Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlıklı Yaşam

Kapsül Haber Ajansı - Sağlıklı Yaşam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlıklı Yaşam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kan Sulandırıcı Kullanımında Bu Hatalar Tehlike Saçıyor! Haber

Kan Sulandırıcı Kullanımında Bu Hatalar Tehlike Saçıyor!

Bu nedenle genetik yatkınlığı ve aile öyküsü olanların yanı sıra, sağlıksız yaşam alışkanlıklarına sahip kişilerin de kardiyolojik muayenelerini düzenli yaptırmaları, toplumda sık yapılan bazı hatalara düşmemeleri kritik önem taşıyor. Toplumda en sık yapılan hatalardan birini de kan sulandırıcı ilaç kullanımı oluşturuyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, “Halk arasında kan sulandırıcı olarak bilinen, asetilsalisilik asit içeren ilaçların kullanımına yönelik ne yazık ki toplumsal farkındalığın son derece yetersiz olduğunu görüyoruz. 50 yaşın üzerindeki herkesin kan sulandırıcı kullanması gerektiği düşüncesi yanlış olduğu gibi, gereksiz kan sulandırıcı kullanımı önemli tehlikelere de yol açabilmektedir” uyarısında bulunuyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal kan sulandırıcı konusunda en çok yöneltilen 6 soruyu cevapladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. SORU: 50 yaş üzerindeki herkes kan sulandırıcı içmeli mi? CEVAP: ‘Belli bir yaştan sonra herkes kan sulandırıcı kullanmalıdır’ düşüncesi yanlıştır. Kan sulandırıcı kullanımının gerekliliği kişiden kişiye değişmektedir. Buna doktorunuz karar verebilir. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal “Kan sulandırıcı kullanımını, hastanın mevcut hastalıklarına, yaşına, cinsiyetine, yaşam alışkanlıklarına, yaşam tarzına ve risk faktörlerine göre değerlendirmeler yaparak veriyoruz. Ek ileri tetkikler ile karar vermek daha da kolaylaşabilir. Özellikle orta ve yüksek kardiyak riske sahip bireylerde boyun doppler ultrasonu (şah damarı ultrasonu) ve Koroner BT Anjiografi (sanal anjiografi) tetkikleri yaptırıyoruz. Bu tetkiklerde olası bir plak varlığında kan sulandırıcıları öneriyoruz” diyor. SORU: Kan sulandırıcıların faydaları nelerdir? CEVAP: Kan sulandırıcı kullanımı kalp krizlerine, beyine pıhtı atma olaylarına karşı kişileri korumaktadır. Gereksiz kullanımlarında kanama riskleri oluşturmaktadır ancak yüksek kardiyovasküler hastalık riskine sahip bireylerde ise yararı; zararına oranla çok daha fazla olacağından dolayı, bu bireylerin kan sulandırıcı kullanmaları daha doğru bir karar olacaktır. SORU: Kardiyovasküler hastalık riski çok düşük olan bireylerde kan sulandırıcı kullanımının zararları nelerdir? CEVAP: Doç. Dr. Emrah Erdal “Kardiyovasküler hastalık riski çok düşük olan bireylerde kan sulandırıcının zararı, kanama riski daha fazla olacaktır. Kar-zarar dengesini belirlemek çok önemlidir. Çünkü gereksiz kan sulandırıcı kullanan bireylerde mide kanaması, beyin kanaması gibi riskler daha da artmış olmaktadır. Bu nedenle kesinlikle kafanıza göre kan sulandırıcı ilaçları kullanmayın, bu kararı mutlaka doktorunuza bırakın” diyor. SORU: Kalp hastalığı olmayan ama risk faktörü olan bireylerde bugün hangi koruyucu yaklaşımlar öneriliyor? CEVAP: Sağlıklı yaşam kuralları herkes için çok önemlidir. Zararlı alışkanlıkların (sigara, alkol vb.) bırakılması, fazla kiloların diyet ve egzersizle verilmesi, tansiyon ve şeker (diyabet) hastası iseniz değerlerinizin normal sınırlarda tutulması çok önemlidir. Ayrıca yüksek riskli bireylerde Koroner BT Anjiografi, Karotis Doppler ultrasonu gibi ek testlerin yapılması da çok faydalı olacaktır. SORU: Kan sulandırıcı ilaçların besinlerle ya da diğer ilaçlarla etkileşimi oluyor mu? CEVAP: Bazı kan sulandırıcı ilaçlarda beslenme çok önemlidir çünkü ilaç, etkisini yeşil sebze, meyveler artırabilmekte veya azaltabilmektedir. Ama bazı kan sulandırıcı ilaçlarda ise bu ayrıntı çok önemli değildir, bunun yerine bu bireyler günlük yaşamda ağrı kesici ilaç kullanımına karşı dikkatli olmalılardır çünkü çok sayıda ağrı kesici kullanımı; bu tür kan sulandırıcılarla etkileşime girerek mide kanaması riskini belirgin olarak artırmaktadır. Bu nedenle kan sulandırıcı kullanımı gibi önemli bir konuda kesinlikle kafanıza göre hareket etmeyin, tedavi sürecinde mutlaka doktorunuzun önerilerine sıkı sıkıya uymaya özen gösterin. SORU: Kan sulandırıcı kullanımı konusunda toplumda en sık yapılan yanlış nedir? CEVAP: Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal “Doktora sormadan kan sulandırıcı kullananları çok sık görüyoruz ne yazık ki. Eş, dost, arkadaş çevresi ve sosyal medyadan, internetten edinilen görüşlerle, doktora sormadan kan sulandırıcı kullanmak hayati riskler doğurabileceğinden bu kararı mutlaka doktora bırakmak gerekir. Üstelik ‘kalp yaşı’ dediğimiz bir skorlama sistemi de var ki; cinsiyet, yaş, şeker ve tansiyon hastalığı varlığı, tansiyon durumunuz, kolesterol seviyeleriniz kardiyovasküler hastalık riskini belirlemede çok önemli faktörlerdir” diyor.

Santa Farma ve Mealis’den Yeni Stratejik İş Birliği Haber

Santa Farma ve Mealis’den Yeni Stratejik İş Birliği

Santa Farma İlaç, Dilovası GEBKİM OSB’de 150 milyon avroluk yatırımla, en ileri üretim ve bina teknolojileri kullanılarak inşa edilen ve toplam 80.000 m² alanda 44.000 m² kapalı alana sahip üretim tesisini 2015 yılında Türk İlaç Sanayinin hizmetine sunmuştur. Yıllık tek vardiyada 150 milyon kutu üretim kapasitesine, EU-GMP, TR-GMP ve Ürdün GMP sertifikalarına sahip tesiste, yalnızca Türkiye ve ihracat yapılan ülkeler için Santa Farma ürünleri üretilmekle kalmayıp, yurtdışından ürün ithal edilmekte olan global ve yerli ilaç firmalarına yerelleşme adına destek verilmektedir. Her yaşta sağlıklı yaşam kavramını kendisine ilke edinerek, 2013 yılında Dubai ve Beyrut’ta faaliyetlerine başlayan MEALIS, Türkiye faaliyetlerine ise 2014 yılında başlamıştır. MEALIS Türkiye dahil 35 farklı ülke olmak üzere Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki faaliyetlerine ilaç, tıbbi cihaz ve takviye edici gıda alanında devam etmektedir. İlaç endüstrisinin gelişimine, sürdürülebilirliğine ve toplum sağlığının geleceğine katkı sağlamayı ilke edinen MEALIS Türkiye ilaç ve ilaç dışı ürünlerin tanıtım, pazarlama, satış ve dağıtımını gerçekleştirmektedir. İmzalanan stratejik iş birliği anlaşmasıyla, ruhsatı ve üretimi Santa Farma İlaç’a ait olan Demir sükroz kompleksi etkin maddeli ilacın satış, dağıtım ve pazarlama hakları 11.12.2025 tarihi itibarıyla MEALIS’e devredilmiştir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, LMGA Liderlerini İstanbul’da Ağırlıyor Haber

Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, LMGA Liderlerini İstanbul’da Ağırlıyor

Yaşam tarzı tıbbını bugün 30’dan fazla ülkede temsil eden hekim ve sağlık profesyonellerinin dernek başkanlarını buluşturan Lifestyle Medicine Global Alliance (LMGA) Leadership Toplantısı, Türkiye’de ilk kez düzenleniyor. Küresel liderlik buluşması, 13 Şubat 2026’da İstanbul’da gerçekleşecek Yaşam Tarzı Tıbbı Sempozyumu ile eş zamanlı yapılacak. Organizasyon, Türkiye’de yaşam tarzı tıbbının kurumsal ve bilimsel ölçekte konumlanmasına yönelik önemli bir eşik olarak görülüyor. LMGA çatısı altında bir araya gelen liderler; yaşam tarzı tıbbının farklı ülkelerdeki klinik uygulamalarını, sağlık sistemi entegrasyon modellerini ve politika düzeyindeki yaklaşımları İstanbul’da paylaşacak. Sempozyum, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen ve Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) hekimlerine yönelik sağlıklı yaşam eğitimlerinin ardından düzenlenecek; böylece yaşam tarzı tıbbının klinik uygulamalarla birlikte ulusal sağlık politikaları perspektifinde de ele alınması hedeflenecek. Etkinlikte, Harvard Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi gibi önde gelen akademik merkezlerden öğretim üyeleri ile alandaki bilimsel literatüre yön veren uzmanlar yer alacak. Program ve uluslararası konuşmacı listesine ilişkin güncel bilgiler derneğin resmî web sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden duyurulacak. Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği [Yönetim Kurulu Başkanı/Temsilcisi – Hande Namal Türkyılmaz], “LMGA liderlerini İstanbul’da ağırlamak, Türkiye’de yaşam tarzı tıbbının bilimsel temellerle güçlenmesi ve sağlık sistemine etkin biçimde entegre edilmesi adına tarihi bir fırsat. Bu buluşmayla küresel deneyimi doğrudan ülkemize taşıyor; klinik uygulamalar, eğitim ve politika başlıklarında sürdürülebilir bir yol haritasını birlikte şekillendiriyoruz.” dedi. İstanbul’da gerçekleşecek bu eş zamanlı buluşma, Türkiye’nin yaşam tarzı tıbbında bölgesel bir referans noktası olma potansiyelini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bilimsel yaklaşımın, klinik uygulamanın ve politika düzeyindeki iş birliklerinin aynı çatı altında ele alınması; hem sağlık profesyonelleri hem de toplum sağlığı açısından uzun vadeli, ölçülebilir katkılar sunacak bir zemin oluşturacak. Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, yaşam tarzı tıbbı yaklaşımının bilimsel kanıta dayalı olarak yaygınlaşmasını destekleyen; eğitim, araştırma, klinik uygulama ve farkındalık çalışmaları yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek, sağlık profesyonellerinin yetkinliklerini güçlendirmeyi, kurumlar arası iş birliğini geliştirmeyi ve toplum sağlığını iyileştirmeye yönelik sürdürülebilir programları teşvik etmeyi hedefler. Dernek faaliyetleri ve etkinlik duyuruları, resmî web sitesi www.yttd.org ve sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Öğle Yemeği Haritası Değişiyor Ama Döner Yine Zirvede Haber

Türkiye’nin Öğle Yemeği Haritası Değişiyor Ama Döner Yine Zirvede

Pluxee verileri, yemek kartı kullanımının ay içindeki ritminden dijital ödeme alışkanlıklarına, öğle yemeği tercihlerinden online kategorilerdeki dönüşüme uzanan çok boyutlu bir tablo sunuyor. 30 binden fazla kurum ve 170 bini aşkın üye iş yeri ağı üzerinden her gün 1,5 milyon çalışanın hayatına dokunan Pluxee Türkiye, 2025 yılı boyunca gerçekleşen milyonlarca işlemi analiz ederek çalışanların gündelik harcama alışkanlıklarına dair kapsamlı bir tablo ortaya koydu. Analize göre Türkiye genelinde kişi başı günlük ortalama yemek harcaması 2024 yılına göre %40’a varan bir artış gösterdi. Veriler, işverenler tarafından yüklenen aylık yemek bakiyelerinin çoğunlukla ayın ortasında tükendiğini; yemek kartlarının artık bir ayı değil yaklaşık iki haftalık ihtiyacı karşıladığını ortaya koyuyor. En pahalı yemek İzmir’de yendi Pluxee 2025 verileri, büyük şehirlerde yemek harcamalarının ilçe bazında belirgin farklılıklar gösterdiğini ortaya koyuyor. İstanbul’da ortalama en yüksek yemek harcaması 466 TL ile Kadıköy’de gerçekleşirken, en düşük ortalama harcama 306 TL ile Esenler’de görülüyor; işlem adedinin en yoğun olduğu ilçe ise Şişli olarak öne çıkıyor. İzmir’de bu fark daha da belirginleşiyor: Seferihisar, ortalama 745 TL ile en pahalı ilçe olurken, Gaziemir 207 TL ile en uygun harcama yapılan ilçe olarak kaydediliyor; harcama yoğunluğu ise Konak’ta toplanıyor. Ankara’da en yüksek ortalama yemek harcaması 502 TL ile Kahramankazan’da, en düşük ortalama harcama 332 TL ile Mamak’ta gerçekleşirken, Çankaya harcamanın en yoğun olduğu ilçe olarak öne çıkıyor. Tüm bu veriler, aynı şehir içinde dahi yemek harcamalarının lokasyon ve yaşam pratiklerine bağlı olarak ciddi biçimde ayrıştığını gösteriyor. Döner ve Kebap Hâlâ Lider, Sağlıklı Yaşam Yükselişte 2025’te de önceki yıllarda olduğu gibi çalışanların öğle yemeğinde en çok tercih ettiği lezzet döner ve kebap oldu. Buna karşın en yüksek ortalama harcama tutarı, Uzak Doğu mutfağında gerçekleşti. Bölgesel tercihlere bakıldığında Güneydoğu Anadolu’da fast food, Doğu Anadolu’da ev yemekleri öne çıkarken, diğer beş bölge tercihini döner ve kebaptan yana kullandı. Farklı sektörlerdeki çalışanların yemek tercihleri de değişiyor: Tekstil, toptan ve perakende ticaret ile eğlence, kültür-sanat sektörlerinde çalışanlar fast food tercih ederken; basım-yayın, medya, sigortacılık ve telekomünikasyon sektörlerinde kafe harcamaları ağırlık kazanıyor. Finans ve ekonomi sektöründe çalışanlar ise tercihini daha çok ev yemeklerinden yana kullanıyor. Fiziksel harcamalarda fast food kategorisi güçlü konumunu korumaya devam ederken, online kanallarda daha bilinçli tercihler öne çıkıyor. Özellikle sağlıklı yaşam ve doğal ürünler kategorisindeki harcamalar, bir önceki yıla göre %130 artış gösterdi. Pluxee’nin sağlıklı yaşam odaklı markalara yönelik iş birlikleri, kullanıcıların bu kategorilere daha kolay erişmesini sağlayarak online kanallardaki bu dönüşümü hızlandırıyor. Dijital Ödeme Kullanımı Hızlanıyor 2025 verileri, dijital ödeme altyapısının yaygınlaşmasıyla birlikte online harcamaların hız kazandığını ortaya koyuyor. Dijital ödeme oranı %96’ya ulaşırken, online ödeme seçeneği sunan üye iş yeri sayısı %32 oranında yükseldi. Bu tablo, dijital kanallara erişimin artmasının kullanıcıların harcama davranışlarını doğrudan etkilediğini gösteriyor. İstanbul, İzmir ve Ankara bakiyenin en hızlı tükendiği iller arasında yer alırken, dijital ödeme seçeneklerinin özellikle Anadolu illerinde daha yüksek oranlarda tercih edilmesi dikkat çekiyor. %96 oran ile Van, %93 ile Diyarbakır ve %92 ile Hatay dijital ödeme kullanım oranlarının en yüksek olduğu iller olarak öne çıkıyor. Pluxee Türkiye Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Serdar Güngör, verileri şu sözlerle değerlendirdi: “Sektörünün en geniş üye ağıyla hizmet veren ve çalışanların 1 numaralı tercihi olan bir marka olarak; hem büyük şehirlerde hem de Anadolu’da farklı eğilimleri ve ihtiyaçları eş zamanlı izleyebiliyoruz. 2025 verileri, çalışanların yemek kartlarını artık daha planlı ve daha dijital yönettiklerini net biçimde ortaya koyuyor. Pluxee olarak bu içgörüleri yalnızca analiz etmekle kalmıyor, müşteri deneyimini sadeleştiren, avantajlara erişimi kolaylaştıran ve gündelik hayatı gerçekten rahatlatan çözümlere dönüştürüyoruz. Amacımız, çalışanların bilinçli tercihler yapmasını destekleyen, ihtiyaç anında değer üreten bütüncül bir deneyim ekosistemi sunmak.” Kampanyalar Alım Gücünü Destekliyor 2025 verileri, şirketlerin çalışanlarına özel günlerde veya ödüllendirme için verdiği kurumsal hediyelerin, çalışanların gündelik harcamalarında alım gücünü destekleyen önemli bir denge unsuru haline geldiğini gösteriyor. Hediye bakiyesi kullanımlarında kişi başı alışveriş tutarının en yüksek olduğu şehirler İstanbul, İzmir ve Kocaeli olurken, harcamaların %91’inin market, giyim ve yakıt gibi temel ihtiyaçlardan oluştuğu görülüyor. Harcamanın 2024 yılına göre en fazla artış gösterdiği kategori ise %101 artış ile giyim kategorisinde gerçekleşiyor. Bu tablo, Pluxee Hediye’nin yalnızca dönemsel bir yan hak değil, çalışan bütçesini destekleyen tamamlayıcı bir araç olarak konumlandığını ortaya koyuyor. Kullanıcılara gıda, araç kiralama ve eğitim gibi farklı kategorilerde, indirim ve ayrıcalıklar sunan kampanya platformu Pluxee Plus’a yönelik ilgi de 2025 yılı verilerine göre artış gösterdi. Kampanya tercihleri ağırlıklı olarak yemek, kahve ve araç kiralama kategorilerinde yoğunlaşırken, kampanyalardan yararlanma oranının bir önceki yıla kıyasla %101 artması, kullanıcıların daha planlı ve avantaj odaklı harcama davranışlarını benimsediğine işaret ediyor.

Kocaeli'nde 1.834 Kişiye 19.923 Kez Öz Bakım Hizmeti Haber

Kocaeli'nde 1.834 Kişiye 19.923 Kez Öz Bakım Hizmeti

Buna göre yıl boyunca 1.834 kişiye 19.923 kez öz bakım hizmeti sağlanarak, kişisel hijyen ve bakım ihtiyaçları düzenli şekilde karşılandı. SOSYAL DESTEKLER 2025’TE DE HIZ KESMEDİ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yaşlılık, engellilik ve hastalık nedeniyle günlük yaşamını tek başına sürdüremeyen vatandaşlara yönelik sosyal destekler 2025 yılı boyunca kesintisiz sürdü. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Şube Müdürlüğü bünyesinde yürütülen “Evde Bakım Hizmeti” ile dezavantajlı bireylerin hem kişisel bakımları hem de yaşam alanları güvenle desteklendi. ÖZ BAKIM HİZMETİYLE YAŞAMA KOLAYLIK Öz bakım ihtiyacını kendi imkânlarıyla karşılayamayan ve bu konuda destek alabileceği yakını bulunmayan vatandaşlar için sunulan hizmet, 2025 yılında önemli bir kapsama ulaştı. Yıl boyunca 1.834 kişiye 19.923 kez öz bakım hizmeti sağlanarak, kişisel hijyen ve bakım ihtiyaçları düzenli şekilde karşılandı. Saç kesimi, sakal tıraşı, tırnak kesimi, vücut temizliği ve banyo hizmetlerini kapsayan çalışmalar, vatandaşların daha sağlıklı ve konforlu bir yaşam sürmesine katkı sundu. TEMİZ VE SAĞLIKLI YAŞAM ALANLARI SAĞLANDI Günlük temizlik işlerini yapabilecek durumda olmayan, sosyal destek ağı sınırlı ya da bu hizmeti ücretli olarak alma imkânı bulunmayan vatandaşlar da Büyükşehir’in desteğiyle yalnız bırakılmadı. Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen ev temizliği çalışmaları kapsamında 1.529 hanede toplam 3.871 kez temizlik hizmeti gerçekleştirildi. Evlerin tozlarının alınmasından yerlerin süpürülüp silinmesine, perdelerin yıkanmasından banyo ve tuvalet temizliğine kadar kapsamlı bir çalışma yürütülerek, yaşlı ve engelli bireyler için hijyenik yaşam koşulları oluşturuldu. SOSYAL SORUMLULUĞUN GÜÇLÜ BİR ÖRNEĞİ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından sürdürülen “Evde Bakım Hizmeti”, 2025 yılı boyunca ulaşılan kişi ve hizmet sayılarıyla sosyal destek çalışmalarının önemli ayaklarından biri olmayı sürdürdü. Yıl boyunca gerçekleştirilen öz bakım ve ev temizliği hizmetleriyle dezavantajlı grupta yer alan vatandaşların temel ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlandı.

Genç Yaşta Kalp Krizinin 8 Önemli Nedeni!   Haber

Genç Yaşta Kalp Krizinin 8 Önemli Nedeni!  

Bu ölümlerin büyük çoğunluğunu kalp krizi ve inme oluştururken, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2023 verileri de Türkiye’de her 3 ölümden 1’inin dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Bu grupta her 10 ölümden yaklaşık 4’ü kalp krizi nedeniyle gerçekleşiyor, bu da ülkemizde her yıl on binlerce kişinin kalp krizine bağlı yaşamını yitirdiğini gösteriyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, üstelik kalp krizlerinin genç erişkinlerde artış gösterdiğini vurgulayarak, “Kalp krizleri genellikle 50-70 yaş aralığında görülmektedir. Ancak, son yıllarda yaşam tarzındaki değişimler ve belirti vermeyen risk faktörleri nedeniyle erken başlangıçlı, yani 45 yaş altı kalp krizi vakalarında dikkat çekici bir artış olduğu belirtilmektedir. Uluslararası çalışmalar, tüm kalp krizi vakalarının yaklaşık yüzde 5–10’unun 45 yaş ve altındaki kişilerde görüldüğünü ve bu oranın son 10–15 yılda kademeli olarak yükseldiğini göstermektedir” diyor. Gizli risk faktörlerine dikkat! Kalp krizi (tıbbi adıyla miyokard enfarktüsü), kalbi besleyen koroner damarların ani şekilde tıkanmaları sonucu kalp kasına yeterli kan ve oksijenin ulaşamaması ile ortaya çıkan ve hayati tehlike taşıyan klinik bir tablo. Bu tıkanma çoğunlukla damar duvarında bulunan aterosklerotik plağın yırtılması ve bölgede hızla pıhtı oluşmasıyla gelişiyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, özellikle sigara, obezite, sağlıksız beslenme ve yoğun stresin genç erişkinlerde kalp krizi riskini hızla yükselttiğine dikkat çekerek, “Bunlara ek olarak, özellikle ailevi kolesterol sorunları, yüksek tansiyon ve insülin direnci gibi çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ‘gizli’ risk faktörleri genç erişkinlerde fark edilmeden yıllarca damar hasarı oluşturabilmektedir” bilgisini veriyor. Dr. Redwan Seid Busery, bu nedenle, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olan veya kolesterol, tansiyon ve diyabet gibi metabolik riskler taşıyan genç yaş grubundaki kişilerin düzenli olarak taranmalarının büyük önem taşıdığını belirterek, “Erken farkındalık, zamanında yapılan kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları genç yaş grubunda kalp krizinin önemli ölçüde önlenmesini sağlayabilmektedir” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, genç yaş yaşta görülen kalp krizinin 8 nedenini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! Sigara ve tütün ürünleri Sigara ve tütün ürünleri genç yaşta kalp krizi geçirmenin en güçlü risk faktörlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Büyük uluslararası analizlerde, aktif sigara içen bireylerde kalp krizi riskinin hiç içmeyenlere kıyasla yaklaşık üç kata yakın arttığı gösterilmiş. Tütünün damar iç yüzeyini bozması, pıhtılaşmayı artırması ve ani damar tıkanıklığına yol açması bu ilişkiyi açıklıyor. Ne yapmalı? Nikotin replasman tedavileri ve profesyonel destek programlarıyla sigaranın bırakılması kalp krizi riskini kısa sürede belirgin şekilde azaltıyor. Ailevi hiperkolesterolomi Ailevi hiperkolesterolemi, LDL kolesterolün (kötü huylu kolesterol) genetik olarak çok yüksek seyrettiği bir durum ve genç erişkinlerde kalp krizi oluşumunun en önemli nedenlerinden biri. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Genç yaşta görülen ‘beklenmedik’ kalp krizlerinin önemli bir bölümü ailevi hiperkolesterolomi sebebiyle gelişmektedir” diye konuşuyor. Ne yapmalı? Ailede erken kalp krizi öyküsü olan kişiler 20’li yaşlardan itibaren düzenli LDL kolesterol ölçümü yaptırmalı; gerekirse ileri değerlendirme planlanmalı. Obezite, insülin direnci ve diyabet Erken koroner arter hastalığının ana belirleyicileri arasında yer alan obezite, insülin direnci ve diyabet genç nüfusta giderek yaygınlaşıyor. Sistematik derlemeler, bu metabolik bozuklukların kalp krizi riskini anlamlı biçimde artırdığını gösteriyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, obeziteye eşlik eden inflamasyon, damar sertliği ve metabolik stresin bu riskin temel mekanizmalarını oluşturduğunu söylüyor. Ne yapmalı? Sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli fiziksel aktivite ve metabolik risklerin erken tespiti koruyucu etki sağlıyor. Düşük fiziksel aktivite Düzenli fiziksel aktivite yapmayan genç erişkinlerde obezite, dislipidemi (kandaki yağ düzeylerinin normalin üzerine çıkması veya dengesizleşmesi) ve yüksek tansiyon gibi risk faktörleri kalp krizi riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı çalışmalarda, düzenli fiziksel aktivitenin koruyucu etkisi net biçimde gösterilmiş ve haftalık aktivitenin artmasıyla riskin azaldığı saptanmış. Ne yapmalı? Haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz (yürüyüş, koşu, bisiklet) hedeflenmeli; günlük sedanter, yani hareketsiz geçirilen süre mümkün olduğunca azaltılmalı. Erken yaş hipertansiyonu Genç yaşta fark edilmeyen veya tedavi edilmeyen yüksek tansiyon damar duvarını hızla yıpratarak erken ateroskleroz (damar sertliği) ile kalp ve damar hastalığı riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı çalışmalar, kan basıncındaki her 10 birimlik (10 mmHg) kontrolün kalp krizi ve inme gibi ciddi kalp ve damar olaylarının riskini belirgin şekilde azalttığını gösteriyor. Ne yapmalı? Genç erişkinlerin yılda en az bir kez kan basıncını ölçtürmeleri gerekiyor. Risk grubunda olanların ise daha sık takip edilmeleri öneriliyor. Viral enfeksiyonlar ve miyokardit Bazı viral enfeksiyonlar, özellikle COVID-19, gençlerde kalp kasında iltihaba (miyokardit) neden olarak ciddi aritmilere ve kalbin fonksiyon bozukluğuna yol açabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Bu tabloda gelişen kalp hasarı, aterosklerotik kalp krizinden farklı bir mekanizma ile ortaya çıksa da genç erişkinlerde hayatı tehdit eden sonuçlara neden olabilmektedir” diyor. Ne yapmalı? Enfeksiyon sonrasında göğüs ağrısı, çarpıntı, halsizlik veya nefes darlığı yaşayan genç erişkinlerin gecikmeden tıbbi değerlendirmeye başvurmaları yaşamsal önem taşıyor. Psikososyal stres, anksiyete ve uyku bozuklukları Kronik stres, depresyon ile uyku düzensizliği genç erişkinlerde kalp ve damar hastalıkları riskini artıran önemli faktörler olarak tanımlanıyor. Büyük uluslararası çalışmalarda psikososyal stres düzeyi yüksek kişilerde kalp krizi riskinin anlamlı ölçüde yükseldiği saptanmış. Zira, stres hem hormonal yanıtı değiştiriyor hem de sigara kullanımı ve kötü beslenme gibi davranışsal riskleri artırıyor. Ne yapmalı? Stres yönetimi, düzenli uyku, gerekirse psikolojik destek ve iş–yaşam dengesi odaklı yaşam düzenlemeleri koruyucu etki sağlıyor. Uyarıcı maddeler ve enerji içecekleri Uyarıcı maddeler gençlerde ani koroner damar spazmı ve kalp kriziyle sonuçlanabilen ciddi ritim bozukluklarına neden olabiliyor. Enerji içecekleri için uzun dönem kalp krizi riski verileri sınırlı olmakla birlikte, mevcut çalışmalar, bu ürünlerin kısa sürede kalp atım hızını ve kan basıncını yükselterek olumsuz kardiyak etkilere yol açabileceğini gösteriyor. Ne yapmalı? Uyarıcı maddelerden uzak durulmalı; enerji içeceklerinin tüketimi ise özellikle yoğun stres, sınav veya çalışma dönemlerinde mümkün olduğunca sınırlandırılmalı.

Dijital Çözümler ve Yaşlanan Nüfus ile Evde Bakım Talebi Artıyor Haber

Dijital Çözümler ve Yaşlanan Nüfus ile Evde Bakım Talebi Artıyor

Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst &Young), Küresel Tüketici Sağlığı Araştırması’nı yayımladı. Küresel çapta 50 yaş ve üzeri 4 bin 500 tüketici, 30’dan fazla sağlık yöneticisi ve yaşlı bakım uzmanı ile yapılan görüşmelere dayanan araştırma, yaşlanmanın geleceğini ve sağlık sektörünün bu alandaki ihtiyaçlarını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre; katılımcıların %60’ı yaşlı bakım sistemini “orta” ile “zayıf” arasında derecelendiriyor. Bu oran, genel sağlık sistemi ve ruh sağlığı hizmetlerine kıyasla yaşlı bakım sistemine karşı daha olumsuz bir algıya işaret ediyor. Aynı zamanda evde, dijital destekle bakıma olan talep artarken bakım sağlayan kişilerde tükenmişlik riskinin yükseldiği görülüyor. Katılımcıların %75’i akıllı evlerde yaşamayı tercih ediyor Katılımcıların %75’i, sensörler ve teknolojik cihazlarla donatılmış, olası acil durumlarda sağlık ekibi ve ailesini uyaran akıllı evlerde yaşamayı tercih edeceğini belirtiyor. Katılımcılar, yaşlanma sürecine destek sağlayan dijital araçları kullanmaya açık olduklarını belirterek, sağlık ve yaşam tarzı ihtiyaçlarını destekleyen dijital çözümleri kullanmaya isteklerinin arttığını söylüyor. Bu dijital çözümlerle birlikte ise özel ve ortak yaşam alanlarına, erişilebilir imkânlara sahip olarak bağımsız yaşamak istedikleri ortaya çıkıyor. Sağlık ve bakımda teknoloji kullanımı yükseliyor Katılımcıların %67’si, tansiyon gibi sağlık verilerini toplayarak sağlık ekibine ileten dijital teknolojileri kullanmaya orta düzeyden çok yüksek düzeye kadar istekli olduğunu belirtirken, %64’ü hem sanal hem yüz yüze seçenekler sunan dijital destekli sağlık hizmetlerine açık olduğunu söylüyor. Sağlık verilerini analiz ederek yaşlandıkça artması beklenen sağlık risklerini belirleyen ve uygun tedaviler öneren yapay zekâ teknolojilerini kullanmaya olumlu yaklaşanların oranı %49’u bulurken, 50 ila 59 yaş aralığındaki katılımcılar, daha ileri yaş gruplarına kıyasla evde hasta bakım programları, giyilebilir teknolojiler, sanal bakım, sesli asistanlar ve yapay zekâ gibi teknolojilerin sağlıkta farklı alanlarda kullanılmasına daha yüksek ilgi gösteriyor. Öte yandan bakım ihtiyacı, teknoloji kullanımını aşan derecede arttığında, tüketicilerin %70’i evde hastane programlarını değerlendirebileceğini ifade ediyor. Bu programlar için en yüksek beklentiler ise günlük aktivitelerin tamamlanabilmesi için destek sağlanması, ilaç yönetimi, hemşirelik hizmetleri ve ev içi güvenlik ekipmanlarının kurulumu olarak sıralanıyor. Bakım sağlayan kişilerde tükenmişlik artıyor Araştırma, mevcut sistemlerin büyük ölçüde bakım sağlayan kişilerin karşılıksız emeğine dayandığını ortaya koyuyor. Bakım sağlayan katılımcıların %20’si, yaşlanan bir yakınının bakımına haftada 31 saatten fazla zaman ayırdığını belirtirken %80’i ise haftada en az beş saatini hasta bakımı için harcadığını söylüyor. Bakım sağlayan katılımcıların neredeyse yarısı (%48), bakım sistemi içinde yer almanın çok zor olduğunu değerlendirirken, durumu zor olarak nitelendiren kadınların oranının erkeklere kıyasla daha yüksek olduğu gözlemleniyor. Sağlık yöneticileri, önceliği sağlıklı yaşam olan bir modele geçiş çağrısı yapıyor Sağlık yöneticileri küresel sağlık sistemlerindeki mevcut tedavi odaklı modelden, önceliği sağlıklı yaşam olan bir modele geçiş çağrısı yapıyor. Bulgular; sağlıklı yaşlanmada beslenme, sosyalleşme, fiziksel aktivite ve bilişsel faaliyetlerin önemine işaret ediyor. Bunlarla birlikte, bazı uzmanlar bilişsel taramaların birinci basamak sağlık hizmetlerinin rutin bir parçası haline gelmesi gerektiğini destekliyor. Buna karşın araştırma, katılımcıların yalnızca %25’inin sosyal kulüplere katıldığını, %26’sının kişiselleştirilmiş beslenme programı uyguladığını, %43’ünün bir egzersiz planını takip ettiğini ve %50’sinin bilişsel faaliyetlerde bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu sonuçlar sağlıklı yaşlanmayı etkileyen konularda sağlık kurumları için gelişim fırsatlarına işaret ediyor. EY Türkiye Sağlık ve Yaşam Bilimleri Sektör Lideri ve Şirket Ortağı Av. Ahmet Sağlı, EY Tüketici Sağlığı Araştırması hakkında şu değerlendirmelerde bulundu: “Araştırma sonuçları; artık hayatın pek çok alanında dijital deneyimlere alışkın olan tüketicilerin, dijitalleşmeyi hasta bakım alanında ve sağlık hizmetlerinde daha fazla görmek istediğini ortaya koyuyor. Günümüzde akıllı sağlık teknolojileri, süreçleri dönüştürerek sağlık ve hasta bakım deneyimini optimize etmeye yardımcı oluyor. Bu da sağlık sektörü için uzun vadeli gelecek açısından önemli bir fark ve değer sunarak, yeni fırsatlar doğuruyor. Buna ek olarak, giyilebilir teknolojik cihazlardan sosyal ve ekonomik göstergelere kadar mevcut kaynakların zenginliğinden elde edilen verileri birleştirmek ve analiz etmek; sağlık hizmetlerinin daha kişisel, daha etkili ve daha verimli hale getirebilir. Bu doğrultuda sağlık hizmetleri; hızla gelişen teknoloji, yaşlanan nüfus ve büyük veri ekosistemiyle giderek daha iyi yönetilmesi gereken bir yapıya evrilirken, sağlık sektöründeki şirketler dönüşen sağlık ekosisteminde daha etkili deneyimler sağlamak adına yeni bir stratejik vizyon belirleyerek ve geleceğe yönelik uygulamaları hayata geçirerek öne çıkabilir. Teknoloji, stratejik planlama, organizasyonel tasarım ve süreç dönüşümünü bir arada değerlendiren kuruluşlar, hasta bakım süreçlerinin geleceğine önemli bir rol oynayabilir. ” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orzax'dan Elazığ'a Umut Dolu Bir Dokunuş Haber

Orzax'dan Elazığ'a Umut Dolu Bir Dokunuş

Orzax, doğaya katkı sağlamak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla Elazığ’da 10 bin fidanlık bir “Orzax Hatıra Ormanı” projesini hayata geçirdi. OGEM Vakfı ve Orman Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle Elazığ Karakoçan, Kulubaba mevkiinde oluşturulan alanda gerçekleştirilen fidan dikim törenine Elazığ Karakoçan Belediye Başkanı Cafer Oğur, Elazığ Karakoçan Belediye Eş Başkanı Eda Durmuş, Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu ve Orzax yöneticileri katıldı. Törende konuşan Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu, doğaya değer katan projelerin markanın sürdürülebilirlik yaklaşımında önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: Orzax olarak sürdürülebilirliği yalnızca bir hedef değil, kurumsal kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak ve toplumsal faydayı artırmak en temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz Orzax Hatıra Ormanı Projesi hem çevresel duyarlılığımızın hem de uzun vadeli sorumluluk bilincimizin somut bir yansımasıdır.” Alimoğlu, sağlıklı yaşamı destekleyen ürünlerinin yanı sıra toplum sağlığını bütüncül olarak ele alan bir marka olarak çevresel sürdürülebilirlik alanında projeler geliştirmeye devam edeceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bizim için sağlıklı yaşam yalnızca ürünlerimizle sınırlı değil; aynı zamanda insanların yaşadığı çevrenin daha temiz, daha yeşil ve daha sürdürülebilir olmasıyla mümkün. Bu nedenle doğal kaynakların korunması, biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi ve karbon ayak izinin azaltılması konusunda üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getiriyoruz. Hatıra Ormanı projemize destek veren OGEM Vakfı ve Orman Genel Müdürlüğü’ne, tüm çalışanlarımıza ve katkı sunan paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.” Orzax, doğaya bırakılan bu kalıcı izlerle sürdürülebilirlik taahhüdünü bir kez daha vurgularken, toplumsal fayda yaratmaya yönelik projelerini sürdürmeye kararlılıkla devam edecek. Fidan dikim töreni, katılımcıların fidanları toprakla buluşturması ve Orzax Hatıra Ormanı’nda çektirdiği hatıra fotoğraflarıyla son buldu.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.