Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Zeka

Kapsül Haber Ajansı - Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zeka haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Araştırmalara Göre Gençlerin Başarısında IQ’dan Daha Güçlü Etken Disiplin  Haber

 Araştırmalara Göre Gençlerin Başarısında IQ’dan Daha Güçlü Etken Disiplin 

2005 yılında yayımlanan bir araştırmada, 8. sınıf öğrencileri üzerinde yapılan çalışmada öz-disiplinin; notlar, devam durumu, standart başarı testleri ve seçici lise programlarına yerleşme gibi sonuçları öngörmede IQ'dan iki kattan fazla varyans açıkladığı belirlendi. Bu veriler, gençlerin potansiyelini ortaya çıkarmasında zekâ kadar disiplinli ve sürdürülebilir bir çalışma alışkanlığının da önem taşıdığını gösteriyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz, gençlerin başarısının yalnızca sahip oldukları yetenekle değil, bu yeteneği nasıl geliştirdikleriyle ölçülmesi gerektiğini belirtti… “Zekâ bir avantaj olabilir ancak başarıyı tek başına açıklamaz” Gençlerin eğitim ve kariyer yolculuğunda zekânın önemli bir başlangıç avantajı sağlayabileceğini ifade eden Mehmet Konuralp Yılmaz, başarıyı kalıcı hale getiren unsurun ise disiplin ve süreklilik olduğunu söyledi. Yılmaz, “Zekâ, kişinin bir konuyu hızlı kavramasını veya problem karşısında farklı çözümler üretebilmesini sağlayabilir. Ancak sahip olunan potansiyelin başarıya dönüşmesi için o potansiyelin düzenli biçimde işlenmesi gerekiyor. Bunun için de disiplin, sabır ve istikrar gerekiyor. Bir başka ifadeyle zekâ başlangıç noktası olabilir ama asıl farkı, o yeteneğin üzerine ne kadar istikrarlı çalışıldığı yaratıyor” dedi. Araştırmalar da disiplinin önemine işaret ediyor Mehmet Konuralp Yılmaz’ın değerlendirmeleri, eğitim psikolojisi alanındaki araştırmalarla da örtüşüyor. Duckworth ve Seligman tarafından gerçekleştirilen ve 2005 yılında yayımlanan çalışmada, iki ayrı örneklemde toplam 304 8. sınıf öğrencisinin öz-disiplin düzeyleri incelendi. Araştırmacılar, öz-disiplinin öğrencilerin final notları, okul devamlılığı, standart başarı testleri ve seçici lise programlarına yerleşme gibi sonuçlarını öngörmede IQ'dan iki kattan fazla varyans açıkladığını ortaya koydu. Üstelik öz-disiplinin final notları üzerindeki etkisi, önceki dönem notları, başarı testleri ve ölçülen IQ kontrol edildiğinde de devam etti. Bir başka araştırmada ise “grit” olarak tanımlanan, uzun vadeli hedeflere yönelik azim ve kararlılığın, farklı başarı sonuçlarındaki varyansın ortalama yüzde 4'ünü açıkladığı; bunun eğitim düzeyi, üniversite not ortalaması ve bazı seçme süreçleri gibi farklı alanlarda gözlemlendiği belirtildi. “Gençlere sadece sonuç değil, süreç de öğretilmeli” Bu verilerin gençlerin eğitim anlayışı açısından önemli mesajlar taşıdığını belirten Yılmaz, gençlerin yalnızca sınav sonuçları veya kısa vadeli başarılarla değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. “Gençlerimize sadece ‘başarılı ol’ demek yeterli değil. Onlara hedef koymayı, plan yapmayı, zamanlarını yönetmeyi ve başarısız olduklarında yeniden denemeyi de öğretmeliyiz. Çünkü eğitim yalnızca bilgi aktarmak değildir; aynı zamanda karakter, sorumluluk ve çalışma disiplini kazandırma sürecidir. Bir gencin sahip olduğu zekâ ne kadar yüksek olursa olsun, bunu geliştirecek bir çalışma alışkanlığı yoksa potansiyelinin tamamını kullanması zorlaşabilir” diye konuştu. “Asıl mesele zekâ ile disiplini birlikte geliştirebilmek” Başarılı gençlerin ortak özelliğini yalnızca zekâ ya da yalnızca disiplin üzerinden tanımlamanın doğru olmayacağını vurgulayan Yılmaz, iki unsurun birbirini tamamladığını söyledi. Yılmaz, “Bence doğru soru ‘zekâ mı, disiplin mi?’ değil; ‘zekâyı disiplinle nasıl birleştirebiliriz?’ olmalı. Zekâ yeni fikirlerin ve çözümlerin kapısını açabilir. Disiplin ise o fikrin peşinden gitmeyi, tekrar tekrar denemeyi ve sonuç alıncaya kadar çalışmayı sağlar. Buna merak, özgüven, sabır ve doğru eğitim ortamı da eklendiğinde gençlerin potansiyellerini gerçek bir başarıya dönüştürmeleri mümkün olur” ifadelerini kullandı. Gençlerin geleceğe hazırlanmasında ailelere, eğitim kurumlarına ve iş dünyasına da önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Mehmet Konuralp Yılmaz, gençlerin sadece başarılarının değil, gelişim süreçlerinin de desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Araştırmalara Göre Gençlerin Başarısında IQ’dan Daha Güçlü Etken Disiplin Haber

Araştırmalara Göre Gençlerin Başarısında IQ’dan Daha Güçlü Etken Disiplin

2005 yılında yayımlanan bir araştırmada, 8. sınıf öğrencileri üzerinde yapılan çalışmada öz-disiplinin; notlar, devam durumu, standart başarı testleri ve seçici lise programlarına yerleşme gibi sonuçları öngörmede IQ'dan iki kattan fazla varyans açıkladığı belirlendi. Bu veriler, gençlerin potansiyelini ortaya çıkarmasında zekâ kadar disiplinli ve sürdürülebilir bir çalışma alışkanlığının da önem taşıdığını gösteriyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz, gençlerin başarısının yalnızca sahip oldukları yetenekle değil, bu yeteneği nasıl geliştirdikleriyle ölçülmesi gerektiğini belirtti… “Zekâ bir avantaj olabilir ancak başarıyı tek başına açıklamaz” Gençlerin eğitim ve kariyer yolculuğunda zekânın önemli bir başlangıç avantajı sağlayabileceğini ifade eden Mehmet Konuralp Yılmaz, başarıyı kalıcı hale getiren unsurun ise disiplin ve süreklilik olduğunu söyledi. Yılmaz, “Zekâ, kişinin bir konuyu hızlı kavramasını veya problem karşısında farklı çözümler üretebilmesini sağlayabilir. Ancak sahip olunan potansiyelin başarıya dönüşmesi için o potansiyelin düzenli biçimde işlenmesi gerekiyor. Bunun için de disiplin, sabır ve istikrar gerekiyor. Bir başka ifadeyle zekâ başlangıç noktası olabilir ama asıl farkı, o yeteneğin üzerine ne kadar istikrarlı çalışıldığı yaratıyor” dedi. Araştırmalar da disiplinin önemine işaret ediyor Mehmet Konuralp Yılmaz’ın değerlendirmeleri, eğitim psikolojisi alanındaki araştırmalarla da örtüşüyor. Duckworth ve Seligman tarafından gerçekleştirilen ve 2005 yılında yayımlanan çalışmada, iki ayrı örneklemde toplam 304 8. sınıf öğrencisinin öz-disiplin düzeyleri incelendi. Araştırmacılar, öz-disiplinin öğrencilerin final notları, okul devamlılığı, standart başarı testleri ve seçici lise programlarına yerleşme gibi sonuçlarını öngörmede IQ'dan iki kattan fazla varyans açıkladığını ortaya koydu. Üstelik öz-disiplinin final notları üzerindeki etkisi, önceki dönem notları, başarı testleri ve ölçülen IQ kontrol edildiğinde de devam etti. Bir başka araştırmada ise “grit” olarak tanımlanan, uzun vadeli hedeflere yönelik azim ve kararlılığın, farklı başarı sonuçlarındaki varyansın ortalama yüzde 4'ünü açıkladığı; bunun eğitim düzeyi, üniversite not ortalaması ve bazı seçme süreçleri gibi farklı alanlarda gözlemlendiği belirtildi. “Gençlere sadece sonuç değil, süreç de öğretilmeli” Bu verilerin gençlerin eğitim anlayışı açısından önemli mesajlar taşıdığını belirten Yılmaz, gençlerin yalnızca sınav sonuçları veya kısa vadeli başarılarla değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. “Gençlerimize sadece ‘başarılı ol’ demek yeterli değil. Onlara hedef koymayı, plan yapmayı, zamanlarını yönetmeyi ve başarısız olduklarında yeniden denemeyi de öğretmeliyiz. Çünkü eğitim yalnızca bilgi aktarmak değildir; aynı zamanda karakter, sorumluluk ve çalışma disiplini kazandırma sürecidir. Bir gencin sahip olduğu zekâ ne kadar yüksek olursa olsun, bunu geliştirecek bir çalışma alışkanlığı yoksa potansiyelinin tamamını kullanması zorlaşabilir” diye konuştu. “Asıl mesele zekâ ile disiplini birlikte geliştirebilmek” Başarılı gençlerin ortak özelliğini yalnızca zekâ ya da yalnızca disiplin üzerinden tanımlamanın doğru olmayacağını vurgulayan Yılmaz, iki unsurun birbirini tamamladığını söyledi. Yılmaz, “Bence doğru soru ‘zekâ mı, disiplin mi?’ değil; ‘zekâyı disiplinle nasıl birleştirebiliriz?’ olmalı. Zekâ yeni fikirlerin ve çözümlerin kapısını açabilir. Disiplin ise o fikrin peşinden gitmeyi, tekrar tekrar denemeyi ve sonuç alıncaya kadar çalışmayı sağlar. Buna merak, özgüven, sabır ve doğru eğitim ortamı da eklendiğinde gençlerin potansiyellerini gerçek bir başarıya dönüştürmeleri mümkün olur” ifadelerini kullandı. Gençlerin geleceğe hazırlanmasında ailelere, eğitim kurumlarına ve iş dünyasına da önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Mehmet Konuralp Yılmaz, gençlerin sadece başarılarının değil, gelişim süreçlerinin de desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sinaptik Budama Beyni Daha Verimli Kılıyor! Haber

Sinaptik Budama Beyni Daha Verimli Kılıyor!

Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde yoğunlaşan ve bu süreçte kullanılan sinir bağlantılarının güçlendiğini, kullanılmayanların ise zayıfladığını dile getiren Dr. Şalçini, “Kitap okumak, yeni bir dil öğrenmek, müzikle ilgilenmek, spor yapmak ve sosyal etkileşim içinde olmak beynin kullandığı sinir ağlarını güçlendirir. Beyin, yaşam boyunca deneyimlere göre kendini yeniden düzenleyen dinamik bir yapıya sahiptir.” dedi. Kaliteli uykunun da öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesi ve gereksiz bağlantıların ayıklanmasında önemli rol oynadığı kaydeden Dr. Şalçini, dengeli beslenme, düzenli egzersiz, zihinsel aktivite ve kaliteli uykunun beyin sağlığını desteklediğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, sinaptik budamanın beynin gelişimi ve öğrenme süreçlerindeki rolü, çocukluk ve ergenlikteki önemi ve yaşam boyu beyin sağlığını destekleyen alışkanlıklarla ilişkisi hakkında açıklamalarda bulundu. Beyinde daha fazla bağlantı, daha yüksek zekâ anlamına gelmiyor! Sinaptik budamanın beynin gelişimi için vazgeçilmez bir mekanizma olduğunu dile getiren Dr. Celal Şalçini, “İnsan beyni doğumdan sonra çok sayıda sinaptik bağlantı oluşturur. Ancak bu bağlantıların tamamının korunması mümkün değildir. Beyin, kullanılmayan veya işlevsel olmayan bağlantıları zamanla ortadan kaldırarak daha güçlü ve daha verimli sinir ağları oluşturur. Sinaptik budama olarak adlandırılan bu süreç, sağlıklı beyin gelişiminin doğal ve gerekli bir parçasıdır.” dedi. Sinaptik budamanın yanlış anlaşılan bir konu olduğuna dikkat çeken Dr. Şalçini, “Toplumda daha fazla sinir bağlantısının daha yüksek zeka anlamına geldiği yönünde yaygın bir inanış var. Oysa önemli olan bağlantıların sayısı değil, etkinliğidir. Beyin gereksiz bağlantıları ortadan kaldırarak bilgi işlemeyi hızlandırır, dikkatin odaklanmasını kolaylaştırır ve öğrenmeyi daha verimli hale getirir.” ifadelerini kullandı. İlk yıllar ve ergenlik kritik dönemler! Sinaptik budamanın özellikle yaşamın ilk yıllarında ve ergenlik döneminde yoğunlaştığını vurgulayan Dr. Şalçini, “Bebeklik döneminde beyin çok hızlı yeni bağlantılar oluşturur. Çocuk büyüdükçe kullanılan bağlantılar güçlenirken kullanılmayanlar elenir.” dedi. Ergenlikte ise beynin özellikle planlama, dikkat ve karar verme gibi işlevlerden sorumlu ön bölgesinin yeniden şekillendiğini dile getiren Dr. Şalçini, bu nedenle çocukluk ve ergenlik dönemindeki deneyimlerin, beynin gelişiminde kalıcı izler bıraktığını aktardı. Kullanılmayan sinir ağları zamanla zayıflıyor! Öğrenmenin sinaptik bağlantılar üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Dr. Celal Şalçini, şöyle devam etti: “Kitap okumak, yeni bir dil öğrenmek, müzikle ilgilenmek, spor yapmak ve sosyal etkileşim içinde olmak beynin kullandığı sinir ağlarını güçlendirir. Kullanılmayan bağlantılar ise zamanla zayıflar. Beyin, yaşam boyunca deneyimlere göre kendini yeniden düzenleyen dinamik bir yapıya sahiptir.” Kaliteli uyku beyin için bir bakım süreci! Uyku ile sinaptik budama arasındaki ilişkiye değinen Dr. Şalçini, “Uyku yalnızca dinlenme zamanı değildir. Beyin uyku sırasında gün içinde öğrenilen bilgileri değerlendirir, önemli olanları pekiştirirken gereksiz olanları ayıklar. Özellikle çocuklar ve ergenler için yeterli ve kaliteli uyku, sağlıklı beyin gelişiminin temel unsurlarından biridir.” şeklinde konuştu. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları beyin gelişimini destekliyor! Dengeli beslenme ve fiziksel aktivitenin de önemli olduğuna işaret eden Dr. Şalçini, “Omega-3 açısından zengin beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve zihinsel olarak aktif kalmak, beynin sağlıklı işleyişini destekleyen yaşam alışkanlıklarıdır. Bu faktörler sinir hücrelerinin iletişimini güçlendirerek bilişsel fonksiyonların korunmasına katkı sağlayabilir.” açıklamasını yaptı. Sinaptik budamadaki farklılıklar bazı nörogelişimsel hastalıklarla ilişkili olabilir! Sinaptik budamanın bazı nörogelişimsel hastalıklarla ilişkisini inceleyen çalışmaların sürdüğü bilgisini veren Dr. Celal Şalçini, “Bilimsel araştırmalar, sinaptik budama süreçlerindeki farklılıkların otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile şizofreni gibi bazı hastalıklarla ilişkili olabileceğini gösteriyor.” dedi. Dr. Şalçini, ancak bu hastalıkların tek bir nedene bağlı olmadığını, genetik ve çevresel birçok faktörün birlikte rol oynadığını hatırlattı. Beyin yaşam boyu değişmeye devam ediyor! Beynin gelişiminin çocuklukla sınırlı olmadığının altını çizen Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı: “Eskiden erişkin beyninin değişmediği düşünülüyordu. Günümüzde ise beynin yaşam boyunca yeni bağlantılar kurabildiğini ve kullanılmayan bağlantıları yeniden düzenleyebildiğini biliyoruz. Bu nedenle öğrenmenin yaşı yoktur. Yeni beceriler kazanmak, zihinsel olarak aktif kalmak ve sosyal yaşamın içinde olmak beyin sağlığını destekleyen önemli alışkanlıklardır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.