Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Geri Bildirim

Kapsül Haber Ajansı - Geri Bildirim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Geri Bildirim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır” Haber

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır”

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Müge Turan. 2010 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun oldum. Ardından Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisansımı, İstanbul Üniversitesi’nde de Executive MBA programını tamamladım. Kimya eğitimi bana sorgulamayı ve analitik düşünmeyi öğretti. İş hayatında bu bakış açısını insanı anlamak, marka geliştirmek ve ekip yönetmek üzerine edindiğim deneyimlerle birleştirdim. 15 yılı aşkın süredir Orzax’ta çalışıyorum. Pazarlama ekibinin ilk üyesi olarak başladığım bu yolculukta, farklı kademelerde sorumluluk aldım. Orzax büyürken ben de yıllar içerisinde öğrendim, geliştim ve yeni sorumluluklar üstlendim. Bu nedenle Orzax’ın benim için çok özel bir yeri var; bugün geldiğimiz noktada, yıllar içinde birlikte verdiğimiz emeği görüyorum. Bugün Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak markamızın pazarlama ve iletişim stratejilerine liderlik ediyorum. Ekibimle birlikte ürün konumlandırmadan marka yönetimine, tüketici iletişiminden kurumsal itibara kadar geniş bir alanda çalışıyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımızı yaptığımız her işe yansıtmayı, insanların güven duyduğu ve hayatında karşılığı olan bir marka oluşturmayı önemsiyoruz. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? İlk önemli dönüm noktası, bilimsel eğitimimi pazarlamayla buluşturmamdı. Bir ürünün bilimsel özelliklerini bilmekle, o ürünün insanlar için ne ifade ettiğini anlatabilmek farklı yetkinlikler gerektiriyor. Bu ikisini bir araya getirmek, mesleki yaklaşımımın temelini oluşturdu. Sonrasında ürün odaklı sorumluluklardan markanın bütününe baktığım bir role geçmek benim için önemli bir değişimdi. Sorumluluk alanım genişledikçe aldığım kararların ekipler, iş sonuçları ve markanın geleceği üzerindeki etkisini daha fazla görmeye başladım. Executive MBA eğitimim de bu süreçte stratejiye ve yönetime bakışımı geliştirdi. Orzax’ın uluslararası büyüme yolculuğu ise başka bir önemli eşik oldu. Türkiye’de edindiğimiz deneyimi farklı pazarlara taşırken her ülkeyi kendi ihtiyaçları, kültürü ve beklentileriyle anlamamız gerektiğini gördük. Bu süreç, markalaşmaya daha geniş bir açıdan bakmamı sağladı. Bugün bir karar alırken o kararın birkaç yıl sonra Orzax’a ne kazandıracağını da düşünüyorum. Kariyerim boyunca yaşadığım en önemli gelişimlerden biri, günlük işleri yönetmenin yanında markanın geleceğine dair sorumluluk alabilmek oldu. Sizin için başarıyı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı, yaptığınız işin kalıcı bir değer üretmesi. Yıllar önce hayata geçirdiğim bir fikrin bugün hala karşılık bulduğunu, gelişerek markaya ve insanlara katkı sağladığını görmek bana büyük bir mutluluk veriyor. Ulaştığımız sonuçlar kadar, geleceğe ne taşıyabildiğimizi de önemsiyorum. Çalışma tarzımın en belirgin özelliği sahiplenmek. İşimi çok seviyorum. Bir fikrin ya da projenin mümkün olan en iyi haliyle hayata geçmesi için çaba gösteriyorum; gerektiğinde görev ve sorumluluk alanımın ötesine geçiyorum. Kolay vazgeçmem. Bir engelle karşılaştığımda başka bir yol arar, yeniden denerim. İşler istediğim gibi gitmediğinde hızlı toparlanıp devam edebilmemin de bugünlere gelmemde önemli bir payı var. Elbette bireysel çabayla ulaşabileceğiniz bir yer var. Daha büyük ve kalıcı başarılar için güçlü ekipler, ortak bir vizyon ve yönetimin belirlediği yönde istikrarlı bir çalışma gerekiyor. Kendi başarımı da birlikte çalıştığım insanların emeğinden ve Orzax’ın bize açtığı gelişim alanından bağımsız görmüyorum. Benim bu başarıya katkımın, işimi sahiplenmemden ve daha iyisi için yılmadan çalışmamdan geldiğini düşünüyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, büyüyen bir şirketin günlük ihtiyaçlarını karşılarken gelecekte ihtiyaç duyacağı pazarlama yapısını da kurmaktı. Orzax pazarlama ekibinin ilk üyesiyim. Çok mütevazı imkanlarla, bir girişim ruhuyla başladığımız dönemde bugünkü gibi ekiplerimiz, departmanlarımız ve yerleşmiş süreçlerimiz yoktu. Örnek alabileceğim bir pazarlama yöneticim de bulunmuyordu. Pek çok şeyi kendimiz araştırarak, deneyerek ve sonuçlarından öğrenerek geliştirdik. Orzax büyüdükçe ihtiyaçlarımız ve hedeflerimiz de büyüdü. Bir önceki yıl yeterli olan yaklaşımı, ertesi yıl geliştirmemiz gerekti. Daha geleneksel iletişim çalışmalarıyla başladığımız bir noktadan, bugün uluslararası alanda markalaşan bir şirketin pazarlama ve iletişim stratejisini yönettiğimiz bir noktaya geldik. İlk yıllarda global markalarla ve onların imkanlarıyla rekabet etmek, ardından pazar liderliğini kazanmak ve korumak, her aşamada yeni bir sorumluluk getirdi. Bu anlamda her yılın kendi içinde bir meydan okuması vardı. Bu süreci sürekli öğrenerek, doğru uzmanlıkları ekibimize katarak ve birlikte çalışma biçimimizi geliştirerek yönettik. Benim de her aşamada kendimi yenilemem gerekti. Bildiklerimle yetinmemeye, ihtiyaç duyduğumuz yerde destek almaya ve ekip arkadaşlarımın gelişimine alan açmaya çalıştım. Bütün bunları sağlıkla ilişkili, iletişim sorumluluğu yüksek bir alanda yapıyorsunuz. Büyürken bilimsel doğruluğu, kaliteyi ve açık iletişimi korumak gerekiyor. Biz de hekimlere, eczacılara ve tüketicilere karşı bu sorumluluğu gözeterek ilerledik. Geriye baktığımda, zorlukları aşmamızı sağlayan en önemli şeyin birlikte öğrenme ve devam etme kararlılığımız olduğunu düşünüyorum. Bugün sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? En önemli önerim, ulaşmak istedikleri pozisyonun sorumluluğuna hazırlanmak olurdu. Bunun için işin farklı aşamalarını öğrenmek, sahayı tanımak ve alınan bir kararın diğer ekipleri nasıl etkilediğini anlamak gerekiyor. Ben kendi yolculuğumda işin içinde olmanın, ihtiyaç gördüğüm yerde sorumluluk almanın çok faydasını gördüm. Bir konuda uzmanlaşırken o konunun kurumun bütünüyle ilişkisini de anlamaya çalışmak, zamanla daha doğru kararlar vermenizi sağlıyor. Bir de sabırlı olmak gerekiyor. Deneyimin ve güvenin oluşması zaman alıyor. Bulunduğunuz yerde işinizi iyi yapmaya, öğrenmeye ve katkınızı artırmaya odaklandığınızda, daha büyük sorumluluklara da hazırlanıyorsunuz. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlikte yönün net olmasını, o yolda insanların kendi yeteneklerini ortaya koyabilmesini önemsiyorum. Ekibimin hangi işi neden yaptığımızı, neyi hedeflediğimizi ve kendi katkısının bu hedefteki yerini bilmesini isterim. İnsanlar yaptıkları işin anlamını gördüklerinde daha fazla sorumluluk alıyorlar. İşini yakından takip eden, ayrıntılara önem veren bir yöneticiyim. Bir projenin daha iyi olabileceğini düşünüyorsam bunun için uğraşırım. Aynı zamanda ekip arkadaşlarımın fikirlerini duymayı, kendi uzmanlık alanlarında inisiyatif almalarını ve kararlarını gerekçeleriyle ortaya koymalarını destekliyorum. Farklı görüşlerin işi geliştirdiğine inanıyorum. Büyüyen bir şirkette aynı anda çok sayıda talep gündeme gelebiliyor. Böyle dönemlerde öncelikleri belirlemek ve ekibin odağını korumak benim sorumluluğum. Beklentilerimi açık anlatmaya, geri bildirim vermeye ve gösterilen emeği takdir etmeye özen gösteriyorum. Benim için motivasyonun önemli bir kaynağı da geliştiğini hissetmek. Ekip arkadaşlarımın yeni sorumluluklar üstlendiğini, kendi kararlarını daha güvenle verdiğini görmek beni mutlu ediyor. Orzax’ın geleceğini taşıyacak insanları yetiştirmeyi liderliğin en değerli taraflarından biri olarak görüyorum. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? En önemli hedefimiz, Türkiye’de oluşturduğumuz güveni ve marka birikimini global pazarlarda da kalıcı bir başarıya dönüştürmek. Orzax’ın farklı ülkelerde tanınan, güvenilen ve tercih edilen bir marka olarak büyümesini istiyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımız doğrultusunda, Ar-Ge birikimimizle insanların ihtiyaçlarına yanıt veren ürünler geliştirmeyi ve sağlıkla iyi yaşam alanında uluslararası ölçekte söz sahibi markalar arasında yer almayı hedefliyoruz. Pazarlama ve iletişim tarafında benim sorumluluğum da bu birikimi her pazarın kendi koşullarını anlayarak doğru anlatmak. Büyürken üretimden ambalaja kadar kaynaklarımızı daha verimli kullanmayı ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızın faydasını artırmayı da önemsiyoruz. Geleceğe dair hedeflerimizi, ticari büyümeyle birlikte insanlara ve topluma sağladığımız katkıyı düşünerek belirliyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında pazarlama alanında fark yaratmak için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Belirsizlik dönemlerinde önceliğim, kaynaklarımızı en çok katkı sağlayacak alanlara yönlendirmek. İnsanların ihtiyaçlarını ve değişen beklentilerini yakından takip ediyor, ürün kalitemizi ve bilimsel birikimimizi açık bir dille anlatmaya odaklanıyoruz. Veriyi ve sahadan gelen geri bildirimleri birlikte değerlendirerek hekim, eczacı ve tüketici için uygun içerik ve iletişim kanallarını belirliyoruz. Global pazarlarda da marka kimliğimizi koruyarak her ülkenin ihtiyaçlarına göre hareket ediyoruz. Hedeflerimizde istikrarlı, yöntemlerimizde esnek olmamız gerektiğine inanıyorum. Koşullar değiştiğinde yaptığımız işi yeniden değerlendiriyor, gerektiğinde yolumuzu güncelliyoruz. Bunu yaparken markamızın uzun vadeli değerini ve bize duyulan güveni gözetiyoruz. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle meraklarını kaybetmemelerini ve öğrenmeyi mezuniyetle tamamlanmış bir süreç olarak görmemelerini öneririm. İş hayatı, hangi konularda gelişmeniz gerektiğini size gösteriyor. Bunu fark edip kendinize yatırım yapmanız çok değerli. Bir diğer önerim, yaptıkları işi sahiplenmeleri. Bir ihtiyacı fark ettiklerinde çözüm düşünmeleri, sorumluluk almaları ve başladıkları işi sonuna kadar takip etmeleri, hem gelişimlerini hem de kendilerine duyulan güveni güçlendirir. Zorlandıkları dönemlerde de hemen vazgeçmesinler. Her şeyin ilk denemede olması gerekmiyor. Geri bildirim almak, hatadan öğrenmek ve yeniden denemek iş hayatının bir parçası. Ben işimi sevmenin ve yaptığım katkıya inanmanın bu devam etme gücünü beslediğini düşünüyorum. Gençlerin de zaman içinde kendi güçlü yönlerini tanımalarını ve emek vermekten heyecan duydukları bir alan bulmalarını çok önemsiyorum.

Akbank’tan Yazılım Geliştirmede  ATiQ Hamlesi Haber

Akbank’tan Yazılım Geliştirmede ATiQ Hamlesi

Akbank Teknoloji, yazılım geliştirme süreçlerinde insan uzmanlığı ile yapay zekânın yeteneklerini bir araya getiren çalışmalarını genişletiyor. Akbank Teknoloji IQ (ATiQ), yazılım geliştirme yaşam döngüsünün farklı aşamalarına yönelik geliştirilen yapay zekâ ajanlarının ortak çatısını oluşturuyor. Bu çatı altındaki ajanlar, mühendislerin günlük çalışmalarına destek olurken, yazılım geliştirme süreçlerinde kalite ve sürdürülebilirliği odağına alıyor. Bu çözümlerden ATiQ kod gözden geçirme ajanı, kod değişikliklerini Akbank’ın yazılım geliştirme standartlarına göre analiz ederek mühendislerin inceleme süreçlerine destek oluyor. Akbank Teknoloji’de binlerce mühendisin kullanımına sunulan ajan, standart dışı uygulamaların yazılımlar devreye alınmadan önce fark edilmesine yardımcı oluyor. Mühendislerin yanında ikinci bir göz Kod gözden geçirme, geliştirilen bir yazılımın kalitesini, güvenilirliğini ve yeni yazılımların da kolayca geliştirilebilmesini destekleyen temel kontroller arasında yer alıyor. ATiQ kod gözden geçirme ajanı da mühendislerin birbirlerinin kodlarını incelediği bu süreci güçlendiriyor. Ajan; standart dışı uygulamaları, dikkat gerektiren ayrıntıları ve iyileştirme alanlarını belirleyerek hem kodu geliştiren hem de inceleyen mühendislere geri bildirim ve öneriler sunuyor. Böylece geliştirme ekiplerine çalışma sırasında yardımcı oluyor. Yapay zekâ tarafından oluşturulan bulgular ve öneriler mühendislerin değerlendirmesine sunulurken nihai karar ve onay insan kontrolünde kalıyor. Bu çalışma biçimi, yapay zekânın hızlı ve kapsamlı analiz yeteneğini mühendislerin deneyimi, teknik bilgisi ve muhakemesiyle birleştiriyor. Kodlar için güçlü kontrol, kaliteli dijital hizmet ATiQ kod gözden geçirme ajanı, mühendisler arasındaki inceleme sürecine verdiği desteğin yanı sıra kodlar devreye alınmadan önce de otomatik kalite kontrolü gerçekleştiriyor. Kod değişikliklerini Akbank’ın yazılım geliştirme standartları doğrultusunda yeniden analiz eden ajan, özellikle büyük ve karmaşık kod yapılarında olası hataların, standart dışı kullanımların ve geliştirmeye açık noktaların fark edilmesine yardımcı oluyor. Akbank’ın teknoloji ekiplerinin ihtiyaçları ve mühendislik standartları doğrultusunda geliştirdiği sistem, bu yönüyle genel amaçlı hazır araçlardan ayrışıyor. Akbank’ın teknoloji mühendisleri tarafından geliştirilen ATiQ, kurumun yazılım geliştirme yaklaşımını ve teknik standartlarını kontrollere doğrudan yansıtıyor. ATiQ kod gözden geçirme ajanının geliştirme süreçlerine sağladığı destek, müşterilerin kullandığı dijital bankacılık hizmetlerinin arkasındaki teknik yapının güçlendirilmesine katkı sağlıyor. ATiQ ile desteklenen kontroller; hizmet kalitesinin korunmasını, dijital kanalların güvenilirliğini ve bankacılık hizmetlerinin sürekliliğini destekliyor. “ATiQ ile insan ve yapay zekâ iş birliğini mühendislik gücüne dönüştürüyoruz” Akbank Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Gökçay, çalışmaya ilişkin şunları söyledi: “ATiQ ajanlarıyla Akbank’ın mühendislik birikimini yapay zekânın gücüyle birleştiriyor, bu yaklaşımı iş süreçlerimize entegre ediyoruz. Yapay zekâ ajanlarımızı, ekiplerimizin yeni nesil asistanları olarak konumlandırıyor ve yazılım geliştirme yaşam döngüsünün farklı aşamalarında devreye alıyoruz. Bu iş birliğinde yapay zekânın hızlı ve titiz analiz yeteneğini mühendislerimizin deneyimi ve muhakemesiyle bir araya getiriyoruz. Nihai kararın insan kontrolünde kaldığı bu modelle yazılım geliştirme süreçlerimizi güçlendirirken müşterilerimize sunduğumuz dijital bankacılık hizmetlerinin kalitesini destekliyor ve sürdürülebilir olmasını hedefliyoruz.” Akbank Teknoloji, internet bankacılığının ön yüz geliştirmesinden kod inceleme ve kalite kontrolüne kadar farklı alanlarda edindiği yapay zekâ deneyimini ATiQ çatısı altında yazılım geliştirme yaşam döngüsünün geneline yaymayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çelebi Havacılık’ın Kapsayıcı Çalışma Kültürüne İki Uluslararası Ödül Haber

Çelebi Havacılık’ın Kapsayıcı Çalışma Kültürüne İki Uluslararası Ödül

Şirketin Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık (DEI - Diversity, Equity & Inclusion) Komitesi ve bu alandaki çalışmaları, Stevie International Business Awards’ta “Diversity, Equity & Inclusion (DEI) Program of the Year” kategorisinde Gümüş Stevie Ödülü, Brandon Hall Group HCM Excellence Awards kapsamında ise “Best in Leading Diversity, Equity, Inclusion and Belonging Initiatives” kategorisinde Bronz Ödül kazandı. Beş ülkede faaliyet gösteren Çelebi Havacılık, farklı yaş, cinsiyet, kültür ve deneyimlerden gelen çalışanlarının potansiyellerini ortaya koyabildiği, kapsayıcı ve eşitlikçi bir çalışma ortamı oluşturmayı hedefliyor. Çalışanlarının yüzde 27’sini kadınların, yüzde 53’ünü ise 30 yaş altı genç profesyonellerin oluşturduğu şirket, çeşitliliği somut uygulamalarla destekliyor. Bu kapsamda 2025 yılında yerel DEI komiteleri ve çalışan kaynak grupları oluşturulurken; kapsayıcı işe alım uygulamaları, kültürel farkındalık eğitimleri, tersine mentorluk programları ve kadın çalışanların liderlik pozisyonları ile geleneksel olarak erkeklerin ağırlıkta olduğu görevlerdeki temsilini artırmaya yönelik çalışmalar hayata geçirildi. Çalışanlarının ihtiyaç ve beklentilerini doğrudan dinlemeyi DEI yaklaşımının önemli bir parçası olarak gören Çelebi Havacılık; bağlılık araştırmaları, odak grup toplantıları, Z Kuşağı Komitesi, çalışan buluşmaları ve birebir görüşmelerin yanı sıra kadın, engelli ve operasyonel çalışanlara yönelik platformlar aracılığıyla düzenli geri bildirim topluyor. “Dinliyor, anlıyor ve aksiyon alıyoruz” yaklaşımıyla elde edilen içgörüler, çalışan deneyiminin geliştirilmesine yönelik uygulamalara yön veriyor. Çalışan deneyiminde ölçülebilir gelişim Çelebi Havacılık’ın DEI alanındaki çalışmalarının sonuçları çalışan deneyimi göstergelerine de yansıdı. Şirketin 2025 DEI araştırmasına göre çalışanların kurum kültürüne ilişkin kapsayıcılık algısı 2024’te yüzde 53 seviyesindeyken 2025’te yüzde 71’e yükseldi. Çalışanların iş ortamında “kendileri olabildiklerini” belirtenlerin oranı yüzde 84’ten yüzde 90’a, psikolojik güvenlik algısı yüzde 74’ten yüzde 83’e çıktı. Eşit kariyer gelişimi fırsatlarına ilişkin olumlu değerlendirmeler ise yüzde 35’ten yüzde 58’e yükseldi. Şirket, çalışan deneyiminin yanı sıra adil ücretlendirme, fırsat eşitliği ve kapsayıcı liderlik alanlarına da odaklanıyor. “Eşit işe eşit ücret” yaklaşımını destekleyen Çelebi Havacılık, işe alım süreçlerinde çeşitlilik ve adaleti güçlendirmeye yönelik uygulamalar yürütüyor. 2025 yılında 120 yönetici Birincil Kademe Liderlik Gelişim Programı’na, 230 yönetici ise Kapsayıcı Liderlik Programı’na katıldı. İnsan kaynakları ekiplerine de çeşitlilik ve kapsayıcılık odağında işe alım eğitimleri verildi. Kadınların iş hayatında ve liderlik pozisyonlarında daha güçlü temsilini desteklemek de şirketin öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin (Women’s Empowerment Principles – WEPs) imzacısı olan Çelebi Havacılık, bu doğrultuda kadın çalışanların gelişimini ve karar alma mekanizmalarındaki temsilini destekleyen uygulamalarını sürdürüyor. “Asıl başarı, çalışan deneyiminde yarattığımız kalıcı değişim” Çelebi Havacılık İnsan Kaynakları Kıdemli Başkan Yardımcısı Evrim Ünal Gökce, iki uluslararası ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çalışanlarımızın farklılıklarıyla var olabildiği, kendilerini özgürce ifade edebildiği ve kariyer yolculuklarında eşit fırsatlara erişebildiği bir çalışma ortamını sürdürülebilir başarımızın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bu anlayışı işe alımdan liderlik gelişimine, çalışan deneyiminden günlük çalışma kültürümüze kadar tüm süreçlerimize entegre ediyoruz. Stevie International Business Awards ve Brandon Hall Group HCM Excellence Awards’tan aldığımız bu iki ödül, attığımız adımların uluslararası ölçekte takdir görmesi açısından bizim için çok değerli. Ancak bizim için asıl başarı, çalışanlarımızın deneyiminde yarattığımız kalıcı ve ölçülebilir değişim.” Çelebi Havacılık, önümüzdeki dönemde de çalışanlarını dinlemeye, ihtiyaç ve beklentilerini anlamaya ve elde ettiği geri bildirimleri somut aksiyonlara dönüştürmeye devam ederek, herkesin potansiyelini eşit fırsatlarla ortaya koyabildiği daha kapsayıcı bir çalışma ortamı yaratmaya yönelik çalışmalarını sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emojiler İletişimi Kolaylaştırıyor Ama Yetmiyor Haber

Emojiler İletişimi Kolaylaştırıyor Ama Yetmiyor

Emojilerin, dijital dünyada en hızlı geri bildirim biçimlerinden biri olmakla beraber, bir paylaşımın kalp ya da alkış emojisi almasının kişiye sosyal olarak görüldüğü ve onaylandığı hissini verebildiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Göktuğ Kılıç, “Bu kısa süreli olumlu deneyim zaman zaman insanların paylaşımlarını daha fazla geri bildirim alma motivasyonuyla şekillendirmelerine neden olabiliyor. Bu nedenle emojiler, tıpkı beğeniler ve yorumlar gibi sosyal onay mekanizmasının bir parçası olarak işlev görebiliyor.” dedi. Aynı emojinin farklı kişiler tarafından farklı anlamlarda yorumlanabilirken, mesajın tonunu da tamamen değiştirebildiğini aktaran Kılıç, emojilerin iletişimi desteklediğini ancak duyguların yalnızca emojilerle aktarılmasının sağlıklı bir iletişim için yeterli olmadığını vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Göktuğ Kılıç, günümüz dijital iletişiminde emojilerin yeri ve duygusal iletişime etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Yazılı iletişimde eksik kalan sözel olmayan ipuçları emojilerle bir ölçüde tamamlanabilir! Emojilerin, dijital iletişimde duygusal ifadeyi ve sözel olmayan iletişimi destekleyen araçlar olarak düşünülebileceğini ifade eden Klinik Psikolog Göktuğ Kılıç, “Yazılı iletişimde eksik kalan sözel olmayan ipuçlarını tamamlayarak mesajların duygusal tonunu daha anlaşılır hale getirebilir.” dedi. Ancak bu durumun, emojilerin duyguları her zaman eksiksiz ve doğru şekilde yansıtabileceği anlamına gelmediğine işaret eden Kılıç, “İnsan duyguları çoğu zaman karmaşık, çelişkili ve çok katmanlıdır. Kırgınlık, özlem, hayal kırıklığı, umut ve sevgi aynı anda hissedilebilir. Emojiler bu karmaşık deneyimleri sembollerle ifade etmeyi kolaylaştırsa da tam olarak yansıtamayabilirler.” şeklinde konuştu. Küçük bir emoji, mesajı daha sıcak ve samimi gösterebilir! Tek başına emoji kullanımına bakarak kişilik değerlendirmesi yapmanın doğru olmadığına değinen Kılıç, “Ancak bazı araştırmalar, emoji kullanım sıklığı ile bazı kişilik özellikleri arasında ilişki olabileceğini gösteriyor.” dedi. Bazı kişilerin yakınlık kurmak için daha fazla emoji kullanmayı tercih ettiğini aktaran Kılıç, şunları söyledi: “Bazı kişiler de daha sade bir iletişimi tercih edebiliyor. Yaş, kültür, iletişim alışkanlıkları ve bulunulan sosyal ortam da emoji kullanımını etkileyen önemli faktörlerdir. İnsan beyni iletişimde yalnızca sözcükleri değil, duygusal tonu da anlamaya çalışır. Dijital ortamda mimik ve ses tonu bulunmadığı için bu boşluğu bir noktaya kadar emojilerle doldurmaya çalışabiliyoruz. Bu bağlamda emojiler mesajın duygusal tonunu belirginleştirebilir. Bu nedenle aynı cümle emoji olmadan daha mesafeli veya sert algılanabilirken, küçük bir emoji daha sıcak ve samimi bir izlenim yaratabilir.” Emojiler, cümlenin anlamını tamamen değiştirebilir! Emojilerin bazen söylenmek istenen duyguyu yumuşatırken, bazen de örtük mesaj vermek için kullanılabildiğini ifade eden Kılıç, “Özellikle ironi içeren ifadelerde kullanılan bir emoji, yazılan cümlenin anlamını tamamen değiştirebilir.” dedi. Bu nedenle pasif-agresif iletişimi oluşturan unsurun emoji değil, emojinin hangi amaçla kullanıldığı olduğunu dile getiren Kılıç, “Beynimiz sosyal ipuçlarına oldukça duyarlıdır. Araştırmalar, insanların emojileri yalnızca bir sembol olarak değil, yüz ifadelerine benzer şekilde işleyebildiğini gösteriyor. Özellikle gülen ya da üzgün yüz emojileri, gerçek yüz ifadelerini değerlendirirken aktifleşen bazı beyin bölgelerini harekete geçirebiliyor. Başka bir deyişle piksellerden oluşan bir sembolün duygusal anlamlar taşıyabileceğini gösteriyor. Bu durum emojilerin neden iletişim üzerinde bu kadar güçlü bir etkiye sahip olduğunu açıklıyor.” açıklamasını yaptı. Aynı emoji, farklı kişiler için farklı anlamlar taşıyabilir! Emojilerin, dijital dünyada en hızlı geri bildirim biçimlerinden biri olmakla beraber, bir paylaşımın kalp ya da alkış emojisi almasının kişiye sosyal olarak görüldüğü ve onaylandığı hissini verebildiğine dikkat çeken Göktuğ Kılıç, “Bu kısa süreli olumlu deneyim zaman zaman insanların paylaşımlarını daha fazla geri bildirim alma motivasyonuyla şekillendirmelerine neden olabiliyor. Bu nedenle emojiler, tıpkı beğeniler ve yorumlar gibi sosyal onay mekanizmasının bir parçası olarak işlev görebiliyor.” dedi. Emojilerin bazı durumlarda yanlış anlaşılmaları azaltırken, bazı durumlarda da artırabileceğini kaydeden Kılıç, “Bunun temel nedeni, aynı emojinin farklı kişiler için farklı anlamlar taşıyabilmesidir. Kuşaklar arası kullanım farklılıkları da bu durumu etkileyebilir. Bir kişinin samimi bulduğu bir emoji, başka biri tarafından mesafeli veya alaycı olarak algılanabilir. Bu nedenle iletişimde yalnızca emojiye değil, ilişkinin geçmişine, bağlama ve kullanılan ifadelere birlikte bakmak daha sağlıklı bir sonuç verir.” diye konuştu. Emojiler iletişimi kolaylaştırabilir, ancak duyguların tüm nüanslarını yansıtamaz! Emojilerin, karmaşık duyguları kısa ve hızlı şekilde ifade etmeyi sağlayan bir tür duygu kısayolu olarak değerlendirilebileceğini aktaran Kılıç, “Bu özellikleri sayesinde iletişimi kolaylaştırırlar. Öte yandan duyguların yalnızca semboller aracılığıyla ifade edilmesi, zaman zaman duygular üzerine düşünme ve onları sözcüklere dökme becerisini sınırlandırabilir.” dedi. Duyguların sadeleşmesi ve yüzeyselleşmesinin, empati kaybı oluşturması riskini de değerlendiren Kılıç, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu konuda kesin bir yargıya varmak için yeterli bilimsel veri bulunmuyor. Emojiler bazı durumlarda duygusal ifadeyi zenginleştirerek empati yapılmasına yardımcı olurken, yalnızca sembollere dayalı iletişim karmaşık duyguların yeterince ifade edilememesine yol açabilir. Empati, yalnızca karşımızdaki kişinin ne hissettiğini anlamak değil, aynı zamanda o duygunun nüanslarını kavrayabilmektir. Bu yönüyle emojiler, duygusal nüansların bir kısmını aktarmaya yardımcı olabilir; ancak insan deneyiminin tüm karmaşıklığını yansıtmakta yetersiz kalabilirler. Dolayısıyla risk, emojilerin varlığından çok, duyguların yalnızca emojiler aracılığıyla aktarılmaya çalışılmasında ortaya çıkar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Sigorta'ya Uluslararası Stevie Awards’ta "Altın Stevie" Ödülü  Haber

QNB Sigorta'ya Uluslararası Stevie Awards’ta "Altın Stevie" Ödülü 

Şirket, çalışan deneyimini güçlendiren, bağlılığı artıran ve güven kültürünü destekleyen insan odaklı uygulamalarıyla uluslararası alanda prestijli bir başarıya imza attı. QNB Sigorta, dünyanın en prestijli iş yaşamı ve insan kaynakları ödül programlarından biri olan Stevie Awards for Great Employers 2026 kapsamında büyük bir başarıya imza attı. "Yılın Çalışan İlişkileri Ekibi (Employee Relations Team of the Year)" kategorisinde Altın Stevie Ödülü’nün sahibi oldu. Uluslararası ölçekte takdir gören bu ödül, şirketin çalışan deneyimini uçtan uca geliştiren, veri odaklı ve sürdürülebilir insan kaynakları uygulamalarının gücünü bir kez daha kanıtladı. QNB Sigorta İnsan ve Kültür ekibi, çalışan bağlılığını artırmayı, güven kültürünü güçlendirmeyi ve çalışan deneyimini sürekli iyileştirmeyi odağına alan stratejik uygulamalar hayata geçiriyor. Şirket genelinde benimsenen şeffaf iletişim, sürekli geri bildirim ve çalışan içgörülerine dayalı karar alma yaklaşımı, tüm ekiplerin şirket stratejileriyle daha güçlü bağ kurmasını sağladı. Bu katılımcı anlayış sayesinde, her çalışanın kendini değerli hissettiği iş birliğine dayalı bir kurum kültürü inşa edildi. Bu kapsamda geliştirilen "Sizi Dinliyoruz" yaklaşımıyla çalışan geri bildirimleri düzenli olarak analiz edilerek somut aksiyon planlarına dönüştürülüyor. Şirkete yeni katılanlar için oryantasyon programı "Q Can Buddy” uygulaması, rotasyon programı ve şirket içinde tasarlanarak hayata geçirilen Değerlendirme Merkezi uygulamalarıyla çalışanların gelişim ve kariyer yolculukları destekleniyor. Ayrıca "Satış Neredeyse Biz Oradayız" yaklaşımıyla Türkiye'nin 81 ilindeki saha ekipleriyle doğrudan iletişim kurularak, çalışan deneyiminin tüm organizasyonda eşit ve kapsayıcı şekilde yönetilmesi sağlanıyor. Çalışan odaklı ve veriyle desteklenen uygulamalar sayesinde çalışan ilişkilerini operasyonel bir süreç olmanın ötesine taşıyan QNB Sigorta İnsan ve Kültür ekibi, bu yapıyı şirketin stratejik hedeflerine doğrudan katkı sağlayan sürdürülebilir bir dinamiğe dönüştürdü. Uluslararası jürinin de takdirini kazanarak Altın Stevie Ödülü'ne layık görülen bu bütünsel yaklaşım, QNB Sigorta’nın insan odaklı kurum kültürünü uluslararası ölçekte bir kez daha tescilledi. QNB Sigorta İnsan ve Kültürden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nadire Yücetürk, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "QNB Sigorta olarak çalışan deneyimini kurum kültürümüzün tam merkezinde konumlandırıyoruz. Çalışanlarımızı dinleyen, geri bildirimlerini karar süreçlerimize dahil eden ve gelişimlerini bütünsel bir bakış açısıyla destekleyen öncü uygulamalar geliştiriyoruz. Stevie Awards for Great Employers kapsamında 'Yılın Çalışan İlişkileri Ekibi' kategorisinde Altın Stevie Ödülü'ne layık görülmek ve bu samimi yaklaşımımızın uluslararası ölçekte takdir görmesi bizim için çok büyük bir mutluluk. Bu başarıda emeği bulunan İnsan ve Kültür ekibimizi ve aynı zamanda güçlü kurum kültürümüzü her gün yaşatan tüm çalışma arkadaşlarımızı gönülden kutluyorum." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eleştiride Doğru Yaklaşım Fark Yaratıyor!  Haber

Eleştiride Doğru Yaklaşım Fark Yaratıyor! 

İnsan beyninin kimliğine yönelik eleştirileri fiziksel tehdit kadar güçlü algılayabildiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Utanma, öfke ve değersizlik duygularını tetikler, kişinin eleştiriyi değerlendirmek yerine kendisini korumaya çalışmasına neden olur.” dedi. Davranışa odaklanan bir yaklaşımın ise bireyin değişim motivasyonunu önemli ölçüde artırabildiğini ifade eden Kalaz, sağlıklı eleştirinin empati, saygı ve çözüm odaklı bir iletişim anlayışıyla yapılmasının önemini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Sena Kalaz, kişiliği ve davranışı hedef alan eleştirinin farkları ile kişinin psikolojisi üzerindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Eleştiride hedef kişilik değil, davranış olmalı! Eleştirinin, doğru kullanıldığında bireysel gelişimi destekleyen en önemli iletişim araçlarından biri olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Ancak bunun için odağın kişinin karakterine değil, gözlemlenebilir davranışlarına yönelmesi gerekir.” dedi. Davranışa odaklanan eleştirinin, kişinin yaptığı belirli bir eylemi, o eylemin sonuçlarını ve değiştirilebilir yönlerini ele alırken, kişiliğe yönelik eleştirinin bireyin kimliğini hedef aldığına işaret eden Kalaz, “Örneğin, ‘sen dikkatsiz bir insansın’ demek yerine ‘bu raporda bazı ayrıntılar gözden kaçmış, bunları birlikte gözden geçirebiliriz’ demek hem aynı sorunu ifade eder hem de kişinin kendisini değersiz hissetmesine neden olmaz.” şeklinde konuştu. İnsan beyni, kimliğine yönelik tehditleri fiziksel tehditler kadar güçlü algılayabilir! Psikolojik açıdan kişiliğe yönelik eleştirilerin daha yıkıcı olduğuna dikkat çeken Sena Kalaz, “Çünkü kişilik, bireyin benlik algısının ve öz değerinin temel bileşenlerinden biridir.” dedi. İnsan beyninin kimliğine yönelik tehditleri, fiziksel tehditler kadar güçlü algılayabileceğini aktaran Kalaz, şöyle devam etti: “Bu nedenle kişiliğe yönelik olumsuz ifadeler savunmacılığı artırır, utanma, öfke ve değersizlik duygularını tetikler, kişinin eleştiriyi değerlendirmek yerine kendisini korumaya çalışmasına neden olur. Buna karşılık davranış odaklı geri bildirim, değiştirilebilir ve kontrol edilebilir bir durumu işaret ettiği için bireyde ‘ben kötü bir insanım’ yerine ‘bu davranışımı farklı yapabilirim’ düşüncesini destekler. Bu nedenle davranış odaklı geri bildirimler psikoloji literatüründe daha yapıcı kabul edilir; çünkü suçlayıcı değil geliştirici bir yaklaşım sunar, öğrenmeyi teşvik eder ve öz yeterlilik duygusunu korur.” İnsanlar çoğu zaman tek bir davranıştan yola çıkarak kişiyi etiketleme eğilimi gösterir! İnsanlar eleştiri yaparken sıklıkla kişiliğe yönelme eğilimi gösterdiklerini kaydeden Kalaz, “Bunun en önemli nedenlerinden biri, öfke ve hayal kırıklığı gibi yoğun duygular yaşandığında beynin olayları genelleyerek değerlendirme eğilimidir. Tek bir davranıştan yola çıkarak kişiyi ‘sorumsuz’, ‘bencil’, ‘tembel’ ya da ‘saygısız’ olarak etiketlemek daha kolay gelir.” dedi. Ayrıca çocukluk döneminde aile içinde ya da okul ortamında maruz kalınan iletişim biçimlerinin de bu alışkanlığı pekiştirdiğini dile getiren Kalaz, “Sürekli kişiliği eleştirilerek büyüyen bireyler, yetişkinlikte farkında olmadan aynı dili kullanabilirler. Bunun yanında iletişim becerilerinin yetersiz olması, davranış ile kişilik arasındaki ayrımın bilinmemesi ve temel yükleme hatası olarak adlandırılan bilişsel eğilim de kişilik odaklı eleştirileri artırır; insanlar başkalarının hatalarını çoğu zaman karakter özellikleriyle açıklarken, kendi hatalarını koşullara bağlama eğilimindedir.” açıklamasını yaptı. Kişiliği değil, davranışı eleştirmek değişim motivasyonunu artırır! Davranışa odaklanan bir yaklaşımın, bireyin değişim motivasyonunu önemli ölçüde artırabildiğini ifade eden Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Çünkü insanlar değiştirebilecekleri alanlara ilişkin geri bildirim aldıklarında daha fazla sorumluluk üstlenir, çözüm üretmeye yönelir ve gelişim için çaba göstermeye istekli olurlar.” dedi. Kişiliği hedef alınan bireyin ise çoğunlukla umutsuzluk hissettiğini belirten Kalaz, “‘Ben zaten böyle biriyim’ düşüncesi değişim isteğini azaltabilir. Davranış odaklı geri bildirim ise gelişim zihniyetini destekler ve bireyin yaptığı davranışın kimliğiyle eş anlamlı olmadığını hissettirir. Bu durum özellikle çocukların eğitiminde, çift ilişkilerinde, ebeveyn tutumlarında ve iş yaşamında daha sağlıklı iletişim kurulmasını sağlar.” diye konuştu. Sağlıklı eleştiri; empati, saygı ve çözüm odaklı iletişimle mümkündür! Sağlıklı bir eleştiri kültürünün toplumda gelişebilmesi için öncelikle aile içinde çocuklara yargılayıcı değil açıklayıcı bir iletişim modeli sunulması gerektiğine vurgu yapan Kalaz, sözlerini şöyle tamamladı: “Okullarda duygusal farkındalık ve etkili iletişim becerileri öğretilmeli, iş yaşamında ise geri bildirim kültürü yalnızca hata odaklı değil, güçlü yönleri de görünür kılan dengeli bir anlayışla uygulanmalı. Eleştirinin doğru zamanlama ile yapılması, somut örneklere dayanması, çözüm önerisi içermesi, empatiyle sunulması ve kişinin onurunu zedelemeyecek bir dil kullanılması da bu kültürün temel unsurlarıdır. Doğruları ifade etmek yalnızca dürüst olmak değil, aynı zamanda bunu karşımızdaki kişinin gelişimine katkı sağlayacak, saygılı ve yapıcı bir iletişim diliyle yapabilmek anlamına da gelir. Çünkü insanlar en çok yargılandıklarında değil, anlaşıldıklarını hissettiklerinde değişime açık hale gelirler ve gerçek anlamda etkili eleştiri de tam olarak bu zeminde mümkün olur.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KASKİ’ye Yapay Zekâ Projesiyle Ödül Haber

KASKİ’ye Yapay Zekâ Projesiyle Ödül

Kayseri’de “Güçlü altyapı, güçlü gelecek” anlayışıyla çalışmalarını sürdüren KASKİ Genel Müdürlüğü, yenilikçi ve teknoloji odaklı projeleriyle bir başarıya daha imza attı. Kamu hizmetlerinde dijital dönüşümü hedefleyen proje, vatandaşlarla daha etkin ve hızlı iletişim kurulmasını sağlıyor. Vatandaş taleplerinin daha hızlı, doğru ve etkin şekilde yönetilmesini amaçlayan platform, yapay zekâ destekli altyapısıyla başvuru, şikâyet ve geri bildirim süreçlerini daha şeffaf, erişilebilir ve verimli hale getiriyor. “Teknolojiyi İnsan Odaklı Belediyecilik Anlayışımızla Bir Araya Getiriyoruz” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, teknolojiyi insan odaklı belediyecilik anlayışıyla buluşturduklarını vurguladı. Başkan Büyükkılıç, yapay zekâ destekli sistemlerin vatandaş memnuniyetini artırmada önemli rol oynadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Kayseri’mizi her alanda daha akıllı, daha yaşanabilir ve daha güçlü bir şehir haline getirme hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, dijitalleşmeyi ve yapay zekâ destekli uygulamaları belediyecilik hizmetlerimizin merkezine alıyoruz. KASKİ’miz tarafından hayata geçirilen ‘Yapay Zekâ Destekli Akıllı Vatandaş İletişim Platformu’, vatandaşlarımızın taleplerine daha hızlı, doğru ve etkin çözümler üretilmesine önemli katkı sağlıyor. Vatandaş memnuniyetini esas alan bu yenilikçi yaklaşım, aynı zamanda kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasına da imkân tanıyor. Kamu Bilişim Derneği tarafından verilen bu başarı belgesi, vizyoner çalışmalarımızın ve teknolojiyi doğru kullanan hizmet anlayışımızın somut bir göstergesidir. Bu başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımı tebrik ediyor, dijital dönüşüm odaklı projelerimize kararlılıkla devam edeceğimizi özellikle belirtmek istiyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eksim Holding’e Üç Uluslararası Ödül Haber

Eksim Holding’e Üç Uluslararası Ödül

İngiltere ve Amerika’daki dünyaca ünlü kuruluşlardan alınan üç ödül sayesinde şirketin insan kaynakları alanındaki yetkinlikleri bir kez daha tescillenmiş oldu. Holding, HR Brilliance Awards’ta iki ödül, ATD BEST Awards’ta ise bir ödül kazanmayı başardı. İnsan odaklı yönetim anlayışını teknoloji ve veri temelli uygulamalarla destekleyen Eksim Holding, insan kaynakları alanındaki çalışmalarını uluslararası arenada üç prestijli ödülle taçlandırdı. İngiltere merkezli HR Brilliance Awards ve ABD merkezli Association for Talent Development (ATD) tarafından verilen ödüller, holdingin yetenek yönetimi, performans sistemi ve İK teknolojilerindeki bütüncül yaklaşımının başarısını ortaya koydu. ‘Yılın Yenilikçi İK Ekibi’ ödülü Eksim Holding’in Eksim Holding, insan kaynakları alanında dünyanın saygın organizasyonlarından biri olarak kabul edilen HR Brilliance Awards 2026’da iki ayrı kategoride ödüle layık görüldü. Şirket, “Yılın Yenilikçi İK Ekibi” kategorisinde en büyük ödül olan “Brilliance Award”ı, Mavi Yaka Performans Prim Sistemi projesiyle elde etti. Ödül, özellikle mavi yaka çalışanlara yönelik geliştirilen adil, şeffaf ve ölçülebilir performans ve prim sistemiyle iş gücü performansında sağlanan dönüşümü esas aldı. Veri temelli tasarlanan sistemin hem çalışan deneyimini hem de operasyonel çıktıları iyileştirmesi, jüri değerlendirmesinde belirleyici oldu. Proje, insan ve iş sonuçlarını birlikte gözeten, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir model olarak öne çıktı. ‘Feedbeksim’e teknoloji ödülü Holding yine HR Brilliance Awards 2026 kapsamında kurum içi geri bildirim süreçlerini dijitalleştiren ‘Feedbeksim’ projesiyle “İK’da Teknolojinin Yenilikçi Kullanımı” kategorisinde ‘Silver Award’ kazandı. ERP sistemine entegre şekilde çalışan platform, geri bildirimi yıllık bir değerlendirme sürecinden çıkararak sürekli bir iletişim ve tanıma kültürüne dönüştürüyor. Gerçek zamanlı geri bildirim, davranışsal içgörü ve ölçülebilir performans göstergeleri sunan sistem, kurum kültürünü destekleyen bir dijital altyapı olarak değerlendirildi. ATD BEST Awards ile küresel listede Eksim Holding’in uluslararası alandaki bir diğer başarısı ise çalışan eğitimleri ve yetenek gelişimi alanında dünyanın önde gelen kurumlarından ABD merkezli Association for Talent Development (ATD) BEST Awards’ta ‘BEST’ ödülüne layık görülmesi oldu. Ödül kapsamında şirketlerin, organizasyon genelindeki öğrenme ve gelişim stratejileri bütüncül şekilde değerlendirildi. Bu kapsamda Eksim Akademi, kurum genelindeki öğrenme ve gelişim sistemi değerlendirmesi ile büyük ödüle layık görüldü. “İnsan odaklı stratejimizin uluslararası tescili” Kazandıkları ödüllerin, insanı ve sürekli gelişimi esas alan yenilikçi İK yaklaşımlarının bir sonucu olduğunu belirten Eksim Holding İnsan Kaynakları Direktörü Mehmet Fatih Korkut, şunları söyledi: “2026 yılına insan kaynakları alanında uluslararası öneme sahip ödüllerle başlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu ödüller Holding bünyesinde hayata geçirdiğimiz insan kaynakları uygulamalarımızın başarısını da dünya çapında tescilliyor. Çalışan deneyimini güçlendiren, şeffaf, dijital ve ölçülebilir uygulamalarımızla çalışanlarımız için değer yaratmaya devam edeceğiz.” Eksim Holding, insan kaynağını stratejik bir değer olarak konumlandıran yaklaşımını sürdürürken, insan ve organizasyon gelişimini odağına alan çalışmalarına devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Nesil İçin Önce Hayat, Sonra İş Haber

Yeni Nesil İçin Önce Hayat, Sonra İş

Yeni nesil çalışanların işverenlerden beklentileri sık sık gündeme gelmeye devam ediyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Neotalent Kurucusu Zeynep Mete, iş hayatında yeni nesil için anlam, esneklik, ruh sağlığı, adalet ve şeffaflık çok önemli olduğunu aktardı. Şirketlere Koşullu Bağlılık Yeni nesil çalışanların beklentilerini değerlendirmeye devam eden Mete, “Bu beklentiler, bazen tembellik olarak etiketleniyor ancak ben buna katılmıyorum. Bu tembellik değil, aksine, daha bilinçli bir pazarlık. Önceki kuşaklar bir şeylere katlanarak yükselmeyi, bunun seneler almasını normalleştirdi. Yeni nesil ise şunu söylüyor, “ben yıllarca aynı rolde benzer işleri yaparak büyümek, gelişmek, ilerlemek istemiyorum. Yürüdüğümüz yol aynı olmak zorunda değil.” Bu nedenle de bağlılıkları daha koşullu. Şirket içindeki deneyimleri iyiyse kalıyorlar, değilse gidiyorlar.” dedi. Çalışan Bağlılığında Yeni Dönem: Esneklik ve Gerçeklik Yeni dönem çalışan beklentilerinde oluşan farklardan dolayı şirketlerin mevcut sistemlerini, yeni iş gücünün beklenti ve hedeflerini kapsayacak şekilde yeniden ele alması gerekiyor. Şirketlerin verimliliklerini artırması için yeni neslin beklentilerini dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Mete, “İlk olarak gelişim konusunun gözden geçirilmesi gerekiyor. Herkese aynı şekilde sunulan eğitim katalogları artık yeterli değil. İhtiyaca göre uyarlanan, ayrışan, kişiselleştirilen öğrenme modelleri devreye girmeli. İkinci kritik alan ise yönetici kalitesi ve onun yönetim becerisi. Genç yetenek için en güçlü bağlılık faktörü hala birebir ilişki. Otantik iletişim, net hedefler, düzenli geri bildirim, görülme hissi… Tanıma ve takdir mekanizmalarının da iyi çalışması çok önemli.” dedi. Çalışan bağlılığı konusunda görüşlerini aktarmaya devam eden Mete şunları söyledi: “Esneklik de artık işin yapısının bir parçası. Bu sadece bir yan hak olarak değerlendirilmemeli. Nerede, ne zaman, nasıl çalıştığının net olmamasının, bağlılığa doğrudan olumsuz etkisi oluyor. Son olarak, şirketin dışarıda anlattığı hikayeyle, içeride yaşanan deneyim arasında fark olmaması gerek. Eğer burada bir tutarsızlık varsa, bağlılık çok hızlı anlamını yitirmeye başlar. Gençler bu tutarsızlığı gerçekten çok hızlı fark ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajans

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.