Yıllar önce yaptığım bir aday görüşmesini hâlâ çok net hatırlıyorum.
Karşımda oldukça güçlü bir yönetici vardı.
CV’si başarılıydı; çalıştığı şirketler, yönettiği ekipler ve aldığı sorumluluklar etkileyiciydi.
Aslında kâğıt üzerinde her şey çok “tam” görünüyordu.
Fakat görüşmenin bir noktasında, kariyerindeki başarıları anlatmayı bıraktı. Biraz durdu ve çok sade bir cümle kurdu:
“Ben artık sadece yeni bir görev istemiyorum.
Emeğimin bir karşılığı olduğunu hissedeceğim, gerçekten katkı sunabileceğim bir yerde olmak istiyorum.”
O cümle, bana mesleğimizin en hassas tarafını bir kez daha hatırlattı.
Çünkü belirli bir seviyeye gelmiş profesyoneller için mesele çoğu zaman yalnızca yeni bir unvan değildir. Daha büyük bir masa, daha geniş bir sorumluluk alanı ya da daha yüksek bir paket de değildir.
Asıl arayış çok daha derindir.
Kişi, bir kurumun içinde yalnızca çalışmak değil; görülmek, anlaşılmak ve değer üretmek ister.
Executive search süreçlerinde fark yaratan nokta da tam burada başlar.
Çünkü doğru lideri bulmak, yalnızca geçmiş başarıları sıralamak değildir. O kişinin hangi ortamda parlayacağını, hangi kültürde güçleneceğini ve hangi yapıya gerçekten değer katacağını görebilmektir.
Bir kurum için doğru kişiyi bulmak, yalnızca bir işe alım süreci değildir. Bazen bir şirketin gelecekteki kültürüne, karar alma biçimine ve liderlik iklimine dokunan çok daha büyük bir sorumluluktur.
Liderlik, yalnızca geçmişte ne başardığınızla değil;
gelecekte nasıl bir iz bırakmak istediğinizle ilgilidir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İnci Tunalı
Liderlik, CV’nin Ötesinde Başlar
Yıllar önce yaptığım bir aday görüşmesini hâlâ çok net hatırlıyorum.
Karşımda oldukça güçlü bir yönetici vardı.
CV’si başarılıydı; çalıştığı şirketler, yönettiği ekipler ve aldığı sorumluluklar etkileyiciydi.
Aslında kâğıt üzerinde her şey çok “tam” görünüyordu.
Fakat görüşmenin bir noktasında, kariyerindeki başarıları anlatmayı bıraktı. Biraz durdu ve çok sade bir cümle kurdu:
“Ben artık sadece yeni bir görev istemiyorum.
Emeğimin bir karşılığı olduğunu hissedeceğim, gerçekten katkı sunabileceğim bir yerde olmak istiyorum.”
O cümle, bana mesleğimizin en hassas tarafını bir kez daha hatırlattı.
Çünkü belirli bir seviyeye gelmiş profesyoneller için mesele çoğu zaman yalnızca yeni bir unvan değildir. Daha büyük bir masa, daha geniş bir sorumluluk alanı ya da daha yüksek bir paket de değildir.
Asıl arayış çok daha derindir.
Kişi, bir kurumun içinde yalnızca çalışmak değil; görülmek, anlaşılmak ve değer üretmek ister.
Executive search süreçlerinde fark yaratan nokta da tam burada başlar.
Çünkü doğru lideri bulmak, yalnızca geçmiş başarıları sıralamak değildir. O kişinin hangi ortamda parlayacağını, hangi kültürde güçleneceğini ve hangi yapıya gerçekten değer katacağını görebilmektir.
Bir kurum için doğru kişiyi bulmak, yalnızca bir işe alım süreci değildir. Bazen bir şirketin gelecekteki kültürüne, karar alma biçimine ve liderlik iklimine dokunan çok daha büyük bir sorumluluktur.
Liderlik, yalnızca geçmişte ne başardığınızla değil;
gelecekte nasıl bir iz bırakmak istediğinizle ilgilidir.