platform oluşturmaktır. Eklemeli imalat alanındaki yerli üretim kabiliyetini, katma değerli ihracatı ve küresel rekabet gücünü artırarak Türkiye’nin teknoloji üreten ve bölgesine yön veren konumunu güçlendirmeyi; ülkemizin ekonomik ve teknolojik geleceğine kalıcı değer katmayı hedefliyoruz” dedi. Türkiye’nin stratejik konumuna dikkat çeken Ünverdi: “Türkiye; Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika arasında kurduğu üretim, ticaret ve lojistik bağlantılar sayesinde eklemeli imalat alanında bölgesel ölçekte güçlü bir konuma sahip. Gelişmiş sanayi altyapımız, mühendislik kabiliyetimiz ve yüksek katma değerli sektörlerdeki üretim deneyimimiz, ülkemizi yalnızca teknoloji kullanan değil, teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir merkez hâline getiriyor. Önümüzdeki 5–10 yıllık dönemde eklemeli imalatın nihai parça üretimi, bakım ve onarım, hafifletilmiş komponent geliştirme, kişiselleştirilmiş üretim ve dijital tedarik zincirlerindeki etkisi çok daha belirgin hâle gelecek. Bu dönüşüm, yeni sanayi düzeninin ve küresel rekabetin en kritik başlıklarından biri olacak” değerlendirmesinde bulundu. Eklemeli imalat teknolojileri, dijital tasarımların doğrudan üretime aktarılmasını sağlayarak sanayiye hız, esneklik ve tasarım özgürlüğü kazandırıyor. Karmaşık ve hafif parçaların üretilebilmesi, kalıp ihtiyacının azaltılması, düşük adetli üretim ile kişiselleştirilmiş çözümlere olanak tanıması, teknolojinin geleneksel imalat yöntemlerini tamamlayan stratejik bir üretim modeli olarak hızla yaygınlaşmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NG Kütahya Seramik, Buıldex 2026 Fuarında Yenilikçi Ürünleriyle Dikkatleri Üzerine Çekti Haber

NG Kütahya Seramik, Buıldex 2026 Fuarında Yenilikçi Ürünleriyle Dikkatleri Üzerine Çekti

NG Stone ve NG Slim koleksiyonları, mimari tasarım ve yapı teknolojilerinde sunduğu yüksek performans ve estetik çözümlerle öne çıktı. Marka, Orta Doğu pazarındaki varlığını güçlendirirken uluslararası iş birlikleri için de önemli temaslar gerçekleştirdi. Şam’da düzenlenen ve Orta Doğu’nun en önemli yapı ve inşaat platformları arasında yer alan BUILDEX Syria International Construction Exhibition, bu yıl da inşaat, yapı malzemeleri ve yeniden inşa odaklı geniş katılımla sektörün buluşma noktası oldu. Türkiye’nin global markalarından NG Kütahya Seramik, fuarda sergilediği yenilikçi ürün grupları ve yüksek teknolojiye sahip koleksiyonlarıyla ziyaretçilerin yoğun ilgisini topladı. Özellikle mimarlar, müteahhitler ve sektör profesyonelleri tarafından ziyaret edilen stand, fuarın en dikkat çeken alanları arasında yer aldı. Suriye’nin yeniden inşa sürecine paralel olarak büyük ölçekli altyapı ve yapı yatırımlarının öne çıktığı BUILDEX 2026, 700’ün üzerinde firma ve çok sayıda uluslararası katılımcıyı ağırlayarak bölgesel ticaretin en önemli platformlarından biri olduğunu bir kez daha gösterdi. Küresel Vizyon ve Stratejik Büyüme NG Kütahya Seramik, BUILDEX 2026 kapsamında gerçekleştirdiği temaslarla Orta Doğu pazarındaki varlığını güçlendirirken, uluslararası iş birlikleri ve ihracat potansiyelini artırmaya yönelik önemli görüşmeler gerçekleştirdi. Fuar boyunca sergilenen ürünler, markanın inovasyon, sürdürülebilirlik ve yüksek teknoloji üretim vizyonunu uluslararası ziyaretçilere güçlü bir şekilde aktardı. NG Stone: Hijyen, Dayanıklılık ve Estetiği Birleştiren Yeni Nesil Yüzeyler Fuarda yoğun ilgi gören NG Stone koleksiyonu, mimari yüzeylerde bütünsel bir yaklaşım sunarak mutfak ve yaşam alanlarında yeni bir standart oluşturuyor. 160x320 cm ebatlarındaki büyük yüzeyleriyle dikkat çeken NG Stone, doğal taş, mermer ve modern beton efektli tasarım seçenekleriyle estetik ve fonksiyonelliği bir araya getiriyor. Türkiye’nin NSF International gıda temas sertifikasına sahip ilk porselen seramik markası olma özelliğini taşıyan NG Stone, doğrudan gıda ile temas eden yüzeylerde maksimum hijyen güvenliği sağlıyor. Yüksek çizilme ve leke direnciyle birlikte ani ısı değişimlerine karşı dayanıklılığı, ürünü hem konut hem de ticari projeler için güçlü bir çözüm haline getiriyor. NG Slim: Mimari Özgürlüğü Yeniden Tanımlayan 3 mm Teknoloji Fuarın inovasyon odaklı ürünleri arasında öne çıkan NG Slim, 3 mm ultra ince yapısı ile modern mimaride yeni bir dönemi temsil ediyor. Hafif yapısı sayesinde bina yükünü azaltan NG Slim; dış cephe kaplamalarından mobilya yüzeylerine, kapı ve bölme sistemlerinden özel tasarım uygulamalara kadar geniş kullanım alanı sunuyor. Yüksek UV dayanımı, düşük su emme oranı ve kimyasal direnci ile sürdürülebilir mimari projelerde güçlü bir çözüm olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Mühendisliğinde Yeni Dönem: DOF Robotics İnsansı Robot Üretimi İçin Dev Yatırımı Duyurdu Haber

Türk Mühendisliğinde Yeni Dönem: DOF Robotics İnsansı Robot Üretimi İçin Dev Yatırımı Duyurdu

ürkiye'nin teknoloji ve robotik alanındaki yükselişi yeni bir yatırımla daha güç kazanıyor. Robotik sistemler, yapay zeka destekli teknolojiler ve sürükleyici deneyim çözümleri geliştiren DOF Robotics, Türkiye'nin ilk entegre hizmet robotları ve insansı robot üretim tesisini kurmaya hazırlanıyor. Şirket tarafından duyurulan yatırım planı, yalnızca üretim kapasitesinin artırılmasını değil, aynı zamanda Türkiye'nin küresel teknoloji ekosistemindeki konumunun güçlendirilmesini de hedefliyor. İstanbul Arnavutköy'de bulunan Kuzey Marmara Özel Endüstri Bölgesi'nde hayata geçirilecek DOF TECH fabrikası, robot teknolojileri alanında Türkiye'nin bugüne kadar attığı en önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Yapay zeka, otomasyon ve robotik sistemler alanındaki bilgi birikiminin üretim gücüyle buluşacağı tesis, yerli mühendislik kabiliyetlerinin uluslararası pazarlara taşınmasında kritik rol üstlenecek. DOF Robotics'ten Türkiye'nin Teknoloji Geleceğine Stratejik Hamle Son yıllarda küresel ölçekte dikkat çeken projelere imza atan DOF Robotics, eğlence teknolojileri ve robotik sistemler alanındaki tecrübesini üretim tarafına taşıyor. Marvel Studios, Angry Birds, Monster Jam, Transformers ve Smurfs gibi dünya çapında tanınan markalarla iş birlikleri gerçekleştiren şirket, şimdi odağını daha büyük bir hedefe yöneltiyor. Kurulacak yeni tesisle birlikte şirketin mevcut üretim alanının dört kat büyütülmesi planlanıyor. Yaklaşık 25 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilecek DOF TECH fabrikası, araştırma ve geliştirmeden son ürün testlerine kadar tüm süreçlerin tek merkezde yürütüldüğü entegre bir teknoloji üssü olarak faaliyet gösterecek. İnsansı Robot Üretimi İçin İlk Adım Atılıyor Teknoloji dünyasında son dönemin en dikkat çeken alanlarından biri olan insansı robot üretimi, DOF Robotics'in gelecek vizyonunun merkezinde yer alıyor. Şirket, uzun yıllardır sürdürdüğü Ar-Ge çalışmalarını yeni fabrikada somut ürünlere dönüştürmeyi hedefliyor. DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan, insansı robot projelerinin geliştirme ve prototip aşamalarının yeni tesiste yürütüleceğini açıklarken, ilerleyen dönemlerde seri üretime geçilmesinin de planlandığını belirtti. Bu hedef doğrultusunda geliştirilecek ürünlerin, "Made in Türkiye" imzasıyla dünya pazarlarında yer alması amaçlanıyor. Uzmanlar, Türkiye'de insansı robot geliştirme çalışmalarının üretim aşamasına taşınmasının teknoloji sektörü açısından önemli bir dönüm noktası olabileceğine dikkat çekiyor. Yapay Zeka ve Otonom Sistemler Fabrikanın Temelini Oluşturacak DOF Robotics'in son yıllarda yoğunlaştığı alanların başında AGV olarak bilinen otomatik yönlendirmeli araçlar, otonom mobil robotlar ve yapay zeka destekli hizmet robotları geliyor. Şirketin bu alanlarda elde ettiği deneyim, insansı robot teknolojilerine geçiş sürecinin temel yapı taşlarından biri olarak görülüyor. Yeni tesis içerisinde yazılım geliştirme, yapay zeka entegrasyonu, otomasyon sistemleri, elektronik üretim süreçleri ve robotik mühendislik faaliyetleri birlikte yürütülecek. Böylece ürün geliştirme sürecinde dışa bağımlılığın azaltılması ve daha hızlı inovasyon yapılması hedefleniyor. Küresel Robot Pazarı Hızla Büyüyor Dünya genelinde robot teknolojilerine olan ilgi her geçen yıl artıyor. Özellikle hizmet robotları pazarı, yapay zeka teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte büyük bir dönüşüm yaşıyor. Sektör analizlerine göre küresel hizmet robotları pazarının önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde büyüyerek milyarlarca dolarlık hacme ulaşması bekleniyor. Bu büyüme trendi, üretim altyapısına yatırım yapan şirketler için önemli fırsatlar sunuyor. DOF Robotics'in gerçekleştirdiği yatırımın da şirketi küresel rekabette daha güçlü bir konuma taşıması hedefleniyor. Kuzey Marmara Bölgesi Teknoloji Üssüne Dönüşüyor DOF TECH'in kurulacağı Kuzey Marmara Özel Endüstri Bölgesi, sahip olduğu lojistik avantajlarla dikkat çekiyor. İstanbul Havalimanı'na yakınlığı, otoyol bağlantıları ve liman erişimi sayesinde bölge, yüksek teknoloji yatırımları için önemli merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Şirketin bölgedeki sanayi kooperatifine ortak olması ise yalnızca mevcut yatırımın değil, gelecekte planlanan büyüme projelerinin de işareti olarak değerlendiriliyor. Bu stratejik adım, üretim kapasitesinin artırılması ve yeni teknoloji yatırımlarının hayata geçirilmesi açısından önemli bir zemin oluşturuyor. Türkiye Robot Teknolojilerinde Yeni Bir Eşiğe Yaklaşıyor Küresel ölçekte yapay zeka ve robot teknolojileri rekabetinin hız kazandığı bir dönemde gerçekleştirilen bu yatırım, Türkiye'nin yüksek teknoloji üretim kapasitesini artırma hedefleriyle de örtüşüyor. Yerli mühendislik gücüyle geliştirilecek hizmet robotları ve insansı robot projeleri, hem teknoloji ihracatına katkı sağlayacak hem de Türkiye'nin inovasyon ekosistemini güçlendirecek. DOF Robotics'in hayata geçireceği yeni tesis, yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda Türkiye'nin robotik ve yapay zeka alanındaki gelecek vizyonunu temsil eden önemli bir teknoloji üssü olarak görülüyor.

Başkan Şadi Özdemir sanayicilerle buluştu Haber

Başkan Şadi Özdemir sanayicilerle buluştu

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sanayicilerle bir araya geldi. Programa Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi Başkan Vekili Murat Çağlar, Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) Başkanı Erol Gülmez, Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi (HOSAB) Başkanı Ömer Faruk Korun, Kayapa Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Yalçın Toy, Bursa Tekstil Boyahaneleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (TOSAB) Başkan Vekili Sami Bilge, Bursa Organize Sanayi Bölgesi (BOSB) Müdür Yardımcısı Onur Onurlu ve bölge temsilcileri ile Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları katıldı. Bölge temsilcileri Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nin mevcut yapısı ve yürütülen çalışmalar hakkında detaylı bir sunum yaptı. Programda konuşan Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Murat Çağlar, bölgenin ham deri işleme kapasitesinin günlük 600 ton olduğunu belirterek, dünyada 3. sırada yer aldıklarını söyledi. Çağlar, Nilüfer’de sürdürülebilir bir sanayiyi desteklemek için arıtma tesisini büyüteceklerini sözlerine ekledi. KATILIMCI YÖNETİM VURGUSU Nilüfer’in geleceğine dair vizyonunu paylaşan Başkan Şadi Özdemir, Bursa’nın çok güçlü bir potansiyeli barındırdığını ifade etti. Kentin insan kaynağı birikimi ve sermaye birikimine dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, “Yüksek teknoloji geliştirmeye uygun bir altyapısı var” dedi. Yönetim anlayışlarının merkezinde katılımcılığın olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Amacımız herkesin sesinin yansıdığı bir Nilüfer yaratmak. Toplumun her kesiminden insanın kendisini bu kente ait hissetmesini istiyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.