Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İletişim

Kapsül Haber Ajansı - İletişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İletişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul’un İkinci Yeşilay Gençlik Merkezi Esenyurt’ta Açıldı Haber

İstanbul’un İkinci Yeşilay Gençlik Merkezi Esenyurt’ta Açıldı

Açılışa Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, Esenyurt Kaymakamı Fatih Çobanoğlu ve Esenyurt Belediye Başkan Vekili Can Aksoy katılım sağladı. Gençlere kültür, sanat, teknoloji, akademik gelişim ve gönüllülük alanlarında çok yönlü imkanlar sunacak olan Esenyurt Yeşilay Gençlik Merkezi, bağımlılıklarla mücadelede önleyici çalışmaların sahadaki güçlü adreslerinden biri olacak. Merkezde bağımlılık farkındalık eğitimlerinden kişisel gelişim programlarına, akademik destek çalışmalarından dijital beceri eğitimlerine, sanat atölyelerinden medya ve içerik üretim çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede faaliyetler yürütülecek. “BURADAN BİR ÇAY İÇEN BAĞIMLILIKLA MÜCADELEYE DESTEK VERMİŞ OLACAK” Açılışta konuşan Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, gençlik merkezlerinin bağımlılıklarla mücadeledeki önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Bugün Yeşilay'ımız için çok mutlu, çok gururlu bir gün. Türkiye'nin en büyük ilçelerinden bir tanesinde, Esenyurt'ta çok nezih bir mekanı hizmete açıyoruz. İnşallah bu mekan; gençlerimizin güzel vakit geçireceği, nitelikli paylaşımlarda bulunacağı bir mekan olacak. Burada hem Yeşilay'ımızın ürünleri, Yeşilay'ımızın mesajları yer alıyor. Hem de buradaki Cafe 1920 gelirleri yine bağımlılıkla mücadele çalışmalarında, gençlik çalışmalarında burs olarak, etkinlik olarak değerlendiriliyor. O yüzden buraya gelen, buradan bir çay, bir kahve içen herkes aslında bağımlılıkla mücadeleye de çok ciddi bir destek vermiş oluyor. İnşallah Esenyurt için, İstanbul için hayırlı, uğurlu olur diyorum.” “BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE TÜM KURUMLARIMIZ İŞ BİRLİĞİ İÇİNDE ÇALIŞIYOR” İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen de açılışta gerçekleştirdiği konuşmada bağımlılıklarla mücadeleye değindi: “Bağımlılık toplumsal bir mücadele ama öncelikle bağımlılığa giden yoldaki sebeplerin de ortadan kaldırılması için bütün kurumlarımız iş birliği içerisinde çözümler üretmek için gayret sarf ediyor. Bu kapsamda Yeşilay Gençlik Merkezimiz de inşallah güzelliklere vesile olur.” “BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE YEŞİLAY İLE İŞ BİRLİĞİ İÇİNDEYİZ” Esenyurt Kaymakamı Fatih Çobanoğlu ise konuşmasında gençlere yönelik koruyucu ve destekleyici hizmetlerin önemini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Yeşilay'la sürekli iş birliği içerisindeyiz. Bağımlılıklarla mücadele toplumsal bir mesele. Sadece emniyet güçlerinin, kolluk kuvvetlerinin yürüteceği bir mücadele değil; aynı zamanda STK'ların, toplumun ileri gelenlerinin de destek vermesi gereken bir mücadele. Yeşilay bu mücadelede 100 yıldır önderlik yapıyor. Bu tesisin buraya açılması da son derece önemli bir adımdır.” ESENYURT BELEDİYESİ’NDEN YEŞİLAY’A TAM DESTEK Esenyurt Belediye Başkan Vekili Can Aksoy da Esenyurt’ta gençlere kazandırılan merkezin ilçeye önemli katkılar sunacağını belirterek şunları kaydetti: “Esenyurt Belediyesi, Yeşilay ve topluma faydası olan tüm STK’ların hizmetindedir. Hepimizin çocukları için bağımlılıklarla mücadeleye desteğimiz sürecektir.” GENÇLİK MERKEZLERİ EĞİTİM HAYATINA DA DESTEK SUNACAK Esenyurt Yeşilay Gençlik Merkezi’nde alkol, tütün, madde, internet ve kumar bağımlılıklarına yönelik farkındalık eğitimlerinin yanı sıra iletişim, liderlik ve zaman yönetimi gibi kişisel gelişim eğitimleri de verilecek. Merkezde üniversite sınavına hazırlık dersleri, yabancı dil eğitimleri ve dijital beceri programlarıyla gençlerin akademik ve mesleki gelişimleri desteklenecek. YILLIK 30 BİNİ AŞKIN GENCE VE YETİŞKİNE ULAŞILMASI HEDEFLENİYOR Esenyurt Yeşilay Gençlik Merkezi’nden günlük ortalama 130 ila 210 kişinin faydalanması öngörülüyor. Yoğun dönemlerde bu sayının artması beklenirken merkezin haftalık ortalama 550 ila 800 kişiye ulaşması, yıllık bazda ise 30.000’in üzerinde gence ve yetişkine hizmet sunması hedefleniyor. İSTANBUL’DAKİ İKİNCİ, TÜRKİYE’DEKİ BEŞİNCİ YEŞİLAY GENÇLİK MERKEZİ Fatih Cerrahpaşa Prof. Dr. Hakan Ertin Gençlik Merkezi’nin ardından Esenyurt Yeşilay Gençlik Merkezi’nin açılmasıyla birlikte İstanbul’daki Yeşilay Gençlik Merkezi sayısı 2’ye yükseldi. Türkiye genelinde ise İstanbul’da 2, Sakarya’da 1, İzmir’de 1 ve Rize’de 1 olmak üzere toplam 5 Yeşilay Gençlik Merkezi faaliyetlerini sürdürüyor. 2026 yılı sonuna kadar 11 Gençlik Merkezi’nin faaliyet göstermesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tohum Otizm Vakfı Otizmli Bireylerin Dünyasını Görünür Kılıyor Haber

Tohum Otizm Vakfı Otizmli Bireylerin Dünyasını Görünür Kılıyor

“Otizm spektrum bozukluğu” olan çocukların erken tanı ve nitelikli eğitime erişimine öncülük eden ve bu çalışmaların Türkiye genelinde yaygınlaştırılması amacıyla 2003 yılından bu yana faaliyet gösteren Tohum Otizm Vakfı, yeni kamu spotu ile otizmli çocukların günlük yaşamda karşılaştığı duyusal ve sosyal zorlukları etkileyici bir anlatımla ekrana taşıyor. Sıradan bir merdiven çıkmanın kar fırtınasında Everest’e tırmanmak gibi hissedildiği, bir kapı zilinin zihinde dev çanlar gibi yankılandığı sahneler; otizmli bireylerin basit görünen anlarda bile yoğun bir mücadele verebildiğini gözler önüne seriyor. Kamu spotunun dikkat çeken sahnelerinden birinde, berber koltuğunda oturan otizmli bir çocuk için yumuşak bir dokunuşun iğneli toplar gibi hissedildiği anlatılıyor. Parkta akranlarıyla oyun oynarken yaşadığı “oyun dışı kalma” hissi ise otizmli çocukların sosyal hayata katılımda karşılaştığı güçlükleri görünür kılıyor. "Hayatın Kurallarını Ben Yazmadım Ama İçinde Yaşıyorum” Filmde yer alan “Bu hayatın kurallarını ben yazmadım ama içinde yaşıyorum. Farkındasınız biliyorum, şimdi yanımda durma zamanı” mesajı, toplumu farkındalığın ötesine geçmeye ve otizmli çocukların eğitim yolculuğuna destek olmaya davet ediyor. Tohum Otizm Vakfı; otizmli çocukların iletişim, sosyal uyum, günlük yaşam ve bağımsızlık becerilerinin gelişiminde en etkili yol olan yoğun, sürekli ve bilimsel temelli özel eğitime dikkat çekerek, herkesi bağışlarıyla otizmli çocukların eğitimine katkı sunmaya çağırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda Kadınların Dönüştürücü Gücü Vurgulandı Haber

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda Kadınların Dönüştürücü Gücü Vurgulandı

Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar belgesel serisi 20 Mayıs'ta Sabiha Gökçen Havalimanı Otoritesi HEAŞ İnsan ve İş Destek Direktörü Esra Önal’ı ağırladı İK ekiplerinin görünmeyen emeğini görünür kılmak ve iş dünyasında insan odaklı bakış açısını teşvik etmek amacıyla Avrupa İnsan Yönetimi Derneği tarafından ilan edilen ve 2019 yılından bu yana her 20 Mayıs’ta kutlanan Dünya İnsan Kaynakları Günü’nde, Esra Önal İK ekiplerinin stratejik rolünü vurgulayarak; yetenek yönetimi, bağlılık, kültür gibi konulara temas etti. Bu özel bölümde, organizasyonların görünmeyen kahramanları olan İK ekiplerinin rolü ve havacılık ekosisteminde dengede kalmanın formülleri Esra Önal’ın ilham veren perspektifinden izleyiciye sunuldu. 21.Yüzyılda insan kıymetleri: değişen dünyada insanı anlamak Sabiha Gökçen Havalimanı Otoritesi HEAŞ’ta insan kaynağının stratejik gücünü yöneten Önal, uzun yıllar FMCG’de görev aldıktan sonra bir süre eğitim sektöründe hizmet verdiğini, üçüncü durağının ise havacılık sektörü olduğunu belirterek, farklı sektör deneyimlerinin kariyerine katkılarını anlattı. Farklı sektörlerde edindiği deneyimlerin insan yönetimi becerisini şekillendirdiğini ifade eden Esra Önal, havacılık sektörünün güçlü koordinasyon, disiplin ve aidiyet gerektiren özel bir çalışma kültürüne sahip olduğunu vurguladı. Önal, “Havacılık sektörünün 7/24 yaşayan dinamik yapısı çalışanlar arasında da güçlü bağlar oluşturuyor. Kurum içinde aidiyet duygusu bizler için son derece önemli. Yaşamı, kariyer hayatı, özel hayat diye bölemiyoruz biz. Her an birbirimizden sorumluyuz ve hep bir arada olunca, yaptığımız iş daha kıymetli oluyor. Tüm yöneticilerin çalışan deneyimine dokunan ortak bir sorumluluk taşıdığına inanıyorum. Bir organizasyonu güçlü yapan en önemli unsur da insanların kendilerini değerli hissetmesi ve aynı hedef etrafında birlikte hareket edebilmesidir.” dedi. 20 Mayıs'ta sadece bir mesleğin değil; bir duruşun, bir farkındalığın kutlandığı bu özel günde Önal, hayatı bölmeden yaşama düsturu üzerine konuşuyor; iş ve özel hayatı keskin çizgilerle ayırmak yerine, duyguları iş modeline entegre etmenin önemini vurguluyor. İnsan kaynağının temelinde sevgi ve çaba gibi kıymetli unsurların yer aldığını belirten Esra Önal, havacılık ekosisteminde insan kaynağının, kurum kültürünün en stratejik unsurlarından biri olarak konumlandığına inanıyor. Liderlik gelişiminden çalışan deneyimine kadar birçok alanda hayata geçirilen uygulamalarla; farklı bakış açılarını aynı çatı altında buluşturan kapsayıcı bir çalışma kültürü oluşturan başarılı lider, çeşitliliği, yalnızca insan kaynakları yaklaşımı değil, aynı zamanda kurumsal gelişimi güçlendiren önemli bir değer olarak görüyor. Çalışanların kendilerini özgürce ifade edebildikleri, deneyimlerini paylaşabildikleri ve aidiyet hissedebildikleri çalışma ortamını korumayı önceliklendiren Önal, havacılık sektörünün dinamik yapısında güçlü iletişim, empati ve birlikte öğrenme kültürünün olmazsa olmazlığını savunuyor. Çeşitliliğin ve çok sesliliğin gücüne inanan Önal, HEAŞ kariyerinde kendisini çok etkileyen bir anısını ise şöyle anlatıyor: “İlk yılımda henüz tanışmadığım bir personelin uzun dönem raporlu olduğunu, amansız bir hastalığa yakalandığını öğrendim. Son haftalarında iyice ağırlaştığının bilgisi geldi. Arkadaşlar sürekli ziyaret etmeye devam ediyordu fakat sonrasında o kötü haber geldi. Eşi, cenazenin şirketimize gelmesini istedi. Ben böyle bir taleple ilk kez karşılaştım. Malumunuz cenazeler normalde merhumun evine gider. Fakat eşi kendisinin çok uzun bir zamanının kurumda geçtiğini ve mesai arkadaşlarıyla vedalaşmasının kendileri için çok kıymetli olduğunu belirtti. Bu çok etkileyiciydi. Geldiğinde herkes onunla vedalaştı, ailesi, kızı buradaydı. Merhumu son yolculuğuna ofisinden uğurladık. Çünkü 7/24 çalışılan bir organizasyonda, çok büyük bir bağ var. Öyle kanıksanmış ki... Sonrasında kızının üniversitede bir staj yapma gerekliliği oldu. Yine merhumun eşinden bir talep geldi kızımın babasının bulunduğu yerde çalışmasını çok arzuluyorum yönünde. Böylece kendisine bir staj imkanı sağladık.” HEAŞ’ın gelişim rotası: Şeflerden üst düzey yöneticilere uzanan liderlik vizyonu Esra Önal, Sabiha Gökçen Havalimanı ekosisteminin görünmez koordinasyon lideri olarak tanımladığı HEAŞ’ın en önemli kaynaklarından birinin insan kaynağı olduğunu belirtiyor ve Leadership Runway, Leadership Horizon ve Leadership Master programları ile kurum olarak insana yatırımlarını - 2026 yılı için belirledikleri gelişim rotasını ise şöyle anlatıyor: “Öncelikle liderlerimizden başlayalım işe, şefler için Leadership Runway, -lider olarak ben olmak, ekiple beraber motive olmak, ekibi geliştirebilmek ve doğru geri bildirim verebilmek adına şeflerimizle çalışmalar yapıyoruz. Kitap okuma seanslarımız var; liderlik kitaplarını beraber okuyup bunları tartışıyoruz ve değerlendiriyoruz. En güzeli de program sonrasında şeflerimizle beraber küçük koçluk seansları yapıyoruz. Programın çıktıları, bize kattıkları, bu yolda nerdeyiz, sürekli güncelliyoruz.” Müdür düzeyindeki yöneticiler için Leadership Horizon, üst düzey yöneticiler için ise Leadership Master adında programların sürdürüldüğünü belirten Önal, üst düzey yöneticilerin ‘peer learning circle’ denilen ve daha çok takım olarak öğrenmeyi destekleyen bir program olarak inşa edildiğini belirtiyor. Çalışanların kendi başarı (ve başarısızlık) hikayelerini, güçlü alanlarını sanatla ve topluluk önünde paylaşabileceği yeni nesil bir kurumsal kültür oluşturduklarını belirten Önal, “Ekiple birlikte olmak; farklı etkinliklerde bize enerji veriyor. Örneğin sanatla bir araya gelmek. “Sahne Senin” diye bir oluşum üzerinde çalışıyoruz. Çalışanlarımızın kendi güçlü alanlarını sunabilecekleri, başarı hikayelerini veya başarısızlıklarından ne öğrendiklerini bizimle paylaşabilecekleri bir platform olacak. Önümüzdeki dönemlerde hep birlikte göreceğiz.” diyor. Kurumların en güçlü teknolojisi: "İnsan" “Bir kurumun en güçlü teknolojisi hâlâ ‘insandır’" mottosuyla işin odağında insanın olduğunu hatırlatan 20 Mayıs Dünya İnsan Kaynakları Günü, sadece bir mesleği değil - organizasyonların ruhunu taşıyan bir işlevi kutluyor: insanı anlamayı. Dünya İnsan Kaynakları Günü’nde, “Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar” ilham arşivinin üçüncü konuğu; HEAŞ - İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Otoritesi İnsan ve İş Destek Direktörü Esra Önal oldu. Havacılık gibi 7/24 yaşayan, dinamik ve çok katmanlı bir sektörde insanı merkeze almanın, bordro ve evrak yönetiminin çok ötesinde bir vizyon gerektirdiğini paylaşan Önal Sabiha Gökçen’in izinde, bu devasa ekosistemin her katmanında iz bırakan kadınlardan biri. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnnova Proje Yönetişimi Zirvesi Ankara’da Düzenleniyor Haber

İnnova Proje Yönetişimi Zirvesi Ankara’da Düzenleniyor

T.C. Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci, Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin ve İnnova CEO’su Huzeyfe Yılmaz’ın konuşma yaptığı zirvede, alanında uzman isimler güncel yaklaşımlar ve uygulama örneklerini katılımcılarla paylaştı. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik ederken bireylerden kurumlara, kamudan sanayiye kadar geniş bir ekosistemi yönettiklerini belirterek bunu Türk Telekom Grubu ve iştirakleriyle birlikte gerçekleştirdiklerini ifade etti. Hayatın her alanında kesintisiz iletişimi mümkün kılan teknolojiler geliştirdiklerini kaydeden Şahin, “Ülkemizin dört bir yanında bireylerden kurumlara, kamudan sanayiye kadar dev bir ekosistem yönetiyoruz. Bunu Türk Telekom Grubu olarak, çok değerli iştiraklerimizle başarıyoruz. Hayatın her alanında kesintisiz iletişimi mümkün kılan teknolojiler geliştiriyor ve bu teknolojileri ihraç eden bölgesel bir oyuncu olarak konumlanıyoruz. Dijitalleşmenin tüm olanaklarını Türkiye’den başlayarak bölge coğrafyalara taşımayı misyon ediniyoruz. Bu dijital dönüşüm yolculuğunda insanı merkeze alan yaklaşımı dijital dönüşümün temel şartı olarak görüyoruz. Bu noktada özgün ve yenilikçi çözümler sunan grup şirketimiz İnnova’nın ortaya koyduğu vizyonu çok değerli buluyorum. Teknoloji ile insanı bir araya getiren yaklaşımıyla kurumların dönüşüm süreçlerine rehberlik ediyor. İnnova’nın önümüzdeki dönemde bu anlamda çok daha stratejik bir rol üstleneceğine inanıyorum” dedi. Hayatın her alanında kesintisiz iletişimi mümkün kılan teknolojiler Dijital dönüşüm yolculuğunda insanı merkeze alan yaklaşımın temel şart olduğunu vurgulayan Şahin sözlerine şöyle devam etti: “İnnova, Türk Telekom Grubu’nun en önemli teknoloji iştiraklerinden biri. Yazılım geliştirmeden sistem entegrasyonuna, siber güvenlikten yapay zekâ çözümlerine kadar geniş bir alanda ülkemizin dijitalleşmesine önemli katkılar sunuyor. Hayatın her alanında kesintisiz iletişimi mümkün kılan teknolojiler geliştiriyor ve bu teknolojileri ihraç eden bölgesel bir oyuncu olarak konumlanıyor.” Yalnızca takip eden değil, yön veren bir yaklaşım İnnova CEO’su Huzeyfe Yılmaz ise konuşmasında, yapay zekânın iş süreçleri ve liderlik anlayışı üzerindeki dönüştürücü etkisine dikkat çekerek İnnova’nın bu alandaki çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Yılmaz, “Yapay zekâ iş süreçleri ve liderlik anlayışı üzerinde dönüştürücü etkiye sahip. İnnova olarak, bu süreci yalnızca takip eden değil, yön veren bir yaklaşım ile ilerletmeyi önceliklendiriyoruz. İnnova Proje Yönetişimi Zirvesi’nin yönetişim süreçlerinde küresel ölçekte örnek gösterilen bir vizyonuna katkı sunması açısından önemli olduğu düşünüyorum. İnnova olarak sağladığımız uçtan uca çözümlerle kullanıcılarımıza rekabet ve verimlilikte önemli çözümler sunuyoruz. Müşterilerimizin iş süreçlerini ve performansını optimize ederken sürdürülebilir büyüme ve teknolojik dönüşümü destekliyoruz” şeklinde konuştu. Yönetişimin her yönüyle ele alındığı İnnova Proje Yönetişimi Zirvesi, kamu kurumları, özel sektör, sanayi kuruluşları, üniversiteler, savunma, iletişim, bilişim, enerji, sağlık ve finans sektörlerinden temsilcilerin katılımıyla gerçekleştiriliyor. Kurumların daha etkin ve sürdürülebilir yönetim anlayışlarına katkı sunmayı amaçlayan zirvede; yönetişim kültürüyle dönüşen organizasyonlara ilham veren içerikler ile küresel vizyon perspektifinde ülkelerin ve kurumların gelişim süreçlerine ilişkin değerlendirmeler katılımcılarla paylaşılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alternatif Bank Müşteri Deneyiminin Geleceğini Farklı Sektörlerden Liderlerle Ele Aldı Haber

Alternatif Bank Müşteri Deneyiminin Geleceğini Farklı Sektörlerden Liderlerle Ele Aldı

Alternatif Bank CEO’su Ozan Kırmızı, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bugün müşteri deneyimi, artık yalnızca bir hizmet başlığı değil; kurumların rekabet gücünü, itibarını ve geleceğe hazırlanma kapasitesini belirleyen stratejik bir alan. Ürünler, teknolojiler veya hizmetler zamanla benzeşebilir. Ancak müşteri deneyimi bir kurumun parmak izidir; müşterinin kurumla yaşadığı toplam deneyim, gördüğü ilgi, hissettiği güven, hizmetin akışı ve kurumun bıraktığı duygu gerçekten benzersizdir. Alternatif Bank olarak biz danışman ve sorumlu bankacılık anlayışımızla, müşterilerimizin ihtiyaçlarını doğru okuyan, onlara yalnızca ürün sunmakla kalmayıp doğru zamanda doğru çözümlerle eşlik eden bir yaklaşımı benimsiyoruz. Müşteri Deneyimi Günü’nü de bu anlayışın kurum içinde daha da güçlenmesine katkı sağlayan, farklı bakış açılarıyla zenginleşen çok değerli bir buluşma oldu. Bu anlamlı etkinliğin hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma, katkılarıyla bizlere ilham veren değerli konuşmacılarımıza ve tüm katılımcılara içtenlikle teşekkür ediyorum.” Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin, Teknoloji Çağında Liderliğin Yeni Kodlarını Paylaştı Etkinliğin ilk oturumunda Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ile Alternatif Bank CEO’su Ozan Kırmızı, yeni teknoloji çağında liderliğin nasıl yeniden tanımlandığını ele aldı. Söyleşide, yapay zekanın iş yapış biçimlerini dönüştüren etkisi, cloud altyapısının stratejik önemi, veri egemenliği kavramı ve şirketlerin değişen dinamikler karşısında nasıl konumlanması gerektiği konuşuldu. Ayrıca, bilgiye erişim alışkanlıklarının dönüşümünden yapay zekanın yeni iş modelleri yaratma potansiyeline kadar pek çok başlık değerlendirildi. Beymen Group Genel Müdürü Elif Çapçı, Lüks Kavramının Dönüşümü ve Değişen Müşteri Beklentilerini Ele Aldı Etkinliğin ikinci oturumunda Beymen Group Genel Müdürü Elif Çapçı, Alternatif Bank CEO’su Ozan Kırmızı ve Alternatif Bank Kurumsal ve Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Didem Şahin bir araya geldi. Panelde müşteri deneyiminde lüksün değişen tanımı, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve sadakat kavramları sektörler arası bir bakışla masaya yatırıldı. Lüksün artık yalnızca üründe değil; anlamda, hikayede, kişiselleştirmede ve doğru anda doğru deneyimi sunabilmede şekillendiği vurgulanırken, bankacılıkta da asıl lüksün müşterinin ihtiyacına zahmetsiz ve doğru şekilde erişebilmesi olduğu ifade edildi. Müşteri Deneyiminin Geleceğinde İnsan ve Teknoloji Dengesi Masaya Yatırıldı Alternatif Bank İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Bike Tarakcı ile Bilgi Teknolojileri ve Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Zafer Vatansever’in yer aldığı oturumda, müşteri deneyiminin geleceğinde insan ve teknoloji arasındaki denge değerlendirildi. Katılımcılar, teknolojinin deneyimi mümkün kılan kritik bir araç olduğunu ancak empati, yaratıcılık ve duygusal bağ kurma gibi unsurlar nedeniyle gerçek farkın insan tarafından yaratıldığını vurguladı. Müşteri Deneyiminin Geleceğinde Yapay Zeka ve İnsan Odağı Öne Çıktı Alternatif Bank Bireysel, Özel ve Dijital Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Burcu Yangaz, Alterna CX CEO’su Gürol Kurt ile birlikte Alternatif Bank, Marka, İletişim, Sürdürülebilirlik ve Müşteri Deneyimi Müdürü Hande Yağcı, Müşteri Deneyimi Danışmanı Serap Gül ve Dijital Bankacılık Müdürü Pınar Çetinim’in katıldığı panelde ise müşteri deneyiminin geleceği, teknoloji ve insan odağı ekseninde ele alındı. Oturumda, yapay zekanın yalnızca operasyonel verimlilik için değil; duygusal bağ kuran ve kişiselleştirilmiş deneyimler sunan bir araç olarak konumlanması gerektiği ifade edilirken, müşteri deneyiminin tüm organizasyonun sahiplenmesi gereken bir kültür olduğunun altı çizildi Alternatif Bank’ın Engelsiz Bankacılık Vizyonu, Kapsayıcı Geleceğe İlham Verdi Etkinliğin öne çıkan başlıklarından biri de Alternatif Bank’ın uzun soluklu “Engelsiz Bankacılık” vizyonu oldu. Bu kapsamda gerçekleştirilen panelde, Alternatif Bank Marka, İletişim, Sürdürülebilirlik ve Müşteri Deneyimi Müdürü Hande Yağcı ile Microsoft Erişilebilirlik Proje Yöneticisi Duygu Kayaman, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Dekanı Prof. Dr. Itır Erhart ve İşaret Dili Eğitmeni ve Çevirmeni Öğretim Görevlisi Ceren Ay; erişilebilirliğe hak temelli bakış açısını, kapsayıcı deneyim tasarımının önemini ve teknolojinin engelli bireylerin yaşamına sunduğu katkıyı ele aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir'de Meslek Fabrikası Hayatları Değiştiriyor Haber

İzmir'de Meslek Fabrikası Hayatları Değiştiriyor

Aldıkları eğitimlerle belediye denetiminde stantlarda satış yapmaya başlayan kursiyerler, artık ailelerine güvenli bir şekilde ekmek götürebiliyor ve çocuklarına daha iyi bir gelecek sunuyor. Meslek fabrikası sayesinde hayata yepyeni bir başlangıç yapanlar, meslek fabrikasına dokunulmaması çağrısı yapıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası, bugüne kadar 145 bin 77 kursiyere ulaştı ve binlerce hanede yeni bir hikâye başlattı. Halkapınar Kurs Merkezi’nde 2016 yılından bu yana açılan 531 kurstan mezun olan 13 bin 149 kişi, hayatlarına yeni bir yön verdi. 35 alan ve 215 branşta verilen eğitimler, kimi için ilk iş, kimi için yeniden ayağa kalkma, kimi için ise çocuklarına daha iyi bir gelecek sunmanın anahtarı oldu. Yolu Meslek Fabrikası’ndan geçen seyyar satıcılar, eğitimlerin ardından belediye denetiminde stantlarda çalışmaya başladı; daha önce kayıt dışı çalıştıkları için zabıta ekiplerinden kaçanlar artık huzurlu ve güvenli bir şekilde hizmet sunuyor. Nesiller boyu aynı meslekle evini geçindiren ve çocuklarını okutabilen kursiyerler, Büyükşehir Belediyesi’ne minnettar. “Umudu söndürmeyelim” Meslek Fabrikası’nda alınan eğitimler, kursiyerlerin hayatına doğrudan yansıyor. İzmir Seyyar Esnaf Meclisi Kurucusu ve İzmir Doğa İncisi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Heptepe de dezavantajlı grupların Meslek Fabrikası’nda aldığı eğitimlerin ardından meslek kollarına göre sertifika sahibi olduklarını ve hayata tutunduklarını belirterek, şunları söyledi: “Meslek Fabrikası’nın ışığını söndürmek, geleceğin ışığını söndürmek olur. Çünkü bu insanlar Meslek Fabrikası’nda aldıkları eğitimlerle istihdam edildi. Meslek Fabrikası’na sahip çıkalım. Umudu söndürmeyelim. İzmir’e miras bırakılan Meslek Fabrikamızın ışığını hiçbir zaman kapatmayalım.” “Dezavantajlı yurttaşlar topluma kazandırıldı” Sokak Emekçileri ve Balık Ekmekçiler Derneği Başkanı Semih Çavdarcı ise Meslek Fabrikası’nın kapanmasının birçok yurttaşı olumsuz etkileyeceğini belirtti. Çavdarcı, “Meslek Fabrikası’nın kapanması demek bazı insanların karanlık güçlere teslim olması anlamına geliyor. Karanlık güçlere teslimiyeti demek yeniden uyuşturucuya tekrar dönmesi demek. Oysa Meslek Fabrikası sayesinde meslek sahibi olan insanlar, topluma kazandırıldı. Bu insanların çoğu toplum dışına itiliyordu. Bunların yeniden yaşanmaması gerekiyor. Atatürk’ün İzmir’e mirası olan Meslek Fabrikası’na dokunulmaması gerekiyor” dedi. “Arkadaşlarımıza ekmek kapısı açıldı” Güzel İzmir Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Yüksel Ördekoglu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kendilerine Meslek Fabrikası üzerinden ekmek kapısı açtığını söyledi. Önce hijyen belgesi ve sertifikalarını aldıklarını belirten Ördekoğlu, “Arkadaşlarımıza ekmek kapısı açıldı. Daha önce stantlarımızı zabıtadan dolayı açamıyorduk. Ama her şey değişti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bize hediye ettiği stantlarda ekmeğimizi kazanıyoruz. O nedenle Meslek Fabrikası’nın kapanmasını kesinlikle istemiyoruz. Cemil Başkanımızın sonuna kadar arkasındayız” diye konuştu. “Meslek Fabrikası bize çok şey kazandırdı” Ege İncisi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı ve Ege Bölgesi Kestane ve Mısırcılar Dernek Başkanı Şerif Akbulut, 1972 yılından bu yana 3 nesil aynı işi yaptıklarını belirtti. Akbulut, “Bizim başka bir gelirimiz, başka bir işimiz yok. Tek işimiz bu. Daha önce seyyar satıcılık yapıyorduk. Ancak Büyükşehir Belediyesi sayesinde tezgahlarımız tek tip oldu. Hijyen koşullarını en üst seviyeye çıkararak hizmet sunuyoruz. Bunların hepsi İzmir Büyükşehir Belediyesi sayesinde oldu. Meslek Fabrikası’ndaki eğitimleri tamamlayıp sertifika aldıktan sonra çok mutlu ve huzurlu olduk. O gün biz resmen tanındık. İşimizi belediye denetiminde sürdürüyoruz. Meslek Fabrikası bize çok şey kazandırdı. Daha iyi koşullarda çalışmamızı oraya borçluyuz. Kapanmasını istemiyoruz. Her zaman İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanındayız” dedi. Büyükşehir denetiminde çalışıyorlar Meslek Fabrikası’nda satış yaparken dikkat etmesi gereken hijyen kurallarının yanı sıra müşteri ile sağlıklı ve doğru iletişim konusunda eğitim alana evli ve 2 çocuk babası 33 yaşındaki Mert Altınar da “Meslek Fabrikası sayesinde bu işi yapıyoruz. O nedenle kapanmasını istemiyoruz. Onun sayesinde ekmek yiyoruz” dedi. Daha önce zabıta ekiplerini gördüklerinde kaçtıklarını, Büyükşehir Belediyesi ile yaptıkları iş birliği sayesinde yetkililerin denetiminde satış yaptıklarını ifade eden Altınar, şimdi zabıta ekiplerini gördüğü zaman kaçmadan, huzurlu şekilde çalıştıklarını söyledi. “Binlerce arkadaşımız evine ekmek götürmeye başladı” 43 yaşında 3 çocuk babası çiçek satıcısı Emin Demirdöven’in hayatına da Meslek Fabrikası dokundu. Daha güzel buket yaparken, daha iyi satış yapmayı öğrendiğini vurgulayan Demirdöven, “Meslek Fabrikası’nın bize çok büyük katkısı oldu. Daha önce yaptığımız buketler biraz zayıftı ancak aldığımız eğitimlerin ardından daha şık çiçek buketleri hazırlamayı öğrendik. Görsel olarak daha da zenginleştik. Bu da satışlarımıza yansıdı. Meslek Fabrikası’nda eğitim alan binlerce arkadaşımız evine ekmek götürmeye başladı. O nedene lütfen Meslek Fabrikası’na dokunmayın” dedi. “Bu sayede ekmek yemeye başladık” 15 yıl boyunca eşi ile büyük zorluklarla seyyar çiçekçilik yapan 3 çocuk babası Rafet Keski’in yolu da Meslek Fabrikası ile kesiştikten sonra değişti. Meslek Fabrikası’ndan aldıkları eğitimlerin ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de kendilerine çiçek satış tezgahı verdiğini ve yine belediyenin belirlediği noktada satış yapmaya başladığını anlattı. Rafet Keski, “Daha önce çalışma şartlarımız çok zordu. Yağmur çamurda satış yapmaya çalışıyorduk. Zabıta gelince kaçıyorduk. Çoğu zaman da yakalanıyorduk ve çiçeklerimize el konuyordu. Meslek Fabrikası hayatımızı değiştirdi. Artık zabıtadan kaçmadan satış yapıyoruz. Bu sayede ekmek yemeye başladık. Hayatımızda çok şey değişti. Çok güzel günler yaşıyoruz. Lütfen Meslek Fabrikası’na dokunmayın. Ekmeğimizi onun sayesinde kazanıyoruz. Çocuklarımı burada büyüttüm ve bu tezgah sayesinde çocuklarıma ekmek yediriyorum. Bunun sayesinde onları okutabiliyorum” dedi. “Meslek Fabrikası hayatıma renk kattı” Mesleği tekstilcilik olan ancak alanında iş bulamadığı için İnciraltı’nda balık ekmek satışı yaparak geçimini sağlayan Fatma İnan, Meslek Fabrikası’ndan aldığı eğitimlerin ardından hayatında yaşadığı değişimi şu sözlerle anlattı: “Aile bütçesine katkı sunmak isteyen ancak eğitimi veya mesleği olmayan kadınlar, Meslek Fabrikası sayesinde hayatlarını değiştirdi. Meslek Fabrikası’na giden kadınlar, ilgi alanlarına göre mesleklerini seçerek çalışmaya başladı. Meslek Fabrikası hayatıma renk kattı. Hem aile bütçesine daha fazla destek sağlayabildim hem de yaptığım iş hakkında daha çok bilgim var. İşimi daha profesyonel şekilde yapıyorum. Balığı daha iyi kızartma konusunda çok güzel eğitimler aldım. Daha güzel sunum yapıyorum. O nedenle Meslek Fabrikası’nın kapatılması toplum açısından zararlı. Orada meslek edinmek için eğitim alan gençler de var. Bu tür yerler insanlara yol gösteriyor. O nedenle lütfen Meslek Fabrikası’na dokunmayın.” Bir eğitimden fazlası Meslek Fabrikası, kursiyerler için yalnızca meslek öğrenilen bir yer değil, aynı zamanda bir dönüşüm alanı. Burada edinilen bilgi ve beceriler, insanların hayatına doğrudan dokunuyor. Kuşaklar boyu seyyar olarak çiçek satıcılığı yaptıklarını anlatan Hanım Dalak’ın da hayatı Meslek Fabrikası sayesinde değişti. Yaptığı işin kendisini son derece mutlu ettiğini anlatan Dalak, “Meslek Fabrikası’ndan aldığımız eğitimler sayesinde çok güzel çiçekler yapmayı öğrendik. Müşteriye daha iyi sunum yapıyoruz. İşin inceliklerini öğrendik. Bilmediğimiz modelleri öğrendik. Daha şık buketler hazırlıyoruz. İzmirliye daha güzel hizmet sunuyoruz. Evimize ekmek götürüyoruz. Çok memnunuz. Çocuklarımıza buradan ekmek götürüyoruz. Bu işten başka bir iş bilmiyorum” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Boğaziçi Teknopark’ta Kurumsal İletişim ve Girişimcilik Direktörlüğü’ne Banu Özbek Acar Atandı Haber

Boğaziçi Teknopark’ta Kurumsal İletişim ve Girişimcilik Direktörlüğü’ne Banu Özbek Acar Atandı

Kurumsal iletişim, medya ve kamu diplomasisi alanlarında önemli bir deneyime sahip olan Banu Özbek Acar, lise eğitimini Kadıköy Anadolu Lisesi’nde tamamladı. 2011 yılında, onur bursu ile öğrenim gördüğü Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden yine onur derecesi ile mezun oldu. Birleşmiş Milletler Nezdinde Daimi Türkiye Temsilciliği bünyesinde, BM New York Genel Merkezi’nde staj yaptıktan sonra Türkiye’ye dönüşünde İsveç Başkonsolosluğu Ticaret Merkezi’nde Yardımcı Danışman olarak görev aldı. 2013-2014 yıllarında London School of Economics and Political Science’ta (LSE) Uluslararası İlişkiler alanında yüksek lisans eğitimini tam burslu olarak ve onur derecesiyle tamamlayan Özbek Acar, kariyerine Türkiye’de devam etti. Philip Morris Türkiye’de Kurumsal İlişkiler departmanında görev aldıktan sonra Coca-Cola Türkiye’de İletişim İçerik Müdürü olarak çalıştı. Ardından Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nde Stratejik İletişim Direktörü olarak görev yaptı. 2022 yılından bu yana TRT’de Uluslararası Dijital Haber Yayınları Daire Başkanı olarak görev yapan Özbek Acar, TRT’nin yabancı dillerde yayın yapan dijital haber platformlarından sorumlu oldu. Bu kapsamda TRT’nin uluslararası yayın ağının genişletilmesinde aktif rol üstlenen Özbek Acar; TRT Français, TRT Balkan, TRT Afrika, TRT Espanol ve TRT Farsça platformlarının kuruluş süreçlerini yönetti. Aynı dönemde TRT’nin uluslararası dijital haber kanallarının sosyal medya takipçi sayısı 14 milyondan 70 milyona yükselirken, bu büyümeye yönelik strateji çalışmalarında da görev yaptı. Boğaziçi Teknopark’taki yeni görevinde Banu Özbek Acar’ın; kurumun ulusal ve uluslararası görünürlüğünü artırmaya yönelik iletişim stratejilerini yürütmesi, girişimcilik ekosistemini güçlendirecek iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlaması ve teknoparkın küresel ölçekteki konumunu destekleyecek projelerde rol alması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Hekimleri İlk Adımı Attı Haber

Geleceğin Hekimleri İlk Adımı Attı

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi 2025-2026 Akademik Yılı 1. sınıf öğrencileri, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen törenle hekimlik mesleğinin simgesi olan beyaz önlüklerini giydi. Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerine yeni başlayan geleceğin hekimleri, kutsal mesleklerine ilk adımı atmanın gururunu yaşadı. Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirilen "14 Mart Tıp Bayramı ve Beyaz Önlük Giyme Töreni", akademi dünyasını ve geleceğin doktorlarını bir araya getirdi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “İyi hekim olmanın yolu önce iyi insan olmaktan geçer” Ailelerin de ilgi gösterdiği törende konuşan Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hekimlik mesleğinin yalnızca bilimsel bilgiye dayalı bir alan olmadığını, aynı zamanda etik değerler, insanlık ve iletişim becerileriyle şekillenen bir meslek olduğunu vurguladı. Beyaz önlük giyme töreninin hekim adaylarının hayatında unutulmaz bir dönüm noktası olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan hayatında unutulmayacak bazı günler vardır. Beyaz önlük giyme töreni de bu açıdan çok önemli bir gün. Öğrencilerimizin meslek hayatları boyunca hatırlayacakları anlamlı bir başlangıçtır.” dedi. Hekimliğin hem bir bilim hem de bir sanat olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Hekimlik sadece bir meslek değildir; aynı zamanda bir sanattır ve bilimle birlikte yürür. Bu nedenle iyi hekim olmadan önce iyi insan olmak gerekir. İyi insan olmayı başaramayan bir kişinin iyi hekim olması mümkün değildir.” diye konuştu. Prof. Dr. Tarhan, hekimliğin dünyada etik kuralları en erken gelişmiş mesleklerden biri olduğunu belirterek, meslek hayatında etik ilkelere bağlı kalmanın önemine dikkat çekti ve “Meslek hayatında sizi en güçlü şekilde koruyacak kalkan etik ilkelerdir. Küçük bir yanlış ya da küçük bir yalan zamanla büyük hatalara dönüşebilir. Büyük kötülükler çoğu zaman küçük bir hatayla başlar.” ifadesinde bulundu. “Bilimsel merakınızı kaybetmeyin” Prof. Dr. Tarhan, tıp alanında bilginin hızla değiştiğini belirterek genç hekim adaylarının sürekli öğrenmeye açık olması gerektiğini ifade ederek, “Bilginin yarı ömrü eskiden 30 yıldı, bugün 3 yıla kadar düştü. Bu nedenle bilimsel merakınızı kaybetmemek çok önemli. Hastaya zarar vermenin yollarından biri de onu tedavisiz bırakmaktır. Yeni bilgileri takip etmek, literatürü sürekli güncel tutmak gerekir.” şeklinde konuştu. “Tevazu ve eleştiriye açıklık hekimi geliştirir” Başarılı bir hekim olmanın önemli özelliklerinden birinin tevazu olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Tevazu, insana ‘Ben hata yapabilirim’ duygusunu verir. Bu duygu eleştiriye açık olmayı sağlar. Araştırmalar tevazu sahibi kişilerin daha az hata yaptığını ve karar mekanizmalarını daha sağlıklı kullandığını gösteriyor.” dedi. “İletişim, bazen ilaçtan daha etkilidir” Prof. Dr. Tarhan, hekim-hasta ilişkisinde iletişimin önemine dikkat çekerek, “İlaçtan daha etkili bir yöntem vardır; iletişim. Hastayla kurulan güven ilişkisi tedavinin başarısını doğrudan etkiler.” diye konuştu. Plasebo etkisinin de bu güven ilişkisini gösteren bilimsel bir örnek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, hastanın hekime güvenmesi durumunda tedavi sürecinin daha olumlu ilerleyebildiğini söyledi. “Hastayı vaka değil insan olarak görmek gerekir” Prof. Dr. Tarhan, hekimlikte yapılan en büyük hatalardan birinin hastayı yalnızca bir “vaka” olarak görmek olduğunu dile getirerek, “Hastayı vaka olarak değil insan olarak görmek gerekir. Hastayı dinlemek, onun duygularını anlamak tanı koymada ve tedavide büyük fark yaratır.” ifadesinde de bulundu. Konuşmasında İbn-i Sina’nın hekimlik anlayışına da değinen Tarhan, “İbn-i Sina’nın dediği gibi; ‘Hekim bazen tedavi eder, çoğu zaman teselli eder.’ Hekimin görevi sadece tedavi etmek değil, aynı zamanda hastaya umut ve güven verebilmektir.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Tarhan, konuşmasının sonunda hekimliğin insan hayatına doğrudan dokunan çok özel bir meslek olduğunu belirterek, “Hekimin eli kutsaldır denirken aslında insanın varoluşuna ve hayatına dokunabilen bir meslekten söz edilir. Bu mesleğin size sunduğu fırsatı etik değerler ve insan sevgisiyle değerlendirmenizi diliyorum.” dedi. Prof. Dr. Hikmet Koçak: “Hekimlik bir meslek değil, bir yaşam tarzıdır” 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen beyaz önlük giyme töreninde konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Koçak, hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı olduğunu vurgulayarak tıp öğrencilerini tebrik etti ve “İnsan hayatında önemli aşamalar vardır. Bunlardan biri de liseden sonra meslek seçme dönemidir. Belki bazılarınız kendi isteğiyle, bazılarınız da ailelerinin yönlendirmesiyle bu yolu seçti. Ancak sonuçta en kıymetli mesleklerden biri olan hekimliği tercih ettiniz. Hepinizi tebrik ediyorum, hayırlı olsun.” dedi. “Beyaz önlük güven ve sorumluluğun sembolüdür” Prof. Dr. Koçak, beyaz önlüğün hekimlik mesleğinde önemli bir sembol olduğunu belirterek, “Beyaz önlüğü giydiğinizde karşınızdaki hastaya aslında şu mesajı veriyorsunuz: ‘Bana güvenebilirsiniz. Ben sizin dertlerinize çare bulmak için kendimi bu mesleğe adadım.’ Aynı zamanda hekimlik, hastanın sırlarını korumayı da gerektirir. Çünkü hekim ile hasta arasında güçlü bir güven ilişkisi vardır.” ifadesinde bulundu. “Steteskop sadece bir araç değil, emeğin sembolüdür” Hekimliğin bir diğer önemli simgesinin steteskop olduğunu ifade eden Prof. Dr. Koçak, “Steteskop sadece bir kalbi dinlemek için kullanılan bir araç değildir. Gençliğinizi, hayallerinizi ve emeğinizi temsil eden bir semboldür. Beyaz önlük ve steteskop bir araya geldiğinde karşınızdaki insana güven veren bir hekim kimliği ortaya çıkar.” dedi. “Tıp geçmişten gelen bir birikimin devamıdır” Konuşmasında tıp tarihine de değinen Prof. Dr. Koçak, hekimliğin geçmişten bugüne birikerek gelen bir bilgi ve deneyim alanı olduğunu vurguladı. Bu kapsamda Hikmet Boran’ın Kurtuluş Savaşı dönemindeki rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Koçak, ayrıca Osmanlı döneminde radyoloji alanında öncü çalışmalar yapan hekimleri de anarak, Esad Feyzi’nin Türkiye’de ilk röntgen ışınlarını getiren hekimlerden biri olduğunu, İbrahim Vasıf Çınar’ın ise röntgen uygulamalarında öncü çalışmalarıyla tanındığını ifade etti. Prof. Dr. Koçak, “Hekim, geçmişten bugüne kadar oluşan bütün birikimi üzerinde taşıyan kişidir. Bugün burada aldığınız eğitim, geçmişte bu mesleğe emek vermiş insanların katkıları sayesinde mümkün olmuştur.” diye konuştu. Konuşmasının sonunda sağlığın insan hayatındaki değerine değinen Prof. Dr. Koçak, Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” ünlü dizelerini hatırlattı. Prof. Dr. Haydar Sur: “Beyaz önlük törenleri hekimlik yolculuğunun unutulmaz anlarıdır” Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, törende yaptığı konuşmada, hekimlik mesleğinin değerlerinin kuşaktan kuşağa aktarılan bir emanet olduğunu vurguladı ve “Törenler aslında çok önemlidir; çünkü hayatımızın ilkelerinin görünür hale geldiği anları yaşarız. Öğrencilerimizin bugün yaşayacağı bu beyaz önlük giyme töreni, onların meslek hayatları boyunca unutamayacakları anlardan biri olacaktır.” dedi. “Hekimlik değerleri bir emanettir” Akademisyenlerin öğrencileri yetiştirme sorumluluğunu büyük bir onurla taşıdıklarını ifade eden Prof. Dr. Sur, hekimlik mesleğinin temel ilkelerinin geçmişten bugüne aktarıldığını söyledi ve “Bizler burada akademik önlüklerimizle, öğrencilerimizi yetiştirmek için şerefle karşınızdayız. Bu ilkeler bize gökten inmedi; bizden önceki hocalarımızın bize bıraktığı emanetlerdi. Biz de bu emaneti kendi öğrencilerimize devrediyoruz. Eminim ki öğrencilerimiz bu emaneti bizden daha iyi sahiplenip bir sonraki kuşaklara aktaracaklar. Böylece bilim ilerleyecek, insanlığa daha iyi hizmet sunulacaktır” diye konuştu. “Öğrencilerimizi gördükçe umutlanıyoruz” Konuşmasında dünyada yaşanan savaşlar ve haksızlıklara da değinen Prof. Dr. Sur, bu durumların kendisini derinden üzdüğünü ifade etti ve “Dünyadaki savaşlar, haksızlıklar ve mazlumların yaşadığı acılar karşısında içim kan ağlıyor. Dünya hüzün içinde olabilir; ancak öğrencilerimizi gördüğümüz zaman içimiz umutla doluyor.” şeklinde konuştu. Tıp öğrencisi Yusuf Alpay: “Hekimlik yalnızca bir meslek değil, ömür boyu süren bir öğrenme yolculuğu” Tıp Fakültesi Türkçe 1. Sınıf Temsilcisi Yusuf Alpay, hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını atmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, tıp eğitiminin yalnızca bilgi değil aynı zamanda insan hayatına dokunma sorumluluğu taşıdığını vurguladı ve “Tıp ailesinin en genç üyeleri olarak yıllarca hayalini kurduğumuz hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını attığımız bu dönemde böylesine köklü ve onurlu bir ailenin parçası olmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi. Beyaz önlük sadece bir kıyafet değil Tıp fakültesine başlamanın yalnızca akademik bir süreç olmadığını vurgulayan Alpay, “O bembeyaz önlükleri omuzlarımıza geçirirken aslında sadece bir önlük giymediğimizi çok iyi biliyorduk. O önlük şifayı, umudu, merhameti ve insan hayatına duyulan derin saygıyı temsil ediyordu. Steteskoplarımız şimdilik çoğu zaman kendi heyecanlı kalp atışlarımızı dinliyor. Hücrenin, dokunun ve insan bedeninin o muazzam düzenini yeni yeni keşfediyoruz. Ancak biliyoruz ki bugün bu sıralarda öğrendiğimiz her bilgi, yarın bir insanın hayatına dokunacaktır.” ifadesinde bulundu. 14 Mart aynı zamanda bir direnişin sembolü Alpay, 14 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını belirterek, “1919 yılında İstanbul işgal altındayken Tıbbiyeli öğrenciler okulun iki kulesi arasına devasa bir Türk bayrağı asarak bağımsızlık ateşini yakmışlardı. Tıbbiyeli Hikmet Boran ve arkadaşlarının ortaya koyduğu cesaret yalnızca bir bayrak asma eylemi değil; bilimin, özgürlüğün ve vatan sevgisinin güçlü bir sembolüdür.” dedi. Tıp öğrencisi Emre Aydın: “Beyaz önlük yalnızca bir kumaş değil, büyük bir sorumluluğun simgesidir” 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen törende konuşan İngilizce Tıp 1. sınıf öğrenci temsilcisi Emre Aydın da hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını atmanın gururunu yaşadıklarını belirterek beyaz önlüğün sadece bir sembol değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluğun ifadesi olduğunu vurguladı. Aydın, öğrencilerin bu noktaya büyük fedakârlıklarla geldiğini ifade ederek, “Bugün giyeceğimiz bu beyaz önlüğün her bir parçasında geçmişteki uykusuz gecelerimizin, verdiğimiz emeklerin ve döktüğümüz alın terinin izleri var. Kimimiz uykusundan, kimimiz sosyal hayatından, kimimiz de gençliğinin en güzel anlarından feragat ederek bu noktaya geldi.” dedi. Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe verdiği öneme de değinen Aydın, “Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe yürümeye söz veriyoruz. ‘Bütün ümidim gençliktedir’ sözüne layık bireyler olarak aklın, vicdanın ve bilimin rehberliğinde mesleğimizi icra edeceğiz.” ifadesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.