Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Zayıflama

Kapsül Haber Ajansı - Zayıflama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zayıflama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mide Botoksu Zayıflamada Etkili mi? Haber

Mide Botoksu Zayıflamada Etkili mi?

Obezite ve fazla kilo, günümüzde milyonlarca insanı etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Özellikle kilo vermekte zorlanan kişiler, beslenme programları ve egzersizin yanı sıra farklı tıbbi uygulamaları da araştırıyor. Son yıllarda adı sıkça duyulan mide botoksu, endoskopik yöntemle uygulanabilmesi ve cerrahi kesi gerektirmemesi nedeniyle dikkat çekiyor. Ancak mide botoksunun zayıflama üzerindeki etkisi, bilimsel araştırmalarda tartışılmaya devam ediyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin, kilo kontrolünde uygulanacak yöntemin hastanın sağlık durumuna göre belirlenmesi ve işlemlerden beklenen sonuçların gerçekçi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Mide Botoksu Zayıflamaya Nasıl Yardımcı Olmayı Amaçlıyor? Mide botoksu, botulinum toksininin endoskopik yöntemle mide duvarındaki belirli noktalara enjekte edilmesine dayanan bir uygulamadır. Bu işlemle mide kaslarının hareketlerinin etkilenmesi, mide boşalma süresinin uzaması ve tokluk hissinin artırılması amaçlanır. Mide boşalmasının yavaşlaması, teorik olarak kişinin daha uzun süre tok hissetmesine katkı sağlayabilir. Ancak bu mekanizmanın her hastada aynı etkiyi oluşturduğu veya belirgin kilo kaybına yol açtığı bilimsel olarak kesinleştirilmiş değildir. Op. Dr. Ahmet Bekin, kilo verme uygulamalarında yalnızca işlemin nasıl yapıldığına değil, etkinliğini destekleyen bilimsel kanıtlara da dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Mide Botoksu Gerçekten Kilo Verdiriyor mu? Mide botoksunun kilo kaybına etkisini araştıran bilimsel çalışmalarda farklı sonuçlar bulunuyor. Bazı araştırmalarda uygulama sonrasında kilo kaybı bildirilirken, kontrollü çalışmaların sonuçlarını değerlendiren analizlerde mide botoksunun plaseboya kıyasla anlamlı bir kilo kaybı üstünlüğü sağlamadığı da gösteriliyor. Bu nedenle mide botoksunun bütün hastalarda etkili olduğu veya belirli miktarda kilo verdirdiği söylenemiyor. Kilo kaybı üzerinde günlük kalori alımı, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, hormonal ve metabolik durum ile kişinin tedaviye uyumu gibi birçok faktör etkili oluyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin, hastalara kesin kilo kaybı vaat edilmesinin doğru olmadığını, tedavi seçeneklerinin bireysel sağlık koşulları ve bilimsel veriler doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Mide Botoksunun Etkisi Ne Kadar Sürer? Botulinum toksininin kaslar üzerindeki etkisi geçicidir. Bu nedenle mide botoksunun oluşturabileceği fizyolojik değişikliklerin de zamanla azalması beklenir. Bununla birlikte uygulamanın mide hareketleri ve kilo kaybı üzerindeki etkisinin ne kadar sürdüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. İşlemin uzun vadede kalıcı zayıflama sağladığına dair yeterli bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Özellikle uygulama sonrasında beslenme alışkanlıkları değişmediğinde, kilo kontrolünün sürdürülebilir olması güçleşebilir. Mide Botoksu ile Ne Kadar Kilo Verilebilir? Mide botoksu hakkında en sık sorulan sorulardan biri de uygulama sonrasında kaç kilogram verilebileceğidir. Ancak bu soruya herkes için geçerli tek bir rakamla yanıt vermek mümkün değildir. Bilimsel çalışmalarda bildirilen kilo kaybı miktarları farklılık göstermektedir. Araştırmaların yöntemleri, katılımcı özellikleri ve eş zamanlı uygulanan beslenme programları sonuçları etkileyebilmektedir. Bu nedenle mide botoksunun belirli bir kilogram veya vücut ağırlığı yüzdesi kadar kilo kaybı sağlayacağını garanti etmek bilimsel açıdan doğru değildir. Op. Dr. Ahmet Bekin, zayıflama sürecinde hedefin yalnızca tartıdaki rakamı azaltmak değil, kişinin metabolik sağlığını koruyarak sürdürülebilir kilo kontrolü sağlamak olması gerektiğini vurguluyor. Mide Botoksu Diyet ve Egzersiz Olmadan Etkili Olabilir mi? Sağlıklı kilo kontrolünün temelinde dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleri bulunuyor. Mide botoksu uygulanmış olsa bile sağlıksız beslenme alışkanlıklarının devam etmesi, yüksek kalorili içeceklerin tüketilmesi ve hareketsiz yaşam tarzı kilo verme sürecini olumsuz etkileyebilir. Kişinin günlük enerji ihtiyacına uygun beslenme planı oluşturulması, protein ve lif bakımından dengeli öğünler tüketilmesi ve fiziksel aktivitenin artırılması uzun vadeli kilo yönetiminde önem taşıyor. Beslenme ve egzersiz programlarının da kişinin yaşına, sağlık durumuna ve fiziksel kapasitesine göre planlanması gerekiyor. Mide Botoksu ile Obezite Cerrahisi Arasındaki Fark Nedir? Mide botoksu ve obezite cerrahisi, uygulama şekilleri ve bilimsel etkinlikleri bakımından birbirinden farklıdır. Mide botoksu, endoskopik olarak yapılan ve mide anatomisinde kalıcı bir değişiklik oluşturmayı amaçlamayan bir işlemdir. Tüp mide ameliyatı ve gastrik bypass gibi obezite cerrahisi yöntemlerinde ise sindirim sistemi anatomisinde değişiklikler yapılır. Obezite cerrahisinin uygun hasta gruplarında kilo kaybı ve obeziteyle ilişkili hastalıklar üzerindeki etkileri geniş kapsamlı bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir. Mide botoksunda ise etkinlik ve uzun dönem sonuçlara ilişkin bilimsel kanıtlar daha sınırlıdır. Bu nedenle farklı yöntemlerin birbirinin yerine doğrudan kullanılabilecek eşdeğer tedaviler olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Mide Botoksunun Riskleri ve Yan Etkileri Nelerdir? Mide botoksu cerrahi kesi gerektirmese de tıbbi riskler taşıyabilen bir uygulamadır. İşlem sonrasında bulantı, karın ağrısı ve sindirim sistemi şikâyetleri görülebilir. Bunun yanı sıra endoskopi ve sedasyona bağlı riskler de söz konusudur. Botulinum toksininin nadir görülen sistemik etkileri ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğinden hasta seçimi ve tıbbi değerlendirme önem taşır. Uygulamanın etkinliği kadar güvenliğinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Op. Dr. Ahmet Bekin, her tıbbi işlemin potansiyel yararları ve riskleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anoreksiya: Zayıflık Takıntısı Hayatı Tehdit Ediyor! Haber

Anoreksiya: Zayıflık Takıntısı Hayatı Tehdit Ediyor!

Anoreksiya Nervoza’nın diyet yapıp kilo vermekten ileri bir durum olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi. Hastaların çoğunun kendilerini kilolu görmeye devam ettiklerini, ancak çevrelerindekilerin durumun ciddiyetini fark edebildiklerini dile getiren Prof. Dr. Erkmen, erken başvuru ve hastalığın kabul edilmesinin tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktörler arasında yer aldığını aktardı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Anoreksiya Nervoza’nın estetik bir tercih değil, erken müdahale edilmezse hayati risk taşıyan ciddi bir psikiyatrik hastalık olduğu konusunda detaylı açıklamalarda bulundu. Takıntılı kilo verme davranışına sahip kişiler vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmalı! Günümüzde herkesin ‘daha zayıf olmalıyım’ düşüncesine sahip olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Her mahallede, her sokakta, küçük şehirlerde bile spor salonları var.” dedi. Buraya gidenlerin zayıflamak için gittiğini, ‘spor yapayım kalori kaybedeyim’ düşüncesinde olduklarını kaydeden Prof. Dr. Erkmen, “Böyle bir durumda olan birisi varsa, çok fazla vakit geçirmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmaları uygun olur. Basit işlerde bile başlangıçta işi bitirmek çok daha kolayken zaman geçtikçe daha zor olur. Atalarımız söylemiş; ağaç yaşken eğilir. Bir fidanı herkes eğebilir, büyük ağaç olduğu zaman kimse eğemez. Bunun için çok vakit kaybetmemek önemli. Aklınıza gelen her türlü tıbbi olayda vakit kaybetmemek, bir an evvel doktora başvurmak gerekir.” uyarısında bulundu. Anoreksik zayıflık, beyindeki aksamalardan kaynaklanan ciddi bir psikiyatrik hastalık! Anoreksiyanın genellikle huzursuz aile ortamında büyüyen kişilerde daha fazla göründüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi. Bazı kadınların kalçalarını ve göğüslerini yok ederek kadınlık yönlerini reddetmeye çalıştıklarını, bazılarının da ‘ne kadar zayıf o kadar iyi’ algısını ön plana taşıdıklarını belirten Prof. Dr. Erkmen, “Sonuç olarak bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Basitçe, bir insanın diyet yapıp kilo vermesinden çok daha ileri bir şeydir. Her kilo verdiğinde anoreksik olduğunu zannetmemek demektir. Hatta bazen aşırı kusmaya bağlı olarak bir sebeple diş hekimine giderse, diş hekimleri dişlerinin arka kısımlarının aşınmış olduğunu fark ederler. Kusarken çıkarılan asit dişleri tahrip eder ve bir süre sonra dişler dökülmeye başlar. Kesinlikle bir güzellik ortaya çıkmaz. Aksine olabildiğince çirkin bir tablo ortaya çıkar. İyi beslenemedikleri için saçlar dökülebilir.” şeklinde konuştu. 30 kilonun altı hastane yatışı gerektiren ciddi bir durum! Anoreksiya Nervoza’da zayıflama hızının başlangıçta yavaş olduğuna ve giderek arttığına değinen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, bunun nedeninin de hiçbir şekilde gıda almayıp, aldıklarında da kusarak çıkarma, ishalle çıkarma veya aşırı spor yapma gibi eylemler olduğunu söyledi. “Bu hastaların çok ilginç olan tarafı da her türlü gıdanın ne kadar kalori vereceği hakkında çok ciddi bilgileri vardır.” diyen Erkmen, sözlerine şöyle devam etti: “Onlar bir ekmek, bir tabak et kaç kalori bilirler. Dolayısıyla da ona dikkat ederek yemek yemeye başlarlar. Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama ne yazık ki sonu çok tatsız bir şekilde gelir. İşin kötü olan tarafı da herkes bunun kötü bir zayıflık olduğunu fark eder. Hastalar ise ‘daha şişmanım biraz daha kilo vermem gerekiyor’ gibi kendilerinin daha şişman olduğunu iddia ediyor olabilirler. Ancak ne yazık ki iş kötüye gidiyor manasına gelir. Özellikle 30 kilonun altına düşerse ciddi tehlike vardır. Hastaneye yatırmak gerekir. Belki zorla besleme metotları uygulanabilir.” Tedavide başarıyı sağlamak için kişinin hastalığı kabul etmesi gerekir! Tedavi süresi ve başarı oranının hastadan hastaya değişiklik gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Çok kötü hastalığa tutulmuş bir insan ameliyat olur, bir bakarsın bir şey olmadan güzel bir şekilde yaşar ya da çok basit bir hastalıktan dolayı da ölebilir.” dedi. Anoreksiyada da benzer bir durum söz konusu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erkmen sözlerini şöyle tamamladı: “Dereceleri vardır. Mantıklı miktarda zayıfladıktan sonra ‘bu işin tadı kaçtı ben burada durayım’ diyenler de var, sonuna kadar gidenler de var. Otuz kilonun altına düşmüş, çocuk ağırlığında neredeyse ama hala yemek yememeye, kusmaya veya başka şeyler yapmaya çalışabilir. Yaşamı kısaltan bir hastalıktır. Belli bir tanıyı geçtikten sonra bir ölüm olmasa bile vücut her türlü hastalığa açık hale gelir. Başka türlü bir hastalığa tutulabilir. Tedavide başarıyı sağlamak içinse kişinin hastalığı kabul etmesi ve tedavi için erken başvurması gerekir. 1-2 senedir devam eden bir şey halinde gelinirse ve hasta iyi uyum sağlarsa tedaviye iyileşir. Ancak eğer ilaçlarını kullanmaz ve kilo vermek için aynı davranışlarına devam ederse bu iş kötüye doğru gider ne yazık ki.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.