Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yükseköğretim

Kapsül Haber Ajansı - Yükseköğretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yükseköğretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Diş Hekimliğinde 'Vaka Çeşitliliği' ve 'Yapay Zekâ' Dönemi! Haber

Diş Hekimliğinde 'Vaka Çeşitliliği' ve 'Yapay Zekâ' Dönemi!

Üniversiteli olma yolunda yeni bir süreç başladı. Yükseköğretim Kurumları Sınavı ek yerleştirme tercihleri 17 Eylül itibariyle başladı. Tercih işlemleri 21 Eylül'e kadar devam edecek. Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yücel, öğrencilerin klinik deneyim, dijital teknoloji, yapay zekâ ve bilimsel çalışmalarla desteklenerek geleceğin diş hekimliğine nasıl hazırlandığı hakkında açıklamalarda bulundu. Teorik bilgi, gerçek vakalarla buluşuyor… Diş hekimliği eğitiminin yalnızca dersliklerde öğrenilebilecek bir alan olmadığını dile getiren Prof. Dr. Ergün Yücel, “Öğrencinin teorik bilgisini gerçek vakalarla buluşturması mesleki gelişimin en önemli aşamalarından biri.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde uygulamalı eğitime büyük önem verdiklerini aktaran Prof. Dr. Yücel, “Alanında deneyimli akademisyenlerimiz sayesinde öğrencilerimiz yalnızca teorik bilgi almıyor; gerçek hasta deneyimiyle mesleklerini öğreniyorlar. Öğrencinin klinik ortamı tanıması, farklı vakalarla karşılaşması ve akademisyenlerinin gözetiminde klinik karar süreçlerini deneyimlemesi, mezuniyet sonrasına çok daha donanımlı hazırlanmasını sağlıyor.” diye konuştu. Fazla vaka, mesleğe güçlü başlangıç… Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesinin eğitim sürecindeki en önemli avantajlardan biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yücel, özellikle SGK anlaşmasının hasta ve vaka çeşitliliği açısından öğrencilere önemli bir klinik deneyim sunduğunu kaydetti. Prof. Dr. Yücel, “SGK anlaşmamız sayesinde hasta sayımız süreklilik gösteriyor. Öğrencilerimiz çok farklı yaş gruplarından ve farklı hastalıklardan oluşan geniş bir vaka çeşitliliğini görme fırsatı yakalıyor. Diş hekimliği uygulamaya dayalı bir meslek. Mezun olmadan önce ne kadar fazla vaka görürlerse mesleğe o kadar güçlü başlıyorlar.” ifadelerini kullandı. “Öğrenciler teori ile pratiği aynı gün içerisinde kolaylıkla bir araya getirebiliyor” Fakültenin fiziksel yapılanmasının teori ve uygulamanın bir arada yürütülmesini kolaylaştırdığını aktaran Prof. Dr. Yücel, Diş Hastanesi, uygulama klinikleri, preklinik laboratuvarları ve dersliklerin aynı bina içerisinde bulunmasının öğrenciler açısından önemli bir avantaj olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yücel, “Kliniklerimiz, Diş Hastanemiz, dersliklerimiz ve preklinik laboratuvarlarımız aynı bina içerisinde bulunuyor. Böylece öğrencilerimiz teori ile pratiği aynı gün içerisinde kolaylıkla bir araya getirebiliyor. Bu entegre yapı eğitim kalitesine önemli katkı sağlıyor.” şeklinde konuştu. “Preklinik laboratuvarları öğrencinin klinik döneme hazırlanmasında kritik bir rol üstleniyor” Diş hekimliği eğitiminde el becerisi ve uygulama yetkinliğinin aşamalı olarak geliştirilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Yücel, preklinik laboratuvarlarının öğrencinin klinik döneme hazırlanmasında kritik bir rol üstlendiğini kaydetti. Öğrencilerin teorik bilgilerini uygulamayla pekiştirerek klinik aşamaya hazırlandığını ifade eden Prof. Dr. Yücel, böylece gerçek hastayla karşılaşmadan önce mesleki becerilerini geliştirme imkânı bulduklarını dile getirdi. “Gelecek 10 yılda sadece el becerisi yeterli olmayacak” Diş hekimliğinde yaşanan teknolojik dönüşümün eğitim modelini de değiştirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Yücel, geleceğin diş hekimlerinin geleneksel klinik becerilerinin yanı sıra dijital sistemlere de hâkim olması gerektiğini söyledi. “Diş hekimliği çok hızlı değişen bir meslek alanı.” diyen Prof. Dr. Yücel, “Gelecek 10 yıla baktığımızda artık sadece el becerisi yeterli olmayacak. Bunun yanında teknolojiyle iç içe olmak, dijital sistemleri kullanabilmek, hatta yapay zekâyı anlayabilmek çok daha önemli hâle geliyor. Biz öğrencilerimizi yalnızca bugünün değil, geleceğin diş hekimliği dünyasına hazırlıyoruz.” dedi. Öğrenciler dijital sistemleri görerek ve deneyimleyerek mezun oluyor! Dijital teknolojilerin teşhis ve tedavi süreçlerini daha hızlı ve etkin hâle getirdiğini belirten Prof. Dr. Yücel, öğrencilerin eğitim sırasında bu sistemlerle tanışmasının mezuniyet sonrası mesleki adaptasyon açısından önem taşıdığını ifade etti ve şunları söyledi: “Dijital sistemlerin gelişmesiyle tedavi planlamaları daha hızlı ve daha doğru hâle geliyor. Öğrencilerimiz eğitim süreçlerinde dijital görüntüler üzerinde çalışıyor, analiz yapmayı öğreniyor ve klinik kararlarını daha bilinçli şekilde oluşturuyor. Dijital sistemleri görerek ve deneyimleyerek mezun oluyorlar.” “Yapay zekâ, hekimin karar süreçlerini destekleyen bir araç olarak değerlendirilmeli” Yapay zekâ destekli sistemlerin de modern diş hekimliğinin önemli araçlarından biri hâline geldiğini dile getiren Prof. Dr. Yücel, bu teknolojilerin hekimin yerini alan değil, hekimin karar süreçlerini destekleyen araçlar olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. “Bugün yaşamın birçok alanında olduğu gibi diş hekimliğinde de yapay zekâ hem klinik uygulamalarda hem de öğrenci eğitiminde giderek daha fazla yer alıyor.” diyen Prof. Dr. Yücel, “Özellikle erken teşhis konusunda yapay zekâ destekli sistemler hekime ikinci bir göz gibi yardımcı oluyor. Böylece gözden kaçabilecek bazı bulguların atlanmasının önüne geçilebiliyor.” ifadelerini kullandı. “Mezunlarımızın araştıran, sağlık teknolojileriyle ilgilenen ve bilime katkı sunabilen diş hekimleri olmalarını amaçlıyoruz” “Öğrencilerimizin yalnızca bilgi tüketen değil, bilgi üreten bireyler olmalarını önemsiyoruz.” diyen Prof. Dr. Yücel, “Proje temelli öğrenci kongreleri düzenliyor, öğrencilerimizi ulusal ve uluslararası kongrelere katılmaları için teşvik ediyor ve bilimsel çalışmalarda aktif görev almalarını destekliyoruz. Mezunlarımızın araştıran, sağlık teknolojileriyle ilgilenen ve bilime katkı sunabilen diş hekimleri olmalarını amaçlıyoruz.” dedi. DUS kontenjanlarının açılmış olması önemli bir avantaj! Mezuniyet sonrasındaki uzmanlaşma sürecine de dikkat çeken Prof. Dr. Yücel, “Fakültemizde DUS kontenjanlarının açılmış olması önemli bir avantaj. Bunun yanında öğrencilerimizin uzmanlık sınavına hazırlık süreçlerini de destekliyoruz. Akademik kariyer hedefleyen öğrencilerimize güçlü bir altyapı sunuyoruz.” diye konuştu. “Geleceğin diş hekimlerinin klinik deneyim, teknoloji bilgisi ve insani becerileri bir arada taşıması gerekiyor” Geleceğin diş hekiminin klinik deneyim, teknoloji bilgisi ve insani becerileri bir arada taşıması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ergün Yücel, sözlerini şöyle tamamladı: “Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin diş hekimliğinin merkezinde insan var. Hastayla kurulan iletişim, güven ve empati insan odaklı mesleğimizin en önemli unsurları. Öğrencilerimizin güçlü klinik deneyime sahip, dijital teknolojileri kullanabilen, bilimsel gelişmeleri takip eden ama aynı zamanda hastasını anlayan hekimler olarak mezun olmalarını önemsiyoruz. Öğrencilerimiz sadece tedavi yapmayı değil, hastayla doğru şekilde iletişim kurmayı da öğreniyorlar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yks Ek Yerleştirme, Üniversite Hayali İçin İkinci Şans Sunuyor! Haber

Yks Ek Yerleştirme, Üniversite Hayali İçin İkinci Şans Sunuyor!

Ek yerleştirmede en kritik noktalardan birinin taban puan şartı olduğuna dikkat çeken Akoğlan, tercih listesinin yalnızca puana bakılarak değil, adayın gerçekten okumak istediği bölümlere göre hazırlanması gerektiğini vurguladı. Akoğlan, “Kazanıldığı takdirde gidilmeyecek hiçbir programa listede yer verilmemelidir. Çünkü ek yerleştirmede bir bölüme yerleşip kayıt yaptırmamak, bir sonraki yıl Ortaöğretim Başarı Puanının yarı yarıya kırılmasına yol açarak ciddi bir hak kaybı yaratır.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ek yerleştirme sürecinde adayların dikkat etmesi gereken noktaları değerlendirdi. “Ek yerleştirme son derece değerli bir ikinci şans” YKS genel yerleştirme sonuçlarının ardından herhangi bir yükseköğretim programına yerleşemeyen veya ilk aşamada tercih bildiriminde bulunmayan adayların ek yerleştirme sürecini dikkatle değerlendirmesi gerektiğini belirten Özgür Akoğlan, “Ek yerleştirme süreci, üniversite hayallerine ulaşma yolunda son derece değerli bir ikinci şans sunmaktadır.” dedi. Ek yerleştirmeden kimlerin yararlanabileceğine ilişkin de bilgi veren Özgür Akoğlan, “Bu süreçten yalnızca merkezi yerleştirmede açıkta kalanlar, ilk dönemde hiç tercih yapmamış olanlar ve özel yetenek sınavıyla bir programa kayıt hakkı kazanan adaylar faydalanabilmektedir.” ifadelerini kullandı. Genel yerleştirmede bir programa yerleşen aday ek yerleştirme yapamıyor Ek yerleştirme sürecinde adayların en sık gözden kaçırdığı konulardan birinin başvuru hakkı olduğunu belirten Özgür Akoğlan, “Genel yerleştirmede örgün ya da açık öğretim fark etmeksizin herhangi bir yükseköğretim programına yerleştirilen adaylar ise kayıt yaptırmış olsunlar ya da olmasınlar ek yerleştirmeye başvuru hakkını kaybetmektedir.” diye konuştu. En kritik kural taban puan şartı Ek yerleştirmede adayların puanlarını değerlendirirken genel yerleştirmeden farklı bir mantıkla hareket etmesi gerektiğini söyleyen Özgür Akoğlan, “Ek yerleştirmenin en kritik ve belirleyici kuralı taban puan şartıdır. İlk yerleştirmede kontenjanı tamamen dolan ve kayıt yaptırmama veya feragat nedeniyle boş kalan programları tercih edebilmek için adayın YKS yerleştirme puanının, o bölümün oluşan genel yerleştirme taban puanına eşit veya bu puandan yüksek olması zorunludur. Puanı taban puanın altında kalan adayların bu programlara yerleşmesi sistem tarafından mümkün kılınmazken; ilk yerleştirmede kontenjanı dolmayan veya yeni açılan bölümlerde taban puan oluşmadığı için ilgili puan türünde puanı hesaplanan tüm adaylar bu programları tercih edebilmektedir.” şeklinde konuştu. Başarı sırası şartları ek yerleştirmede de devam ediyor Tıp, diş hekimliği, eczacılık, hukuk, mimarlık, mühendislik ve öğretmenlik gibi bölümlerde uygulanan başarı sırası koşullarının ek yerleştirmede de geçerli olduğunu ifade eden Akoğlan, “Başarı sırası barajı kuralı ek yerleştirmede de eksiksiz olarak geçerliliğini korumaktadır.” dedi. “Tercih listenizi puana göre değil, isteğinize göre sıralayın” Adayların 24 tercih hakkını kullanırken gerçek istek sırasını esas alması gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, “Genel yerleştirmedeki başarı sırası mantığının yerini güncel taban puan analizinin alması gerekmektedir. Tercih listesi puana göre değil, adayın gerçek istek sırasına göre oluşturulmalı; kazanıldığı takdirde gidilmeyecek hiçbir programa listede yer verilmemelidir. Çünkü ek yerleştirmede bir bölüme yerleşip kayıt yaptırmamak, bir sonraki yıl Ortaöğretim Başarı Puanının (OBP) yarı yarıya kırılmasına yol açarak ciddi bir hak kaybı yaratır. Bu nedenle adayların hem hedefledikleri bölümleri hem de yerleşme ihtimali kuvvetli garantör seçenekleri dengeli bir dağılımla listelerine eklemeleri gerekir.” şeklinde konuştu. Sadece puana değil, üniversitenin sunduğu imkânlara da bakılmalı Üniversite ve bölüm seçiminde yalnızca puan uyumunun dikkate alınmasının yeterli olmadığını ifade eden Özgür Akoğlan, “Bölüm ve üniversite seçiminde sadece puan uyumu değil; kurumların akademik kadrosu, akreditasyonları, çift anadal (ÇAP) ve Erasmus+ değişim olanakları, vakıf üniversitelerinin burs kesinti şartları ile kampüsün ulaşım ve barınma imkanları titizlikle araştırılmalıdır. Günümüz dinamiklerinde bilişim ve yapay zeka odaklı mühendislikler, sağlık ve yaşam bilimleri, yeni nesil yönetim alanları ile sektörel istihdamı yüksek iki yıllık meslek yüksekokulu programları güçlü alternatifler sunmaktadır.” dedi. Tercihi yapmak yetmiyor, ödeme süreci de tamamlanmalı Ek yerleştirme sürecinin teknik aşamalarının da dikkatle takip edilmesi gerektiğine işaret eden Akoğlan, Özgür Akoğlan, “Tercihlerin ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi üzerinden onaylanmasının ardından, belirlenen ek yerleştirme ücretinin resmi süre içinde ÖSYM Kartlı Ödeme Sistemi veya anlaşmalı bankalar aracılığıyla yatırılması şarttır; zira ücreti ödenmeyen başvurular sistem tarafından doğrudan geçersiz sayılmaktadır. Ek yerleştirme sürecini profesyonel bir rehberlik desteği alarak, motivasyonu kaybetmeden ve bilinçli adımlarla yönetmek hedeflenen üniversiteye yerleşme kapısını aralayacaktır.” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AWS, Öğrencilerin Bulut ve Yapay Zekâ Eğitimine 500 Milyon Dolardan Fazla Kaynak Ayırıyor Haber

AWS, Öğrencilerin Bulut ve Yapay Zekâ Eğitimine 500 Milyon Dolardan Fazla Kaynak Ayırıyor

AWS, yeni bir Student Rewards programını AWS Builder Center’da hayata geçiriyor. Program kapsamında başvuruları onaylanan yükseköğretim öğrencileri proje geliştirirken ve toplulukla etkileşim kurarken AWS kredileri, 12 aylık premium Skill Builder erişimi ve AWS Foundational Certification sınav kuponu kazanma gibi imkânlardan faydalanabiliyor. Dünya genelindeki üniversite öğrencilerinin bulut ve yapay zekâ alanlarında kariyerlerine başlamaları için ihtiyaç duydukları eğitim, araçlar ve sertifikalarla desteklenmesi için bu girişime 500 milyon dolardan fazla kaynak ayrılacak. Tüm geliştiriciler AWS Builder Center’dan yararlanabiliyor Her seviyeden geliştirici için oluşturulan bir topluluk olan AWS Builder Center, kayıt sonrasında geliştiricilerin AWS teknolojilerini keşfetmesine, bilgi ve deneyimlerini geliştirmesine ve çalışmalarını paylaşmasına yönelik çeşitli imkânlar sunuyor: AWS’in ürün ve servislerini öğrenmeye yönelik uygulamalı atölyelere erişimMakalelere erişim ve yazdıkları makaleleri yayınlama ile proje paylaşımı ve çalışmalarının sergilenmesi için profil oluşturma imkânlarıDünya genelindeki geliştiricilerle bağlantı kurmayı sağlayan, konu ve bölgelere göre düzenlenmiş Community Spaces’a erişim Student Rewards programı bu temelin üzerine kuruldu. Üniversitede öğrenim gören 18 yaş ve üzerinde bir öğrenci, öğrenci statüsünü doğrulayıp Builder Center profilini tamamladığında, 900'den fazla kurs, uygulamalı laboratuvar, sertifika sınavı hazırlıkları ve oyun tabanlı öğrenme içeren 12 aylık premium Skill Builder erişimine hemen sahip oluyor. Öğrenciler, Builder Center’daki makale yayınlama, yorum yapma, toplulukla etkileşimi sürdürme gibi etkinlikler aracılılığıyla rozet kazandıkça ek ödüllere erişebiliyor. Aşama Ödül Öğrenci statüsünün onaylanması ve profilin tamamlanması Skill Builder Premium’a 12 aylık erişim (449 dolar değerinde) 7 rozet 10 dolarlık AWS kredisi 14 rozet 20 dolarlık AWS kredisi 21 rozet AWS Foundational Certification sınav kuponu Toplam potansiyel değer: Öğrenci başına 579 dolar (30 dolarlık AWS kredisi, 100 dolar değerindeki sertifika sınavı kuponu ve 449 dolar değerindeki 12 aylık premium Skill Builder erişimi). 60'tan fazla ülkedeki üniversitelerde öğrenciler tarafından yönetilen topluluklar olan AWS Student Builder Groups’ta öğrenciler bir araya gelerek bulut teknolojilerini keşfediyor, projeler üretiyor ve akranlarıyla birlikte becerilerini geliştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Son Sınıfların Yüzde 45’i Tercih Yapmadı!  Haber

Son Sınıfların Yüzde 45’i Tercih Yapmadı! 

2026 YKS yerleştirme sonuçlarını değerlendiren Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, gençlerin üniversite tercihlerinde önemli bir zihniyet değişimi yaşandığını söyledi. Özgür Akoğlan, “2026 YKS yerleştirme sonuçları, adayların istihdam olanaklarını ve rasyonel tercih stratejilerini merkeze aldığı, devlet üniversitelerinde ise rekor doluluk oranlarının kaydedildiği güçlü bir tablo ortaya koymaktadır.” dedi. Yerleşen adayların yaklaşık yüzde 52’sinin mezun grubundan oluştuğunu ifade eden Özgür Akoğlan, “Tercih hakkı kazanan son sınıf öğrencilerinin yüzde 45’ten fazlasının hedeflerini sonraki yıla erteleyerek tercih yapmaması dönemin en belirgin dinamiklerinden birini oluşturmuştur.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarını değerlendirdi. Adaylar artık mezun olduklarında ne yapacaklarını da düşünüyor Sınava yaklaşık 2 milyon 255 bin adayın girdiğini hatırlatan Özgür Akoğlan, “2026 YKS yerleştirme sonuçları, adayların istihdam olanaklarını ve rasyonel tercih stratejilerini merkeze aldığı, devlet üniversitelerinde ise rekor doluluk oranlarının kaydedildiği güçlü bir tablo ortaya koymaktadır. Sınava katılan yaklaşık 2 milyon 255 bin adaydan 1 milyon 279 bin 439’u tercihte bulunmuş; açık ve uzaktan öğretim dahil olmak üzere toplam 730 bin 854 öğrenci yükseköğretim kurumlarına yerleşmiştir.” dedi. Tercih hakkı olduğu halde tercih yapmayan adaylar dikkat çekti Yerleşen adayların yaklaşık yüzde 52’sinin mezun grubundan oluştuğunu ifade eden Özgür Akoğlan, şunları söyledi: “Yerleşen adayların yaklaşık yüzde 52’sinin mezun gruptan oluşması ve tercih hakkı kazanan son sınıf öğrencilerinin yüzde 45’ten fazlasının hedeflerini sonraki yıla erteleyerek tercih yapmaması dönemin en belirgin dinamiklerinden birini oluşturmuştur. Adayların yüzde 40’ının ilk üç, yüzde 55’inin ise ilk beş tercihine yerleşmesi, hazırlanan listelerin oldukça stratejik ve isabetli olduğunu göstermektedir.” İki yıllık teknik eğitime olan ilgi arttı Devlet üniversitelerinin örgün programlarında doluluk oranının yüzde 99,52’ye ulaştığını belirten Akoğlan, “Üniversite ve program türlerine göre doluluk oranları değerlendirildiğinde, devlet üniversitelerine yönelik talebin zirveye ulaştığı görülmektedir. Devlet üniversitelerinin örgün programlarında doluluk oranı yüzde 99,52 olarak gerçekleşirken, devlet meslek yüksekokullarında açılan 481 bin kontenjandan yalnızca 37’sinin boş kalması iki yıllık teknik eğitime olan ilginin somut bir kanıtı olmuştur. Artan eğitim maliyetlerinin etkisiyle vakıf üniversitelerinde doluluk oranı yüzde 79,70 seviyesinde kalmış, ülke genelinde boş kalan yaklaşık 35 bin kontenjanın ağırlıklı bölümünü vakıf kurumlarının ücretli ve kısmi burslu programları oluşturmuştur.” diye konuştu. Tıp ve sağlık alanlarına ilgi sürüyor Başarı sırası barajı uygulanan Tıp, Hukuk, Diş Hekimliği ve Eczacılık gibi geleneksel meslek alanlarının devlet üniversitelerindeki kontenjanlarının tamamen dolduğunu belirten Akoğlan, şöyle devam etti: “Bölüm bazındaki yönelimlerde başarı sırası barajı bulunan Tıp, Hukuk, Diş Hekimliği ve Eczacılık gibi geleneksel kariyer alanları devlet üniversitelerindeki kontenjanlarının tamamını eksiksiz doldurmuştur. Mühendislik fakültelerinde doluluk yüzde 98’in üzerine çıkarken; Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji gibi temel bilimler ile temel eğitim ve öğretmenlik programları fire vermemiştir. Ön lisans düzeyinde ise İlaç Üretim Teknolojisi, Paramedik, Bilişim Güvenliği ve Mekatronik gibi doğrudan iş gücü piyasasına ve saha uygulamalarına yönelik branşlar en çok talep gören alanlar arasında yer almıştır.” Yapay zekâ programlarına ilgi yüksek 2026 YKS’nin en çarpıcı sonuçlarından birinin yapay zekâ ve dijital teknolojiler alanındaki programlarda görüldüğünü ifade eden Özgür Akoğlan, “Gençlerin tercihlerinde mesleki gelecek güvencesi ve dijital dönüşüm birincil karar mekanizması haline gelmiştir. Bu doğrultuda Yapay Zekâ Mühendisliği, Makine Öğrenmesi, Veri Mühendisliği, Robotik Sistemler, Yapay Zekâ Destekli Kodlama ve Yapay Zekâ Operatörlüğü programlarının tamamında yüzde yüz doluluk sağlanmıştır. Adaylar istihdam piyasasında karşılığı belirsiz kalan alanlardan uzaklaşarak doğrudan teknik uzmanlık, veri analitiği ve siber güvenlik odaklı disiplinlere yönelmiş; ilk kez öğrenci kabul eden İşletme ve Yapay Zekâ gibi hibrit programların üst sıralardan dolması da iş dünyası ile teknolojiyi birleştiren profillere olan ilginin somut bir yansıması olmuştur.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üniversiteye Yerleşen Adaylar İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler Haber

Üniversiteye Yerleşen Adaylar İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte üniversiteye yerleşen adaylar için yeni bir dönem başlıyor. Tercih sürecinin tamamlanmasının ardından gözler bu kez üniversite kayıtlarına çevrilirken, adayların kayıt tarihlerini, gerekli belgeleri ve varsa programlarına ilişkin özel koşulları dikkatle takip etmeleri gerekiyor. 2026-YKS sonuçlarına göre bir yükseköğretim programına kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri 24-28 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Elektronik kayıtlar ise 24-26 Ağustos tarihleri arasında e-Devlet üzerinden yapılabilecek. Üniversiteye kayıt sürecinin öğrencilerin eğitim hayatındaki ilk önemli adımlardan biri olduğunu belirten İstanbul Rumeli Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanı Dilek Aksakal, adayların kayıt işlemlerini son günlere bırakmamaları ve üniversiteler tarafından açıklanan güncel bilgileri takip etmeleri gerektiğini söyledi. Kayıt Tarihlerini Kaçırmayın Elektronik kayıt hakkı bulunan adaylar, 24-26 Ağustos tarihleri arasında e-Devlet üzerinden kayıt işlemlerini gerçekleştirebilecek. Yüz yüze kayıt yapmak isteyen adayların ise 24-28 Ağustos tarihleri arasında yerleştirildikleri yükseköğretim kurumunun kayıt işlemlerine ilişkin duyurularını takip etmeleri gerekiyor. Adayların e-kayıt işlemini tamamladıktan sonra elektronik kayıt belgelerini kontrol etmeleri, üniversitelerinin ayrıca talep ettiği belge veya işlemler bulunup bulunmadığını öğrenmeleri önem taşıyor. Elektronik kayıt yaptıran adayların da eğitim-öğretim dönemi öncesinde üniversitelerinin resmi internet sitelerinde yayımlanan duyuruları takip etmeleri gerekiyor. Gerekli Belgeler Önceden Hazırlanmalı Kayıt sürecinde adaylardan genel olarak lise mezuniyet belgesi veya diploma, YKS yerleştirme belgesi ve üniversitenin talep ettiği diğer belgeler istenebiliyor. Programın niteliğine göre sağlık raporu, adli sicil belgesi veya farklı özel koşullara ilişkin belgeler de gerekebiliyor. Dilek Aksakal, özellikle özel koşul gerektiren programlara yerleşen adayların kayıt tarihini beklemeden gerekli belgeleri hazırlamalarının önemli olduğunu belirterek, “Adaylarımızın yalnızca kayıt tarihlerini değil, yerleştirildikleri programın özel koşullarını da dikkatle incelemeleri gerekiyor. Bazı programlarda sağlık, fiziki yeterlilik veya farklı belge şartları bulunabiliyor. Bu nedenle kayıt öncesinde gerekli kontrollerin yapılması sürecin sorunsuz ilerlemesi açısından büyük önem taşıyor” dedi. Mezuniyetini Henüz Tamamlayamayanlara Geçici Kayıt İmkânı Bir yükseköğretim programına yerleştiği halde ortaöğretim kurumundan henüz mezun olamayan ve bütünleme veya tek ders sınavına girecek adaylar için geçici kayıt imkânı da bulunuyor. Bu durumdaki adayların mezuniyet belgelerini ilgili üniversitenin belirlediği süre içerisinde teslim etmeleri gerekiyor. Açık Öğretim Lisesinde öğrenim gören ve bir yükseköğretim programına yerleşen adayların da mezuniyet durumlarına ilişkin tarihleri dikkatle takip etmeleri önem taşıyor. Belirlenen süre içerisinde gerekli belgelerin teslim edilmemesi durumunda kayıtla ilgili sorun yaşanabileceği için adayların üniversitelerinin duyurularını takip etmeleri gerekiyor. Kayıtla Birlikte Üniversite Hayatı Başlıyor Kayıt işleminin tamamlanmasıyla birlikte öğrenciler için yeni bir dönem başlıyor. Üniversiteye ilk kez adım atacak öğrencilerin kayıt sonrasında Öğrenci Bilgi Sistemi'ne erişimlerini kontrol etmeleri, kişisel bilgilerini güncellemeleri ve akademik takvimi incelemeleri gerekiyor. Ders kayıtları, ders programları, oryantasyon tarihleri ve akademik takvimde yer alan diğer önemli tarihler öğrencilerin takip etmesi gereken başlıklar arasında bulunuyor. Üniversitelerin öğrenci bilgi sistemleri ve resmi iletişim kanalları üzerinden yaptığı duyuruların düzenli olarak kontrol edilmesi, öğrencilerin eğitim hayatlarının ilk döneminde herhangi bir aksaklık yaşamamalarına yardımcı oluyor. Dilek Aksakal, kayıt sürecinin yalnızca belge tesliminden ibaret olmadığını vurgulayarak, “Üniversiteye kayıt, öğrencinin yeni eğitim hayatına attığı ilk adım. Bu nedenle adaylarımızın kayıt tarihlerini ve gerekli belgeleri önceden kontrol etmelerini, kayıt sonrasında ise akademik takvim, ders kayıtları ve oryantasyon gibi süreçleri yakından takip etmelerini öneriyoruz. Doğru bilgiye zamanında ulaşmak, üniversiteye daha planlı ve güvenli bir başlangıç yapılmasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mezuna Kalmak Bir Yılı Belirsizliğe Bırakmak Olabilir! Haber

Mezuna Kalmak Bir Yılı Belirsizliğe Bırakmak Olabilir!

Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, mezuna kalma kararının yalnızca “daha iyi bir sıralama yaparım” düşüncesiyle verilmemesi gerektiğini belirterek, “Kariyer ve yaşam, tek bir sınav kâğıdına sıkıştırılamayacak kadar geniştir. Bazen en stratejik başarı, hayatı durdurmak değil; mevcut zemine basıp rotayı yürürken inşa etmektir.” dedi. Üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte öğrenciler ve aileler açısından yeni bir karar dönemi başladı. Beklediği sıralamayı elde edemeyen ya da hedeflediği üniversite ve bölüme yerleşemeyen bazı adaylar, kazandıkları programın sunduğu olanakları incelemeden “mezuna kalma” seçeneğine yöneliyor. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, mezuna kalma kararının yalnızca üniversitenin adı veya sıralama beklentisi üzerinden verilmemesi gerektiğini anlattı. “Kazanılan bölüm analiz edilmeden verilen kararlar sağlıklı olmayabilir” Yerleştirme sonrasında sıklıkla karşılaşılan örüntülerden birinin, adayların kazandıkları programları yeterince araştırmadan yeniden sınava hazırlanmayı düşünmeleri olduğunu ifade eden Özgür Akoğlan, şunları söyledi: “Üniversite yerleştirme sonuçlarının ilan edilmesiyle birlikte sıklıkla karşılaştığımız durumlardan biri, adayların yerleştikleri programları derinlemesine analiz etmeden doğrudan mezuna kalma eğilimi göstermeleridir. Kazanılan bölümün akademik profili, akreditasyonları, sektörel entegrasyonu ve mezun istihdam oranları nesnel ölçütlerle değerlendirilmeden verilen bu ani kararlar, çoğu zaman rasyonel bir kariyer planlamasından ziyade bilişsel çarpıtmalar ve çevresel dinamiklerin baskısıyla şekillenmektedir.” “Ya hep ya hiç düşüncesi başarıyı görünmez hale getirebiliyor” Mezuna kalma kararında özellikle mükemmeliyetçi düşünce kalıplarının etkili olabildiğini kaydeden Özgür Akoğlan, “Çoğu zaman bu tercihi yöneten dinamik, hedeflerin uyuşmazlığından ziyade ‘ya hep ya hiç’ şeklinde çalışan katı bir mükemmeliyetçiliktir. İlk birkaç binde yer almayı hayal ederken biraz daha geride bir sıralama elde eden aday, elindeki somut başarıyı bir anda yok sayar. Sosyal medyadaki filtrelenmiş başarı hikayeleri, ailelerin örtük beklentileri ve akranlar arası prestij yarışı birleştiğinde; birkaç popüler üniversite dışındaki tüm seçenekler adayın zihninde peşinen ‘değersiz’ etiketini alır. Sonuç, bir meslek edinme sürecinin salt bir statü mücadelesine indirgenmesidir.” dedi. “Mezun yılı doğrusal ve garantili bir denklem değil” Mezuna kalmanın bazı öğrenciler için doğru bir seçenek olabileceğini ancak bunun psikolojik ve akademik maliyetlerinin de hesaba katılması gerektiğini ifade eden Özgür Akoğlan, “Oysa mezun yılı, dışarıdan zannedildiği gibi yalnızca ‘bir yıl daha soru çözüp sıralamayı katlamak’ kadar doğrusal ve garantili bir denklem değildir. Akranlar yeni bir yaşama adım atarken evde kalmanın yarattığı sosyal yalıtılmışlık, zamanla derinleşen motivasyon kayıpları ve ‘bu defa kesin başarmalıyım’ baskısının arttığı sınav anı kaygısı ciddi bir psikolojik direnç gerektirir. Üstelik bir programa yerleşmiş olmanın getirdiği %50 azalan Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) kesintisi gibi sistemsel engeller, yeni yıla doğrudan puan dezavantajıyla başlanmasına yol açar.” diye konuştu. Üniversiteye başlamak diğer seçeneklerin kapısını kapatmıyor Bir programa yerleşmenin öğrencinin kariyer yolunu geri dönülmez biçimde belirlemediğinin altını çizen Özgür Akoğlan, “Burada gözden kaçırılan temel gerçek şudur: Üniversite kapısından içeri girmek, diğer tüm seçenekleri yok etmez; aksine yeni geçiş koridorları açar. Günümüz yükseköğretim yapısı; merkezi puanla veya genel not ortalamasıyla yatay geçiş, çift ana dal (ÇAP), yan dal ve yurt dışı değişim programları gibi dinamik alternatifler sunar.” şeklinde konuştu. “Üniversite öğrencinin yetkinlik sermayesini erkenden geliştirebilir” Üniversite yaşamının yalnızca derslerden ibaret olmadığını vurgulayan Akoğlan, “Zamanı tekrar eden sınav stresinde tüketmek yerine üniversite ekosistemine dahil olmak; öğrencinin çoktan seçmeli test kalıplarından çıkarak proje yönetimi, yabancı dil, kulüp organizasyonları ve sektörel bağlantılar üzerinden kendi yetkinlik sermayesini erkenden inşa etmesini sağlar.” ifadesinde bulundu. Diplomanın üzerindeki bölüm adı tek başına kariyeri belirlemiyor İş dünyasının da son yıllarda ciddi biçimde değiştiğine işaret eden Akoğlan, şöyle devam etti: “En kritik gerçeklerden biri de modern iş dünyasının dönüşen kariyer dinamikleridir. Günümüz istihdam piyasasında bireylerin çok büyük bir kısmı doğrudan lisans diplomalarının etiketine bağlı kalmadan, disiplinler arası alanlarda kariyer inşa etmektedir. Artık mesleki başarıyı belirleyen yegâne unsur üniversite diplomasındaki unvan değil; adayın edindiği aktarılabilir beceriler, problem çözme yetisi, yabancı dil yetkinliği, dijital okuryazarlık ve sektörel uyum kabiliyetidir.” Aileler kıyaslama yerine tabloyu birlikte değerlendirmeli Yerleştirme sonrasında ailelerin tutumunun öğrencinin karar sürecini doğrudan etkileyebildiğini belirten Akoğlan, “Bu kritik eşikte ailelere düşen rol, gençlerin hissettiği hayal kırıklığını küçümsemeden dinlemek ve onları kıyaslama tuzağından uzak tutmaktır. Bir sonraki yılın belirsizlikleri ile mevcut yerleşimin sunduğu somut iç geçiş fırsatları masaya baskısız, şeffaf bir tablo olarak yatırılmalı; nihai sorumluluğun gence ait olduğu hissettirilmelidir.” dedi. “Bazen en doğru rota yürürken ortaya çıkar” Üniversite tercihlerinin hayatın geri kalanını belirleyen tek ve değiştirilemez karar gibi görülmemesi gerektiğini vurgulayan Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, sözlerini şöyle tamamladı: “Kariyer ve yaşam, tek bir sınav kağıdına sıkıştırılamayacak kadar geniştir. Bazen en stratejik başarı, mükemmel koşulların oluşmasını beklemek için hayatı durdurmak değil; mevcut zemine basıp rotayı yürürken inşa etme cesaretini göstermektir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özyeğin Üniversitesi Mavi Su Verimliliği Belgesi Alan İlk Üniversite Oldu Haber

Özyeğin Üniversitesi Mavi Su Verimliliği Belgesi Alan İlk Üniversite Oldu

İklim değişikliğinin etkileri ve su kaynakları üzerindeki artan baskı, kurumların su tüketimini ölçülebilir hedefler doğrultusunda yönetmesini önemli hale getiriyor. Geniş kullanım alanları ve farklı kullanıcı gruplarıyla üniversite kampüsleri de suyun verimli kullanımına yönelik uygulamaların geliştirildiği önemli yaşam alanları arasında bulunuyor. Özyeğin Üniversitesi’nin Mavi Su Verimliliği Belgesi’ni alan ilk üniversite olması, yükseköğretim kurumlarının sürdürülebilir su yönetimindeki rolünü ortaya koyan örnek bir başarı niteliği taşıyor. Su verimliliğinde yükseköğretim için önemli bir eşik T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından Özyeğin Üniversitesi Çekmeköy Kampüsü adına düzenlenen Mavi Su Verimliliği Belgesi, Su Verimliliği Yönetmeliği kapsamında veriliyor. Belge, su verimliliği yönetim sisteminin kurulması, su tüketiminin düzenli olarak ölçülmesi, izlenmesi ve raporlanması ile su tasarrufuna yönelik uygulamaların hayata geçirilmesi sonucunda kurumlara sunuluyor. Mavi Su Verimliliği Belgesi’nin ilk kez bir üniversiteye verilmesi, su kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmaların yükseköğretim alanındaki gelişimi açısından da önemli bir eşik oluşturuyor. 1 Temmuz 2026 tarihinde düzenlenen belgenin geçerliliği 1 Temmuz 2031 tarihine kadar devam ediyor. 2025–2026 akademik yılı “Su Yılı” ilan edildi Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan Su Verimliliği Seferberliği ve Su Verimliliği Yönetmeliği doğrultusunda 2025–2026 akademik yılını “Su Yılı” ilan eden Özyeğin Üniversitesi, bu dönemde su tüketiminin izlenmesi ve verimlilik performansının değerlendirilmesine yönelik çalışmalarına odaklandı. Kampüs genelindeki su kullanım verilerinin düzenli olarak takip edilmesi, iyileştirme alanlarının belirlenmesi ve su tasarrufuna yönelik uygulamaların kurumsal bir sistem içinde yürütülmesi, belgelendirme sürecinin temelini oluşturdu. Su yönetiminde iki ayrı ilk Özyeğin Üniversitesi, bu sürecin öncesinde ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi’ni kurarak Türk Standardları Enstitüsü tarafından belgelendirilen ilk yükseköğretim kurumu olmuştu. Su tüketiminin ölçülmesi, izlenmesi ve iyileştirilmesine yönelik uluslararası bir yönetim çerçevesi sunan ISO 46001 kapsamında oluşturulan sistem, Mavi Su Verimliliği Belgesi sürecine de güçlü bir altyapı sağladı. Belgelendirme çalışmaları, Sürdürülebilirlik, Güvenli Yaşam ve Kalite Departmanı koordinasyonunda, Teknik Hizmetler Departmanı ile ilgili akademik ve idari birimlerin iş birliğiyle yürütüldü. Kampüs genelindeki su kullanımının düzenli olarak değerlendirilmesini sağlayan çalışmalar, ulusal su verimliliği hedeflerine ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik kurumsal performansın izlenmesine katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üsküdar Üniversitesi SHMYO'da 3+1 Dönemi Başlıyor! Haber

Üsküdar Üniversitesi SHMYO'da 3+1 Dönemi Başlıyor!

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı tarafından ön lisans programları için hayata geçirilen 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim (İME) Modeli, 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı itibarıyla Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda 8 programda uygulanmaya başlanıyor. Eğitim ile sektör arasındaki köprü güçleniyor Sağlık alanında nitelikli ara insan gücü yetiştirmeyi hedefleyen Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, yeni eğitim modeliyle öğrencilerini yalnızca akademik bilgiyle değil, aynı zamanda güçlü bir saha deneyimiyle mezun etmeyi amaçlıyor. Yeni model kapsamında öğrenciler, ilk üç dönem boyunca üniversitede teorik bilgi ve uygulamalı eğitim alacak, son dönemlerini ise tam zamanlı olarak sektörün içinde geçirerek gerçek çalışma ortamlarında mesleki deneyim kazanacak. Böylece öğrenciler, mezun olmadan önce iş hayatını yakından tanıyacak, bilgi ve becerilerini uygulamaya dönüştürecek ve kariyerlerine önemli bir avantajla başlayacak. Mezun olmadan deneyim kazanacaklar 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim (İME) Modeli kapsamında öğrenciler, ilk 3 dönem boyunca üniversitede teorik bilgi ve uygulamalı mesleki eğitimlerini alırken, son dönemlerini ise tam zamanlı olarak sektörün içinde, gerçek çalışma ortamlarında geçirerek mesleki deneyim kazanacak. Model sayesinde öğrenciler, mezun olmadan önce çalışma hayatını deneyimleme fırsatı bulacak; bilgi ve becerilerini gerçek iş ortamında geliştirerek mesleki yetkinliklerini artıracak ve kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapacak. Aynı zamanda üniversite-sektör iş birliği güçlenecek, mezunlarımızın istihdam edilebilirliği önemli ölçüde artacak. 8 programda uygulanacak 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı itibarıyla Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim Modeli uygulanacak programlar şunlar; “Biyomedikal Cihaz Teknolojisi, Eczane Hizmetleri, Gıda Teknolojisi, Laboratuvar Teknolojisi, Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği, Optisyenlik, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler ve Yaşlı Bakımı.” "İş hayatına hazır mezun" hedefi 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim Modeli ile öğrenciler, ilk üç dönemde üniversitede aldıkları teorik ve uygulamalı eğitimi son dönemde iş yaşamında pekiştirecek. Böylece mezun olduklarında yalnızca diplomaya değil, aynı zamanda gerçek iş deneyimine de sahip olacak. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, bu uygulamayla öğrencilerini sektörün ihtiyaç duyduğu bilgi, beceri ve deneyime sahip sağlık profesyonelleri olarak yetiştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.