Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnsan İlişkileri

Kapsül Haber Ajansı - İnsan İlişkileri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan İlişkileri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eker Süt Ürünleri İK Direktörü Emin Okan Ermetin: "İnsanlar Yönetilmek Değil, Anlaşılmak İstiyor" Haber

Eker Süt Ürünleri İK Direktörü Emin Okan Ermetin: "İnsanlar Yönetilmek Değil, Anlaşılmak İstiyor"

"İnsanlar sadece yönetilmek istemiyor, anlaşılmak istiyor." diyen Eker Süt Ürünleri İnsan Kaynakları Direktörü Emin Okan Ermetin, başarıyı yalnızca rakamlarla değil, insanların hayatına bırakılan olumlu izlerle tanımlıyor. İş dünyasının deneyimli isimlerini ağırladığımız röportaj serimizin yeni konuğu, Eker Süt Ürünleri İnsan Kaynakları Direktörü Emin Okan Ermetin oldu. Yaklaşık 30 yıllık profesyonel kariyerini, liderlik anlayışını ve insan kaynaklarının dönüşümünü anlatan Ermetin'in ilham verecek bu özel röportajı ile sizleri baş başa bırakıyoruz. Keyifli okumalar. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Emin Okan Ermetin. Yaklaşık otuz yıldır iş hayatının içindeyim. Kariyerime proje planlama mühendisi olarak başladım. Farklı sektörlerde, farklı ülkelerde ve farklı sorumluluklarla çalıştım. Üretim planlamadan kalite sistemlerine, operasyonel mükemmellikten insan kaynaklarına uzanan oldukça renkli bir kariyer yolculuğum oldu. Bugün, Eker Süt Ürünleri'nde İnsan Kaynakları Direktörü olarak görev yapıyorum. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında Kazakistan ve Türkmenistan'da büyük projelerde çalışma fırsatı buldum. Genç yaşta farklı kültürlerle çalışmak bana dünyaya daha geniş bir pencereden bakmayı öğretti. Sonrasında üretim ve kalite sistemleri tarafında görev aldım. Yalın 6 Sigma çalışmaları hayatımda önemli bir kırılma noktası oldu. O dönem süreçleri iyileştirmeyi, veriyi doğru okumayı ve sistematik düşünmeyi öğrendim. Fakat geriye dönüp baktığımda kariyerimin en büyük dönüşümü insan kaynaklarına geçişim oldu. Çünkü o noktada süreçlerden çok insanları anlamaya başladım. Bir makinenin neden durduğunu analiz etmenin görece kolay ancak bir insanın neden motivasyonunu kaybettiğini anlamanın ise görece çok daha karmaşık olduğunu öğrendim. Belki de bu yüzden insan kaynaklarını sevdim. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Önceleri, doğaldır herhalde, başarıyı daha çok sonuçlarla ilişkilendirirdim. Tamamlanan projeler. Tasarruf edilen bütçeler...Yükselen performans göstergeleri. Bugün ise biraz farklı düşünüyorum. Benim için başarı dürüst kalabilmek, iç huzurunu koruyabilmek ve çevrendeki insanların hayatına olumlu dokunabilmektir. Bugün en mutlu olduğum şey, yıllar önce birlikte çalıştığım insanların hâlâ arayıp fikir sorması ya da bir kahve içmek istemesi. Demek ki geride yalnızca iş sonuçları değil, insani ilişkiler de bırakabilmişim. Benim için gerçek başarı budur. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Kariyerim boyunca karşılaştığım en büyük zorluk, insanları değişime ikna etmek oldu. Özellikle süreç iyileştirme, dönüşüm ve kültürel değişim projelerinde şunu çok net gördüm: Bir fikrin doğru olması, onun kabul edileceği anlamına gelmiyor. İnsanlar çoğu zaman değişime karşı çıkmıyor. Belirsizlikten, alıştıkları düzeni kaybetmekten ya da hata yapmaktan endişe ediyorlar. Kaygılarını anlamak, onları sürecin içine dahil etmek ve katkılarının değerli olduğunu hissettirmek gerekiyor. Bu süreç bana liderlikle ilgili çok önemli bir ders verdi: İnsanlar sadece yönetilmek istemiyor, anlaşılmak istiyor. Farklı liderlerle çalışma fırsatım oldu. Bazıları çok sonuç odaklıydı, bazıları çok güçlü karakterlere sahipti. Bu deneyimlerin sonunda şunu gördüm; insanlar kendilerini değerli, güvende ve saygı görmüş hissettiklerinde en iyi performanslarını ortaya koyuyorlar. Bu nedenle yöneticilik hayatım boyunca önce insanı anlamaya çalıştım. Empatinin, güvenin ve samimi iletişimin birçok problemi çözdüğüne defalarca tanık oldum. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? İnsan kaynakları alanında ilerlemek isteyenlere sahadan gelen birkaç net önerim var. Öncelikle sadece İK’yı değil, işin kendisini öğrensinler. Üretim, satış, finans nasıl çalışır anlamadan iyi bir İK profesyoneli olunamaz. Mühendislik geçmişimin bana en büyük katkısı buydu. İkinci olarak veriden korkmasınlar. İK artık sadece insan ilişkileri değil, aynı zamanda veriyle konuşabilme işi. Ölçemediğinizi yönetemezsiniz. Üçüncü olarak sahaya insinler. Masadan yönetilen İK sınırlı kalır. İnsanları anlamak için onların ortamını görmek ve dinlemek gerekir. İletişim de çok kritik. Doğruyu bilmek yetmez, doğru şekilde anlatabilmek gerekir. İnsanları ikna edebilmek ve güven oluşturabilmek bu işin temelidir. Ve en önemlisi: Empatiyi kaybetmesinler. Çünkü İK, insanların hayatına dokunan bir iştir. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlik benim için insanların kendilerini değerli hissettikleri ortamlar yaratabilmektir. Bir çalışan iş yerine gelirken fikirlerinin dinleneceğini, hata yaptığında aşağılanmayacağını ve insan olarak saygı göreceğini hissediyorsa orada gerçek performans ortaya çıkar. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz?" Son yıllarda sürdürülebilirlik daha somut ve ölçülebilir hale geldi. Artık sadece çevre üzerinden konuşulmuyor. Çalışan deneyimi, adalet, kapsayıcılık ve yönetim anlayışı da birer faktör. Ben sürdürülebilirliği daha pratik bir yerden ele alıyorum. Günlük iş yapış şekline yansımıyorsa anlamlı değil. İnsan kaynakları burada kritik çünkü sosyal boyut doğrudan çalışan deneyimiyle ilgili. Çalışan performanslarına çevresel ve sosyal hedefleri de dahil edebilirsiniz örneğin. Ya da çalışanların ulaşım gibi alanlarda günlük hayatına dokunan politikalar geliştirebilirsiniz. İşe alım ve organizasyon yapısında adaleti, çeşitliliği ve fırsat eşitliğini güçlendirebilirsiniz Benim için sürdürülebilirlik aslında basit: İnsanlara adil davranmak, uzun vadeyi düşünmek ve bunu günlük iş yapışına yansıtmak. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Yapay zekâ ve dijitalleşmenin getirdiği hız gerçekten baş döndürücü. Yazılım geliştirme süreçleri eskiden aylar sürerken bugün saatlerle ölçülüyor. Bu değişime uyum sağlamak artık bir tercih değil, zorunluluk. Biz de bu nedenle sadece araçları kullanmakla kalmıyor, çalışanlarımızın bu yeni dünyayı anlayabilmesi için onları destekliyoruz. Prompt engineering gibi yeni becerileri öğrenmelerini teşvik ediyor, kariyer görüşmelerinden mülakat süreçlerine kadar yapay zekâdan aktif şekilde faydalanıyoruz. Ancak tüm bu hızın içinde insan tarafını kaybetmemek bizim için çok önemli. Çünkü güven, sağduyu ve insani temas hâlâ işin en kritik parçası. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? İnsan her şeyi hemen olsun istiyor. En iyi şirket, en iyi pozisyon, en yüksek maaş... Sonra yıllar geçiyor ve kariyerin uzun bir maraton olduğunu görüyorsunuz. İyi bir kariyer yapmaya çalışsınlar ama bunu iyi bir insan olmanın önüne koymasınlar. Çünkü yıllar sonra insanlar unvanları değil, onlara nasıl davrandığınızı hatırlıyor. Gençlere insanları gözlemlemelerini, farklı fikirleri dinlemelerini öneririm. Meraklarını hiç kaybetmesinler. Soru sorsunlar. Mizah duygusunu kaybetmesinler. İyi bir espri çok problemi çözer. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünya Pozitif Psikoloji Kongresi 2027 İstanbul'da Düzenlenecek! Haber

Dünya Pozitif Psikoloji Kongresi 2027 İstanbul'da Düzenlenecek!

Dünyanın dört bir yanından araştırmacıları, akademisyenleri, ruh sağlığı profesyonellerini, eğitimcileri, politika yapıcıları ve uygulayıcıları İstanbul'da buluşturacak kongre, "Where Cultures Meet, Humanity Flourishes" (Kültürlerin Buluştuğu Yerde İnsanlık Gelişir) temasıyla gerçekleştirilecek. Davranış bilimleri ve sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olan ve kurulduğu günden beri pozitif psikoloji alanında önemli çalışmalar yürüten, bu yıl düzenlediği 8. Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresiyle de uluslararası arenadan önemli isimleri Türkiye’de buluşturan Üsküdar Üniversitesi, şimdi 10. Dünya Pozitif Psikoloji Kongresine ev sahipliği için hazırlanıyor. Pozitif psikoloji alanının dünyanın en saygın bilimsel organizasyonlarından biri olan 10. Dünya Pozitif Psikoloji Kongresi (10th World Congress on Positive Psychology), 7-10 Temmuz 2027 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleştirilecek. Uluslararası Pozitif Psikoloji Birliği (IPPA) tarafından düzenlenen kongreye Üsküdar Üniversitesi öncelikli sponsor ve ev sahibi kurum olarak destek verecek. Dünyanın dört bir yanından araştırmacıları, akademisyenleri, ruh sağlığı profesyonellerini, eğitimcileri, politika yapıcıları ve uygulayıcıları İstanbul'da buluşturacak kongre, Hilton İstanbul Bomonti Hotel & Conference Center'da gerçekleştirilecek. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Yönetim Üst Kurulu Başkanı, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise kongrede yalnızca ev sahibi üniversitenin temsilcisi olarak değil, aynı zamanda IPPA tarafından oluşturulan Organizasyon Komitesi Eş Başkanı (Co-Chair of the Organizing Committee) olarak da görev alacak. Böylece Türkiye, pozitif psikoloji alanının en önemli uluslararası organizasyonlarından birine akademik ve bilimsel düzeyde liderlik eden ülkelerden biri olacak. Dünya pozitif psikolojisinin kalbi İstanbul'da atacak Uluslararası Pozitif Psikoloji Birliği (IPPA) tarafından iki yılda bir düzenlenen Dünya Pozitif Psikoloji Kongresi'nin 10'uncusu, "Where Cultures Meet, Humanity Flourishes" (Kültürlerin Buluştuğu Yerde İnsanlık Gelişir) temasıyla gerçekleştirilecek. Kongre boyunca; pozitif psikolojideki en güncel bilimsel araştırmalar, ruh sağlığı ve psikolojik iyi oluş, eğitim, sağlık, iş yaşamı, teknoloji, kamu politikaları, anlam ve amaç, bilgelik, kültürlerarası psikoloji, insan ilişkileri ve güçlü yönler temelli yaklaşımlar gibi birçok başlık, dünyanın önde gelen uzmanları tarafından ele alınacak. Üsküdar Üniversitesi uluslararası vizyonunu bir kez daha ortaya koyuyor Türkiye'de pozitif psikolojinin akademik gelişimine öncülük eden Üsküdar Üniversitesi, kuruluşundan bu yana bu alanda çok sayıda uluslararası kongre, bilimsel yayın ve eğitim programına imza attı. Üniversite, 2016 yılından itibaren düzenlediği Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongreleriyle alanın gelişimine önemli katkılar sağlarken, pozitif psikolojiyi lisans ve lisansüstü eğitim süreçlerine taşıyan öncü yükseköğretim kurumlarından biri olarak öne çıktı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan organizasyon komitesinin eş başkanı olacak Kongrenin hazırlık sürecinde Üsküdar Üniversitesi aktif rol üstlenirken, Prof. Dr. Nevzat Tarhan da Organizasyon Komitesi Eş Başkanı olarak bilimsel ve organizasyonel çalışmalara katkı sağlayacak. Prof. Dr. Tarhan daha önce Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongrelerinin de başkanlığını yürüttü. IPPA'nın 20'nci yılı İstanbul'da kutlanacak Kongre; Uluslararası Pozitif Psikoloji Birliği'nin (IPPA) kuruluşunun 20'nci yılına denk geliyor. Bu yönüyle İstanbul, pozitif psikolojinin küresel gelişiminde tarihi bir buluşmaya ev sahipliği yapacak. IPPA Kongre Başkanı ve Başkan Adayı Dr. Tayyab Rashid, kongrenin temasının İstanbul'un tarihsel kimliğiyle güçlü bir bağ kurduğunu belirterek, yüzyıllardır kıtaları, kültürleri ve medeniyetleri birbirine bağlayan İstanbul'un, insanın gelişimini ve refahını merkeze alan böyle bir organizasyon için en anlamlı şehirlerden biri olduğunu ifade ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.