Eker Süt Ürünleri İK Direktörü Emin Okan Ermetin: "İnsanlar Yönetilmek Değil, Anlaşılmak İstiyor"
Eker Süt Ürünleri İK Direktörü Emin Okan Ermetin: "İnsanlar Yönetilmek Değil, Anlaşılmak İstiyor"
Kapsül Haber Ajansı'nın özel röportaj serisinin yeni konuğu, Eker Süt Ürünleri İnsan Kaynakları Direktörü Emin Okan Ermetin oldu. Yaklaşık 30 yıllık kariyer yolculuğunu anlatan Ermetin, liderliğin temelinde güven ve empati olduğunu vurgularken, yapay zekâ çağında insan odaklı yaklaşımın önemine dikkat çekti.
Haber Giriş Tarihi: 06.07.2026 10:14
Haber Güncellenme Tarihi: 06.07.2026 10:22
Kaynak:
Haber Merkezi
www.kapsulhaberajansi.com
"İnsanlar sadece yönetilmek istemiyor, anlaşılmak istiyor." diyen Eker Süt Ürünleri İnsan Kaynakları Direktörü Emin Okan Ermetin, başarıyı yalnızca rakamlarla değil, insanların hayatına bırakılan olumlu izlerle tanımlıyor.
İş dünyasının deneyimli isimlerini ağırladığımız röportaj serimizin yeni konuğu, Eker Süt Ürünleri İnsan Kaynakları Direktörü Emin Okan Ermetin oldu.
Yaklaşık 30 yıllık profesyonel kariyerini, liderlik anlayışını ve insan kaynaklarının dönüşümünü anlatan Ermetin'in ilham verecek bu özel röportajı ile sizleri baş başa bırakıyoruz.
Keyifli okumalar.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Emin Okan Ermetin.
Yaklaşık otuz yıldır iş hayatının içindeyim. Kariyerime proje planlama mühendisi olarak başladım. Farklı sektörlerde, farklı ülkelerde ve farklı sorumluluklarla çalıştım. Üretim planlamadan kalite sistemlerine, operasyonel mükemmellikten insan kaynaklarına uzanan oldukça renkli bir kariyer yolculuğum oldu. Bugün, Eker Süt Ürünleri'nde İnsan Kaynakları Direktörü olarak görev yapıyorum.
Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız?
Kariyerimin ilk yıllarında Kazakistan ve Türkmenistan'da büyük projelerde çalışma fırsatı buldum. Genç yaşta farklı kültürlerle çalışmak bana dünyaya daha geniş bir pencereden bakmayı öğretti.
Sonrasında üretim ve kalite sistemleri tarafında görev aldım. Yalın 6 Sigma çalışmaları hayatımda önemli bir kırılma noktası oldu. O dönem süreçleri iyileştirmeyi, veriyi doğru okumayı ve sistematik düşünmeyi öğrendim.
Fakat geriye dönüp baktığımda kariyerimin en büyük dönüşümü insan kaynaklarına geçişim oldu. Çünkü o noktada süreçlerden çok insanları anlamaya başladım. Bir makinenin neden durduğunu analiz etmenin görece kolay ancak bir insanın neden motivasyonunu kaybettiğini anlamanın ise görece çok daha karmaşık olduğunu öğrendim. Belki de bu yüzden insan kaynaklarını sevdim.
Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler?
Önceleri, doğaldır herhalde, başarıyı daha çok sonuçlarla ilişkilendirirdim. Tamamlanan projeler. Tasarruf edilen bütçeler...Yükselen performans göstergeleri.
Bugün ise biraz farklı düşünüyorum. Benim için başarı dürüst kalabilmek, iç huzurunu koruyabilmek ve çevrendeki insanların hayatına olumlu dokunabilmektir. Bugün en mutlu olduğum şey, yıllar önce birlikte çalıştığım insanların hâlâ arayıp fikir sorması ya da bir kahve içmek istemesi. Demek ki geride yalnızca iş sonuçları değil, insani ilişkiler de bırakabilmişim. Benim için gerçek başarı budur.
Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız?
Kariyerim boyunca karşılaştığım en büyük zorluk, insanları değişime ikna etmek oldu.
Özellikle süreç iyileştirme, dönüşüm ve kültürel değişim projelerinde şunu çok net gördüm: Bir fikrin doğru olması, onun kabul edileceği anlamına gelmiyor.
İnsanlar çoğu zaman değişime karşı çıkmıyor. Belirsizlikten, alıştıkları düzeni kaybetmekten ya da hata yapmaktan endişe ediyorlar. Kaygılarını anlamak, onları sürecin içine dahil etmek ve katkılarının değerli olduğunu hissettirmek gerekiyor.
Bu süreç bana liderlikle ilgili çok önemli bir ders verdi: İnsanlar sadece yönetilmek istemiyor, anlaşılmak istiyor.
Farklı liderlerle çalışma fırsatım oldu. Bazıları çok sonuç odaklıydı, bazıları çok güçlü karakterlere sahipti. Bu deneyimlerin sonunda şunu gördüm; insanlar kendilerini değerli, güvende ve saygı görmüş hissettiklerinde en iyi performanslarını ortaya koyuyorlar.
Bu nedenle yöneticilik hayatım boyunca önce insanı anlamaya çalıştım. Empatinin, güvenin ve samimi iletişimin birçok problemi çözdüğüne defalarca tanık oldum.
Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu?
İnsan kaynakları alanında ilerlemek isteyenlere sahadan gelen birkaç net önerim var.
Öncelikle sadece İK’yı değil, işin kendisini öğrensinler. Üretim, satış, finans nasıl çalışır anlamadan iyi bir İK profesyoneli olunamaz. Mühendislik geçmişimin bana en büyük katkısı buydu.
İkinci olarak veriden korkmasınlar. İK artık sadece insan ilişkileri değil, aynı zamanda veriyle konuşabilme işi. Ölçemediğinizi yönetemezsiniz.
Üçüncü olarak sahaya insinler. Masadan yönetilen İK sınırlı kalır. İnsanları anlamak için onların ortamını görmek ve dinlemek gerekir.
İletişim de çok kritik. Doğruyu bilmek yetmez, doğru şekilde anlatabilmek gerekir. İnsanları ikna edebilmek ve güven oluşturabilmek bu işin temelidir.
Ve en önemlisi: Empatiyi kaybetmesinler. Çünkü İK, insanların hayatına dokunan bir iştir.
Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz?
Liderlik benim için insanların kendilerini değerli hissettikleri ortamlar yaratabilmektir.
Bir çalışan iş yerine gelirken fikirlerinin dinleneceğini, hata yaptığında aşağılanmayacağını ve insan olarak saygı göreceğini hissediyorsa orada gerçek performans ortaya çıkar.
Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz?"
Son yıllarda sürdürülebilirlik daha somut ve ölçülebilir hale geldi. Artık sadece çevre üzerinden konuşulmuyor. Çalışan deneyimi, adalet, kapsayıcılık ve yönetim anlayışı da birer faktör. Ben sürdürülebilirliği daha pratik bir yerden ele alıyorum. Günlük iş yapış şekline yansımıyorsa anlamlı değil. İnsan kaynakları burada kritik çünkü sosyal boyut doğrudan çalışan deneyimiyle ilgili.
Çalışan performanslarına çevresel ve sosyal hedefleri de dahil edebilirsiniz örneğin. Ya da çalışanların ulaşım gibi alanlarda günlük hayatına dokunan politikalar geliştirebilirsiniz. İşe alım ve organizasyon yapısında adaleti, çeşitliliği ve fırsat eşitliğini güçlendirebilirsiniz
Benim için sürdürülebilirlik aslında basit: İnsanlara adil davranmak, uzun vadeyi düşünmek ve bunu günlük iş yapışına yansıtmak.
Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz?
Yapay zekâ ve dijitalleşmenin getirdiği hız gerçekten baş döndürücü. Yazılım geliştirme süreçleri eskiden aylar sürerken bugün saatlerle ölçülüyor. Bu değişime uyum sağlamak artık bir tercih değil, zorunluluk.
Biz de bu nedenle sadece araçları kullanmakla kalmıyor, çalışanlarımızın bu yeni dünyayı anlayabilmesi için onları destekliyoruz. Prompt engineering gibi yeni becerileri öğrenmelerini teşvik ediyor, kariyer görüşmelerinden mülakat süreçlerine kadar yapay zekâdan aktif şekilde faydalanıyoruz. Ancak tüm bu hızın içinde insan tarafını kaybetmemek bizim için çok önemli. Çünkü güven, sağduyu ve insani temas hâlâ işin en kritik parçası.
Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz?
İnsan her şeyi hemen olsun istiyor. En iyi şirket, en iyi pozisyon, en yüksek maaş... Sonra yıllar geçiyor ve kariyerin uzun bir maraton olduğunu görüyorsunuz. İyi bir kariyer yapmaya çalışsınlar ama bunu iyi bir insan olmanın önüne koymasınlar. Çünkü yıllar sonra insanlar unvanları değil, onlara nasıl davrandığınızı hatırlıyor.
Gençlere insanları gözlemlemelerini, farklı fikirleri dinlemelerini öneririm. Meraklarını hiç kaybetmesinler. Soru sorsunlar. Mizah duygusunu kaybetmesinler. İyi bir espri çok problemi çözer.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Eker Süt Ürünleri İK Direktörü Emin Okan Ermetin: "İnsanlar Yönetilmek Değil, Anlaşılmak İstiyor"
Kapsül Haber Ajansı'nın özel röportaj serisinin yeni konuğu, Eker Süt Ürünleri İnsan Kaynakları Direktörü Emin Okan Ermetin oldu. Yaklaşık 30 yıllık kariyer yolculuğunu anlatan Ermetin, liderliğin temelinde güven ve empati olduğunu vurgularken, yapay zekâ çağında insan odaklı yaklaşımın önemine dikkat çekti.
"İnsanlar sadece yönetilmek istemiyor, anlaşılmak istiyor." diyen Eker Süt Ürünleri İnsan Kaynakları Direktörü Emin Okan Ermetin, başarıyı yalnızca rakamlarla değil, insanların hayatına bırakılan olumlu izlerle tanımlıyor.
İş dünyasının deneyimli isimlerini ağırladığımız röportaj serimizin yeni konuğu, Eker Süt Ürünleri İnsan Kaynakları Direktörü Emin Okan Ermetin oldu.
Yaklaşık 30 yıllık profesyonel kariyerini, liderlik anlayışını ve insan kaynaklarının dönüşümünü anlatan Ermetin'in ilham verecek bu özel röportajı ile sizleri baş başa bırakıyoruz.
Keyifli okumalar.
Ben Emin Okan Ermetin.
Yaklaşık otuz yıldır iş hayatının içindeyim. Kariyerime proje planlama mühendisi olarak başladım. Farklı sektörlerde, farklı ülkelerde ve farklı sorumluluklarla çalıştım. Üretim planlamadan kalite sistemlerine, operasyonel mükemmellikten insan kaynaklarına uzanan oldukça renkli bir kariyer yolculuğum oldu. Bugün, Eker Süt Ürünleri'nde İnsan Kaynakları Direktörü olarak görev yapıyorum.
Kariyerimin ilk yıllarında Kazakistan ve Türkmenistan'da büyük projelerde çalışma fırsatı buldum. Genç yaşta farklı kültürlerle çalışmak bana dünyaya daha geniş bir pencereden bakmayı öğretti.
Sonrasında üretim ve kalite sistemleri tarafında görev aldım. Yalın 6 Sigma çalışmaları hayatımda önemli bir kırılma noktası oldu. O dönem süreçleri iyileştirmeyi, veriyi doğru okumayı ve sistematik düşünmeyi öğrendim.
Fakat geriye dönüp baktığımda kariyerimin en büyük dönüşümü insan kaynaklarına geçişim oldu. Çünkü o noktada süreçlerden çok insanları anlamaya başladım. Bir makinenin neden durduğunu analiz etmenin görece kolay ancak bir insanın neden motivasyonunu kaybettiğini anlamanın ise görece çok daha karmaşık olduğunu öğrendim. Belki de bu yüzden insan kaynaklarını sevdim.
Önceleri, doğaldır herhalde, başarıyı daha çok sonuçlarla ilişkilendirirdim. Tamamlanan projeler. Tasarruf edilen bütçeler...Yükselen performans göstergeleri.
Bugün ise biraz farklı düşünüyorum. Benim için başarı dürüst kalabilmek, iç huzurunu koruyabilmek ve çevrendeki insanların hayatına olumlu dokunabilmektir. Bugün en mutlu olduğum şey, yıllar önce birlikte çalıştığım insanların hâlâ arayıp fikir sorması ya da bir kahve içmek istemesi. Demek ki geride yalnızca iş sonuçları değil, insani ilişkiler de bırakabilmişim. Benim için gerçek başarı budur.
Kariyerim boyunca karşılaştığım en büyük zorluk, insanları değişime ikna etmek oldu.
Özellikle süreç iyileştirme, dönüşüm ve kültürel değişim projelerinde şunu çok net gördüm: Bir fikrin doğru olması, onun kabul edileceği anlamına gelmiyor.
İnsanlar çoğu zaman değişime karşı çıkmıyor. Belirsizlikten, alıştıkları düzeni kaybetmekten ya da hata yapmaktan endişe ediyorlar. Kaygılarını anlamak, onları sürecin içine dahil etmek ve katkılarının değerli olduğunu hissettirmek gerekiyor.
Bu süreç bana liderlikle ilgili çok önemli bir ders verdi: İnsanlar sadece yönetilmek istemiyor, anlaşılmak istiyor.
Farklı liderlerle çalışma fırsatım oldu. Bazıları çok sonuç odaklıydı, bazıları çok güçlü karakterlere sahipti. Bu deneyimlerin sonunda şunu gördüm; insanlar kendilerini değerli, güvende ve saygı görmüş hissettiklerinde en iyi performanslarını ortaya koyuyorlar.
Bu nedenle yöneticilik hayatım boyunca önce insanı anlamaya çalıştım. Empatinin, güvenin ve samimi iletişimin birçok problemi çözdüğüne defalarca tanık oldum.
İnsan kaynakları alanında ilerlemek isteyenlere sahadan gelen birkaç net önerim var.
Öncelikle sadece İK’yı değil, işin kendisini öğrensinler. Üretim, satış, finans nasıl çalışır anlamadan iyi bir İK profesyoneli olunamaz. Mühendislik geçmişimin bana en büyük katkısı buydu.
İkinci olarak veriden korkmasınlar. İK artık sadece insan ilişkileri değil, aynı zamanda veriyle konuşabilme işi. Ölçemediğinizi yönetemezsiniz.
Üçüncü olarak sahaya insinler. Masadan yönetilen İK sınırlı kalır. İnsanları anlamak için onların ortamını görmek ve dinlemek gerekir.
İletişim de çok kritik. Doğruyu bilmek yetmez, doğru şekilde anlatabilmek gerekir. İnsanları ikna edebilmek ve güven oluşturabilmek bu işin temelidir.
Ve en önemlisi: Empatiyi kaybetmesinler. Çünkü İK, insanların hayatına dokunan bir iştir.
Liderlik benim için insanların kendilerini değerli hissettikleri ortamlar yaratabilmektir.
Bir çalışan iş yerine gelirken fikirlerinin dinleneceğini, hata yaptığında aşağılanmayacağını ve insan olarak saygı göreceğini hissediyorsa orada gerçek performans ortaya çıkar.
Son yıllarda sürdürülebilirlik daha somut ve ölçülebilir hale geldi. Artık sadece çevre üzerinden konuşulmuyor. Çalışan deneyimi, adalet, kapsayıcılık ve yönetim anlayışı da birer faktör. Ben sürdürülebilirliği daha pratik bir yerden ele alıyorum. Günlük iş yapış şekline yansımıyorsa anlamlı değil. İnsan kaynakları burada kritik çünkü sosyal boyut doğrudan çalışan deneyimiyle ilgili.
Çalışan performanslarına çevresel ve sosyal hedefleri de dahil edebilirsiniz örneğin. Ya da çalışanların ulaşım gibi alanlarda günlük hayatına dokunan politikalar geliştirebilirsiniz. İşe alım ve organizasyon yapısında adaleti, çeşitliliği ve fırsat eşitliğini güçlendirebilirsiniz
Benim için sürdürülebilirlik aslında basit: İnsanlara adil davranmak, uzun vadeyi düşünmek ve bunu günlük iş yapışına yansıtmak.
Yapay zekâ ve dijitalleşmenin getirdiği hız gerçekten baş döndürücü. Yazılım geliştirme süreçleri eskiden aylar sürerken bugün saatlerle ölçülüyor. Bu değişime uyum sağlamak artık bir tercih değil, zorunluluk.
Biz de bu nedenle sadece araçları kullanmakla kalmıyor, çalışanlarımızın bu yeni dünyayı anlayabilmesi için onları destekliyoruz. Prompt engineering gibi yeni becerileri öğrenmelerini teşvik ediyor, kariyer görüşmelerinden mülakat süreçlerine kadar yapay zekâdan aktif şekilde faydalanıyoruz. Ancak tüm bu hızın içinde insan tarafını kaybetmemek bizim için çok önemli. Çünkü güven, sağduyu ve insani temas hâlâ işin en kritik parçası.
İnsan her şeyi hemen olsun istiyor. En iyi şirket, en iyi pozisyon, en yüksek maaş... Sonra yıllar geçiyor ve kariyerin uzun bir maraton olduğunu görüyorsunuz. İyi bir kariyer yapmaya çalışsınlar ama bunu iyi bir insan olmanın önüne koymasınlar. Çünkü yıllar sonra insanlar unvanları değil, onlara nasıl davrandığınızı hatırlıyor.
Gençlere insanları gözlemlemelerini, farklı fikirleri dinlemelerini öneririm. Meraklarını hiç kaybetmesinler. Soru sorsunlar. Mizah duygusunu kaybetmesinler. İyi bir espri çok problemi çözer.
Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı
En Çok Okunan Haberler