Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Zanaat

Kapsül Haber Ajansı - Zanaat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zanaat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin İlk Saat Festivali İstanbul Watch Festival Kapılarını Açıyor Haber

Türkiye’nin İlk Saat Festivali İstanbul Watch Festival Kapılarını Açıyor

Türk Saat Kulübü tarafından düzenlenecek festival; 30’u aşkın saat markasını, koleksiyonerleri, ustaları, sektör profesyonellerini ve saat meraklılarını ilk kez büyük bir ölçekte bir araya getirecek. Atölyelerden panellere, canlı zanaat gösterilerinden yeni model tanıtımlarına uzanan programıyla festival iki gün sürecek. Türkiye’nin saat kültürü, ilk kez kendine ait kapsamlı bir festivalde buluşmaya hazırlanıyor. Saatçilik mirasını görünür kılmak ve bu alanda giderek büyüyen topluluğu bir araya getirmek amacıyla kurulan Türk Saat Kulübü, ilk büyük etkinliği olan İstanbul Watch Festival’i 10–11 Ekim 2026 tarihlerinde düzenleyecek. QNB Terminal Kadıköy Platform'da yaklaşık 1.000 metrekarelik alanda gerçekleştirilecek festival, saatlere ilgi duyan herkese açık ve erişilebilir bir buluşma noktası oluşturacak. Türkiye’de saat alanında ilk kez hayata geçirilecek İstanbul Watch Festival, saatçiliği yalnızca ürün ve markalar üzerinden değil; zanaat, tasarım, mühendislik, koleksiyon kültürü ve topluluk ekseninde ele alacak. Festival, saat dünyasını uzun süredir takip eden koleksiyonerlerin yanı sıra bu kültürle yeni tanışan ziyaretçilere de farklı deneyimler sunacak. Fuarın ötesinde, yaşayan bir saat kültürü İstanbul Watch Festival, yalnızca markaların ürünlerini sergilediği bir fuar olmanın ötesinde, saat kültürünün farklı yönleriyle deneyimlenebileceği canlı bir festival olarak kurgulandı. Etkinlik; saatlere duyulan merakı artırmayı, bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik etmeyi ve saat dünyasına ilk adımını atanlar için ulaşılabilir bir başlangıç noktası oluşturmayı amaçlıyor. İki gün boyunca devam edecek program; “Atölyeler ve Eğitim”, “Paneller ve Söyleşiler”, “Eğlence ve Kültür” ile “Marka Deneyim Alanları” olmak üzere dört ana başlık altında gerçekleştirilecek. Ustalarla birebir çalışmaların, mekanizma eğitimlerinin ve başlangıç derslerinin yer alacağı atölyelerde ziyaretçiler, saatçiliğin teknik dünyasını yakından tanıyacak. Panel ve söyleşilerde ise koleksiyonerler, saat ustaları, tasarımcılar, marka kurucuları ve global saat dünyasının önde gelen isimleri bilgi ve deneyimlerini paylaşacak. Yarışmalar, sergiler, ödül oylaması ve Dünya Saatçilik Günü kutlaması festivalin kültür ve eğlence programını oluştururken, marka deneyim alanları da ziyaretçilere yeni modelleri keşfetme ve farklı saatleri bileklerinde deneme fırsatı sunacak. Saatçilik zanaatı canlı gösterimlerle keşfedilecek İstanbul Watch Festival’i farklılaştıran başlıklardan biri de gün boyunca ziyaret edilebilecek canlı zanaat ve kültür alanları olacak. Saat bakım atölyesi, otomatik mekanizma çalışmaları ve mikro indeks boyama gösterimi, saat üretiminin hassasiyet ve ustalık gerektiren aşamalarını ziyaretçilere yakından gösterecek. Festivalde ayrıca hiper gerçekçi saat çizimleriyle tanınan Macar hiperralist sanatçı Tamás Fehér, iki gün boyunca canlı performans gerçekleştirecek. Böylece saatçilik; teknik yönünün yanı sıra tasarım, estetik ve sanatla kurduğu ilişki üzerinden de ele alınacak. Global saat dünyasının temsilcileri İstanbul’a gelecek Türkiye’nin ilk saat festivali, yerel saat topluluğunu bir araya getirmenin yanı sıra İstanbul’u uluslararası saat dünyasının buluşma noktalarından birine dönüştürmeyi hedefliyor. Uluslararası saat medyasının temsilcileri, global içerik üreticileri ve sektörün fikir liderleri festivalin davetlileri arasında yer alacak. Program kapsamında global saat medyasının temsilcilerini aynı sahnede buluşturacak özel bir panel de gerçekleştirilecek. Panelde saat yayıncılığındaki yeni yaklaşımlar, değişen koleksiyoner profili ve dünya genelinde gelişen saat kültürü farklı perspektiflerle değerlendirilecek. Giriş ve orta segmentte yer alan 30’u aşkın saat markası, festival kapsamında kuracağı deneyim alanlarıyla ziyaretçilerle buluşacak. Markalar, mevcut koleksiyonlarının yanı sıra yeni modellerini ve festival dönemine özel yeniliklerini de saat meraklılarının beğenisine sunacak. Ücretsiz olarak düzenlenecek festivale katılmak isteyen ziyaretçiler, etkinliğin internet sitesi üzerinden dijital davetiye oluşturarak giriş yapabilirler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Erzurum Kültür Yolu Festivali’nin İlk Gününde Kültür ve Sanat Şehri Sardı Haber

Erzurum Kültür Yolu Festivali’nin İlk Gününde Kültür ve Sanat Şehri Sardı

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ve beraberindeki heyet, festival kapsamında Erzurum’un farklı noktalarında sanatseverlerle buluşan sergileri ziyaret etti. Heyet, Erzurum Müzesi’nde “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisinde Osmanlı dönemine ait kutsal emanetleri ve tarihî eserleri inceleyerek sergi hakkında bilgi aldı. Aynı müzede yer alan “Yaşayan Miras: Erzurum” sergisinde ise kentin geleneksel sanatlarını ve somut olmayan kültürel mirasını yansıtan eserleri inceledi. Çifte Minareli Medrese’deki “Kadim İzler” sergisini ziyaret eden heyet, Anadolu’nun köklü kültürel ve sanatsal birikimini yansıtan eserleri görme fırsatı buldu. Yakutiye Medresesi’ndeki “Hâne Hat” sergisinde ise hat sanatının geleneksel estetik anlayışını farklı yorumlarla buluşturan eserleri inceledi. ERZURUM’UN KÜLTÜREL MİRASI OBJEKTİFLERE YANSIDI Çifte Minareli Medrese’de düzenlenen “FotoMaraton Erzurum” ve “FotoMaraton Çocuk” etkinlikleri, amatör ve profesyonel fotoğraf tutkunlarını bir araya getirdi. Festival kapsamında belirlenen temalar doğrultusunda gerçekleştirilen çekimlerde katılımcılar, Erzurum’un tarihi, kültürel ve mimari yapılarını kendi bakış açılarıyla fotoğraf karelerine taşıdı. Aynı gün dijital platform üzerinden sisteme yüklenen fotoğraflar alanında uzman jüri tarafından değerlendirmeye alındı. Dereceye giren eserlerin ödüllendirileceği etkinlik kapsamında seçili çalışmaların sergilenmesiyle Erzurum’un görsel hafızasına katkı sunulması hedeflendi. Çocuklara yönelik FotoMaraton programında ise genç katılımcılar, fotoğraf aracılığıyla kentin kültürel değerlerini keşfetme fırsatı buldu. CİCİM VE ZİLİ DOKUMALARININ KÖKLÜ GELENEĞİ ANLATILDI Erzurum Müzesi’nde gerçekleştirilen “Yaşayan Miras Söyleşisi: Cicim ve Zili Dokumaları” programında, somut olmayan kültürel mirasın önemli unsurları arasında yer alan geleneksel dokuma kültürü ele alındı. Söyleşide cicim ve zili dokumalarında kullanılan geleneksel teknikler, malzemeler ve üretim süreçleri katılımcılarla paylaşılırken, yüzyıllardır yaşatılan dokuma geleneğinin kültürel hafızadaki yeri üzerinde duruldu. Programda ayrıca bu köklü mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekildi TESPİH SANATININ İNCELİKLERİ USTA ELLERDEN AKTARILDI Fatih Kaya tarafından Erzurum Müzesi’nde gerçekleştirilen Tespih Atölyesi’nde katılımcılar, köklü bir zanaat geleneği olan tespih yapımının inceliklerini yakından tanıdı. Kehribar, akik, firuze, lapis ve oniks gibi minerallerden kemik, boynuz, inci ve sedef gibi doğal malzemelere uzanan geniş malzeme çeşitliliğinin tanıtıldığı atölyede, farklı ağaç türlerinin tespih yapımındaki kullanımına da değinildi. Tespihin imame, nişane ve püskül gibi bölümleri hakkında bilgi verilirken, oyma ve kakma süsleme teknikleri de katılımcılara aktarıldı. OSMANLI’NIN MUKADDES EMANETLERİ ERZURUM’DA ZİYARETÇİLERLE BULUŞTU Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi, Erzurum Müzesi’nde ziyaretçilerini ağırladı. Osmanlı’nın Haremeyn’e hizmet anlayışını ve kutsal mekanlarla kurduğu bağı yansıtan 57 eser, sergi kapsamında bir araya getirildi. İstanbul Türbeler Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonlarından hazırlanan seçkide; Osmanlı padişahlarının hüsn-i hat eserleri, surre kesesi ve altınları, Kâbe’nin iç ve dış örtüleri, Kâbe kuşağı parçaları ile usta hattatlar tarafından kaleme alınan Kur’an-ı Kerim örnekleri yer aldı. Sergide ayrıca Sultanahmet ve Rüstem Paşa camilerinden çalındıktan sonra yurt dışındaki satışı engellenerek Türkiye’ye kazandırılan iki çini karo da ziyaretçilerin ilgisine sunuldu. Kâbe tasvirli eserler, Sakal-ı Şerifler ve Hz. Peygamber’in hırkasına mesh edilmiş destimaller aracılığıyla Osmanlı’nın kutsal emanetlere ilişkin köklü geleneği ziyaretçilere aktarıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu Başladı Haber

 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu Başladı

Tayland, Güney Kore, Amerika, Macaristan ve Rusya'dan gelen 6 uluslararası ve 8 ulusal olmak üzere toplam 14 davetli sanatçının katılımıyla gerçekleşecek sempozyumda, Çanakkale'nin zengin seramik geleneği çağdaş yorumlarla yeniden keşfedilecek. Kale Grubu bünyesindeki KTSM'nin de aktif katılımıyla gerçekleşecek sempozyum, 3 fiziksel sergi, 52 bildiri sunumu, 8 çalıştay ve geleneksel pişirim gösterileriyle “Seramik Kenti” Çanakkale'ye yeni bir soluk getirecek. Çanakkale Seramik ve Kalebodur markaları ile Kale Grubu bünyesindeki KTSM (Kale Tasarım ve Sanat Merkezi) aracılığıyla 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu’na destek veren Kaleseramik, 69 yıllık seramik mirasını sanatla buluşturarak Çanakkale'nin "Seramik Kenti" vizyonuna katkı sağlıyor. Seramik Sanatını Çok Katmanlı Bir Platformda Buluşturmak 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu, seramik sanatını toplumsal yaşama yansıyan disiplin içi ve disiplinlerarası yönleriyle ele alan çevrimiçi sunumlar, uygulamalı çalıştaylar ve sergiler kapsamında düzenleniyor. Tayland, Güney Kore, Amerika, Macaristan ve Rusya'dan gelen 6 uluslararası ve 8 ulusal olmak üzere toplam 14 davetli sanatçı, 8 çalıştay yürütücüsü, 37 asistan ve 10 davetli konuşmacı Çanakkale'de ağırlanacak. Sempozyum süresince atölye çalışmaları, kamusal alan büyük ebat seramik heykel pişirimleri, 3 farklı fiziksel ve 2 farklı çevrimiçi sergi, 14 uluslararası ve 38 ulusal olmak üzere toplamda 52 çevrimiçi bildiri sunumu ve 8 çalıştay ile Çanakkale'nin binlerce yıllık seramik geleneği modern sanatla buluşturulacak. Kaleseramik: “Seramiği Sanatsal ve Kültürel Bir İfade Biçimi Olarak Görüyoruz” Kaleseramik'in sempozyuma desteği, şirketin sadece ticari bir üretici değil, aynı zamanda kültür-sanat destekçisi olma vizyonunun bir yansıması. Çanakkale Seramik ve Kalebodur markaları ile Kale Grubu bünyesindeki KTSM (Kale Tasarım ve Sanat Merkezi), disiplinlerarası paylaşımlara, sanata ve sanatçıya alan açan, iş birlikleri için zemin oluşturan ve sürdürülebilirliği merkezine koyan bir üretim ve dayanışma platformu olarak sempozyumun gerçekleşmesinde önemli bir rol üstleniyor. Kaleseramik, “İyi Bak Dünyana” vizyonuyla seramiği yalnızca bir yapı malzemesi olarak değil, sanatsal ve kültürel bir ifade biçimi olarak konumlandırıyor. 1957 yılında Çanakkale'nin Çan ilçesinde kurulan ve 69 yıllık köklü geçmişiyle Türkiye seramik sektörünün öncüsü olan şirket, bu destekle yerel kalkınmaya, kültürel mirasa ve seramik sanatının geleceğine katkı sağlamayı hedefliyor. Çanakkale'nin Seramik Geleneği Geleceğe Taşınıyor Çanakkale'nin zengin kültürel dokusu içinde özel bir yere sahip olan seramik, geçmiş ile geleceği buluşturan çok katmanlı yapısıyla sempozyumda kuram, uygulama ve sergileme etkinlikleriyle ele alınacak. Küresel tarihin kültür belleği olarak özgün ve çoğulcu biçimlerini sonsuz bir yaşam döngüsünün doğasına yerleştiren seramik; zanaat ve endüstri ürünlerinin yanı sıra malzeme ve üretim süreçlerine bağlı olarak sunduğu eşsiz ifade olanaklarıyla sanat olgusunun merkezinde yer alıyor. Sempozyum kapsamında, seramiğin zanaat, sanat ve endüstri alanlarındaki güncel yaklaşımları ile bilim, sanat ve tasarım alanlarındaki disiplin içi ve disiplinlerarası konular tartışmaya açılacak. Bu tartışmalar aracılığıyla yeni teknik, estetik ve kavramsal fikirlerin geliştirilmesi ve farklı üretim biçimlerinin ortaya çıkarılması hedefleniyor. Uluslararası Sanat Ağlarını Güçlendirmek 6 ülkeden 14 uluslararası sanatçının katılımıyla gerçekleşecek sempozyum, Çanakkale'de küresel sanat ağlarını güçlendirmeyi ve kültürler arası diyaloğu desteklemeyi amaçlıyor. Avrupa Seramik Rotası'nda yer alan Çanakkale kentinde geleceğe dönük yaratıcı iş birliklerinin geliştirilmesi ve seramiğin ön planda olduğu sürdürülebilir bir sanat ortamı oluşturulması, sempozyumun temel hedefleri arasında yer alıyor. Türkiye'nin lider seramik üreticisi olarak Kaleseramik, sektörün sadece ticari değil, kültürel gelişimine de öncülük ediyor. 69 yıllık birikimini yeni nesil sanatçılarla paylaşarak geleceğe ilham veren şirket, bu sempozyumla Çanakkale'nin "Seramik Kenti" kimliğini güçlendirmeyi ve binlerce yıllık seramik geleneğini modern sanatla buluşturmayı hedefliyor. KTSM Gençlerle Buluşuyor Sempozyum kapsamında, 23 Temmuz'da Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM) gençlerle özel bir programda bir araya gelecek. KTSM, disiplinlerarası paylaşımlara, sanata ve sanatçıya alan açan, iş birlikleri için zemin oluşturan ve sürdürülebilirliği merkezine koyan yaklaşımıyla genç sanatçılara ilham kaynağı olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başladı! Haber

Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başladı!

Gastronomi ve Sinemanın Buluşması Kars’ta Festivalin ilk etkinliği öncesinde açılış konuşmasını gerçekleştiren Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF) Kurucu Direktörü Gülper Ergün, “Bu yola çıkarken, Anadolu'nun zengin kültürel mirasını gastronomi ekseninde sinemanın güçlü anlatım diliyle uluslararası arenaya taşıyıp, hak ettiği değeri dünya vitrininde buluşturmayı hedefledik. Tabii ki bu yolculuğu düşünürken en önemli lokasyonlarımızdan biri Kars'tı. Şu anda yakından keşfettiğimiz ve bulunduğumuz için çok mutlu olduğumuz bir lokasyondayız. Kars’ın katman katman bir kültürü ve kültürel mirası var. O yüzden bizim için çok anlamlı bir lokasyon. Buradan çok beslenerek gideceğimize inanıyoruz. Ve umuyoruz ki geçen nisan ayında Londra'da olduğu gibi Kars'ı değişik uluslararası lokasyonlarda da tanıtabilme şerefine nail oluruz.” dedi. İlk Gün Dolu Dolu Etkinliklerle Sürdü Festivalin ilk etkinliği olan “Gastro Sınıf: Mutfağın Vicdanı: Gastronomide Etik ve Sürdürülebilirlik”te Efe Çetin ve Yalçın İnam festival katılımcılarıyla buluştu. Efe Çetin, Kars gastronomisinin yalnızca kaz, gravyer ve diğer yöresel ürünlerden ibaret olmadığını, bu ürünlerin gerçek değerini doğru işleyen, doğru tanıtan ve hikâyesini misafirlere doğru şekilde aktaran şeflerin belirlediğini ifade etti. Çetin, Kars mutfağının en önemli unsurlarından birinin ise üreticilerin yıllara yayılan emeği, sabrı ve özverisi olduğunu vurguladı. Yalçın İnam ise festival fikrini ilk kez dört yıl önce duyduğunda büyük heyecan yaşadığını belirterek, "Festivalin birçok edisyonunda destekçi oldum. Kars'ta böyle bir organizasyonun hayata geçmesi için de elimden gelen katkıyı sundum. Kars'ı çok seviyorum ve böylesine kültürel bir etkinliği memleketimize kazandırmayı kendimize bir sorumluluk olarak gördük." dedi. Etkinliğin ardından UGFF Uluslararası Yarışma Kısa Belgesel Seçkisi kapsamında “Salyangozun Yolculuğu, The Table ve Agop'un Kazı” belgesellerinin gösterimleri gerçekleştirildi. Günün bir diğer etkinliği olan UGFF Söyleşisi “Ustalık, Zanaat ve Hikâye: Bir Yemeği Kültüre Dönüştüren Nedir?” kapsamında ise Derya Oruçoğlu’nun moderatörlüğünde Cüneyt Asan, Hazer Amani, Suat Yılmaz ve Süleyman Tarakçı festival katılımcılarıyla bir araya geldi. Etkinlikte konuşan Suat Yılmaz, “Babamı kaybettikten sonra, dokuz kardeşli bir ailenin en büyük erkek çocuğu olarak sorumluluğu üstlenmek zorunda kaldım; İstanbul'da mutfakta ve bulaşıkta başlayan yolculuğum, bugün Beylerbeyi ve Göztepe'de yaklaşık 22 yıldır hizmet veren iki restoranla devam ediyor. Biz yalnızca balık servis etmiyoruz; her tabağın bir hikaye taşıdığına inanıyor, Çıldır Gölü'nün balığını ve Kars'ın zengin gastronomi kültürünü misafirlerimizle buluşturmaktan büyük gurur duyuyoruz.” dedi. Cüneyt Asan ise “Her şey çocuklukta başlıyor. Hikayeniz yoksa hikaye olursunuz. Coğrafya kaderdir derler genel de değil mi? Aslında değiştirmezseniz kaderdir ama coğrafyanızı değiştirirseniz eğer kader olmaktan çıkar. Gerçek emektir, dünyanın en kutsal teri alın teridir. Yeterince koyduğunuzda hak olarak mutlaka size geri gelir. İşte bizdeki hikayede bu, biz mecburen hikaye yazmak zorunda olanlardanız. Bugün binlerce çocuk yetiştirdim, etle ilgili tüm devrimleri yaptım, sildim ve yeni baştan etin hikâyesini yazdım.” dedi. Hazer Amani de “Hayatınızda para harcayarak zengin olabileceğiniz tek şey tatil yapmak. Ama kültür tatili yapmak. Benim her yaptığım tatilde tamam bütün kazandığım parayı yaptığım bu tatillere, yaptığım bu gezilere ve seyahatlere harcadım. Ama her gittiğim ülkeden de her gittiğim şehirden de bir sürü şey kattım kendime. Onlar benim silahlarım oldu. Sırtımda onlara taşımaya başladım.” dedi. Süleyman Tarakçı ise “İnsanların yerleşik hayata geçtiği andan itibariyle yerine sahip çıkan, geliri koruyan, doğurgan olan ve yönetmen olan hep kadın oldu. Dolayısıyla yine bir bölge kalkınacaksa, yine bizim kadınımızın eliyle kalkınacağına inanıyorum. Yöresel mutfakların markalaşması ve sürdürülebilirliği, kültür emperyalizmine karşı bir dirençtir.” dedi. Kars’ta Söyleşilerle Dolu Bir Gün Festivalin ilk günü Singapurlu Mimar Kay Ngee Tan’ın gerçekleştirdiği “UGFF Söyleşi: Hikayeler Anlatan Mekanlar Tasarlamak” ile devam etti. Kay Ngee Tan, Kars’ta olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Orhan Pamuk’un Kar kitabını okuduğunu da belirten Tan, bundan yıllar önce Kars’ta Ani’ye geldiğini ve buranın doğal güzelliğinin kendisine birçok şey anlattığını söyledi. Tan, Singapur’un tarihi ve mimari yapısından örneklerle söz etti ve şu ana kadarki çalışmalara dair örnekler ile gelecek dönem planlarını aktardı. Tan ayrıca, mevcut olanı üzerinden değiştirip, kullanılabilir bir hale getirdiklerini söyledi. Festival, Taşkın Çağatay Yamen’in moderatörlüğünde Aliona Palazhchenko, Deniz Zeyrek’in katılımıyla gerçekleştirilen “UGFF Söyleşi: Sofradan Perdeye; Kars'ın Kültürel Hafızası” etkinliği ile sürdü. Aliona Palazhchenko, uzun süre önce Rusya’dan Türkiye’ye geldiğini ve Ankara’da yaşadığını belirtti. Palazhchenko, uzun yıllardır gazetecilik mesleğini devam ettirdiğini, Türkiye’de aynı zamanda kültür sanat alanına yöneldiğini belirtti. Kars’a ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Palazhchenko, yöresel lezzetlerle ilgili sürekli olarak yurt dışındaki arkadaşlarına bilgiler verdiğini ve bu lezzetleri aktardığını söyledi. Aliona Palazhchenko’dan sonra söz alan Deniz Zeyrek, “Benim aklımda sinemayla, yemek arasında bir bağlantı var. Her zaman bunu söylerim. Bir şehri tanımak istiyorsanız önce mutfağına bakın. Sonra hikayelerine bakın. O şehri daha iyi tanımak istiyorsanız yemeklerinin hikayesine bakın. Gerçekten de baktığımız zaman bizim kültürümüzde yemek sadece karın doyuran, açlığı gideren bir şey değil. Hepsi bir geçmişe, bir hikayesi ve bir anlamı var. İşte sinemada böyle bir şey.” dedi. Festivalde Sine Sınıf etkinlikleri kapsamında İnan Ercan’ın moderatörlüğünde, Ertuğrul Karslıoğlu, Faruk Hacıhafızoğlu ve Reis Çelik’in katılımlarıyla “Kars Filmleri Üzerine” etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Reis Çelik, “1973'ten beri belgesel yapmaya çalışıyorum. İlk yola çıktığım belgesellerin başında süregelen kültür geliyor. Kars geliyor. Neden Kars geliyor? Çünkü bir az önceki arkadaşlarımızın söylediği gibi bu coğrafya; tarihin, kültürün ve sanatın ciddi olarak birbirine geçtiği enteresan bir kent. Yani burada çekilen bütün filmlerin hepsi bana göre aynı zamanda belgesel.” dedi. Reis Çelik de Kars’ın çok farklı bir yapısının olduğunu vurguladı. Çelik, “Bana göre ki öyle de yemek kültürü, sanatı, müziği... Bir sadeleşme kültürü var burada. Çok şehirde rastlamayacağınız bir sadeleşme kültürü var. Bu kültürün bu kadar sadeleşmiş söylem konusunda da kendisini ifade etmek konusunda da Türkiye'den çok ayrılan bir özelliği var. Hikaye anlatma geleneği burada oldukça gelişmiş. Herhangi bir köylüde, herhangi bir sıradan bir insanda... Bir edebiyatçı gibi bakar olaya ve anlatmaya başlar. Biz tarlaya yoğurt götürüyorduk diye... Ne götürüyorsun diye sorduğun zaman... Evdeki olaydan başlar, yoğurdu oraya gelmesine... Gittiğinde neler olacağını hepsine çok güzel bir şekilde anlatır.” dedi. Faruk Hacıhafızoğlu ise: “Kars'ta film yapmak böyle bir şey oldu. Ama çok güzel oldu. Neden çok güzel oldu? Çünkü hiçbir şeyi esirgemedik Kars'ta. Yani Kars'ta 100 yıllık tarihin en azından ben 50 yıllık tarihime dair kimisinin ismini verdik, kimisinin türküsünü, kimisinin ezanını. Bir şehirde geçmişiyle beraber boşluk bıraktığımız bir şey kalmadı. O yüzden biz şehrin filmini yaptık. Hikayesini ona göre kurduk. Oyuncularda, şehrin kendisi bir karakter oldu. Çocukluk arkadaşlarım bir karakter oldu.” dedi. Festivalde ayrıca Rıza Sönmez’in yönetmenliğini üstlendiği "Orhan Pamuk'a Söylemeyin Kars'ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var" filminin gösterimi yapıldı. Gösterim sonrasında Sönmez, festival katılımcılarının sorularını yanıtladı. Filmde 130’dan fazla Kars’tan insanın oynadığını vurgulayan Sönmez, filmin isminde reklamcılık kalıplarını kullandıklarını, Orhan Pamuk’un isminin geçmesinin filme büyük katkı sunduğunu söyledi. Sönmez ayrıca filmde, Orhan Pamuk’un Kar ve Masumiyet Müzesi romanlarına göndermeler olduğunu söyledi. Festivalde ilk gün, Stephen Chbosky yönetmenliğini üstlendiği Nonnas (Büyükanneler Restoranı) filminin açık hava gösterimiyle son buldu. Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nde Heyecan Devam Ediyor! Festivalin ikinci günü Boğatepe’de devam edecek. Festivalde ikinci gün kültürel miras, eğitim ve sinemayı buluşturan etkinlikler gerçekleştirilecek. Müze açılışları, belgesel gösterimleri, yönetmen söyleşileri ve eğitim odaklı panellerle bölgenin tarihi ve kültürel birikimi farklı yönleriyle değerlendirilecek. Günün sonunda ise Kars Merkez’de düzenlenecek açık hava gösterimiyle sinemaseverler bir araya gelecek. Festivalin son gününde katılımcılar, Ani’de düzenlenecek kültürel gezi programında bir araya gelecek. Tarihi mirasın yerinde deneyimleneceği programla festival, Kars’ın tarihini, gastronomisini ve sinema kültürünü bir araya getiren bütüncül bir deneyimle sona erecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sümerbank’ın 93 Yıllık Hafızası Beykoz Kundura’da Yeniden Canlanıyor Haber

Sümerbank’ın 93 Yıllık Hafızası Beykoz Kundura’da Yeniden Canlanıyor

Bir dönem Sümerbank Deri ve Kundura Fabrikası olarak faaliyet gösteren Beykoz Kundura, Türkiye’nin endüstriyel ve kültürel mirasını yaşatmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Erken Cumhuriyet Dönemi’nin en önemli ekonomik, sosyal ve kültürel miraslarından biri olan Sümerbank’ın 93. kuruluş yıl dönümünü 11 Temmuz 2026 Cumartesi günü saat 12.00’de kapılarını açacak anlamlı etkinlik serisiyle kutlamaya hazırlanan Beykoz Kundura, Sümerbank’ın köklü hafızasını zanaat, tasarım, sürdürülebilirlik ve ortak anlatılar üzerinden yeniden canlandırmayı amaçlıyor. Farklı disiplinleri bir araya getiren program, Sümerbank’ın endüstriyel mirasını bugünün üretim pratikleri ve sürdürülebilirlik yaklaşımıyla yeniden ele alırken, zanaat üretimi, el sanatları ve kolektif hafızayı ortak bir zeminde buluşturuyor. Zanaat, Endüstriyel Miras ve Sürdürülebilirlik Odaklı Yetişkin Atölyeleri Kutlama programı kapsamında düzenlenecek yetişkin atölyeleri, Beykoz’un tarih boyunca üstlendiği endüstri havzası kimliğine ve zanaat temelli üretim süreçlerine bir saygı duruşunda bulunmayı amaçlıyor. Sibel Soylu Şimşek yürütücülüğünde gerçekleştirilecek Deri Telefon Çantası Tasarım Atölyesi, katılımcılara doğal deri malzemelerle el yapımı üretimin temel tekniklerini uygulamalı olarak deneyimletirken zanaat odaklı üretime dair derin bir farkındalık kazandırmayı hedefliyor. Beykoz’un köklü ve hâlâ yaşayan cam geleneğinden ilham alan Alevde Cam Boncuk Yapım Atölyesi ise Ayşe Seçil Koçer’in liderliğinde şekilleniyor; katılımcıların camın tarihsel serüvenine kısa bir yolculuğun ardından alevde şekillendirdikleri boncukları geleneksel yöntemlerle takılara dönüştürmesi planlanıyor. Günümüzün en önemli meselelerinden biri olan ileri dönüşüm ve ekolojik bilinci odağına alan Nebahat Kavak yürütücülüğündeki El Yapımı Kağıt Atölyesi ise geri dönüştürülmüş kâğıt hamuru kullanarak geleneksel üretim tekniklerini aktarırken sürdürülebilir malzeme kullanımı konusunda katılımcılara yeni bir perspektif sunmayı vaat ediyor. Kuşaklararası Aktarım: Sümerbank Estetiği ile Tanışacak Çocuklar Sümerbank’ın renkli görsel mirası ve üretim kültürü, çocuklara yönelik hazırlanan özel atölyelerle yeni nesillerin dimağında yeniden hayat bulmaya hazırlanıyor. 4-6 yaş grubuna hitap eden Sümerbank Basma Kumaşlarıyla Dolgu Oyuncak Atölyesi, çocukların efsanevi Sümerbank basmalarını dokunsal olarak keşfetmelerini ve oyun odaklı bir süreçle kendi oyuncaklarını üretmelerini sağlarken; 9-12 yaş grubundaki çocukları ağırlayacak olan Sümerbank Basmaları ve Deriyle Kendi Kitap Ayracını Tasarla! atölyesi, bir dönemin ikonik desenli kumaşlarının hikâyesini özgün tasarımlara dönüştürmeyi amaçlıyor. Aynı yaş grubuna yönelik düzenlenen Sümerbank Fabrikamı Kuruyorum Maket Atölyesi ise çocukların endüstriyel mimariyi, bacaları ve üretim alanlarını hayal güçleriyle harmanlayarak kendi fabrika maketlerini inşa etmelerine olanak tanıyor. Müzik Eşliğinde Yaşayan Bir Hafıza Pratiği: Sümerbank Buluşması Programın en can alıcı noktalarından birini oluşturan Hafızadan Hikâyeye: Sümerbank Buluşması, Sümerbank’ın gerçek öznelerini, yani fabrikanın eski işçilerini Beykoz Kundura’da bir araya getirmeye hazırlanıyor. Bireysel belleklerde saklı kalmış yaşanmışlıkları, hikâyeleri ve endüstriyel kültür mirasını açığa çıkarmayı amaçlayan bu buluşma, katılımcıların da aktif katkısıyla ortak bir toplumsal anlatıya dönüşecek. Müzisyenlerin canlı performanslarıyla eşlik edeceği bu özel oturum, geçmişi sadece hatırlamakla kalmayıp onu bugünün içinde kolektif olarak yeniden üreten yaşayan bir hafıza pratiği sunmaya hazırlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Manisa Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Geride Kaldı Haber

Manisa Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Geride Kaldı

Yaşayan Miras sergileri, geleneksel sanat atölyesi ve FotoMaraton etkinlikleri yoğun ilgi görürken, her yaştan ziyaretçi festival coşkusunu gün boyu hissetti. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türkiye Kültür Yolu Festivali, kültür ve sanatı Türkiye’nin dört bir yanına taşıyarak şehirlerin özgün kimliğini ve kültürel zenginliğini görünür kılmaya devam ediyor. Tarihi dokusu, kültürel birikimi ve festival boyunca ev sahipliği yaptığı etkinliklerle öne çıkan Manisa ziyaretçilerine sanatla iç içe güçlü bir festival başlangıç sundu. MANİSA’DA SERGİLER ÖNE ÇIKIYOR Festival kapsamında Manisa’da kapılarını açan sergiler, geleneksel mirastan kutsal emanetlere uzanan geniş içeriğiyle sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Farklı temalarda hazırlanan sergiler, ziyaretçilere hem kültürel hafızayı yakından tanıma hem de zengin sanat birikimini deneyimleme fırsatı sundu. Manisa Müzesi Etkinlik Salonu’nda sanatseverlerle buluşan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi, Osmanlı padişahlarının kutsal topraklara duyduğu bağlılığı ve Haremeyn’e uzanan tarihsel mirası gözler önüne serdi. Hüsn-i hat levhaları, surre alaylarıyla gönderilen keseler, Kâbe’nin iç ve dış örtülerine ait parçalar, Kâbe kuşağı detayları ve seçkin Kur’an-ı Kerim nüshalarıyla şekillenen sergi; ziyaretçileri adeta manevi bir yolculuğa çıkardı. Saray geleneklerinden süzülen bu özel seçki, Osmanlı’nın mukaddes emanetlere verdiği değeri etkileyici bir anlatımla sanatseverlerle buluşturdu. Fatih Sergi Salonu’nda kapılarını açan “Yaşayan Miras: Manisa Sergisi” ise kentin somut olmayan kültürel miras unsurlarını görünür kılarak ziyaretçileri geleneksel sanatlarla buluşturdu. Tezhip, minyatür, katı’, çini, filografi, seramik, porselen, ebru, deri işleri, iğne oyası, dokuma işleri,taş işleri, bez bebek ve enstrüman yapımı gibi pek çok sanat ve zanaat unsurunu bir araya getiren sergi; ustaların el emeğini, bilgi birikimini ve estetik anlayışını yansıttı. FOTOĞRAF TUTKUNLARI FESTİVALDE BULUŞTU Festival kapsamında gerçekleştirilen “FotoMaraton Manisa” ve “FotoMaraton Çocuk”, fotoğraf tutkunlarını şehri farklı bir gözle keşfetmeye davet etti. Profesyonel ve amatör katılımcılar belirlenen temalar doğrultusunda Manisa’nın tarihi dokusunu, gündelik yaşamını ve kültürel zenginliğini kadrajlarına taşırken; çocuklar da aileleriyle birlikte fotoğrafın yaratıcı dünyasıyla buluştu. Gün boyunca renkli anlara sahne olan etkinlik, festivalin en hareketli ve ilgi gören buluşmalarından biri olarak öne çıktı. YAŞAYAN MİRAS SÖYLEŞİLERLE GELECEĞE TAŞINDI Festival kapsamında gerçekleştirilen “Yaşayan Miras Söyleşisi: Zeytincilik”, bölgenin önemli üretim geleneklerinden biri olan zeytinciliği odağına aldı. Programda zeytinciliğin tarihsel geçmişi, üretim biçimleri ve toplumsal yaşam içerisindeki yeri ele alınırken, katılımcılar bu köklü mirasa dair kapsamlı bilgiler edinme fırsatı buldu.Zeytincilik geleneğinin kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi birikimine dikkat çekilen söyleşi, festivalin yaşayan miras temalı etkinlikleri arasında yer aldı. GELENEKSEL SANAT YENİ KUŞAKLA BULUŞTU Festival kapsamında düzenlenen Çinicilik Atölyesi, geleneksel el sanatlarını yeni kuşaklarla buluşturdu. Çinicilik Atölyesi’nde Türk çini sanatının geleneksel üretim teknikleri ve estetik dili katılımcılarla buluştu. İznik ve Kütahya’da gelişen bu köklü sanat; zengin renkleri, çiçek ve geometrik motifleriyle dikkat çekerken sır altı, sır üstü, mozaik ve renkli sır gibi tekniklerle Osmanlı estetiğinin önemli bir taşıyıcısı olarak öne çıktı. Katılımcılar, ustalar eşliğinde çini sanatının inceliklerini deneyimleme imkânı buldu. MİNİK ZİYARETÇİLER FESTİVALİN NEŞESİ OLDU Festival kapsamında kurulan “Çocuk Köyü”, minik ziyaretçileri eğlence ve keşif dolu etkinliklerle buluşturdu. Şişme oyun parkları, dijital oyun alanları, panayır çadırları, yaratıcı atölyeler, geleneksel yarışmalar ve Karagöz atölyesiyle çocuklar gün boyu keyifli vakit geçirirken; VR Balon Turu gibi interaktif deneyimler etkinlik alanına renk kattı. Ailelerin de yoğun ilgi gösterdiği Çocuk Köyü, festivalin en neşeli buluşma noktalarından biri oldu. “Aselsan Çocuk Şenliği” ise Tekno Macera Tırı ile çocukları bilim ve teknolojiyle buluşturdu. Teknoloji sergileri, artırılmış gerçeklik deneyim alanları, interaktif dijital kitap uygulamaları, bilim şovları ve Mucitler Müzesi Sergi Alanı ile çocuklara yeni nesil bir öğrenme ve keşif ortamı sunuldu. Etkinlik, çocukların bilime ve teknolojiye olan ilgisini artıran en dikkat çekici festival duraklarından biri olarak öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

'Bursa Bıçağı' Dünya Sahnesinde Haber

'Bursa Bıçağı' Dünya Sahnesinde

Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Osmanlı’nın ilk başkenti olmasının yanında, ordunun kılıç ve kama gibi silah ihtiyaçlarının karşılanması bakımından demir işlemeciliğinin de başkenti olan Bursa’nın 700 yıllık geçmişe sahip bıçakları, Büyükşehir Belediyesi tarafından 1-2-3 Mayıs tarihlerinde düzenlenen 3. Uluslararası Bursa Bıçak Festivali ile tekrar vitrine taşınıyor. BIÇAĞIN USTALARI BURSA’DA Teknolojiyle dönüşen bıçakçılık sektörünün geniş bir çerçevede ele alındığı festivalde, Rusya ve Almanya’dan gelen zanaatkârların yanı sıra Bursa başta olmak üzere Denizli, Eskişehir, Trabzon, Ankara, İstanbul, Sakarya, Kocaeli, İzmir, Bilecik ve Balıkesir’den katılan ustalarla birlikte toplam 100 profesyonel stant yer alıyor. Ayrıca Pamukkale Üniversitesi Bıçakçılık ve El Aletleri Teknolojisi Bölümü, Denizli Belediyesi, Trabzon Sürmene Belediyesi ve Off The Grid Türkiye ekibi de fuara katılıyor. Programda çocuklar ve ailelere yönelik eğitici atölyeler ile rengârenk etkinlikler de düzenleniyor. “DAHA GENİŞ KİTLELERLE BULUŞTURMAYI HEDEFLİYORUZ” Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki açılış töreninde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa bıçakçılığının, yüzyılların emeğini ve ustalığını taşıyan özel bir zanaat olduğunun altını çizdi. Bursa’nın geleneksel zanaat mirasını daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedeflediklerini anlatan Başkan Vekili Biba, “İlki 2012 yılında düzenlenen bıçak yarışmasını bu yıl da gerçekleştiriyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak yaşayan zanaatları ve üretim kültürünü, şehir mirasımızın önemli bir parçası olarak kabul ediyoruz” dedi. “2027 YILINDA DÜNYA BIÇAK SEKTÖRÜNÜN KALBİ BURSA’DA ATACAK” İlk olarak 2017 yılında dönemin Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe döneminde bıçakçılığı gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla Bursa Bıçak Müzesi’nin açıldığını anlatan Başkan Vekili Biba, “Bıçak Müzesi, bugün tarihi bir yapı olan Balibey Han’ın teras katında ziyaretçilerini ağırlıyor. Dünya Bıçak Başkentleri Birliği’nin 2027 yılı buluşmasının Bursa’da yapılacak olması ise hepimiz için ayrı bir gurur. 2027 yılında dünya bıçak sektörünün kalbi Bursa’da atacak. Bu yılki festival de bu büyük buluşmanın önemli bir hazırlığı niteliğini taşıyor. Festivalde emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Tüm Bursalıları Bıçak Festivali’ni ziyaret etmeye davet ediyorum” diye konuştu. AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı ve önceki dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, organizasyonu 20 yıl önce başlattıklarını hatırlattı. Bursa’nın başkent kimliği taşıdığını hatırlatan Altepe, “Bursa aynı zamanda bir zanaatkârlar şehridir. Türkiye’deki bir sanatın başkenti Bursa’dır. Bursa, yıllarca bıçakçılıkla anıldı. Bir sanatkâr çocuğu olarak bu tür değerlerin gelişmesini istedik. Gerçek anlamda katma değer üretilsin istedik. Bıçakçılık sanatının öne çıkmasını arzuladık. Etkinliğin devam ettirilmesinden dolayı büyük mutluluk duydum. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi. Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu da bıçağın, ustanın alın teri ve sabrının birleşmesiyle ortaya çıkan bir ürün olduğunu ifade etti. Sürmene’nin de bu kültürün merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Azizoğlu, bu tür organizasyonları çok kıymetli bulduklarını belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Erol Büker de, üniversite bünyesindeki ‘Bıçakçılık ve El Aletleri Üretim Teknolojisi Programı’nın Türkiye’de ilk ve tek olduğunu hatırlattı. Ustaların el emeği, göz nuruyla yaptığı bıçaklara kendilerinin akademik gözle baktığını anlatan Büker, bıçakçılığa katkı sağlamaya devam edeceklerini söyledi. Pirge Ticari Direktörü Sedat Yamansucu, binlerce yıllık zanaat kültürüne ve demirin ateşle imtihanının sanata dönüştüğü bir sürece hep birlikte tanıklık ettiklerini belirtti. Bursa Bıçağı denince akla keskinlik ve kalite geldiğini anlatan Yamansucu, Pirge olarak bu kültüre sahip çıkmaya devam edeceklerini söyleyerek, festival kapsamında yapılan yarışmaya sponsor olmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti. Bursa Bıçakçılar Derneği Başkanı Fatih Adliğ de, köklü bir tarihi geçmişi olan Bursa Bıçağı’nın her geçen sene daha da zenginleşen festivalle daha fazla tanındığını dile getirdi. Festivalin, 2027 Uluslararası Bıçakçılar Birliği’ne ev sahipliği yapacak olmasının gururunu hep beraber yaşayacaklarını belirten Adliğ, programda emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından Tahtakıran Kılıç Kalkan ekibi tarafından sahnelenen gösteri, izleyenlerden büyük alkış aldı. Bu yıl ‘Sürdürülebilirlik’ temasıyla hazırlanan festival kapsamında düzenlenen ‘Geri Dönüşümden Şef Bıçağı Yarışması’, zanaat ile çevre bilincini bir araya getirdi. Türkiye ve dünya bıçakçılık kültürünün değerli isimlerinden oluşan jüri üyeleri, atık malzemelerden hazırlanan estetik ve işlevsel bıçakları tek tek inceledi. Yapılan değerlendirme sonucunda birinci olan Enes Şener 50.000 lira para ödülünün ve 2027 Fransa Coutellia katılım desteğinin sahibi oldu. Yarışmada ikinci olan Mehmet Türkaydın 30.000 lira, üçüncü olan Furkan Nurullah Hekim ise 20.000 lira kazandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajans

Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Heyecanı Haber

Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Heyecanı

TARİHİN VE SANATIN IŞIĞINDA BULUŞAN SERGİLER Şanlıurfa, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, birbirinden özel sergilere ev sahipliği yapıyor. Şehrin farklı noktalarına yayılan sergiler, tarih, sanat ve kültürel mirası bir araya getirerek her yaştan sanatseveri ağırlıyor. 2025 yılının “Aile Yılı” temasından ilhamla hazırlanan “Hâne” sergisi; aile, yuva ve nesiller arası bağları geleneksel İslam sanatlarının estetik diliyle ele alıyor. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda ziyaretçilerle buluşan sergide; 13 hat, 17 seramik hat, 12 tezhip, 6 tarihi hat eseri, dijital eserler, geometrik desenlerden oluşan kandiller ve mermer işleme celî sülüs eser yer alıyor. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda sanatseverlerle buluşan bir diğer sergi de Osmanlı dönemine ait kutsal emanetleri ve tarihi mirası ziyaretçilerle buluşturan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi oldu. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan sergide, İstanbul’daki önemli müze koleksiyonlarından seçilen Hüsn-i hat levhaları, Kâbe örtüleri, surre alaylarına ait eserler ve Kur’an-ı Kerim nüshalarından oluşan 57 eser yer alıyor. “Yaşayan Miras: Şanlıurfa Sergisi”nde ise, Hüsn-i hat, kaligrafi, tezhip, minyatür, katı, çini, cilt, seramik, porselen, ebru, ahşap işleri, sedef işleri, metal işleri, dokuma işleri, işlemeler, halı, kilim, tesbih, taş baskı, lüle taşı, taş işleri, bez bebek ve enstrüman yapımı gibi pek çok sanat ve zanaat unsuru bir araya getirilerek Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde ziyaretçilerle buluştu. FESTİVAL ATÖLYELER VE SÖYLEŞİLERLE RENKLENDİ Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi İç Avlu’da başlayan “FotoMaraton” etkinliğinde her yaştan onlarca fotoğrafçı, festivalin en güzel karelerini yakalamak için yarıştı. “Yaşayan Miras Söyleşisi: Mırra” programında katılımcılar, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde bir araya gelerek kentin önemli somut olmayan kültürel miras unsurlarından biri olan mırra geleneği üzerine kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirdi. Etkinlikte; söyleşi ve atölye programlarıyla zenginleşen festival içeriğinin sunduğu çok yönlü deneyim ile geleneksel sanat atölyelerinin uygulamalı öğrenme imkanı sağlaması çerçevesinde verimli bir paylaşım ortamı oluşturuldu. DOĞA VE TARİHİN İZİNDE KEŞİF YÜRÜYÜŞLERİ “Neolitik İnsanın İzinde 12.000 Yıllık Hikâye: Taş Tepeler Yürüyüşü” kapsamında ise katılımcılar, Çakmaktepe, Sayburç ve Ayanlar hattında düzenlenen yürüyüşlerde bir araya gelerek tarihin izlerini sürme fırsatı elde etti. Bozova/Çatak’ta düzenlenen “Kano” etkinliği ile katılımcılar, bölgenin doğal su güzergahı üzerinde gerçekleştirilen parkurda bir araya gelerek hem sportif bir deneyim yaşama hem de doğa ile iç içe vakit geçirme imkanı buldu. Etkinlik kapsamında katılımcılara, su sporlarının temel dinamikleri eşliğinde farklı bir keşif ortamı sunularak doğa ve kent yaşamını bir arada deneyimleme fırsatı sağlandı. “Takoran Vadisi Doğa Yürüyüşü” etkinliğinde katılımcılar, Fırat Nehri’nin doğal atmosferiyle şekillenen ve yaklaşık 20 kilometre uzunluğa sahip Takoran Vadisi’nde bir araya gelerek bölgenin eşsiz doğal güzelliklerini yakından tanıma imkanı buldu. FESTİVAL ÇOCUKLAR İLE ŞENLENDİ Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Arkeopark’ta dokuz gün boyunca içinde birbirinden renkli aktivitelerin, atölye çalışmalarının, sahne gösterilerinin, tiyatroların, oyun alanlarının ve daha birçok etkinliğin yer aldığı “Çocuk Köyü” minik misafirlerini ağırlamaya başladı. “Küçük Kalbimde Neler Oluyor: Pırpır Sakinleşiyor” etkinliğinde Çağrı Odabaşı, aynı adlı kitabı üzerinden çocuklarla Şanlıurfa Çocuk ve Gençlik Kütüphanesi’nde bir araya gelerek minik katılımcılara hikayenin dünyasını yakından tanıma imkanı sundu. Etkinlikte; “Çocuk Köyü” kapsamında dokuz gün boyunca gerçekleştirilen renkli aktiviteler, atölye çalışmaları, sahne gösterileri, tiyatrolar ve oyun alanlarıyla çocuklara çok yönlü bir deneyim alanı oluşturuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alarko’dan Kadın Girişimciliğine Stratejik Katkı Haber

Alarko’dan Kadın Girişimciliğine Stratejik Katkı

Kadınların ekonomik hayata katılımı ve yerel kalkınmanın desteklenmesi amacıyla Alarko Holding ve Habitat Derneği iş birliğiyle yürütülen Girişim Öncüleri Programı kapsamında, bu yıl hibe desteği almaya hak kazanan kadın girişimciler ödülleriyle buluştu. Girişim Öncüleri Programı hibe etabında, iş ve STK dünyası profesyonellerinden oluşan jüri değerlendirmesi sonrasında mikrobiyal gübre, alg tabanlı atık teknolojileri, dijital arıcılık, yeni nesil tarım, aromatik kozmetik, fonksiyonel gıda, çağdaş zanaat, gıda atıklarından biyoplastik üretimi, yerel ürünler, patili dostlar için bilimsel gıda, giyilebilir biyomedikal cihaz, çocuk gelişimi, ekoturizm, tarım makinaları ve sürdürülebilir mobilya gibi farklı alanlarda çözümler üreten 25 yenilikçi girişim öne çıktı. 20 girişimin hibe desteği Alarko Holding tarafından sağlanırken, yenilikçi tarım alanında fark yaratan 5 iş modeli, Alarko Tarım Grubu tarafından desteklendi. Üç yıldır Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına çok boyutlu katkı sağlayan Girişim Öncüleri Programı ödül töreni Alarko Holding Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Alarko Holding Yönetim Kurulu üyeleri, üst düzey yöneticileri ve proje paydaşlarının 25 kadın girişimciyi yakından tanıma fırsatı bulduğu törene önceki yıllarda hibe alan girişimciler de katılarak deneyimlerini paylaştılar. Ümit N. Yıldız: “Alarko olarak girişimci kadınların ortaya koyduğu değerin ölçeğini büyüten bir çarpan etkisi yaratıyoruz” Alarko Şirketler Topluluğu CEO’su Ümit N. Yıldız, Girişim Öncüleri Programı hakkında yaptığı değerlendirmede, “Kadınların karar alma mekanizmalarında ve liderlik rollerinde daha görünür olduğu ülkelerde kalkınma performansının daha yüksek olduğunu biliyoruz. Kadınların eğitime, iş gücüne ve girişimciliğe eşit katılımı, ekonomileri daha sürdürülebilir ve risklere karşı daha dayanıklı hale getiriyor. Girişimci kadınlar ise inovasyonu besliyor, toplumların dönüşümünü hızlandırıyor, sosyal adalet ve kapsayıcı büyümeyi mümkün kılıyor. Biz de Alarko olarak girişimci kadınların ortaya koyduğu değerin ölçeğini büyüten bir çarpan etkisi yaratıyoruz” dedi. 72 yıl önce iki genç girişimcinin hayaliyle kurulan Alarko’nun o günden bu yana hep yarınlara iz bırakmak amacıyla çalıştığını belirten Yıldız, toplumsal cinsiyet eşitliğinin Alarko’nun etki stratejisinin temel sütunlarından biri olduğunu kaydetti: “Değerli iş ortağımız Habitat Derneği yürütücülüğünde, bugüne kadar 4.000’den fazla kadına eğitimlerimizle ve 40 girişime de hibe desteğimizle katkı sağladık. Girişim Öncüleri Programı girişimci kadınlara finansal katkının ötesinde, mentorluk, görünürlük ve nitelikli iş birlikleriyle beslenen bütüncül bir destek modeli sunuyor. Bu ekosistemde birlikte öğrenme, iş birliği ve görünürlük imkânlarıyla girişimci kadınların markalaşma ve büyüme süreçlerine katkı sağlıyoruz. Bu yıl hibe programımıza Alarko Tarım Grubumuz da “Tarımda Kadın Gücü” projesi çerçevesinde katılım sağladı. Tarım Grubumuzla başlattığımız bu sinerjiyi önümüzdeki yıllarda Topluluğumuzun diğer şirketleriyle büyütmeye devam edeceğiz.” Bora Caldu: “Girişim Öncüleri, kadınların teknolojide, yazılımda, yapay zekâda, sürdürülebilirlikte ve sosyal inovasyonda güçlü oyuncular olduğunu açıkça ortaya koyuyor” Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu, törende yaptığı konuşmada, “Girişim Öncüleri Programı girişimci kadınların dijital dünyada güçlenmesini, görünür olmasını ve kendi ekonomik hikâyelerini yazmasını hedefleyen bütüncül bir dönüşüm yolculuğu. Kadınların iş gücüne katılımı ve girişimcilik ekosistemindeki temsili; doğru eğitim, doğru finansman ve güçlü iş birlikleriyle sürdürülebilir hâle geliyor. Alarko ile yürüttüğümüz Girişim Öncüleri Programı, kadınların yalnızca geleneksel üretimde değil, teknolojide, yazılımda, yapay zekâda, sürdürülebilirlikte ve sosyal inovasyonda da güçlü ve dönüştürücü oyuncular olduğunu açıkça ortaya koyuyor” dedi. Yatırımın 3,5 kat sosyal değere dönüştüğü proje Yüksek katılımcı memnuniyeti, ölçülebilir yetkinlik kazanımları ve girişim başlatma oranlarının yüksekliğiyle dikkat çeken program, son 3 yılda 81 farklı şehirden 4000 katılımcıya eğitimlerle, 40 girişime de hibe desteği ile katkı sağladı. İş dünyasındaki trendlerle paralel ilerleyen eğitimlerde bu yıl Yapay Zekâ Destekli Dijital Pazarlama, Tasarım Odaklı Düşünme, Marka Kimliği Oluşturma, E-İhracat ve Finansal Yönetim başlıkları öne çıktı. Katılımcıların gelir artışı, istihdam yaratma kapasitesi, dijital yetkinlik kazanımı ve girişimcilik ekosistemindeki konumlanmaları gibi çok boyutlu kriterler üzerinden yapılan değerlendirmeler, projeye yapılan her bir birimlik yatırımın 3,53 birimlik sosyal değer ürettiğini ortaya koydu. Program çerçevesinde hibe almaya hak kazanan girişimci kadınlar, Alarko ve Habitat Derneğinin sunduğu geniş bir değer ekosistemine dahil olma fırsatı yakalıyor. Girişimcilere Alarko Holding’in sosyal medya hesapları, kurumsal dergisi ve yayın sponsoru olduğu mecralarda görünürlük desteği sunularak, markalaşma desteği sağlanıyor. Farklı şehirlerde düzenlenen “Hayalden Başarıya” oturumlarıyla birbirinden öğrenme ve iş birliği kurma yönünde fırsatlar yaratılıyor. Girişimci kadınlar, Alarko Şirketler Topluluğu’nun geniş tedarikçi ağına da katılım imkânı buluyor. 2025 yılında “Işıldayanlar Ödülü”, 2026 yılında “Kadın Dostu Markalar Ödülü” ve NB Ekonomi Gazetesi tarafından verilen “Fırsat Eşitliğini Destekleyen Şirket Ödülü” ile onurlandırılan Girişim Öncüleri Programı, önümüzdeki dönemde girişimci kadın ekosistemini ve sosyal etkisini daha da büyütmeyi hedefliyor. Girişim Öncüleri Programının üçüncü yılında hibe desteği kazanan girişimci kadınlar ve girişimleri: Selen Şenal / Girişim: AlgBio Alg tabanlı teknolojiler geliştirerek endüstriyel atık suların arıtılmasına ve karbon yakalama süreçlerine yönelik çözümler sunuyor. Mikroalglerin gücünden yararlanarak çevresel ayak izini azaltmayı ve sürdürülebilir üretim modellerini desteklemeyi hedefliyor. İlayda Gül Vardar / Girişim: Rhodark Modern tasarım anlayışını sürdürülebilir üretim ilkeleriyle birleştirerek, IoT destekli yeni nesil tarım sistemleri geliştiriyor. Doğayla uyumlu çözümlerle şehir içinde sağlıklı ve sürdürülebilir gıda üretimini mümkün kılıyor. Cansu Yegin / Girişim: Koolseed %100 kabak çekirdeği proteininden doğal ve katkısız bitkisel protein tozları üretiyor. Temiz içerikli formülleriyle sağlıklı beslenmeyi pratik ve sürdürülebilir bir alışkanlığa dönüştürmeyi amaçlıyor. Alev Ertem / Girişim: Studio Potato Zanaatı çağdaş tasarımla buluşturarak yerel üreticilerle birlikte etik ve sürdürülebilir ev tekstili ürünleri ve aksesuarları üretiyor. El emeği odaklı tasarımlarla yaşam alanlarına özgün ve hikâyesi olan dokunuşlar katıyor. Duygu Yılmaz / Girişim: Biolive Zeytin çekirdeği atıklarını yüksek teknolojili biyoplastik ham maddelere dönüştürerek çevre dostu bir üretim modeli sunuyor. Petrol türevli plastik kullanımını azaltarak sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlıyor. Şükrüye Özbilen / Girişim: Egglin Gıda Yumurtayı ileri teknolojiyle işleyerek gıda sektörü için fonksiyonel, sağlıklı ve yüksek besin değerli içerikler geliştiriyor. Doğal gıda bileşenleriyle mutfaklara pratik ve yenilikçi çözümler yaratıyor. Fatmanur Poyraz Ekinci / Girişim: Beetech Arı sağlığına yönelik doğal içerikli ürünler kullanılarak arı kolonilerinin yaşam kalitesini artıran yenilikçi çözümler sunuyor. Bal arılarını zararlılardan koruyarak kolonilerin verimliliğini artıran çözümler ile sürdürülebilir arıcılığa katkı sağlıyor. Iraz Aktay / Girişim: Cherry Mic Tarımda sürdürülebilirliği artırmaya yönelik mikrobiyal gübreler geliştiriyor. Organik tarımsal atıklardan elde edilen bu ürünler, toprağın verimini artırırken kimyasal gübre ihtiyacını azaltarak çevre dostu ve sürdürülebilir bir üretim modeline katkı sağlıyor. Sabiha Ezgi Davulcu / Girişim: Mundi Herbal Tıbbi ve aromatik bitkilerden doğal kozmetik ve bakım ürünleri üretiyor. Kimyasal içermeyen, bitkisel içerikli formüller geliştirerek doğadan beslenen güvenli ve nitelikli bakım çözümleri sunuyor. Ayşegül Bolat / Girişim: Karpaz Lavender Gardens Yetiştirdiği lavantalarla hem ekoturizmi destekliyor hem de saf lavanta yağlarından doğal bakım ürünleri üretiyor. Büşra Özer / Girişim: Microhobist Toprağın verimini artıran ve kimyasal gübre kullanımını azaltmaya yönelik doğal tarım çözümleri geliştiriyor. Bitki köklerindeki yararlı mikroorganizmaların metabolitlerinden elde edilen bitki gelişim düzenleyicileri sayesinde sürdürülebilir ve çevre dostu üretim süreçlerine katkı sağlıyor. Merve Canpolat / Girişim: Mapla Biotech Kayısı çekirdeğinden elde edilen hammaddelerle çevre dostu biyoplastik üretiyor. Tarımsal atıkları katma değerli ve kompostlanabilir plastik alternatiflerine dönüştürerek plastik sektörüne sürdürülebilir bir çözüm geliştiriyor. Beyza Aydın / Girişim: Natural Kapıdağ Kapıdağ Yarımadası’nın yerel lezzetlerini ve doğal ürünlerini geleneksel yöntemlerle işleyerek sofralara ulaştırıyor. Yerel üretimi destekleyerek doğal tarım bilincini güçlendiriyor. Dilek Kelleci / Girişim: Patilabs Evcil hayvanlar için bilimsel formüllerle geliştirilmiş vitamin ve bakım ürünleri sunuyor. İnovatif çözümlerle patili dostların yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. Şeyma Yılmaz Yıldız / Girişim: Interrupt Biyomedikal Parkinson hastalarının yaşam kalitesini ciddi ölçüde kısıtlayan yürüme donması sorununa yönelik ileri teknolojiye sahip biyomedikal bir giyilebilir cihaz geliştiriyor. Bu çözümle hastaların hareket kabiliyetini destekleyerek günlük yaşamlarını daha bağımsız ve güvenli bir şekilde sürdürebilmelerine katkı sağlıyor. İmran Gündüz / Girişim: Podkids Çocukların kendi podcast yayınlarını üretebildiği bir medya ağı sunuyor. Çocukların medya okuryazarlığı becerileri kazanarak, araştırma ve ifade yeteneklerini geliştirerek pasif birer tüketici yerine aktif içerik üreticileri olmalarına katkı sağlıyor. Asuman Tunca / Girişim: Eceköy Biga’nın köylerindeki kadın emeğini ve geleneksel süt işleme kültürünü mobil mandıra modeliyle sofralara taşıyarak doğal ve nitelikli peynirler üretiyor. Yerel üretimi destekleyerek kırsal kalkınmaya ve kadın istihdamına sürdürülebilir katkı sağlıyor. Elif Cabri / Girişim: Kampbu Türkiye genelindeki kamp, glamping ve karavan alanlarını tek bir platformda buluşturarak doğaseverlerin güvenle keşif yapıp rezervasyon gerçekleştirmesini sağlıyor. Kamp kültürünü teknolojiyle birleştirerek doğada konaklama deneyimini daha erişilebilir ve pratik hale getiriyor. Hazal Ünsal Coruk / Girişim: Gaia Cappadocia Kapadokya’nın ruhunu ve “Toprak Ana”nın bereketini el yapımı stoneware seramik tasarımlarına yansıtıyor. Sofralara ve yaşam alanlarına eşlik eden, estetik ile dayanıklılığı buluşturan özgün tasarım objeleri üretiyor. Bervan Eskici / Girişim: Müstesna Dükkân Geleneksel bakır işçiliğini modern tasarım anlayışıyla yeniden yorumluyor. El emeğiyle üretilen fonksiyonel ve sanatsal objelerle sürdürülebilir tasarımı destekliyor. Canan Tiryaki / Girişim: VeggFoods Sürdürülebilir gıda teknolojileri odağında, bitki bazlı sağlıklı gıda çözümleri geliştiriyor. Sıfır atık prensibiyle, doğaya ve hayvana saygılı bitkisel çözümlerle geleceğin beslenme alışkanlıklarına bugünden katkı sunuyor. Seral Tan / Girişim: Sodd Design Yaşam alanlarına renk, enerji ve neşe katan oyunbaz tasarımlarıyla modern mobilya ve aydınlatma dünyasına yenilikçi bir yaklaşım sunuyor. Özgün formlara sahip dekoratif ürünlerle her mekânda dinamik ve kişiselleştirilmiş bir atmosfer oluşturulmasına katkı sağlıyor. Sebla Kut / Girişim: Komet Kültür ve Sanat Kültürel mirası ve sanatı geniş kitlelerle buluşturmayı amaçlayan projeler geliştiriyor. Eğitici müze kitleri ve deneyim alanlarıyla kültürel farkındalığı artırıyor. Alev Akarsu / Girişim: Tufetto Doğal ahşabı vidasız ve aletsiz kurulabilen modüler tasarımlara dönüştürerek sürdürülebilir ve pratik mobilyalar tasarlıyor. Ekolojik dengeyi gözeten, taşınması ve kurulumu kolay geçme sistemli ürünleriyle yaşam alanlarını daha işlevsel hale getiriyor. Mediha Karaoğlu İşgören / Girişim: İnovmak Makine Tarımda verimliliği artırmaya yönelik yenilikçi bitki bakım makineleri geliştiriyor. “KaraKız” markasıyla yerli üretimin gücünü modern teknolojiyle buluşturarak çiftçilerin üretim süreçlerini daha kolay ve ekonomik hale getiren çözümler üretiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.