Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Değerler

Kapsül Haber Ajansı - Değerler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Değerler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uluslararası Girişimcilik Forumu’nda Yapay Zekâ ve İşin Geleceği Değerlendirildi Haber

Uluslararası Girişimcilik Forumu’nda Yapay Zekâ ve İşin Geleceği Değerlendirildi

“Yapay Zekâ Çağında Girişimcilik, Değerler ve İyi Olma Hâli” temasıyla düzenlenen forumda yapay zekânın iş dünyası, girişimcilik ekosistemleri, etik, kapsayıcılık ve çalışanların iyi olma hâli üzerindeki etkileri farklı perspektiflerden ele alındı. Dr. Ganesh Natarajan, üretken ve otonom yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaştığına dikkat çekerek mevcut işlerin yüzde 90-95’inin otomasyona konu olabileceğini öngörürken yapay zekânın girişimciler için pazar araştırması, yatırımcı ve iş ortağı bulma, sunum ve belge hazırlama gibi alanlarda önemli bir kapasite artışı sağlayabileceği değerlendirildi. Nihai kararın ve etik sorumluluğun insanda kalması gerektiği görüşü öne çıktı. 2001 yılından bu yana Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Latin Amerika ve Asya’da düzenlediği konferans ve çalıştaylarla girişimcilik, inovasyon, ekonomik ve toplumsal kalkınma konularında uluslararası bir tartışma zemini oluşturarak bugüne kadar 13 ülkede, beş farklı bölgede 5 binden fazla katılımcıyı bir araya getiren IEF, İstanbul’a ilk kez 2009 yılında gelmişti. Forumun 22’nci buluşması, 17 yıl sonra yeniden İstanbul’da, bu kez Özyeğin Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, akademisyenleri, girişimcileri, iş dünyası temsilcilerini ve politika yapıcıları buluşturdu. Forumun küratörlüğünü IEF Kurucusu Prof. Jay Mitra ile Özyeğin Üniversitesi Dekan Yardımcısı ve Girişimcilik Programı Başkanı Dr. Ahmet Murat Fiş üstlendi. Forumun açılışında konuşan Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, girişimciliğin üniversitenin kuruluşundan bu yana kurumsal yaklaşımının önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Özyeğin Üniversitesi’nin 15 bin mezununun bugüne kadar yaklaşık 800 girişim kurduğuna dikkat çeken Tan, üniversitenin yapay zekâ stratejisinin araştırma kapasitesini artırmak, yapay zekâyı 200’ün üzerinde derse entegre etmek, 30 büyük şirketle iş birliği yapan ÖzÜ Yapay Zekâ Platformu’nu geliştirmek ve iyi olma hâli ile eşitlik alanındaki çalışmaları güçlendirmek üzere dört eksende ilerlediğini paylaştı. Yapay zekâ iş süreçlerini dönüştürüyor Forumun ana oturumları, yapay zekânın girişimcilik açısından yarattığı fırsatların yanı sıra çalışma hayatı ve toplumsal yapı üzerindeki etkilerine de odaklandı. 5F World ve Honeywell Automation India Ltd. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ganesh Natarajan, üretken ve otonom yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaştığına dikkat çekerek mevcut işlerin yüzde 90-95’inin otomasyona konu olabileceğini öngördü. Bu dönüşümün özellikle güçlü sosyal güvenlik ağlarına sahip olmayan toplumlarda önemli sonuçlar yaratabileceğini belirten Natarajan, şirketlerin yapay zekâyı mevcut süreçlere eklemekle yetinmeyip organizasyonlarını yeniden düşünmeleri, çalışanların ise kapsamlı yeniden yetkinlik kazanma programlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Panellerde, yapay zekânın girişimciler için pazar araştırması, yatırımcı ve iş ortağı bulma, sunum ve belge hazırlama gibi alanlarda önemli bir kapasite artışı sağlayabileceği değerlendirilirken, nihai kararın ve etik sorumluluğun insanda kalması gerektiği görüşü öne çıktı. Girişimcilik ekosistemlerinin dijital bağlantıların ötesinde güven, karşılıklılık ve sürdürülebilir insan ilişkilerine dayandığı, bu nedenle yapay zekânın insan etkileşiminin yerini bütünüyle alamayacağına dikkat çekildi. Çalışanların iyi olma hâlinin ele alındığı oturumlarda ise yapay zekânın sağladığı zaman tasarrufunun her zaman daha az iş yükü anlamına gelmediği tartışıldı. Verimlilik sayesinde açılan zamanın yeni görevlerle doldurulmasının “iş yoğunlaşması” yaratabildiği, yapay zekâ tarafından üretilen çıktıların sürekli kontrol edilmesinin zihinsel yorgunluğu artırabildiği belirtildi. Değişime uyum kapasitesi, psikolojik dayanıklılık, işte anlam duygusu ve insan ilişkilerinin yapay zekâ çağındaki çalışma modelleri açısından daha kritik hâle geleceği değerlendirildi. Özyeğin Üniversitesi Kampüsü’nden girişimcilik ekosistemine İki gün boyunca Özyeğin Üniversitesi Çekmeköy Kampüsü’nde gerçekleştirilen programda yapay zekânın girişimcilik fırsatlarına etkisi, bireysel ve kurumsal iyi olma hâli, girişimcilikte kapsayıcılık ve toplumsal cinsiyet, teknolojik ve ekonomik belirsizliklere uyum, girişimcilik etiği ve değerler ile toplumsal iyi olma hâli ve girişimcilik ekosistemleri altı ayrı panelde ele alındı. İlk günün sonunda katılımcılar, üniversite kampüsünde Le Cordon Bleu İstanbul tarafından hazırlanan kokteyl resepsiyonunda bir araya geldi. Türkiye’nin ve İstanbul’un büyüyen teknoloji ve girişimcilik ekosisteminden ve girişimcilere sağlanan desteklerden örnekler sunulan İTÜ ARI Teknokent ziyareti ile program tamamlandı. Forumun organizasyon sürecinde Özyeğin Üniversitesi İşletme Fakültesi ve Girişimcilik Merkezi de önemli katkı sundu. Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Kulübü (ÖzÜ Entrepreneurship Society) ve gönüllü öğrenciler ise forum süresince karşılama ve saha koordinasyonuna destek vererek uluslararası katılımcıların kampüs deneyimine katkı sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağduyu, Dengeyi ve Uyumu Güçlendiren Pusula Görevi Görüyor! Haber

Sağduyu, Dengeyi ve Uyumu Güçlendiren Pusula Görevi Görüyor!

Duygusal zekânın, bu sürecin temel bileşeni olarak duyguları tanıma ve yönetme becerisini güçlendirdiğini ifade eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Öfkeliyken öfkeyi bastırmak yerine ‘şu an kırıldım, bu tepki aslında savunma’ diyebilmek, duygusal zekanın göstergesidir. Bu farkındalık, sağduyulu bir kararın kapısını açar.” dedi. İlişkilerde sağduyulu yaklaşımın, tepkisellik yerine anlayışı ve olgunluğu beslediği aktaran Aydın, sağduyunun, hem bireysel dengeyi hem de sosyal uyumu güçlendiren bir ‘yaşam pusulası’ olarak tanımlandığını vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, sağduyulu karar vermenin duygular, mantık, değerler ve duygusal zekâ arasındaki dengeyle ilişkisi hakkında açıklamalarda bulundu. Sağduyu, duyguların, değerlerin ve mantığın dengede çalıştığı andır! Sağduyulu karar vermenin, duygularımızın, değerlerimizin ve mantığımızın bir denge içinde çalıştığı an olduğunu ifade eden Cumali Aydın, “Günlük hayatın hızında çoğu zaman ‘anlık dürtülerle’ hareket ederiz; oysa sağduyu, bizi kısa vadeli rahatlamalar yerine uzun vadeli faydaya yönlendirir.” dedi. Psikolojide bu durumun ‘soğukkanlı bilişsel işlem’ olarak adlandırıldığını kaydeden Aydın, “Daniel Kahneman’ın çalışmalarında da vurguladığı gibi, hızlı ve sezgisel düşünme ile yavaş ve değerlendirmeli düşünme arasındaki denge, sağduyulu kararların temelidir. Basit bir örnekle; trafikte bir sürücü sizi sıkıştırdığında hemen tepki vermek kolaydır. Ancak bir nefes alıp ‘bu tepki bana ne kazandırır?’ diye düşünmek, sağduyulu davranıştır. Bu tür farkındalık, hem ruhsal dengeyi hem de ilişkisel barışı korur.” şeklinde konuştu. Duygusal zekâ, sağduyunun en yakın yol arkadaşı! Sağduyu ile duygusal zekanın birbirini besleyen iki kapasite olduğuna değinen Cumali Aydın, “Duygusal zeka, kişinin kendi duygularını tanıma, düzenleme ve başkalarının duygularını anlama becerisidir. Bu beceri olmadan sağduyulu karar almak neredeyse imkânsızdır.” dedi. Duyguların bastırıldığında değil, tanındığında yönetilebilir olduğunu aktaran Aydın, “Öfkeliyken öfkeyi bastırmak yerine ‘şu an kırıldım, bu tepki aslında savunma’ diyebilmek, duygusal zekanın göstergesidir. Bu farkındalık, sağduyulu bir kararın kapısını açar. Bilimsel araştırmalar da bunu doğrular. Yapılan bir çalışmada duygusal zekâ eğitimi alan bireylerin, stresli durumlarda daha bilgece ve tutarlı kararlar aldıkları görülmüştür. Yani duygusal zekâ, sağduyunun en yakın yol arkadaşıdır.” açıklamasını yaptı. Sağduyulu ilişkiler, duygusal tepkisellik yerine duygusal olgunluğu besler! Sağduyulu kararların, ilişkilerde ‘anlamaya çalışmak’ ile ‘haklı çıkmak istemek’ arasındaki farkı belirlediğini dile getiren Cumali Aydın, şunları söyledi: “Aile içinde, arkadaşlıkta ya da iş ortamında çoğu çatışma, karşı tarafı duymadan tepki vermekten kaynaklanır. Sağduyulu bir tutum ise, önce duyguların yatışmasını beklemek, sonra iletişimi sürdürmektir. Bir iş yerinde fikirleriniz reddedildiğinde hemen savunmaya geçmek yerine, ‘belki de bu öneriyi geliştirebiliriz’ demek hem sizin hem de grubun ilerlemesini sağlar. Aynı şey ev içinde de geçerli. ‘Benim dediğim olsun’ yerine ‘bizim için en doğrusu ne olur?’ sorusunu sormak, sağduyunun dilidir. Sağduyulu ilişkiler, duygusal tepkiselliği değil, duygusal olgunluğu besler. Bu da uzun vadede güveni artırır.” Sağduyulu kararlar, duyguları bastırmakla değil duygusal dengeyi korumakla mümkün olur! Stresli ya da kaygılı olduğumuzda beynimizin ön lobunun karar verme görevini ikinci plana attığını, duygusal merkez olan amigdalanın yönetimi ele geçirdiğini vurgulayan Aydın, “Bu nedenle yoğun kaygı altındayken alınan kararlar genellikle kısa vadeli rahatlama odaklıdır, sağduyulu değil.” dedi. “Kaygılandığımızda düşünmeden mesaj atar, aceleyle karar verir, sonrasında ‘keşke bekleseydim’ deriz.” diyen Aydın, “Bu yüzden sağduyulu karar verebilmek, duyguları bastırmakla değil duygusal dengeyi korumakla mümkündür. Bunun için de bazı etkili yollar var. Düzenli nefes egzersizleri ve kısa meditasyonlar beynin karar merkezini aktive eder. Duyguları bastırmak yerine yazmak veya paylaşmak duygusal regülasyonu artırır. Uyku ve beslenme düzeni özdenetimi doğrudan etkiler. Bir çalışmaya göre, uyku yoksunluğu sadece 24 saatte karar kalitesini yüzde 20 düşürüyor. Yani, sağduyu bazen en çok bir gece uykusuyla başlar.” ifadelerini kullandı. Sağduyu, sadece mantıksal değil, aynı zamanda ahlaki ve duygusal bir pusula! Sağduyulu kararların, yalnızca ‘akıllı’ değil, değerlerle uyumlu kararlar olduğuna işaret eden Cumali Aydın, “Bir kişi kendi değerlerini bilmeden doğru karar veremez. Çünkü sağduyu, sadece mantıksal değil, aynı zamanda ahlaki ve duygusal bir pusuladır.” dedi. Pozitif psikolojide buna ‘otantik yaşam’ dendiğini aktaran Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: “Yani kişinin kararlarının kendi içsel değerleriyle tutarlı olması. Dürüstlüğü değer olarak benimseyen biri, kısa vadede avantaj sağlayacak bir yalanı reddediyorsa bu sağduyunun ürünüdür. Sağduyulu kararlar, hedeflerle değerlerin kesişim noktasında doğar. Yani ‘bunu istiyorum’ demek kadar ‘bu benim kim olmak istediğimle uyumlu mu?’ diye de sormak gerekir. Bu soruyu kendine düzenli soran bireyler, hem daha az pişmanlık yaşar hem de yaşam doyumları artar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye, Değişen Küresel Dengelerde Yeni Fırsatların Merkezinde Yer Alabilir Haber

Türkiye, Değişen Küresel Dengelerde Yeni Fırsatların Merkezinde Yer Alabilir

NAKİT KÂR PAYI ÖDEMELERİ 01 NİSAN 2026 TARİHİNDEN İTİBAREN GERÇEKLEŞECEK Genel Kurul toplantısında, Holding’in 2025 faaliyet dönemine ilişkin kâr payı dağıtımı konusu da karara bağlandı. Sabancı Holding’in 04 Mart 2026 tarihli Yönetim Kurulu kararı çerçevesinde verilen kâr payı dağıtımı teklifi Genel Kurul’da kabul edildi. Buna göre 2025 yılı faaliyet dönemine ilişkin dağıtılacak nakit kâr payı ödemesi 2.969.007.455,00 TL (hisse başına brüt 1,41 lira) olarak belirlenirken, nakit kâr payı ödemeleri de 01 Nisan 2026 tarihinden itibaren gerçekleşecek. “UZUN VADELİ BAKIŞ AÇISIYLA YOLUMUZA GÜVENLE DEVAM EDİYORUZ” Genel Kurul toplantısında konuşan Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hayri Çulhacı şunları söyledi: “Sabancı Topluluğu olarak bir asrı geride bıraktık. İkinci yüzyılımıza ise güçlü bir birikim ve net bir yön duygusuyla giriyoruz. Küresel ölçekte jeopolitik gerilimlerin arttığı, ekonomik kırılganlıkların derinleştiği ve belirsizliklerin öne çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Bu tablo, öngörülebilirliğin azaldığı, ancak doğru strateji ve disiplinle hareket eden kurumlar için önemli fırsatların da ortaya çıktığı bir zemini beraberinde getiriyor. Küresel dengelerin yeniden şekillendiği bu dönemde, ülkemizin de stratejik konumu, üretim gücü ve dinamik iş dünyasıyla yeni fırsatların merkezinde yer alabilecek güçlü bir potansiyel sunduğuna inanıyoruz. Sabancı Topluluğu olarak bu zemini doğru okuyarak; disiplinli sermaye yönetimi, dengeli portföy yapısı ve uzun vadeli bakış açısıyla yolumuza güvenle devam ediyoruz. Küresel ölçekte yaşanan tüm dalgalanmalara rağmen, güçlü finansal yapımız ve kurumsal yönetişim anlayışımız sayesinde faaliyetlerimizi başarıyla sürdürüyoruz. Güven, tevazu, ekip çalışması, iş birliği ve memleket aşkı; Sabancı’yı bugünlere taşıyan temel değerlerdir. Bu değerler, ikinci yüzyılda da sürdürülebilir başarımızın pusulası olmaya devam edecektir.” 6,5 MİLYAR DOLARLIK YATIRIMIN YÜZDE 87’Sİ TÜRKİYE’YE Genel Kurul’da Sabancı Holding’in 2025 yılı enflasyon muhasebesi uygulanmış finansal sonuçlarıyla ilgili de bilgi verildi. Buna göre, Sabancı Holding’in kombine satış geliri 2025’te 1 trilyon 624 milyar TL (holding temettü geliri hariç) olurken, net kârı ise 3,8 milyar TL olarak gerçekleşti. Devam eden yatırımlara rağmen bilanço kalitesini güçlendirmeyi sürdüren Sabancı Holding’de net borç/FAVÖK 1,6x seviyesinde gerçekleşerek bir kez daha politika eşiği olarak belirlenen 2x’in altında gerçekleşti. Öte yandan, Sabancı Topluluğu’nun 2025 yılında gerçekleştirdiği toplam yatırım miktarı 1,9 milyar dolar seviyesine ulaşırken, son 5 yıllık yatırım büyüklüğü de 6,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu dönemde, Türkiye’ye yapılan yatırımların genel yatırımlara oranı da yüzde 87 oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Melisa Sabancı Tapan, IMD’de Değer Odaklı Dönüşümün Yol Haritasını Paylaştı Haber

Melisa Sabancı Tapan, IMD’de Değer Odaklı Dönüşümün Yol Haritasını Paylaştı

Dünyanın önde gelen yönetim geliştirme kurumlarından IMD’nin düzenlediği “Family Philanthropy Webinar Series” (Aile Hayırseverliği Web Semineri Serisi) kapsamında, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Gate 27 Kurucusu Melisa Sabancı Tapan konuşmacı olarak yer aldı. Etkinlikte; aile şirketlerinin filantropi alanındaki rolü, değerlerin yeni nesiller tarafından nasıl yeniden tanımlandığı ve teknoloji ile kültürün toplumsal dönüşümdeki etkisi ele alındı. IMD Global Family Business Center Direktörü ve IMD Family Business & Entrepreneurship Profesörü Peter Vogel’in sorularını yanıtlayan Melisa Sabancı Tapan, ailelerin filantropi yaklaşımında yeni neslin belirleyici rolüne değinerek çağın dönüşen dinamiklerinde değerlerin güncellenmesinin önemini vurguladı. Empati, şeffaflık ve sorumluluk gibi evrensel değerlerin yalnızca korunması değil, yeni nesil tarafından yeniden anlamlandırılması gerektiğini ifade eden Tapan, “Bugünün dünyasında teknolojiden kültüre kadar her şey hızla değişiyor. Ancak değişmemesi gereken temel değerler var. Bizim görevimiz, bu değerlere çağdaş bir anlatı katmak ve toplumsal etkiyi büyütecek yeni yollar yaratmak. Bu dönüşümün merkezinde ise her koşulda insan kalabilme iradesini korumak yer alıyor” dedi. IMD Family Philanthropy Webinar, farklı ülkelerden aileler, akademisyenler ve filantropi liderlerinin katılımıyla gerçekleştirildi ve global ölçekte yeni nesil liderlik trendlerine ışık tuttu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.