Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Z Kuşağı

Kapsül Haber Ajansı - Z Kuşağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Z Kuşağı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İş Hayatında Kendini En Çok Soyutlanmış Hisseden Grup: Z Kuşağı Haber

İş Hayatında Kendini En Çok Soyutlanmış Hisseden Grup: Z Kuşağı

Buna rağmen “iş yeri”, çalışanların güçlü bir aidiyet hissi kurmak istedikleri bir alan olmaya devam ediyor. Aidiyet hissinde ev ortamı %76 ile ilk sırada yer alırken, katılımcıların %47’si, evden sonra en güçlü aidiyet hissini iş yerinde yaşadığını aktarıyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, dünya genelinde farklı kurum ve sektörlerden 18–64 yaş arası 5.000’in üzerinde çalışanla gerçekleştirdiği Çalışan Aidiyet Barometresi’nin (EY Belonging Barometer) sonuçlarını açıkladı. Araştırma bulguları; ekonomik dalgalanma ve toplumsal gerilimler gibi olumsuzlukların iş yerinde bir paradoks oluşturduğunu ortaya koyuyor. Dünya giderek daha bağlantılı bir hale gelirken, diğer yandan çalışanlar kendilerini geçmiş yıllara göre daha kopuk hissettiğini belirtiyor. İş yerlerinde soyutlanma ve kopukluk hissi artıyor Barometre sonuçlarına göre; dünya genelinde çalışanların %85’i, iş yerinde artan bir yalnızlık ve soyutlanma hissi yaşadığını belirtiyor. 2023’e kıyasla yüzde 10 artan bu his, özellikle genç kuşaklarda daha yoğun görülüyor. Z kuşağının %92’si ve Y kuşağının %87’si bu duyguları paylaştığını belirtiyor. Buna rağmen, iş yeri hâlâ çalışanların en çok aidiyet hissi yaşadığı ikinci yer olmaya devam ediyor. Bu kapsamda ev ortamı %76 ile ilk sırada yer alırken katılımcıların %47’si, evden sonra en güçlü aidiyet hissini iş yerinde yaşadığını belirtiyor. Z ve Y kuşakları, iş yerinde artan izolasyonla karşı karşıya olduğunu düşünüyor Küresel çapta yapılan araştırmaya göre, genç katılımcıların %54’ü haftada en az bir kez, yüz yüze veya çevrim içi bir konuşma yapmadan tam bir iş gününü geçirdiklerini söylüyor. Bu oran Y kuşağında %50, X kuşağında %35, baby boomers kuşağında ise %27 seviyelerinde seyrediyor. Farkın uzaktan çalışanlarda daha belirgin olduğu görülüyor. Tamamen uzaktan çalışanların %63’ü, haftada en az bir kez gerçek zamanlı bir konuşma yapmadan tam bir iş günü geçirirken, tam zamanlı ofis çalışanlarında bu oran %35 yani neredeyse iki katı. Hibrit çalışanlarda ise %51’i buluyor. İş yerindeki yalnızlık duygusu, aidiyet hissini etkiliyor Katılımcılara göre; çalışanların aidiyet hissini etkileyen en önemli iki unsur başarılarının görülmemesi ve iş toplantılarına dahil edilmemeleri olarak öne çıkıyor. Bu durum, kendilerini dışlanmış ve yalnız hissetmelerine neden olabiliyor. Katılımcıların %58’i, kişisel yönlerini iş yerinde paylaşırken kendini rahat hissetmediğini belirtiyor. Özellikle Z kuşağı, bu konuda %71 oranıyla diğer kuşaklara göre neredeyse iki kat daha az rahat hissediyor. Barometreye göre, aidiyet hissini en çok güçlendiren unsurların başında %41 oranıyla psikolojik olarak güvende hissetme geliyor. Katılımcıların ruhsal olarak güvenliğinin azalmasına sebep olan ana faktörler ekonomik dalgalanmalar (%32) ve toplumsal olaylar (%25) olurken; psikolojik güvenliği artıran iki ana faktör ise hata kabul edebilme veya yardım isteme konusunda açık olma (%48) ve meslektaşlarıyla güçlü, güvene dayalı ilişkiler kurma (%47) olarak öne çıkıyor. Z ve Y kuşakları, ekonomik belirsizlik nedeniyle kendilerini baby boomers kuşağından iki kat fazla sıkışmış hissediyor. Z kuşağında bu oran %74, Y kuşağında %68, X kuşağında %52, baby boomers kuşağında %34’ü buluyor. Barometreye göre aidiyet hissini güçlendiren diğer unsurlar ise esneklik (%38), ruhsal iyilik hali (wellbeing, %37), gelişim odaklı geri bildirim almak (%31), düzenli olarak profesyonel ve kişisel olarak nasıl olduklarının kontrol edilmesi (%29) olarak sıralanıyor. Yapay zekâ ve teknoloji, aidiyeti artırıyor Katılımcıların %32’si, teknoloji ve yapay zekâ araçlarının artan kullanımının iş yerindeki aitlik hissini güçlendirdiğini söylüyor. Z kuşağı %40 ile bu düşünceyi domine ederken, baby boomers kuşağında bu oran %13 seviyesine düşüyor. Yalnızlık hissini yapay zekâ dolduruyor Katılımcıların %26’sı, kendini yalnız veya izole hissettiğinde bir yapay zekâ uygulamasına veya sohbet robotuna yöneleceğini belirtiyor. Ancak, araştırmaya göre iş gücündeki insan ilişkisi hâlâ kapsayıcılığın kritik bir unsuru olarak öne çıkıyor. Katılımcıların neredeyse yarısı (%48’i), farklı kuşaklardan meslektaşlarıyla çalışmanın kendilerini daha fazla ait hissettirdiğini söylüyor. EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Gökhan Gümüşlü, çalışan aidiyeti konusuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Teknolojinin gelişimiyle birlikte son yıllarda iş hayatında da ciddi bir değişim söz konusu. Bu değişim, pandemiye bağlı olarak tümüyle uzaktan çalışma ve hibrit modellerin hayatımıza girmesiyle hızlandı. Bu yeni iş modellerinin ise çalışanlar için soyutlanma, yalnızlık ve psikolojik güvenlik endişesi, işverenler için ise kapsayıcılık, çalışanları elde tutma gibi konuları beraberinde getiriyor. Bununla birlikte, giderek daha bağlantılı bir dünyada yaşamamıza rağmen çalışanlar kendilerini kopuk ve yalnız hissedebiliyor. Araştırmaya katılan çalışanlar, iş yerinde aidiyet hissini güçlendiren en önemli unsuru, fikirlerini paylaşabilmek ve endişelerini çekinmeden ifade edebilmek olarak tanımlıyor. Bu durum işverenler için; çalışan bağlılığı ve uzun vadede aidiyet hissini destekleyen daha kapsayıcı bir iş kültürü oluşturmak adına önemli bir fırsat sunuyor. Özellikle yeni nesil için bu koşulları sağlayabilen kurumların kazanan bir konumda olacağını söyleyebiliriz.”

Binance TR Genel Müdürü Mücahit Dönmez: “Gençler Sadece Yatırım Yapmıyor, Dijital Finansın Geleceğini İnşa Ediyor” Haber

Binance TR Genel Müdürü Mücahit Dönmez: “Gençler Sadece Yatırım Yapmıyor, Dijital Finansın Geleceğini İnşa Ediyor”

Araştırmaya dahil olan 3000 kişinin %45’i 18–24 yaş aralığında, %33’ü ise 25–34 yaş aralığında yer alıyor. Bu veriler, Türkiye’de kripto ekosisteminin özellikle “Z kuşağı” ve genç profesyoneller arasında yoğunlaştığını gösteriyor. Katılımcıların yarısından fazlası, her hafta (%28) veya her gün (%40) kripto ve blokzincir hakkında bilgi edinmeye zaman ayırdığını belirtti. Sadece %10’luk bir kesim bu alana nadiren veya hiç zaman ayırmadığını ifade etti. Öğrenme kaynakları arasında YouTube ve sosyal medya içerik üreticileri (%47) açık ara önde gelirken, eğitim platformları (%28) ve topluluk etkinlikleri (%17) de gençlerin bilgi edinme süreçlerinde etkili rol oynuyor. Bu tablo, topluluk temelli ve dijital odaklı öğrenme modellerinin gençler arasında ne kadar güçlü bir yer edindiğini ortaya koyuyor. Yapay zeka ve teknoloji odaklı yatırımlar Kripto piyasasındaki trendler sorulduğunda, katılımcıların %31’i yapay zeka ve blokzincir entegrasyonuna, %29’u yeni altcoin projelerine ve yatırım fırsatlarına, %23’ü ise DeFi ve staking mekanizmalarına ilgi duyduğunu belirtti. Bu eğilimler, Türk kullanıcıların yalnızca yatırım ve kazanç elde etme odaklı olmadıklarını, aynı zamanda teknolojik yenilikleri de yakından takip ettiklerini gösteriyor. Katılımcıların %60’ından fazlası, yeni dönemde yatırım yapmak veya birikimlerini artırmak için hazırlık yaptığını ifade ederken, %25’i küresel gelişmeleri gözlemlemeyi tercih ediyor. Öte yandan, %48’i geçen yıla kıyasla daha temkinli harcama yaptığını, %37’si ise alışkanlıklarının değişmediğini belirtti. Bu durum, ekonomik koşulların yatırım davranışlarını şekillendirmeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Bilinçli yatırımcı profili güçleniyor Gençlerin bilgi seviyesinde de belirgin bir artış gözlemlendi. Katılımcıların %71’i, geçen yıla göre kripto konusundaki bilgi düzeylerinin yükseldiğini söylerken yalnızca %4’ü gerilediğini düşündüğünü belirtti. Bu artış, yerel toplulukların, eğitim programlarının ve şeffaf iletişim çalışmalarının etkisini gözler önüne seriyor. Anketin motivasyon kısmında ise dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı. Katılımcıların %37’si kâr elde etme potansiyelini, %28’i merkeziyetsiz finansın geleceğine olan inancı, %19’u finansal özgürlük isteğini, %11’i teknolojik yeniliklere duyulan merakı ve %5’i topluluğa katkı sağlamayı kripto öğrenimine yönelten en önemli sebepler olarak sıraladı. Bu sonuçlar, gençlerin kriptoyu yalnızca kısa vadeli kazanç aracı değil; uzun vadeli bir fırsat ve inovasyon alanı olarak gördüğünü gösteriyor. Dijital dönüşümün öncüleri Binance TR Genel Müdürü Mücahit Dönmez, anket sonuçlarını şöyle değerlendirdi: “Türkiye’deki gençler yalnızca yatırımcı değil, aynı zamanda dijital dönüşümün öncüleri haline geliyor. Eğitim, merak ve inovasyon bilinciyle hareket eden bu yeni nesil, blokzincir teknolojisinin gerçek potansiyelini keşfediyor. Biz de Binance TR olarak, kullanıcılarımızın bu yolculuğunda her zaman yanlarında olmayı ve onlara güvenli, şeffaf ve erişilebilir bir deneyim sunmayı sürdüreceğiz.” Anket sonuçları, Türkiye’deki kripto topluluğunun genç, meraklı, bilinçli ve giderek daha bilgili bir profile sahip olduğunu ortaya koyuyor. Eğitim, topluluk ve sorumlu yatırım kültürünü merkeze alan bu yaklaşım, Türkiye’nin dijital dönüşümdeki potansiyelini güçlendiriyor.

Şekercilik Mamullerinde 2,3 Milyar Dolarlık İhracat Haber

Şekercilik Mamullerinde 2,3 Milyar Dolarlık İhracat

Çikolatalı şekercilik mamulleri ihracatı yüzde 57’lik artışla 830 milyon dolardan 1 milyar 303 milyon dolara sıçrarken, şekercilik mamulleri sektörü ihracatta yüzde 7 düşüş yaşasa da 975 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Türkiye’nin hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı 2025 yılının ocak – ekim döneminde yüzde 4,4’lük artışla 10 milyar 134 milyon dolar olurken, şekercilik mamulleri sektörü yüzde 23’lük pay aldı. Ege Bölgesi’nden ihracat yüzde 22 arttı Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, 2025 yılının ocak – ekim döneminde ihracatlarının yüzde 16’lık artışla 947 milyon dolara ulaştığını, aynı dönemde Ege Bölgesi’nde şekercilik mamulleri sektörünün ihracatının ortalamanın üzerinde yüzde 22’lik artışla 92 milyon dolardan 113 milyon dolara yükseldiğini dile getirdi. Başkan Öztürk, “Türkiye geneline bakıldığında en çok ihraç edilen ürünler; 511 milyon dolarla sakızlı şekerler, 164 milyon dolarla diğer şekercilik mamulleri, 104 milyon dolar saf fruktoz. En çok ihracat yapılan ilk üç ülke: ABD, Birleşik Krallık ve Irak. EİB’e bakıldığında en çok ihraç ettiğimiz ürün geçen senenin aynı döneminde hiç ihracatı olmayan kristal şekerde 8,9 milyon dolarlık döviz girdisi sağladık. Bu dönem EİB’den yapılan 18 milyon dolarlık şekerli mamuller ihracatının %50’si kristal şeker ihracatı olarak görünmektedir. En çok kristal şekerin ihraç edildiği ülke Irak. En çok ihraç yapılan ülkeler sırasıyla: Irak, ABD, Birleşik Krallık.” dedi. 5-10 Kasım 2025 tarihleri arasında Çin’de düzenlenen Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na katıldığını paylaşan Öztürk, “Çin’de şekerleme ürünlerine yoğun bir ilgi gözlemledik. Çin’de özellikle Z kuşağı yeni lezzetlere deneyimlemek istiyor. Şekerleme, çikolatalı şekerleme, helva, lokum gibi ürünlerimizi 2026 yılındaki Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda daha yoğun bir şekilde Çinli ithalatçılarla buluşturmak için bugünden çalışmalara başlayacağız. Sektörümüzde Türkiye genelinde bulunan 6 ihracatçı birliğinin URGE Projelerine katılan ihracatçılarımızla CIIE’de yerimi almak istiyoruz. Çikolatalı şekercilik ve şekercilik mamulleri sektöründe 2025 yılı sonunda 3 milyar dolar orta vadede 5 milyar dolar ihracat hedefliyoruz” diye konuştu.

Türk İhracatçıları Çin’de Z Kuşağını Hedefliyor Haber

Türk İhracatçıları Çin’de Z Kuşağını Hedefliyor

Türkiye Milli Katılım organizasyonu, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) liderliğinde 5-10 Kasım 2025 tarihlerinde gerçekleştirilirken, Türkiye’den 18 firma fuara katılım sağladı. CIIE’de 83,5 milyar dolarlık ticari anlaşmaya imza atıldı. Ertan: “Çin’de Z kuşağının taleplerine odaklanacağız” Çin Uluslararası İthalat Fuarının, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından bizzat planlanan, önerilen ve teşvik edilen önemli bir etkinlik olduğunu dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, Çin-Türkiye arasında dengeli bir dış ticaret hedefiyle 8. kez katıldıklarını belirtti. İki ülke arasındaki dış ticaret verilerini paylaşan Ertan; “Çin’den yıllık 43 milyar dolar ithalat yaparken ihracatımız 3,4 milyar dolar seviyesinde. Çin ithalat yapmak için uzak değilse, ihracat yapmak içinde uzak değil. Yıllık 2,6 trilyon dolar ithalat yapan Çin’le daha dengeli bir dış ticaret hedefliyoruz. Bu amaçla 2025 yılında Çin’e 4 tane büyük organizasyon gerçekleştirdik. 2026 yılında Çin pazarında kendimizi daha fazla göstereceğiz” dedi. Çin’de alım gücü Avrupalı tüketiciler seviyesinde 300 milyon insan yaşadığının altını çizen Ertan, Çin'in Z kuşağı tüketicilerine kişiselleştirilmiş ve niş ürünlerle ulaşabileceklerini, Türk firmalarını Çince ambalajları olan Z kuşağının taleplerine uygun ürün gamıyla Çin pazarında yer almak için yatırım yapmaya davet etti. Ertan, sözlerini şöyle tamamladı: “Çin’de Uluslararası İthalat Fuarı’nda gül içerikli doğal kozmetik ürünlerine çok yoğun bir talep gözlemledik. Türkiye’de bu sektörde üretim yapan firmalarımızı 2026 yılındaki CIIE’ye özellikle davet ediyoruz. Çinli turistler ve yatırımcıların bilhassa İzmir ve Ege Bölgesi’ne ilgileri artmış durumda. Kamu kurumlarımız ve yerel yönetimlerimizle bu konuda çalışmalara yoğunlaşmalıyız. Bu sayede, Çinlilerle yeni iş birliklere zemin hazırlamış oluruz.” Işık: “2026 Çin - Türkiye diplomatik ilişkilerinin kurulmasının 55. Yılı” Çin’de organik sektörünün son 6 yılda 1,6 kat büyüyerek 15 milyar dolar seviyesine ulaştığını dillendiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Çin Uluslararası İthalat Fuarı 2025 katılımcıları tarafından, bir önceki yıla göre yüzde 4,2 artışla, toplamda 83,49 milyar dolar değerinde iş bağlantısı gerçekleştirildiğini, bu rakamla CIIE’nin 2018'de başlamasından bu yana yeni bir rekor kırıldığını kaydetti. 2026 yılının, Türkiye ile Çin arasındaki resmi diplomatik ilişkilerinin tam 55. yılına denk geldiğini dillendiren Işık, şöyle devam etti: “Her iki ülke de bu durumu bir fırsat olarak görüp ilişkilerini yeni bir seviyeye taşımayı umuyor. Bu nedenle önümüzdeki yıl gerçekleştirmeyi planladığımız Çin ithalat fuarına, edindiğimiz deneyimleri de göz önünde bulundurarak çok daha önce hazırlıklarına başlayıp ülkemizden daha fazla firmanın katılımıyla ülke pavyonumuzu öne çıkarmayı planlıyoruz. Ayrıca 2026 yılında ülkelerin tanıtımlarının yapıldığı holde, ülkemizin en iyi şekilde temsil edilmesi için Türkiye standı olarak yer almak istiyoruz. Bu konuda gerekli görüşmeleri yapacağız” Çin Uluslararası İthalat Fuarı kapsamında 8 Kasım 2025 tarihinde Çinli ve Türk iş insanlarının katılımıyla network etkinliği yaptıkları bilgisini paylaşan Işık, “Networking etkinliğimize 15 Çinli firma katılım sağladı. Firmalarımız başarılı görüşmeler gerçekleştirdi. Etkinliğe Şangay Ticaret Ataşesi Sayın Tuğçe Terzi katılım sağlayarak bilgilendirme yaptı. Çinliler, Amerika Birleşik Devletleri’yle son dönemde yaşadıkları gümrük vergisi sorunu nedeniyle yeni ortaklıklar arayışındalar. Türkiye’de Çinlilerle yeni ortaklıklar gündeme gelebileceği izlenimini edindik. Çin’e ihracatımızı uzun vadede 12 milyar dolara çıkarmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. Girit: “Su ürünlerinde Çin pazarında katlanarak büyüyeceğiz” Türkiye ile Çin arasında su ürünleri sektöründe 15 Ekim 2025 tarihinde yeni bir anlaşma imzalandığını müjdeleyen Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin üretim ve ihracatında güçlü olduğu levrek, çipura, alabalık, Türk somonu gibi ürünlerde Çin’e ihracatımızın önümüzdeki süreçte başlamasını ve katlanarak artmasını beklediklerini ifade etti. Çin ile Türkiye arasında su ürünleri alanında imzalanan protokolle Türk su ürünleri sektörünün uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artıracağına da işaret eden Girit, “İhracatımızın çeşitlenmesine ve yeni pazarlara erişime önemli katkı sağlayacak. Çin İthalat Fuarı sırasında, Türkiye’den Çin’e kanatlı sektörünün ihracat izninin çıkarılması için de görüşmeler gerçekleştirdik. Türkiye, kuş gribinden ari üretim yaptığını ispatladı. Önümüzdeki süreçte kanatlı sektörüyle ilgili de anlaşmanın imzalanmasını bekliyoruz” dedi. Öztürk: “Çin’e gıda ihracatında lider sektörüz” Türkiye’den Çin’e hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatlarının 2025 yılının ocak – ekim döneminde yüzde 24’lük artışla 58 milyon dolardan 72 milyon dolara yükseldiği bilgisini veren Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Çin’e gıda ihracatında lider sektör olduklarını belirtti. “Çin’e ihracatta kısa vadede 100 milyon doları, orta vadede 200 milyon doları görebiliriz” diyen Öztürk, “Çin İthalat Fuarı’nda Türkiye’nin gastronomi zenginlikleri kuru meyveler, zeytinyağı, zeytin, su ürünleri, hububat bakliyat ürünlerimizin yer aldığı tadım etkinlikleriyle Çinlilere gösterdik” dedi. Çin pazarında Türk şekerli mamullerine olan ilginin her sene arttığını vurgulayan Öztürk, “Bu yıl fuara katılan firmalarımız, ürünlerine gösterilen yoğun talepten son derece memnun kaldı. Önümüzdeki dönemde şekerli mamuller ihracatımızın da bu pozitif ivmeyle büyümesini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı. Zandar: “Wechatte firmalarımızın Çin pazarında tanıtımlarını yapıyoruz” Çin’de sosyal medya kullanımının çok yaygın olduğunu ve Çinlilerin tüketim tercihlerinde etkili olduğunu belirten Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, Çin pazarında Türk ihracatçı firmalarının tanıtımı için Çin’in sosyal medya platformu WeChat’te EİB adına hesaplar açtıklarını ve hazırladıkları içeriklerle Türk markalarının değerini Çinli alıcılar ile buluşturmayı hedeflediklerini vurguladı. WeChat’teki tanıtımlarının uzun soluklu süreceğini dillendiren Zandar şöyle devam etti; “Çin Uluslararası İthalat Fuarı sırasında da Çinli yayınlara konuk olduk. Türkiye’nin potansiyelini yansıttık. Türkiye’nin ihracatı Çin pazarında katlanarak artabilir.” Sertbaş: “Ev tekstilinde yeni iş birlikleri arayışındayız” Türkiye’den Çin’e tekstil ve konfeksiyon sektörlerinde 2025 yılının ocak – ekim döneminde yüzde 27’lik artışla 170 milyon dolar ihracat yaptıkları bilgisini veren Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, ev tekstili alanında Çin’e ihracatta potansiyel gördüklerini dile getirdi. Türkiye tekstili olarak yer aldığımız standımızda, Türk tekstilinin tanıtımı yapılarak, olası iş birlikleri için görüşmeler gerçekleştirildi diyen Sertbaş, “Fuar esnasında yapılan görüşmelerde Çin pazarının büyüklüğü ve potansiyeli değerlendirilerek özellikle gelen talepler üzerine ev tekstili sektörü için yeni iş birlikleri görüşüldü. 2026 yılındaki Çin İthalat Fuarı’nda ev tekstili firmalarımızla da yer almak için çalışmalara başlayacağız” diye konuştu. Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na Ege İhracatçı Birlikleri’ni temsilen, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demir dışı Metaller İhracatçıları Birliği Yalçın Ertan, Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanımız Mehmet Ali Işık, Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit ve Yönetim Kurulu Üyeleri Keskin Keskinoğlu ve Nedim Kalpaklıoğlu katıldı.

“67” (Altı-Yedi) Çılgınlığı Türkiye’de İlk Kez Marka Deneyimine Dönüşüyor Haber

“67” (Altı-Yedi) Çılgınlığı Türkiye’de İlk Kez Marka Deneyimine Dönüşüyor

Başta Z kuşağı olmak üzere tüm dünyayı kısa sürede saran akımın dahil olduğu kampanya kapsamında; 6-7 Kasım tarihlerinde McDonald’s Türkiye’den 6’lı Chicken McNuggets® sipariş eden herkes 7’li Chicken McNuggets® alıyor. McDonald’s Türkiye, sosyal medyadaki yeni trend “67” (altı-yedi) akımını eğlenceli bir pazarlama kampanyasıyla Türkiye’ye tanıtıyor. Sayılar üzerinden kurulan beklenmedik ters köşeler, komik kısa videolar ve yorumlarla dijital kültürde hızla yayılan “67”, markanın en çok tercih edilen ürünlerinden Chicken McNuggets®’ın yeni kampanyasıyla birlikte lezzetseverleri şaşırtmaya hazırlanıyor. Sosyal medyadan McDonald’s menüsüne McDonald’s Türkiye’nin “67” akımına gönderme yaptığı kampanya süresince, McDonald’s restoranlarından veya eve teslim kanallarından 6’lı Chicken McNuggets® sipariş eden herkes 7’li Chicken McNuggets alıyor. Kampanyaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan McDonald’s Türkiye CMO’su Özdeş Dönen Artak, “Günümüzde eğlence bazen en basit işaretlerden doğuyor. Bir sayı bile dijital topluluğun ortak gülümseme anına dönüşebiliyor. Biz de McDonald’s Türkiye olarak kayıtsız kalamadık ve bu enerjiyi Chicken McNuggets® keyfine dönüştürdük” ifadelerini kullandı. Akım rap şarkısıyla başladı “67” akımı ilk olarak ünlü bir rap şarkısıyla ortaya çıktı. Sonra basketbolcuların da kullanmasıyla Z kuşağının dilinde hızla yayıldı. Başta TikTok olmak üzere sosyal medyada gündem olan akım, son olarak McDonald’s Türkiye’nin lezzetseverlere sunduğu Chicken McNuggets® kampanyasında yer aldı. McDonald’s Türkiye ise kampanyayı gizem ve merak temasıyla başlattı. “67” akımını işaret eden içerikler sosyal medya hesaplarında yayınlandı. Ardından içerik üreticileri kendi mizahi tarzlarında akımı yorumlayarak takipçilerine sürprizler yaptı.

Sektör Temsilcileri Otomotivin Dönüşümü Konferansında Buluştu Haber

Sektör Temsilcileri Otomotivin Dönüşümü Konferansında Buluştu

2plan İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, “Elektrikli araçların ikinci eldeki sürecini, 1990’lı yıllarda Japon araçlarının ikinci elinin pazarda kabul görme sürecine benzetiyorum. Artık elektrikli araçlar ikinci elde hak ettiği değeri bulmaya başladı.” dedi. Otomotiv sektöründe İstanbul ve İzmir’deki “Terminal” konseptiyle ikinci el araç alım-satımına yepyeni bir bakış açısı kazandıran 2plan, bu yıl düzenlediği “Elektrikli Araç Konferansı”, “2.El Elektrikli Araç Günleri” ve “Otomotiv Zirvesi”nin ardından sektöre değer katan etkinliklerine bir yenisini daha ekledi. Bu kapsamda, İstanbul Etiler’deki 2plan Terminal’de düzenlenen “Otomotivin Dönüşümü Konferansı”, sektörün önde gelen profesyonellerini ve paydaşlarını bir araya getirdi. Garanti BBVA, OVOLT & Sharz.net, sigortaladım.com ve Pirelli markalarının katkılarıyla gerçekleştirilen konferans, 2plan’ın sektöre sağladığı değeri ve otomotivin geleceğine yönelik sektör paydaşlarıyla ortak bir yol haritası oluşturma vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. Konferans kapsamında gerçekleştirilen panelde Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış AŞ CEO’su Ali Haydar Bozkurt, 2plan İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, Garanti BBVA Tüketici Finansmanı Direktörü Koray Öztopçu ve OVOLT & Sharz.net CEO’su Hakan Koca, otomotiv sektörünün geleceğini ve dönüşüm sürecini farklı perspektiflerden değerlendirdi. Ali Haydar Bozkurt: “Otomotivde dönüşüm 360 derece bir değişimi ifade ediyor” Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış AŞ CEO’su Ali Haydar Bozkurt, otomotiv sektöründeki dönüşümün yalnızca elektrifikasyonla sınırlı olmadığını belirterek, “Otomotiv 100 yıldır süregelen bir dönüşüm içerisinde. Elektrikli, hibrit, plug-in hibrit ve hidrojenli araçlar bu dönüşümün sadece bir parçası. Aslında üretim sistemlerinden müşteri davranışlarına kadar 360 derecelik bir değişim yaşanıyor.” dedi. Mobilite kavramının da tamamen değiştiğini vurgulayan Bozkurt, “Artık araç sahipliğinden çok mobilite çözümlerini konuşuyoruz. Belki 10-20 yıl sonra ihtiyaç duyduğumuz araç ya da ulaşım aracına abonelik sistemiyle erişeceğiz.” ifadelerini kullandı. Toyota’nın elektrifikasyon dönüşümüne de değinen Bozkurt, markanın tek bir teknolojiye (tam elektrikli) odaklanmak yerine hibrit, plug-in hibrit, hidrojenli ve konvansiyonel araçları içeren “çoklu mobilite stratejisini” benimsediğini kaydetti. Akio Toyoda’nın beş yıl önce elektrikli araçlara geçiş konusunda dünyanın “acele ettiğine” yönelik söyleminin bugün küresel ölçekte kabul gördüğüne dikkati çeken Bozkurt, Toyota’nın yaklaşımının, geçiş sürecini dengeli yönetmek ve pazar gelişimine ve ihtiyaçlarına göre esnek hareket edebilmek üzerine kurulu olduğunu vurguladı. Türkiye’de elektrikli araç geçişinin zamana ihtiyaç duyduğunu anlatan Bozkurt, “Norveç gibi ülkeler hariç, büyük pazarlarda bu dönüşümün 2035’e kadar olgunlaşacağını öngörüyorum. Vergi yapısı ve tüketici alışkanlıkları da bu süreçte belirleyici olacak. Tüketicilerin yaşam tarzlarını ve ihtiyaçlarını gerçekçi biçimde değerlendirmesi gerekiyor. Düşünmeden elektrikli araç alıp sonrasında ‘ben bunu kullanamıyorum’ diyerek vazgeçenler de var. Bu geçişin oturması için en az 10 yıllık bir sürece ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu. Orhan Ülgür: “İkinci elde ‘güvenli alışverişi’ bir slogandan çıkarıp, deneyimlenebilir bir gerçekliğe dönüştürdük” 2plan İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür ise Türkiye’de ikinci el otomotivde Terminal konseptinin bir ilk olduğunu belirterek, şunları söyledi: “İstanbul Etiler’de 50.000 metrekare, İzmir Balçova’da ise 35.000 metrekare alanda hizmet veren 2plan olarak, ikinci el araç pazarında profesyonel hizmet anlayışını benimsiyoruz. Dinlenme alanları, yeme-içme seçenekleri ve aile dostu bölümleriyle ziyaretçilere keyifli ve konforlu bir deneyim sunan 2plan Terminal’de sadece premium değil, her segmentten aracı tüketicilerle buluşturuyoruz. Deneyimli ekibimizle süreci uçtan uca yönetiyor; ekspertiz, özel teslimat prosedürü ve test sürüşü imkanı sunarak güvenli bir alışveriş deneyimi sağlıyoruz. Ayrıca herhangi bir sıfır araç markasının desteği olmadan, tamamen bağımsız ve tek marka olarak faaliyet gösteriyoruz. Bununla birlikte, ulusal ölçekte bir merkez haline gelmek ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde de aynı standartların uygulanmasını sağlamak üzere kurumsal bayilik sistemimizi oluşturuyoruz. Biz, ikinci elde ‘güvenli alışverişi’ bir slogandan çıkarıp, deneyimlenebilir bir gerçekliğe dönüştürdük.” “Elektrikli araçlar ikinci elde hak ettiği değeri bulmaya başladı” Orhan Ülgür, elektrikli araçların ikinci el piyasasında artık hak ettiği yeri bulmaya başladığını söyledi. Geçen yıl bu konuda ciddi soru işaretleri olduğunu hatırlatan Ülgür, “Herkes elektrikli ikinci elin alınıp alınmayacağı konusunda kararsızdı. Şubat ayında elektrikli araçlarla ilgili bir konferans, Nisan ayında da bir fuar düzenledik. Belki etkisi sınırlıydı ama farkındalık yaratmaya başladı. Sonrasında elektrikli araçlar ikinci elde işlem görmeye başladı ve son altı ayda ciddi bir ivme yakaladı. Biz de 2plan olarak satın alma birimimizde elektrikli araçlara daha fazla yer vermeye başladık.” dedi. Bazı markaların elektrikli ikinci el piyasasında öne çıktığını belirten Ülgür, “Elektrikli araçların ikinci eldeki sürecini, 1990’lı yıllarda Japon araçlarının pazarda kabul görme sürecine benzetiyorum. O dönem Japon arabalarının ikinci elini almak riskliydi ve işlem görmüyordu. Ancak belirli bir eşiği aştıktan sonra hızla satılmaya başladılar. Bugün de aynı durum elektrikli araçlar için geçerli. Artık ikinci elde işlem görüyorlar; bazı markalar 1-2 gün içinde satılıyor.” ifadelerini kullandı. Koray Öztopçu: “Z kuşağı finansman modellerini yeniden şekillendiriyor” Garanti BBVA Tüketici Finansmanı Direktörü Koray Öztopçu da yeni nesil tüketicilerin finansman tercihlerinin otomotiv sektörünü dönüştürdüğüne dikkati çekti. Öztopçu, “Z kuşağıyla birlikte satın alma alışkanlıkları değişiyor. Artık kullanıcılar çevrimiçi kanallardan araçlarını seçip kişiselleştiriyor. Bizim görevimiz de onlara krediye hızlı ve dijital erişim sağlamak. Elektrikli araçlarla birlikte bu dönüşüm daha da hız kazandı.” açıklamasında bulundu. Türkiye’de bireysel olarak kredilendirilebilen elektrikli model sayısının henüz sınırlı olduğunu belirten Öztopçu, “Amacımız, bireysel ve tüzel müşterilerimizin Garanti BBVA uygulaması ya da markaların kendi web siteleri üzerinden onaylı kredi limitlerine ulaşabilmesini sağlamak.” diye konuştu. Hakan Koca: “Şarj altyapısında şirketlerin birleşmesi gerekiyor” OVOLT & Sharz.net CEO’su Hakan Koca ise Türkiye’deki şarj altyapısının hızla büyüdüğünü ancak sürdürülebilirlik açısından konsolidasyon gerektiğini ifade etti. “Şu anda 180 lisanslı şirket var. Ancak küçük ölçekli, sınırlı bölgelerde faaliyet gösteren çok sayıda işletme mevcut. Bu yapı uzun vadede sürdürülebilir değil. Otoritelerle bu konuyu görüşüyoruz. Daha kaliteli hizmet sunabilmek için şirketlerin birleşmesi ya da konsolide olması gerekecek. Aksi halde bu iş sürdürülemez hale gelir.” diyen Koca, şarj sektörünün birleşmeler yoluyla güçleneceğini vurguladı. Hakan Koca, Türkiye genelinde 33 bin 500’ün üzerinde şarj soketi bulunduğunu belirterek, “Bu ekosistemde satıcılar, finansman sağlayıcılar kazanıyor ama tek kazanamayan sektör elektrik şarj işi yapanlar. Çünkü çok sayıda şirket, az sayıda araç var. Bu yüzden araç sayısını büyütmek önemli burada.” şeklinde sözlerini tamamladı. 2plan, etkinlik serileriyle fark yaratıyor 2plan, düzenlediği etkinliklerle yalnızca bilgi paylaşımı sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda tüketiciyle doğrudan temas kurabileceği, birebir etkileşim ortamları sunarak pazardaki dönüşüme katkı sağlamayı hedefliyor. Bu yılın Şubat ve Nisan aylarında İstanbul’da düzenlediği “Elektrikli Araç Konferansı” ve Türkiye’de bir ilk olan “2. El Elektrikli Araç Günleri” etkinliklerinin yanı sıra, Mayıs ayında İzmir’de gerçekleştirdiği “Otomotiv Zirvesi” ile sektörde fark yaratan 2plan, önümüzdeki dönemde de farklı temalarda hayata geçireceği organizasyonlarla otomotiv sektörünün paydaşlarını ve tüketicileri bir araya getirmeyi sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kültürpark’ta İzmir Kitap Fuarı Rüzgarı  Haber

Kültürpark’ta İzmir Kitap Fuarı Rüzgarı 

İzmirlilerin yoğun ilgi gösterdiği fuarda Başkan Dr. Cemil Tugay da gençlerle buluştu. Bu yıl kitap dayanışmasına da sahne olan fuarda, yayınevlerinin ve kitapseverlerin bağışları, fikrini yazan gençlere ve çocuklara armağan olarak verildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle 17-26 Ekim tarihlerinde Kültürpark’ta düzenlenen İZKİTAPFEST – 6. İzmir Kitap Fuarı’na İzmirliler ikinci gününde yoğun ilgi gösterdi. Kültürpark’ta kitapseverlerle kucaklaşan organizasyonda Türk ve dünya edebiyatının birbirinden değerli yazarları söyleşi, imza stantları ve çok sayıda etkinlik sayesinde okurlarla buluştu. 7’den 70’e İzmirliler yağışlı havaya rağmen Kültürpark’a akın ederek kitap fuarının tadını doyasıya çıkardı. Başkan Tugay, gençlere kitap hediye etti İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay da İZKİTAPFEST kapsamında stantları ziyaret ederek kitap tutkunlarıyla kucaklaştı. Fuarda kurulan stantlardaki kitapları inceleyen Başkan Dr. Cemil Tugay, gençlere kitap hediye etti. Fuar turu kapsamında, gençler ve çocukları kitap okumaya teşvik eden Başkan Tugay, fuar boyunca yurttaşlarla sohbet ederek hatıra fotoğrafı çektirdi. Fikrini yaz askıdan istediğin kitabı al Fikir Dergisi standında başlatılan askıda kitap uygulaması sayesinde fuar önemli bir dayanışmaya da sahne oldu. Yayınevleri ve ziyaretçilerin bağışladığı kitaplar stantta toplandı. Stantta istediği fikri panoya yazan gençlere ve çocuklara ise beğendikleri kitaplar armağan edildi. Uygulamaya ilk kitap bağışını ise Başkan Tugay yaptı. “Her yıl sabırsızlıkla bekliyorum” Fuarı ziyaret eden kitapseverler ise deneyimlerini aktardı. Ziyaretçilerden Fatma Balcı, “Ben her yıl bu anı sabırsızlıkla bekliyorum. Bu fuarın özellikle Kültürpark’ta yapılmasını istiyoruz. Çünkü erişmesi kolay. Yazarlarımızla bu anı yaşamaktan mutluluk duyuyoruz. Kitaplarımızı imzalatıyoruz, çok mutluyuz” diye konuştu. “Bu ilgi çok güzel ” Murat Kaptan, “Her zamanki gibi süper, harika geçiyor. Yazar ve okuyucuyu buluşturan yegane iyi fuarlardan bir tanesi. Onun için sabırsızlıkla bekliyoruz. Yeni yazarlar var. O bakımdan çok sevindirici. Hava muhalefetine rağmen insanların bu kadar ilgi göstermesi çok olumlu ve güzel. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ediyoruz” dedi. “Okumayı seven bir kuşağız” Hakan Toldo, “Kültürpark geçenlerde ödül aldı. Uluslararası arenada adını duyurdu. Geçtiğimiz günlerde de Prof. Dr. İlber Ortaylı Kütüphanesi açıldı burada. Kitap fuarının burada olması çok güzel. Daha da güzel şeyler olacağına inanıyorum. Biz 1990 jenerasyonuyuz. Saman kağıtlarını elimize alıp okumayı seven bir kuşağız. Z kuşağı dijital kitapları daha çok tercih ediyor ama onlara kitabı ellerine alıp koklayıp okumalarını tavsiye ediyorum. Ekonomi sıkıntılı olmasına rağmen burada epey bir yoğunluk var. 10 gün sürecek fuar; 10 gün boyunca da yoğunluk olur” şeklinde konuştu. Sanat dünyasının ünlü isimleri İzmirlilerle buluştu İZKİTAPFEST’in ikinci gününde fuarın onur konuğu usta yazar Mehmet Eroğlu’nun yanı sıra Demir Demirkan, Cengiz Bozkurt, Beyhan Budak, Zarife Açıkel, Cahide Çömez, Melis Alphan, Mustafa Üzel, Behçet Yalın Özkara, Murat Bengisu, Zeynep Çolakoğlu, Şehval Görmez, Cemile Şeker, Mehmet Gençer gibi usta isimler İzmirlilerle buluştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Z Kuşağı İçin İşverenlerin Akıl Sağlığına Bağlılığı En Önemli Kriter Haber

Z Kuşağı İçin İşverenlerin Akıl Sağlığına Bağlılığı En Önemli Kriter

Z kuşağı için işveren seçimi kriterleri değişiyor. CERIPH Limited'in kreatif kariyer uygulaması ERIC ile ortaklaşa yürüttüğü yeni bir araştırma, genç yeteneklerin bir işverende en çok ne aradığını ortaya koydu. Buna göre, Z kuşağının %78'i akıl sağlığına öncelik veren bir şirkette çalışmayı tercih ediyor. 'Z KUŞAĞI AVANTAJI – GENÇ YETENEKLERİ ÇEKMEK VE ELDE TUTMAK İÇİN İŞVEREN İTİBARI NASIL ŞEKİLLENDİRİLİR' başlıklı bu kapsamlı rapor, işverenlerin genç yetenek rekabetinde öne çıkması için kritik ipuçları veriyor. Araştırmanın Öne Çıkan Bulguları: Akıl sağlığı desteği, işveren seçiminde ilk sırada yer alıyor. Adayların yüzde 80'i, başvuru yapmadan önce şirketle ilgili çevrimiçi yorumları inceliyor. Hibrit çalışma modeli, Z kuşağının %49'u tarafından tercih ediliyor. Gençlerin %61'i, kısa vadeli kazanç yerine uzun vadeli büyüme fırsatlarını seçiyor. Ofis içi spor salonu ve restoran gibi sosyal imkanlar, önem sıralamasında en alt sıralarda bulunuyor. CERIPH Direktörü Simon Thomas, Z kuşağının yeni bir yaklaşım arayışında olduğunu belirtiyor. "Onlar saygı, esneklik ve akıl sağlığına yönelik gerçek bir destek istiyor. Karşılığında ise enerjilerini, taze bakış açılarını ve işverenleriyle birlikte öğrenme ve büyüme kararlılıklarını getiriyorlar" diyor. İşverenler İçin Yol Haritası Rapor, beklentileri karşılayamayan şirketlerin geleceğin yeteneklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarıyor. Aynı zamanda, işveren itibarını güçlendirmek için pratik adımlar sunuyor: Kapsayıcı iş ortamları oluşturmak. Adaylarla otantik bir şekilde iletişim kurmak. İşe alım süreçlerini Z kuşağının önceliklerine göre kişiselleştirmek. Mart 2025'te ERIC'in 150.000 abonesi arasında gerçekleştirilen anket, CERIPH İşveren İtibarı Modeli'ne uygun olarak hazırlandı. Araştırmaya katılan 375 genç yeteneğin çoğunluğu, daha önce iş deneyimine sahipti. Katılımcıların %79'u kadın, %16'sı erkek ve %5'i non-binary olarak tanımlandı. Ayrıca, katılımcıların %41'i engelli, %28'i nöroçeşitli ve %51'i düşük sosyoekonomik geçmişe sahipti. Bu araştırma, Z kuşağını hedefleyen markalar ve işverenler için yol gösterici nitelikte. İşletmelerin genç yetenekleri çekebilmesi ve elde tutabilmesi için kurumsal kültürlerini ve çalışan deneyimlerini yeniden gözden geçirmeleri gerektiği açıkça görülüyor.

Z Kuşağının Unvanı “İş Değiştiren Nesil” Oldu Haber

Z Kuşağının Unvanı “İş Değiştiren Nesil” Oldu

İş dünyası, yalnızca teknolojik dönüşümün değil, Z kuşağının da etkisiyle kendini yeniden tanımlıyor. Farklı jenerasyonların uyum içinde çalışabileceği çok yönlü bir kültür inşa edilirken; X, Y ve Z kuşakları arasındaki uçurumu kapatmanın yolu, tüm çalışanlara eşit derecede kulak vermekten geçiyor. Türkiye’deki işgücünün nabzını tutan insan kaynakları (İK) yazılımı idenfit, trend raporları serisine yenisini ekledi. Bütüncül insan kaynakları yazılımı, bir yıl boyunca 15 farklı sektördeki X, Y, Z kuşaklarından çalışanlarla gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarını paylaştığı Kuşakların İşgücüne Etkisi Raporu’nu yayımladı. Farklı jenerasyonların, yapay zeka başta olmak üzere teknolojiyi kullanma alışkanlıklarını ve işten ayrılma eğilimlerini gözler önüne seren raporda, dijitalin elçisi konumundaki Z’ler, en sık iş değiştiren kuşak oldu. Z Kuşağı, %57'lik rekor üniversite mezuniyet oranıyla zirveye yerleşiyor Kuşaklar arası işbirliğini teşvik eden ve teknolojik dönüşümü destekleyen stratejiler geliştirilmesi için rehber niteliği taşıyan rapora göre, Türkiye'nin işgücü piyasası, çarpıcı bir demografik dönüşüm yaşıyor. Z Kuşağı, %57'lik rekor üniversite mezuniyet oranıyla dikkatleri üstüne çekerken, kadın çalışan oranı da %39’la tüm jenerasyonları geride bırakarak zirveye yerleşiyor. Araştırmaya katılan her 3 kişiden biri erkek olurken, kadınların işgücüne katılım oranı X kuşağında %32, Y de ise %35 bandında kalıyor. Yeni neslin eğitim seviyesi ve kadın istihdamındaki bu yükseliş, iş hayatına atılan Z kuşağının, neredeyse yarısı (%49) ilkokul mezunu olan X kuşağından ne denli farklı bir tablo çizdiğini gözler önüne seriyor. Söz konusu verilerin, şirketlerin İK stratejilerini ve kültürel yaklaşımlarını gözden geçirmesi gerektiğine işaret ettiğini belirten idenfit CEO’su Nazım Onur Bayındır, şu açıklamada bulundu: “Şirketlerin, bu yeni demografik yapıya uyum sağlamak için İK stratejilerini, liderlik yaklaşımlarını ve kurum kültürlerini güncellemesi gerekiyor. Bu genç ve eğitimli neslin yeteneklerini koruyacak, onlara ilham verecek ve gelişimlerine yatırım yapacak çözümler üretmek, artık bir tercih değil, sürdürülebilir başarı için zorunluluk haline geliyor. Öte yandan farklı eğitim ve deneyim yolculukları yapmış kuşakların birlikte uyumla çalışabilecekleri zemini hazırlamak, sadece bugünün değil, yarının da anahtarı oluyor. Çünkü artık sadece yaş değil, teknoloji de iş dünyasındaki dinamikleri doğrudan etkiliyor.” Z kuşağı dijitalin öncüsü oldu İK yazılımı idenfit’in kuşakların teknolojiyle kurduğu ilişkiyi de mercek altına aldığı araştırmasına göre, dijital dünyanın kalbi de kuşaklar arasında farklı ritimlerle atıyor. Z kuşağı, %26’lık yapay zeka kullanım oranıyla dijital dönüşümün öncüsü olurken, Y kuşağının %21 ve X kuşağının ise yalnızca %8’de kalması, yaş grupları arasındaki teknolojik uçurumu gözler önüne seriyor. Yapay zeka entegrasyonunda ters orantılı bir eğilimin olduğunu söyleyen Nazım Onur Bayındır ise işgücünü bütünsel olarak dönüştürmek için her kuşağın kendine özgü dijital alışkanlıklarına hitap eden stratejilerin geliştirilmesi gerekliliğini vurguluyor. Aksi takdirde işgücü sirkülasyonunun kaçınılmaz olarak hızlanacağının altını çiziyor. İşyerine bağlı X’lerin aksine, Z kuşağı aynı şirkette ortalama 7 ay kalıyor idenfit’in Kuşakların İşgücüne Etkisi Raporu’na göre Gen Z, bir işte ortalama yalnızca 7 ay kalarak “iş değiştiren nesil” unvanını alıyor. Bu oran, Y kuşağında 1,5 yıla, X kuşağında ise 2 yıla kadar çıkıyor. Özellikle ağustos-ekim aylarında yoğun bir ayrılık trendi sergileyen Z kuşağı, %35 ile en yüksek istifa oranına sahipken; Y kuşağı eylül-aralık döneminde iş değiştirme eğilimi gösteriyor. İK süreçlerinin dijitalleşmesi ve işgücü dinamiklerinin verimli ve etkin yönetimi için yenilikçi çözümler sunan İK teknolojisi idenfit’in CEO’su Nazım Onur Bayındır, işyerine yüksek bağlılık ve istikrarıyla bilinen X kuşağının aksine, Y ve Z’lerin elde tutulması için izlenmesi gereken adımları şu sözlerle açıkladı: “Yeni nesil, şirketlerinden öğrenme ve gelişim fırsatları talep ediyor. Bu durumda işverenlerin yalnızca rekabetçi ücret ve yan haklar sunması yeterli olmuyor. Artık, esnek çalışma modelleriyle desteklenen teknoloji odaklı ortamlar yaratmak, anlamlı projelerle çalışanların amacını beslemek ve şeffaf bir iletişim kültürü kurmak kritik önem taşıyor. Mentorluk programlarıyla genç yeteneklere rehberlik etmek ve kısa vadeli deneyimlere değer vermek, bu kuşakların kuruma olan bağlılığını güçlendiriyor. Bu bütüncül yaklaşım, yalnızca işgücü sirkülasyonunu azaltmakla kalmıyor. Aynı zamanda sadık, motive ve üreten bir işgücü oluşturmanın anahtarını da sunuyor. X, Y ve Z kuşaklarının işgücüne etkilerini derinlemesine konuşmak isteyenleri, rapora sığdıramadıklarımızı konuşmak üzere 9 Eylül’de ücretsiz gerçekleştireceğimiz ‘Kuşaklar Arası İş Gücü Dinamikleri’ adlı webinara bekliyoruz.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.