Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kurumsallaşma

Kapsül Haber Ajansı - Kurumsallaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kurumsallaşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aile Şirketlerine Yönelik Yeni Nesil Liderlik Programının İkinci Dönemi Başlıyor Haber

Aile Şirketlerine Yönelik Yeni Nesil Liderlik Programının İkinci Dönemi Başlıyor

Aile Şirketlerinde Yeni Nesil Liderlik ve Sürdürülebilir Başarı” Sertifika Programı ikinci döneminde de aile şirketlerinin geleceğine yön verecek yeni nesil liderleri desteklemeyi amaçlıyor. Toplam 14,5 günlük eğitimden oluşan program, 26 Kasım 2026 ile 8 Nisan 2027 tarihleri arasında Koç Üniversitesi İstinye Kampüsü ve QNB Türkiye Kristal Kule’de yüz yüze gerçekleştirilecek. Danışmanlık, akademi ve finans dünyasının birikimi bir arada Deloitte Türkiye küresel danışmanlık deneyimiyle, Koç Üniversitesi akademik birikimiyle, QNB Türkiye ise finansal perspektifiyle programa katkı sunuyor. Katılımcılar program kapsamında kurumsallaşma, strateji, sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm, finansal yönetim ve hukuki altyapı konularında bilgi ve uygulama deneyimi kazanacak. Program, yeni nesil liderlerin stratejik bakış açılarını ve iş dünyasında ihtiyaç duyacakları yetkinlikleri geliştirmeyi hedefliyor. Programı değerlendiren Deloitte Private Türkiye Lideri Ece Koycu Bolat, “Aile şirketlerinde nesiller arası geçişin sağlıklı ilerlemesi için yeni neslin yönetim sorumluluklarına hazırlanması ve şirketin geleceğine ilişkin kararlarda etkin rol alması önem taşıyor. Deloitte Türkiye olarak bu programda, yeni nesil liderlerin strateji, kurumsallaşma ve dönüşüm alanlarındaki yetkinliklerini geliştirmelerine katkı sunmayı hedefliyoruz. Katılımcıların finansal yönetimden dijital dönüşüme uzanan konuları birbiriyle ilişkili biçimde değerlendirebilmelerini ve edindikleri bilgileri kendi şirketlerinin ihtiyaçlarına uyarlayabilmelerini önemsiyoruz. Farklı sektörlerden katılımcıların deneyimlerini paylaşması da benzer yönetim sorunlarına farklı çözümler geliştirmelerine imkân tanıyor. Koç Üniversitesi ve QNB Türkiye ile ikinci dönemini hayata geçirdiğimiz programla, yeni neslin aile şirketlerinin sürdürülebilir büyümesinde daha fazla sorumluluk üstlenmesini desteklemeyi amaçlıyoruz.” ifadelerinde bulundu. Koç Üniversitesi Yönetici Geliştirme Programları Müdürü Emrah Basalak, “Aile şirketlerinin geleceğini şekillendirecek liderlerin yalnızca teorik bilgiye değil, karşılaşacakları gerçek sorunları yönetebilecek bakış açısı ve uygulama becerilerine de ihtiyaç duyduğuna inanıyoruz. Bu programda katılımcılar, aile şirketlerinin dönüşüm süreçlerine yakından hâkim akademisyenler, danışmanlar ve iş dünyası liderleriyle bir araya gelerek doğrudan iş hayatında kullanabilecekleri bilgi ve içgörüler edinecekler. Ayrıca benzer sorumlulukları ve dönüşüm süreçlerini deneyimleyen akranlarıyla güçlü bir paylaşım ortamı oluşturma ve uzun soluklu bir profesyonel ağın parçası olma fırsatı bulacaklar. Programı, katılımcılarımızın kendilerine, şirketlerine ve ülkemizin ekonomik geleceğine yapabilecekleri değerli bir yatırım olarak görüyoruz.” Sözleriyle değerlendirdi. QNB Türkiye OBİ ve Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Engin Turhan, programla ilgili görüşlerini şu sözlerle aktardı: “QNB Türkiye olarak aile şirketleriyle uzun yıllara dayanan iş ortaklığımızdan edindiğimiz finansal deneyimi bu programa taşıyoruz. Koç Üniversitesi ve Deloitte Türkiye ile ikinci kez hayata geçirdiğimiz bu iş birliğiyle yeni nesil liderlerin şirketlerini geleceğe hazırlamalarına, dönüşümü sağlıklı biçimde yönetmelerine ve sürdürülebilir şekilde büyütmelerine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Aile şirketlerinin kuşaklar boyunca güçlenmesinin Türkiye ekonomisinin geleceği açısından da önemli olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, finansal uzmanlığımızın yanı sıra üst düzey yöneticilerimizin bilgi ve deneyimleriyle de programın bir parçası olmaktan; yeni nesil liderlerin stratejik bakış açılarını geliştirmelerine ve değişen iş dünyasına hazırlanmalarına destek vermekten mutluluk duyuyoruz.” Nesiller arası devirde vizyon ve liderlik aktarımı Program, aile şirketlerinde nesiller arası geçişi yönetim sorumluluklarının yanı sıra vizyon, değer ve liderliğin de aktarıldığı bir süreç olarak ele alıyor. Vaka çalışmaları, etkileşimli oturumlar ve alanlarında uzman akademisyenler ile profesyonellerin katkılarıyla katılımcıların, aile şirketlerinin sürdürülebilirliğini destekleyecek bilgi ve yetkinlikler kazanması hedefleniyor. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar Koç Üniversitesi tarafından sertifikalandırılacak. Deloitte Türkiye, Koç Üniversitesi Yönetici Geliştirme Programları ve QNB iş birliğiyle ikinci kez gerçekleştirilen “Aile Şirketlerinde Yeni Nesil Liderlik ve Sürdürülebilir Başarı” Sertifika Programı’nın katılım koşulları, başvuru süreci ve program detaylarına program sayfasından ulaşılabilir. Program içeriğinde öne çıkan başlıklar Sürdürülebilir İş ModelleriDijital Dönüşüm ve Teknolojiİş Dünyasında Düşünme BecerileriAile Şirketi Yönetimine İlişkin EsaslarAile İçi Çatışmalar ve Uyuşmazlık YönetimiYeni Nesil Liderlik BecerileriÇSY (Çevre, Sosyal, Yönetişim) Regülasyonları ve SürdürülebilirlikFinansal Okuryazarlık ve Değer Yaratma Program boyunca katılımcılar vaka çalışmaları, etkileşimli oturumlar ve uzman konuşmacılarla zenginleştirilmiş bir öğrenme deneyimi yaşayacak. Program kimler için uygun? Halihazırda aile şirketlerinde görev alan veya görev almaya hazırlanan yeni nesil liderler ve aile üyeleri Aile şirketlerinin geleceği için ortak katkı Deloitte Türkiye, Koç Üniversitesi Yönetici Geliştirme Programları ve QNB Türkiye, aile şirketlerinin yeni nesil liderlerini yönetim sorumluluklarına hazırlamak için farklı uzmanlık alanlarını bu programda buluşturuyor. Deloitte Türkiye strateji, finans, kurumsallaşma ve dönüşüm alanlarındaki danışmanlık deneyimiyle; Koç Üniversitesi akademik birikimi ve uygulamaya dayalı öğrenme yaklaşımıyla; QNB Türkiye ise finansal deneyimle programa katkı sunuyor. Bu iş birliği, yeni nesil liderlerin şirketlerinin yönetim, dönüşüm ve hukuki boyutlarını birlikte değerlendirebilecek bir bakış açısı geliştirmesini hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tamek Sagra Grup’un Genel Koordinatörü Kadir Büyükhelvacıgil Oldu Haber

Tamek Sagra Grup’un Genel Koordinatörü Kadir Büyükhelvacıgil Oldu

Türkiye’nin köklü gıda markalarından Tamek,Tadelle ve Sarelle’yi bünyesinde bulunduran Tamek Sagra Grup’ta Genel Koordinatörlük görevini Kadir Büyükhelvacıgil üstlendi. Temmuz ayı itibarıyla görevine başlayan Büyükhelvacıgil, 20 yılı aşkın kariyeri boyunca gıda üretimi, finans, ticari operasyonlar, satış ve dağıtım, uluslararası ticaret, marka geliştirme ve genel yönetim alanlarında üst düzey sorumluluklar üstlendi. Kariyerinin yaklaşık 20 yılını Helvacızade Şirketler Grubu bünyesinde geçiren Büyükhelvacıgil; Yönetim Kurulu Üyeliğinin yanı sıra grubun farklı şirket ve yatırımlarında üst düzey yönetim görevlerinde bulundu. Bu dönemde kurumsallaşma, finansal yönetim, üretim yatırımları, marka geliştirme, satış ve dağıtım organizasyonları, ihracat ve uluslararası büyüme süreçlerinde aktif rol aldı. Büyükhelvacıgil ayrıca grubun kendi markalarının distribütör yapılanmasının yanı sıra farklı FMCG markalarının dağıtım operasyonlarının yönetiminde de sorumluluk üstlendi. Helvacızade sonrasında girişimcilik yolculuğuna devam eden Büyükhelvacıgil, Roro Gıda’yı kurarak CandyZoo başta olmak üzere farklı tüketici markaları ve perakende konseptlerinin geliştirilmesine liderlik etti. Haziran 2026’ya kadar CEO olarak aktif yönetim sorumluluğunu sürdüren Büyükhelvacıgil, Temmuz 2026 itibarıyla Tamek Sagra Grup Genel Koordinatörlüğü görevini üstlendi. Kadir Büyükhelvacıgil kimdir? Çevre Mühendisliği lisans eğitiminin ardından İşletme ve Toplam Kalite Yönetimi alanında yüksek lisans eğitimini tamamlayan Kadir Büyükhelvacıgil, kariyerine Cargill’de başladı. Yaklaşık 20 yıl boyunca Helvacızade Şirketler Grubu’nda farklı yönetim sorumlulukları üstlenen Büyükhelvacıgil; Yönetim Kurulu Üyeliği dahil olmak üzere finans, ticari operasyonlar, üretim yatırımları, satış ve dağıtım, marka yönetimi, iş geliştirme ve uluslararası ticaret alanlarında görev yaptı. Girişimci olarak kurduğu Roro Gıda bünyesinde tüketici markaları ve perakende konseptleri geliştiren Büyükhelvacıgil, CandyZoo’nun kuruluş ve büyüme sürecine liderlik etti. Profesyonel kariyerinin yanı sıra DEİK Türkiye-Japonya İş Konseyi Yürütme Kurulu Üyeliği, GEN Türkiye Yönetim Kurulu Üyeliği ve TOBB Girişimciler Kurulu Üst Kurul Üyeliği gibi farklı platformlarda görev aldı. Tamek ve Sagra güçlerini OYAK çatısı altında birleştirdi Türkiye’nin köklü ve güçlü gıda markalarından Tamek ve Sagra, 2021 yılında OYAK Şirketleri bünyesine dahil oldu. İki şirket, OYAK’ın gıda ve tarım alanındaki büyüme vizyonu doğrultusunda 2025 yılında “Tamek-Sagra Grup Gıda Üretim A.Ş.” çatısı altında birleşti. OYAK, Tamek ve Sagra’nın yarım yüzyılı aşan bilgi birikimi ve marka gücünü daha ileriye taşımayı; pazardaki fırsatları değerlendirerek ürün çeşitliliğini geliştirmeyi ve özellikle gıda ihracatında güçlü bir büyüme sağlamayı hedefliyor. Kadir Büyükhelvacıgil, yeni görevinde Tamek ve Sagra’nın Türkiye’de ve uluslararası pazarlarda büyümesine liderlik edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanovel’den İlaçta Küresel Büyüme ve Onkoloji Hamlesi Haber

Sanovel’den İlaçta Küresel Büyüme ve Onkoloji Hamlesi

Sanovel’in CEO’su Hülya Yalın, şirketin sahip olduğu köklü birikim ve üretim gücüyle halihazırda önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayarak, uluslararası yatırımcıların sağladığı desteğin bu güçlü yapıyı daha da ileri taşıdığını ifade etti. Yalın, söz konusu yatırımların Sanovel’in küresel ilaç pazarındaki yükselişine ivme kazandırırken, Türkiye’yi daha güçlü bir üretim ve ihracat üssü haline getirme hedeflerine de katkı sağladığını; aynı zamanda ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımın, Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltma vizyonunu destekleyen önemli bir unsur olduğunu belirtti. Yalın, küresel yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve ilaç sanayisinin potansiyeline duyduğu güvenin bir kez daha ortaya konduğunu vurguladı. Bu stratejik hamlenin, Türkiye’nin yerli üretim gücünü ve küresel pazarlardaki konumunu bir üst seviyeye taşıyacağını da sözlerine ekledi. "43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyüyoruz" Sanovel CEO’su Hülya Yalın, şirketin geçmişi, kurumsal yapısı ve mevcut operasyonel büyüklüğüne ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sanovel, temelleri 1983 yılında merhum Eczacı Erol Toksöz tarafından atılmış, 43 yıldır Türkiye ilaç sanayisinin gelişimine öncülük eden lider şirketlerden biridir. Kökleri bu topraklarda olan Sanovel, şeffaflık, kalite, bilim ve insan odaklı değerlerden ödün vermeden büyümüş; bugün hem ülkemiz hem de küresel pazarlar için son derece güvenilir bir çözüm ortağı haline gelmiştir. Gücünü Türkiye’den alan, yüzde 100 yerli üretimiyle ülkemizin sağlık ekosistemindeki konumunu her geçen gün daha da kuvvetlendiren bir Türk şirketiyiz. Faaliyetlerimizi Türkiye merkezli olarak sürdürüyor; Ar-Ge’mizi, üretimimizi, kalite süreçlerimizi ve tüm ihracat operasyonlarımızı İstanbul Levent’teki Genel Müdürlüğümüz ile Silivri’deki yüksek teknolojili Ar-Ge Merkezi ve Üretim Kampüsümüzden yönetiyoruz. Bugün yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü yapımızla hareket ediyoruz. 43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyürken, ülkemizi dünyada en iyi şekilde temsil etmeyi milli bir sorumluluk olarak görüyoruz." "60'tan fazla marka, 400'ün üzerinde ruhsatlı ürün" Yerli üretimin dışa bağımlılığı azaltmadaki rolünü ve Silivri'deki üretim üssünü vurgulayan Yalın, portföy yapısını şöyle aktardı: "Biz yerli üretimi desteklemeyi ve Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmayı kurumsal bir ödevden öte, milli bir görev olarak kabul ediyoruz. Ürün portföyümüzün tamamı reçeteli ilaçlardan oluşuyor. Ağrı ve inflamasyon, endokrin ve metabolizma, gastrointestinal, hematoloji, hepatoloji, kardiyovasküler, multipl skleroz (MS), nöroloji ve psikiyatri gibi akut ve kronik tedavi alanlarında faaliyet gösteriyoruz. 60’tan fazla marka ve 180’i aşkın üründen oluşan çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Toplamda 400’ün üzerinde ruhsatlı ürünümüz bulunuyor. En büyük gurur kaynaklarımızdan biri, birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket konumunda olmamızdır. Tüm bu faaliyetlerin kalbi Silivri’deki tesisimizde atıyor. Burası yaklaşık 800 ekip arkadaşımızın emekleriyle neredeyse tüm formlarda ilaç üretimi gerçekleştirebildiğimiz, Türkiye’nin adeta bir Ar-Ge ve üretim üssüdür. Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtada 50’den fazla ülkenin de ilaç ihtiyacını her koşulda güvenle karşılıyoruz." Rakamlarla Sanovel ve onkoloji hamlesi Son 5 yıldaki büyüme rakamlarını ve 2035 vizyonunu detaylandıran Yalın şu verileri paylaştı: "IQVIA’ya göre değer bazında 10,5 kat, kutu bazında ise 1,5 kat büyüme gösterdik. Diyabet alanında jenerik firmalar arasında lider konumdayız. Kardiyoloji alanında jenerik firmalar arasında 2. sırada, merkezi sinir sistemi alanında ise total pazarda ikinci sıradayız. MS pazarında ise jenerik firmalar arasında 2. sırada, total pazarda ise 3. sırada yer alıyoruz. Yurt içi pazarda yükselişimizi sürdürürken uluslararası pazarlarda ihracatımızı yaklaşık 4 kat büyüttük. Üretim miktarımızı 60 milyon kutudan 91,5 milyon kutuya taşıdık. Son 5 yılda fabrikamıza yaptığımız 26 milyon ABD doları yatırımla yeni ekipmanlar temin ettik. 2035 vizyonumuz doğrultusunda verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir gelecek planıyla ilerliyoruz. Oluşturduğumuz proje takımlarından biri onkoloji odağında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu ithal olan onkoloji ürünlerini ülkemizde üreterek bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmayı, sürdürülebilir sağlığa katkı sunmayı ve ülkemizin döviz kaynaklarının korunmasına destek olmayı önemsiyoruz. 2035 vizyonumuz kapsamında etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz." "50 ülkede varız, 200'den fazla ruhsat onayı bekliyoruz" Küresel pazarlardaki varlıkları ve uluslararası denetim başarıları hakkında konuşan Yalın şunları aktardı: "2005 yılında başladığımız ihracat yolculuğunu bugün çok ileri bir boyuta taşıdık. Şu anda 400’ün üzerinde ruhsat ile Kanada’dan ABD ve Avrupa’ya kadar 50 ülkedeki ihracat faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin cari açığının azaltılmasına ve net döviz girdisi sağlanmasına stratejik bir destek sunuyoruz. Fabrikamızdaki süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunu Avrupa’da EMA ve EU GMP, ABD’de ise US FDA onaylarımızla tescillemiş olmaktan gurur duyıyoruz. Şu an bulunduğumuz ve yeni giriş yapmayı planladığımız pazarlarda 200’den fazla ruhsat onayı bekliyoruz. Gelecek hedeflerimiz doğrultusunda AB, ABD, Kanada, MENA, Sahra Altı Afrika, Güneydoğu Asya, LATAM ve CIS bölgelerinde varlığımızı genişletmeye odaklanıyoruz." Ar-Ge kadrosu ve teknolojik altyapıya ilişkin açıklamalarda bulunan CEO Hülya Yalın şöyle devam etti: "80 bilim insanıyla Ar-Ge çalışmalarını yürüten Sanovel olarak, sektörde Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran lider şirketlerden biriyiz. Alman mühendislik şirketi PharmaPlan tarafından tasarlanan tesisimizdeki Ar-Ge Merkezimizde; konvansiyonel ilaçların ötesine geçerek kombinasyon ürünler, yeni üretim teknolojileriyle farklı dozaj şekilleri içeren ürünler ve ODT (ağızda dağılan tablet) projeleri geliştiriyoruz. Bu projeleri Türkiye, ABD, Kanada ve Avrupa pazarları için 'ilk eşdeğer' olma hedefiyle kurguluyoruz. Çalışmalarımızda cGMP ve cGLP kurallarını en üst seviyede uygularken, Kalite Tasarımı (QbD) yaklaşımıyla regüle pazarların kapısını açıyoruz. Fikri mülkiyet ve patent alanında ilaç sektöründe elde ettiğimiz şampiyonluğu bu yoğun emeğin sonucu olarak görüyoruz. Türkiye’deki tüm sektörler bazında yapılan patent başvuru sayısı sıralamalarında ilk 3 şirket arasında yer alıyoruz." Sürdürülebilirlik, Sosyal Sorumluluk ve "En İyi İşveren" Ödülü Çevresel hedefler, sosyal projeler ve insan kaynakları başarılarına değinen Yalın tüm faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı rehber aldıklarını ifade ederek, “Çevresel performansımızı düzenli takip ederek 2025 yılında karbon ayak izimizde yüzde 14,3, su ayak izimizde ise yüzde 13,9 oranında net azaltım sağladık. Cumhuriyetimizin 102. yılında 102 kız öğrencimize profesyonel koçluk desteği sağladık. Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası’nı almaya hak kazanarak toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımımızı tescilledik. Ayrıca Forbes Türkiye ve Statista iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026' listesinde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. 10 binden fazla çalışanın anonim geri bildirimleri doğrultusunda oluşturulan bu listede yer almak, çalışan deneyimine verdiğimiz önemin bir göstergesidir” diye konuştu. “Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyoruz” Şirketin devredildiği veya değerinin altında satıldığı yönündeki iddialara açıklık getiren Yalın, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle çok net ifade etmek isterim ki, Sanovel ile ilgili ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Sanovel, bir Türk şirketi olarak 43 yıldır olduğu gibi bugün de ülkesi için yatırım yapmaya, istihdam yaratmaya, Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam etmektedir. Her şirkette olduğu gibi Sanovel’in idari süreçleriyle ilgili oluşan değişimler, şirketimizin güçlü geleceğini desteklemek, operasyonel mükemmeliyet ve organizasyonel çevikliği güçlendirmek adına atılan doğal dönüşüm adımlarıdır. Dönem dönem gündeme getirilen geçmiş hissedarlarımızla ilgili süreçler ise Sanovel’in tüzel kişiliğini ve bugünkü operasyonel faaliyetlerini ilgilendiren bir konu değildir. Uluslararası yatırımcılardan gösterilen ilgi, hem ülkemizin makroekonomik istikrarına hem de Sanovel'in küresel potansiyeline duyulan sarsılmaz güvenin bir yansımasıdır." "Uluslararası Yatırım Türkiye'nin Üretim Gücünün Tescilidir" Uluslararası ortaklığın sağladığı katkıya değinen Hülya Yalın şunları ekledi: "Uluslararası yatırımcıların hissedarlar arasında yer alması, Türk ilaç sektörünün ve Türkiye’nin üretim gücünün uluslararası arenada ne kadar büyük bir itici güç olduğunun tescilidir. 2020 yılı ve sonrasında gerçekleşen bu stratejik yatırım; şirketimizin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini, istihdamını, ihracat potansiyelini ve yerli üretime olan katkısını çok daha yukarılara taşıyacak hayati bir adım olmuştur. Sanovel, 2020 yılı itibarıyla kurumsallaşma yolculuğunu stratejik yatırımlarla halihazırda güçlendirmeye başlamış; büyüme, globalleşme, sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Uluslararası yatırımcıların sağladığı bu yeni katkı ve güven ortamı, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü çok daha fazla geliştirecek ve perçinleyecektir. Sanovel bu ülkenin milli bir değeridir ve geleceğini kararlılıkla Türkiye’de inşa etmektedir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor Haber

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor

Sanovel’in CEO’su Hülya Yalın, şirketin sahip olduğu köklü birikim ve üretim gücüyle halihazırda önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayarak, uluslararası yatırımcıların sağladığı desteğin bu güçlü yapıyı daha da ileri taşıdığını ifade etti. Yalın, söz konusu yatırımların Sanovel’in küresel ilaç pazarındaki yükselişine ivme kazandırırken, Türkiye’yi daha güçlü bir üretim ve ihracat üssü haline getirme hedeflerine de katkı sağladığını; aynı zamanda ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımın, Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltma vizyonunu destekleyen önemli bir unsur olduğunu belirtti. Yalın, küresel yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve ilaç sanayisinin potansiyeline duyduğu güvenin bir kez daha ortaya konduğunu vurguladı. Bu stratejik hamlenin, Türkiye’nin yerli üretim gücünü ve küresel pazarlardaki konumunu bir üst seviyeye taşıyacağını da sözlerine ekledi. "43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyüyoruz" Sanovel CEO’su Hülya Yalın, şirketin geçmişi, kurumsal yapısı ve mevcut operasyonel büyüklüğüne ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sanovel, temelleri 1983 yılında merhum Eczacı Erol Toksöz tarafından atılmış, 43 yıldır Türkiye ilaç sanayisinin gelişimine öncülük eden lider şirketlerden biridir. Kökleri bu topraklarda olan Sanovel, şeffaflık, kalite, bilim ve insan odaklı değerlerden ödün vermeden büyümüş; bugün hem ülkemiz hem de küresel pazarlar için son derece güvenilir bir çözüm ortağı haline gelmiştir. Gücünü Türkiye’den alan, yüzde 100 yerli üretimiyle ülkemizin sağlık ekosistemindeki konumunu her geçen gün daha da kuvvetlendiren bir Türk şirketiyiz. Faaliyetlerimizi Türkiye merkezli olarak sürdürüyor; Ar-Ge’mizi, üretimimizi, kalite süreçlerimizi ve tüm ihracat operasyonlarımızı İstanbul Levent’teki Genel Müdürlüğümüz ile Silivri’deki yüksek teknolojili Ar-Ge Merkezi ve Üretim Kampüsümüzden yönetiyoruz. Bugün yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü yapımızla hareket ediyoruz. 43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyürken, ülkemizi dünyada en iyi şekilde temsil etmeyi milli bir sorumluluk olarak görüyoruz." "60'tan fazla marka, 400'ün üzerinde ruhsatlı ürün" Yerli üretimin dışa bağımlılığı azaltmadaki rolünü ve Silivri'deki üretim üssünü vurgulayan Yalın, portföy yapısını şöyle aktardı: "Biz yerli üretimi desteklemeyi ve Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmayı kurumsal bir ödevden öte, milli bir görev olarak kabul ediyoruz. Ürün portföyümüzün tamamı reçeteli ilaçlardan oluşuyor. Ağrı ve inflamasyon, endokrin ve metabolizma, gastrointestinal, hematoloji, hepatoloji, kardiyovasküler, multipl skleroz (MS), nöroloji ve psikiyatri gibi akut ve kronik tedavi alanlarında faaliyet gösteriyoruz. 60’tan fazla marka ve 180’i aşkın üründen oluşan çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Toplamda 400’ün üzerinde ruhsatlı ürünümüz bulunuyor. En büyük gurur kaynaklarımızdan biri, birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket konumunda olmamızdır. Tüm bu faaliyetlerin kalbi Silivri’deki tesisimizde atıyor. Burası yaklaşık 800 ekip arkadaşımızın emekleriyle neredeyse tüm formlarda ilaç üretimi gerçekleştirebildiğimiz, Türkiye’nin adeta bir Ar-Ge ve üretim üssüdür. Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtada 50’den fazla ülkenin de ilaç ihtiyacını her koşulda güvenle karşılıyoruz." Rakamlarla Sanovel ve onkoloji hamlesi Son 5 yıldaki büyüme rakamlarını ve 2035 vizyonunu detaylandıran Yalın şu verileri paylaştı: "IQVIA’ya göre değer bazında 10,5 kat, kutu bazında ise 1,5 kat büyüme gösterdik. Diyabet alanında jenerik firmalar arasında lider konumdayız. Kardiyoloji alanında jenerik firmalar arasında 2. sırada, merkezi sinir sistemi alanında ise total pazarda ikinci sıradayız. MS pazarında ise jenerik firmalar arasında 2. sırada, total pazarda ise 3. sırada yer alıyoruz. Yurt içi pazarda yükselişimizi sürdürürken uluslararası pazarlarda ihracatımızı yaklaşık 4 kat büyüttük. Üretim miktarımızı 60 milyon kutudan 91,5 milyon kutuya taşıdık. Son 5 yılda fabrikamıza yaptığımız 26 milyon ABD doları yatırımla yeni ekipmanlar temin ettik. 2035 vizyonumuz doğrultusunda verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir gelecek planıyla ilerliyoruz. Oluşturduğumuz proje takımlarından biri onkoloji odağında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu ithal olan onkoloji ürünlerini ülkemizde üreterek bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmayı, sürdürülebilir sağlığa katkı sunmayı ve ülkemizin döviz kaynaklarının korunmasına destek olmayı önemsiyoruz. 2035 vizyonumuz kapsamında etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz." "50 ülkede varız, 200'den fazla ruhsat onayı bekliyoruz" Küresel pazarlardaki varlıkları ve uluslararası denetim başarıları hakkında konuşan Yalın şunları aktardı: "2005 yılında başladığımız ihracat yolculuğunu bugün çok ileri bir boyuta taşıdık. Şu anda 400’ün üzerinde ruhsat ile Kanada’dan ABD ve Avrupa’ya kadar 50 ülkedeki ihracat faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin cari açığının azaltılmasına ve net döviz girdisi sağlanmasına stratejik bir destek sunuyoruz. Fabrikamızdaki süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunu Avrupa’da EMA ve EU GMP, ABD’de ise US FDA onaylarımızla tescillemiş olmaktan gurur duyıyoruz. Şu an bulunduğumuz ve yeni giriş yapmayı planladığımız pazarlarda 200’den fazla ruhsat onayı bekliyoruz. Gelecek hedeflerimiz doğrultusunda AB, ABD, Kanada, MENA, Sahra Altı Afrika, Güneydoğu Asya, LATAM ve CIS bölgelerinde varlığımızı genişletmeye odaklanıyoruz." Ar-Ge kadrosu ve teknolojik altyapıya ilişkin açıklamalarda bulunan CEO Hülya Yalın şöyle devam etti: "80 bilim insanıyla Ar-Ge çalışmalarını yürüten Sanovel olarak, sektörde Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran lider şirketlerden biriyiz. Alman mühendislik şirketi PharmaPlan tarafından tasarlanan tesisimizdeki Ar-Ge Merkezimizde; konvansiyonel ilaçların ötesine geçerek kombinasyon ürünler, yeni üretim teknolojileriyle farklı dozaj şekilleri içeren ürünler ve ODT (ağızda dağılan tablet) projeleri geliştiriyoruz. Bu projeleri Türkiye, ABD, Kanada ve Avrupa pazarları için 'ilk eşdeğer' olma hedefiyle kurguluyoruz. Çalışmalarımızda cGMP ve cGLP kurallarını en üst seviyede uygularken, Kalite Tasarımı (QbD) yaklaşımıyla regüle pazarların kapısını açıyoruz. Fikri mülkiyet ve patent alanında ilaç sektöründe elde ettiğimiz şampiyonluğu bu yoğun emeğin sonucu olarak görüyoruz. Türkiye’deki tüm sektörler bazında yapılan patent başvuru sayısı sıralamalarında ilk 3 şirket arasında yer alıyoruz." Sürdürülebilirlik, Sosyal Sorumluluk ve "En İyi İşveren" Ödülü Çevresel hedefler, sosyal projeler ve insan kaynakları başarılarına değinen Yalın tüm faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı rehber aldıklarını ifade ederek, “Çevresel performansımızı düzenli takip ederek 2025 yılında karbon ayak izimizde yüzde 14,3, su ayak izimizde ise yüzde 13,9 oranında net azaltım sağladık. Cumhuriyetimizin 102. yılında 102 kız öğrencimize profesyonel koçluk desteği sağladık. Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası’nı almaya hak kazanarak toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımımızı tescilledik. Ayrıca Forbes Türkiye ve Statista iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026' listesinde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. 10 binden fazla çalışanın anonim geri bildirimleri doğrultusunda oluşturulan bu listede yer almak, çalışan deneyimine verdiğimiz önemin bir göstergesidir” diye konuştu. “Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyoruz” Şirketin devredildiği veya değerinin altında satıldığı yönündeki iddialara açıklık getiren Yalın, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle çok net ifade etmek isterim ki, Sanovel ile ilgili ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Sanovel, bir Türk şirketi olarak 43 yıldır olduğu gibi bugün de ülkesi için yatırım yapmaya, istihdam yaratmaya, Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam etmektedir. Her şirkette olduğu gibi Sanovel’in idari süreçleriyle ilgili oluşan değişimler, şirketimizin güçlü geleceğini desteklemek, operasyonel mükemmeliyet ve organizasyonel çevikliği güçlendirmek adına atılan doğal dönüşüm adımlarıdır. Dönem dönem gündeme getirilen geçmiş hissedarlarımızla ilgili süreçler ise Sanovel’in tüzel kişiliğini ve bugünkü operasyonel faaliyetlerini ilgilendiren bir konu değildir. Uluslararası yatırımcılardan gösterilen ilgi, hem ülkemizin makroekonomik istikrarına hem de Sanovel'in küresel potansiyeline duyulan sarsılmaz güvenin bir yansımasıdır." "Uluslararası Yatırım Türkiye'nin Üretim Gücünün Tescilidir" Uluslararası ortaklığın sağladığı katkıya değinen Hülya Yalın şunları ekledi: "Uluslararası yatırımcıların hissedarlar arasında yer alması, Türk ilaç sektörünün ve Türkiye’nin üretim gücünün uluslararası arenada ne kadar büyük bir itici güç olduğunun tescilidir. 2020 yılı ve sonrasında gerçekleşen bu stratejik yatırım; şirketimizin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini, istihdamını, ihracat potansiyelini ve yerli üretime olan katkısını çok daha yukarılara taşıyacak hayati bir adım olmuştur. Sanovel, 2020 yılı itibarıyla kurumsallaşma yolculuğunu stratejik yatırımlarla halihazırda güçlendirmeye başlamış; büyüme, globalleşme, sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Uluslararası yatırımcıların sağladığı bu yeni katkı ve güven ortamı, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü çok daha fazla geliştirecek ve perçinleyecektir. Sanovel bu ülkenin milli bir değeridir ve geleceğini kararlılıkla Türkiye’de inşa etmektedir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İş Dünyası ABD Pazarı İçin Çorlu’da Bir Araya Geldi Haber

Türk İş Dünyası ABD Pazarı İçin Çorlu’da Bir Araya Geldi

Türk ihracatçısı ve yatırımcısının dünyanın en büyük ekonomisi olan Amerika Birleşik Devletleri pazarına entegrasyonunu sağlamak ve bölge ekonomisinin küresel ticaret hacmini artırmak amacıyla düzenlenen "ABD Pazarına Eyaletler Bazında Giriş Stratejileri: Fırsatlar ve Tehditler" paneli, 29 Temmuz 2026 tarihinde Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Enis Sülün Konferans Salonu ve Gösteri Merkezi'nde gerçekleştirildi. Türk-Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham) organizasyonunda; Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası (Çorlu TSO) ve Trakya Kalkınma Ajansı (TRAKYAKA) iş birliğiyle düzenlenen panele ABD pazarına açılmak isteyen ihracatçılar, sanayiciler, yatırımcılar, girişimciler ve iş dünyası temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Sunuculuğunu TABA-AmCham Direktörü Kenan Taban'ın üstlendiği etkinlik kapsamında ABD pazarına giriş yöntemleri, marka konumlandırma, şirket kuruluşu, finansman mekanizmaları ve lojistik altyapı süreçleri kapsamlı bir şekilde masaya yatırıldı. BÖLGE EKONOMİSİNİN KÜRESEL VİZYONU VURGULANDI Programın karşılama konuşmasını TABA-AmCham Tekirdağ Temsilcisi Sedat Güner gerçekleştirdi. İki oturum halinde düzenlenen panelin açılış konuşmaları TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, Çorlu TSO Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Volkan ve TRAKYAKA Genel Sekreteri Mahmut Şahin tarafından yapıldı. Protokol konuşmacıları, bölge ekonomisinin küresel entegrasyonuna dikkat çekerek, Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacminin artırılmasının stratejik önemini vurguladılar. Prof. Dr. Musa Pınar da "ABD Pazarında Marka Konumlandırması ve Eyalet Bazlı Tüketici Davranışları" başlıklı sunumunda ABD pazarında doğru konumlanma, eyalet bazlı tüketici farklılıkları ve markalaşma stratejilerini katılımcılarla paylaştı. İHRACAT FİNANSMANI, TEŞVİKLER VE KÜRESEL LOJİSTİK AĞLARI TARTIŞILDI Moderatörlüğünü Beşir Kemal Ustaoğlu’nun üstlendiği “ABD Pazarına Giriş Stratejileri İhracat Finansmanı ve Küresel Lojistik Çözümleri” başlıklı panelde konuşan İlker Yılmaz ABD'de iş yapma kültürü ve yatırımcı beklentilerini aktardı. Hafize Çiler ise konuşmasında tarım ihracatının finansmanı ve sağlanan kefalet mekanizmalarını değerlendirdi. Küresel lojistik ağları ve Türkiye'nin bu ağlardaki stratejik konumunu Besim Dönmez paylaşırken, Aykut Meriç deniz taşımacılığı ve lojistik çözümlerine dair detayları aktardı. Oturumun son konuşmacısı Kemal Darcan ise kimya ve ambalaj sektöründe ihracat stratejilerini ele aldı. KURUMSALLAŞMA VE HUKUKİ ALTYAPI TÜM YÖNLERİYLE ELE ALINDI Moderatörlüğünü Dr. Ferkan Çelik’in üstlendiği “ABD Pazarında Kurumsallaşma, Hukuki Süreçler ve Sürdürülebilir Büyüme Stratejileri” başlıklı ikinci oturumda ise pazardaki kalıcı başarı faktörleri değerlendirildi. Oturum kapsamında Mahmut Şahin Trakya bölgesinin ihracat ve yatırım desteklerini anlatırken, İlhan Kubilay Geçkil kurumsallaşma adımları ve risk yönetimini aktardı. Zeynep Sönmez İhtiyar, ABD pazarına giriş ile yatırımcı vizeleri süreçlerine değinirken, Mehmet Durdu Akan tedarik zinciri ve ihracat stratejilerini paylaştı. Oturum, Av. Emine Şahin Karakaşlıoğlu’nun ABD’de şirket kuruluşu ve hukuki süreçlere dair bilgilendirmeleriyle tamamlandı. STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI Programın sonunda TABA-AmCham ile Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası arasında Türkiye-ABD ticari ilişkilerini güçlendirecek stratejik bir iş birliği protokolü imzalandı. Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Erdim Noyan ile TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı tarafından imza altına alınan protokol kapsamında; ortak projeler geliştirilmesi, ihracatın desteklenmesi ve eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Masfen Enerji paylarına yaklaşık 5 katı, toplamda 19,3 milyar TL tutarında talep geldi Haber

Masfen Enerji paylarına yaklaşık 5 katı, toplamda 19,3 milyar TL tutarında talep geldi

Yenilenebilir enerji alanının öncü isimlerinden Masfen Enerji’nin halka arz süreci sonuçlandı. Deniz Yatırım liderliğinde, 22-23-24 Temmuz tarihlerinde pay başına 45,68 TL bedelle gerçekleştirilen halka arzın toplam büyüklüğü yaklaşık 3 milyar 883 milyon TL olarak belirlenirken, şirketin halka açıklık oranı yüzde 15,32 olarak kaydedildi. Süreç boyunca yurt içi bireysel yatırımcılardan 1.120.538 başvuru ile tahsisatın yaklaşık 1,5 katı; yüksek talepte bulunan yatırımcılardan 4.235 başvuru ile tahsisatın 35 katı; 72 yurt içi kurumsal yatırımcıdan ise tahsisatın yaklaşık 3 katı talep toplandı. Toplamda, halka arz büyüklüğünün yaklaşık 5 katına ulaşan talep, 1.124.845 yatırımcı tarafından gerçekleştirildi. Satış verilerine göre; halka arz kapsamında 1.089.645 yurtiçi bireysel yatırımcıya 68 milyon adet, 4.205 yüksek talepte bulunan yatırımcıya 8 milyon 500 bin adet ve 48 yurtiçi kurumsal yatırımcıya 8 milyon 500 bin adet olmak üzere, toplamda 1.093.898 yatırımcıya 85 milyon adet pay dağıtımı yapıldı. Tahsisat grupları arasındaki dağılım ise %80 yurt içi bireysel, %10 yüksek talepte bulunan yatırımcı ve %10 yurt içi kurumsal yatırımcı şeklinde tamamlandı. “Yatırımcılarımızla birlikte büyüyeceğiz” Masfen Enerji Kurucu Ortağı Kemal Onur Karakuş, halka arz sürecinin başarıyla neticelenmesinden dolayı memnuniyetlerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Masfen Enerji olarak yenilenebilir enerji sektöründeki entegre iş modelimiz, sağlam finansal yapımız ve sürdürülebilir büyüme vizyonumuzla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Şirketimizin geleceğine ve sektörün sunduğu potansiyele güvenerek bizlere ortak olan 1 milyonu aşkın yeni yatırımcımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz. Halka arz, şirketimizin kurumsallaşma sürecinde kritik bir dönüm noktası olmuştur. Borsa İstanbul’da işlem gören bir şirket sıfatıyla; şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilir büyüme stratejimizi daha da ileriye taşıyacağız. Gelecek dönemde Masfen Enerji ailesine dahil olan yeni yatırımcılarımızın desteğiyle istikrarlı bir gelişim sergilemeye devam edeceğiz. Yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımlarımızı hızlandırırken, sağlanan kaynağı verimliliği yüksek ve uzun vadeli katma değer üretecek projelerin finansmanında kullanmayı planlıyoruz. Sadece bugünün değil, yarının enerji çözümlerini de tasarlayarak Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz.”

Türk İhracatçısını ABD Pazarına Taşıyacak Panel Çorlu'da Gerçekleşecek Haber

Türk İhracatçısını ABD Pazarına Taşıyacak Panel Çorlu'da Gerçekleşecek

Türk-Amerikan İş Adamları Derneği ve Amerikan Ticaret Odası Türkiye (TABA-AmCham) tarafından; Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası (Çorlu TSO) ile Trakya Kalkınma Ajansı (TRAKYAKA) iş birliğinde organize edilen "ABD Pazarına Eyaletler Bazında Giriş Stratejileri: Fırsatlar ve Tehditler" başlıklı panel, 29 Temmuz’da Çorlu TSO Enis Sülün Konferans Salonu ve Gösteri Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Tekirdağ ve çevre illerde faaliyet gösteren iş insanları, yatırımcılar, ihracatçılar, sanayiciler ve girişimcilerin katılacağı programda, ABD pazarına giriş yolları, marka konumlandırma, şirket kuruluşu, finansman ve lojistik gibi pek çok önemli konu masaya yatırılacak. Amerika Pazarı İçin Yol Haritası Çorlu’da Çiziliyor TABA-AmCham Tekirdağ Temsilcisi Sedat Güner’in açılış konuşmasıyla başlayacak olan panelde, TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, Çorlu TSO Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Volkan, TRAKYAKA Genel Sekreteri Mahmut Şahin ile Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Günay bölge ekonomisinin küresel entegrasyonu ve ABD ile ticaret hacminin artırılması yönündeki stratejik değerlendirmelerini paylaşacaklar. TABA-AmCham Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve Valparaiso Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Pınar da "ABD Pazarında Marka Konumlandırması ve Eyalet Bazlı Tüketici Davranışları" konusunu tüm detaylarıyla anlatacak. ABD Pazarına Giriş, Finansman Çözümleri ve Küresel Lojistik Ağı Masaya Yatırılacak Programın ilk paneli, "ABD Pazarına Giriş Stratejileri, İhracat Finansmanı ve Küresel Lojistik Çözümleri" başlığı altında gerçekleştirilecek. TABA-AmCham Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Beşir Kemal Ustaoğlu’nun moderatörlüğünde yürütülecek bu oturumda, ABD'de yatırım fırsatları, eyalet bazlı teşvikler ve girişimcilik konuları geniş bir çerçevede ele alınacak. Panelistler arasında yer alan TABA-AmCham Üyesi İlker Yılmaz da ABD'de iş yapma kültürü ve kurumsal başarı için yönetim beklentileri, ilk iletişim, organizasyon yapısı, insan kaynakları ve yatırımcı perspektifini aktaracak. İhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) Genel Müdürü Fatih Tuğrul Topaç, ihracatın finansmanı ve kefalet mekanizmalarını ele alırken, Asyaport Liman A.Ş. Planlama, Operasyon ve Teknik Hizmetler Müdürü Besim Dönmez ile MSC Gemi Acentalığı Tekirdağ Şube Müdürü Aykut Meriç küresel lojistik ağları ve Türkiye’nin bu ağlardaki stratejik konumunu değerlendirecek. Oturumun son panelisti olan TABA-AmCham Üyesi Kemal Darcan ise kimya ve ambalaj sanayinde ihracat ile küresel rekabet stratejilerini katılımcılarla paylaşacak. Kurumsallaşma, Hukuki Süreçler ve Sürdürülebilir Büyüme Modelleri Tartışılacak Etkinliğin ikinci oturumunda ise "ABD Pazarında Kurumsallaşma, Hukuki Süreçler ve Sürdürülebilir Büyüme Stratejileri" konusu masaya yatırılacak. Glokal & Partners Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ferkan Çelik’in moderatörlüğünde başlayacak bu oturumda, sürdürülebilirlik ve Avrupa Birliği politikaları ekseninde önemli değerlendirmeler yapılacak. Oturumun ilk konuşmacısı olan TRAKYAKA Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Trakya bölgesinin ABD pazarına açılımını ihracat, yatırım ve kalkınma destekleri bağlamında ele alacak. Ardından, TABA-AmCham Üyesi İlhan Kubilay Geçkil kurumsal yapılanma ve risk yönetimi süreçlerine değinecek. TABA-AmCham Üyesi Zeynep Sönmez İhtiyar, ABD pazarına giriş ile yatırımcı vize süreçlerine ilişkin bilgi verecek. TABA-AmCham Tekstil-Hazır Giyim Komite Başkanı Mehmet Durdu Akan, tedarik zinciri ile ihracat stratejilerini detaylı şekilde anlatacak. Oturum, TABA-AmCham Başkan Başdanışmanı Av. Emine Şahin Karakaşlıoğlu’nun şirket kuruluşu ve yatırımcı vizelerinin hukuki boyutlarını aktarmasıyla tamamlanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.