Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İletişim

Kapsül Haber Ajansı - İletişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İletişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Turkcell’in Şebekesi Artık Çevresini de “Hissediyor” Haber

Turkcell’in Şebekesi Artık Çevresini de “Hissediyor”

Tiami Networks’ün PolyEdge™ çözümü kullanılarak yapılan çalışmada, 5G sinyallerindeki değişimler analiz edilerek, insan yoğunluğu kamera kullanılmadan yüzde 90 doğrulukla saptandı. Ayrıca insan hareketi ve konumuna ilişkin bilgiler elde edildi. Bu teknolojinin gelecekte, akıllı şehirlerden otonom sistemlere ve güvenliğe kadar pek çok farklı alanda yeni kullanım senaryolarının önünü açması bekleniyor. Turkcell, 5G ve ötesi teknolojilere yönelik Ar-Ge çalışmalarında yeni bir yetkinliği daha gerçek saha koşullarında test etti. İstanbul Fuar Merkezi ile yürütülen 6G Ar-Ge çalışması kapsamında, Entegre Algılama ve İletişim (ISAC) teknolojisi sahada test edildi. Tiami Networks iş birliğiyle gerçekleştirilen çalışmada, 5G sinyalleri bu kez yalnızca veri taşımak için değil, çevredeki insan hareketini ve yoğunluğunu algılamak için de kullanıldı. Turkcell Ar-Ge ekiplerinin yönlendirdiği çalışma, mobil şebekenin bağlantı sağlamanın yanı sıra bulunduğu ortam hakkında da bilgi üretebildiğini göstermesi açısından kritik öneme sahip. İnsan yoğunluğu yüzde 90 doğrulukla tahmin edildi İstanbul Fuar Merkezi’ndeki ilk faz testlerinde Turkcell’in bu yıl hayata geçirdiği ve tamamen şebekeden izole çalışan MPN (Mobile Private Network) özel şebeke çözümü kullanıldı. Kuruma özel sunulan 5G şebekesi üzerinden gerçekleştirilen çalışmada, 5G sinyallerinden yararlanılarak farklı yoğunluk seviyelerindeki insan sayısı yüzde 90 doğrulukla saptandı. Ortamdaki bir kişinin konumu da 3 metreye kadar hassasiyetle tahmin edildi. Söz konusu çalışmayla, Türkiye’de ticari 5G altyapısı kullanılarak ilk kez C-bantta, 5G’nin iletişimin yanı sıra çevresini de algılamasını sağlayan ISAC teknolojisi sayesinde ‘insan ve yoğunluk tespiti’ ile ‘insan-kaynaklı ihlal tespiti / tesis-hane güvenliği’ senaryoları da test edildi. Böylece Türkiye’de 5G teknolojisinin ana taşıyıcısı olan C-bandın, gelecekte endüstriyel ve son kullanıcı odaklı algılama çözümlerine de ev sahipliği yapabileceği gösterildi. ISAC, haberleşme için kullanılan mevcut 5G sinyallerindeki değişimleri analiz ederek çevredeki insan hareketi ve yoğunluğu hakkında bilgi üretiyor. Böylece kamera veya video temelli izleme altyapısına ihtiyaç duyulmadan insan hareketi ve yoğunluğu takip edilebiliyor. Bu yetkinlik; kalabalık alanların yönetimi, iç mekânda konum belirleme ve tesis güvenliği gibi alanlarda kullanılabilecek. Görüntü kaydı gerektirmemesi ise mahremiyet açısından önemli bir avantaj sunuyor. Gerçek operasyon koşullarında da doğrulandı Çalışmanın ikinci fazı ise Turkcell Küçükyalı Plaza’da gerçekleştirildi. 5G sinyallerindeki değişimler analiz edilerek bina girişindeki insan yoğunluğu ölçüldü. Sistem, ortamda insan hareketi algılandığında alarm üretebilen bir güvenlik senaryosunda da başarıyla test edildi. Böylece teknolojinin yalnızca kontrollü test ortamlarında değil, gerçek operasyon koşullarında da kullanılabileceği ortaya kondu. Turkcell gelecek senaryolarını bugünden test ediyor ISAC’ın önemi, 6G yol haritasında üstlendiği rolden kaynaklanıyor. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (ITU) IMT-2030 çerçevesinde tanımladığı ISAC yetkinliğiyle, geleceğin mobil şebekelerinin çevrelerini de algılayabilen akıllı altyapılara dönüşmesi hedefleniyor. Bu yetkinliğin akıllı şehirlerden otonom sistemlere, güvenlik ve afet yönetiminden endüstriyel uygulamalara kadar pek çok alanda kullanılması bekleniyor. Turkcell, mevcut 5G altyapısı üzerinde yürüttüğü Ar-Ge ve saha çalışmalarıyla, 6G ile yaygınlaşması beklenen yeni şebeke yetkinliklerini bugünden geliştirip, gerçek kullanım senaryolarında test ediyor. “Şebekeler artık yalnızca iletişim kurmayacak, çevresini de algılayacak” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör şunları söyledi: “5G ve ötesi teknolojilerle birlikte mobil şebekelerin rolü de değişiyor. Geleceğin şebekeleri yalnızca yüksek hızlı ve kesintisiz iletişim sağlayan altyapılar olmakla kalmayacak, aynı zamanda bulundukları ortamı algılayabilen akıllı sistemlere dönüşecek. ISAC’ın, 6G vizyonunda tanımlanan temel kullanım senaryolarından biri olması da bu dönüşümün önemini gösteriyor. Tiami Networks ile birlikte yürüttüğümüz çalışmalarda, mevcut 5G altyapımızdan elde ettiğimiz sinyalleri yapay zekâ ile analiz ederek insan yoğunluğunu yüksek doğrulukla tahmin ettik. İnsan aktivitesine bağlı bina giriş-çıkışlarını da gerçek zamanlı olarak tespit edebildiğimizi gerçek saha koşullarında gösterdik. Üstelik bunu kişilerin görüntülerini kaydeden kamera sistemlerine ihtiyaç duymadan gerçekleştirebilmek, teknolojinin mahremiyet odaklı kullanım senaryoları açısından da önemli bir potansiyel taşıdığını gösteriyor. Bugünün 5G şebekesinde geliştirdiğimiz bu yeni yetkinliklerle, 6G ile hayatımıza girecek yeni kullanım senaryolarına bugünden hazırlanıyoruz.” “ISAC’ın yeni nesil şebekelerdeki rolünü Turkcell’le birlikte araştırıyoruz” Tiami Networks Kurucusu ve CEO’su Amitav Mukherjee ise şöyle konuştu: “Turkcell ile yürüttüğümüz çalışmalar, mobil şebekeler 6G’ye doğru evrilirken mevcut hücresel altyapının gelişmiş algılama yeteneklerini nasıl destekleyebileceğini ortaya koyuyor. Turkcell’in 6GEN.LAB ekibiyle birlikte pratik ISAC uygulamalarını ve algılama teknolojilerinin yeni nesil mobil şebekelerde üstlenebileceği rolü araştırmaktan büyük heyecan duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Brand Impact 2026’da Ödüller Sahiplerini Buldu Haber

Brand Impact 2026’da Ödüller Sahiplerini Buldu

Bu yıl 10. yılını kutlayan Meetup Istanbul, 13 Ekim 2026’da UNIQ İstanbul’da pazarlama, iletişim ve iş dünyasının temsilcilerini buluşturdu. “Beyond Control” temasıyla düzenlenen etkinlikte tüketici davranışlarındaki dönüşüm, verinin pazarlama kararlarındaki rolü ve markaların değişen beklentilere uyumu ele alındı. Brand Impact araştırmasının 2026 ikinci yarı yıl sonuçları da bu buluşma kapsamında duyuruldu. Tüketici temelli marka değeri yaklaşımını benimseyen Brand Impact, markaların ticari performanslarının yanında tüketicilerde oluşturduğu algıyı değerlendirmeye odaklandı. Araştırma, markaların ne ölçüde tanındığının ötesine geçerek tüketicilerin deneyimlerinin güven, beğeni, itibar ve sürdürülebilirlik değerlendirmelerine nasıl yansıdığını inceleyen bir çerçeve sundu. Doğrudan marka deneyimi yaşayan tüketiciler katıldı Türkiye genelinde yürütülen çalışmada, son altı ay içerisinde ilgili kategorilerdeki markalarla doğrudan deneyim yaşamış 10 bin 285 tüketiciyle birebir görüşüldü. Bu yaklaşım sayesinde değerlendirmelerin temelini, markalarla yakın dönemde temas kurmuş tüketicilerin görüşleri oluşturdu. Araştırmanın dört temel ölçütü, genel marka etki skorunun hesaplanmasında eşit ağırlıkla kullanıldı. Böylece güven, beğeni, itibar ve sürdürülebilirlik değerlendirmelerinin her biri sonuca aynı ağırlıkta katkı sağladı. Markaların konumu, tek bir ölçütteki performans yerine bu dört boyutun birlikte ele alındığı bir hesaplama üzerinden belirlendi. Farklı tüketici grupları özel endekslerle incelendi Brand Impact kapsamında Family Index, Fısıltı Endeksi, GenZ Endeksi ve Women Impact Index olmak üzere dört özel endeks de kullanıldı. Bu endeksler, farklı tüketici gruplarının ve toplumsal dinamiklerin marka algısıyla ilişkisini incelemeye yönelik ek değerlendirme alanları sundu. Araştırma, aileler, genç kuşaklar ve kadınların markalara ilişkin görüşlerini farklı açılardan ele alırken, markaların çeşitli kitlelerle kurduğu ilişkinin anlaşılmasına da odaklandı. Sonuçların açıklandığı törende ödüller; Sektör Liderleri, Metrik Ödülleri ve Özel Endeks Ödülleri başlıkları altında verildi. Pazarlamasyon ve Areda Piar iş birliğiyle yürütülen Brand Impact, markaların tüketici gözündeki değerini çok boyutlu biçimde değerlendirmeyi ve marka algısının farklı bileşenlerini ortaya koymayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“İyi ki Gönüllüyüm Ödülleri” 9 Aralık’ta Sahiplerini Bulacak Haber

“İyi ki Gönüllüyüm Ödülleri” 9 Aralık’ta Sahiplerini Bulacak

Birleşmiş Milletler tarafından 2026’nın “Sürdürülebilir Kalkınma için Uluslararası Gönüllüler Yılı (IVY 2026)” ilan edilmesinden hareketle İstanbul Valiliği desteğiyle gerçekleştirilen İyi Ki Gönüllüyüm Zirvesi; Bakanlık ve kamu yöneticileri, CEO’lar ve üst düzey yöneticiler, sürdürülebilirlik ve KSS yöneticileri, kurumsal iletişim ve insan kaynakları ekipleri, STK temsilcileri ve sosyal girişimciler, akademisyenler, gönüllülük alanında çalışan uzmanlar, gençler ve medya temsilcileri bir araya getirecek. Türkiye’nin köklü yardımlaşma ve dayanışma kültürünü günümüzdeki gönüllülük çalışmalarıyla anlatmayı ve fark yaratan çalışmaları görünür kılmayı amaçlayan etkinlikte; kurum ve kuruluşların yürüttüğü gönüllülük projelerini öne çıkartmak, gençleri gönüllü çalışmalarda yer almaya teşvik etmek amacıyla düzenlenen İyi Ki Gönüllüyüm Ödülleri de ilk kez sahiplerini bulacak. Başvurular 15 Kasım’a kadar devam edecek Başarılı gönüllülük çalışmalarını ödüllendiren programa; özel sektör kurumları, kamu kurumları, yerel yönetimler, çatı örgütleri, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve liseler 2021–2026 yılları arasında gerçekleştirdikleri projeleri ile başvurabilecek. Ödüller; Kurumsal Gönüllülük Programı, Etki Odaklı Gönüllülük Programı, Kamu ve Yerel Yönetimlerde Gönüllülük, En Etkili İş Birliği, Sivil Toplumda Gönüllülük ve Etki, Üniversite Gönüllülük Programı, Lise Gönüllülük Programı, İlk Öğretim Gönüllülük Programı, Gönüllülük İletişimi, Yenilikçi Gönüllülük Programı ve En Başarılı Kurumsal Gönüllü Ekibi olmak üzere 11 ana kategori ve çeşitli alt kategorilerde verilecek. Aralarında iş dünyası temsilcileri, STK yöneticileri, akademisyenler, sosyal girişimciler, toplumsal fikir önderleri ve medya mensuplarının bulunduğu uzman bir seçici kurul tarafından değerlendirilecek başvurular arasında en yüksek puanı alan gönüllülük projesi ve projeyi gerçekleştiren kurum, “Yılın Kurumsal Gönüllülük Büyük Ödülü”nün sahibi olacak. 9 Aralık 2026 tarihinde, Taşyapı’nın sponsorluğunda Şişli Etkinlik Merkezi’nde gerçekleşecek İyi Ki Gönüllüyüm Zirvesi kapsamında düzenlenecek törende ödüller sahiplerini bulacak. İyi Ki Gönüllüyüm Ödüllerine başvurular www.iyikigonulluyum.com.tr adresinden ve @iyikigonulluyumzirvesi Instagram hesabında yer alan form üzerinden 15 Kasım’a kadar yapılabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEGV’e Uluslararası Arenada Ödül Haber

TEGV’e Uluslararası Arenada Ödül

Rapor, LACP Vision Awards kapsamında Uluslararası STK Faaliyet Raporları kategorisinde Platinum Ödül alırken, dünya genelindeki en başarılı faaliyet raporları arasında 60. sırada, EMEA Bölgesi’nde ise 15. sırada yer aldı. Annual Report Competition (ARC) Awards International’da ise rapor, Kapak Tasarımı ve İç Tasarımı kategorilerinde Bronz Ödül kazandı. “Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” mottosuyla çocukların nitelikli eğitimle buluşması için 31 yıldır çalışmalarını sürdüren Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV), “Bu Bir Değişim Çağrısıdır” sloganıyla hazırlanan 2025 Entegre Faaliyet Raporu, uluslararası arenada ödüllendirildi. TEGV’in kuruluşundan bu yana çocukların nitelikli eğitimle buluşması için yürüttüğü çalışmaları, 2025 yılı faaliyetlerini, yaratılan sosyal etkiyi ve geleceğe yönelik yol haritasını bütüncül bir bakış açısıyla ortaya koyan rapor, dünyanın önde gelen uluslararası iletişim ve raporlama yarışmalarından LACP Vision Awards’tan Uluslararası STK Faaliyet Raporları kategorisinde Platinum Ödül aldı. Rapor dünya genelinde en başarılı faaliyet raporları arasında 60. sırada, EMEA Bölgesi’nde en başarılı faaliyet raporları arasında 15. sırada ve Türkiye’de en başarılı 25 faaliyet raporu arasında yer aldı. Rapor, LACP Vision Awards kapsamında ayrıca Faaliyet Raporu Teknik Başarı Ödülü’ne layık görüldü. Dünyanın en büyük uluslararası faaliyet raporu yarışmalarından biri olan Annual Report Competition (ARC) Awards International’da da TEGV’in 2025 Entegre Faaliyet Raporu, Kapak Tasarımı ve İç Tasarımı kategorilerinde Bronz Ödül kazandı. “Bu Bir Değişim Çağrısıdır” temasıyla dönüşümün izleri 2025 Entegre Faaliyet Raporu, TEGV’in eğitim alanındaki çalışmalarını yalnızca bir yıllık faaliyetlerin aktarımı olarak değil; çocuklar, gönüllüler, bağışçılar, çalışanlar ve diğer paydaşlar açısından yaratılan değeri bütünsel bir çerçevede ele alıyor. “Bu Bir Değişim Çağrısıdır” teması üzerinden Vakfın çocukların bugünün yanı sıra hızla değişen yarının dünyasına hazırlanmasına yönelik yaklaşımı, eğitimde dönüşüm vizyonu ve gelecek dönem hedefleri bir arada sunuluyor. TEGV, raporun temel başlıklarından olan dijitalleşmeyi; çocukların merakını besleyen, öğrenmeyi derinleştiren ve her çocuğa kendi potansiyelini keşfetme alanı açan bir dönüşüm yolu olarak ele alıyor. Dijital platformlar ve teknoloji destekli öğrenme modelleriyle nitelikli eğitimi daha kapsayıcı, erişilebilir ve sürdürülebilir hale getirmeyi hedefleyen Vakıf, teknolojiyi insan dokunuşunun tamamlayıcısı olarak konumlandırıyor. Teknolojinin eğitimde sunduğu olanaklardan yararlanarak çocukların öğrenme deneyimlerini zenginleştirmek, eğitime erişimi desteklemek ve yeni nesil öğrenme ihtiyaçlarına yanıt vermek, TEGV’in dönüşüm yaklaşımının önemli unsurları arasında yer alıyor. TEGV Akademi ile öğrenme dijital ortamda da devam ediyor TEGV’in dijital dönüşüm yaklaşımının somut örneklerinden biri olan TEGV Akademi, çocuklar, veliler, gönüllüler ve eğitimciler için ücretsiz dijital öğrenme deneyimleri sunuyor. 2024 yılında hayata geçirilen ve sürekli geliştirilen dijital eğitim platformu, 21. yüzyıl becerilerini destekleyen etkileşimli ve oyunlaştırılmış içeriklerle çocuklar için keyifli bir öğrenme deneyimi sunuyor. Farklı yaş ve ihtiyaçlara yönelik içerikleriyle TEGV’in etkinlik noktalarındaki nitelikli eğitim faaliyetlerini dijital ortamda destekleyen Akademi; çocukların yalnızca bilgiye erişmesini değil, merak etme, düşünme, üretme, problem çözme ve öğrendiklerini günlük yaşamla ilişkilendirme becerilerini geliştirmesini hedefliyor. Bu yaklaşım doğrultusunda öğrenme, tek yönlü bir bilgi aktarımının ötesine taşınarak çocukların birlikte keşfettiği, merak ettiği, düşündüğü ve ürettiği bir deneyime dönüşüyor. Entegre raporlama yaklaşımıyla yaratılan değer bütünsel olarak ele alınıyor TEGV, 2018 yılından bu yana Entegre Faaliyet Raporları hazırlayarak Vakfın çalışmalarını yalnızca finansal veya operasyonel göstergeler üzerinden değil, yaratılan sosyal değer açısından da bütünsel bir yaklaşımla ele alıyor. Türkiye’de eğitim alanında Entegre Faaliyet Raporu yayımlayan ilk sivil toplum kuruluşu olan TEGV, raporlarını Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi (IIRC) tarafından oluşturulan temel kavram ve prensipler doğrultusunda hazırlıyor. 2025 Entegre Faaliyet Raporu da TEGV’in faaliyetlerini, çocuklara ve topluma yönelik etkisini, gönüllülük gücünü, iş birliklerini, dijital dönüşüm çalışmalarını ve gelecek dönem hedeflerini tek bir çerçevede bir araya getiriyor. Raporlama yaklaşımını sürekli geliştiren TEGV, Entegre Faaliyet Raporlarını aynı zamanda içerik, tasarım, şeffaflık ve erişilebilirlik açısından kendini yenileyen bir iletişim aracı olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karel 40. Yılında Anıtkabir’de Haber

Karel 40. Yılında Anıtkabir’de

Karel, 40. yılı kapsamında Genel Müdür Altay Doğu’nun öncülüğünde, yöneticileri, iştiraklerinin temsilcileri ve çalışanlarının katılımıyla Anıtkabir’i ziyaret etti. Şirket adına mozoleye çelenk sunulan ziyarette Altay Doğu, Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı. Türkiye’de mühendislik ve teknoloji üretme hedefiyle başlayan Karel’in 40 yıllık yolculuğu, bugün Ar-Ge’den üretime, entegrasyondan saha uygulamalarına uzanan geniş bir teknoloji yetkinliğine ulaştı. Türk mühendislerinin bilgi ve deneyimiyle büyüyen Karel, geliştirdiği çözümlerle Türkiye’nin teknoloji ekosisteminde önemli bir rol üstlenirken ulusal ve uluslararası birçok markayla uzun soluklu iş birlikleri yürütüyor. Ziyaret kapsamında Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Karel Genel Müdürü Altay Doğu, şirketin 40 yıllık yolculuğunu ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi: “Karel’in 40 yıllık yolculuğu, Türkiye’nin kendi teknolojisini geliştirme ve üretme iradesinin de bir parçası. Bugün geldiğimiz noktada teknolojiyi tasarlayan, geliştiren, üreten ve sahada hayata geçiren güçlü bir mühendislik birikimine sahibiz. Bu birikimin arkasında ise 40 yıl boyunca Karel’e emek veren çalışma arkadaşlarımızın, iştiraklerimizin ve iş ortaklarımızın bilgi, deneyim ve özverisi var. Cumhuriyetimizin bize bıraktığı akıl ve bilim mirasının izinde, Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve üretme kapasitesine katkı sağlamayı çok değerli buluyoruz. 40. yılımızda hep birlikte Anıtkabir’de olmak ve bu anlamlı yolculuğu Atatürk’ün huzurunda anmak bizim için büyük bir gurur. Önümüzdeki dönemde de mühendislik gücümüzü ve inovasyon kabiliyetimizi geliştirerek ülkemiz ve iş ortaklarımız için değer üretmeye devam edeceğiz.” 40 Yıllık Mühendislik Birikimi Karel’in teknoloji yolculuğu iletişimle başladı. Türkiye’nin kendi telefon santrallarını geliştirme ve üretme hedefiyle çıktığı bu yolculukta, yıllar içinde iş yerlerinin iletişim kurma biçiminin dönüşümüne eşlik etti. Analog santrallardan dijital ve IP tabanlı sistemlere, bugün ise bulut tabanlı iletişim çözümlerine uzanan dönüşümün her aşamasında teknolojisini yenileyerek mühendislik deneyimini bir sonraki nesle taşıdı. İletişim alanında oluşan bu mühendislik birikimini zaman içinde yeni teknoloji alanlarına taşıyan Karel; Türkiye’nin stratejik savunma projelerinde kullanılan elektronik sistem ve haberleşme çözümlerinden, geniş ölçekli saha operasyonlarına kadar farklı ihtiyaçlara yönelik yetkinlikler geliştirdi. Farklı mühendislik disiplinlerini bir araya getiren bu yapı, Karel’in teknoloji alanındaki dönüşümünün de temelini oluşturdu. Ar-Ge, üretim, test, entegrasyon ve saha deneyiminin birbirini beslediği bu yapı sayesinde Karel, inovasyonu gerçek ihtiyaçlardan besleyen ve teknolojisini sahadan edindiği deneyimle sürekli geliştiren bir yaklaşım benimsiyor. Bugün bu birikimiyle yerli ve milli teknoloji üretme kabiliyetinin güçlenmesine ve Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin gelişimine katkı sağlamayı sürdürüyor. Türkiye’de Geliştiriyor, Geleceğe Taşıyor Karel bugün 4 bine yakın çalışanı, güçlü Ar-Ge altyapısı ve Ankara Sincan Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 35 bin metrekarelik üretim merkeziyle 40 yıllık mühendislik birikimini geleceğin teknolojilerine taşıyor. Türk mühendislerinin bilgi ve deneyimiyle büyüyen Karel, farklı mühendislik disiplinlerini ve teknoloji yetkinliklerini bir araya getiren entegre teknoloji gücüyle, dünya standartlarında çözümler geliştiriyor. 40 yıllık birikiminden güç alarak Türkiye’nin kendi teknolojisini geliştirme ve üretme vizyonuna katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Daha Çok Evlilik mi, Daha Sağlıklı Aile mi? Haber

Daha Çok Evlilik mi, Daha Sağlıklı Aile mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesiyle; azalan evlilikler, yükselen evlilik yaşı ve değişen çocuk sahibi olma eğilimleri yeniden gündeme geldi. Aile Danışmanı Pınar Baybaşin, tartışmanın yalnızca nicelikle sınırlandırılmaması gerektiğini; aile kurumunun geleceğinin sağlıklı ilişkiler, güven duygusu ve nitelikli iletişim üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ekonomik koşullar, bireyselleşme ve değişen yaşam biçimleri gençlerin kararlarını doğrudan etkiliyor. Ancak Baybaşin’e göre temel mesele yalnızca “Kaç kişi evleniyor?” veya “Kaç çocuk doğuyor?” değil; “Nasıl evlilikler kuruyoruz?” ve “Çocuklarımız nasıl bir ortamda büyüyor?” sorularına yanıt aramak. Aile Yılı, aile ilişkilerini yeniden düşünmek için önemli bir fırsat Aile; bireyin ilk aidiyet duygusunu geliştirdiği ve sevgi-güven ilişkisini öğrendiği temel sosyal yapıdır. Baybaşin, ailenin sadece aynı çatı altında yaşamak olmadığını, dayanışma ve iletişimle güçlenen bir bağ olduğunu belirtiyor. Günlük hayatın temposu ve ekonomik kaygılar bireyleri birbirinden uzaklaştırabilir. Bu yüzden aileyi güçlendirmek, birlikte vakit geçirmekten öte birbirini dinlemek, anlamak ve gerektiğinde ilişkiyi onarabilmektir. Aileyi korumak, hiç sorun yaşamamak anlamına gelmiyor Güçlü aile, çatışmasız aile değildir; önemli olan sorunların nasıl ele alındığıdır. İletişim biçimi, sorumluluk paylaşımı, kişisel sınırlara saygı ve kriz çözme becerisi evliliğin niteliğini belirler. Bu nedenle bireylerin evlilik öncesinde yalnızca düğün hazırlıklarına değil, ortak yaşamın getirdiği sorumluluklara da hazırlanması gerekir. Çocuk sahibi olmak kadar, çocuğun büyüdüğü ortam da önemli Çocuk sahibi olmak, onun gelişimini destekleyecek sağlıklı bir ortam sunma sorumluluğunu getirir. Çocuklar anne babalarının ilişkisini gözlemleyerek büyür; gördükleri iletişim ve çatışma çözme modelleri gelecek yaşamlarını şekillendirir. Bu yüzden ebeveynlik becerileri ve aile ortamının kalitesi, politikaların odağında yer almalıdır. Evliliklerin sayısı kadar niteliği de konuşulmalı Evlilik oranlarını artırmak tek başına yeterli bir hedef değildir. Gençlerin neden evlenmeyi ertelediği kadar, evlilik içi sorunların nedenleri de anlaşılmalıdır. Sağlıklı bir yapı için evlilik öncesinde iletişim, sınırlar ve sorumluluk paylaşımı konusunda farkındalık kazandırılması şarttır. Kök aileyle bağ kopmamalı, yeni ailenin sınırları kurulmalı Evlilik, iki farklı aile kültürünün ve alışkanlığının buluşmasıdır. Ne kök aileyle bağı tamamen koparmak ne de onların yeni evliliği yönetmesine izin vermek doğrudur. “Kök aileyle bağ kurmak başka, kök ailenin yeni kurulan ailenin hayatını yönetmesi başka bir şeydir.” diyen Baybaşin; çiftlerin kendi sınırlarını korurken kök aile bağlarını da dengede tutması gerektiğini, bunun çocukların aidiyet duygusu için de kritik olduğunu vurguluyor. Magazin gündemi de aile ilişkilerindeki dönüşümü görünür kılıyor Ünlü çiftlerin boşanmaları ve sorunların sosyal medyaya yansıması, meselenin toplumsal boyutunu gösteriyor. Burada asıl odaklanılması gereken, evliliğin bitip bitmemesinden ziyade çiftlerin krizleri nasıl yönettiği ve bu sürecin çocuklara etkisidir. Ailenin geleceği yalnızca sayılarla ölçülemez Türkiye’deki veriler bize ailenin geleceğinin istatistiklerden ibaret olmadığını gösteriyor. Aileyi güçlendirmek; nitelikli evlilikleri, güvenli büyüme ortamlarını ve sınırları korunan sağlıklı bağları desteklemekle mümkündür. Baybaşin düşüncelerini şöyle özetliyor: “Güçlü aile, niceliksel bir artış değil; daha sağlıklı bağlar ve güvenle büyüyen çocuklar demektir. Güçlü aile, köklerini unutmadan geleceğini birlikte kurabilen aildedir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eleştiride Doğru Yaklaşım Fark Yaratıyor!  Haber

Eleştiride Doğru Yaklaşım Fark Yaratıyor! 

İnsan beyninin kimliğine yönelik eleştirileri fiziksel tehdit kadar güçlü algılayabildiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Utanma, öfke ve değersizlik duygularını tetikler, kişinin eleştiriyi değerlendirmek yerine kendisini korumaya çalışmasına neden olur.” dedi. Davranışa odaklanan bir yaklaşımın ise bireyin değişim motivasyonunu önemli ölçüde artırabildiğini ifade eden Kalaz, sağlıklı eleştirinin empati, saygı ve çözüm odaklı bir iletişim anlayışıyla yapılmasının önemini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Sena Kalaz, kişiliği ve davranışı hedef alan eleştirinin farkları ile kişinin psikolojisi üzerindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Eleştiride hedef kişilik değil, davranış olmalı! Eleştirinin, doğru kullanıldığında bireysel gelişimi destekleyen en önemli iletişim araçlarından biri olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Ancak bunun için odağın kişinin karakterine değil, gözlemlenebilir davranışlarına yönelmesi gerekir.” dedi. Davranışa odaklanan eleştirinin, kişinin yaptığı belirli bir eylemi, o eylemin sonuçlarını ve değiştirilebilir yönlerini ele alırken, kişiliğe yönelik eleştirinin bireyin kimliğini hedef aldığına işaret eden Kalaz, “Örneğin, ‘sen dikkatsiz bir insansın’ demek yerine ‘bu raporda bazı ayrıntılar gözden kaçmış, bunları birlikte gözden geçirebiliriz’ demek hem aynı sorunu ifade eder hem de kişinin kendisini değersiz hissetmesine neden olmaz.” şeklinde konuştu. İnsan beyni, kimliğine yönelik tehditleri fiziksel tehditler kadar güçlü algılayabilir! Psikolojik açıdan kişiliğe yönelik eleştirilerin daha yıkıcı olduğuna dikkat çeken Sena Kalaz, “Çünkü kişilik, bireyin benlik algısının ve öz değerinin temel bileşenlerinden biridir.” dedi. İnsan beyninin kimliğine yönelik tehditleri, fiziksel tehditler kadar güçlü algılayabileceğini aktaran Kalaz, şöyle devam etti: “Bu nedenle kişiliğe yönelik olumsuz ifadeler savunmacılığı artırır, utanma, öfke ve değersizlik duygularını tetikler, kişinin eleştiriyi değerlendirmek yerine kendisini korumaya çalışmasına neden olur. Buna karşılık davranış odaklı geri bildirim, değiştirilebilir ve kontrol edilebilir bir durumu işaret ettiği için bireyde ‘ben kötü bir insanım’ yerine ‘bu davranışımı farklı yapabilirim’ düşüncesini destekler. Bu nedenle davranış odaklı geri bildirimler psikoloji literatüründe daha yapıcı kabul edilir; çünkü suçlayıcı değil geliştirici bir yaklaşım sunar, öğrenmeyi teşvik eder ve öz yeterlilik duygusunu korur.” İnsanlar çoğu zaman tek bir davranıştan yola çıkarak kişiyi etiketleme eğilimi gösterir! İnsanlar eleştiri yaparken sıklıkla kişiliğe yönelme eğilimi gösterdiklerini kaydeden Kalaz, “Bunun en önemli nedenlerinden biri, öfke ve hayal kırıklığı gibi yoğun duygular yaşandığında beynin olayları genelleyerek değerlendirme eğilimidir. Tek bir davranıştan yola çıkarak kişiyi ‘sorumsuz’, ‘bencil’, ‘tembel’ ya da ‘saygısız’ olarak etiketlemek daha kolay gelir.” dedi. Ayrıca çocukluk döneminde aile içinde ya da okul ortamında maruz kalınan iletişim biçimlerinin de bu alışkanlığı pekiştirdiğini dile getiren Kalaz, “Sürekli kişiliği eleştirilerek büyüyen bireyler, yetişkinlikte farkında olmadan aynı dili kullanabilirler. Bunun yanında iletişim becerilerinin yetersiz olması, davranış ile kişilik arasındaki ayrımın bilinmemesi ve temel yükleme hatası olarak adlandırılan bilişsel eğilim de kişilik odaklı eleştirileri artırır; insanlar başkalarının hatalarını çoğu zaman karakter özellikleriyle açıklarken, kendi hatalarını koşullara bağlama eğilimindedir.” açıklamasını yaptı. Kişiliği değil, davranışı eleştirmek değişim motivasyonunu artırır! Davranışa odaklanan bir yaklaşımın, bireyin değişim motivasyonunu önemli ölçüde artırabildiğini ifade eden Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Çünkü insanlar değiştirebilecekleri alanlara ilişkin geri bildirim aldıklarında daha fazla sorumluluk üstlenir, çözüm üretmeye yönelir ve gelişim için çaba göstermeye istekli olurlar.” dedi. Kişiliği hedef alınan bireyin ise çoğunlukla umutsuzluk hissettiğini belirten Kalaz, “‘Ben zaten böyle biriyim’ düşüncesi değişim isteğini azaltabilir. Davranış odaklı geri bildirim ise gelişim zihniyetini destekler ve bireyin yaptığı davranışın kimliğiyle eş anlamlı olmadığını hissettirir. Bu durum özellikle çocukların eğitiminde, çift ilişkilerinde, ebeveyn tutumlarında ve iş yaşamında daha sağlıklı iletişim kurulmasını sağlar.” diye konuştu. Sağlıklı eleştiri; empati, saygı ve çözüm odaklı iletişimle mümkündür! Sağlıklı bir eleştiri kültürünün toplumda gelişebilmesi için öncelikle aile içinde çocuklara yargılayıcı değil açıklayıcı bir iletişim modeli sunulması gerektiğine vurgu yapan Kalaz, sözlerini şöyle tamamladı: “Okullarda duygusal farkındalık ve etkili iletişim becerileri öğretilmeli, iş yaşamında ise geri bildirim kültürü yalnızca hata odaklı değil, güçlü yönleri de görünür kılan dengeli bir anlayışla uygulanmalı. Eleştirinin doğru zamanlama ile yapılması, somut örneklere dayanması, çözüm önerisi içermesi, empatiyle sunulması ve kişinin onurunu zedelemeyecek bir dil kullanılması da bu kültürün temel unsurlarıdır. Doğruları ifade etmek yalnızca dürüst olmak değil, aynı zamanda bunu karşımızdaki kişinin gelişimine katkı sağlayacak, saygılı ve yapıcı bir iletişim diliyle yapabilmek anlamına da gelir. Çünkü insanlar en çok yargılandıklarında değil, anlaşıldıklarını hissettiklerinde değişime açık hale gelirler ve gerçek anlamda etkili eleştiri de tam olarak bu zeminde mümkün olur.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer Belediyesi Mahallelerde Saha Ziyaretlerine Başladı Haber

Nilüfer Belediyesi Mahallelerde Saha Ziyaretlerine Başladı

Nilüfer Belediyesi, ilçenin ihtiyaçlarını yerinde tespit etmek ve mahalle sakinlerinin taleplerine hızla çözüm üretmek amacıyla saha mesaisine start verdi. Katılımcı belediyecilik anlayışıyla gerçekleştirilen ziyaretlerin ilk durağı Kurtuluş, Balkan, Kızılcıklı ve Görükle mahalleleri oldu. Program kapsamında Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Emre Karagöz, Bukle Erman ve Zerrin Güleş ile ilgili birim müdürleri, mahalle muhtarlıklarını ziyaret etti. Nilüfer Belediyesi yetkilileri ziyaretlerde; Balkan Mahalle Muhtarı Samet Sönmez, Kızılcıklı Mahalle Muhtarı Ülkü Celep, Kurtuluş Mahalle Muhtarı İpek Saldız ve Görükle Mahalle Muhtarı Hasan Sert ile bir araya geldi. Muhtarlardan gelen talepleri ve mahallelerin eksikliklerini dinleyen heyet, ardından şikayete konu olan noktaları sahada inceledi. Sorunların kısa sürede çözüme kavuşturulması amacıyla teknik ekiplerle birlikte yerinde değerlendirmeler yapıldı. Ziyaretlerle ilgili açıklamalarda bulunan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, mahallelerin ihtiyaçlarına en doğru çözümü sınabilmek için muhtarlarla sürekli iletişim halinde olduklarını vurguladılar. Nilüfer’in her mahallesine eşit ve nitelikli hizmet götürmeyi amaçladıklarını belirterek, saha programlarının planlı bir şekilde diğer mahallelerde de devam edeceğini söylediler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eker Süt Ürünleri İK Direktörü Emin Okan Ermetin: "İnsanlar Yönetilmek Değil, Anlaşılmak İstiyor" Haber

Eker Süt Ürünleri İK Direktörü Emin Okan Ermetin: "İnsanlar Yönetilmek Değil, Anlaşılmak İstiyor"

"İnsanlar sadece yönetilmek istemiyor, anlaşılmak istiyor." diyen Eker Süt Ürünleri İnsan Kaynakları Direktörü Emin Okan Ermetin, başarıyı yalnızca rakamlarla değil, insanların hayatına bırakılan olumlu izlerle tanımlıyor. İş dünyasının deneyimli isimlerini ağırladığımız röportaj serimizin yeni konuğu, Eker Süt Ürünleri İnsan Kaynakları Direktörü Emin Okan Ermetin oldu. Yaklaşık 30 yıllık profesyonel kariyerini, liderlik anlayışını ve insan kaynaklarının dönüşümünü anlatan Ermetin'in ilham verecek bu özel röportajı ile sizleri baş başa bırakıyoruz. Keyifli okumalar. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Emin Okan Ermetin. Yaklaşık otuz yıldır iş hayatının içindeyim. Kariyerime proje planlama mühendisi olarak başladım. Farklı sektörlerde, farklı ülkelerde ve farklı sorumluluklarla çalıştım. Üretim planlamadan kalite sistemlerine, operasyonel mükemmellikten insan kaynaklarına uzanan oldukça renkli bir kariyer yolculuğum oldu. Bugün, Eker Süt Ürünleri'nde İnsan Kaynakları Direktörü olarak görev yapıyorum. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında Kazakistan ve Türkmenistan'da büyük projelerde çalışma fırsatı buldum. Genç yaşta farklı kültürlerle çalışmak bana dünyaya daha geniş bir pencereden bakmayı öğretti. Sonrasında üretim ve kalite sistemleri tarafında görev aldım. Yalın 6 Sigma çalışmaları hayatımda önemli bir kırılma noktası oldu. O dönem süreçleri iyileştirmeyi, veriyi doğru okumayı ve sistematik düşünmeyi öğrendim. Fakat geriye dönüp baktığımda kariyerimin en büyük dönüşümü insan kaynaklarına geçişim oldu. Çünkü o noktada süreçlerden çok insanları anlamaya başladım. Bir makinenin neden durduğunu analiz etmenin görece kolay ancak bir insanın neden motivasyonunu kaybettiğini anlamanın ise görece çok daha karmaşık olduğunu öğrendim. Belki de bu yüzden insan kaynaklarını sevdim. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Önceleri, doğaldır herhalde, başarıyı daha çok sonuçlarla ilişkilendirirdim. Tamamlanan projeler. Tasarruf edilen bütçeler...Yükselen performans göstergeleri. Bugün ise biraz farklı düşünüyorum. Benim için başarı dürüst kalabilmek, iç huzurunu koruyabilmek ve çevrendeki insanların hayatına olumlu dokunabilmektir. Bugün en mutlu olduğum şey, yıllar önce birlikte çalıştığım insanların hâlâ arayıp fikir sorması ya da bir kahve içmek istemesi. Demek ki geride yalnızca iş sonuçları değil, insani ilişkiler de bırakabilmişim. Benim için gerçek başarı budur. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Kariyerim boyunca karşılaştığım en büyük zorluk, insanları değişime ikna etmek oldu. Özellikle süreç iyileştirme, dönüşüm ve kültürel değişim projelerinde şunu çok net gördüm: Bir fikrin doğru olması, onun kabul edileceği anlamına gelmiyor. İnsanlar çoğu zaman değişime karşı çıkmıyor. Belirsizlikten, alıştıkları düzeni kaybetmekten ya da hata yapmaktan endişe ediyorlar. Kaygılarını anlamak, onları sürecin içine dahil etmek ve katkılarının değerli olduğunu hissettirmek gerekiyor. Bu süreç bana liderlikle ilgili çok önemli bir ders verdi: İnsanlar sadece yönetilmek istemiyor, anlaşılmak istiyor. Farklı liderlerle çalışma fırsatım oldu. Bazıları çok sonuç odaklıydı, bazıları çok güçlü karakterlere sahipti. Bu deneyimlerin sonunda şunu gördüm; insanlar kendilerini değerli, güvende ve saygı görmüş hissettiklerinde en iyi performanslarını ortaya koyuyorlar. Bu nedenle yöneticilik hayatım boyunca önce insanı anlamaya çalıştım. Empatinin, güvenin ve samimi iletişimin birçok problemi çözdüğüne defalarca tanık oldum. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? İnsan kaynakları alanında ilerlemek isteyenlere sahadan gelen birkaç net önerim var. Öncelikle sadece İK’yı değil, işin kendisini öğrensinler. Üretim, satış, finans nasıl çalışır anlamadan iyi bir İK profesyoneli olunamaz. Mühendislik geçmişimin bana en büyük katkısı buydu. İkinci olarak veriden korkmasınlar. İK artık sadece insan ilişkileri değil, aynı zamanda veriyle konuşabilme işi. Ölçemediğinizi yönetemezsiniz. Üçüncü olarak sahaya insinler. Masadan yönetilen İK sınırlı kalır. İnsanları anlamak için onların ortamını görmek ve dinlemek gerekir. İletişim de çok kritik. Doğruyu bilmek yetmez, doğru şekilde anlatabilmek gerekir. İnsanları ikna edebilmek ve güven oluşturabilmek bu işin temelidir. Ve en önemlisi: Empatiyi kaybetmesinler. Çünkü İK, insanların hayatına dokunan bir iştir. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlik benim için insanların kendilerini değerli hissettikleri ortamlar yaratabilmektir. Bir çalışan iş yerine gelirken fikirlerinin dinleneceğini, hata yaptığında aşağılanmayacağını ve insan olarak saygı göreceğini hissediyorsa orada gerçek performans ortaya çıkar. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz?" Son yıllarda sürdürülebilirlik daha somut ve ölçülebilir hale geldi. Artık sadece çevre üzerinden konuşulmuyor. Çalışan deneyimi, adalet, kapsayıcılık ve yönetim anlayışı da birer faktör. Ben sürdürülebilirliği daha pratik bir yerden ele alıyorum. Günlük iş yapış şekline yansımıyorsa anlamlı değil. İnsan kaynakları burada kritik çünkü sosyal boyut doğrudan çalışan deneyimiyle ilgili. Çalışan performanslarına çevresel ve sosyal hedefleri de dahil edebilirsiniz örneğin. Ya da çalışanların ulaşım gibi alanlarda günlük hayatına dokunan politikalar geliştirebilirsiniz. İşe alım ve organizasyon yapısında adaleti, çeşitliliği ve fırsat eşitliğini güçlendirebilirsiniz Benim için sürdürülebilirlik aslında basit: İnsanlara adil davranmak, uzun vadeyi düşünmek ve bunu günlük iş yapışına yansıtmak. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Yapay zekâ ve dijitalleşmenin getirdiği hız gerçekten baş döndürücü. Yazılım geliştirme süreçleri eskiden aylar sürerken bugün saatlerle ölçülüyor. Bu değişime uyum sağlamak artık bir tercih değil, zorunluluk. Biz de bu nedenle sadece araçları kullanmakla kalmıyor, çalışanlarımızın bu yeni dünyayı anlayabilmesi için onları destekliyoruz. Prompt engineering gibi yeni becerileri öğrenmelerini teşvik ediyor, kariyer görüşmelerinden mülakat süreçlerine kadar yapay zekâdan aktif şekilde faydalanıyoruz. Ancak tüm bu hızın içinde insan tarafını kaybetmemek bizim için çok önemli. Çünkü güven, sağduyu ve insani temas hâlâ işin en kritik parçası. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? İnsan her şeyi hemen olsun istiyor. En iyi şirket, en iyi pozisyon, en yüksek maaş... Sonra yıllar geçiyor ve kariyerin uzun bir maraton olduğunu görüyorsunuz. İyi bir kariyer yapmaya çalışsınlar ama bunu iyi bir insan olmanın önüne koymasınlar. Çünkü yıllar sonra insanlar unvanları değil, onlara nasıl davrandığınızı hatırlıyor. Gençlere insanları gözlemlemelerini, farklı fikirleri dinlemelerini öneririm. Meraklarını hiç kaybetmesinler. Soru sorsunlar. Mizah duygusunu kaybetmesinler. İyi bir espri çok problemi çözer. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.