Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Zaman Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Zaman Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zaman Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rüzgâr ve Güneş Projelerinde Yatırıma Dönüş Hız Kazanıyor Haber

Rüzgâr ve Güneş Projelerinde Yatırıma Dönüş Hız Kazanıyor

Özellikle izin süreçlerini tamamlamış ve uzun süredir hazırlığı yapılan rüzgâr projelerinin 2026 yılı itibarıyla sahada karşılık bulması öngörülürken; yatırım süreçlerinde zaman yönetimi ve sahadaki uygulama disiplininin sektör açısından belirleyici hale geldiği görülüyor. 2025 yılı ile 2026’nın ilk çeyreği, izin süreçlerindeki iyileştirmeler açısından bugüne kadarki en yapıcı dönemler arasında yer alıyor. Geride kalan iki kritik düzenleme ve uygulamada yapılması öngörülen sadeleştirmelerle, bugün ortalama 5,4 yıl olan yatırıma geçiş sürelerinin orta vadede 15–18 ay bandına çekilmesi mümkün hale gelebilecektir. Bu kapsamda ARI-ES Enerji, 2026 yılına yönelik beklentilerini Türkiye’nin 2035 yenilenebilir enerji hedefleri çerçevesinde değerlendiriyor. Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi doğrultusunda, yatırım süreçlerinde zaman yönetimi ve sahadaki uygulama kalitesinin belirleyici hale geldiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, yatırımların hız kaybetmeden devreye alınmasının sektörün gücünü ve yatırım iştahını koruması açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Arıcı, önümüzdeki dönemde devreye alma performansının sektörün ana gündem başlıklarından biri olacağını ifade ediyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi alanında proje geliştirme, mühendislik ve uygulama süreçlerinde faaliyet gösteren ARI-ES Enerji; özellikle izin süreçlerini tamamlamış projelerin sahaya taşınması, devreye alma yönetimi ve uygulama kalitesi konularında uzmanlaşıyor. Farklı ölçeklerdeki yenilenebilir enerji yatırımlarında saha deneyimi ve zaman yönetimi odaklı yaklaşımıyla öne çıkan şirket; 15.000 MW işletmedeki, 25.000 MW izin süreçlerindeki toplam 40.000 MW’lık yenilenebilir enerji portföyünün (rüzgâr + güneş) yüzde 25’ine karşılık gelen 10.000 MW’lık bölümünde, rüzgâr projeleri olmak üzere aktif olarak proje geliştirme süreçlerini yürütüyor. Bu portföy içerisinde, rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün 20.000 MW’lık bölümünde edinilen saha tecrübesinin, 2026 yılı itibarıyla rüzgâr yatırımlarının daha hızlı ve öngörülebilir şekilde devreye alınmasına katkı sağlayacağı değerlendiriliyor. ARI-ES Enerji’nin rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün önemli bir bölümünün 2026 yılı itibarıyla sahaya taşınması öngörülürken; bu süreçte devreye alma aşamaları ve zaman planlamasının belirleyici olduğu görülüyor. Mevcut proje stoğunun fiili yatırıma dönüşmesi, rüzgâr enerjisinde yatırım temposunun korunması ve sektör genelindeki uygulama performansı açısından kritik önem taşıyor. TEK BİR MEGAVATI BİLE KAYBETME LÜKSÜMÜZ YOK Rüzgâr enerjisinde bugüne kadar oluşan proje birikiminin artık sahada karşılık bulması gerektiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı şunları söyledi: “Türkiye’de rüzgâr enerjisinde ciddi bir proje birikimi oluştu. Bugün yaklaşık 15 bin MW seviyesindeki kurulu güç, güçlü bir ekosisteme işaret ediyor. Ancak bu birikimin gerçek karşılığı, projelerin sahaya ne kadar hızlı ve sağlıklı taşındığıyla ölçülecek. Rüzgâr projelerinde yatırıma geçiş sürelerinin kısaltılması ve tek bir megavatın bile sahada kaybedilmemesi, sektör açısından kritik önemde.” 2035 HEDEFLERİ HIZ VE UYGULAMA KALİTESİNİ ÖNE ÇIKARIYOR Türkiye’nin 2035 yılına kadar rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi, her yıl ortalama 7,5–8 bin MW yeni kapasitenin devreye alınmasını gerektiriyor. Bu ölçekte bir dönüşümün yalnızca yeni projelerin geliştirilmesiyle değil; yatırım süreçlerinin etkin yönetilmesi ve sahadaki uygulama kalitesinin artırılmasıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Arıcı, önümüzdeki dönemde hız, zaman yönetimi ve devreye alma performansının sektör açısından belirleyici başlıklar olacağını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kıbrıs’ta Öğrenciler İçin Ücretsiz İlan Ve Yapay Zeka Dönemi Başlıyor Haber

Kıbrıs’ta Öğrenciler İçin Ücretsiz İlan Ve Yapay Zeka Dönemi Başlıyor

Kıbrıs’taki üniversite öğrencilerinin yaşam maliyetleri ve barınma sorunlarına dijital bir çözüm iddiasıyla çıkan ogrenciadasi.com erişime açıldı. Platform, yüksek enflasyon ve ada şartlarında zorlanan öğrenciler için emlak, iş ilanları ve ikinci el eşya pazarını tamamen ücretsiz bir modelle tek çatı altında topluyor. Sistem, sadece bir ilan sitesi olmanın ötesinde, bölgeye yeni gelenlerin adaptasyon sürecini hızlandırmayı hedefliyor. "Ada" isimli yapay zeka asistanı, resmi işlemlerden ulaşım hatlarına kadar adadaki günlük yaşama dair soruları yanıtlıyor. Kullanıcılar, "Ada Panosu" üzerinden anlık duyurular paylaşabilirken; yerel işletmeler de öğrenci odaklı hizmetlerini doğrudan bu kitleye ulaştırabiliyor. Platformun tamamen ücretsiz olması, aracılık maliyetlerini ortadan kaldırarak öğrenci bütçesine doğrudan katkı sağlamayı amaçlıyor. Özellikle ev arkadaşı arama ve eşya devri gibi süreçlerin dijitalleşmesi, öğrencilerin güvenlik ve zaman yönetimi konusundaki risklerini azaltabilir. Platform yetkilileri, ilan güvenliği ve veri koruma süreçlerinin aşamalı olarak geliştirileceğini ve sistemin kullanıcı geri bildirimleriyle sürekli güncelleneceğini belirtiyor. İlanların güncelliği ve sahte içeriklerin nasıl engelleneceği, platformun uzun vadeli başarısında belirleyici rol oynayacak. Bölgedeki emlak ve hizmet sektörünün bu dijital hamleye nasıl tepki vereceği ise merak konusu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026 Rüzgâr ve Güneş Yatırımlarının Sahada Karşılık Bulduğu Yıl Olacak Haber

2026 Rüzgâr ve Güneş Yatırımlarının Sahada Karşılık Bulduğu Yıl Olacak

Bu kapsamda ARI-ES Enerji, 2026 yılına yönelik beklentilerini Türkiye’nin 2035 yenilenebilir enerji hedefleri çerçevesinde değerlendiriyor. Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi doğrultusunda, yatırım süreçlerinde zaman yönetimi ve sahadaki uygulama kalitesinin belirleyici hale geldiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, yatırımların hız kaybetmeden devreye alınmasının sektörün gücünü ve yatırım iştahını koruması açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Arıcı, önümüzdeki dönemde devreye alma performansının sektörün ana gündem başlıklarından biri olacağını ifade ediyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi alanında proje geliştirme, mühendislik ve uygulama süreçlerinde faaliyet gösteren ARI-ES Enerji; özellikle izin süreçlerini tamamlamış projelerin sahaya taşınması, devreye alma yönetimi ve uygulama kalitesi konularında uzmanlaşıyor. Farklı ölçeklerdeki yenilenebilir enerji yatırımlarında saha deneyimi ve zaman yönetimi odaklı yaklaşımıyla öne çıkan şirket; 15.000 MW işletmedeki, 25.000 MW izin süreçlerindeki toplam 40.000 MW’lık yenilenebilir enerji portföyünün (rüzgâr + güneş) yüzde 25’ine karşılık gelen 10.000 MW’lık bölümünde, rüzgâr projeleri olmak üzere aktif olarak proje geliştirme süreçlerini yürütüyor. Bu portföy içerisinde, rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün 20.000 MW’lık bölümünde edinilen saha tecrübesinin, 2026 yılı itibarıyla rüzgâr yatırımlarının daha hızlı ve öngörülebilir şekilde devreye alınmasına katkı sağlayacağı değerlendiriliyor. ARI-ES Enerji’nin rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün önemli bir bölümünün 2026 yılı itibarıyla sahaya taşınması öngörülürken; bu süreçte devreye alma aşamaları ve zaman planlamasının belirleyici olduğu görülüyor. Mevcut proje stoğunun fiili yatırıma dönüşmesi, rüzgâr enerjisinde yatırım temposunun korunması ve sektör genelindeki uygulama performansı açısından kritik önem taşıyor. TEK BİR MEGAVATI BİLE KAYBETME LÜKSÜMÜZ YOK Rüzgâr enerjisinde bugüne kadar oluşan proje birikiminin artık sahada karşılık bulması gerektiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı şunları söyledi: “Türkiye’de rüzgâr enerjisinde ciddi bir proje birikimi oluştu. Bugün yaklaşık 15 bin MW seviyesindeki kurulu güç, güçlü bir ekosisteme işaret ediyor. Ancak bu birikimin gerçek karşılığı, projelerin sahaya ne kadar hızlı ve sağlıklı taşındığıyla ölçülecek. Rüzgâr projelerinde yatırıma geçiş sürelerinin kısaltılması ve tek bir megavatın bile sahada kaybedilmemesi, sektör açısından kritik önemde.” 2035 HEDEFLERİ HIZ VE UYGULAMA KALİTESİNİ ÖNE ÇIKARIYOR Türkiye’nin 2035 yılına kadar rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi, her yıl ortalama 7,5–8 bin MW yeni kapasitenin devreye alınmasını gerektiriyor. Bu ölçekte bir dönüşümün yalnızca yeni projelerin geliştirilmesiyle değil; yatırım süreçlerinin etkin yönetilmesi ve sahadaki uygulama kalitesinin artırılmasıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Arıcı, önümüzdeki dönemde hız, zaman yönetimi ve devreye alma performansının sektör açısından belirleyici başlıklar olacağını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TP Eğitim ve Dijital Yetkinliklerle Çalışanlarını Geleceğe Hazırlıyor Haber

TP Eğitim ve Dijital Yetkinliklerle Çalışanlarını Geleceğe Hazırlıyor

Dijital iş hizmetlerinin küresel lideri TP, insan odaklı yaklaşımı ve güçlü kurum kültürüyle küresel çapta en iyi işverenler arasında yer alıyor. Great Place to Work® tarafından hazırlanan “Dünyanın En İyi İşverenleri 2025” listesinde ilk 10’da yer alan TP, 69 ülkede sahip olduğu Great Place to Work® sertifikalarıyla, globaldeki 500 bini aşkın çalışanının %97’sine kapsayıcı, güvenli ve gelişim odaklı bir çalışma ortamı sunuyor. TP Türkiye & Azerbaycan İnsan Kaynaklarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Jülide Marangoz, çalışan gelişimine yönelik vizyonlarını şu sözlerle aktarıyor: “TP olarak insana yapılan yatırımın, geleceğin en güçlü iş stratejisi olduğuna inanıyoruz. Eğitim ve gelişim yatırımlarımızla ekiplerimizi yarının liderleri olarak yetiştiriyoruz. Araştırmalar, iş dünyasının %73'ünün beceri geliştirme konusunda daha fazla destek beklediğini ve uzun vadeli yetenek stratejilerinin hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor. Biz de bu doğrultuda, çalışanlarımızın gelişimini destekleyen, potansiyellerini açığa çıkaran ve kariyer yolculuklarını uzun vadede güçlendiren bir kurum kültürü inşa ediyoruz. Bu sürecin merkezine dijital becerileri yerleştiriyoruz. McKinsey verileri gösteriyor ki dijital yetkinlikleri güçlü şirketler, performansta 4 kata kadar fark yaratıyor. Biz de bu bilinçle kişiselleştirilmiş, sürekli güncellenen eğitim programlarımızla dijital becerileri çalışanlarımızın yetkinlik setine entegre ediyoruz. İnsana ve gelişime odaklanan yaklaşımımızla uzun vadeli ve sürdürülebilir değer yaratmaya devam edeceğiz.” TP, Çalışan Gelişimini Stratejik Eğitim Programlarıyla Destekliyor TP, çalışan gelişimini desteklemek amacıyla kapsamlı eğitim programları yürütüyor. Yeni katılan çalışanlar için tasarlanan Preboarding & Onboarding Programı, hoş geldin aramaları, buddy desteği, İSG ve soft skill eğitimleriyle çok yönlü bir adaptasyon süreci sunuyor. Düzenli olarak gerçekleştirilen Foundation eğitimleri teknik bilgi, liderlik ve zaman yönetimi gibi konularda yetkinlik kazandırırken, hazırlık seviyeleri Readiness Score ile ölçülüyor. Yüksek performans gösteren çalışanlara yönelik Jump! Programı ise teknik ve davranışsal eğitimler, mentorluk ve yetenek havuzunda kariyer fırsatlarıyla geleceğin liderlerini yetiştiriyor. Bu çok katmanlı yaklaşım, TP’nin çalışanlarına bugünün ötesinde güçlü bir kariyer yolculuğu sunmasını sağlıyor. Dijital Geleceği Çalışanlarının Yetkinlikleriyle Şekillendiren Vizyon TP, dijital dönüşümü yalnızca teknoloji yatırımı olarak değil, yetkinlik gelişimini merkeze alan bir dönüşüm alanı olarak ele alıyor. Global eğitim sistemi üzerinden sunulan e-learning içerikleriyle sürekli öğrenme desteklenirken, Citizen Developer Programı teknolojiye yatkın ekiplerin dijital becerilerini güçlendiriyor. İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen Micro MBA programı ise yöneticilere dijital çağda liderlik, stratejik düşünme ve dönüşüm yönetimi alanlarında gelişim imkânı sunuyor. TP’de öğrenme ve gelişim, güçlü bir paylaşım kültürüyle de destekleniyor. TP Talks etkinlikleriyle ekipler düzenli olarak bilgi ve deneyimlerini paylaşırken, Friday Post aracılığıyla sunulan içerikler liderlikten zaman yönetimine kadar pek çok alanda gelişimi teşvik ediyor. Bu yaklaşım, TP’nin sürekli öğrenmeyi temel alan kurum kültürünü güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Indomie Türkiye, Kampüs Elçiliği Programı “IndoMate”i Başlattı! Haber

Indomie Türkiye, Kampüs Elçiliği Programı “IndoMate”i Başlattı!

Gençlerle güçlü bir bağ kurmayı uzun yıllardır marka stratejisinin merkezine alan Indomie, bu programla üniversite kampüslerindeki genç enerjiyi ve öğrencilerin yaratıcı fikirlerini süreçlerinin merkezine almayı hedefliyor. Indomie’nin üniversite öğrencileriyle yıllardır kurduğu güçlü bağı daha stratejik bir yapıya dönüştüren kampüs elçiliği programı IndoMate, 2026 Bahar dönemi itibarıyla ilk etapta İstanbul’daki üniversitelerde hayata geçirilecek. Belirli kriterler doğrultusunda seçilecek öğrencilerden oluşacak program, marka temsili görevlerinin yanında etkinlik planlama, saha pazarlaması ve dijital içerik üretimi gibi alanlarda sorumluluk üstlenecek. IndoMate marka elçileri, kampüslerinde Indomie adına yürütülen faaliyetlerin sahadaki uygulayıcıları olurken gerçek marka projeleri üzerinden sorumluluk alarak pazarlama dünyasının dinamiklerini birebir deneyimleme imkanı bulacak. Program, öğrencilere üniversite hayatları devam ederken profesyonel iş yapış biçimlerini öğrenme ve kariyer yolculuklarına güçlü bir başlangıç yapma fırsatı sunuyor. “Gençlerle Bağ Kurmanın En Etkili Yolunun Sahada Olduğuna İnanıyoruz” Kampüs elçiliği programı IndoMate için değerlendirmelerde bulunan Indomie Türkiye Pazarlama Müdürü Aslan Birincikişi, “Indomie olarak gençlerle bağ kurmanın en etkili yolunun onları sahaya dahil etmek olduğuna inanıyoruz. Bu bakış açısıyla hayata geçirdiğimiz IndoMate, klasik bir marka elçiliği programının ötesinde öğrencilerin etkinlik planlama, saha pazarlaması, yaratıcı içerik üretimi, sektör trendlerini takip etme, hızlı çözüm üretme kabiliyeti, operasyonel koordinasyon, takım çalışması ve zaman yönetimi gibi iş hayatının temel dinamiklerini gerçek projeler üzerinden deneyimledikleri bütüncül bir yapı sunuyor. Gençlerin yaratıcılığını ve enerjisini markamızın iletişim süreçlerine dahil ederken, aynı zamanda onlara profesyonel hayata dair somut kazanımlar sağlamayı amaçlıyoruz. Sahada edindikleri deneyimlerin, öğrencilerin kariyer yolculuklarında önemli bir referans noktası oluşturacağına inanıyoruz. Genç yeteneklerle birlikte üretmek ve öğrenmek, onları keşfetmek, gelişimlerini desteklemek ve kariyerlerinin ilk adımlarında yanlarında olmak Indomie Türkiye olarak bizim için büyük bir değer taşıyor.” açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TAV Akademi, SHGM tarafından Eğitim ve Sınav Merkezi Olarak Yetkilendirildi Haber

TAV Akademi, SHGM tarafından Eğitim ve Sınav Merkezi Olarak Yetkilendirildi

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün (SHGM) uygulamaya aldığı Kurumsal Dönüşüm Modeli (KDM) çerçevesinde, TAV Akademi, SHGM tarafından yayınlanan Eğitim ve Sınav Talimatı’ndaki şartları yerine getirerek, ilk etapta İstanbul Bolluca Eğitim ve Operasyon Merkezi için “Eğitim Kaynak Sağlayıcı” olarak yetkilendirildi. Bolluca Operasyon Merkezi’ne ek olarak; Antalya, Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes ve Milas Bodrum Havalimanları da yetkilendirme kapsamına alındı. Bu yetkilendirme sayesinde; pilotaj, teknik bakım, yer hizmetleri, güvenlik ve operasyon gibi havacılığın tüm alanlarında görev yapan, lisans, sertifikasyon ve dil sınavlarına tabi personelin sınav süreçlerinin KDM kapsamında daha erişilebilir ve etkin şekilde yürütülmesi hedefleniyor. Güvenliği üç ayaklı bütüncül bir yaklaşım stratejisiyle ele alan TAV Güvenlik, insanı odaklı güvenlik anlayışı doğrultusunda TAV Akademi ile çalışanlarının yetkinliklerini artırmayı hedefliyor. Kurum, sektördeki eğitim ve belgelendirme alanındaki yetkinliğini güçlendirirken, havacılıkta nitelikli insan kaynağı yetiştirme misyonunu da istikrarlı biçimde sürdürüyor. Uluslararası standartlara uygun çözümler geliştiriyor TAV Akademi’nin bölgesel erişim gücünü artıran sınav merkezi yetkilendirmesi hakkında konuşan TAV Güvenlik Genel Müdürü Turgay Şahan, “Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul Bolluca Operasyon Merkezi’mizin “Eğitim Kaynak Sağlayıcı” olarak yetkilendirilmesi, bu alandaki uzmanlığımızın ve altyapımızın bir göstergesi. Bu yetkilendirme sayesinde yalnızca Bolluca’da değil; Antalya, Ankara, İzmir ve Bodrum’daki sınav merkezlerimiz aracılığıyla da havacılık personeline daha erişilebilir bir eğitim ve sınav hizmeti sunabiliyoruz. Böylece, sektördeki eğitim ve belgelendirme süreçlerine bölgesel katkı sağlarken, nitelikli insan kaynağı yetiştirme misyonumuzu daha geniş bir coğrafyada sürdürebiliyoruz.” diyor. Hem grup içindeki çalışanlara hem de grup dışındaki havalimanlarına yönelik kapsamlı eğitimler sunduklarını belirten Turgay Şahan, “Sivil havacılık eğitimlerimizi, yüz yüze ve online olarak talep eden kurum dışı çalışanlara da sunuyoruz. Projelerimiz kapsamında, Management Trainee (MT) eğitimlerini daha kapsamlı hale getirmeyi hedefliyoruz. 2025 yılında düzenlenen 175 kursta toplam 5.747 saat eğitim verildi; bu programlara 12.427 kişi katılım sağladı. Önümüzdeki dönemde; grup içi eğitimlerimizi detaylı ihtiyaç analizlerine göre şekillendirilerek çalışanların yetkinliklerini daha da artırmayı hedefliyoruz. Ayrıca, grup dışındaki havalimanlarına yönelik özel tasarlanmış eğitim teklifleri sunarak uluslararası standartlara uygun çözümler geliştirmeyi sürdüreceğiz. Bu çalışmalarımızla, havacılık güvenliği alanında en üst düzeyde bilgi ve beceriye sahip personel yetiştirmeyi amaçlıyoruz.” şeklinde konuştu. TAV Akademi, mesleki ve kişisel gelişime yönelik eğitimler veriyor Turgay Şahan, “Çalışanlarımız, TAV Akademi ve eğitim birimimiz tarafından kişisel gelişim ve teknik beceriler gibi konular üzerine kapsamlı eğitim programlarına dahil edilmekte. 2025 yılında TAV Güvenlik olarak, 1.300’ün üzerinde katılımcıya toplam 330 saati aşan Yapay Zekâ Okuryazarlığı, Rekabet Hukuku, Pazarlamada Yapay Zeka ve Otomasyon, Power BI gibi çeşitli fonksiyonel eğitimler gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra; 210 saati aşan İletişim, Takım Çalışması ve Çatışma Yönetimi, Kendini Tanı ve Operasyonu Yönet, TAV Çalışanları için Sosyal Medya Kullanımı, Zaman Yönetimi ve İş Disiplini, İş Hayatında Profesyonel Yaklaşım, İş Birliği ve Güven Atölyesi, Stratejik Düşünme ve Karar Alma gibi kişisel gelişim odaklı eğitimleri de hayata geçirdik. Çalışanlarımızın gelişim yolculuklarında kariyer ilerlemelerini desteklemek amacıyla tasarlanan “Yönetime Açılan Yol (YAY)” programı kapsamında; kendine liderlik, ekibe liderlik, katalizör liderlik ve iletişim becerileri odağında yapılandırılmış eğitimler sunuyoruz. Program süresince katılımcıların liderlik farkındalıklarını derinleştirmeleri, ekipleriyle etkileşimlerini güçlendirmeleri ve organizasyonel dönüşüm süreçlerinde etkin roller üstlenmeleri hedeflenmektedir. TAV Akademi olarak, gelişimi süreklilik esasına dayanan bir yolculuk olarak ele alan yaklaşımımızla, bu süreci destekleyen yayın ve eğitim programlarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi. TAV Akademi’nin genel faaliyet alanları arasında; Kurumsal Gelişim & Yetkinlik Eğitimleri, Yöneticilik ve Liderlik Gelişimi Eğitimleri, MT (Management Trainee) Eğitimleri, Özel Tasarım & Kuruma Özgü Geliştirilen Eğitimler, K9 Görev Köpeği ve İdarecisi Eğitimleri, Sivil Havacılık Güvenliği Eğitimleri, Havalimanı ve Terminal İşletmeciliği Eğitimleri ve Havalimanı Eğitim ve Gelişim Süreç Danışmanlığı bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dicle Elektrik’ten 5000 Kadın ve Çocuğa Enerji Tasarrufu Eğitimi Haber

Dicle Elektrik’ten 5000 Kadın ve Çocuğa Enerji Tasarrufu Eğitimi

Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, aynı zamanda toplumsal fayda odaklı projeleriyle de dikkat çekiyor. Hizmet bölgesini oluşturan Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki altı ilde enerji tasarrufu bilinci oluşturmak amacıyla yıl boyunca yoğun bir saha faaliyeti yürüten şirket, kadınlar ve çocuklara yönelik enerji tasarrufu eğitimlerine ağırlık verdi. 4M (Mobil Müşteri Memnuniyeti Merkezi) bünyesinde oluşturulan biri kadın 3’er kişilik uzman ekipler, 60’tan fazla köy ve kırsal mahallede yaklaşık 5 bin kadın ve çocuğa ulaşarak enerjinin verimli kullanımı konusunda bilinçlendirici çalışmalar yaptı. Tasarrufta etkili yöntemler aktarıldı 4M uzman ekipleri tarafından gerçekleştirilen eğitimlerde, “Yeteri Kadar, En Doğru Karar” platformu kapsamında katılımcılara bilinçli tüketim davranışları kazandırılması hedeflendi. Ev kadınları ve çocuklara yönelik düzenlenen söz konusu buluşmalarda elektrikli cihazların nasıl daha verimli kullanılabileceği örneklerle anlatıldı. Ütü kullanımında zaman yönetimi, çamaşır makinesinin tam dolu çalıştırılması, tasarruflu ampul tercihleri gibi basit ama etkili yöntemlerle enerji tasarrufu sağlanabileceği aktarıldı. Eğitimlerde sosyal sorumluluk anlayışı pekiştirilirken, özel olarak hazırlanan tasarruf kitapları da çocuklara hediye edildi. “Tasarrufun toplumsal faydaya dönüşmesini hedefliyoruz” Dicle Elektrik yetkilileri, kadınların ve çocukların enerji tasarrufu konusunda eğitilmesinin toplumsal dönüşüm açısından kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Konuya ilişkin açıklamada bulunan yetkililer, “Kadınların enerji tasarrufu konusunda bilinçlenmesi, diğer aile bireylerinin davranışları üzerinde oldukça olumlu etkiler yaratıyor. Bununla birlikte çocukların eğitilmesi ailelerde tasarruf bilincini pekiştiriyor. Bu güne kadar su, gıda ve enerji gibi temel kaynakların verimli kullanımı için projeler üreten ‘Yeteri Kadar, En Doğru Karar’ platformumuz ile bu eğitimler gibi tiyatro oyunları ve yarışmalar aracılığıyla da çeşitli yaş gruplarına ulaşarak bireysel tasarrufun toplumsal faydaya dönüşmesini sağlıyoruz. Bu çerçevede elektriğin daha verimli kullanımını sağlayabilmek için yürüttüğümüz saha çalışmalarımız devam edecek” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hakkı Şenkeser: "Zirveye Giden Yol, Bazen Alışılmışın Dışında Düşünmekten Geçer!" Haber

Hakkı Şenkeser: "Zirveye Giden Yol, Bazen Alışılmışın Dışında Düşünmekten Geçer!"

Uluslararası tekstil deneyimiyle yüksek irtifa dağcılık tutkusunu harmanlayan Şenkeser, "Liderlik Yetkinlikleri Kılavuzu" hazırlığından dijital dönüşüm projelerine, zirve hedeflerini nasıl belirlediğini anlattı. 6000 metrelik dağ tırmanışlarından edindiği disiplini tekstil sektörüne taşıyan Şenkeser, "Dağlar sessiz öğretmenlerdir. Gerçek liderlik, takımı zirveye birlikte tırmandırmaktır" diyor. İşte o keyifli röportajla sizleri başbaşa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Merhaba, ben Hakkı Şenkeser. Eskişehirliyim ve 1973 doğumluyum. Üniversite eğitimimi kimya ve işletme üzerine yaptım. Başta tekstil sektörü olmak üzere üretim sektörlerinin farklı kademelerinde yöneticilik yaptım. 1999 ve 2017 yılları arasında uluslararası Coats Türkiye firmasında 18 yıl süresince boyahane ve özel iplikler geliştirme birimlerinde yöneticilik yaptım. Boyahane tarafında üretimde verimlilik artışı, kapasite artırımı başta olmak üzere pek çok projeye liderlik yaptım. Devamında Coats’ın özel iplikler projesi kapsamında, başta otomotiv sektörü olmak üzere üretimini yaptığı özel iplikler departmanına geçerek süreçlerin iyileştirilmesi, verimliliklerin artırılması ve süreç yönetimi noktasında yöneticilik yaptım. Kurumun aynı zamanda çalışan bağlılığı ve İK projelerinin yönetilmesi noktasında sorumluluklar aldım. 2017 yılında “Zirve Yalın Danışmanlık ve Koçluk” firmasını kurarak, profesyonel olarak danışmanlık yapmaya başladım. Aktif olarak da YDD-Yönetim Danışmanları Derneği üyesi ICF Onaylı profesyonel koçum. Firmalara, özellikle süreçlerini iyileştirip verimliliklerini arttırmak noktasında yönetim danışmanlığı ve koçluk yaptım. Yalın 6 Sigma Kara Kuşak sahibi proje yöneticisi olarak süreç iyileştirme, verimlilik artışı, dijital dönüşüm ve satış pazarlama, dijital pazarlama faaliyetlerinin yönetilmesi noktasında projeler yönettim. Danışmanlık sürecimde, Türkiye’nin en büyük mesleki belgelendirme firmalarından birisi olan Lonca Belgelendirme firmasının MYK-Mesleki Yeterlilik Kurumu ve TÜRKAK akreditasyon süreçlerini yönettim. Tekstil sektörü başta olmak üzere enerji, otomotiv, makine gibi üretim sektörlerine yönelik belgelendirme ve akreditasyon süreçlerini yönettim. Bu kapsamda, İLO-Uluslararası Çalışma Örgütü ile farklı projelerde proje yöneticiliği üstlendim. Firmalara mesleki yeterlilik konusunda danışmanlıklar verdim. Halihazırda 2021 yılından bu yana, Seamless Knitting Technology / Dikişsiz Örme Teknolojisi kullanarak uluslararası ölçekte spor tekstilleri üreten Doca Textile Tech Pakkens firmasının İnsan Kaynakları ve Kurumsal İletişim süreçlerini yönetiyorum. Firmanın daha önce seamless parça boyama boyahanesinin kapasite artırımı projesi, kurum içi ERP ve dijital üretim yönetimi entegrasyon sistemleri projesi ve iç piyasa özellikle sportif organizasyonlarına yönelik spor tekstilleri üretimi ve devamında satış pazarlama süreçlerini yönettim. Firmamız, spor tekstilleri üreten bir firma olduğu ve benim de profesyonel iş kariyerime paralel olarak yönettiğim yüksek irtifa dağcılığı ve dağ koşularım vesilesiyle, firmamızın sportif organizasyonlarını da yönetmekteyim. Bu bağlamda, 2024 yılında Doca Gündoğdu Ultra ve 2025 yılında Doca Tirilye Ultra uluslararası trail koşu organizasyonlarını yönettim. Bunun yanında, üniversitelerin farklı bölümlerinde okuyan gençlere başta yalın üretim olmak üzere gelecekteki iş süreçlerini yönetmek ve motivasyon noktasında sosyal sorumluluk projesi kapsamında sertifikalı online eğitimler veriyorum. Hobi olarak dağcılık ve uzun mesafe koşuculuğu yaparken, Hakkı Şenkeser “Benim Dikey Dünyam” isimli bloğumda, farklı konu başlıklarında içerik üretmeye devam ediyorum. Aktif olarak da bir LinkedIn kullanıcısı ve içerik üreticisiyim. Evliyim ve 2 kız çocuğu babasıyım. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimde yaşadığım en büyük dönüm noktası, 1999 ve 2017 yılları arasında çalıştığım uluslararası Coats Türkiye firmasındaki kariyerim sonrasında kurmuş olduğum “Zirve Yalın Danışmanlık ve Koçluk” danışmanlık firmam olmuştur. Özellikle uluslararası bir kurumda kazandığım başta kurumsal tecrübe ve deneyim aynı şirkette aldığım; “Coats'un Global Yönetim Becerisi Gelişimi Programı” olan “Liderlik Yetkinlikleri” eğitimi ve profesyonel kariyerimdeki uygulamalarım danışmanlık süreçlerime ciddi oranda katkı sağlamış, sadece tekstil sektörü değil pek çok farklı sektörde farklı süreç projeleri yönetmem dolayısıyla da ciddi bir network’e de sahip olmamı sağlamış ve gelişim ve öğrenme sürecimin devam etmesine vesile olduğu gibi bu tecrübe ve deneyimi paylaşmama da vesile olmuştur. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Başarının tanımını “Zirve” kelimesi ile yapıyorum. Daha önce de bahsettiğim gibi yüksek irtifa dağcılığı yani dağcılık yapıyorum. Bu vesileyle, ülkemizde ve farklı ülkelerde yüksek dağ tırmanışları yaptım. Dağların bana çok şey öğrettiğini düşünmüşümdür. Bu sebeple, “Dağlar sessiz öğretmenlerdir” diyerek, dağların ve dağcılığın bana kazandırdığı yetkinliklere de gönderme yaparım. Nedir bu yetkinlikler? Öncelikle fiziksel ve mental gelişim ardından gelen mücadele gücü, üst düzey kişisel motivasyon, stratejik planlama ve süreç yönetimi, takım çalışması ve sürekli gelişim ve öğrenme isteği. Dolayısıyla bu bakış açısını profesyonel kariyerinize de uyguladığınızda başarı kendiliğinden gelecektir. Ben de “Benim Dikey Dünyam” isimli bloğumda okurlarıma, danışmanlık ya da koçluk yaptığım kişi ve kurumlara şu soruyu soruyorum: “Zirveye mi yürümek istiyorsun?” o zaman "Hedefiniz eğer zirveye ulaşmaksa, bazen farklı bir bakış açısı lazımdır!" unutmayın! “Keşif olayı Amerika’yı keşfetmek kadar büyük olmak zorunda değildir.” İnsan ruhu zorluklarla mücadele etmeye ve keşif yapmaya ihtiyaç duyar. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Ben kariyerimi, birbirini desteklediği için ikiye ayırıyorum: Profesyonel ve mesleki kariyerim, yani iş hayatım. Bir diğeri, yüksek irtifa dağcılığı ile harmanlanmış amatör sportif kariyerim. Her ikisinde de pek çok zorluk ile karşılaştım. Dolayısıyla eğer önemli işler yapmak istiyorsanız, dağları sırtınızda taşımaya hazır olmalısınız. Profesyonel mesleki kariyerimdeki en büyük zorluklardan birisi, Coats’da çalışırken yönettiğim bir verimlilik artışı projesiydi. Proje sonunda boyahane kapasitesi ciddi oranda artarken, işletme maliyetlerimiz de ciddi oranda düşmüştü. Ama bu proje sadece proje yönetiminin kâğıt üzerindeki aşamalarından değil, projenin en büyük kaynaklarından birisi olan insan kaynağının da yönetilmesini de gerektiriyordu. Nihayetinde kâğıt üzerinde yaptığınız stratejik planlamaların hayat geçirilmesi, ortak hedefe amaca inanan insanlardan bir takım kurulması, bu takıma liderlik yapılması, motivasyonun düştüğü durumlarda yapılan müdahaleler, kısaca ‘değişim yönetimi’ o gün için müthiş zorlu ama bir o kadar da keyifli bir süreçti. Sportif kariyerimde yaşadığım en büyük zorluk ise 2022 yılındaki Ortadoğu’nun zirveleri tırmanış projemdi. Bu proje kapsamında, içlerinde 5137 metre rakımlı Türkiye’nin zirvesi Ağrı dağı, 4000 metre rakımlı Türkiye’nin 3.en yüksek dağı Süphan dağı ve yine 3550 metre rakımlı Artos dağı tırmanışının hemen ardından, İran’da yaptığım içlerinde İran ve Ortadoğu’nun da en yüksek dağı olan yaklaşık 6000 metre rakımlı Demavend ve 5000 metre rakımlı AlamKouh dağı tırmanışlarıydı. Zor olan, bu tamamı yüksek irtifa dağ tırmanışlarını 10 gün içerisinde arka arkaya yapmaktı. Tam bir fiziksel ve mental mücadeleydi. Unutmayın! Güç zaferlerinizden gelmez. Mücadeleleriniz gücünüzü geliştirir. Zor bir hayatın içinde olduğunuzda ve teslim olmadığınızda… İşte güç budur. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Bu soruya çok kısa cevap vereceğim: Öncelikle fiziksel ve mental açıdan kuvvetli olmak. Kötü alışkanlıklardan uzak durmak. Spor yapmak, iyi beslenmek ve dinlenmek. Fiziksel olarak güçlü olursanız, mental açıdan da dayanıklı olursunuz. Asla mücadele etmekten vazgeçmemek ve devamlı gelişme ve öğrenmeye açık olmak. Tabi ki iletişim de çok önemli. İyi, etkili ve doğru bir iletişim, sizi devamlı geliştirecek ve yeni fırsatların açılmasına vesile olacaktır. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlik, özellikle ilgi duyduğum hatta liderlik üzerine bir kitap hazırlığı içerisinde olduğum bir yaklaşım. Uzun mesleki kariyerimin pek çok aşamasında, farklı süreçlerde deneyimleme fırsatımın bolca olduğu ve hala geliştirmeye devam ettiğim bir yetkinlik. Buradan hazırlık içerisinde olduğum liderlik kitabımın ismini de paylaşmak isterim. “Liderlik Yetkinlikleri Kılavuzu.” Bu kitap ile ilgili yaptığım çalışmaları LinkedIn hesabımda her hafta bir liderlik yetkinliğine yer vererek, bağlantılarım ile de paylaşıyorum. Bu kitapta, bir liderde olması gereken 8 temel yetkinlikten bahsediyorum. 1- Liderlik 2- Takım Ruhu Oluşturma 3- Sonuca Ulaşma 4- Yeniliğe Öncülük Etme 5- Doğruluk ve Dürüstlük 6- Değişimi Yönetme 7- Süreç Mükemmelliği 8- Dengeli Görüş Dolayısıyla sorduğunuz sorulardan, ekibinizi nasıl motive ediyorsunuz? sorusunun cevabı da bu yetkinliklerin içerisinde: Takım ruhu oluşturarak... Unutmamak lazım! İyi oyuncular bulabilirsiniz ama asıl önemli olan, bu kadar iyi oyuncunun ortak hedefe yönelik bir takım gibi oynamalarını sağlamaktır. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Çalıştığım kurum Doca Textile Tech Pakkens teknik tekstillerin, sportif tekstiller tarafında dikişsiz örme teknolojisini kullanarak, bünyesinde Ür-Ge, örme, boya, baskı ve konfeksiyonun da olduğu entegre bir tesis. Müşterilerimizin kendi marka ve modellerinde ağırlıklı olarak ihracata yönelik çalışan bir şirketiz. Dolayısıyla hedefimiz başta en büyük sermayemiz ve değerimiz olan insan kaynağımızın yani çalışanlarımızın mutluluğu, ardında da müşterilerimize istenilen kalite standartları ve termininde maliyetlerimizi de kontrol edebildiğimiz bir servis vererek ulaştığımız müşteri memnuniyetidir. Dolayısıyla Doca olarak, dünyanın en kaliteli ürün üreten dikişsiz teknik tekstilleri üreticisi olarak ülke ekonomimize de katkı sağlamayı hedefliyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz? İçerisinde bulunduğumuz dönem, işletmeler üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Nedir bu zorluklar? Artan maliyetler, düşen talep ve buna karşın yoğun rekabet ortamı, operasyonel verimsizlikler ki ben buna yalın üretim uzmanı olarak ‘israflar’ diyorum ve makroekonomik faktörler... Dolayısıyla bunların her biri ile mücadele ediyor olmak çok zor. Özellikle sizin kendi tercihiniz dışında gelişen makroekonomik etkenler ve bunun neticesinde doğan maliyetlerin artması ve nihai sonuç talep daralması, işletmelerin omuzları üzerindeki en büyük yükler. Dolayısıyla içerisinde bulunduğumuz bu zorlu süreçte, kurum olarak ‘teknik tekstiller’ diye adlandırdığımız fonksiyonel ürünlerin üretimi ve gelişimi noktasında yaptığımız çalışmalar ve bu çalışmaları yaparken üretim süreçlerimizi doğru bir şekilde yöneterek dijitalleşmek ve üretim süreçlerimizin verimliliğini arttırmak noktasında yaptığımız çalışmaları örnek gösterebilirim. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda, iş dünyasının geleceği için kritik öneme sahip. Bir işletmenin sadece kâr odaklı olması yerine, çevresel ve sosyal sorumluluklarını da yerine getirmesi gerektiğine inanıyorum. Bu konuda benimsediğim yaklaşım, üç temel unsura dayanıyor. Entegre ve Bütünsel Bir Yaklaşım. Sürdürülebilirlik, sadece bir "kurumsal sosyal sorumluluk" departmanının işi olmamalıdır. Aksine, bir şirketin tüm operasyonlarına, tedarik zincirine, ürün geliştirme süreçlerine ve iş kültürüne entegre edilmelidir. Ölçülebilir ve Şeffaf Taahhütler. Sürdürülebilirlik söylemleri, somut eylemlerle desteklenmelidir. Bu nedenle, belirlediğimiz hedeflerin ölçülebilir ve şeffaf olması gerektiğini düşünüyorum. Değer Zincirinde Toplumsal Fayda Yaratma. Bir şirketin toplumsal fayda yaratma sorumluluğu, sadece bağış yapmakla sınırlı değildir. Asıl etki, iş modelinin kendisiyle sağlanmalıdır. İş dünyası, sahip olduğu kaynakları, yenilikçi gücü ve etki alanını kullanarak iklim değişikliği, eşitsizlik ve yoksulluk gibi küresel sorunlara karşı mücadelede önemli bir rol oynayabilir. Bu, hem şirketlerin itibarını güçlendirir hem de daha iyi bir dünya inşa etme hedefine katkıda bulunur diye düşünüyorum. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş dünyasında köklü bir dönüşüme yol açıyor. Bu değişim, sadece verimliliği artırmakla kalmıyor, aynı zamanda yeni iş modelleri ve müşteri deneyimleri yaratma fırsatları da sunuyor. Çalıştığım kurumda bu bakış açısıyla bir ERP projesine liderlik ettim. Hedefimiz üretim süreçlerimizi izlenebilir kılmak bunun neticesinde de süreçlerimizi müşteri standartlarımıza uygun bir şekilde yönetip iyileştirmekti. Dolayısıyla bu dönüşüme adapte olmak için izlediğim yol, üç temel strateji üzerine kuruluydu: Veri Odaklı Karar Alma ve Süreç Optimizasyonu, Müşteri Deneyimini Kişiselleştirme ve Geliştirme, İnsan ve Teknoloji Arasında Sinerji Oluşturma. Bu değişime adapte olmak, sürekli öğrenmeyi ve yeniliği gerektiren dinamik bir yolculuk. Teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek, pilot projeler yürüterek ve çalışanların bu yeni araçları etkin bir şekilde kullanabilmeleri için eğitimler düzenleyerek bu süreci yönetiyorum. Dolayısıyla dijitalleşme ve yapay zekâ, iş dünyasının geleceğini şekillendiriyor ve bu teknolojileri benimseyen şirketler, rekabet avantajı elde etme potansiyeli taşıyor. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Gençlere en büyük tavsiyem, kariyer yolculuğunuz, bir üniversite diplomasıyla biten bir süreç değil, sürekli devam eden bir maratondur. Teknolojiler, trendler ve sektör dinamikleri sürekli değişiyor. Bu nedenle, kendinizi sürekli olarak yeni beceriler öğrenmeye ve mevcut bilgilerinizi güncel tutmaya adayın. Dolayısıyla yaşam boyu öğrenmek en büyük hedefimiz olmalı. Dijitalleşme ne kadar ilerlerse ilerlesin, iş dünyasının temelinde insan ilişkileri yatar. Etkili iletişim kurmak hem meslektaşlarınızla hem de müşterilerinizle sağlıklı ilişkiler kurmanın anahtarıdır. Dinleme, kendinizi net ifade etme ve geri bildirim verme becerilerinizi geliştirin. Planlarınızın her zaman istediğiniz gibi gitmeyebileceğini kabul etmek gerekiyor. Bugünün iş dünyası, beklenmedik değişimlere ve zorluklara açıktır. Bu nedenle, esnek olun ve değişime hızla adapte olabilme yeteneği geliştirin. Yeni projelere, farklı görevlere ve yeni fikirlere açık olmak, sadece kariyerinize değil, kişisel gelişiminize de büyük katkı sağlayacaktır. Unutmayın, kariyeriniz sadece bir pozisyon veya maaştan ibaret değildir. Yeteneklerinizi, tutkularınızı ve değerlerinizi bir araya getiren, anlamlı ve tatmin edici bir yolculuk inşa edin. Bu yolculukta attığınız her adım, geleceğinizi şekillendirecektir. Spor disiplini, şirket kültürünüzü ve çalışanlarınızı motive etme konusunda size nasıl ilham veriyor? Spor disiplini, şirket kültürümüzü ve çalışanlarımızı motive etme konusunda bize güçlü bir ilham kaynağı oluyor. Benimsediğimiz bu yaklaşım, özellikle üç temel alanda kendini gösteriyor: Takım çalışması, dayanıklılık ve sürekli gelişim. Bir profesyonel olarak, yoğun tempoda spor yapmayı sürdürmek zor olmuyor mu? Zaman yönetimi konusunda neler tavsiye edersiniz? Şu anda kesinlikle zor olmuyor. Ama başlangıçta zorlayıcıydı. Hele ki profesyonel kariyerine yeni adım atmış genç bir çalışan olarak. Ancak zamanla geliştirdiğim zaman yönetimi ile bu süreci daha yönetilebilir hale getirdim. Hedeflerimi belirlemek ve bir program oluşturmak bana çok yardımcı oldu. Öncelikle hem kısa hem de uzun vadeli hedefler belirliyorum. Bu hedefler, motivasyonumu da artırıyor. Spor yapacağım günleri ve saatleri belirliyorum. Bu, sporumu günlük rutinimin bir parçası haline getiriyor. Örneğin çoğu kişinin aksine sabah saat 05:30’da kalkıp 1 saat koşup işe gitmek günlük rutinimin içerisinde. Bu, beni daha enerjik ve güçlü yapıyor, özellikle odaklanmama katkı sağlıyor. Dolayısıyla daha erken yatıp sağlıklı bir şekilde dinlendiğinizde, sağlıklı ve doğru şekilde beslendiğinizde, üzerine de spor yaptığınızda, sağlıklı yaşamın tarifini de yapan wellness yaklaşımını da yakalamış oluyorsunuz. Wellness nedir diye sorarsanız, kişinin sağlıklı olma halini tanımlayan bir yaklaşım olduğunu kısaca söyleyebilirim. Sporun takım çalışması, hedef odaklılık ve dayanıklılık gibi özelliklerini iş dünyasıyla nasıl bağdaştırıyorsunuz? Sporda sergilenen, takım çalışması, hedef odaklılık ve dayanıklılık gibi özelliklerin, iş dünyasında başarıyı getiren temel unsurlar olduğunu düşünüyorum. Sporun bu dinamiklerini iş hayatına taşıdığımızda; daha verimli, motive ve başarılı ekipler oluşturabiliriz. Dolayısıyla sporun bu üç temel ilkesi, iş dünyasında sadece bireysel başarıyı değil, aynı zamanda kurumsal başarıyı da tetikleyen güçlü birer araçtır. Bu ilkeleri benimseyen bir şirket kültürü zorluklar karşısında daha dirençli, hedeflerine daha odaklı ve çalışanları da daha motive bir yapıya sahip olur.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.