Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kırmadan Korumak

Yazının Giriş Tarihi: 13.01.2026 14:32
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.01.2026 14:34

Hiç fark ettiniz mi?

Çocuklarımızı korumak için ne kadar çabalarsak çabalayalım, onları hayattan da o kadar uzaklaştırıyoruz. “Zaman kötü, dünya zorlaştı” diyoruz ama tam da bu yüzden, onların zorla baş etme gücünü farkında olmadan ellerinden alıyoruz.

Psikolojide buna “helikopter ebeveynlik” deniyor. Çocuğunun etrafında daima dolaşan, onu sürekli gözleyen, en küçük sarsıntıda hemen müdahale eden anne-baba modeli. Niyet elbette iyi. Ama her düşmeyi engellediğimizde, kalkmayı öğrenme fırsatını ellerinden alıyoruz. Koruduğumuzu sandığımız o görünmez kalkan, aslında onların gelişimlerini, cesaretlerini ve psikolojik dayanıklılıklarının da gelişmesini engelliyor.

Oysa hayatın gerçeği hep aynı: düşmek var, kaybetmek var, yeniden denemek var. Eskiden “dayanıklı çocuk” olmak, fiziksel olarak güçlü olmak demekti. Bugünse asıl mesele, ruhsal kaslarımızı güçlendirmek. Bilim buna resilience diyor; biz ise “psikolojik dayanıklılık” diyoruz.

Amerikan Psikoloji Derneği (APA), bu kavramı “zorluklar, travmalar ve stres kaynakları karşısında uyum sağlama ve toparlanma kapasitesi” olarak tanımlıyor. Yani bir yetenek değil, öğrenilebilen bir beceri. Tıpkı bir kas gibi, kullanılmadıkça zayıflıyor; zorlandıkça güçleniyor.

2020’de Frontiers in Psychiatry dergisinde yayımlanan bir araştırma, yüksek psikolojik dayanıklılığa sahip bireylerin stresli olaylardan sonra toparlanma süresinin ortalama %35 daha kısa olduğunu ortaya koydu. Yani dayanıklılık, hayatın darbelerini engellemez ama o darbelerin bizi yıkmasını önler.

Ne var ki, modern çağın en büyük çelişkisi burada gizli. Biz çocuklarımızı hayattan korudukça, aslında onları hayata hazırlamaktan uzaklaşıyoruz. Bir sınavda düşük not aldığında hemen öğretmeni suçluyoruz.

Bir arkadaşlığı bittiğinde “üzülme” diyerek duygularını bastırıyoruz. Bir başarısızlık yaşadığında “önemli değil” diyoruz ama ona “yeniden denemeyi” değil, “kaçmayı” öğretiyoruz. Böylece, farkında olmadan kendi ellerimizle kırılgan bir kuşak yaratıyoruz. Reddedilmeye tahammülü olmayan, başarısızlığı kişisel felaket gibi gören, eleştiriden kaçan bir kuşak… Oysa zorlukla baş etmek, çocuklukta başlar. Küçük bir düşüşe izin vermediğimiz her an, gelecekteki büyük sarsıntılar için onları savunmasız bırakıyoruz.

Ama yalnız çocuklar değil, yetişkinler de artık dayanıklılığını yitiriyor. Küçük bir aksilikte motivasyonunu kaybeden, değişim karşısında hemen tükenen bir toplum haline geldik. Oysa psikolojik dayanıklılık, sadece çocukların değil; hepimizin yeniden öğrenmesi gereken bir yaşam becerisi. Çünkü hayat, hiçbir zaman daha kolay olmayacak ama biz daha güçlü olabiliriz.

Gerçek koruma, çocuğu cam fanusta büyütmek değil; hayata dayanabilecek kadar güçlendirmektir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.