Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kapsayıcılık

Kapsül Haber Ajansı - Kapsayıcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kapsayıcılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akbank’tan Üniversiteli Gençlere  “Fellowship” Çağrısı  Haber

Akbank’tan Üniversiteli Gençlere “Fellowship” Çağrısı 

10 ay sürecek program boyunca gençler, sürdürülebilirlikten sosyal girişimciliğe, tasarım odaklı düşünmeden kapsayıcılık&çeşitliliğe liderlikten sanata uzanan alanlarda eğitimler, atölyeler ve ilham buluşmalarıyla çok yönlü bir gelişim fırsatı yakalayacak. Başvurular 10 Ekim’e kadar devam ediyor. Gençlerin merakını, üretme isteğini ve değişim yaratma potansiyelini ortak bir öğrenme alanında buluşturan Akbank Fellowship Programı, Akbank Gençlik Akademisi çatısı altında altıncı dönem başvurularını almaya başladı. 18-25 Yaş Arası Gençler Başvurabilecek Türkiye’nin farklı şehirlerinden 18-25 yaş arasındaki ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencilerine açık olan ücretsiz program, sekiz ay boyunca hibrit bir modelle ilerleyecek. Adayların okuduğu bölümden çok dünyaya nasıl baktığına, hangi meselelerin peşinden gittiğine ve topluluğa nasıl katkı sunmak istediğine odaklanan süreç; farklı disiplinlerden gençleri aynı çemberde buluşturacak. ‘Dönüşümde Söz Sahibi Olmaya Davet Ediyoruz’ Akbank İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, programın altıncı dönemine ilişkin değerlendirmesinde, “Akbank Fellowship Programı’nın altıncı yılında da farklı disiplinlerden gençlerin birbirinden öğrendiği, fikirlerini sınadığı ve toplumsal etki üreten çözümler geliştirdiği bir alan açıyoruz. Tersine mentörlükten akran öğrenmesine, etki girişimi tasarımından ilham buluşmalarına uzanan deneyimlerle gençlerin kendi yollarını kurmalarını destekliyoruz. Merak eden, sorular soran ve harekete geçmek isteyen tüm üniversiteli gençleri bu topluluğa katılmaya davet ediyoruz. Gençleri geleceğin katılımcıları olmaya değil, dönüşümün bugünden söz sahibi ortakları olmaya davet ediyoruz” dedi. Program Sekiz Ay Sürecek Sekiz aylık yolculuk boyunca Fellow’lar; sürdürülebilirlik, teknoloji, sosyal girişimcilik, davranış bilimleri, sanat, tasarım odaklı düşünme ve duygusal zekâ başlıklarında yeni bakış açıları kazanacak. Çevrim içi oturumlarla İstanbul’daki yüz yüze buluşmalarda gençleri bir araya getiren program; tersine mentörlük, akran öğrenmesi, sosyal girişim tasarımı, uzman buluşmaları ve topluluk çalışmalarıyla gençlere çok yönlü bir gelişim deneyimi sunacak. Program için başvurular 10 Ekim’e kadar devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Sigorta, CHRO Summit’te Geleceğin Çalışma Dünyasını Değerlendirdi Haber

Anadolu Sigorta, CHRO Summit’te Geleceğin Çalışma Dünyasını Değerlendirdi

‘En Etkin 50 CHRO’ arasında yer alan ve ödüle layık görülen Anadolu Sigorta Genel Müdür Yardımcısı İdil Pamir zirve kapsamında düzenlenen “STAGILITY: Belirsizlikte Güçlenen Organizasyonlar” başlıklı panelde, belirsizliğin yeni normal haline geldiği iş dünyasında organizasyonel dayanıklılığa ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Pamir, güçlü bir kurum kültürü, sürekli gelişen yetkinlikler, güven veren liderlik ve teknolojiyle desteklenen çevik bir yapının değişim dönemlerinde organizasyonları güçlendiren temel unsurlar olduğunu vurguladı. CHRO Summit 2026, 29 Eylül’de Mandarin Oriental Bosphorus’ta gerçekleştirildi. 2016’dan bu yana düzenlenen zirvede Anadolu Sigorta’yı temsil eden Genel Müdür Yardımcısı İdil Pamir, En Etkin 50 CHRO arasında yer aldı ve ödüle layık görüldü. Pamir, ayrıca “STAGILITY: Belirsizlikte Güçlenen Organizasyonlar” başlıklı panele katıldı. Panelde, belirsizlik dönemlerinde organizasyonel dayanıklılık, değişime uyum, operasyonel süreklilik ile teknoloji ve süreç ile kurum kültürü arasındaki denge ele alındı. “Bizim için dayanıklılık, değişirken kendin olarak kalabilmek” Anadolu Sigorta’nın 101 yıllık kurumsal geçmişinden örnekler paylaşan İdil Pamir, dayanıklılığın kriz dönemlerinde devreye giren geçici bir refleks değil, kurumların uzun vadede geliştirmesi gereken temel bir yetkinlik olduğunu belirtti. Türkiye’nin ilk ulusal sigorta şirketi olarak kurulan Anadolu Sigorta’nın ekonomik krizlerden doğal afetlere, teknolojik dönüşümlerden değişen müşteri beklentilerine kadar çok farklı koşullardan geçtiğini hatırlatan Pamir, şirketin bu dönemlerde değişime uyum sağlarken kurumsal kimliğini ve temel değerlerini koruduğunu ifade etti. Pamir, “Bizim açımızdan dayanıklılık bir teori değil; 101 yıldır farklı koşullarda tekrar tekrar test edilmiş bir kurumsal refleks. Bu deneyim bize dayanıklılığın bulunduğunuz yeri korumak değil, koşullar değiştikçe hareket edebilmek olduğunu gösterdi. Bugün bunu ‘değişirken kendin olarak kalabilmek’ şeklinde tanımlıyoruz. Çünkü belirsizlik dönemlerinde kurumların karşı karşıya kaldığı en büyük risk yalnızca değişim değil, değişim sırasında iç tutarlılığını ve güven duygusunu kaybetmek. Anadolu Sigorta olarak, çeşitlilik ve kapsayıcılık kavramlarına verdiğimiz önem doğrultusunda, kadın emeğine verilen değerin dayanıklı bir organizasyonun ayrılmaz parçası olduğuna inanıyoruz. Bugün Anadolu Sigorta Yönetim Kurulu’nun %67’si, İcra Kurulu’nun %40’ı kadın yöneticilerden oluşuyor. Tüm yönetim kadromuz içerisinde kadın temsil oranı ise %49” dedi. Anadolu Sigorta’nın bu alandaki yaklaşımını “istikrarın içinde çeviklik” olarak tanımlayan Pamir, çalışanların, kurumun neye inandığını, kendilerinden ne beklendiğini ve yaşanan değişimin nedenlerini anlayabilmesinin önemine dikkat çekti. Güçlü kurum kültürü, güven ve sürekli öğrenme anlayışının belirsizlik dönemlerinde organizasyonların önemli dayanakları olduğunu belirten Pamir, Anadolu Sigorta’nın “Sigorta Okulu” kimliğinin de bu yaklaşımın temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Şirketin çalışan gelişimine verdiği önemin uzun yıllara dayandığını belirten Pamir, 1969 yılında hazırlanan Personel Yetiştirme Tüzüğü’nden yurt içi ve yurt dışı staj ile eğitim programlarına uzanan bu yaklaşımın, sürekli öğrenmeyi Anadolu Sigorta’nın kurum kültürünün kalıcı bir parçası haline getirdiğini ifade etti. Pamir, insan kaynakları yaklaşımını yetkinlik, liderlik ve aidiyet olmak üzere üç temel başlıkta ele aldıklarını belirterek, “Kurumsal hafıza ile değişim kapasitesini birbirinin alternatifi olarak görmüyoruz. Hedefimiz; kökleri güçlü, gövdesi esnek ve geleceğe doğru büyüyebilen bir organizasyon yaratmak. Geleceğin dayanıklı şirketlerinin değişime en çok direnenler değil, değişirken kimliğini ve güven duygusunu koruyabilenler olacağına inanıyoruz” diye konuştu. “Teknolojiyi kullanan organizasyondan, teknolojiyle düşünen organizasyona geçtik” Panelde dijital dönüşümün organizasyonel dayanıklılık üzerindeki etkisini de değerlendiren Pamir, 2025 yıl sonu itibarıyla 127 süreçte RPA teknolojisinden yararlanıldığını ve toplam otomasyon süreci sayısının bir önceki yıla göre yüzde 24 arttığını aktardı. Pamir, bu çalışmaların temel amacının yalnızca operasyonel verimlilik sağlamak değil, çalışanların zamanını daha yüksek katma değerli işlere yönlendirmek olduğunu vurguladı. Çalışanların dijital dönüşümün aktif bir parçası haline gelmesini sağlayan Robothon programına da değinen Pamir, “Robothon’u yalnızca bir teknoloji yarışması olarak görmedik. Çalışanlarımızın bir problemi tespit etmesini, süreci yeniden düşünmesini ve teknolojiyle çözüm geliştirmesini teşvik ettik. Asıl dönüşüm de burada gerçekleşti. Çalışanlarımız ‘Bu işi nasıl daha iyi, daha hızlı ve daha akıllı yapabiliriz?’ diye sormaya başladı. Böylece teknolojiyi kullanan bir organizasyondan, teknolojiyle düşünen bir organizasyona doğru ilerledik” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sivil Toplum ve Özel Sektör Temsilcileri Sürdürülebilirlik Gündemine “Başka Türlü” Bir Yaklaşım İçin Buluştu Haber

Sivil Toplum ve Özel Sektör Temsilcileri Sürdürülebilirlik Gündemine “Başka Türlü” Bir Yaklaşım İçin Buluştu

Toplumsal sorunların çözümünde yenilikçi yaklaşımların geliştirilmesi ve uygulanması amacıyla kurulan bir sosyal girişim olan SİM (Sosyal İnovasyon Merkezi); yeni oluşumu Başka Türlü Akademi ile sürdürülebilirlik alanında farklı bir öğrenme ve düşünme alanı açıyor. Sosyal girişimcilik, kurumsal sosyal sorumluluk ve gönüllülük, sivil toplum kapasite geliştirme ve kurumsal gelişim alanlarında çalışmalar yürüten SİM, Başka Türlü Akademi bünyesindeki ilk eğitim buluşmasını, sivil toplum ve özel sektörden sürdürülebilirlik alanında çalışan profesyonellerin katılımıyla gerçekleştirdi. Tam gün süren programda katılımcılar; sürdürülebilirliği yalnızca hedefler, göstergeler ve taahhütler üzerinden değil, insanların gündelik tercihleri, karar verme biçimleri ve doğayla kurdukları ilişki üzerinden yeniden düşünmeye odaklandı. Sürdürülebilirlik gündeminin giderek daha fazla strateji, politika ve performans göstergeleri üzerinden ele alındığı bir dönemde Başka Türlü Akademi, tartışmayı bu çerçevenin ötesine taşımayı amaçlıyor. Programın çıkış noktası, sürdürülebilir dönüşümün yalnızca ne yaptığımızla değil, nasıl düşündüğümüzle, hangi varsayımlarla hareket ettiğimizle ve kendimizi doğanın neresinde konumlandırdığımızla da ilgili olduğu fikrine dayanıyor. Sürdürülebilirlik konusunda karşılaşılan etik ikilemlerin simüle edildiği tartışmalardan toprağın yeniden üretim kapasitesini deneyimlemeye uzanan farklı çalışmalarla, bireysel tercihler ile sistemik sorunlar arasındaki ilişkiye bakmaya odaklanan program, katılımcıları sürdürülebilirlik alanındaki kimi temel çelişkilerle doğrudan karşılaştırma yaklaşımıyla kurgulandı. Bu yaklaşımla, sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel değil tasarım, inovasyon, davranış bilimi, kurum kültürü ve karar alma süreçleriyle kesişen bir alan olarak yeniden ele alındı. Başka Türlü Bakmak, Sosyal İnovasyonun Doğasında Var 2011 yılında Türkiye’nin ilk Sosyal İnovasyon Merkezi olarak akademisyenler ve sivil toplum profesyonellerinin bir araya gelmesiyle kurulan SİM; toplumsal, kültürel, ekonomik ve çevresel sorunlara yenilikçi çözümler geliştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bugüne kadar özel sektör, kamu, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla çok sayıda danışmanlık, araştırma, stratejik planlama, kapasite geliştirme ve eğitim çalışmasına imza atan SİM, bu birikimini şimdi Başka Türlü Akademi çatısı altında daha deneyimsel ve disiplinlerarası bir öğrenme yaklaşımına taşıyor. “Sürdürülebilirlik bugün çoğu zaman hedefler, göstergeler ve taahhütler üzerinden konuşuluyor. Oysa gerçek dönüşüm, önce düşünme ve bakma biçimlerimizi değiştirmemizi gerektiriyor.” diyen SİM Kurucu Direktörü Başak Yalvaç Özçağdaş, konuyla ilgili şunları söyledi: “Başka Türlü Akademi’yi, sürdürülebilirliği yalnızca bir gündem başlığı olarak değil; gündelik hayatımızdan kurumların karar alma biçimlerine kadar uzanan bir dönüşüm alanı olarak birlikte düşünmek için tasarladık. Alışılmış cevapları tekrarlamak yerine sorulara başka türlü bakıyor; sürdürülebilirliği yalnızca bir uyum alanı değil, yeni düşünme, tasarlama ve birlikte hareket etme biçimlerinin başlangıç noktası olarak görüyoruz. Başka Türlü Akademi’de bir “doğru cevaplar” alanı oluşturmaktan çok, farklı soruların birlikte sorulabileceği bir düşünme platformu yaratmayı hedefliyoruz.” Sürdürülebilirliğe farklı uzmanlık alanlarından bakan disiplinlerarası bir öğrenme topluluğunu bir araya getiren Başka Türlü Akademi’nin eğitmenleri arasında eğitim politikaları, ekolojik okuryazarlık ve biyomimikri alanlarında uzmanlaşan eğitimci ve araştırmacı Burcu Meltem Arık; sivil toplum, örgüt yönetimi, ekoloji ve hak temelli yaklaşım uzmanı Dr. Ali Alper Akyüz; toplumsal cinsiyet eşitliği, kapsayıcılık ve örgütsel kültür uzmanı Doç. Dr. Ece Öztan; uzman psikolog ve sosyal etki tasarımcısı Ayşe Yapıcı; sosyolog ve sosyal araştırmacı Çiğdem Akça; kent, çevre ve kentsel tarım araştırmacısı Dr. Melike Selin Ekenler, gastronomi ve sürdürülebilir mutfak alanlarında uzmanlaşan Şef Hande Matakan ile sosyal inovasyon, gönüllülük ve topluluk yönetimi uzmanı Başak Yalvaç Özçağdaş yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Girişimcilik Forumu’nda Yapay Zekâ ve İşin Geleceği Değerlendirildi Haber

Uluslararası Girişimcilik Forumu’nda Yapay Zekâ ve İşin Geleceği Değerlendirildi

“Yapay Zekâ Çağında Girişimcilik, Değerler ve İyi Olma Hâli” temasıyla düzenlenen forumda yapay zekânın iş dünyası, girişimcilik ekosistemleri, etik, kapsayıcılık ve çalışanların iyi olma hâli üzerindeki etkileri farklı perspektiflerden ele alındı. Dr. Ganesh Natarajan, üretken ve otonom yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaştığına dikkat çekerek mevcut işlerin yüzde 90-95’inin otomasyona konu olabileceğini öngörürken yapay zekânın girişimciler için pazar araştırması, yatırımcı ve iş ortağı bulma, sunum ve belge hazırlama gibi alanlarda önemli bir kapasite artışı sağlayabileceği değerlendirildi. Nihai kararın ve etik sorumluluğun insanda kalması gerektiği görüşü öne çıktı. 2001 yılından bu yana Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Latin Amerika ve Asya’da düzenlediği konferans ve çalıştaylarla girişimcilik, inovasyon, ekonomik ve toplumsal kalkınma konularında uluslararası bir tartışma zemini oluşturarak bugüne kadar 13 ülkede, beş farklı bölgede 5 binden fazla katılımcıyı bir araya getiren IEF, İstanbul’a ilk kez 2009 yılında gelmişti. Forumun 22’nci buluşması, 17 yıl sonra yeniden İstanbul’da, bu kez Özyeğin Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, akademisyenleri, girişimcileri, iş dünyası temsilcilerini ve politika yapıcıları buluşturdu. Forumun küratörlüğünü IEF Kurucusu Prof. Jay Mitra ile Özyeğin Üniversitesi Dekan Yardımcısı ve Girişimcilik Programı Başkanı Dr. Ahmet Murat Fiş üstlendi. Forumun açılışında konuşan Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, girişimciliğin üniversitenin kuruluşundan bu yana kurumsal yaklaşımının önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Özyeğin Üniversitesi’nin 15 bin mezununun bugüne kadar yaklaşık 800 girişim kurduğuna dikkat çeken Tan, üniversitenin yapay zekâ stratejisinin araştırma kapasitesini artırmak, yapay zekâyı 200’ün üzerinde derse entegre etmek, 30 büyük şirketle iş birliği yapan ÖzÜ Yapay Zekâ Platformu’nu geliştirmek ve iyi olma hâli ile eşitlik alanındaki çalışmaları güçlendirmek üzere dört eksende ilerlediğini paylaştı. Yapay zekâ iş süreçlerini dönüştürüyor Forumun ana oturumları, yapay zekânın girişimcilik açısından yarattığı fırsatların yanı sıra çalışma hayatı ve toplumsal yapı üzerindeki etkilerine de odaklandı. 5F World ve Honeywell Automation India Ltd. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ganesh Natarajan, üretken ve otonom yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaştığına dikkat çekerek mevcut işlerin yüzde 90-95’inin otomasyona konu olabileceğini öngördü. Bu dönüşümün özellikle güçlü sosyal güvenlik ağlarına sahip olmayan toplumlarda önemli sonuçlar yaratabileceğini belirten Natarajan, şirketlerin yapay zekâyı mevcut süreçlere eklemekle yetinmeyip organizasyonlarını yeniden düşünmeleri, çalışanların ise kapsamlı yeniden yetkinlik kazanma programlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Panellerde, yapay zekânın girişimciler için pazar araştırması, yatırımcı ve iş ortağı bulma, sunum ve belge hazırlama gibi alanlarda önemli bir kapasite artışı sağlayabileceği değerlendirilirken, nihai kararın ve etik sorumluluğun insanda kalması gerektiği görüşü öne çıktı. Girişimcilik ekosistemlerinin dijital bağlantıların ötesinde güven, karşılıklılık ve sürdürülebilir insan ilişkilerine dayandığı, bu nedenle yapay zekânın insan etkileşiminin yerini bütünüyle alamayacağına dikkat çekildi. Çalışanların iyi olma hâlinin ele alındığı oturumlarda ise yapay zekânın sağladığı zaman tasarrufunun her zaman daha az iş yükü anlamına gelmediği tartışıldı. Verimlilik sayesinde açılan zamanın yeni görevlerle doldurulmasının “iş yoğunlaşması” yaratabildiği, yapay zekâ tarafından üretilen çıktıların sürekli kontrol edilmesinin zihinsel yorgunluğu artırabildiği belirtildi. Değişime uyum kapasitesi, psikolojik dayanıklılık, işte anlam duygusu ve insan ilişkilerinin yapay zekâ çağındaki çalışma modelleri açısından daha kritik hâle geleceği değerlendirildi. Özyeğin Üniversitesi Kampüsü’nden girişimcilik ekosistemine İki gün boyunca Özyeğin Üniversitesi Çekmeköy Kampüsü’nde gerçekleştirilen programda yapay zekânın girişimcilik fırsatlarına etkisi, bireysel ve kurumsal iyi olma hâli, girişimcilikte kapsayıcılık ve toplumsal cinsiyet, teknolojik ve ekonomik belirsizliklere uyum, girişimcilik etiği ve değerler ile toplumsal iyi olma hâli ve girişimcilik ekosistemleri altı ayrı panelde ele alındı. İlk günün sonunda katılımcılar, üniversite kampüsünde Le Cordon Bleu İstanbul tarafından hazırlanan kokteyl resepsiyonunda bir araya geldi. Türkiye’nin ve İstanbul’un büyüyen teknoloji ve girişimcilik ekosisteminden ve girişimcilere sağlanan desteklerden örnekler sunulan İTÜ ARI Teknokent ziyareti ile program tamamlandı. Forumun organizasyon sürecinde Özyeğin Üniversitesi İşletme Fakültesi ve Girişimcilik Merkezi de önemli katkı sundu. Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Kulübü (ÖzÜ Entrepreneurship Society) ve gönüllü öğrenciler ise forum süresince karşılama ve saha koordinasyonuna destek vererek uluslararası katılımcıların kampüs deneyimine katkı sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perfetti Van Melle Türkiye’den Eşitlikten Etkiye Uzanan Yaklaşım Haber

Perfetti Van Melle Türkiye’den Eşitlikten Etkiye Uzanan Yaklaşım

Perfetti Van Melle Türkiye, kadınların iş hayatında ve liderlik rollerinde daha güçlü temsilini destekleyen LEAD Network Türkiye’nin Liderlikte Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Konferansı’nda bu yıl ana sponsorlarından biri olarak yer aldı. “Eşitlikten Etkiye: Birlikte Bütünüz” oturumunda; Perfetti Van Melle Türkiye Genel Müdürü M. Umut Şekerdağ, İnsan Kaynakları Direktörü Deniz Kafkas ve Pazarlama Direktörü Deniz Nalcı, eşit fırsatların ve kapsayıcı kurum kültürünün bireylerden kurumlara, kurumlardan topluma uzanan etkisini ele aldı. “Eşitlikten Etkiye: Birlikte Bütünüz” başlığı altında gerçekleştirilen sunumda, dünyanın en mutlu ülkelerinin neden mutlu olduğu sorusundan yola çıkılarak toplumsal cinsiyet eşitliği, barış, huzur ve refah arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekildi. Mutluluk, toplumsal huzur ve eşitlik alanlarında öne çıkan ülkelerin benzer ülkeler olmasının tesadüf olmadığı; kadınların toplumsal hayatta ve iş dünyasında eşit fırsatlara sahip olmasının yalnızca bireysel başarıları değil, toplumların gelişimini ve ortak refahını da güçlendirdiği vurgulandı. Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınların toplumsal hayatta ve çalışma yaşamında hak ettikleri yeri alabilmeleri için açtığı yoldan ilhamla, gerçek dönüşümün yalnızca fırsat eşitliğini savunmakla değil, bu fırsatları somut adımlarla hayata geçirmekle mümkün olduğu ifade edildi. Perfetti Van Melle Türkiye’nin, kadınların organizasyonun her seviyesinde güçlü şekilde temsil edilmesini destekleyen uygulamaları ve bu alanda elde edilen somut sonuçlar da katılımcılarla paylaşıldı. Şirkette fabrika operatörlerinin %60’ının, son bir yılda işe alınan çalışanların %67’sinin, yaz dönemi stajyerlerinin %70’inin ve Career Kitchen Young Talent Programı aracılığıyla ekibe katılarak kadroya geçen çalışanların %87’sinin kadın olduğu aktarıldı. Kadınların önündeki görünür ve görünmez engellerin kaldırılmasının, kapsayıcı bir kurum kültürünün oluşturulmasının ve herkesin kendi etki alanında sorumluluk almasının önemi vurgulandı. Oturumda, eşit fırsatların bireylerin çalışma hayatındaki deneyiminin yanı sıra kurumların kültürünü ve toplumun ortak refahını da etkileyebileceğine dikkat çekildi. Bir kadına sunulan fırsatın çevresine ilham verebileceği, kurumlarda dönüşümü destekleyebileceği ve toplumun geleceğine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Böylece eşitlikten etkiye uzanan dönüşümün, bireylerin ve kurumların kendi etki alanlarında attığı adımlarla güçlenebileceği mesajı öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AgeSA 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

AgeSA 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

Raporda öne çıkan sonuçlar şöyle sıralandı: Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) bağlantılı ürün ve hizmet sayısı 26’ya çıkarılırken, bu alanlardan elde edilen gelir 15,4 milyar TL ile toplam gelirlerin yüzde 51’ini oluşturdu. AgeSA Sürdürülebilirlik Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu 1,8 milyar TL büyüklüğe ulaşarak yatırımcısına yüzde 19 net getiri sağladı; portföye temiz enerji, sürdürülebilir tarım ve gıda uygulamaları temalı yeni fonlar eklendi. Toplam sera gazı emisyonları bir önceki yıla göre yüzde 27, enerji yoğunluğu ise yüzde 29 azaltıldı. Kadın çalışan oranı yüzde 66, kadın yönetici oranı yüzde 52 ve STEM rollerindeki kadın oranı yüzde 37,5 oldu. Kapsayıcılık programlarıyla 1.244 kişiye doğrudan ulaşıldı ve sosyal fayda üreten toplumsal yatırım programlarına toplam 11,6 milyon TL kaynak aktarıldı. SKA Bağlantılı Gelirler Toplam Gelirlerin Yüzde 51’ini Oluşturdu AgeSA, sürdürülebilirliği ürün ve hizmet portföyünün de temel unsurlarından biri olarak ele alıyor. Şirketin 2025 yılında Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları bağlantılı ürün ve hizmetlerden elde ettiği gelir 15,4 milyar TL’ye ulaştı. Bu tutar, AgeSA’nın toplam gelirlerinin yüzde 51’ini oluşturdu. SKA bağlantılı ürün ve hizmet sayısını 26’ya çıkaran AgeSA, finansal güvence ve birikim çözümlerini sürdürülebilir kalkınma perspektifiyle geliştirmeye devam etti. Sürdürülebilir Fonlarla Tematik Yatırım Seçenekleri Genişledi AgeSA Sürdürülebilirlik Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu, 2025 yılında 1,8 milyar TL büyüklüğe ulaşırken yatırımcısına yüzde 19 net getiri sağladı. Şirket, portföyüne eklediği enerji, tarım ve gıda temalı fonlarla katılımcılarına sürdürülebilirlik odağındaki yatırım seçeneklerini genişletti. Bu fonlar aracılığıyla sürdürülebilir çözümler geliştiren şirketlere yatırım imkânı sunan AgeSA, katılımcılarının birikimlerini uzun vadeli büyüme ve sürdürülebilir kalkınma potansiyeli taşıyan alanlarla buluşturdu. Sera Gazı Emisyonları Bir Önceki Yıla Göre Yüzde 27 Azaldı 2050 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda çevresel etkisini azaltmaya yönelik çalışmalarını sürdüren AgeSA, 2025 yılında toplam sera gazı emisyonlarını bir önceki yıla göre yüzde 27 azalttı. Enerji verimliliği ve operasyonel dönüşüm odağında yürütülen çalışmaların sonucunda şirketin enerji yoğunluğu da yüzde 29 düşerek 0,17 MWh/milyon TL seviyesine geriledi. Kaynakların verimli kullanılması ve döngüselliğin artırılmasına yönelik çalışmalarını sürdüren AgeSA, aynı dönemde plastik tüketimini yüzde 39 azaltırken geri dönüştürülen atıkların toplam atıklar içindeki payını yüzde 33’e çıkardı. Eşitlik, Kapsayıcılık ve Çeşitlilik Kurum Kültürüne Yön Verdi Farklı deneyimlerin, bakış açılarının ve yetkinliklerin bir arada güçlendiği bir çalışma kültürünü benimseyen AgeSA, eşitlik, kapsayıcılık ve çeşitlilik yaklaşımını 2025 yılında da insan ve kültür politikalarının temelinde tuttu. AgeSA’da kadınlar toplam çalışanların yüzde 66’sını, yönetici pozisyonlarının yüzde 52’sini, STEM rollerinin ise yüzde 37,5’ini oluşturdu Yeni nesil yetenekleri organizasyona kazandırmayı ve farklı kuşakların birlikte ürettiği dinamik bir çalışma ortamını destekleyen AgeSA’da, yıl boyunca gerçekleştirilen yeni işe alımların yüzde 62’sini 30 yaş altı çalışanlar oluşturdu. Çalışanlarının değişen iş dünyasının gerektirdiği yetkinlikleri geliştirmelerine, bilgi ve becerilerini sürekli ileri taşımalarına yatırım yapan şirket, 2025 yılında toplam 98 bin 907 saat eğitim imkânı sundu. Toplumsal Yatırım Programlarına 11,6 Milyon TL Aktarıldı Toplumsal etki çalışmalarını kapsayıcılık odağında sürdüren AgeSA, 2025 yılında kapsayıcılık programlarıyla 1.244 kişiye ulaştı. Şirket, toplumsal yatırım programlarına toplam 11,6 milyon TL kaynak aktararak sosyal fayda üreten çalışmaları destekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mastercard ve Wtech Genç Kadınların Teknoloji Kariyerine Güç Katacak Haber

Mastercard ve Wtech Genç Kadınların Teknoloji Kariyerine Güç Katacak

Mastercard Türkiye, toplumsal etki odaklı projelerine bir yenisini daha ekliyor. Wtech – Teknolojide Kadın Derneği ile hayata geçirilen Futuready by Mastercard Programı, genç kadınların teknoloji alanındaki yetkinliklerini geliştirmelerini ve kariyer yolculuklarına güçlü bir adım atmalarını desteklemeyi amaçlıyor. Teknoloji, veri ve inovasyon alanlarında geleceğe dönük yetkinlikleri genç kadınlarla buluşturmayı hedefleyen program, Mastercard'ın kapsayıcılık yaklaşımının Türkiye'deki somut adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Program kapsamında seçilecek 30 katılımcı, Mastercard'ın uzman ekipleri tarafından verilecek teknik eğitimlere katılacak ve gönüllü mentörlerden bire bir kariyer planlaması, profesyonel gelişim, iş dünyasına hazırlık ve liderlik becerileri konusunda destek alacak. Program içeriği ve başvuru süreci Futuready by Mastercard Programı; yapay zekâ ve veri analitiği, siber güvenliğin temelleri, veri güvenliği ile liderlik ve profesyonel beceriler olmak üzere dört ana modülden oluşuyor. Katılımcılar uygulamalı eğitimler aracılığıyla veri odaklı karar alma süreçlerini deneyimleyecek, proje geliştirme ve sunum çalışmalarıyla edindikleri bilgileri pratiğe dökme fırsatı bulacak. Başvurular 19 Ekim’e kadar devam edecek. Kasım ayında başlayacak eğitimler Aralık ayı sonuna kadar devam edecek. Program, düzenlenecek mezuniyet töreniyle tamamlanacak. Başvuru kriterleri arasında; STEM alanlarında eğitim gören üniversite 4. sınıf ve yüksek lisans öğrencisi olmak veya mezun olmak, yapay zekâ, veri analitiği ve siber güvenlik alanlarına ilgi duymak ve iyi seviyede İngilizce bilmek yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IC Holding Sürdürülebilirlikte Önceliklerini 285 Paydaşın Görüşüyle Şekillendirdi Haber

IC Holding Sürdürülebilirlikte Önceliklerini 285 Paydaşın Görüşüyle Şekillendirdi

IC Holding, 1 Ocak 2024–31 Aralık 2025 dönemindeki sürdürülebilirlik performansını ve gelecek dönem hedeflerini ortaya koyan 2024-2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. “Etkimiz, İzimiz, Geleceğimiz” başlığıyla hazırlanan rapor; Holding’in inşaat, altyapı, enerji, turizm, sanayi ve gayrimenkul alanlarındaki faaliyetlerini çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla ele alıyor. Raporda, çifte önemlilik analizi sonucunda belirlenen öncelikli konulardaki çalışmaların yanı sıra Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na sağlanan katkılar ve UN Global Compact’ın 10 ilkesine yönelik ilerlemeler de paylaşılıyor. GRI Standartları’na uygun hazırlanan rapordaki seçilmiş çevresel ve sosyal göstergeler ile çifte önemlilik analizi bağımsız sınırlı güvence denetiminden geçti. “Dönüşümün bir parçası olmaya ve kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz” IC Holding CEO’su ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Can Çaka, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sürdürülebilirliği; yatırımlarımızı, risklerimizi ve operasyonel dayanıklılığımızı şekillendiren bir yönetim alanı olarak görüyoruz. İnşaattan enerjiye, altyapıdan turizme uzanan çok sektörlü bir yapımız olduğundan, sürdürülebilirlik konusunda ortak bir yaklaşım geliştirmemiz ve her sektörün kendi dinamiklerine uygun çözümler üretmemiz gerekiyor. Bunun yanında yenilenebilir enerjiden sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimine, biyoçeşitlilikten sosyal etkiye kadar farklı alanlarda ortaya koyduğumuz somut sonuçları daha ileri taşımayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirliği, uzun vadeli değer yaratma ve rekabet gücümüzün temel unsurlarından biri olarak iş süreçlerimize daha güçlü biçimde entegre etmeye devam ederken paydaşlarımızın da katılımını artıracağız.” Enerji verimliliğinde yılda 8,7 milyon kWh tasarruf Rapor döneminde IC Holding grup şirketlerinde yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarında hayata geçirilen uygulamalarda ölçülebilir sonuçlar elde edildi. IC Enterra’nın yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi 2024 yılında 1,07 milyar kWh, 2025 yılında ise yaklaşık 1,25 milyar kWh olarak gerçekleşti. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu’nda gerçekleştirilen LED dönüşümüyle yıllık yaklaşık 8,7 milyon kWh enerji tasarrufu sağlanırken, 8 bin 248 armatür ve aydınlatma ekipmanı geri dönüştürüldü. Grup şirketlerinin veri merkezlerinin tek merkezde birleştirilmesi kapsamında ise 10 şirketteki 40 fiziksel sunucu devreden çıkarıldı. Bu dönüşümle yıllık yaklaşık 221 bin 600 kWh elektrik tasarrufu ve 96 ton karbon emisyonu azaltımı sağlandı. İlk çifte önemlilik analizi bağımsız güvence denetiminden geçti IC Holding, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) doğrultusundaki ilk çifte önemlilik analizini 2025 yılında gerçekleştirdi. Bu çalışmada hem Holding’in faaliyetlerinin çevre ve toplum üzerindeki etkileri hem de iklim değişikliği ve doğal kaynakların azalması gibi gelişmelerin Holding’in işlerini nasıl etkileyebileceği incelendi. Böylece hangi sürdürülebilirlik konularına öncelik verilmesi gerektiği yalnızca çevresel ve toplumsal etkiler açısından değil, şirketin karşılaşabileceği riskler ve yatırım fırsatları açısından da belirlendi. Çalışmada 146 etki, 120 risk ve 61 fırsat değerlendirilirken; yönetim, çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler, kamu kurumları, iş ortakları ve sivil toplum kuruluşlarının da aralarında bulunduğu toplam 285 iç ve dış paydaşın görüşü alındı. Analizin metodolojisi, süreçleri ve sonuçları bağımsız sınırlı güvence denetimine tabi tutuldu. Enerji altyapısı ve biyoçeşitlilik birlikte yönetiliyor Biyoçeşitlilik alanında enerji altyapısının kuşlar üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalar ölçeklendirildi. Trakya’da 2020’den bu yana 1.000 leylek yuva platformu kuruldu; 2021-2025 döneminde 29.895 metre iletken izolasyonu gerçekleştirildi. 2025’te izleme çalışmaları genişletilerek 47 leylek ve 11 şah kartal halkalandı. Önümüzdeki beş yılda 500 leylek ve 100 şah kartalın halkalanması, en az 20 kuşa GPS verici takılması hedefleniyor. DENK ile çeşitlilik ve kapsayıcılık grup genelinde yaygınlaştırılıyor IC Holding, çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık yaklaşımını DENK programıyla kurum genelinde yaygınlaştırıyor. 2025 yılında genişletilen DENK ÇEK Rehberi; İnsan Hakları Politikası, Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık Politikası ile Ev İçi Şiddetle Mücadele Politikası’nı ortak bir yapıda buluştururken, DENK Dil Kılavuzu da önyargılardan arındırılmış ve kapsayıcı bir iletişim dilinin kullanılmasına rehberlik ediyor. Program kapsamında 2025 yılı boyunca Tuz Gölü ve Kilyos Tünel projeleri, IC Altyapı, Karasu Limanı, TREDAŞ, TREPAŞ ve IC Hotels operasyonlarında toplam 13 sınıf eğitimi ve 10 odak grup çalışması gerçekleştirildi. Bu çalışmalarla eşitlik ve kapsayıcılık uygulamalarının sahadaki karşılığı değerlendirilerek gelişim alanları belirlendi. Sosyal etki yatırımları iki yılda 871 milyon TL’ye ulaştı IC Holding ve grup şirketlerinin toplumsal gelişimi desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği sosyal etki yatırımlarının toplam büyüklüğü 2024-2025 döneminde 871 milyon TL’ye ulaştı. Holding, İbrahim Çeçen Vakfı ile yürüttüğü çalışmalarda finansal desteğin ötesine geçerek grup şirketlerinin teknik kapasitesini, çalışan uzmanlığını ve kurumsal işbirliklerini sosyal etki programlarına dahil ediyor. Bu kapsamda İbrahim Çeçen Vakfı iş birliğiyle yürütülen IC Kariyer Köprüsü programı bugüne kadar 2.000 öğrenciye ulaştı; 105 öğrenci grup şirketlerinde staj olanağı elde etti. Deprem bölgesinde kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımını destekleyen Yaşam Atölyeleri’nden ise 500’den fazla kadın doğrudan yararlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mastercard Türkiye, Great Place To Work Sertifikası Almaya Tekrar Hak Kazandı Haber

Mastercard Türkiye, Great Place To Work Sertifikası Almaya Tekrar Hak Kazandı

Mastercard Türkiye, çalışan deneyimi ve iş yeri kültürü alanında küresel otoritelerden Great Place To Work tarafından verilen Great Place To Work-Certified sertifikasını bir kez daha almaya hak kazandı. Trust Index çalışan anketine göre, Mastercard Türkiye çalışanlarının yüzde 91’i şirketi genel olarak harika bir iş yeri olarak tanımladı. Sonuçlar; güvenli çalışma ortamı, eşitlik, kapsayıcılık ve çalışanların kurumlarına duyduğu gurur başlıklarında güçlü bir tablo ortaya koydu. Araştırmaya katılan çalışanların yüzde 94’ü Mastercard’da çalıştığını söylemekten gurur duyduğunu belirtirken, yüzde 97’si milliyet veya kökenden bağımsız olarak herkese adil davranıldığını ifade etti. Çalışanların yüzde 96’sı şirketin adil ve kapsayıcı bir çalışma ortamı sunduğunu, yüzde 99’u ise güvenli bir çalışma ortamı sağladığını belirtti. 2023 yılında da Great Place To Work olarak tanınmış olan Mastercard Türkiye, Great Place To Work Sertifikası’nın yanı sıra, “Best Workplaces in Financial Services & Insurance 2026” listesinde 100-499 çalışan kategorisinin en iyi üç işvereni arasında yer aldı. Bu iki başarı, şirketin çalışan deneyimini uzun vadeli kurum kültürünün temel unsurlarından biri olarak konumlandırdığını ortaya koydu. “Bu başarının gerçek sahibi çalışma arkadaşlarımız” Mastercard Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Onur Faydacı, değerlendirmesinde şunları söyledi: “Mastercard’da farklı bakış açılarının yenilikçiliği güçlendirdiğine, güven ve karşılıklı saygının ise sürdürülebilir başarının temelini oluşturduğuna inanıyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın kendilerini değerli, güvende ve ait hissettikleri; fikirlerini özgürce paylaşabildikleri bir kültür oluşturmak en önemli önceliklerimizden biri. Bu sertifikanın doğrudan çalışanlarımızın değerlendirmelerine dayanması, bizim için taşıdığı anlamı daha da artırıyor. Türkiye’de birlikte geliştirdiğimiz güçlü kurum kültürünün bağımsız bir kuruluş tarafından tescillenmesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Bu başarının gerçek sahibi olan tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” Mastercard çalışanlarına öğrenme, gelişme ve farklı bakış açılarıyla katkı sunma fırsatları sağlayarak herkesin desteklendiğini hissettiği, birbirleriyle bağ kurabildiği ve potansiyelini tam olarak ortaya koyabildiği bir çalışma ortamı oluşturmayı amaçlıyor. Great Place To Work Sertifikası, çalışanların iş yeri deneyimlerini kuruma duyulan gurur ve çalışma arkadaşları arasındaki ilişkiler gibi alanlarda ölçen Trust Index çalışan anketine dayanıyor. Sertifika, doğrudan çalışan geri bildirimleri temelinde, olumlu bir iş yeri kültürüne ilişkin küresel standardı karşılayan kuruluşlara veriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.