Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Z Kuşağı

Kapsül Haber Ajansı - Z Kuşağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Z Kuşağı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Z Kuşağının Dijital Çelişkisi: Yüksek Öz Güven, Yetersiz Koruma Haber

Z Kuşağının Dijital Çelişkisi: Yüksek Öz Güven, Yetersiz Koruma

Z kuşağı, vaktinin büyük bir kısmını çevrim içi geçirme konusunda tüm nesillerin önünde yer alıyor. Araştırma sonuçları, Z kuşağının %57’sinin vaktini çevrim dışı yerine daha çok çevrim içi ortamlarda geçirdiğini gösteriyor; bu oran, ankete dahil edilen tüm nesiller arasındaki en yüksek seviyeye işaret ediyor. Akıllı telefonlar ise bu kuşağın dijital yaşamının merkezinde bulunuyor; katılımcıların %67’si düzenli internet erişiminde birincil cihaz olarak akıllı telefonlarını tercih ettiğini belirtiyor. Sürekli çevrim içi olma durumu, belirgin bir öz güveni de beraberinde getiriyor. Z kuşağı katılımcılarının yaklaşık altıda biri (%59), dijital ortamda kendinden emin olduğunu ifade ediyor. Buna karşın, dijital becerilerini "ileri düzey" olarak nitelendirenlerin oranı yalnızca %28’de kalıyor. Bu tablo, internet ortamında rahat hareket etmek ile dijital riskleri etkin bir şekilde yönetebilmek için gereken bilgi birikimine sahip olmak arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. Bahsi geçen öz güven her zaman koruyucu önlemlere dönüşmüyor. Z kuşağının yalnızca %27’si mobil cihazlarında antivirüs yazılımı kullanıyor; bu da diğer nesillere kıyasla kayda değer ölçüde düşük bir orana karşılık geliyor. Ayrıca Z kuşağı, şifrelerini düzenli olarak güncelleme konusunda da daha çekingen davranıyor. Oluşan bu güvenlik açığının sonuçları şimdiden hissedilmeye başlandı. Z kuşağı katılımcılarının yarısından fazlası (%52); cihazlarını, çevrim içi hesaplarını veya verilerini hedef alan bir siber saldırıya maruz kaldığını belirtiyor. Katılımcıların %17’si sosyal medya hesaplarının ele geçirildiğini, %12’si ise oyun hesaplarına erişimini kaybettiğini aktarıyor. Akıllı telefonlar Z kuşağının en değerli verilerini barındırıyor, ancak koruma yetersiz kalıyor Araştırma, akıllı telefonların Z kuşağı için en kıymetli verileri barındırdığını da ortaya koyuyor. Katılımcıların %38’i fotoğrafları, yine %38’i ise kişisel belgeleri kritik öneme sahip görüyor. Z kuşağı, cihazlarında sakladığı kişisel belgeleri diğer nesillere kıyasla çok daha değerli buluyor. Şifreler ve hesap giriş bilgileri ise katılımcıların %30’u tarafından kritik önemde değerlendiriliyor. Bu verilerin taşıdığı öneme karşın, akıllı telefonlardaki veriler çoğu zaman yeterince korunmuyor. Bireysel dijital yaşamı korumaya yönelik güvenlik araçlarının kullanımı, özellikle Z kuşağında oldukça sınırlı kalırken; akıllı telefonundaki kritik verileri düzenli olarak yedekleyenlerin oranı yalnızca %28. Bu durum, yalnızca tek bir cihazın kaybedilmesinin çok ötesinde riskler doğuruyor. Güvenliği ihlal edilen bir akıllı telefon; saldırganların kişisel fotoğraflara, kimlik belgelerine, e-posta hesaplarına, sosyal medya profillerine, finansal hizmetlere ve kişinin dijital yaşamının diğer kritik alanlarına doğrudan erişmesine zemin hazırlayabiliyor. Günlük dijital alışkanlıklar, günlük koruma refleksleriyle desteklenmeli Siber tehditlere yönelik farkındalığın artırılması kritik bir önem taşıyor. Kaspersky, özellikle Z kuşağına hitap etmek amacıyla "Case 404" adlı interaktif bir çevrim içi oyun geliştirdi. Bu siber dedektiflik macerasında oyuncular, gerçek dijital tehditlerden ilham alan kurgusal vakaları çözerek; dolandırıcılıkları, kimlik avı (phishing) girişimlerini ve oyun dünyasında sıkça görülen hesap ele geçirme taktiklerini nasıl tespit edeceklerini öğreniyor. "Case 404", oyunculara sevdikleri şeyleri yaparken güvende kalmalarını sağlayacak bilgi birikimini ve doğru güvenlik reflekslerini kazandırıyor. Kaspersky, siber güvenliğin bir kriz anından sonra başvurulan geçici bir önlem değil; günlük dijital rutinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırılmasını tavsiye ediyor. Kaspersky Premium gibi kapsamlı bir güvenlik çözümü; cihazları zararlı yazılımlara, kimlik avı tuzaklarına ve diğer çevrim içi tehditlere karşı korumaya yardımcı oluyor. Z kuşağı için artık birincil cihazın akıllı telefonlar olduğu göz önüne alındığında, güvenlik tedbirlerinin masaüstü bilgisayarlar kadar mobil trafiği de kapsaması gerekiyor. Kaspersky Password Manager gibi özel bir araç kullanmak, farklı hesaplar için güçlü ve benzersiz şifreler oluşturulmasını ve bunların güvenle saklanmasını sağlıyor. Bu yöntem, tek bir şifrenin çalınması veya bir veri ihlalinde ifşa olması durumunda doğabilecek zincirleme riskleri en aza indiriyor. Dolandırıcılık amaçlı ve istenmeyen aramaların yarattığı riskleri azaltmak adına ise Kaspersky Who Calls, şüpheli aramaları tespit ederek kullanıcıları spam veya potansiyel dolandırıcılıkla ilişkilendirilen numaralar hakkında anlık olarak bilgilendiriyor. Kaspersky Tüketici Ürünleri Yönetiminden Sorumlu Başkan Yardımcısı Irina Ermilova, araştırma sonuçlarını şöyle değerlendiriyor: "Z kuşağı internetin merkezinde büyüdü; bu nedenle dijital servisleri son derece doğal ve sezgisel bir şekilde kullanıyorlar. Ancak bu aşinalık, güvenlik uzmanlığıyla karıştırılmamalı. Uygulamalarda, platformlarda ve cihazlarda rahatça gezinebilmek; dolandırıcılık yöntemlerini fark edebilmek, şifreleri güvenle yönetebilmek veya kişisel verileri koruyabilmek anlamına gelmiyor. Araştırma sonuçları, siber güvenlik araçlarının ve reflekslerinin; mesajlaşmak, oyun oynamak ya da sosyal medyada gezinmek kadar günlük dijital yaşamın doğal bir parçası haline gelmesi gerektiğini gösteriyor." Bu çalışma, Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından 2026 yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 18 ülkeden (Almanya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Hindistan, Kolombiya, Mısır, Malezya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, İspanya, Tayland, Türkiye, Vietnam) toplam 7.200 kişi katılmıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençlerin Yüzde 75’i Hızlı Terfiyi Önceliklendirmiyor Haber

Gençlerin Yüzde 75’i Hızlı Terfiyi Önceliklendirmiyor

Deloitte’un 44 ülkede 22 bin 500’ü aşkın Z ve Y kuşağı katılımcıyla gerçekleştirdiği 2026 Küresel Z Kuşağı ve Y Kuşağı Araştırması’na göre, Z kuşağının yalnızca yüzde 25’i hızlı terfilerle ilerleyen bir kariyer modelini tercih ederken, yüzde 44’ü daha istikrarlı ve kademeli bir kariyer gelişimini önceliklendiriyor. Gençlerin yüzde 21’i ise kendisi için doğru rolü bulabilmek ve uzun vadede daha uygun bir kariyer oluşturabilmek adına yatay bir pozisyon değişikliğine veya kariyerinde geçici bir geri adıma açık olduğunu belirtiyor. Türkiye’de gençlerin iş gücü piyasasındaki görünümü de dikkat çekiyor. TÜİK’in Ağustos 2026 İşgücü İstatistikleri’ne göre, 15-24 yaş grubundaki genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 13 olarak kaydedildi. Bu oran genç erkeklerde yüzde 9,7 olurken, genç kadınlarda yüzde 19,4’e ulaştı. Veriler, gençlerin iş hayatına katılımının yanı sıra doğru kariyer fırsatlarına erişiminin de önemini ortaya koyuyor. Araştırmada gençlerin öğrenme ve gelişime verdiği önem de öne çıkıyor. Z ve Y kuşağının yüzde 74’ü yapay zekâyı günlük çalışma hayatında kullanırken, yüzde 79’u bu teknolojiden öğrenme ve gelişim fırsatlarını belirlemek amacıyla yararlanıyor. Veriler, yeni kuşağın kariyer kararlarında yalnızca bugünkü pozisyonunu değil, gelecekte kazanacağı yetkinlikleri de dikkate aldığını gösteriyor. ŞİRKETLER GENÇLERİ SEÇİYOR, GENÇLER DE ŞİRKETLERİ Gençlerin kariyer tercihlerindeki değişimi değerlendiren NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu ve Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, işveren ile çalışan arasındaki seçim sürecinin artık çift taraflı ilerlediğine dikkat çekti. Yılmaz, “Geçmişte daha çok şirketlerin çalışan seçtiği bir yapıdan söz ediyorduk. Bugün özellikle gençlerde bunun değiştiğini görüyoruz. Bir genç başvuru yapmadan önce şirketi araştırıyor; nasıl bir çalışma kültürü olduğunu, kimlerle çalışacağını, kendisine ne katacağını ve orada nasıl bir gelecek kurabileceğini sorguluyor. Dolayısıyla şirketler gençleri seçerken gençler de şirketleri seçiyor. İş dünyasının bu değişimi doğru okuması gerekiyor” dedi. “GENÇLERİN İŞ DÜNYASIYLA TEMASI MEZUNİYETTEN ÖNCE BAŞLAMALI” Gençlerin doğru kariyer kararları verebilmesi için iş dünyasını üniversite yıllarında tanımalarının önemli olduğunu belirten Yılmaz, “Bir gencin hangi sektörde veya hangi şirkette çalışmak istediğini anlayabilmesi için önce o dünyayı tanıması gerekiyor. İş insanlarıyla bir araya gelmesi, farklı sektörlerden deneyimleri dinlemesi ve profesyonel hayatın nasıl işlediğini görmesi çok değerli. Gençlerin iş dünyasıyla ilk gerçek teması bir iş görüşmesi olmamalı” ifadelerini kullandı. NEFA GENÇLERLE İŞ DÜNYASINI AYNI MASADA BULUŞTURUYOR Gençlerin profesyonel hayata daha hazırlıklı başlamasını amaçlayan NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu, üniversite öğrencileri ve gençleri farklı sektörlerden girişimciler, yöneticiler ve iş insanlarıyla bir araya getiriyor. Gerçekleştirilen buluşmalar ve networking çalışmalarıyla gençlerin profesyonel çevrelerini geliştirmeleri, farklı sektörleri yakından tanımaları ve kariyerlerini şekillendirirken iş dünyasının deneyimlerinden yararlanmaları hedefleniyor. Yılmaz, “Biz gençlerin iş dünyasına uzaktan bakmasını değil, doğrudan içinde bulunmasını istiyoruz. Bir iş insanıyla tanışmak, onun tecrübelerini dinlemek ya da farklı sektörlerden insanlarla aynı ortamda bulunmak bazen bir gencin kariyer yönünü değiştirebiliyor. NEFA’da gençlerle iş dünyası arasındaki mesafeyi azaltırken onların daha mezun olmadan kendi yollarını daha bilinçli çizebilecekleri bir ortam oluşturmayı önemsiyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençlerin İş Dünyasıyla Teması Mezuniyetten Önce Başlamalı Haber

Gençlerin İş Dünyasıyla Teması Mezuniyetten Önce Başlamalı

Bu kapsamda NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu, gençlerle iş dünyasını bir araya getirerek üniversite yıllarından itibaren farklı sektörleri ve şirketleri yakından tanımalarına, profesyonel çevrelerini geliştirmelerine ve kariyer tercihlerini daha bilinçli yapmalarına katkı sağlamayı hedefliyor… Deloitte’un 44 ülkede 22 bin 500’ü aşkın Z ve Y kuşağı katılımcıyla gerçekleştirdiği 2026 Küresel Z Kuşağı ve Y Kuşağı Araştırması’na göre, Z kuşağının yalnızca yüzde 25’i hızlı terfilerle ilerleyen bir kariyer modelini tercih ederken, yüzde 44’ü daha istikrarlı ve kademeli bir kariyer gelişimini önceliklendiriyor. Gençlerin yüzde 21’i ise kendisi için doğru rolü bulabilmek ve uzun vadede daha uygun bir kariyer oluşturabilmek adına yatay bir pozisyon değişikliğine veya kariyerinde geçici bir geri adıma açık olduğunu belirtiyor. Türkiye’de gençlerin iş gücü piyasasındaki görünümü de dikkat çekiyor. TÜİK’in Ağustos 2026 İşgücü İstatistikleri’ne göre, 15-24 yaş grubundaki genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 13 olarak kaydedildi. Bu oran genç erkeklerde yüzde 9,7 olurken, genç kadınlarda yüzde 19,4’e ulaştı. Veriler, gençlerin iş hayatına katılımının yanı sıra doğru kariyer fırsatlarına erişiminin de önemini ortaya koyuyor. Araştırmada gençlerin öğrenme ve gelişime verdiği önem de öne çıkıyor. Z ve Y kuşağının yüzde 74’ü yapay zekâyı günlük çalışma hayatında kullanırken, yüzde 79’u bu teknolojiden öğrenme ve gelişim fırsatlarını belirlemek amacıyla yararlanıyor. Veriler, yeni kuşağın kariyer kararlarında yalnızca bugünkü pozisyonunu değil, gelecekte kazanacağı yetkinlikleri de dikkate aldığını gösteriyor. ŞİRKETLER GENÇLERİ SEÇİYOR, GENÇLER DE ŞİRKETLERİ Gençlerin kariyer tercihlerindeki değişimi değerlendiren NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu ve Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, işveren ile çalışan arasındaki seçim sürecinin artık çift taraflı ilerlediğine dikkat çekti. Yılmaz, “Geçmişte daha çok şirketlerin çalışan seçtiği bir yapıdan söz ediyorduk. Bugün özellikle gençlerde bunun değiştiğini görüyoruz. Bir genç başvuru yapmadan önce şirketi araştırıyor; nasıl bir çalışma kültürü olduğunu, kimlerle çalışacağını, kendisine ne katacağını ve orada nasıl bir gelecek kurabileceğini sorguluyor. Dolayısıyla şirketler gençleri seçerken gençler de şirketleri seçiyor. İş dünyasının bu değişimi doğru okuması gerekiyor” dedi. “GENÇLERİN İŞ DÜNYASIYLA TEMASI MEZUNİYETTEN ÖNCE BAŞLAMALI” Gençlerin doğru kariyer kararları verebilmesi için iş dünyasını üniversite yıllarında tanımalarının önemli olduğunu belirten Yılmaz, “Bir gencin hangi sektörde veya hangi şirkette çalışmak istediğini anlayabilmesi için önce o dünyayı tanıması gerekiyor. İş insanlarıyla bir araya gelmesi, farklı sektörlerden deneyimleri dinlemesi ve profesyonel hayatın nasıl işlediğini görmesi çok değerli. Gençlerin iş dünyasıyla ilk gerçek teması bir iş görüşmesi olmamalı” ifadelerini kullandı. NEFA GENÇLERLE İŞ DÜNYASINI AYNI MASADA BULUŞTURUYOR Gençlerin profesyonel hayata daha hazırlıklı başlamasını amaçlayan NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu, üniversite öğrencileri ve gençleri farklı sektörlerden girişimciler, yöneticiler ve iş insanlarıyla bir araya getiriyor. Gerçekleştirilen buluşmalar ve networking çalışmalarıyla gençlerin profesyonel çevrelerini geliştirmeleri, farklı sektörleri yakından tanımaları ve kariyerlerini şekillendirirken iş dünyasının deneyimlerinden yararlanmaları hedefleniyor. Yılmaz, “Biz gençlerin iş dünyasına uzaktan bakmasını değil, doğrudan içinde bulunmasını istiyoruz. Bir iş insanıyla tanışmak, onun tecrübelerini dinlemek ya da farklı sektörlerden insanlarla aynı ortamda bulunmak bazen bir gencin kariyer yönünü değiştirebiliyor. NEFA’da gençlerle iş dünyası arasındaki mesafeyi azaltırken onların daha mezun olmadan kendi yollarını daha bilinçli çizebilecekleri bir ortam oluşturmayı önemsiyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çelebi Havacılık’ın Kapsayıcı Çalışma Kültürüne İki Uluslararası Ödül Haber

Çelebi Havacılık’ın Kapsayıcı Çalışma Kültürüne İki Uluslararası Ödül

Şirketin Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık (DEI - Diversity, Equity & Inclusion) Komitesi ve bu alandaki çalışmaları, Stevie International Business Awards’ta “Diversity, Equity & Inclusion (DEI) Program of the Year” kategorisinde Gümüş Stevie Ödülü, Brandon Hall Group HCM Excellence Awards kapsamında ise “Best in Leading Diversity, Equity, Inclusion and Belonging Initiatives” kategorisinde Bronz Ödül kazandı. Beş ülkede faaliyet gösteren Çelebi Havacılık, farklı yaş, cinsiyet, kültür ve deneyimlerden gelen çalışanlarının potansiyellerini ortaya koyabildiği, kapsayıcı ve eşitlikçi bir çalışma ortamı oluşturmayı hedefliyor. Çalışanlarının yüzde 27’sini kadınların, yüzde 53’ünü ise 30 yaş altı genç profesyonellerin oluşturduğu şirket, çeşitliliği somut uygulamalarla destekliyor. Bu kapsamda 2025 yılında yerel DEI komiteleri ve çalışan kaynak grupları oluşturulurken; kapsayıcı işe alım uygulamaları, kültürel farkındalık eğitimleri, tersine mentorluk programları ve kadın çalışanların liderlik pozisyonları ile geleneksel olarak erkeklerin ağırlıkta olduğu görevlerdeki temsilini artırmaya yönelik çalışmalar hayata geçirildi. Çalışanlarının ihtiyaç ve beklentilerini doğrudan dinlemeyi DEI yaklaşımının önemli bir parçası olarak gören Çelebi Havacılık; bağlılık araştırmaları, odak grup toplantıları, Z Kuşağı Komitesi, çalışan buluşmaları ve birebir görüşmelerin yanı sıra kadın, engelli ve operasyonel çalışanlara yönelik platformlar aracılığıyla düzenli geri bildirim topluyor. “Dinliyor, anlıyor ve aksiyon alıyoruz” yaklaşımıyla elde edilen içgörüler, çalışan deneyiminin geliştirilmesine yönelik uygulamalara yön veriyor. Çalışan deneyiminde ölçülebilir gelişim Çelebi Havacılık’ın DEI alanındaki çalışmalarının sonuçları çalışan deneyimi göstergelerine de yansıdı. Şirketin 2025 DEI araştırmasına göre çalışanların kurum kültürüne ilişkin kapsayıcılık algısı 2024’te yüzde 53 seviyesindeyken 2025’te yüzde 71’e yükseldi. Çalışanların iş ortamında “kendileri olabildiklerini” belirtenlerin oranı yüzde 84’ten yüzde 90’a, psikolojik güvenlik algısı yüzde 74’ten yüzde 83’e çıktı. Eşit kariyer gelişimi fırsatlarına ilişkin olumlu değerlendirmeler ise yüzde 35’ten yüzde 58’e yükseldi. Şirket, çalışan deneyiminin yanı sıra adil ücretlendirme, fırsat eşitliği ve kapsayıcı liderlik alanlarına da odaklanıyor. “Eşit işe eşit ücret” yaklaşımını destekleyen Çelebi Havacılık, işe alım süreçlerinde çeşitlilik ve adaleti güçlendirmeye yönelik uygulamalar yürütüyor. 2025 yılında 120 yönetici Birincil Kademe Liderlik Gelişim Programı’na, 230 yönetici ise Kapsayıcı Liderlik Programı’na katıldı. İnsan kaynakları ekiplerine de çeşitlilik ve kapsayıcılık odağında işe alım eğitimleri verildi. Kadınların iş hayatında ve liderlik pozisyonlarında daha güçlü temsilini desteklemek de şirketin öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin (Women’s Empowerment Principles – WEPs) imzacısı olan Çelebi Havacılık, bu doğrultuda kadın çalışanların gelişimini ve karar alma mekanizmalarındaki temsilini destekleyen uygulamalarını sürdürüyor. “Asıl başarı, çalışan deneyiminde yarattığımız kalıcı değişim” Çelebi Havacılık İnsan Kaynakları Kıdemli Başkan Yardımcısı Evrim Ünal Gökce, iki uluslararası ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çalışanlarımızın farklılıklarıyla var olabildiği, kendilerini özgürce ifade edebildiği ve kariyer yolculuklarında eşit fırsatlara erişebildiği bir çalışma ortamını sürdürülebilir başarımızın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bu anlayışı işe alımdan liderlik gelişimine, çalışan deneyiminden günlük çalışma kültürümüze kadar tüm süreçlerimize entegre ediyoruz. Stevie International Business Awards ve Brandon Hall Group HCM Excellence Awards’tan aldığımız bu iki ödül, attığımız adımların uluslararası ölçekte takdir görmesi açısından bizim için çok değerli. Ancak bizim için asıl başarı, çalışanlarımızın deneyiminde yarattığımız kalıcı ve ölçülebilir değişim.” Çelebi Havacılık, önümüzdeki dönemde de çalışanlarını dinlemeye, ihtiyaç ve beklentilerini anlamaya ve elde ettiği geri bildirimleri somut aksiyonlara dönüştürmeye devam ederek, herkesin potansiyelini eşit fırsatlarla ortaya koyabildiği daha kapsayıcı bir çalışma ortamı yaratmaya yönelik çalışmalarını sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Z Kuşağının Yedi Aylık İşlem Hacmi Yaklaşık 80 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Z Kuşağının Yedi Aylık İşlem Hacmi Yaklaşık 80 Milyar Dolara Ulaştı

Binance Research tarafından yayımlanan yeni rapor, Z kuşağının küresel yatırım piyasalarındaki ağırlığının hızla arttığını ortaya koydu. Rapora göre Z kuşağı, Ocak-Temmuz 2026 döneminde geleneksel finansla bağlantılı ürünlerde yaklaşık 80 milyar dolarlık işlem hacmine katkıda bulundu. Bu kuşağın söz konusu ürünlere yeni katılan kullanıcılar içindeki payı da aynı dönemde yüzde 41’den yüzde 47’ye çıktı. Z kuşağı halen doğrudan hisse senedi ve tokenize hisse senedi ürünü kullanıcılarının yüzde 44’ünü, geleneksel finans varlıklarına dayalı sürekli vadeli işlem ürünü kullanıcılarının ise yüzde 45’ini oluşturuyor. Her üç ürün grubunu da kullanan yatırımcılar arasında Z kuşağının payı yüzde 48’e ulaşıyor. Yüksek büyümeye rağmen daha seyrek işlem yapıyorlar Rapor, genç yatırımcıların yüksek riskli ve spekülatif işlemlere daha fazla yöneldiği yönündeki yaygın algıyı desteklemiyor. Z kuşağı, yüzde 5,9 ile kaldıraçlı ETF işlem hacminde bütün kuşaklar arasındaki en düşük paya sahip bulunuyor. Raporda “yeni nesil yatırımcılar” olarak tanımlanan kullanıcılar günde ortalama 2,6 işlem gerçekleştiriyor. Genel kullanıcı kitlesinde ise bu ortalama 3,0 seviyesinde. Bu veriler, Z kuşağındaki büyümenin daha sık veya daha yüksek riskli işlem yapma eğiliminden kaynaklanmadığını gösteriyor. Yüzde 77’si yatırım öncesinde finans eğitimi alıyor Raporda incelenen Z kuşağı yatırımcılarının yüzde 77’si, yatırım yapmaya başlamadan önce bir tür örgün veya yapılandırılmış finans eğitimi aldığını belirtiyor. Z kuşağında üniversite yıllarında veya erken yetişkinlik döneminde yatırım yapmaya başlayanların oranı yüzde 30’a ulaşıyor. Y kuşağında aynı yaşam evresinde yatırıma başlayanların oranı ise yüzde 15’te kalıyor. Buna göre Z kuşağında erken dönemde yatırıma başlayanların oranı, bir önceki kuşağın iki katına çıkıyor. İlk tercihler yapay zekâ ve teknoloji şirketleri Genç yatırımcıların ilk işlemlerinde daha yerleşik küresel varlıklara yöneldiği görülüyor. NVIDIA, Micron, Tesla ve Apple hisseleri ile Nasdaq-100 ETF’si, Z kuşağının ilk tercihlerinde öne çıkıyor. Bu tercihler, genç yatırımcıların yapay zekâ, yarı iletkenler ve küresel teknoloji gibi uzun vadeli temalara ilgi gösterdiğine işaret ediyor. Küresel piyasalara erişim gelişmekte olan ülkelerden büyüyor Raporda incelenen geleneksel finans bağlantılı ürün kullanıcılarının tüm kuşaklar genelinde yüzde 90’dan fazlası gelişmekte olan piyasalarda bulunuyor. Z kuşağı yatırımcıları arasında bu oran yüzde 95’e yükseliyor. Araştırma ayrıca genç, gelişmekte olan bir piyasada yaşayan, 2.000 doların altında hisse senedi varlığı bulunan ve ABD hisse senedi piyasalarına ilk kez erişen belirgin bir kullanıcı grubuna dikkat çekiyor. Doğrudan hisse senedi ürünü kullanıcılarının yüzde 13’ü bu profilin bütün özelliklerini taşıyor. Bulgular, küresel piyasalara erişimin gelişmekte olan ekonomilerdeki genç yatırımcılar aracılığıyla genişlediğini gösteriyor. Z kuşağı bu piyasalara önceki kuşaklardan daha erken girerken, finans eğitimi, işlem sıklığı ve risk tercihlerinde daha yapılandırılmış bir yatırımcı profili ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

So CHIC, Lab Diamond ile Büyüme Stratejisini Güçlendiriyor Haber

So CHIC, Lab Diamond ile Büyüme Stratejisini Güçlendiriyor

Türkiye genelinde 38'i franchise olmak üzere toplam 99 mağazasıyla faaliyet gösteren So CHIC, sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda mağaza yatırımlarını, dijital dönüşüm çalışmalarını ve ürün gamını güçlendirmeye devam ediyor. Yıl sonuna kadar mağaza sayısını 110'a çıkarmayı hedefleyen marka, erişilebilir lüks anlayışıyla farklı tüketici segmentlerine hitap ederken, laboratuvar üretimi pırlanta kategorisini de gelecekteki büyümesinin önemli itici güçlerinden biri olarak konumlandırıyor. SO CHIC Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sezgin toplantıda; “2025 yılını hedeflerimize paralel güçlü bir performansla tamamladık. Değişen tüketici beklentilerini doğru analiz eden ürün stratejimiz, mağaza yatırımlarımız ve dijital dönüşüm çalışmalarımız sayesinde istikrarlı büyümemizi sürdürdük. Bu yıl için de önceliğimiz yalnızca ciro artışı değil; sürdürülebilir ve kârlı büyüme, operasyonel verimlilik ve müşteri deneyimini daha ileri taşımak olacak. Doğru lokasyonlarda büyümeye, dijital kanallarımızı güçlendirmeye ve teknolojiyi iş süreçlerimize daha fazla entegre etmeye devam edeceğiz." Dedi. Dijital Satışların Payı Artıyor Fiziksel mağazaların yanı sıra dijital kanallara yaptığı yatırımları da artıran So CHIC'te online satışlar toplam cironun yaklaşık %20'sini oluşturuyor. Şirket; yapay zekâ destekli veri analizi, talep tahmini, müşteri davranışlarının analiz edilmesi ve kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimi gibi alanlara yatırım yaparak omni-channel yapısını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Lab Diamond Büyümenin Yeni Lokomotifi Basın toplantısında laboratuvar üretimi pırlanta kategorisinin markanın uzun vadeli büyüme stratejisindeki yerine de dikkat çekildi. Hakan Sezgin; “Laboratuvar üretimi pırlanta, bizim için yalnızca yeni bir koleksiyon değil, gelecekteki büyüme stratejimizin önemli yapı taşlarından biri. Dünyada tüketici eğilimleri bu yönde hızla değişiyor. Biz de bu dönüşümü yakından takip eden değil, yön veren markasıyız. Aynı kimyasal, fiziksel ve optik özelliklere sahip pırlantayı çok daha ulaşılabilir fiyatlarla sunarak daha geniş kitlelerin pırlantayla buluşmasını sağlıyoruz.” dedi. So CHIC bugün laboratuvar üretimi pırlanta koleksiyonlarını mağazalarının yaklaşık %60'ında müşterileriyle buluştururken, yıl sonuna kadar da tamamında buluşturacak. Tüketicilerin bu kategoriye erişimini kolaylaştırmayı hedefleyen So CHIC, 14 ayar altınla tasarlanan Lab Diamond koleksiyonunu 3 taksite varan ödeme seçenekleriyle sunuyor. Marka ayrıca, Lab Diamond ürünlerine özel olarak uyguladığı geri alım politikası kapsamında, iade edilen ürünlerde satın alma bedelinin yüzde 75'ini müşterilerine geri ödeme imkânı sağlayarak bu koleksiyonu daha geniş kitlelerle buluşturmayı amaçlıyor. Bünyesinde görev yapan dört kişilik tasarım ekibi ise global mücevher trendlerini yakından takip ederek bu kategoriye özel yeni koleksiyonlar geliştiriyor. So CHIC, 2026 yılı sonunda Lab Diamond satışlarında %20 büyüme hedefliyor ve bu kategoriyi önümüzdeki dönemin en önemli büyüme alanlarından biri olarak konumlandırıyor. Ulaşılabilir Lüks Anlayışı Güçleniyor Altın fiyatlarında yaşanan yükselişin tüketici tercihlerini yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken So CHIC, farklı fiyat segmentlerinde geliştirdiği koleksiyonlarla değişen talebe cevap veriyor. Gümüş, altın, natürel pırlanta ve laboratuvar üretimi pırlanta kategorilerinde dengeli bir ürün gamı sunan marka, özellikle fiyat-performans odaklı tüketici davranışlarının güçlenmesiyle birlikte alternatif kategorilere olan ilginin arttığını belirtiyor. So CHIC, önümüzdeki dönemde mağazalaşma, dijitalleşme, yapay zekâ yatırımları ve yeni nesil mücevher kategorilerine yaptığı yatırımlarla büyümesini sürdürmeyi hedefliyor. Dünyada Pazarında Lab Diamond Lab Diamond pırlantaların 2026’da küresel nişan yüzüğü pazarından aldığı pay yüzde 40’ın üzerine çıktı. Pazar büyüklüğü ise 2025’te yaklaşık 28 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2026 yılında ise 34 milyar dolara yaklaşması ön görülüyor. Pazarın 2035 yılında kadar 90 milyar dolar büyüklüğe ulaşabileceği öngörülüyor. Günümüzde 1 karatlık bir Lab Diamond Pırlanta 700 doların altında bulunabilirken eşdeğer kalitede doğal taş hala 5000 doların üzerinde fiyatla işlem görüyor. Bir başka değişle laboratuvar taşı doğal pırlantadan ortalama yüzde 80 daha uygun. Tüketici davranışlarındaki kırılma da 2019’da ABD’de satılan nişan yüzüklerinin yalnızca yüzde 6’sında Lab Diamond pırlanta yer alırken bu oran 2026’da yüzde 40’ın üzerinde arttı. Z kuşağı bu oranda daha da yüksek bir paya sahip. Endüstri analistleri piyasanın giderek iki belirgin kola ayrıldığını öngörüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadınların Dekorasyon Tercihleri Yaşam Alanlarının Geleceğini Şekillendiriyor Haber

Kadınların Dekorasyon Tercihleri Yaşam Alanlarının Geleceğini Şekillendiriyor

Anadolu'nun binlerce yıllık dokuma geleneği, kadınların değişen yaşam alışkanlıklarıyla yeniden şekilleniyor. Ev dekorasyonunda estetik kadar fonksiyonellik, dayanıklılık ve kullanım kolaylığının da ön plana çıktığı yeni dönemde, Adoba Global çatısı altında faaliyet gösteren Turkua Halı, Anadolu'nun köklü halıcılık mirasını modern tasarım anlayışıyla buluşturarak kadınların beklentilerine uygun yeni nesil koleksiyonlar geliştiriyor. Dekorasyon anlayışının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirten Adoba Global Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Doğan, “Artık tüketiciler yalnızca güzel görünen ürünleri değil, günlük yaşamı kolaylaştıran çözümleri tercih ediyor. Bir halının estetik olması kadar kolay temizlenebilir, dayanıklı, robot süpürgelerle uyumlu ve uzun yıllar kullanılabilir olması da önem taşıyor. Tasarımlarımızı geliştirirken kullanıcı deneyimini her zaman merkeze alıyoruz.” dedi. Anadolu’nun Hafızası Modern Tasarımlarla Yaşıyor Turkua Halı’nın her koleksiyonu yalnızca bir dekorasyon ürünü değil, Anadolu’nun kültürel mirasını geleceğe taşıyan bir hikâye sunuyor. Anadolu’nun yanı sıra Türk dokuma kültürüne katkı sağlayan Afganistan ve Türkmenistan’ın köklü motiflerinden ilham alan marka, geleneksel desenleri çağdaş çizgilerle yeniden yorumluyor. Konuya ilişkin yaklaşımı değerlendiren Çiğdem Doğan, “Türk halısı bizim için yalnızca bir zemin ürünü değil; kültürümüzün, renklerimizin ve yaşam biçimimizin önemli bir parçasıdır. Kültürel mirası korurken onu bugünün yaşam alışkanlıklarına uygun şekilde yeniden yorumluyoruz.” diye konuştu Kadınlar Yaşam Biçimlerini Tasarlıyor Günümüzde evler yalnızca yaşanılan alanlar değil; çalışılan, üretilen, dinlenilen ve sosyalleşilen çok yönlü yaşam merkezlerine dönüşüyor. Bu değişim dekorasyon anlayışını da yeniden şekillendiriyor. Doğan, kadınların bu dönüşümde belirleyici rol üstlendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tasarımlarımızı geliştirirken çocuklu ailelerden evcil hayvan sahiplerine, çalışan kadınlardan genç kullanıcılara kadar farklı yaşam senaryolarını analiz ediyoruz. Ürünlerimizin estetik kadar fonksiyonel olmasına da büyük önem veriyoruz.” Z Kuşağı Zamansız Tasarımları Tercih Ediyor Yeni nesil tüketiciler kısa süreli dekorasyon trendleri yerine uzun yıllar kullanılabilecek zamansız tasarımları tercih ediyor. Doğal renkler, sade çizgiler ve sürdürülebilir malzemeler yeni dönemin en önemli beklentileri arasında yer aldığını söyleyen Doğan, “Anadolu’nun köklü dokuma kültürünü modern tasarım anlayışıyla buluşturarak hem bugünün hem de geleceğin yaşam alanlarına hitap eden koleksiyonlar geliştiriyoruz.” ifadelerini kullanarak, markanın kullanıcı odaklı ve uzun ömürlü tasarım anlayışını sürdürdüğünü vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Türkiye’nin Sushida Haritası" Yayınlandı Haber

“Türkiye’nin Sushida Haritası" Yayınlandı

Türkiye’de hazır sushi kategorisinin öncü markası Sushida, 18 Haziran Dünya Sushi Günü’nde dördüncü yaşını kutluyor. Sushi deneyimini günlük yaşamın bir parçası haline getiren Sushida, pratik, erişilebilir ve lezzetli seçenekleriyle tüketicilere her an keyifle ulaşabilecekleri sushi deneyimi sunuyor. Sushida, tüketicilerin değişen alışkanlıklarını da yakından takip ediyor. Bu kapsamda Sushida verileriyle hazırlanan “Türkiye’nin Sushida Haritası”, sushi tüketiminin hangi bölgelerde yoğunlaştığını, tüketicilerin en çok tercih ettiği ürünleri ve kategoride öne çıkan eğilimleri ortaya koyuyor. Türkiye’nin Sushi Tutkusu Haritaya Yansıdı “Türkiye’nin Sushida Haritası” sushi tüketiminin Türkiye’nin dört bir yanına yayılan ve giderek büyüyen bir alışkanlığa dönüştüğünü ortaya koyuyor. Araştırmaya göre sushi tüketiminin en yoğun olduğu bölge Marmara olurken, Ege, İç Anadolu ve Akdeniz bölgeleri de yüksek tüketim yoğunluğuyla dikkat çekiyor. Şehir bazında en yüksek sushi satış hacmi İstanbul’da gerçekleşirken; Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Trabzon ve Konya sıralamada öne çıkıyor. Sushi tüketiminin en yoğun olduğu ilçeler ise Esenyurt (İstanbul), Çankaya-Yenimahalle (Ankara), Kadıköy – Beşiktaş(İstanbul), Pendik (İstanbul), Buca (İzmir) ve Nilüfer (Bursa) oldu. Türkiye’nin Favorisi California Roll Tüketicilerin en çok tercih ettiği sushi çeşidi, açık ara farkla California Roll oldu. Kyoto Mix ve Tokyo Mix en sevilen diğer seçenekler arasında yer alırken, ilk kez sushi deneyimi yaşayan tüketicilerin tercihi de bu lezzetten yana oldu. California Roll, sushi kategorisine girişte en güçlü seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor. Z Kuşağı Sushi Tüketiminde Öne Çıkıyor Türkiye’de sushi tüketiminde Z kuşağı, üniversite öğrencileri ve beyaz yakalılar öne çıkıyor. Kadın tüketiciler müşteri profilinde ağırlıkta olsa da kadın ve erkek tüketiciler arasındaki fark sınırlı kalıyor. Erkek tüketicilerin sushi ilgisi de her geçen yıl artıyor. Sushida verilerine göre sushi siparişlerinin en yoğun olduğu saat aralığı 14.00–18.00 oldu. Günün ikinci yarısında artan sipariş yoğunluğu, sushinin pratik bir öğün alternatifi olarak tercih edildiğini gösteriyor. Cuma ve cumartesi günleri satışların yükseldiği görülürken, tüketicilerin dışarıda daha fazla vakit geçirdiği dönemlerde sushi tüketimi de artıyor. Sushida, farklı damak tatlarına hitap eden ürün çeşitliliğiyle sushi deneyimini erişilebilir hale getiriyor. Çiğ balık içermeyen roll çeşitlerinden Türkiye’nin ilk üçgen sushisi Onigiri’ye, sushi wrap’ten dondurulmuş seçeneklere uzanan ürün gamıyla farklı tüketim anlarına eşlik ediyor. Sushida, yeni tatlar ve ürünlerle kategoriyi geliştirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması 2026 Yılı 1. Çeyrek Sonuçları Açıklandı Haber

Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması 2026 Yılı 1. Çeyrek Sonuçları Açıklandı

TL vadeli hesapların tercih edilme oranı ise önceki döneme 6 puanlık bir artış göstererek yüzde 24’e ulaştı. Bu çeyrekte kısa vadeli tasarrufların getiri beklentisinin düştüğü, yatırımcıların uzun vadeli yatırımlardan beklentisinin yükseldiği görüldü. Tasarruf sahiplerinin yüzde 45’i uzun vadeli, yüzde 42’si orta vadeli ve yüzde 13’ü de kısa vadeli getiri beklentisine sahip. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren ING Türkiye Özel Bankacılık ve Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Sezin Erken: “Araştırmamıza göre yatırımcıların giderek uzun vadeli getiriye yönelmesi, yatırım tarafında daha bilinçli karar ihtiyacını artırıyor. ING Türkiye olarak bu içgörüden hareketle, ING Mobil’i yalnızca bir bankacılık uygulaması değil, müşterilerimizin yatırım araçlarını analiz edebildiği, karşılaştırabildiği ve doğru kararlar almasını destekleyen güçlü bir yatırım platformu olarak konumluyoruz.” En sevilen dijital banka olma hedefiyle ilerleyen ING Türkiye, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında finansal sağlığa katkı sunmak amacıyla NielsenIQ iş birliğiyle gerçekleştirdiği Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması’nın 2026 yılı birinci çeyrek sonuçlarını paylaştı. Araştırmaya göre Türkiye’de tasarruf sahipliği oranı yüzde 51,3 seviyesinde gerçekleşirken, düzenli tasarruf yaptığını belirtenlerin oranı yüzde 84 oldu. Tasarrufu bulunmayanların yüzde 22’si ise yakın gelecekte birikim yapmayı planladığını ifade etti. Tasarruf motivasyonlarında ise geleceğe yatırım yapma isteği yüzde 34 ile ilk sırada yer alırken, beklenmedik durumlara karşı güvence oluşturma ihtiyacı yüzde 23 ile öne çıkan nedenlerden biri oldu. Araştırma sonuçlarına göre, tasarruf sahipleri ortalama iki farklı araç üzerinden birikim yapmayı sürdürüyor. Bu çeyrekte, ilk sırayı yüzde 44 ile yastık altı altın ve değerli madenler alırken, yastık altı döviz ve TL nakit ise önceki çeyreğe göre 8 puan artış göstererek yüzde 40 oranıyla ikinci sırada konumlandı. TL vadeli hesapların tercih edilme oranı ise önceki döneme 6 puanlık bir artış göstererek yüzde 24’e ulaştı. TL vadesiz hesaplar da önceki çeyreğe göre 4 puan artışla yüzde 13 oldu. Hisse senedi ve borsa yatırımları yüzde 18 seviyesinde gerçekleşti. 45 yaş üstü kişilerin yastık altı altın ve diğer değerli madenler, yastık altı döviz ve TL araçlarını daha sık kullandığı dikkat çekti. Ayrıca araştırma; altın ve değerli metal hesapları ile hisse senedi ve borsa ürünlerini kullananlar genç yatırımcıların da öne çıktığını gösterdi. Uzun vadeli getiri beklentisi güçleniyor. Bu çeyrekte kısa vadeli tasarrufların getiri beklentisinin düştüğü, yatırımcıların uzun vadeli yatırımlardan beklentisinin yükseldiği görüldü. Yatırımcıların uzun vadeli getiri beklentilerinde 5 puanlık artış görülürken, kısa vadeli getiri beklentilerinde 4 puan düşüş yaşandı. Tasarruf sahiplerinin yüzde 45’i uzun vadeli, yüzde 42’si orta vadeli ve yüzde 13’ü de kısa vadeli getiri beklentisine sahip. Katılımcıların yüzde 92’si bankacılık hizmetlerinden yararlanırken, son bir ay içinde internet veya mobil bankacılık hizmeti kullananların oranı yüzde 93’e yükseldi. Yatırım ürünleri hakkında bilgi sahibi olduğunu belirtenlerin oranı ise yüzde 37 seviyesinde gerçekleşti. 25-34 yaş grubundaki katılımcılar yüzde 45 ile yatırım ve birikim ürünleri konusunda kendisini en bilgili grup olarak tanımladı. Sezin Erken: Yenilikçi yatırım çözümlerimizle müşterilerimizin uzun vadeli getiri hedeflerini destekliyoruz. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren ING Türkiye Özel Bankacılık ve Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Sezin Erken: “Araştırmamız, Türkiye’de tasarruf bilincinin güçlü olduğunu ancak yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi ve finansal okuryazarlığın artırılması gerektiğini gösteriyor. Özellikle yatırımcıların giderek uzun vadeli getiriye yönelmesi, yatırım tarafında daha bilinçli karar ihtiyacını artırıyor. ING Türkiye olarak bu içgörüden yola çıkarak, ING Mobil’i yalnızca bir bankacılık uygulaması değil; müşterilerimizin yatırım araçlarını analiz edip farklı dönem performanslarını karşılaştırabildiği, daha bilinçli yatırım kararları almasını destekleyen güçlü bir yatırım platformu olarak konumluyoruz. Türkiye’nin Z kuşağı yatırımcılara özel ilk ve tek yatırım fonu olan GNZ ile tasarruf bilincinin genç yaşta kazanılmasını destekliyoruz. Yalnızca 1996–2012 doğumlu ING müşterilerine sunulan bu yenilikçi fon sayesinde, genç yatırımcıların birikim yapma ve yatırım alışkanlığı geliştirme süreçlerine katkı sağlıyoruz. Ayrıca yakın zamanda devreye aldığımız gümüş ve platin işlemleri ile döviz menümüzü zenginleştirirken, döviz ve kıymetli maden tarafında sunduğumuz alarm kurma ve emir bırakma özellikleriyle müşterilerimizin fırsatları anlık takip etmeden yakalayabilmelerini ve işlemlerini daha etkin şekilde gerçekleştirebilmelerini sağlıyoruz. ING Mobil’e yeni eklenen tematik fonlar ve fon listeleri ile yatırım fonlarını keşfetmeyi ve ihtiyaca uygun seçeneklere ulaşmayı kolaylaştırıyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.