Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Z Kuşağı

Kapsül Haber Ajansı - Z Kuşağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Z Kuşağı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Türkiye’nin Sushida Haritası" Yayınlandı Haber

“Türkiye’nin Sushida Haritası" Yayınlandı

Türkiye’de hazır sushi kategorisinin öncü markası Sushida, 18 Haziran Dünya Sushi Günü’nde dördüncü yaşını kutluyor. Sushi deneyimini günlük yaşamın bir parçası haline getiren Sushida, pratik, erişilebilir ve lezzetli seçenekleriyle tüketicilere her an keyifle ulaşabilecekleri sushi deneyimi sunuyor. Sushida, tüketicilerin değişen alışkanlıklarını da yakından takip ediyor. Bu kapsamda Sushida verileriyle hazırlanan “Türkiye’nin Sushida Haritası”, sushi tüketiminin hangi bölgelerde yoğunlaştığını, tüketicilerin en çok tercih ettiği ürünleri ve kategoride öne çıkan eğilimleri ortaya koyuyor. Türkiye’nin Sushi Tutkusu Haritaya Yansıdı “Türkiye’nin Sushida Haritası” sushi tüketiminin Türkiye’nin dört bir yanına yayılan ve giderek büyüyen bir alışkanlığa dönüştüğünü ortaya koyuyor. Araştırmaya göre sushi tüketiminin en yoğun olduğu bölge Marmara olurken, Ege, İç Anadolu ve Akdeniz bölgeleri de yüksek tüketim yoğunluğuyla dikkat çekiyor. Şehir bazında en yüksek sushi satış hacmi İstanbul’da gerçekleşirken; Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Trabzon ve Konya sıralamada öne çıkıyor. Sushi tüketiminin en yoğun olduğu ilçeler ise Esenyurt (İstanbul), Çankaya-Yenimahalle (Ankara), Kadıköy – Beşiktaş(İstanbul), Pendik (İstanbul), Buca (İzmir) ve Nilüfer (Bursa) oldu. Türkiye’nin Favorisi California Roll Tüketicilerin en çok tercih ettiği sushi çeşidi, açık ara farkla California Roll oldu. Kyoto Mix ve Tokyo Mix en sevilen diğer seçenekler arasında yer alırken, ilk kez sushi deneyimi yaşayan tüketicilerin tercihi de bu lezzetten yana oldu. California Roll, sushi kategorisine girişte en güçlü seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor. Z Kuşağı Sushi Tüketiminde Öne Çıkıyor Türkiye’de sushi tüketiminde Z kuşağı, üniversite öğrencileri ve beyaz yakalılar öne çıkıyor. Kadın tüketiciler müşteri profilinde ağırlıkta olsa da kadın ve erkek tüketiciler arasındaki fark sınırlı kalıyor. Erkek tüketicilerin sushi ilgisi de her geçen yıl artıyor. Sushida verilerine göre sushi siparişlerinin en yoğun olduğu saat aralığı 14.00–18.00 oldu. Günün ikinci yarısında artan sipariş yoğunluğu, sushinin pratik bir öğün alternatifi olarak tercih edildiğini gösteriyor. Cuma ve cumartesi günleri satışların yükseldiği görülürken, tüketicilerin dışarıda daha fazla vakit geçirdiği dönemlerde sushi tüketimi de artıyor. Sushida, farklı damak tatlarına hitap eden ürün çeşitliliğiyle sushi deneyimini erişilebilir hale getiriyor. Çiğ balık içermeyen roll çeşitlerinden Türkiye’nin ilk üçgen sushisi Onigiri’ye, sushi wrap’ten dondurulmuş seçeneklere uzanan ürün gamıyla farklı tüketim anlarına eşlik ediyor. Sushida, yeni tatlar ve ürünlerle kategoriyi geliştirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması 2026 Yılı 1. Çeyrek Sonuçları Açıklandı Haber

Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması 2026 Yılı 1. Çeyrek Sonuçları Açıklandı

TL vadeli hesapların tercih edilme oranı ise önceki döneme 6 puanlık bir artış göstererek yüzde 24’e ulaştı. Bu çeyrekte kısa vadeli tasarrufların getiri beklentisinin düştüğü, yatırımcıların uzun vadeli yatırımlardan beklentisinin yükseldiği görüldü. Tasarruf sahiplerinin yüzde 45’i uzun vadeli, yüzde 42’si orta vadeli ve yüzde 13’ü de kısa vadeli getiri beklentisine sahip. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren ING Türkiye Özel Bankacılık ve Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Sezin Erken: “Araştırmamıza göre yatırımcıların giderek uzun vadeli getiriye yönelmesi, yatırım tarafında daha bilinçli karar ihtiyacını artırıyor. ING Türkiye olarak bu içgörüden hareketle, ING Mobil’i yalnızca bir bankacılık uygulaması değil, müşterilerimizin yatırım araçlarını analiz edebildiği, karşılaştırabildiği ve doğru kararlar almasını destekleyen güçlü bir yatırım platformu olarak konumluyoruz.” En sevilen dijital banka olma hedefiyle ilerleyen ING Türkiye, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında finansal sağlığa katkı sunmak amacıyla NielsenIQ iş birliğiyle gerçekleştirdiği Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması’nın 2026 yılı birinci çeyrek sonuçlarını paylaştı. Araştırmaya göre Türkiye’de tasarruf sahipliği oranı yüzde 51,3 seviyesinde gerçekleşirken, düzenli tasarruf yaptığını belirtenlerin oranı yüzde 84 oldu. Tasarrufu bulunmayanların yüzde 22’si ise yakın gelecekte birikim yapmayı planladığını ifade etti. Tasarruf motivasyonlarında ise geleceğe yatırım yapma isteği yüzde 34 ile ilk sırada yer alırken, beklenmedik durumlara karşı güvence oluşturma ihtiyacı yüzde 23 ile öne çıkan nedenlerden biri oldu. Araştırma sonuçlarına göre, tasarruf sahipleri ortalama iki farklı araç üzerinden birikim yapmayı sürdürüyor. Bu çeyrekte, ilk sırayı yüzde 44 ile yastık altı altın ve değerli madenler alırken, yastık altı döviz ve TL nakit ise önceki çeyreğe göre 8 puan artış göstererek yüzde 40 oranıyla ikinci sırada konumlandı. TL vadeli hesapların tercih edilme oranı ise önceki döneme 6 puanlık bir artış göstererek yüzde 24’e ulaştı. TL vadesiz hesaplar da önceki çeyreğe göre 4 puan artışla yüzde 13 oldu. Hisse senedi ve borsa yatırımları yüzde 18 seviyesinde gerçekleşti. 45 yaş üstü kişilerin yastık altı altın ve diğer değerli madenler, yastık altı döviz ve TL araçlarını daha sık kullandığı dikkat çekti. Ayrıca araştırma; altın ve değerli metal hesapları ile hisse senedi ve borsa ürünlerini kullananlar genç yatırımcıların da öne çıktığını gösterdi. Uzun vadeli getiri beklentisi güçleniyor. Bu çeyrekte kısa vadeli tasarrufların getiri beklentisinin düştüğü, yatırımcıların uzun vadeli yatırımlardan beklentisinin yükseldiği görüldü. Yatırımcıların uzun vadeli getiri beklentilerinde 5 puanlık artış görülürken, kısa vadeli getiri beklentilerinde 4 puan düşüş yaşandı. Tasarruf sahiplerinin yüzde 45’i uzun vadeli, yüzde 42’si orta vadeli ve yüzde 13’ü de kısa vadeli getiri beklentisine sahip. Katılımcıların yüzde 92’si bankacılık hizmetlerinden yararlanırken, son bir ay içinde internet veya mobil bankacılık hizmeti kullananların oranı yüzde 93’e yükseldi. Yatırım ürünleri hakkında bilgi sahibi olduğunu belirtenlerin oranı ise yüzde 37 seviyesinde gerçekleşti. 25-34 yaş grubundaki katılımcılar yüzde 45 ile yatırım ve birikim ürünleri konusunda kendisini en bilgili grup olarak tanımladı. Sezin Erken: Yenilikçi yatırım çözümlerimizle müşterilerimizin uzun vadeli getiri hedeflerini destekliyoruz. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren ING Türkiye Özel Bankacılık ve Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Sezin Erken: “Araştırmamız, Türkiye’de tasarruf bilincinin güçlü olduğunu ancak yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi ve finansal okuryazarlığın artırılması gerektiğini gösteriyor. Özellikle yatırımcıların giderek uzun vadeli getiriye yönelmesi, yatırım tarafında daha bilinçli karar ihtiyacını artırıyor. ING Türkiye olarak bu içgörüden yola çıkarak, ING Mobil’i yalnızca bir bankacılık uygulaması değil; müşterilerimizin yatırım araçlarını analiz edip farklı dönem performanslarını karşılaştırabildiği, daha bilinçli yatırım kararları almasını destekleyen güçlü bir yatırım platformu olarak konumluyoruz. Türkiye’nin Z kuşağı yatırımcılara özel ilk ve tek yatırım fonu olan GNZ ile tasarruf bilincinin genç yaşta kazanılmasını destekliyoruz. Yalnızca 1996–2012 doğumlu ING müşterilerine sunulan bu yenilikçi fon sayesinde, genç yatırımcıların birikim yapma ve yatırım alışkanlığı geliştirme süreçlerine katkı sağlıyoruz. Ayrıca yakın zamanda devreye aldığımız gümüş ve platin işlemleri ile döviz menümüzü zenginleştirirken, döviz ve kıymetli maden tarafında sunduğumuz alarm kurma ve emir bırakma özellikleriyle müşterilerimizin fırsatları anlık takip etmeden yakalayabilmelerini ve işlemlerini daha etkin şekilde gerçekleştirebilmelerini sağlıyoruz. ING Mobil’e yeni eklenen tematik fonlar ve fon listeleri ile yatırım fonlarını keşfetmeyi ve ihtiyaca uygun seçeneklere ulaşmayı kolaylaştırıyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TP Türkiye, Bölgesel Hizmet Üssü Olma Yolculuğunu Yeni Yatırımlarıyla Güçlendiriyor Haber

TP Türkiye, Bölgesel Hizmet Üssü Olma Yolculuğunu Yeni Yatırımlarıyla Güçlendiriyor

Çok dilli operasyon kapasitesi ve ülke geneline yayılan esnek çalışma modeliyle şirket, farklı bölgelerdeki yetenek potansiyelini müşteri deneyimi alanında stratejik bir değere dönüştürüyor. İnsan odağını teknolojiyle buluşturan TP Türkiye; istihdam, bölgesel kalkınma ve hizmet ihracatı ekseninde Türkiye’nin dijital iş hizmetler alanındaki konumuna katkı sunmayı sürdürüyor. Dijital iş hizmetlerinde küresel liderlerden TP Türkiye, Türkiye’deki operasyonel gücünü yeni lokasyon yatırımları ve bölgesel yapılanmasıyla büyütmeye devam ediyor. İstanbul, İzmir, Balıkesir, Diyarbakır ve Adana’daki operasyon merkezlerinin yanı sıra Gümüşhane’de hayata geçirdiği yeni merkeziyle hizmet ağını genişleten TP Türkiye, Azerbaycan operasyonlarının da TP Türkiye yönetimine bağlanmasıyla bölgenin müşteri deneyimi ve dijital iş hizmetleri üslerinden biri haline geliyor. Gümüşhane’de Yeni İstihdam Alanı Oluşturdu TP Türkiye’nin bölgesel büyüme vizyonunun en güncel adımlarından biri, Gümüşhane’de açılan yeni hizmet merkezi oldu. Yerel protokol, kamu kurumlarının temsilcileri ve merkezin ilk stratejik iş ortağı olan Türk Hava Yolları’nın çağrı ve müşteri ilişkileri yöneticilerinin katılımıyla resmi açılışı gerçekleştirilen Gümüşhane merkezi; şehrin ekonomik potansiyeline katkı sunmayı, genç yetenekler için yeni kariyer fırsatları oluşturmayı ve bölgesel kalkınmayı desteklemeyi hedefliyor. TP Türkiye, Azerbaycan ile Bölgesel Gücünü Artırdı TP’nin küresel ölçekte gerçekleşen Majorel satın almasının ardından Azerbaycan’daki lokasyonun “TP Azerbaycan” adıyla küresel yapının bir parçası haline gelmesi ve yönetiminin TP Türkiye’ye bağlanması, şirketin bölgesel büyüme stratejisinde önemli bir adım oldu. Yaklaşık 500 çalışanıyla 5 farklı dilde; hava yolu, e-ticaret, turizm ve ulaşım gibi yüksek hacimli sektörlerde hizmet sunan TP Azerbaycan, TP Türkiye’nin çok dilli hizmet kapasitesini ve yakın coğrafyadaki operasyonel gücünü desteklemeye başladı. Bu yapılanmayla TP Türkiye, yalnızca Türkiye’deki hizmet ağını değil, yakın coğrafyadaki stratejik konumunu da güçlendirdi. Azerbaycan operasyonu; bölgedeki iş ortaklarına daha entegre, çok dilli ve yüksek standartlarda müşteri deneyimi çözümleri sunulmasına katkı sağlarken, TP Türkiye’nin Avrupa ve yakın coğrafyadaki rolünü daha da görünür kıldı. “Bölgenin Müşteri Deneyimi Dönüşümüne Liderlik Etmeyi Hedefliyoruz” TP Türkiye ve Azerbaycan CEO’su Tülay Doğrular, şirketin yeni lokasyonlar ve bölgesel yapılanmayla güçlenen büyüme vizyonuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “TP Türkiye olarak büyüme yolculuğumuzu yalnızca yeni merkezler açmak ya da operasyonel kapasitemizi artırmak olarak görmüyoruz. Bizim için asıl değer; bulunduğumuz şehirlerde istihdama katkı sağlamak, genç yeteneklere yeni kariyer yolları açmak ve Türkiye’nin farklı bölgelerindeki potansiyeli iş dünyasına kazandırmak. Gümüşhane’de hayata geçirdiğimiz yeni merkezimiz, bu vizyonun çok somut bir göstergesi. Aynı şekilde TP Azerbaycan’ın TP Türkiye çatısı altındaki yapılanması da bölgesel gücümüzü pekiştirerek bizi yakın coğrafyanın önemli müşteri deneyimi ve dijital iş hizmetleri merkezlerinden biri haline getiriyor. Güçlü operasyonel altyapımız, çok dilli hizmet kapasitemiz ve insanı merkeze alan teknoloji yaklaşımımızla hem Türkiye ekonomisine hem istihdama hem de bölgenin müşteri deneyimi dönüşümüne katkı sunmaya devam edeceğiz.” Türkiye’nin 81 İline Yayılan Esnek Çalışma Modeli TP Türkiye, operasyon merkezlerinin yanı sıra esnek çalışma modeliyle Türkiye’nin farklı şehirlerindeki yeteneklere de ulaşabiliyor. Çalışanlarının yüzde 70’ini evden çalışma modeliyle istihdam eden şirket, 76 ildeki aktif çalışanlarıyla Türkiye’nin yüzde 94’üne ulaşan bir iş gücü ağıyla faaliyet gösteriyor. Son 5 yılda çalışan sayısını 2,5 kat artıran TP Türkiye, genç ve dinamik yetenek ekosistemiyle istihdama güçlü katkı sağlıyor. TP Türkiye’nin çalışan profilinde genç yetenekler de önemli bir yer tutuyor. Çalışanlarının yüzde 60’ını Z kuşağı oluşturan şirket, dijital refleksi güçlü, hızlı öğrenen ve değişime kolay uyum sağlayan ekip yapısıyla müşteri deneyimi alanındaki dönüşümünü destekliyor. Kadın çalışan oranının yüzde 68 seviyesinde olması ise TP Türkiye’nin kapsayıcı ve çeşitlilikten beslenen kurum kültürünü ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençler Kahve Zincirlerinden Uzaklaşıyor: Yeni Neslin Gözdesi Artık Deneyim Sunan Mekânlar Haber

Gençler Kahve Zincirlerinden Uzaklaşıyor: Yeni Neslin Gözdesi Artık Deneyim Sunan Mekânlar

Kahve tüketim alışkanlıkları son yıllarda büyük bir değişim geçirirken, özellikle genç kuşağın tercihleri sektörün yönünü yeniden şekillendiriyor. Standart kahve zincirlerinden uzaklaşan yeni nesil tüketiciler, artık yalnızca kahve içmek için değil; sosyalleşmek, çalışmak, içerik üretmek ve farklı deneyimler yaşamak için özgün mekânları tercih ediyor. Şehir hayatındaki dönüşümle birlikte butik kahveciler, konsept kafeler ve çok amaçlı sosyal alanlar gençlerin yeni buluşma noktaları haline geliyor. Uzmanlara göre bu değişim, yalnızca damak tadıyla sınırlı değil. Genç kullanıcılar mekân seçiminde atmosfer, tasarım, sürdürülebilirlik, dijital uyumluluk ve sosyal medya görünürlüğü gibi kriterleri de ön planda tutuyor. Özellikle Z kuşağı ve genç profesyoneller arasında yükselen “deneyim odaklı tüketim” anlayışı, kahve sektöründe yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Kahve Artık Sadece Bir İçecek Değil Geleneksel kahve kültürü yerini çok yönlü bir yaşam deneyimine bırakıyor. Gençler için bir kafeye gitmek artık yalnızca kahve tüketmek anlamına gelmiyor. Çalışma alanı sunan, estetik tasarıma sahip, sessiz köşeler barındıran ve sosyal etkileşime açık mekânlar daha fazla ilgi görüyor. Özellikle büyük şehirlerde artış gösteren butik kahveciler, kişiselleştirilmiş hizmet anlayışıyla öne çıkıyor. Yerel kahve çekirdekleri, özel demleme yöntemleri ve özgün sunumlar genç tüketicinin ilgisini çekerken, standart menü anlayışına sahip zincir markalar eski cazibesini kaybetmeye başlıyor. Sektör temsilcileri, gençlerin “aynı deneyimi tekrar eden” mekânlardan uzaklaştığını ve daha özgün atmosferler aradığını belirtiyor. Ahşap tasarımlar, doğal ışık kullanımı, vintage dekorasyon ve sanatsal dokunuşlar yeni nesil kahve mekânlarının temel özellikleri arasında yer alıyor. Sosyal Medya Etkisi Mekân Tercihlerini Değiştiriyor Kafelerin tercih edilmesinde sosyal medyanın etkisi her geçen gün daha belirgin hale geliyor. Özellikle Instagram, TikTok ve Pinterest gibi platformlarda paylaşılabilir alanlar sunan mekânlar gençlerin radarına daha hızlı giriyor. Görsel açıdan dikkat çeken sunumlar, estetik kahve bardakları ve konsept dekorasyonlar kullanıcı deneyiminin önemli bir parçası haline geliyor. Uzmanlara göre genç tüketiciler artık bir mekânı seçerken yalnızca ürün kalitesine değil, “hikâye sunup sunmadığına” da dikkat ediyor. Bu nedenle işletmeler sadece kahve satışı değil, aynı zamanda marka kimliği ve yaşam tarzı deneyimi oluşturmaya yöneliyor. Özellikle sessiz çalışma alanları, kitap okuma köşeleri, canlı müzik etkinlikleri ve sanat atölyeleri düzenleyen kafeler yoğun ilgi görüyor. Bu yaklaşım, kahve mekânlarını klasik tüketim alanlarından çıkarıp sosyal yaşam merkezlerine dönüştürüyor. Gençler Zincir Markalar Yerine Yerel İşletmelere Yöneliyor Son dönemde gençlerin yerel işletmelere olan ilgisinde dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Küresel kahve zincirlerinin standart hizmet anlayışı yerine samimi ve özgün deneyim sunan küçük işletmeler tercih ediliyor. Özellikle sürdürülebilir üretim yapan, geri dönüştürülebilir ürün kullanan ve yerel üreticileri destekleyen markalar genç tüketicilerden daha fazla ilgi görüyor. Kahve sektöründe faaliyet gösteren işletmeciler, yeni neslin marka sadakatinden çok deneyim sadakatine önem verdiğini ifade ediyor. Genç kullanıcılar için bir mekânın “trend” olması kadar, kendilerini özel hissettirmesi de büyük önem taşıyor. Bu değişimle birlikte birçok yeni nesil kahve mekânı hibrit konseptlere yöneliyor. Gün içinde çalışma alanı olarak kullanılan kafeler, akşam saatlerinde etkinlik ve sosyalleşme alanına dönüşüyor. Bu çok yönlü kullanım modeli özellikle freelance çalışanlar, öğrenciler ve dijital içerik üreticileri arasında yaygınlaşıyor. Kahve Sektöründe Rekabet Yeni Bir Boyuta Taşınıyor Değişen tüketici alışkanlıkları, kahve sektöründeki rekabeti de yeniden şekillendiriyor. İşletmeler artık yalnızca kaliteli kahve sunarak öne çıkamıyor. Mekân deneyimi, müşteri ilişkileri, dijital görünürlük ve konsept tasarım gibi unsurlar başarı için kritik hale geliyor. Sektör uzmanları, önümüzdeki dönemde deneyim odaklı kahve mekânlarının daha da yaygınlaşacağını öngörüyor. Özellikle genç nüfusun yoğun olduğu bölgelerde açılan konsept kafeler, klasik işletme anlayışının yerini almaya başlıyor. Yeni nesil tüketici profili, kahve sektörünü yalnızca gastronomi alanında değil; mimari, teknoloji ve sosyal yaşam açısından da dönüştürüyor. Bu dönüşüm, kahve kültürünü sıradan bir tüketim alışkanlığından çıkararak modern şehir yaşamının önemli bir parçası haline getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BRITA, Millie Bobby Brown ile Güçlerini Birleştiriyor Haber

BRITA, Millie Bobby Brown ile Güçlerini Birleştiriyor

BRITA, oyuncu, yapımcı ve girişimci Millie Bobby Brown’ın global marka elçisi olarak yer aldığı yeni global marka kampanyasını hayata geçirdi. Kampanya, özellikle genç kitleler nezdinde filtrelenmiş su ve modern su tüketimi çözümleri kategorisinin görünürlüğünü artırmayı hedefliyor. Aynı zamanda BRITA’nın bilinçli su tüketimi ve sürdürülebilir günlük alışkanlıklara odaklanan, misyon odaklı bir yaşam tarzı markasına dönüşüm yolculuğunda önemli bir adımı temsil ediyor. BRITA Group CEO’su Markus Hankammer konuya ilişkin olarak şunları söyledi: “İlk global kampanyamızla birlikte BRITA’yı kararlılıkla ileriye taşıyoruz. Hedefimiz, su tüketimini bilinçli ve sürdürülebilir yaşamın doğal bir parçası haline getirmek. Bu adım, uluslararası varlığımızı güçlendirirken kategorinin gelişimini de destekliyor.” BRITA’nın Marka Dönüşümünde Yeni Bir Dönem “Kendini Seç” kampanya platformu ile BRITA, su tüketimini günlük iyi yaşam alışkanlıkları ile daha bilinçli tüketim anlayışını bir araya getiren modern bir günlük rutin olarak yeniden tanımlıyor. Şirket, yalnızca ürün odaklı iletişimin ötesine geçerek filtrelenmiş suyu çağdaş yaşam tarzının doğal bir parçası olarak konumlandırmayı hedefliyor. Bu iş birliği, kategoriyle bugüne kadar doğrudan bağ kurmamış tüketicilere ulaşmayı ve filtrasyon ile su tüketimini modern yaşam rutinleriyle daha güçlü şekilde ilişkilendirmeyi hedefliyor. BRITA, bu sayede mevcut hedef kitlesinin ötesine geçerek tüketicilerin markayla yeni bağlar kurmasını sağlıyor. Perakende iş ortakları açısından ise bu yaklaşım, BRITA’nın raf görünürlüğünü ve kategori içindeki önemini güçlendirirken ek satın alma motivasyonu yaratıyor ve markanın su tüketimi ile su filtreleme segmentindeki güçlü konumunu pekiştiriyor. Kategoriye Yeni Bir Anlatım Kazandıran Yaklaşım Bu stratejik dönüşüm doğrultusunda BRITA, geleneksel ürün faydalarının ötesine geçerek kategori anlatımını daha geniş bir perspektife taşıyor. Kampanya, su tüketimini iyi hissetmeyi, kullanım kolaylığını ve bilinçli tüketimi destekleyen günlük yaşam alışkanlıklarının bir parçası olarak konumlandırıyor. Millie Bobby Brown ise bu mesajın global ölçekte geniş kitlelere ulaşmasında merkezi bir rol üstleniyor. Kampanya içerikleri ve dijital hikaye anlatımı aracılığıyla Brown, filtrelenmiş suyun modern yaşam tarzlarına nasıl doğal şekilde uyum sağladığını ortaya koyuyor. Brown, iş birliğinin uluslararası ölçekte geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlıyor. Yalnızca Instagram’da 72 milyondan fazla takipçiye ulaşan Brown, özellikle Z kuşağı üzerinde güçlü bir etkiye sahip. İş birliğinin, filtrelenmiş su kategorisinin görünürlüğünü stratejik pazarlarda önemli ölçüde artırması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Z Kuşağı Bir İşte Ortalama 7 Ay Çalışıyor Haber

Z Kuşağı Bir İşte Ortalama 7 Ay Çalışıyor

Y kuşağı ortalama 1,5 yıl, X kuşağı ise 2 yıl aynı işte kalırken; genç kuşakların gelişim, esneklik ve anlam arayışı öne çıkıyor. Bu konuya dair değerlendirmelerde bulunan İdenfit Kurucusu ve CEO’su Onur Bayındır, “Y ve Z kuşakları yalnızca bir pozisyona sahip olmayı değil; gelişim imkânı, esneklik, anlam ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor” dedi. Bayındır’a göre işverenler, öğrenme fırsatları, hibrit çalışma modelleri, şeffaf iletişim ve rekabetçi yan haklarla Y ve Z kuşağının bağlılığını artırabilir. Bulut tabanlı insan kaynakları ve iş gücü yönetimi platformu İdenfit’in hazırladığı Kuşak Analiz Raporu’na göre, X kuşağı bir işte ortalama 2 yıl kalırken, Y kuşağı 1,5 yıl, Z kuşağı 7 ay kalıyor. Z kuşağının istifa oranı ise yüzde 35. Araştırmaya göre, Z kuşağının kısa iş süresi, bu neslin iş yerinde hızlı deneyim kazanma ve çeşitlilik arayışında olduğunu gösteriyor. Y kuşağının ise orta vadeli kalma süresi, kariyer fırsatlarına bağlılıklarını yansıtıyor. Ancak bu durum şirketler için zorlayıcı olabiliyor. Peki, işverenler çalışan sadakatini nasıl sağlayabilir? Y ve Z kuşağını işte tutmanın sırları neler? “Y ve Z kuşakları gelişim imkânı, esneklik ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor” İdenfit Kurucusu ve CEO’su Onur Bayındır, bu konuyla ilgili değerlendirmesinde şu görüşleri paylaştı: “Kuşak Analiz Raporumuz, şirketlerde çalışan bağlılığını anlamak açısından önemli veriler ortaya koyuyor. Bulgularımız, X kuşağının iş yerinde daha uzun süre kalma eğiliminde olduğunu ve kendi isteğiyle ayrılma oranının diğer kuşaklara kıyasla daha düşük seyrettiğini gösteriyor. Y ve Z kuşaklarında ise beklentiler ve motivasyon dinamikleri farklılaşıyor. Bu kuşaklar yalnızca bir pozisyona sahip olmayı değil; gelişim imkânı, esneklik, anlam ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor. Özellikle eğitim programları, net kariyer yolları ve mentorluk uygulamaları, genç kuşakların kuruma olan bağlılığını artıran temel faktörler arasında yer alıyor. Sürekli öğrenme kültürü sunan şirketler, yeteneklerini daha uzun süre bünyesinde tutabiliyor. Bununla birlikte esnek ve hibrit çalışma modelleri artık bir yan hak değil, güçlü bir beklenti. İş-yaşam dengesini destekleyen uygulamalar, çalışan memnuniyetini doğrudan etkiliyor. Z kuşağı açısından anlamlı ve sosyal etki yaratan projelerde yer almak da önemli bir motivasyon kaynağı. Şirketlerin sürdürülebilirlik ve toplumsal katkı alanındaki adımları, genç yeteneklerin bağlılığını güçlendiriyor. Teknoloji odaklı bir çalışma ortamı, dijital araçların etkin kullanımı ve açık iletişim kültürü de Y ve Z kuşakları için belirleyici unsurlar arasında. Düzenli geri bildirim mekanizmaları ve şeffaf yönetim anlayışı güven duygusunu pekiştiriyor. Elbette rekabetçi ücret ve yan haklar da işveren kaynaklı ayrılıkları azaltmada kritik rol oynuyor. Kısacası, kuşakların farklı beklentilerini doğru analiz eden ve insan kaynakları stratejilerini bu doğrultuda şekillendiren şirketler hem çalışan bağlılığını artıracak hem de uzun vadede daha güçlü ve sürdürülebilir bir organizasyon yapısı oluşturacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kedi ve Köpeklerin %40’ı Fazla Kilolu veya Obez Haber

Kedi ve Köpeklerin %40’ı Fazla Kilolu veya Obez

Kedi ve köpeklere yönelik sağlıklı beslenme çözümleri sunan Royal Canin’in, kedi ve köpek obezitesine ilişkin gerçekleştirdiği kapsamlı uluslararası araştırmanın sonuçlarına göre, dünya genelinde yetişkin kedi ve köpeklerin %40’ı fazla kilolu veya obez kategorisinde yer alıyor. İngiltere, Fransa, Çin, Hindistan, Meksika, İspanya, Portekiz ve Brezilya’dan 14.000’den fazla hayvan sahibi ile 1.750 veteriner hekimin katıldığı çalışma, kedi ve köpeklerin kilo yönetiminde ciddi bir bilgi eksikliğine işaret ediyor. Araştırma bulgularına göre, kedi ve köpek sahiplerinin; %26’sı sağlıklı kilonun ne olduğunu bilmediğini belirtiyor.%17’si yanlış bilgilendirmenin en büyük engel olduğunu ifade ediyor.veteriner hekimlerin %29’u, tüketicilere ulaştırılan yanlış veya çelişkili bilgilerin kilo yönetimi konusunda iletişimi zorlaştırdığını düşünüyor. Veteriner hekimlerin; %44’ü son yıllarda kedi ve köpek obezitesinin arttığını gözlemliyor.%45’i ise bireylerin kedi ve köpekte fazla kilonun risklerini hafife aldığını belirtiyor. Veteriner hekimler güvenilir bilgi kaynağı olarak görülse de her 5 kişiden 1’i beslenme ve kilo kontrolü konusunda sosyal medyaya başvuruyor. Bu oran Z kuşağı arasında %55’e kadar yükseliyor. Uzman Görüşü: Türkiye’den Değerlendirme Royal Canin Avrasya Bilimsel İletişim ve İlişkiler Yöneticisi Veteriner Hekim Murat Altunyuva konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Fazla kilolu kedi ve köpekleri gördüğümüzde, bize şirin gelmemeliler aksine onlar için endişelenmeliyiz çünkü kedi ve köpek obezitesi ciddi bir sağlık sorunudur. Obezite onlar için diyabetten eklem problemlerine, kalp ve solunum sistemi hastalıklarından yaşam süresinin kısalmasına kadar birçok ciddi sağlık riskini beraberinde getiriyor.” “Türkiye’de hayvan sahipliğinin artmasıyla birlikte, doğru ve bilimsel temelli beslenme bilgisinin önemi de her geçen gün büyüyor. Sağlıklı kilo yönetimi; doğru porsiyonlama, yaşa ve yaşam tarzına uygun beslenme planı, düzenli egzersiz ve periyodik veteriner kontrollerinin bir bütün olarak ele alınmasıyla mümkün. Tüketicilerin güvenilir bilgiye ulaşmasını desteklemek ve veteriner hekimlerle açık iletişimi teşvik etmek, daha uzun ve sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturuyor.” Türkiye’de Kedi ve Köpekler İçin Obezite Riski Artıyor Türkiye’de kedi ve köpek sahipliği hızla artarken, obezitenin önlenmesi konusunda farkındalığın güçlendirilmesi kritik önem taşıyor. Uzmanlar, kedi ve köpeklerin düzenli kilo takibinin yapılması, ödül mamalarının kontrollü verilmesi ve insan yiyeceklerinden kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Doğru beslenme alışkanlıkları ve düzenli veteriner kontrolü, kedi ve köpeklerin daha uzun, sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesinde belirleyici rol oynuyor. Royal Canin® Hakkında: Mars Petcare çatısı altında faaliyet gösteren Royal Canin dünya çapında lider bir şirket olup, kedi ve köpeklere yönelik sağlıklı beslenme sunan ROYAL CANIN® markasının sahibidir. 1968 yılında Fransız veteriner hekim Jean Cathary tarafından kurulduğu günden bu yana, kedi ve köpeklere sağlıklı beslenme çözümleri sunmakta ve onların yaşam kalitesini artırmak için tüm dünyada beslenme uzmanları, hayvan yetiştiricileri ve veteriner hekimlerle ortaklıklar geliştirerek çalışmalar yürütmektedir. Bugün 100’den fazla ülkede 8000’i aşkın çalışanı ile faaliyet göstermekte ve kedi ve köpeklerin eşsiz özellik ve ihtiyaçlarını tüm çalışmalarının merkezine koymaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Corendon Airlines Sporu Markanın Kalbine Taşıyan Yolculuğuyla İlham Verdi Haber

Corendon Airlines Sporu Markanın Kalbine Taşıyan Yolculuğuyla İlham Verdi

Spor ve iletişim dünyasının önde gelen profesyonellerini bir araya getiren Brand & Sports Summit, 5-6 Şubat 2026 tarihlerinde Kadıköy Paribu Art’ta “Oyunu Değiştirenler” temasıyla gerçekleştiriliyor. Spor ve iletişim endüstrileri arasında güçlü bir köprü kuran zirve, aynı zamanda spor dünyasındaki yeni yaklaşımların, dönüşen bakış açılarının ve ilham veren uygulamaların paylaşıldığı özgün bir platform olma özelliğini sürdürüyor. Zirvenin ana destekçileri arasında yer alan yenilikçi hava yolu markası Corendon Airlines, 5 Şubat’ta düzenlenen “Geleceği Yaratanlar: Sporda Oyunu Değiştiren Marka ve İnsan Yatırımları” başlıklı oturumda sporun kurum kültürü ve marka stratejileri üzerindeki etkisini ele aldı. Oturum, Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan’ın moderatörlüğünde gerçekleşirken; Corendon Airlines İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Berna Oskay ile Corendon Airlines Kıdemli Kurumsal İletişim ve Pazarlama Müdürü Pınar Pehlivan konuşmacı olarak yer aldı. Spor, çalışanların bizzat deneyimlediği bir kültür alanı Corendon’da sporun bir iletişim aracı olmanın ötesinde, kurum kültürünün yaşayan bir parçası olduğunu Berna Oskay, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sporu Corendon’da yalnızca dışarıya anlatılan bir marka dili olarak değil, çalışanların bizzat deneyimlediği bir kültür alanı olarak konumluyoruz. ‘Team Corendon’ çatısı altında hayata geçirdiğimiz yelken, koşu, bisiklet, kürek, basketbol ve voleybol takımlarımız; bu yaklaşımın en somut göstergesi. Takımlarımızın katıldığı müsabakalarda elde edilen her başarı, yalnızca sportif bir kazanım olmanın ötesinde; çalışan bağlılığını, psikolojik iyi oluşu, dayanıklılığı ve kuşaklar arasındaki bağı besleyen güçlü bir kültürel etki yaratıyor.” “Z kuşağı, markaların söylediklerinden çok yaşattıklarına bakıyor” Sporun Corendon’da hiyerarşileri ortadan kaldıran, dayanışmayı ve birlikte başarmayı güçlendiren bir alan sunduğunu belirten Oskay, özellikle genç yetenekler açısından bu yaklaşımın belirleyici olduğuna dikkat çekti. “Z kuşağı, markaların söylediklerinden çok yaşattıklarına bakıyor. Spora verdiğimiz destekle dışarıda anlattığımız hikâyeyle, içeride çalışanların aktif olarak dahil olduğu spor ekipleri arasındaki tutarlılık; Corendon’u samimi ve inandırıcı kılıyor. Bu da işveren markamız için güçlü bir bağlayıcı unsur oluşturuyor,” dedi. “Corendon’da spor, markanın vitrini değil; işveren kimliğinin kalbi” Corendon’da sürdürülebilir büyümenin insan, kültür ve değerlerle birlikte ele alındığını vurgulayan Oskay, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Biz insanlara sadece bir iş değil, bir yaşam ritmi sunan bir markayız. Corendon’da spor, markanın vitrini değil; işveren kimliğinin kalbi.” Spor, marka DNA’sının ayrılmaz bir parçası Corendon Airlines’ın sporu marka DNA’sının ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırdığını belirten Pınar Pehlivan ise markanın çok boyutlu iş birliği ve spor turizmi vizyonunu paylaştı. Pehlivan, “Sporun insanları bir araya getiren gücüne inanıyoruz. Bu inançla yalnızca gökyüzünde değil, yeryüzündeki tüm başarı yolculuklarında da sporun ve sporcunun yanında yer alıyoruz,” dedi. Türkiye’nin spor turizmi potansiyelinin büyütülmesine katkı İlklerin havayolu şirketi olarak çoklu iş birliği modeliyle spora verdikleri desteği her yıl daha da derinleştirdiklerini ifade eden Pehlivan, ulusal ve uluslararası anlaşmalarla Türkiye’nin spor turizmi potansiyelinin büyütülmesine katkı sunduklarını vurguladı. Pınar Pehlivan; Polonya’da Górnik Zabrze Futbol Kulübü ve Polonya Golf Federasyonu ile gerçekleştirilen iş birliklerinden, İngiltere’de Hull City takımıyla yol arkadaşlığına; Belek’te düzenlenen uluslararası golf organizasyonlarından Türkiye’deki basketbol ve futbol yatırımlarına kadar geniş bir yelpazede projeler yürüttüklerini aktardı. “Sporun dönüştürücü gücüne ortak oluyoruz” Türkiye’de hayata geçirilen iş birliklerine de değinen Pehlivan, “Antalyaspor’un stadyumuna verdiğimiz desteği ‘Corendon Airlines Park’ adıyla sürdürmekten ve Corendon Alanyaspor’a katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz. Spor yatırımlarımızı yaptığımız projelerle taçlandırıyoruz. Bu sayede sporun dönüştürücü gücüne ortak oluyoruz. Anadolu Efes Spor Kulübü iş birliğiyle EuroLeague heyecanını ilk kez Antalya’ya taşıdık. 14 Kasım 2025’te oynanan Anadolu Efes ile FC Bayern Munich karşılaşması, 10 bin kişilik Antalya Spor Salonu’nda unutulmaz bir atmosfer yarattı.” “Sporun her dalında var olmaya devam ediyoruz” Spor altyapısına yönelik yatırımların da altını çizen Pınar Pehlivan, Antalya Lara’daki Corendon Football Center ve Corendon Tennis Club Kemer gibi tesislerin, Türkiye’nin uluslararası spor organizasyonlarındaki cazibesini artırdığını belirtti. Outdoor sporların da Corendon Airlines’ın uzun soluklu destek verdiği alanlar arasında yer aldığını ifade eden Pehlivan, “Salomon Kapadokya Ultra-Trail® ve Tahtalı Run to Sky gibi prestijli organizasyonlara destek vererek sporun her dalında var olmaya devam ediyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.