Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Koruma

Kapsül Haber Ajansı - Koruma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Koruma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Arkeolojinin Duayenleri Nilüfer’de Buluştu Haber

Arkeolojinin Duayenleri Nilüfer’de Buluştu

Nilüfer Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “Arkeoloji Gündemi”, Türkiye’de arkeoloji bilimine yön veren üç önemli ismi Pancar Deposu’nda bir araya getirdi. Prof. Dr. Mustafa Şahin’in moderatörlüğünü üstlendiği panelde, kent arkeolojisi ile kültürel mirasın korunması başlıkları konuşuldu. Etkinliğe, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ile Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Özlem Akbaş Önsoy da katıldı. Panelde salonu dolduran katılımcılar, alanın duayen isimlerini ilgiyle dinledi. “SİDE ÖRNEK OLABİLİR” Panelde konuşan Side Kazı Başkanı Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, Side’nin kentsel ve üçüncü derece arkeolojik sit alanında yürütülen çalışmaları aktardı. 2014’te alınan sit kararının ardından 140 parselde gerçekleştirilen akademik kazılarla kentin yerleşim tarihinin milattan önce 9. yüzyıla kadar uzandığının ortaya konduğunu söyleyen Alanyalı, tiyatro ile antik liman arasındaki bölgenin ilk kez bütüncül biçimde değerlendirebildiğini belirtti. Kazı sürecinin parsel sahipleriyle imzalanan protokoller üzerinden yürüdüğünü hatırlatan Alanyalı, “Side gibi bazı antik kentlerde bu uygulama örnek olabilir; ancak her kent için aynı modelin geçerli olduğunu söylemek doğru değil” dedi. KÜLTÜREL MİRASTAKİ TAHRİBATA DİKKAT ÇEKİLDİ Arkeoloji ve Sanat Yayınları’nın sahibi, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu üyesi Nezih Başgelen ise kültürel varlıklardaki tahribatı belgeleyen sunumuyla katılımcıların dikkatini sahadaki kayıplara çevirdi. Karabel Kaya Anıtı’nın yüzyıllık tahribat sürecini fotoğraflarla aktaran Başgelen; Latmos kaya resimleri, Kibele anıtları, Termessos lahitleri ve Edirne Muradiye Camii çinileri gibi örnekler üzerinden kayıpları anlattı. Tahribatların son yıllarda iş makineleriyle endüstriyel bir hal aldığını söyleyen Başgelen, “Yunanistan ve İtalya’da arazi teşkilatları, ağır cezalar ve etkin yaptırımlar var. Bizim de bir an önce bu yapıya kavuşmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE’NİN ARKEOLOG KADROLARI GÜÇLÜ BİR KONUMDA” Prof. Dr. Mehmet Özdoğan da Türkiye arkeolojisinin kurumsal yapısını ve teorik zeminini ele aldı. Türkiye’nin yetişmiş arkeolog kadrosunun uluslararası düzeyde çok güçlü bir konumda olduğunu vurgulayan Özdoğan, asıl sorunun bu potansiyeli sahaya yansıtacak yapının kurulamamış olması olduğunu söyledi. Arazi teşkilatı bulunmamasını, kültür envanterinin tamamlanmamış olmasını ve bilim ile bürokrasi arasındaki bağın zayıflamasını başlıca eksiklikler olarak sıralayan Özdoğan; kazı tekniği okullarının kurulması, kurtarma kazılarında profesyonel ekiplerin oluşturulması ve uluslararası koruma kuruluşlarındaki temsilin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Özdoğan, kültürel mirasın “gelecek kuşaklara aktarılmak üzere bize bırakılmış bir değer” olduğunun da altını çizdi. Katılımcıların sorularını da yanıtlayan konuşmacılara, panelin sonunda günün anısına hediye takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

13. Mimari Doğal Taş Yarışması’nın Kazananları Açıklandı Haber

13. Mimari Doğal Taş Yarışması’nın Kazananları Açıklandı

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen Mimari Doğal Taş Yarışması, bu yıl yenilenen yapısıyla mimarlık ve mekansal tasarım odağını güçlendirerek yeniden kurgulandı. T.C. Ticaret Bakanlığı desteğiyle 13. kez gerçekleştirilen, doğal taşın estetik, yapısal ve kültürel potansiyelini farklı ölçeklerde üretilmiş projeler aracılığıyla ele alan yarışma, iki ana kategoride düzenlendi. Tamamlanmış projelerin değerlendirildiği “Kategori Ödülleri” ile Türkiye’nin doğal taş çeşitliliğini temsil eden özgün sergileme önerilerine odaklanan “En İyi Stant Tasarımı Ödülü”, yarışmanın ana başlıklarını oluşturdu. Yarışmanın “Kategori Ödülleri” bölümü; Mimarlık, İç Mimarlık, Kentsel Tasarım/Kamusal Alan Tasarımı, Peyzaj Tasarımı ile Koruma, Restorasyon ve Yeniden İşlevlendirme alanlarında, 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren tamamlanmış ve Türk doğal taşlarının kullanıldığı projeleri kapsadı. “En İyi Stant Tasarımı Ödülü” kategorisi ise doğal taşın sergileme, anlatım ve mekansal temsil potansiyelini araştıran özgün tasarım önerilerine odaklandı. Bağımsız mimar ve tasarımcılardan oluşan Seçici Kurul’da Murat Tabanlıoğlu, Melike Altınışık, Burak Pekoğlu, Sefer Çağlar, Alişan Çırakoğlu, Seda Özen Bilgili ve Oktan Nalbantoğlu yer aldı. Projeler; tasarım yaklaşımının gücü ve özgünlüğü, doğal taşın mimari ve mekansal kurguya katkısı, kullanıcı deneyimi ve işlevsellik ile teknik uygulanabilirlik, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik gibi çok katmanlı kriterler çerçevesinde değerlendirildi. Seçici Kurul değerlendirmeleri sonucunda Mimarlık kategorisinde birincilik ödülü, TEĞET Mimarlık imzalı Sille İlkokulu projesine verilirken; Artı3 Mimarlık tarafından tasarlanan Arkas Sanat Alaçatı ile SO? Mimarlık imzalı Çift Yüzlü Ev projeleri jüri özel ödülüne layık görüldü. İç Mimarlık kategorisinde birincilik ödülünü URBANJOBS imzalı ESCA projesi kazanırken; Yazgan Tasarım Mimarlık tarafından tasarlanan Erkut Lotus Villaları ile MAS Mimarlık imzalı Ilıca Evi projeleri jüri özel ödülleri ile öne çıktı. Koruma, Restorasyon ve Yeniden İşlevlendirme kategorisinde birincilik ödülü, KOOP Mimarlık & AOMTD Arzu Özsavaşçı imzalı Seddülbahir Kalesi Restorasyonu projesine verildi; Buda Mimarlık tarafından tasarlanan Üzülmez Kültür Vadisi ise jüri özel ödülünün sahibi oldu. Kentsel Tasarım, Kamusal Alan ve Peyzaj Tasarımı kategorisinde ise Kantarcı Avcı Mimarlık (KAA Works) imzalı Bursa Hanlar Bölgesi Kentsel Tasarım Projesi birincilik ödülüne değer görüldü. Yarışmanın “En İyi Stant Tasarımı Ödülü” kategorisinde ise birincilik ödülü, iç mimar Gülcan Örs tarafından tasarlanan “Doğal Taş Sergi Vitrini” projesine verildi. Yarışmanın ödülleri, İMİB tarafından 15 Nisan 2026 tarihinde Hyatt Regency İzmir İstinyepark’ta gerçekleştirilen bir törenle sahiplerini buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GSMA Turkcell’in Modelini  Örnek Uygulama Olarak Seçti Haber

GSMA Turkcell’in Modelini  Örnek Uygulama Olarak Seçti

Yurt dışı kaynaklı sahte aramalar (ses datası üzerinden gerçekleştirilen) son dönemde dolandırıcılık yöntemleri arasında öne çıkıyor. Dolandırıcılar, arayan numarayı değiştirerek çağrıyı Türkiye’deki bir mobil hattan yapılıyormuş gibi gösterebiliyor. Kullanıcı ekranında yerel bir numara gördüğü için çağrıya daha kolay güvenebiliyor. Bu sahte arama yöntemi, telefon kullanıcılarının dolandırıcılığa açık hale gelmesine neden oluyor. Turkcell’in önerisiyle ve BTK’nın düzenlemeleri doğrultusunda geliştirilen BTK CLI uygulaması, sektör paydaşlarının katılımıyla hayata geçirildi. Turkcell’in geliştirdiği bu model, yurt dışından gelen ve Türkiye’ye ait bir mobil numara gibi gösterilen çağrıları anlık olarak kontrol ediyor. Arayan numaranın gerçekten yurt dışında olup olmadığı sorgulanıyor. Hat roaming (uluslararası dolaşım) durumundaysa çağrı iletiliyor. Aksi durumda çağrı sahte kabul edilerek sonlandırılıyor. Böylece dolandırıcılık girişimi aboneye ulaşmadan engelleniyor. Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yurt dışı kaynaklı sahte aramalar, yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada kullanıcı güvenliğini tehdit eden önemli bir sorun. BTK’nın koordinasyonu ve sektör paydaşlarımızın desteğiyle hayata geçirdiğimiz bu projeyle, Aralık 2025’te sadece Turkcell şebekesinde yaklaşık dört milyon sahte aramayı engelledik. Tüm operatörler genelinde bu sayının yaklaşık 10 milyona ulaştığını öngörüyoruz. Çözümümüzün GSMA tarafından örnek uygulama olarak seçilmesi ve Mobil Dünya Kongresi’nde uluslararası paydaşlara sunulması, Türkiye’de geliştirilen önemli bir iş modelinin küresel ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor. Müşterilerimizi dolandırıcılık girişimlerine karşı korumaya yönelik teknolojik ve sektörel iş birliklerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bununla beraber şunu da söylemek isterim: Kullanıcılar bilinmeyen numaralardan gelen aramaları ihtiyatlı cevaplama konusunda hassas davranmaya devam etmeliler.” BTK CLI uygulaması, ekiplerin tamamen kurum içi kaynaklarıyla geliştirilerek ek bir yatırım maliyeti oluşturulmadan hayata geçirildi. Daha önce koruma mekanizması yalnızca sahte numara ve hedef abonenin aynı operatörde olduğu durumlarda çalışabilirken, tüm operatörlerin katılımıyla bu güvenlik kalkanı ülke çapındaki tüm şebekeleri kapsayacak şekilde genişletildi. GSMA tarafından yürütülen ‘United Against Scams’ adlı dolandırıcılıkla mücadele programı kapsamında örnek uygulamalar listesine dahil edilen proje, 2-5 Mart 2026 tarihlerinde Barselona’da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde yapılan tanıtımlarla uluslararası teknoloji ekosistemiyle de paylaşıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akdeniz’in Mavi Ormanlarında Sessiz Yıkım:  Binlerce Gemi Deniz Çayırlarını Tahrip Ediyor Haber

Akdeniz’in Mavi Ormanlarında Sessiz Yıkım: Binlerce Gemi Deniz Çayırlarını Tahrip Ediyor

Kıyıları koruyan, balıklara üreme alanı olan ve büyük miktarda karbon depolayan bu hayati “mavi ormanlar”, özellikle yaz aylarında artan yat trafiği nedeniyle ciddi tehdit altında. WWF Akdeniz Deniz İnisiyatifi (WWF-MMI) tarafından hazırlanan “Akdeniz’in Deniz Çayırı Mavi Ormanlarını Demirleme Etkilerinden Korumak” başlıklı rapor, Akdeniz’de demirleme faaliyetlerinin deniz çayırları üzerindeki etkisini çarpıcı verilerle ortaya koyuyor. WWF-MMI koordinasyonunda; WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), WWF-Fransa, WWF-Yunanistan, WWF-Kuzey Afrika, LINKS Vakfı, ITHACA srl., Fransa Biyoçeşitlilik Ofisi (Office Français de la Biodiversité) ve Küresel Balıkçılık İzleme (Global Fishing Watch) iş birliğiyle hazırlanan rapor, 2024 yılına ait Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS) verilerinin analiziyle deniz çayırlarındaki durumu gözler önüne seriyor. Akdeniz’de sessiz tehlike: 50.000 hektardan fazla alan etkilenmiş olabilir Rapora göre 2024 yılı boyunca 179.000’in üzerinde gemi, potansiyel olarak deniz çayırlarının bulunduğu alanlarda demirlendi. Bu demirlemelerin yaklaşık yarısı 24 metreden büyük gemiler tarafından gerçekleştirildi. Analizler, Akdeniz genelinde 50.000 hektardan fazla Posidonia oceanica çayırı alanının demirleme faaliyetlerinden etkilenmiş olabileceğini gösteriyor. Bunun 30.000 hektardan fazlasının büyük gemilerden kaynaklandığı belirtiliyor. Akdeniz’e özgü bir deniz çayırı türü olan Posidonia oceanica, kıyı ekosistemlerinin en kritik habitatlarından biri olarak kabul ediliyor. 20.000 km²’yi aşan bir alana yayılan bu “mavi ormanlar”, balıklar için üreme ve yavrulama alanı sağlıyor, kıyıları erozyona karşı koruyor ve dalga enerjisini azaltarak doğal bir kıyı savunması oluşturuyor. Ancak bu habitatların en kritik rolü, “mavi karbon” depolama kapasitesi. Rapora göre Akdeniz’deki Posidonia çayırları yaklaşık 540 milyon ton karbon depoluyor. Bu miktar, yaklaşık 430 milyon aracın yıllık CO₂ emisyonuna eşdeğer bir karbon tutma kapasitesi anlamına geliyor. Buna karşın, son 50 yılda Akdeniz’deki deniz çayırlarının yaklaşık %34’ünün yok olduğu tahmin ediliyor. Raporda demirlemenin doğrudan fiziksel tahribat ve habitat parçalanmasına yol açtığı vurgulanıyor. Geleneksel çapa demirlerinin deniz tabanında sürüklenerek çayırları kökünden söktüğü ve %20 ila %50 arasında habitat parçalanmasına neden olabildiği belirtiliyor. Hasar görmüş çayırlarda karbon tutma kapasitesinin yaklaşık %30 oranında azaldığı, tür zenginliğinde ise %40’a varan kayıplar yaşandığı aktarılıyor. Posidonia oceanica’nın yılda ortalama 1-6 santimetre büyüyebildiği göz önüne alındığında, oluşan hasarın doğal yollarla iyileşmesi 10 ila 15 yılı bulabiliyor. Raporda ayrıca Posidonia habitatlarına bağlı balıkçılık faaliyetlerinde %25–40 oranında av verimi düşüşü yaşandığı; deniz çayırı bozulmasının dalış turizmi ve ekoturizm üzerinde de olumsuz etkiler yarattığı ifade ediliyor. Türkiye’de Sıcak Nokta: Datça–Bodrum Rapor bulgularına göre Hırvatistan, Fransa, Yunanistan, İtalya ve Türkiye; hem Posidonia çayırlarının kapladığı alan hem de demirleme yoğunluğu bakımından en yüksek değerlere sahip ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye özelinde ise Datça–Bodrum bölgesi öne çıkıyor. 2024 yılında bu bölgede 13.000’in üzerinde demirleme kaydedildi. Türkiye, demirleme yoğunluğu ve “sıcak nokta” sayısı bakımından en yüksek değerlere sahip ülkeler arasında konumlanıyor. Demirleme baskısının özellikle Mayıs–Eylül döneminde, yani turizm sezonunda yoğunlaştığı belirtiliyor. Artan yat ve süper yat trafiği, kıyı çayırları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Önleyici Koruma Çağrısı Rapor, restorasyon çalışmalarının hem maliyetli hem de uzun vadeli olduğunu vurgulayarak önleyici koruma önlemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. WWF; Deniz çayırları üzerinde 15 metreden büyük gemilerin demirlemesinin yasaklanması,Hassas alanlarda demirlemeye kapalı bölgeler oluşturulması,Ekolojik şamandıra sistemlerinin yaygınlaştırılması,Deniz çayırı haritalarının denizcilik planlamasına entegre edilmesi,Denetim ve yaptırım kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Rapor, eşgüdümlü ve bilime dayalı önlemler alınmadığı takdirde demirleme kaynaklı tahribatın artarak süreceğine dikkat çekiyor. Posidonia oceanica çayırlarının korunmasının yalnızca biyoçeşitlilik açısından değil; iklim direnci, karbon depolama kapasitesi ve kıyı topluluklarının ekonomik sürdürülebilirliği açısından da stratejik önem taşıdığı vurgulanıyor. Akdeniz’in berrak sularının altında sessizce varlığını sürdüren bu “mavi ormanlar”, bugün alınacak kararlarla geleceğe taşınabilecek kritik bir doğal sermaye olarak öne çıkıyor. Akdeniz’in Deniz Çayırı Mavi Ormanlarını Demirleme Etkilerinden Korumak başlıklı rapor bu bağlantıdan indirilebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Sigorta’dan Fiyatın Ötesinde Bir Kasko Anlayışı Haber

Anadolu Sigorta’dan Fiyatın Ötesinde Bir Kasko Anlayışı

Şirket, kaskoyu yalnızca fiyat karşılaştırması yapılan bir ürün olmaktan çıkarıp, araç sahipleri için gerçek koruma sağlayan, sürdürülebilir bir güvence sistemi olarak konumlandırıyor. Türkiye’nin en köklü sigorta şirketlerinden Anadolu Sigorta, artan hasar maliyetleri ve yükselen araç bedelleri karşısında kasko branşında pazarın sağlıklı büyümesini ve sigorta bilincinin yaygınlaşmasını esas alan bir strateji izliyor. Bu yaklaşım, fiyat algısı nedeniyle kasko sigortasından uzak kalan geniş bir araç sahibi kitlesinin, sürdürülebilir bir risk yönetimi anlayışıyla sisteme dahil edilmesini hedefliyor. Türkiye’de trafiğe kayıtlı 33 milyonu aşkın aracın yaklaşık yüzde 25’inin kasko poliçesine sahip olduğuna dikkat çeken Anadolu Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Taylan Matkap, kasko sigortasına ilişkin görüşlerini şu sözlerle dile getirdi; “Son dönemde kasko sigortasının pahalı olduğu yönünde yaygın bir algı var. Ancak bu algı, sadece fiyat etiketine bakılarak yapılan bir değerlendirmeye dayanıyor. Veriler çok net: Araç bedeli artarken, kasko maliyeti araç değerine oranla geriliyor. 2025 başında 2 milyon TL değerindeki bir aracın kasko primi araç bedelinin %1,4’üne karşılık gelirken; bugün 2,5 milyon TL’lik aynı araçta bu oran %1,3 seviyesine indi. Nominal prim artışlarına rağmen, araç değerine oranla kasko maliyetinde müşteri lehine reel bir iyileşme söz konusu.” “Kasko poliçe primi artık periyodik bakım seviyesine geriledi” Matkap sözlerini şöyle sürdürdü: “2022 yılında bir aracın kasko primi tek bir far ünitesi değişimi maliyetine denk gelirken, bugün bu tutar neredeyse periyodik bakım seviyesine gerilemiş durumda. Bu tablo, kaskonun pahalılaşmadığını; sunduğu teminatla kıyaslandığında erişilebilirliğini koruduğunu açıkça gösteriyor. Bununla birlikte, artan hasar maliyetleri ve operasyonel gider baskısı dikkate alındığında, sektörün 2026 yılında teknik kârlılık tarafında daha disiplinli bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyacağı görülüyor. Bu nedenle sürdürülebilir fiyatlama önümüzdeki dönemde bir tercih değil, zorunluluk olacaktır.” Anadolu Sigorta’nın poliçe fiyatlarını riskin gerçek maliyetine göre belirlediğine dikkat çeken Matkap, şu ifadeleri kullandı: “Sürdürülemez indirimlerle günü kurtarmayı değil, hasar anında güçlü kalmayı tercih ederiz. Çünkü bizim için müşteri, bir poliçeden ibaret değil; müşteriyle kurduğumuz ilişki uzun vadeli bir güven ilişkisi. Bu doğrultuda fiyatlamamızı yalnızca hasar geçmişine dayalı statik bir yaklaşımla değil; gelişmiş modelleme altyapısı, segment bazlı risk analizi ve optimizasyon prensipleriyle şekillendiriyoruz. Araç kullanım davranışlarını, risk profilini ve müşteri ilişki geçmişini birlikte değerlendirerek dinamik bir fiyatlama modeli uyguluyoruz. Amacımız her müşteriye riskine ve değerine uygun, adil ve sürdürülebilir bir fiyat sunmaktır. Çünkü doğru fiyatlama yalnızca prim üretmez; güven üretir.” Kasko teklifi almasına rağmen poliçe yaptırmayan geniş bir araç sahibi kitlesi olduğuna dikkat çeken Matkap: “Bu grubun önemli bir bölümünün kasko yaptırma niyetinde olduğu; ancak prim odaklı bakış açısı ve teminatların yeterince bilinmemesi nedeniyle kararını ertelediği görülüyor. Anadolu Sigorta olarak, özellikle trafik sigortası bulunmasına rağmen kasko sigortası olmayan araç sahiplerini stratejik öncelik olarak konumlandırıyor, kaskoyu dar bir müşteri grubunun tercihi olmaktan çıkarıp daha geniş kitleler için ulaşılabilir bir güvenceye dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu yaklaşım, yalnızca şirketimizin büyümesini değil, sektörümüzün uzun vadeli aktüeryal dengesini de gözetiyor” dedi. Birleşik Kasko Sigortası ile gerçek koruma Anadolu Sigorta’nın ürün gamında öne çıkan Birleşik Kasko Sigortası, kasko sigortasında bütüncül bir yapı sunuyor. Çarpma, çarpışma, yanma ve çalınma gibi temel risklerin ötesinde sunulan ek teminatlar sayesinde yüksek maliyetli ve beklenmedik hasarlara karşı güçlü bir koruma sağlanıyor. Birleşik Kasko’da görünmez ama hayati bir güvence: İMM Birleşik Kasko’nun en kritik bileşenlerinden biri olan İhtiyari Mali Mesuliyet (Artan Mali Sorumluluk – İMM) Teminatı’nın yalnızca trafik sigortası limitlerinin aşılması halinde devreye giren teknik bir ek teminat olmadığını belirten Matkap, bu teminatın, modern risk toplumunun görünmez kırılganlıklarına karşı geliştirilmiş güçlü bir finansal güvenlik katmanı anlamına geldiğini belirtti. Matkap sözlerini şöyle sürdürdü: “Çoğu sürücü için milyonlarca liralık bir tazminat riski düşük ihtimalli bir senaryo gibi görünür. Ancak gerçekleştiğinde, bireysel serveti, işletmeleri ve hatta kuşaklar arası birikimi ortadan kaldırabilecek ölçekte sonuçlar doğurabilir. Risk yönetiminde asıl mesele, sık gerçekleşen küçük hasarlar değil; nadir fakat yıkıcı etki yaratan olaylardır. Bu nedenle İMM teminatı, olasılığa değil etkiye odaklanan bir yaklaşımı temsil eder. Trafik sigortası limitleri maliyeti yüksek kazalarda yetersiz kalabilmektedir. İhtiyari Mali Mesuliyet teminatı, finansal felaketi absorbe eden bir tampon mekanizma olarak böyle durumlarda devreye girer. İşte bu noktada, koruma kavramı fiyatın ötesine geçer ve gerçek anlamını bulur. Anadolu Sigorta’nın bu teminat kapsamında sunduğu “sınırsız” limit seçeneği, yalnızca yüksek bir rakamdan ibaret değil; artan araç bedelleri, yükselen tedavi giderleri ve mahkeme kararlarıyla büyüyen tazminat tutarları karşısında, belirsizliğin üst sınırını sigortalı lehine yeniden tanımlar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

13. Mimari Doğal Taş Yarışması Başvurulara Açıldı! Haber

13. Mimari Doğal Taş Yarışması Başvurulara Açıldı!

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği tarafından bu yıl 13. kez düzenlenen Mimari Doğal Taş Yarışması, mimarlık ve mekansal tasarım odaklı yenilenen yapısıyla başvurulara açıldı. Doğal taşın kullanıldığı tamamlanmış projelerin değerlendirileceği “Kategori Ödülleri” ile yarışmaya özel olarak geliştirilecek sergileme odaklı tasarım önerilerinin ele alınacağı “En İyi Stant Tasarımı Ödülü” olmak üzere iki ana kategoride düzenlenen yarışmaya başvurular 13 Şubat 2026 tarihine kadar kabul ediliyor. İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB), T.C. Ticaret Bakanlığı desteğiyle düzenlenen 13. Mimari Doğal Taş Yarışması ile Türk doğal taşlarının mimarlık ve tasarım alanlarındaki çağdaş, nitelikli ve yenilikçi kullanımını desteklemeyi sürdürüyor. Yarışma, doğal taşın estetik, yapısal ve kültürel potansiyelini farklı ölçeklerde üretilmiş projeler aracılığıyla görünür kılmayı amaçlıyor. Bu yıl itibarıyla kapsamı yeniden ele alınan yarışma, önceki dönemlerden farklı olarak mimarlık ve mekansal tasarım odaklı bir yapıyla yeniden kurgulandı. Güncel edisyonunda odağını mimarlık, iç mimarlık, kentsel tasarım ve ilişkili tasarım disiplinlerine genişleten yarışma, doğal taşın güncel mimari pratikler içindeki rolünü, uygulamaya geçmiş projeler ve mekânsal tasarım önerileri üzerinden ele almayı hedefliyor. Türkiye’nin 650’nin üzerinde renk ve desen çeşitliliğine sahip doğal taş zenginliğini mimarlık, iç mimarlık, kentsel tasarım, peyzaj, koruma ve restorasyon projeleriyle buluşturmayı teşvik eden yarışma; doğal taşı yalnızca bir yapı malzemesi olarak değil, tasarımın belirleyici bir bileşeni olarak ele alan tamamlanmış projeleri odağına alıyor. Bu doğrultuda yarışma, yapı kültürüne katkı sunan, doğal taş kullanımını estetik ve işlevsel açıdan bütüncül biçimde ele alan nitelikli tasarımları ödüllendirmeyi amaçlıyor. Yarışmada, Kategori Ödülleri, mimarlık ve tasarım disiplinlerinde üretilmiş ve 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren tamamlanmış projeler arasından seçilecek uygulamalar üzerinden değerlendirilecek. Mimari, İç Mimari, Kentsel Tasarım / Kamusal Alan Tasarımı, Peyzaj Tasarımı, Koruma / Restorasyon ve Yeniden İşlevlendirme kategorilerinde; Türk doğal taşlarının kullanıldığı, hayata geçmiş projeler yarışma kapsamına dahil ediliyor. Böylece doğal taşın güncel mimari üretim içindeki yeri, uygulamaya geçmiş örnekler üzerinden ele alınıyor. Yarışmanın ikinci ana başlığını oluşturan En İyi Stant Tasarımı Ödülü ise yarışmaya özel olarak tasarlanmış projelere odaklanıyor. Bu kategori kapsamında, Türkiye’nin doğal taş çeşitliliğini temsil edecek şekilde, yalnızca bu yarışma için geliştirilmiş özgün stant tasarımı önerileri değerlendirilmeye alınacak. Stant Tasarımı Ödülü, doğal taşın sergileme, anlatım ve mekânsal temsil potansiyelini araştıran yenilikçi yaklaşımları teşvik etmeyi hedefliyor. Kategori Ödülleri kapsamında yarışmaya dahil edilecek projelerde, başvurunun projeyi hayata geçiren proje müellifi tarafından yapılması ve müellifliğin başvuru sürecinde beyan edilmesi beklenirken En İyi Stant Tasarımı Ödülü üniversitelerin Mimarlık, İç Mimarlık, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı, Peyzaj Mimarlığı, Kentsel Tasarım ile Koruma ve Restorasyon lisans veya yüksek lisans programlarından mezun tasarımcılara açık. Yarışma, mimarlık ve tasarım alanlarında farklı disiplinlerden gelen üretimleri bir araya getirerek doğal taşın çok yönlü kullanımına dair zengin bir perspektif sunmayı amaçlıyor. Bağımsız mimar ve tasarımcılardan oluşan Seçici Kurul tarafından yapılacak değerlendirmeler sonucunda yarışmanın Kategori Ödülleri bölümünde ödül alan tasarımcıların İMİB tarafından katılım sağlanan ulusal ve uluslararası etkinliklere davet edilmesi planlanıyor. En İyi Stant Tasarımı Ödülü’ne layık görülen projenin ise İMİB’in katılacağı ulusal ve/veya uluslararası organizasyonlarda uygulanması söz konusu olabilecek. 13. Mimari Doğal Taş Yarışması Takvimi şu şekilde açıklandı: Proje Son Teslim Tarihi: 13 Şubat 2026 Seçici Kurul Değerlendirmesi: 20 Şubat 2026 Sonuçların Açıklanması: 28 Şubat 2026 Ödül Töreni: 23 Mart 2026 Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UniKasko’da “Limitsiz İMM” Dönemi Haber

UniKasko’da “Limitsiz İMM” Dönemi

Müşteri odaklı hizmet anlayışıyla sigorta sektöründe fark yaratan Unico Sigorta, UniKasko sahiplerine sunduğu Limitsiz İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) teminatı ile trafikte güvence anlayışını yeni bir boyuta taşıdı. Unico Sigorta, müşterilerine daha geniş kapsamlı koruma sağlamak amacıyla UniKasko ürününde önemli bir güncellemeye imza attı. Bu kapsamda otomobiller için sunulan İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) teminat seçenekleri genişletilerek, mevcut limit alternatiflerine ek olarak teminat tutarında üst sınır bulunmayan “Limitsiz” seçeneği ürün kapsamına dahil edildi. Yeni Limitsiz İMM teminatı sayesinde UniKaskolu’lar, kaza durumlarında üçüncü şahıslara verecekleri maddi ve manevi zararlar konusunda limitsiz güvence sahibi oluyor. Manevi tazminat talepleri ise 5.000.000 TL ile güvence altına alınıyor. Unico Sigorta, bu yeni teminat yapısıyla yalnızca olası riskleri güvence altına almayı değil; sürücülerin yolda karşılaşabilecekleri belirsizlikler karşısında kendilerini daha güvende hissetmelerini de amaçlıyor. Limitsiz İMM avantajı, UniKaskolu’lara her yolculukta daha güçlü bir koruma sunuyor. Unico Sigorta Genel Müdürü Ender Güzeler, yeni ürüne ilişkin şunları söyledi; “Sigortacılığı yalnızca poliçe sunmak olarak değil, müşterilerimizin hayatındaki riskleri gerçek anlamda üstlenmek olarak görüyoruz. Trafikte yaşanabilecek bir kazanın, sürücülerimiz için telafisi zor mali sonuçlara dönüşmemesi en büyük önceliğimiz. UniKasko kapsamında sunduğumuz Limitsiz İMM teminatı ile müşterilerimize, ‘acaba poliçe limitlerim yeterli mi?’ sorusunu sordurmayan, güçlü bir güvence yapısı sunuyoruz. Unico Sigorta olarak sigortacılıkta güven duygusunu büyütmeye devam edeceğiz.”

Pera Müzesi Sanatseverleri “Buluşma Noktası”na Bekliyor Haber

Pera Müzesi Sanatseverleri “Buluşma Noktası”na Bekliyor

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Öğrenme Programları, ziyaretçilerini ağırlamaya devam eden Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisinden ilhamla hazırladığı “Buluşma Noktası” başlıklı yeni öğrenme programını 18 yaş ve üzeri katılımcılarla buluşturuyor. 4 – 16 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek atölye programı, katılımcıları sanatla kurulan ilişkiyi duygular, imgeler ve yorumlama pratikleri üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor. Serginin kavramsal çerçevesinden yola çıkan “Buluşma Noktası”, geçicilik ve kalıcılık, biriktirme, koleksiyon ve koruma gibi temaları duygular ekseninde ele alıyor. Program; dikiş, çizim, yazı ve kolaj gibi farklı üretim araçlarını bir araya getirerek katılımcıların sanat yapıtlarıyla kurdukları karşılaşmaları kişisel ve kolektif bir deneyim alanına dönüştürüyor. Duyguların haritasını çizmek Program kapsamında gerçekleştirilecek Sanatçı Gözde İlkin ile “Duygu Parçacıkları” başlıklı atölye, katılımcıları Ortak Duygular sergisinin açtığı karşılaşma alanlarından yola çıkarak hislerin dolaşımını birlikte deneyimlemeye çağırıyor. 4 Ocak Pazar saat 14.00’te düzenlenecek atölyede katılımcılar, sergide açığa çıkan duygu ve hikâyeleri basit çizim, yama ve dikiş teknikleriyle içi dolgulu kumaş formlar üzerine işleyerek duyguların görsel ve dokunsal bir haritasını oluşturuyor. Atölye sonunda her katılımcı, kendi duygu durumunu temsil eden “duygu parçacıkları” ile programdan ayrılıyor. Bakmak ve görmek arasında Umut Nur Sungur yürütücülüğünde 9 Ocak Cuma saat 19.00’da düzenlenecek “Yaratıcı Farkındalık: Bir İmgeyi Görmek, Dinlemek” başlıklı atölye, bakmak ve görmek arasındaki farkı görsel okuryazarlık üzerinden ele alıyor. Ortak Duygular sergisindeki eserlerden yola çıkılarak kurgulanan bu çalışmada katılımcılar, imgelerin anlam katmanlarını keşfederken empati kurma, farklı bakış açıları geliştirme ve anı deneyimleme pratiklerini sanat aracılığıyla derinleştiriyor. Çok sesli bir buluşma alanı Programın son atölyesi olan “Çok Sesli Fanzin Yaratımı”, sergideki eserlerin uyandırdığı duyguları yazı, çizim, kolaj ve fotoğraf gibi farklı üretim biçimleriyle kişisel bir fanzine dönüştürmeye odaklanıyor. Yürütücülüğünü Başak Günaçan’ın üstlendiği ve 16 Ocak Cuma saat 19.00’da yapılacak atölyede, katılımcıların bireysel sesleriyle şekillenen sayfalar yan yana geldiğinde, farklı duyguların birbirine dokunduğu kolektif bir ifade alanı ortaya çıkıyor. Atölye, kişisel üretim süreçlerinin paylaşım ve karşılaşma yoluyla çoğaldığı çok katmanlı bir deneyim sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.