Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Modern Yaşam

Kapsül Haber Ajansı - Modern Yaşam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Modern Yaşam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Probiyotik İçecek Trendinde Kombucha Öne Çıkıyor Haber

Probiyotik İçecek Trendinde Kombucha Öne Çıkıyor

Son yıllarda tüketicilerin yaşam tarzlarında önemli değişimler yaşanırken, sağlıklı yaşam odağı yalnızca beslenme tercihlerinde değil, günlük tüketim alışkanlıklarında da kendini gösteriyor. Fonksiyonel gıda ve içecek kategorisi dünya genelinde büyümesini sürdürürken, tüketiciler klasik içecek alternatifleri yerine içerik değeri daha yüksek ürünlere yöneliyor. Kombucha pazarı da bu dönüşümün dikkat çeken alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Global kombucha pazarının 2025 yılında yaklaşık 4,8 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı, önümüzdeki yıllarda da büyümesini sürdürmesinin beklendiği belirtiliyor. Kore ise sağlıklı yaşam ve fonksiyonel ürünler konusunda dünyada dikkat çeken pazarlardan biri konumunda bulunuyor. Ülkede sağlık fonksiyonlu gıda pazarının 2024 yılında yaklaşık 4,1 milyar dolar seviyesine ulaştığı görülüyor. Kore wellness yaklaşımının temelinde yalnızca sağlıklı beslenme değil; günlük yaşam içerisinde sürdürülebilir ve dengeli alışkanlıklar oluşturmak yer alıyor. Bu anlayış doğrultusunda geliştirilen Teazen Kombucha, fermente çay kültürünü modern tüketici alışkanlıklarıyla buluşturuyor. K-Land Pazarlama Direktörü Hande Akbaş Bilici, Kore wellness kültürünün yükselişi ve kombucha trendine ilişkin değerlendirmelerde bulundu: “Kore’de sağlıklı yaşam anlayışı günlük hayatın doğal bir parçası olarak görülüyor. Tüketiciler artık yalnızca lezzet sunan ürünleri değil, yaşam tarzlarına uyum sağlayan, içerik açısından fark yaratan alternatifleri tercih ediyor. Kombucha da bu değişimin önemli temsilcilerinden biri haline geldi. Teazen olarak biz de Kore’nin geleneksel fermente çay kültürünü modern teknoloji ve yenilikçi yaklaşımla bir araya getirerek tüketicilere farklı bir deneyim sunuyoruz.” Kombuchanın klasik çaylardan ve şekerli gazlı içeceklerden ayrışmasının temelinde ise fermente yapısı, farklı aroma seçenekleri ve fonksiyonel içecek kategorisinde konumlanması bulunuyor. Özellikle bağırsak sağlığı, dengeli yaşam ve bilinçli tüketim konularına yönelik artan ilgi, bu kategorinin büyümesini destekleyen önemli faktörler arasında gösteriliyor. Türkiye’de de sağlıklı yaşam trendinin güçlenmesiyle birlikte fonksiyonel içeceklere yönelik tüketici ilgisinin arttığını belirten Hande Akbaş Bilici, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de tüketicilerin sağlıklı yaşam konusundaki farkındalığının her geçen gün arttığını gözlemliyoruz. Özellikle genç tüketiciler, günlük rutinlerine kolayca adapte edebilecekleri, yeni nesil ve alternatif ürünleri keşfetmeye daha açık. Teazen olarak Türkiye pazarında Kore wellness anlayışını daha geniş kitlelerle buluşturmayı ve kombucha kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.” Önümüzdeki dönemde fonksiyonel içecek kategorisinin büyümeye devam etmesi beklenirken, kombucha gibi geleneksel üretim yöntemlerini modern yaşam alışkanlıklarıyla birleştiren ürünlerin sağlıklı yaşam trendinde daha fazla yer alacağı öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kore Wellness Trendi Türkiye’ye Geliyor Haber

Kore Wellness Trendi Türkiye’ye Geliyor

Son yıllarda tüketicilerin yaşam tarzlarında önemli değişimler yaşanırken, sağlıklı yaşam odağı yalnızca beslenme tercihlerinde değil, günlük tüketim alışkanlıklarında da kendini gösteriyor. Fonksiyonel gıda ve içecek kategorisi dünya genelinde büyümesini sürdürürken, tüketiciler klasik içecek alternatifleri yerine içerik değeri daha yüksek ürünlere yöneliyor. Kombucha pazarı da bu dönüşümün dikkat çeken alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Global kombucha pazarının 2025 yılında yaklaşık 4,8 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı, önümüzdeki yıllarda da büyümesini sürdürmesinin beklendiği belirtiliyor. Kore ise sağlıklı yaşam ve fonksiyonel ürünler konusunda dünyada dikkat çeken pazarlardan biri konumunda bulunuyor. Ülkede sağlık fonksiyonlu gıda pazarının 2024 yılında yaklaşık 4,1 milyar dolar seviyesine ulaştığı görülüyor. Kore wellness yaklaşımının temelinde yalnızca sağlıklı beslenme değil; günlük yaşam içerisinde sürdürülebilir ve dengeli alışkanlıklar oluşturmak yer alıyor. Bu anlayış doğrultusunda geliştirilen Teazen Kombucha, fermente çay kültürünü modern tüketici alışkanlıklarıyla buluşturuyor. K-Land Pazarlama Direktörü Hande Akbaş Bilici, Kore wellness kültürünün yükselişi ve kombucha trendine ilişkin değerlendirmelerde bulundu: “Kore’de sağlıklı yaşam anlayışı günlük hayatın doğal bir parçası olarak görülüyor. Tüketiciler artık yalnızca lezzet sunan ürünleri değil, yaşam tarzlarına uyum sağlayan, içerik açısından fark yaratan alternatifleri tercih ediyor. Kombucha da bu değişimin önemli temsilcilerinden biri haline geldi. Teazen olarak biz de Kore’nin geleneksel fermente çay kültürünü modern teknoloji ve yenilikçi yaklaşımla bir araya getirerek tüketicilere farklı bir deneyim sunuyoruz.” Kombuchanın klasik çaylardan ve şekerli gazlı içeceklerden ayrışmasının temelinde ise fermente yapısı, farklı aroma seçenekleri ve fonksiyonel içecek kategorisinde konumlanması bulunuyor. Özellikle bağırsak sağlığı, dengeli yaşam ve bilinçli tüketim konularına yönelik artan ilgi, bu kategorinin büyümesini destekleyen önemli faktörler arasında gösteriliyor. Türkiye’de de sağlıklı yaşam trendinin güçlenmesiyle birlikte fonksiyonel içeceklere yönelik tüketici ilgisinin arttığını belirten Hande Akbaş Bilici, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de tüketicilerin sağlıklı yaşam konusundaki farkındalığının her geçen gün arttığını gözlemliyoruz. Özellikle genç tüketiciler, günlük rutinlerine kolayca adapte edebilecekleri, yeni nesil ve alternatif ürünleri keşfetmeye daha açık. Teazen olarak Türkiye pazarında Kore wellness anlayışını daha geniş kitlelerle buluşturmayı ve kombucha kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.” Önümüzdeki dönemde fonksiyonel içecek kategorisinin büyümeye devam etmesi beklenirken, kombucha gibi geleneksel üretim yöntemlerini modern yaşam alışkanlıklarıyla birleştiren ürünlerin sağlıklı yaşam trendinde daha fazla yer alacağı öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Erzurum'da Tarihe ve Geleceğe Güçlü Dokunuş: Ahi Toman Baba Kümbeti Restore Ediliyor Haber

Erzurum'da Tarihe ve Geleceğe Güçlü Dokunuş: Ahi Toman Baba Kümbeti Restore Ediliyor

Erzurum Büyükşehir Belediyesi, şehrin dört bir yanında aralıksız sürdürdüğü kentsel dönüşüm ve tarihi miras koruma çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Ahi Toman Baba Kümbeti için hazırlanan restorasyon projeleri tamamlandı, ihya çalışmaları başladı. “Korunan Tarih Dönüşen Şehir” manifestosu doğrultusunda hayata geçirilen bu çalışmayla kümbet, yıllarca çevresini kapatan yapıların gölgesinden kurtarılarak şehrin yenilenen tarihi dokusuna yeniden kazandırılacak. SADECE BİR RESTORASYON DEĞİL, ŞEHRİN HAFIZASINI KORUMA HAMLESİ Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışma yalnızca bir yapının onarımından ibaret değil. Proje, tarihi mirasın korunması ile kentsel dönüşüm anlayışını aynı potada buluşturan önemli bir şehircilik hamlesi olarak dikkat çekiyor. Erzurum Büyükşehir Belediyesi, il genelinde 19 farklı bölgede 22 etapta toplam 7,5 milyon metrekarelik alanda yürüttüğü kentsel dönüşüm çalışmalarını tarihi eserlerin restorasyonuyla bütünleşik bir anlayışla sürdürüyor. Şehrin dört bir yanında eş zamanlı olarak devam eden bu çalışmalar kapsamında Ahi Toman Baba Kümbeti de artık yeniden gün yüzüne çıkıyor. 14. yüzyılda Erzurum’da Ahilik teşkilatını kuran ve bölgedeki esnaf ile sanatkârları çatısı altında birleştiren Ahi Toman Baba adına inşa edilen kümbet, Anadolu Selçuklu ve Türk-İslam mimarisinin Erzurum’daki en kıymetli eserlerinden birini oluşturmaktadır. Uzun yıllar boyunca çevresini kapatan yapıların arasında mahsur kalan tarihi yapı, Büyükşehir Belediyesi’nin kararlı adımlarıyla artık yeniden şehrin siluetindeki hak ettiği yere kavuşuyor. BAŞKAN SEKMEN: “ECDADIMIZIN EMANETLERİNİ GELECEĞE TAŞIYORUZ” Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Ahi Toman Baba Kümbeti’nin restorasyonunun şehrin tarihi kimliğine ve kentsel dönüşüm vizyonuna verilen en güçlü cevaplardan biri olduğunu vurguladı. Başkan Sekmen, şunları kaydetti: “Kadim şehrimizin tarihi ve kültürel mirasını korumak, ecdadımızın emanetlerini geleceğe taşımak adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ahilik teşkilatının Erzurum’daki en önemli temsilcilerinden Ahi Toman Baba’nın hatırasını yaşatan Ahi Toman Baba Kümbeti, yürüttüğümüz restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılıyor.” TARİHLE GELECEK AYNI VİZYONDA BULUŞUYOR Ahi Toman Baba Kümbeti’nin restorasyonu, Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüm anlayışının en çarpıcı yansımalarından biri olarak öne çıkıyor. Belediye, yalnızca çarpık yapılaşmayı ortadan kaldırmakla kalmıyor; şehrin tarihi dokusunu ve kültürel kimliğini de gün yüzüne çıkararak gelecek nesillere aktarıyor. 6 bin 500 bina ve ticari alanın yıkılarak dönüştürüldüğü, 5 bin sosyal konutun inşa edildiği, şehrin 500 noktasında eş zamanlı çalışmaların yürütüldüğü Erzurum’da kentsel dönüşüm artık yalnızca yapıları değil tarihi eserleri de koruyor. Ahi Toman Baba Kümbeti’nin restorasyonu, bu bütünleşik anlayışın en güçlü halkalarından biri olarak şehrin dönüşüme katkı sunuyor. “ERZURUM; KENTSEL DÖNÜŞÜMDE ROL MODELİ OLDU” Kentsel dönüşümde Türkiye’ye rol modeli olan Erzurum Büyükşehir Belediyesi, bu başarısını tarihi miras çalışmalarıyla da taçlandırıyor. “Korunan Tarih Dönüşen Şehir” manifestosuyla yola çıkan belediye, bir yandan riskli yapıları ortadan kaldırıp modern yaşam alanları inşa ederken öte yandan şehrin kadim mirasını da tek tek ayağa kaldırıyor. Restorasyon tamamlandığında Ahi Toman Baba Kümbeti, çevresini kapatan yapıların gölgesinden tamamen arındırılarak şehrin yenilenen ve güçlenen misyonunda tarihi kimliğiyle yerini alacak. Başkan Sekmen açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Bizler; geçmişin izlerini geleceğe taşıyor; Erzurum’umuzun medeniyet birikimini, tarihi ve kültürel değerlerini koruyarak yarınlara emanet ediyoruz. Her taşında bir hatıra, her köşesinde bir medeniyet izi bulunan Erzurum’umuzun tarihi mirasını yaşatmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Seranit, Yenilikçi Çözümleriyle MosBuild 2026’da Sektör Profesyonelleriyle Buluşuyor Haber

Seranit, Yenilikçi Çözümleriyle MosBuild 2026’da Sektör Profesyonelleriyle Buluşuyor

Yapı malzemeleri ve iç mimari dünyasının küresel ölçekteki en prestijli buluşma noktalarından biri olan MosBuild 2026, bu yıl 31 Mart – 3 Nisan tarihleri arasında Rusya’nın başkenti Moskova’da kapılarını açıyor. Sektörün öncü markalarından Seranit, bölgenin en büyük yapı ve iç mekan organizasyonu olarak kabul edilen bu önemli fuarda, estetik ve teknolojiyi birleştiren en yeni koleksiyonlarını uluslararası platformda sergilemeye hazırlanıyor. Uluslararası Arenada Tasarım ve Teknoloji Şovu Rusya ve Doğu Avrupa’nın en kapsamlı ihtisas fuarı olan MosBuild, her yıl binlerce mimar, iç mimar, üretici ve yatırımcıyı aynı çatı altında buluşturuyor. Yapı teknolojilerinden banyo-mutfak çözümlerine, zemin kaplamalarından iç mimari detaylara kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan fuar, sektörün geleceğine yön veren trendlerin belirlendiği bir merkez konumunda bulunuyor. Seranit, bu stratejik organizasyonda yer alarak global pazardaki güçlü konumunu pekiştirmeyi ve yenilikçi ürünlerini profesyonellerle buluşturmayı hedefliyor. Seranit Hall 8 – H7043 Standında Ziyaretçilerini Bekliyor Moskova’daki Crocus Expo International Exhibition Center’da düzenlenecek olan fuarda Seranit, Hall 8’de yer alan H7043 numaralı standında ziyaretçilerini ağırlayacak. Marka, modern yaşam alanları için geliştirdiği dayanıklı, çevre dostu ve tasarım odaklı çözümlerini dört gün boyunca sektör temsilcilerine tanıtacak. Profesyonel ziyaretçiler, Seranit’in geniş ürün gamını yakından inceleme ve yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirme imkanı bulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğru Takviyeyi Seçme Rehberi  Haber

Doğru Takviyeyi Seçme Rehberi 

Raflar vitamin, mineral ve bitkisel desteklerle dolup taşarken, her gün yeni bir madde gündeme geliyor. Ancak “Her düşük değer takviye gerektirir mi? Popüler desteklerin gerçekten işe yaradığını nasıl anlarız? Etiket ve doz güvenilir mi?” gibi sorular giderek daha fazla önem kazanmaya başladı. Acıbadem Life Danışmanı Aile Hekimi Prof. Dr. İsmet Tamer vitamin takviyesini seçmenin altın ipuçlarını paylaşıyor. VİTAMİNE GERÇEKTEN İHTİYACINIZ VAR MI? Günümüzde pek çok kişi, yaşam temposu ve beslenme düzenindeki değişiklikler nedeniyle eksik kaldığını düşündüğü vitamin ve mineralleri takviyelerle tamamlamaya yöneliyor. Geleneksel beslenme biçimlerinin yerini işlenmiş gıdalara bırakması, taze sebze-meyve tüketiminin azalması mikro besin alımını düşürürken; kapalı ofislerde uzun saatler çalışma, güneş ışığına daha az maruz kalma gibi modern yaşam faktörleri özellikle D vitamini başta olmak üzere çeşitli eksiklikleri artırıyor. Öte yandan gelişmiş laboratuvar testleri sayesinde belirti vermeyen eksiklikler daha sık tespit ediliyor, sosyal medya ve pazarlama dili ise “doğal, mucize, hızlı etki” söylemleriyle takviyelere olan ilgiyi körüklüyor. Bu noktada laboratuvar değerlerinin tek başına belirleyici olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. İsmet Tamer, “Tahlilde değerin düşük çıkması her zaman takviye başlanacağı anlamına gelmez. Eksikliğin derecesi, klinik bulgular ve risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir. Bazı hafif düşüklüklerde yaşam tarzı düzenlemesi yeterliyken, ciddi düzeylerde hedefe yönelik tedavi gerekebilir” diyerek bilinçli yaklaşımın önemini vurguluyor. HER YENİ BİLEŞEN MUTLAKA ALINMALI MI? Takviye pazarında her gün yeni bir bileşen gündeme geliyor. Yakın dönemde popülerleşen berberin buna iyi bir örnek. Peki yeni maddeler gerçekten yeterli bilimsel kanıtla mı destekleniyor, yoksa trend etkisiyle mi hızla yaygınlaşıyor? Prof. Dr. İsmet Tamer’e göre burada en kritik nokta, “etkinlik ve güvenlik verisinin randomize kontrollü bilimsel çalışmalarla desteklenmesi”. Bazı bileşenler için umut vadeden sonuçlar bulunsa da çalışmaların kapsamı, katılımcı sayısı ve kullanılan dozlar büyük farklılık gösterebiliyor. Tamer, “ Bitkilerde doğal olarak bulunan berberin bileşiği üzerine kan şekeri ve lipid profili gibi parametrelerde olumlu sonuçlar bildiren yayınlar mevcut; ancak uzun dönem güvenlik verisi ve standart doz netliğine dair yeterli kanıt henüz sınırlı” diyerek temkinli yaklaşılması gerektiğinin altını çiziyor. Prof. Dr. İsmet Tamer, özellikle sosyal medya etkisiyle hızla yayılan takviyeler konusunda uyarıda bulunuyor ve “Bir madde popüler oldu diye hemen kullanmaya başlanmamalı; hele ki tedavi amacıyla ve mevcut ilaçlarla birlikte alınacaksa mutlaka bir hekim görüşü alınmalı” diyor. VİTAMİN TAKVİYESİNİN İÇİNDE VİTAMİNİ YOKSA? Vitamin ve bitkisel takviyelerin içerik güvenilirliğinin hem dünyada hem Türkiye’de en çok tartışılan başlıklardan biri olduğunu belirten Prof. Dr. İsmet Tamer, “Bağımsız laboratuvarların yaptığı analizlerde zaman zaman ürün etiketinde yazan etken maddenin ya çok düşük oranda bulunduğu ya da hiç bulunmadığı tespit edilebiliyor. Bu durum şaşırtıcı değil. Gıda takviyeleri ilaçlar kadar sıkı onay süreçlerinden geçmediği için kalite kontrol üreticinin beyanına ve uyguladığı standartlara bağlıdır. Bağımsız kuruluşlarca test yapılmadığında etiket ile içerik arasında tutarsızlık görülebilir. Özellikle online satış platformlarındaki her ürün denetimlerden geçmediği için dikkatli olunması gerekiyor” diyor. DOĞRU TAKVİYE SEÇME REHBERİ Tüketicilerin takviye seçerken dikkat etmesi gereken noktalar konusunda pratik bir “alışveriş kontrol listesi” hazırlayan Prof. Dr. İsmet Tamer, doğru ürün tercihinin sandığımızdan daha kritik olduğunu belirtiyor. Buna göre takviye satın alırken şu adımlar göz önünde bulundurulmalı: Etiket mutlaka incelenmeli. Etken maddenin adı ve miktarı şeffaf şekilde yazıyor mu? Her bileşenin dozu belirtilmiş mi? Yan etki, gebelik–emzirme ve çocuk kullanımı uyarıları yer alıyor mu? Bağımsız test sertifikaları önemli. USP, NSF, ConsumerLab gibi kuruluşların doğrulama logosu ürünün güvenilirliğini artırır. Üretim yeri, GMP bilgisi ve marka iletişim detayları net olmalı. İlaç kullanıyorsanız dikkat! Bitkisel ve doğal takviyeler ilaçlarla etkileşime girebilir. Düzenli ilaç kullananlar mutlaka hekim görüşü almalı. Amaç net olmalı. Destek amaçlı mı yoksa belirli bir eksiklik için mi kullanılıyor? Spesifik eksiklik şüphesinde önce test, ardından hedefe yönelik ürün seçimi yapılmalı. Fiyat tek kriter değildir. Çok ucuz ürünler kalite şüphesi yaratabilir; en pahalısı da en iyi anlamına gelmez. Bilimsel veri ve sertifika her zaman fiyatın önündedir. Prof. Dr. Tamer, takviyelerin herkes için rutin bir ihtiyaç olmadığını vurgulayarak, “Yeni bir madde popüler oldu diye hemen uzun süreli kullanıma başlanmamalı. Güvenilir kanıta, ürün doğrulamasına ve hekim değerlendirmesine dayanan seçim en sağlıklı yaklaşımdır” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyada 600 Milyondan Fazla, Türkiye’de ise Yaklaşık 10 Milyon Kedi İnsanlarla Birlikte Yaşıyor Haber

Dünyada 600 Milyondan Fazla, Türkiye’de ise Yaklaşık 10 Milyon Kedi İnsanlarla Birlikte Yaşıyor

Dünyada 600 milyondan fazla, Türkiye’de ise yaklaşık 10 milyon kedi insanlarla birlikte yaşıyor. Bu veriler, kedilerin yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ortaya koyuyor. Son yıllarda yaşanan kedi sahipliğindeki artış eğilimi ile birlikte, modern yaşam dinamiklerine de uyum sağlayabilen kediler, yalnızca yaşamlarımızı, yaşam alanlarımızı birleştirdiğimiz canlılar değil; aynı zamanda duygusal, psikolojik ve sosyal iyilik halinin de önemli bir parçası haline geliyor. Bilimsel araştırmalar, kedilerin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini net biçimde ortaya koyuyor. Kedilerle etkileşim, beynin dopamin ve serotonin salgılamasını tetikleyerek stres seviyesini düşürüyor, mutluluk ve sakinlik hissini artırıyor. Uzun süreli araştırmalar, kedi sahiplerinin kalp krizi ve kardiyovasküler hastalıklardan kaynaklı ölüm risklerinin, hiç kedi sahibi olmayan bireylere kıyasla anlamlı derecede daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda kedilerin, kan basıncını düşürdüğü, stresi azalttığı ve bağışıklık sistemini destekleyen hormonların salgılanmasına katkı sağladığı bilimsel olarak doğrulanıyor. Öte yandan kedi sahipliği, kaygı ve depresyonla mücadelede önemli bir rol oynuyor. Araştırmalar, hayvan sahiplerinin daha yüksek benlik saygısına, olumlu öz-imaja ve daha düşük yalnızlık düzeyine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle gençlerde ve yaşlı bireylerde, kedilerle kurulan bağın bir "amaç duygusu" kazandırdığı; sosyal izolasyonu azalttığı ve ruh sağlığını iyileştirdiği gözlemleniyor. İnsan-Hayvan Bağı Araştırma Enstitüsü (HABRI) tarafından yapılan bir ankete göre, aile hekimlerinin yüzde 87’si hayvanların hastalarının ruh hâline olumlu katkı sağladığını belirtiyor. Ancak bu güçlü bağın sürdürülebilirliği, sorumlu hayvan sahipliği anlayışıyla mümkün. Sorumlu sahiplik; doğru beslenme, düzenli veteriner hekim kontrolleri, fiziksel ve sosyal ihtiyaçların karşılanması, güvenli yaşam alanları oluşturulması ve yaşam boyu bakım sorumluluğunu kapsayan bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor. Bu yaklaşım, hayvan refahını yalnızca bireysel duyarlılık değil; bilimsel, etik ve sistematik bir süreç yönetimi olarak ele almayı gerektiriyor. Royal Canin’den “Sorumlu Hayvan Sahipliği” vurgusu Royal Canin Avrasya Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Tuba Güven Saraçoğlu konu ile ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Royal Canin olarak hayvan sağlığını, yaşam boyu süren bütünsel bir süreç olarak ele alıyoruz. Bilimsel araştırmalar, veteriner hekim iş birlikleri ve önleyici sağlık yaklaşımıyla geliştirdiğimiz beslenme çözümlerimiz, kedilerin yalnızca bugününü değil, tüm yaşam döngüsünü korumayı hedefliyor. Sorumlu hayvan sahipliği; bilinç, bilgi ve sürdürülebilir bakım anlayışıyla mümkündür. Dünya Kediler Günü vesilesiyle bu bilinci birlikte büyütmenin önemine inanıyoruz. Yarım asrı aşan bir süredir sahip olduğumuz tüm bilgi birikimi ve deneyimimizi, onları daha iyi anlayabilmek ve onlara daha iyi bir dünya sunabilmek için çeşitli kanallar aracılığıyla tüm paydaşlarımıza açıyoruz. Her bir kedi eşsiz ve buna paralel her birinin farklı beslenme ve bakım ihtiyaçları bulunuyor. Bu ihtiyaçları anlayıp ona göre çözümler üretmek kurulan bu bağın ve yaratılan değerin daha da büyümesine katkı sağlayacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kayseri Büyükşehir Belediyesi'ne "En İyi Tarihi Alan Dönüşümü" Ödülü Haber

Kayseri Büyükşehir Belediyesi'ne "En İyi Tarihi Alan Dönüşümü" Ödülü

Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Kentsel Dönüşüm ve Şehircilik Vakfı (KENTSEV) tarafından düzenlenen KentFest 2025'te, tarihi dokuyu modern yaşamla buluşturan "Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi" ile "En İyi Tarihi Alan Dönüşümü Yapan Belediye" ödülünün sahibi oldu. Büyükşehir Belediyesi'nin, şehir tarihi ve modernizasyon vizyonunu birleştiren iddialı projesi "Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi", ulusal alanda takdir görmeye devam ediyor. Kentsel Dönüşüm ve Şehircilik Vakfı tarafından İstanbul Ataşehir'de düzenlenen KentFest 2025 Belediye Ödülleri'nde, Türkiye'nin dört bir yanından gelen başarılı belediyeler arasından "En İyi Tarihi Alan Dönüşümü Yapan Belediye" ödülüne layık görüldü. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç'ın öncülüğünde, ilk etabı 950 milyon TL bütçeyle hayata geçirilen bu mega proje, Kayseri'yi sadece modern ve güvenli yaşam alanlarına kavuşturmakla kalmıyor, aynı zamanda Cumhuriyet Mahallesi gibi kritik bir tarihi bölgenin çehresini tamamen değiştiriyor. 2,22 hektarlık "Riskli Alan"da yürütülen proje, bölgeyi yenileyip modernize ederken, vatandaşların sosyal ve modern yaşam ihtiyaçlarına en uygun ortamları oluşturmayı hedefliyor. Ödül ve Dönüşüm Vurgusu Kayseri Büyükşehir Belediyesi adına ödülü teslim alan Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Hasan Cihat Türkmen, bu önemli başarının ardındaki emeğe ve vizyona dikkat çekti. Türkmen, "Kayseri Büyükşehir Belediyesi olarak, Sayın Başkanımız Dr. Memduh Büyükkılıç'ın liderliğinde sadece binaları değil, şehirlerin ruhunu, tarihi hafızasını dönüştürme misyonuyla çalışıyoruz. Suriçi Camikebir Projemiz, işte bu vizyonun somut bir örneğidir. Tarihi dokuyu koruyarak modern ve güvenli bir gelecek inşa etme çabamızın KentFest 2025 gibi saygın bir organizasyon tarafından tescillenmesi, ekibimiz ve tüm Kayserili hemşehrilerimiz adına büyük bir onur kaynağıdır” diye konuştu. Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin bu ödüllü projesi, Türkiye'deki tarihi kentsel dönüşüm çalışmalarına rol model teşkil eden niteliğiyle dikkat çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.