Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Z Kuşağı

Kapsül Haber Ajansı - Z Kuşağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Z Kuşağı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çelebi Havacılık’ın Kapsayıcı Çalışma Kültürüne İki Uluslararası Ödül Haber

Çelebi Havacılık’ın Kapsayıcı Çalışma Kültürüne İki Uluslararası Ödül

Şirketin Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık (DEI - Diversity, Equity & Inclusion) Komitesi ve bu alandaki çalışmaları, Stevie International Business Awards’ta “Diversity, Equity & Inclusion (DEI) Program of the Year” kategorisinde Gümüş Stevie Ödülü, Brandon Hall Group HCM Excellence Awards kapsamında ise “Best in Leading Diversity, Equity, Inclusion and Belonging Initiatives” kategorisinde Bronz Ödül kazandı. Beş ülkede faaliyet gösteren Çelebi Havacılık, farklı yaş, cinsiyet, kültür ve deneyimlerden gelen çalışanlarının potansiyellerini ortaya koyabildiği, kapsayıcı ve eşitlikçi bir çalışma ortamı oluşturmayı hedefliyor. Çalışanlarının yüzde 27’sini kadınların, yüzde 53’ünü ise 30 yaş altı genç profesyonellerin oluşturduğu şirket, çeşitliliği somut uygulamalarla destekliyor. Bu kapsamda 2025 yılında yerel DEI komiteleri ve çalışan kaynak grupları oluşturulurken; kapsayıcı işe alım uygulamaları, kültürel farkındalık eğitimleri, tersine mentorluk programları ve kadın çalışanların liderlik pozisyonları ile geleneksel olarak erkeklerin ağırlıkta olduğu görevlerdeki temsilini artırmaya yönelik çalışmalar hayata geçirildi. Çalışanlarının ihtiyaç ve beklentilerini doğrudan dinlemeyi DEI yaklaşımının önemli bir parçası olarak gören Çelebi Havacılık; bağlılık araştırmaları, odak grup toplantıları, Z Kuşağı Komitesi, çalışan buluşmaları ve birebir görüşmelerin yanı sıra kadın, engelli ve operasyonel çalışanlara yönelik platformlar aracılığıyla düzenli geri bildirim topluyor. “Dinliyor, anlıyor ve aksiyon alıyoruz” yaklaşımıyla elde edilen içgörüler, çalışan deneyiminin geliştirilmesine yönelik uygulamalara yön veriyor. Çalışan deneyiminde ölçülebilir gelişim Çelebi Havacılık’ın DEI alanındaki çalışmalarının sonuçları çalışan deneyimi göstergelerine de yansıdı. Şirketin 2025 DEI araştırmasına göre çalışanların kurum kültürüne ilişkin kapsayıcılık algısı 2024’te yüzde 53 seviyesindeyken 2025’te yüzde 71’e yükseldi. Çalışanların iş ortamında “kendileri olabildiklerini” belirtenlerin oranı yüzde 84’ten yüzde 90’a, psikolojik güvenlik algısı yüzde 74’ten yüzde 83’e çıktı. Eşit kariyer gelişimi fırsatlarına ilişkin olumlu değerlendirmeler ise yüzde 35’ten yüzde 58’e yükseldi. Şirket, çalışan deneyiminin yanı sıra adil ücretlendirme, fırsat eşitliği ve kapsayıcı liderlik alanlarına da odaklanıyor. “Eşit işe eşit ücret” yaklaşımını destekleyen Çelebi Havacılık, işe alım süreçlerinde çeşitlilik ve adaleti güçlendirmeye yönelik uygulamalar yürütüyor. 2025 yılında 120 yönetici Birincil Kademe Liderlik Gelişim Programı’na, 230 yönetici ise Kapsayıcı Liderlik Programı’na katıldı. İnsan kaynakları ekiplerine de çeşitlilik ve kapsayıcılık odağında işe alım eğitimleri verildi. Kadınların iş hayatında ve liderlik pozisyonlarında daha güçlü temsilini desteklemek de şirketin öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin (Women’s Empowerment Principles – WEPs) imzacısı olan Çelebi Havacılık, bu doğrultuda kadın çalışanların gelişimini ve karar alma mekanizmalarındaki temsilini destekleyen uygulamalarını sürdürüyor. “Asıl başarı, çalışan deneyiminde yarattığımız kalıcı değişim” Çelebi Havacılık İnsan Kaynakları Kıdemli Başkan Yardımcısı Evrim Ünal Gökce, iki uluslararası ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çalışanlarımızın farklılıklarıyla var olabildiği, kendilerini özgürce ifade edebildiği ve kariyer yolculuklarında eşit fırsatlara erişebildiği bir çalışma ortamını sürdürülebilir başarımızın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bu anlayışı işe alımdan liderlik gelişimine, çalışan deneyiminden günlük çalışma kültürümüze kadar tüm süreçlerimize entegre ediyoruz. Stevie International Business Awards ve Brandon Hall Group HCM Excellence Awards’tan aldığımız bu iki ödül, attığımız adımların uluslararası ölçekte takdir görmesi açısından bizim için çok değerli. Ancak bizim için asıl başarı, çalışanlarımızın deneyiminde yarattığımız kalıcı ve ölçülebilir değişim.” Çelebi Havacılık, önümüzdeki dönemde de çalışanlarını dinlemeye, ihtiyaç ve beklentilerini anlamaya ve elde ettiği geri bildirimleri somut aksiyonlara dönüştürmeye devam ederek, herkesin potansiyelini eşit fırsatlarla ortaya koyabildiği daha kapsayıcı bir çalışma ortamı yaratmaya yönelik çalışmalarını sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Z Kuşağının Yedi Aylık İşlem Hacmi Yaklaşık 80 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Z Kuşağının Yedi Aylık İşlem Hacmi Yaklaşık 80 Milyar Dolara Ulaştı

Binance Research tarafından yayımlanan yeni rapor, Z kuşağının küresel yatırım piyasalarındaki ağırlığının hızla arttığını ortaya koydu. Rapora göre Z kuşağı, Ocak-Temmuz 2026 döneminde geleneksel finansla bağlantılı ürünlerde yaklaşık 80 milyar dolarlık işlem hacmine katkıda bulundu. Bu kuşağın söz konusu ürünlere yeni katılan kullanıcılar içindeki payı da aynı dönemde yüzde 41’den yüzde 47’ye çıktı. Z kuşağı halen doğrudan hisse senedi ve tokenize hisse senedi ürünü kullanıcılarının yüzde 44’ünü, geleneksel finans varlıklarına dayalı sürekli vadeli işlem ürünü kullanıcılarının ise yüzde 45’ini oluşturuyor. Her üç ürün grubunu da kullanan yatırımcılar arasında Z kuşağının payı yüzde 48’e ulaşıyor. Yüksek büyümeye rağmen daha seyrek işlem yapıyorlar Rapor, genç yatırımcıların yüksek riskli ve spekülatif işlemlere daha fazla yöneldiği yönündeki yaygın algıyı desteklemiyor. Z kuşağı, yüzde 5,9 ile kaldıraçlı ETF işlem hacminde bütün kuşaklar arasındaki en düşük paya sahip bulunuyor. Raporda “yeni nesil yatırımcılar” olarak tanımlanan kullanıcılar günde ortalama 2,6 işlem gerçekleştiriyor. Genel kullanıcı kitlesinde ise bu ortalama 3,0 seviyesinde. Bu veriler, Z kuşağındaki büyümenin daha sık veya daha yüksek riskli işlem yapma eğiliminden kaynaklanmadığını gösteriyor. Yüzde 77’si yatırım öncesinde finans eğitimi alıyor Raporda incelenen Z kuşağı yatırımcılarının yüzde 77’si, yatırım yapmaya başlamadan önce bir tür örgün veya yapılandırılmış finans eğitimi aldığını belirtiyor. Z kuşağında üniversite yıllarında veya erken yetişkinlik döneminde yatırım yapmaya başlayanların oranı yüzde 30’a ulaşıyor. Y kuşağında aynı yaşam evresinde yatırıma başlayanların oranı ise yüzde 15’te kalıyor. Buna göre Z kuşağında erken dönemde yatırıma başlayanların oranı, bir önceki kuşağın iki katına çıkıyor. İlk tercihler yapay zekâ ve teknoloji şirketleri Genç yatırımcıların ilk işlemlerinde daha yerleşik küresel varlıklara yöneldiği görülüyor. NVIDIA, Micron, Tesla ve Apple hisseleri ile Nasdaq-100 ETF’si, Z kuşağının ilk tercihlerinde öne çıkıyor. Bu tercihler, genç yatırımcıların yapay zekâ, yarı iletkenler ve küresel teknoloji gibi uzun vadeli temalara ilgi gösterdiğine işaret ediyor. Küresel piyasalara erişim gelişmekte olan ülkelerden büyüyor Raporda incelenen geleneksel finans bağlantılı ürün kullanıcılarının tüm kuşaklar genelinde yüzde 90’dan fazlası gelişmekte olan piyasalarda bulunuyor. Z kuşağı yatırımcıları arasında bu oran yüzde 95’e yükseliyor. Araştırma ayrıca genç, gelişmekte olan bir piyasada yaşayan, 2.000 doların altında hisse senedi varlığı bulunan ve ABD hisse senedi piyasalarına ilk kez erişen belirgin bir kullanıcı grubuna dikkat çekiyor. Doğrudan hisse senedi ürünü kullanıcılarının yüzde 13’ü bu profilin bütün özelliklerini taşıyor. Bulgular, küresel piyasalara erişimin gelişmekte olan ekonomilerdeki genç yatırımcılar aracılığıyla genişlediğini gösteriyor. Z kuşağı bu piyasalara önceki kuşaklardan daha erken girerken, finans eğitimi, işlem sıklığı ve risk tercihlerinde daha yapılandırılmış bir yatırımcı profili ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

So CHIC, Lab Diamond ile Büyüme Stratejisini Güçlendiriyor Haber

So CHIC, Lab Diamond ile Büyüme Stratejisini Güçlendiriyor

Türkiye genelinde 38'i franchise olmak üzere toplam 99 mağazasıyla faaliyet gösteren So CHIC, sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda mağaza yatırımlarını, dijital dönüşüm çalışmalarını ve ürün gamını güçlendirmeye devam ediyor. Yıl sonuna kadar mağaza sayısını 110'a çıkarmayı hedefleyen marka, erişilebilir lüks anlayışıyla farklı tüketici segmentlerine hitap ederken, laboratuvar üretimi pırlanta kategorisini de gelecekteki büyümesinin önemli itici güçlerinden biri olarak konumlandırıyor. SO CHIC Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sezgin toplantıda; “2025 yılını hedeflerimize paralel güçlü bir performansla tamamladık. Değişen tüketici beklentilerini doğru analiz eden ürün stratejimiz, mağaza yatırımlarımız ve dijital dönüşüm çalışmalarımız sayesinde istikrarlı büyümemizi sürdürdük. Bu yıl için de önceliğimiz yalnızca ciro artışı değil; sürdürülebilir ve kârlı büyüme, operasyonel verimlilik ve müşteri deneyimini daha ileri taşımak olacak. Doğru lokasyonlarda büyümeye, dijital kanallarımızı güçlendirmeye ve teknolojiyi iş süreçlerimize daha fazla entegre etmeye devam edeceğiz." Dedi. Dijital Satışların Payı Artıyor Fiziksel mağazaların yanı sıra dijital kanallara yaptığı yatırımları da artıran So CHIC'te online satışlar toplam cironun yaklaşık %20'sini oluşturuyor. Şirket; yapay zekâ destekli veri analizi, talep tahmini, müşteri davranışlarının analiz edilmesi ve kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimi gibi alanlara yatırım yaparak omni-channel yapısını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Lab Diamond Büyümenin Yeni Lokomotifi Basın toplantısında laboratuvar üretimi pırlanta kategorisinin markanın uzun vadeli büyüme stratejisindeki yerine de dikkat çekildi. Hakan Sezgin; “Laboratuvar üretimi pırlanta, bizim için yalnızca yeni bir koleksiyon değil, gelecekteki büyüme stratejimizin önemli yapı taşlarından biri. Dünyada tüketici eğilimleri bu yönde hızla değişiyor. Biz de bu dönüşümü yakından takip eden değil, yön veren markasıyız. Aynı kimyasal, fiziksel ve optik özelliklere sahip pırlantayı çok daha ulaşılabilir fiyatlarla sunarak daha geniş kitlelerin pırlantayla buluşmasını sağlıyoruz.” dedi. So CHIC bugün laboratuvar üretimi pırlanta koleksiyonlarını mağazalarının yaklaşık %60'ında müşterileriyle buluştururken, yıl sonuna kadar da tamamında buluşturacak. Tüketicilerin bu kategoriye erişimini kolaylaştırmayı hedefleyen So CHIC, 14 ayar altınla tasarlanan Lab Diamond koleksiyonunu 3 taksite varan ödeme seçenekleriyle sunuyor. Marka ayrıca, Lab Diamond ürünlerine özel olarak uyguladığı geri alım politikası kapsamında, iade edilen ürünlerde satın alma bedelinin yüzde 75'ini müşterilerine geri ödeme imkânı sağlayarak bu koleksiyonu daha geniş kitlelerle buluşturmayı amaçlıyor. Bünyesinde görev yapan dört kişilik tasarım ekibi ise global mücevher trendlerini yakından takip ederek bu kategoriye özel yeni koleksiyonlar geliştiriyor. So CHIC, 2026 yılı sonunda Lab Diamond satışlarında %20 büyüme hedefliyor ve bu kategoriyi önümüzdeki dönemin en önemli büyüme alanlarından biri olarak konumlandırıyor. Ulaşılabilir Lüks Anlayışı Güçleniyor Altın fiyatlarında yaşanan yükselişin tüketici tercihlerini yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken So CHIC, farklı fiyat segmentlerinde geliştirdiği koleksiyonlarla değişen talebe cevap veriyor. Gümüş, altın, natürel pırlanta ve laboratuvar üretimi pırlanta kategorilerinde dengeli bir ürün gamı sunan marka, özellikle fiyat-performans odaklı tüketici davranışlarının güçlenmesiyle birlikte alternatif kategorilere olan ilginin arttığını belirtiyor. So CHIC, önümüzdeki dönemde mağazalaşma, dijitalleşme, yapay zekâ yatırımları ve yeni nesil mücevher kategorilerine yaptığı yatırımlarla büyümesini sürdürmeyi hedefliyor. Dünyada Pazarında Lab Diamond Lab Diamond pırlantaların 2026’da küresel nişan yüzüğü pazarından aldığı pay yüzde 40’ın üzerine çıktı. Pazar büyüklüğü ise 2025’te yaklaşık 28 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2026 yılında ise 34 milyar dolara yaklaşması ön görülüyor. Pazarın 2035 yılında kadar 90 milyar dolar büyüklüğe ulaşabileceği öngörülüyor. Günümüzde 1 karatlık bir Lab Diamond Pırlanta 700 doların altında bulunabilirken eşdeğer kalitede doğal taş hala 5000 doların üzerinde fiyatla işlem görüyor. Bir başka değişle laboratuvar taşı doğal pırlantadan ortalama yüzde 80 daha uygun. Tüketici davranışlarındaki kırılma da 2019’da ABD’de satılan nişan yüzüklerinin yalnızca yüzde 6’sında Lab Diamond pırlanta yer alırken bu oran 2026’da yüzde 40’ın üzerinde arttı. Z kuşağı bu oranda daha da yüksek bir paya sahip. Endüstri analistleri piyasanın giderek iki belirgin kola ayrıldığını öngörüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadınların Dekorasyon Tercihleri Yaşam Alanlarının Geleceğini Şekillendiriyor Haber

Kadınların Dekorasyon Tercihleri Yaşam Alanlarının Geleceğini Şekillendiriyor

Anadolu'nun binlerce yıllık dokuma geleneği, kadınların değişen yaşam alışkanlıklarıyla yeniden şekilleniyor. Ev dekorasyonunda estetik kadar fonksiyonellik, dayanıklılık ve kullanım kolaylığının da ön plana çıktığı yeni dönemde, Adoba Global çatısı altında faaliyet gösteren Turkua Halı, Anadolu'nun köklü halıcılık mirasını modern tasarım anlayışıyla buluşturarak kadınların beklentilerine uygun yeni nesil koleksiyonlar geliştiriyor. Dekorasyon anlayışının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirten Adoba Global Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Doğan, “Artık tüketiciler yalnızca güzel görünen ürünleri değil, günlük yaşamı kolaylaştıran çözümleri tercih ediyor. Bir halının estetik olması kadar kolay temizlenebilir, dayanıklı, robot süpürgelerle uyumlu ve uzun yıllar kullanılabilir olması da önem taşıyor. Tasarımlarımızı geliştirirken kullanıcı deneyimini her zaman merkeze alıyoruz.” dedi. Anadolu’nun Hafızası Modern Tasarımlarla Yaşıyor Turkua Halı’nın her koleksiyonu yalnızca bir dekorasyon ürünü değil, Anadolu’nun kültürel mirasını geleceğe taşıyan bir hikâye sunuyor. Anadolu’nun yanı sıra Türk dokuma kültürüne katkı sağlayan Afganistan ve Türkmenistan’ın köklü motiflerinden ilham alan marka, geleneksel desenleri çağdaş çizgilerle yeniden yorumluyor. Konuya ilişkin yaklaşımı değerlendiren Çiğdem Doğan, “Türk halısı bizim için yalnızca bir zemin ürünü değil; kültürümüzün, renklerimizin ve yaşam biçimimizin önemli bir parçasıdır. Kültürel mirası korurken onu bugünün yaşam alışkanlıklarına uygun şekilde yeniden yorumluyoruz.” diye konuştu Kadınlar Yaşam Biçimlerini Tasarlıyor Günümüzde evler yalnızca yaşanılan alanlar değil; çalışılan, üretilen, dinlenilen ve sosyalleşilen çok yönlü yaşam merkezlerine dönüşüyor. Bu değişim dekorasyon anlayışını da yeniden şekillendiriyor. Doğan, kadınların bu dönüşümde belirleyici rol üstlendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tasarımlarımızı geliştirirken çocuklu ailelerden evcil hayvan sahiplerine, çalışan kadınlardan genç kullanıcılara kadar farklı yaşam senaryolarını analiz ediyoruz. Ürünlerimizin estetik kadar fonksiyonel olmasına da büyük önem veriyoruz.” Z Kuşağı Zamansız Tasarımları Tercih Ediyor Yeni nesil tüketiciler kısa süreli dekorasyon trendleri yerine uzun yıllar kullanılabilecek zamansız tasarımları tercih ediyor. Doğal renkler, sade çizgiler ve sürdürülebilir malzemeler yeni dönemin en önemli beklentileri arasında yer aldığını söyleyen Doğan, “Anadolu’nun köklü dokuma kültürünü modern tasarım anlayışıyla buluşturarak hem bugünün hem de geleceğin yaşam alanlarına hitap eden koleksiyonlar geliştiriyoruz.” ifadelerini kullanarak, markanın kullanıcı odaklı ve uzun ömürlü tasarım anlayışını sürdürdüğünü vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Türkiye’nin Sushida Haritası" Yayınlandı Haber

“Türkiye’nin Sushida Haritası" Yayınlandı

Türkiye’de hazır sushi kategorisinin öncü markası Sushida, 18 Haziran Dünya Sushi Günü’nde dördüncü yaşını kutluyor. Sushi deneyimini günlük yaşamın bir parçası haline getiren Sushida, pratik, erişilebilir ve lezzetli seçenekleriyle tüketicilere her an keyifle ulaşabilecekleri sushi deneyimi sunuyor. Sushida, tüketicilerin değişen alışkanlıklarını da yakından takip ediyor. Bu kapsamda Sushida verileriyle hazırlanan “Türkiye’nin Sushida Haritası”, sushi tüketiminin hangi bölgelerde yoğunlaştığını, tüketicilerin en çok tercih ettiği ürünleri ve kategoride öne çıkan eğilimleri ortaya koyuyor. Türkiye’nin Sushi Tutkusu Haritaya Yansıdı “Türkiye’nin Sushida Haritası” sushi tüketiminin Türkiye’nin dört bir yanına yayılan ve giderek büyüyen bir alışkanlığa dönüştüğünü ortaya koyuyor. Araştırmaya göre sushi tüketiminin en yoğun olduğu bölge Marmara olurken, Ege, İç Anadolu ve Akdeniz bölgeleri de yüksek tüketim yoğunluğuyla dikkat çekiyor. Şehir bazında en yüksek sushi satış hacmi İstanbul’da gerçekleşirken; Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Trabzon ve Konya sıralamada öne çıkıyor. Sushi tüketiminin en yoğun olduğu ilçeler ise Esenyurt (İstanbul), Çankaya-Yenimahalle (Ankara), Kadıköy – Beşiktaş(İstanbul), Pendik (İstanbul), Buca (İzmir) ve Nilüfer (Bursa) oldu. Türkiye’nin Favorisi California Roll Tüketicilerin en çok tercih ettiği sushi çeşidi, açık ara farkla California Roll oldu. Kyoto Mix ve Tokyo Mix en sevilen diğer seçenekler arasında yer alırken, ilk kez sushi deneyimi yaşayan tüketicilerin tercihi de bu lezzetten yana oldu. California Roll, sushi kategorisine girişte en güçlü seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor. Z Kuşağı Sushi Tüketiminde Öne Çıkıyor Türkiye’de sushi tüketiminde Z kuşağı, üniversite öğrencileri ve beyaz yakalılar öne çıkıyor. Kadın tüketiciler müşteri profilinde ağırlıkta olsa da kadın ve erkek tüketiciler arasındaki fark sınırlı kalıyor. Erkek tüketicilerin sushi ilgisi de her geçen yıl artıyor. Sushida verilerine göre sushi siparişlerinin en yoğun olduğu saat aralığı 14.00–18.00 oldu. Günün ikinci yarısında artan sipariş yoğunluğu, sushinin pratik bir öğün alternatifi olarak tercih edildiğini gösteriyor. Cuma ve cumartesi günleri satışların yükseldiği görülürken, tüketicilerin dışarıda daha fazla vakit geçirdiği dönemlerde sushi tüketimi de artıyor. Sushida, farklı damak tatlarına hitap eden ürün çeşitliliğiyle sushi deneyimini erişilebilir hale getiriyor. Çiğ balık içermeyen roll çeşitlerinden Türkiye’nin ilk üçgen sushisi Onigiri’ye, sushi wrap’ten dondurulmuş seçeneklere uzanan ürün gamıyla farklı tüketim anlarına eşlik ediyor. Sushida, yeni tatlar ve ürünlerle kategoriyi geliştirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması 2026 Yılı 1. Çeyrek Sonuçları Açıklandı Haber

Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması 2026 Yılı 1. Çeyrek Sonuçları Açıklandı

TL vadeli hesapların tercih edilme oranı ise önceki döneme 6 puanlık bir artış göstererek yüzde 24’e ulaştı. Bu çeyrekte kısa vadeli tasarrufların getiri beklentisinin düştüğü, yatırımcıların uzun vadeli yatırımlardan beklentisinin yükseldiği görüldü. Tasarruf sahiplerinin yüzde 45’i uzun vadeli, yüzde 42’si orta vadeli ve yüzde 13’ü de kısa vadeli getiri beklentisine sahip. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren ING Türkiye Özel Bankacılık ve Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Sezin Erken: “Araştırmamıza göre yatırımcıların giderek uzun vadeli getiriye yönelmesi, yatırım tarafında daha bilinçli karar ihtiyacını artırıyor. ING Türkiye olarak bu içgörüden hareketle, ING Mobil’i yalnızca bir bankacılık uygulaması değil, müşterilerimizin yatırım araçlarını analiz edebildiği, karşılaştırabildiği ve doğru kararlar almasını destekleyen güçlü bir yatırım platformu olarak konumluyoruz.” En sevilen dijital banka olma hedefiyle ilerleyen ING Türkiye, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında finansal sağlığa katkı sunmak amacıyla NielsenIQ iş birliğiyle gerçekleştirdiği Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması’nın 2026 yılı birinci çeyrek sonuçlarını paylaştı. Araştırmaya göre Türkiye’de tasarruf sahipliği oranı yüzde 51,3 seviyesinde gerçekleşirken, düzenli tasarruf yaptığını belirtenlerin oranı yüzde 84 oldu. Tasarrufu bulunmayanların yüzde 22’si ise yakın gelecekte birikim yapmayı planladığını ifade etti. Tasarruf motivasyonlarında ise geleceğe yatırım yapma isteği yüzde 34 ile ilk sırada yer alırken, beklenmedik durumlara karşı güvence oluşturma ihtiyacı yüzde 23 ile öne çıkan nedenlerden biri oldu. Araştırma sonuçlarına göre, tasarruf sahipleri ortalama iki farklı araç üzerinden birikim yapmayı sürdürüyor. Bu çeyrekte, ilk sırayı yüzde 44 ile yastık altı altın ve değerli madenler alırken, yastık altı döviz ve TL nakit ise önceki çeyreğe göre 8 puan artış göstererek yüzde 40 oranıyla ikinci sırada konumlandı. TL vadeli hesapların tercih edilme oranı ise önceki döneme 6 puanlık bir artış göstererek yüzde 24’e ulaştı. TL vadesiz hesaplar da önceki çeyreğe göre 4 puan artışla yüzde 13 oldu. Hisse senedi ve borsa yatırımları yüzde 18 seviyesinde gerçekleşti. 45 yaş üstü kişilerin yastık altı altın ve diğer değerli madenler, yastık altı döviz ve TL araçlarını daha sık kullandığı dikkat çekti. Ayrıca araştırma; altın ve değerli metal hesapları ile hisse senedi ve borsa ürünlerini kullananlar genç yatırımcıların da öne çıktığını gösterdi. Uzun vadeli getiri beklentisi güçleniyor. Bu çeyrekte kısa vadeli tasarrufların getiri beklentisinin düştüğü, yatırımcıların uzun vadeli yatırımlardan beklentisinin yükseldiği görüldü. Yatırımcıların uzun vadeli getiri beklentilerinde 5 puanlık artış görülürken, kısa vadeli getiri beklentilerinde 4 puan düşüş yaşandı. Tasarruf sahiplerinin yüzde 45’i uzun vadeli, yüzde 42’si orta vadeli ve yüzde 13’ü de kısa vadeli getiri beklentisine sahip. Katılımcıların yüzde 92’si bankacılık hizmetlerinden yararlanırken, son bir ay içinde internet veya mobil bankacılık hizmeti kullananların oranı yüzde 93’e yükseldi. Yatırım ürünleri hakkında bilgi sahibi olduğunu belirtenlerin oranı ise yüzde 37 seviyesinde gerçekleşti. 25-34 yaş grubundaki katılımcılar yüzde 45 ile yatırım ve birikim ürünleri konusunda kendisini en bilgili grup olarak tanımladı. Sezin Erken: Yenilikçi yatırım çözümlerimizle müşterilerimizin uzun vadeli getiri hedeflerini destekliyoruz. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren ING Türkiye Özel Bankacılık ve Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Sezin Erken: “Araştırmamız, Türkiye’de tasarruf bilincinin güçlü olduğunu ancak yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi ve finansal okuryazarlığın artırılması gerektiğini gösteriyor. Özellikle yatırımcıların giderek uzun vadeli getiriye yönelmesi, yatırım tarafında daha bilinçli karar ihtiyacını artırıyor. ING Türkiye olarak bu içgörüden yola çıkarak, ING Mobil’i yalnızca bir bankacılık uygulaması değil; müşterilerimizin yatırım araçlarını analiz edip farklı dönem performanslarını karşılaştırabildiği, daha bilinçli yatırım kararları almasını destekleyen güçlü bir yatırım platformu olarak konumluyoruz. Türkiye’nin Z kuşağı yatırımcılara özel ilk ve tek yatırım fonu olan GNZ ile tasarruf bilincinin genç yaşta kazanılmasını destekliyoruz. Yalnızca 1996–2012 doğumlu ING müşterilerine sunulan bu yenilikçi fon sayesinde, genç yatırımcıların birikim yapma ve yatırım alışkanlığı geliştirme süreçlerine katkı sağlıyoruz. Ayrıca yakın zamanda devreye aldığımız gümüş ve platin işlemleri ile döviz menümüzü zenginleştirirken, döviz ve kıymetli maden tarafında sunduğumuz alarm kurma ve emir bırakma özellikleriyle müşterilerimizin fırsatları anlık takip etmeden yakalayabilmelerini ve işlemlerini daha etkin şekilde gerçekleştirebilmelerini sağlıyoruz. ING Mobil’e yeni eklenen tematik fonlar ve fon listeleri ile yatırım fonlarını keşfetmeyi ve ihtiyaca uygun seçeneklere ulaşmayı kolaylaştırıyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TP Türkiye, Bölgesel Hizmet Üssü Olma Yolculuğunu Yeni Yatırımlarıyla Güçlendiriyor Haber

TP Türkiye, Bölgesel Hizmet Üssü Olma Yolculuğunu Yeni Yatırımlarıyla Güçlendiriyor

Çok dilli operasyon kapasitesi ve ülke geneline yayılan esnek çalışma modeliyle şirket, farklı bölgelerdeki yetenek potansiyelini müşteri deneyimi alanında stratejik bir değere dönüştürüyor. İnsan odağını teknolojiyle buluşturan TP Türkiye; istihdam, bölgesel kalkınma ve hizmet ihracatı ekseninde Türkiye’nin dijital iş hizmetler alanındaki konumuna katkı sunmayı sürdürüyor. Dijital iş hizmetlerinde küresel liderlerden TP Türkiye, Türkiye’deki operasyonel gücünü yeni lokasyon yatırımları ve bölgesel yapılanmasıyla büyütmeye devam ediyor. İstanbul, İzmir, Balıkesir, Diyarbakır ve Adana’daki operasyon merkezlerinin yanı sıra Gümüşhane’de hayata geçirdiği yeni merkeziyle hizmet ağını genişleten TP Türkiye, Azerbaycan operasyonlarının da TP Türkiye yönetimine bağlanmasıyla bölgenin müşteri deneyimi ve dijital iş hizmetleri üslerinden biri haline geliyor. Gümüşhane’de Yeni İstihdam Alanı Oluşturdu TP Türkiye’nin bölgesel büyüme vizyonunun en güncel adımlarından biri, Gümüşhane’de açılan yeni hizmet merkezi oldu. Yerel protokol, kamu kurumlarının temsilcileri ve merkezin ilk stratejik iş ortağı olan Türk Hava Yolları’nın çağrı ve müşteri ilişkileri yöneticilerinin katılımıyla resmi açılışı gerçekleştirilen Gümüşhane merkezi; şehrin ekonomik potansiyeline katkı sunmayı, genç yetenekler için yeni kariyer fırsatları oluşturmayı ve bölgesel kalkınmayı desteklemeyi hedefliyor. TP Türkiye, Azerbaycan ile Bölgesel Gücünü Artırdı TP’nin küresel ölçekte gerçekleşen Majorel satın almasının ardından Azerbaycan’daki lokasyonun “TP Azerbaycan” adıyla küresel yapının bir parçası haline gelmesi ve yönetiminin TP Türkiye’ye bağlanması, şirketin bölgesel büyüme stratejisinde önemli bir adım oldu. Yaklaşık 500 çalışanıyla 5 farklı dilde; hava yolu, e-ticaret, turizm ve ulaşım gibi yüksek hacimli sektörlerde hizmet sunan TP Azerbaycan, TP Türkiye’nin çok dilli hizmet kapasitesini ve yakın coğrafyadaki operasyonel gücünü desteklemeye başladı. Bu yapılanmayla TP Türkiye, yalnızca Türkiye’deki hizmet ağını değil, yakın coğrafyadaki stratejik konumunu da güçlendirdi. Azerbaycan operasyonu; bölgedeki iş ortaklarına daha entegre, çok dilli ve yüksek standartlarda müşteri deneyimi çözümleri sunulmasına katkı sağlarken, TP Türkiye’nin Avrupa ve yakın coğrafyadaki rolünü daha da görünür kıldı. “Bölgenin Müşteri Deneyimi Dönüşümüne Liderlik Etmeyi Hedefliyoruz” TP Türkiye ve Azerbaycan CEO’su Tülay Doğrular, şirketin yeni lokasyonlar ve bölgesel yapılanmayla güçlenen büyüme vizyonuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “TP Türkiye olarak büyüme yolculuğumuzu yalnızca yeni merkezler açmak ya da operasyonel kapasitemizi artırmak olarak görmüyoruz. Bizim için asıl değer; bulunduğumuz şehirlerde istihdama katkı sağlamak, genç yeteneklere yeni kariyer yolları açmak ve Türkiye’nin farklı bölgelerindeki potansiyeli iş dünyasına kazandırmak. Gümüşhane’de hayata geçirdiğimiz yeni merkezimiz, bu vizyonun çok somut bir göstergesi. Aynı şekilde TP Azerbaycan’ın TP Türkiye çatısı altındaki yapılanması da bölgesel gücümüzü pekiştirerek bizi yakın coğrafyanın önemli müşteri deneyimi ve dijital iş hizmetleri merkezlerinden biri haline getiriyor. Güçlü operasyonel altyapımız, çok dilli hizmet kapasitemiz ve insanı merkeze alan teknoloji yaklaşımımızla hem Türkiye ekonomisine hem istihdama hem de bölgenin müşteri deneyimi dönüşümüne katkı sunmaya devam edeceğiz.” Türkiye’nin 81 İline Yayılan Esnek Çalışma Modeli TP Türkiye, operasyon merkezlerinin yanı sıra esnek çalışma modeliyle Türkiye’nin farklı şehirlerindeki yeteneklere de ulaşabiliyor. Çalışanlarının yüzde 70’ini evden çalışma modeliyle istihdam eden şirket, 76 ildeki aktif çalışanlarıyla Türkiye’nin yüzde 94’üne ulaşan bir iş gücü ağıyla faaliyet gösteriyor. Son 5 yılda çalışan sayısını 2,5 kat artıran TP Türkiye, genç ve dinamik yetenek ekosistemiyle istihdama güçlü katkı sağlıyor. TP Türkiye’nin çalışan profilinde genç yetenekler de önemli bir yer tutuyor. Çalışanlarının yüzde 60’ını Z kuşağı oluşturan şirket, dijital refleksi güçlü, hızlı öğrenen ve değişime kolay uyum sağlayan ekip yapısıyla müşteri deneyimi alanındaki dönüşümünü destekliyor. Kadın çalışan oranının yüzde 68 seviyesinde olması ise TP Türkiye’nin kapsayıcı ve çeşitlilikten beslenen kurum kültürünü ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençler Kahve Zincirlerinden Uzaklaşıyor: Yeni Neslin Gözdesi Artık Deneyim Sunan Mekânlar Haber

Gençler Kahve Zincirlerinden Uzaklaşıyor: Yeni Neslin Gözdesi Artık Deneyim Sunan Mekânlar

Kahve tüketim alışkanlıkları son yıllarda büyük bir değişim geçirirken, özellikle genç kuşağın tercihleri sektörün yönünü yeniden şekillendiriyor. Standart kahve zincirlerinden uzaklaşan yeni nesil tüketiciler, artık yalnızca kahve içmek için değil; sosyalleşmek, çalışmak, içerik üretmek ve farklı deneyimler yaşamak için özgün mekânları tercih ediyor. Şehir hayatındaki dönüşümle birlikte butik kahveciler, konsept kafeler ve çok amaçlı sosyal alanlar gençlerin yeni buluşma noktaları haline geliyor. Uzmanlara göre bu değişim, yalnızca damak tadıyla sınırlı değil. Genç kullanıcılar mekân seçiminde atmosfer, tasarım, sürdürülebilirlik, dijital uyumluluk ve sosyal medya görünürlüğü gibi kriterleri de ön planda tutuyor. Özellikle Z kuşağı ve genç profesyoneller arasında yükselen “deneyim odaklı tüketim” anlayışı, kahve sektöründe yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Kahve Artık Sadece Bir İçecek Değil Geleneksel kahve kültürü yerini çok yönlü bir yaşam deneyimine bırakıyor. Gençler için bir kafeye gitmek artık yalnızca kahve tüketmek anlamına gelmiyor. Çalışma alanı sunan, estetik tasarıma sahip, sessiz köşeler barındıran ve sosyal etkileşime açık mekânlar daha fazla ilgi görüyor. Özellikle büyük şehirlerde artış gösteren butik kahveciler, kişiselleştirilmiş hizmet anlayışıyla öne çıkıyor. Yerel kahve çekirdekleri, özel demleme yöntemleri ve özgün sunumlar genç tüketicinin ilgisini çekerken, standart menü anlayışına sahip zincir markalar eski cazibesini kaybetmeye başlıyor. Sektör temsilcileri, gençlerin “aynı deneyimi tekrar eden” mekânlardan uzaklaştığını ve daha özgün atmosferler aradığını belirtiyor. Ahşap tasarımlar, doğal ışık kullanımı, vintage dekorasyon ve sanatsal dokunuşlar yeni nesil kahve mekânlarının temel özellikleri arasında yer alıyor. Sosyal Medya Etkisi Mekân Tercihlerini Değiştiriyor Kafelerin tercih edilmesinde sosyal medyanın etkisi her geçen gün daha belirgin hale geliyor. Özellikle Instagram, TikTok ve Pinterest gibi platformlarda paylaşılabilir alanlar sunan mekânlar gençlerin radarına daha hızlı giriyor. Görsel açıdan dikkat çeken sunumlar, estetik kahve bardakları ve konsept dekorasyonlar kullanıcı deneyiminin önemli bir parçası haline geliyor. Uzmanlara göre genç tüketiciler artık bir mekânı seçerken yalnızca ürün kalitesine değil, “hikâye sunup sunmadığına” da dikkat ediyor. Bu nedenle işletmeler sadece kahve satışı değil, aynı zamanda marka kimliği ve yaşam tarzı deneyimi oluşturmaya yöneliyor. Özellikle sessiz çalışma alanları, kitap okuma köşeleri, canlı müzik etkinlikleri ve sanat atölyeleri düzenleyen kafeler yoğun ilgi görüyor. Bu yaklaşım, kahve mekânlarını klasik tüketim alanlarından çıkarıp sosyal yaşam merkezlerine dönüştürüyor. Gençler Zincir Markalar Yerine Yerel İşletmelere Yöneliyor Son dönemde gençlerin yerel işletmelere olan ilgisinde dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Küresel kahve zincirlerinin standart hizmet anlayışı yerine samimi ve özgün deneyim sunan küçük işletmeler tercih ediliyor. Özellikle sürdürülebilir üretim yapan, geri dönüştürülebilir ürün kullanan ve yerel üreticileri destekleyen markalar genç tüketicilerden daha fazla ilgi görüyor. Kahve sektöründe faaliyet gösteren işletmeciler, yeni neslin marka sadakatinden çok deneyim sadakatine önem verdiğini ifade ediyor. Genç kullanıcılar için bir mekânın “trend” olması kadar, kendilerini özel hissettirmesi de büyük önem taşıyor. Bu değişimle birlikte birçok yeni nesil kahve mekânı hibrit konseptlere yöneliyor. Gün içinde çalışma alanı olarak kullanılan kafeler, akşam saatlerinde etkinlik ve sosyalleşme alanına dönüşüyor. Bu çok yönlü kullanım modeli özellikle freelance çalışanlar, öğrenciler ve dijital içerik üreticileri arasında yaygınlaşıyor. Kahve Sektöründe Rekabet Yeni Bir Boyuta Taşınıyor Değişen tüketici alışkanlıkları, kahve sektöründeki rekabeti de yeniden şekillendiriyor. İşletmeler artık yalnızca kaliteli kahve sunarak öne çıkamıyor. Mekân deneyimi, müşteri ilişkileri, dijital görünürlük ve konsept tasarım gibi unsurlar başarı için kritik hale geliyor. Sektör uzmanları, önümüzdeki dönemde deneyim odaklı kahve mekânlarının daha da yaygınlaşacağını öngörüyor. Özellikle genç nüfusun yoğun olduğu bölgelerde açılan konsept kafeler, klasik işletme anlayışının yerini almaya başlıyor. Yeni nesil tüketici profili, kahve sektörünü yalnızca gastronomi alanında değil; mimari, teknoloji ve sosyal yaşam açısından da dönüştürüyor. Bu dönüşüm, kahve kültürünü sıradan bir tüketim alışkanlığından çıkararak modern şehir yaşamının önemli bir parçası haline getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.