Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Satış Sonrası Destek

Kapsül Haber Ajansı - Satış Sonrası Destek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Satış Sonrası Destek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CW Enerji Plus Bayi Ağına Bodrum’u da Ekledi Haber

CW Enerji Plus Bayi Ağına Bodrum’u da Ekledi

İş ortaklarına daha güçlü ve verimli bir altyapı sunmak, müşteri memnuniyetini en üst düzeye taşımak ve sürdürülebilir enerji çözümlerini ülke geneline yaymak amacıyla hayata geçirilen bu model kapsamında, Bodrum Plus Bayisi de hizmete açıldı. Yenilenebilir enerji alanındaki güçlü konumunu her geçen gün daha da geliştiren CW Enerji, sayısı Türkiye çapında 16’yı bulan ve artmaya devam eden Plus Bayi konseptiyle iş ortaklarına daha güçlü bir iş modeli sunarken, son kullanıcıya daha hızlı ve kaliteli hizmet ulaştırmayı hedefliyor. Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, iş ortaklarına daha güçlü ve verimli bir iş modeli sunmak, yurt içindeki müşteri ağı ile operasyonel gücünü artırmak amacıyla hayata geçirdiği CW Enerji Plus Bayi yapılanmasını genişletmeye devam ediyor. Bu doğrultuda Bodrum yeni Plus Bayisi de yoğun bir katılımla kapılarını açtı. Yenilenebilir enerji alanındaki güçlü konumunu her geçen gün daha da geliştiren CW Enerji, Plus Bayi konseptiyle iş ortaklarına daha güçlü bir iş modeli sunarken, son kullanıcıya daha hızlı ve kaliteli hizmet ulaştırmayı hedefliyor. CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, Türkiye’nin dört bir yanında yaygınlaşan Plus Bayi ağıyla sürdürülebilir enerji dönüşümüne katkı sağlamayı amaçladıklarını vurguladı. Sarvan, “CW Enerji olarak, yenilenebilir enerji çözümlerimizi daha geniş kitlelere ulaştırmak için güçlü bir Plus Bayi yapılanması oluşturuyoruz. Plus Bayi modelimiz ile iş ortaklarımıza teknik, operasyonel ve ticari anlamda daha kapsamlı destek sunuyoruz. Bodrum’da açılan yeni bayimiz ile bölgedeki etkinliğimizi artırırken, güneş enerjisi yatırımlarının yaygınlaşmasına katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi. Tarık Sarvan: Müşterilerimize daha hızlı ve etkin çözümler sunacağız Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinde yerli üretimin kritik bir rol üstlendiğine dikkat çeken Sarvan, “Yerli ve milli üretim gücümüzle sadece bugünün değil, geleceğin enerji ihtiyaçlarına da yanıt veriyoruz. Artan enerji talebine karşı sürdürülebilir ve çevreci çözümler sunmak bizim en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu doğrultuda Plus Bayi ağımızı güçlendirirken, aynı zamanda ülkemizin enerji bağımsızlığına katkı sağlamayı hedefliyoruz” diye konuştu. Bodrum’un yüksek güneşlenme potansiyeline sahip stratejik bir bölge olduğuna da değinen Sarvan, Ege Bölgesi’nin güneş enerjisi yatırımları açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu kaydetti. Sarvan, “CW Enerji olarak, yenilenebilir enerjiyi toplumun her kesimi için ulaşılabilir hale getirme vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz CW Enerji Plus Bayilerimiz sadece bir satış noktası değil; aynı zamanda sürdürülebilir yaşam kültürünü yaygınlaştıran birer enerji deneyim merkezi olacak. Bodrum’daki yeni Plus Bayimiz de bu vizyonumuzun önemli kilometre taşlarından biri olacak. Bodrum’da hayata geçen yeni Plus Bayimiz ile müşterilerimize daha hızlı ve etkin çözümler sunacağız. Bölgedeki yatırımların artmasına öncülük ederken, temiz enerji kullanımının yaygınlaşmasına katkı sağlamayı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. Metin Aslan: Bodrum’un temiz enerji dönüşümüne katkı sunacağız CW Enerji Bodrum Plus Bayisi Metin Aslan da, açılışta yaptığı konuşmada, Bodrum gibi yüksek güneş enerjisi potansiyeline sahip bir bölgede CW Enerji’nin güçlü markasıyla hizmet vermekten büyük gurur duyduklarını söyledi. Aslan, “Artık Bodrum’da güneş enerjisi bir tercih değil, kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Yüksek güneşlenme süresi sayesinde; otellerden villalara, işletmelerden, denizcilik marine sektörüne kadar geniş bir yelpazede kendi enerjisini üreten bir Bodrum hayal değil, ulaşılabilir bir gerçektir. Bu dönüşüm, yükselen enerji maliyetlerine karşı güçlü ve kalıcı bir çözüm sunarken, aynı zamanda bölgenin eşsiz doğasını koruyarak sürdürülebilir turizmin gelişimine katkı sağlayacaktır. Bugün burada, tam da bu vizyonun bir parçası olmak adına önemli bir adım atıyoruz. Amacımız; Bodrum’da güneş enerjisini daha erişilebilir kılmak, işletmelerimizin maliyet yükünü azaltmak ve hanelerimizin enerji bağımsızlığını güçlendirmektir. Müşterilerimize en doğru çözümleri sunarak güneş enerjisi yatırımlarını yaygınlaştırmayı, bölgedeki artan enerji ihtiyacına sürdürülebilir çözümler sunmayı hedefliyoruz. Teknolojik altyapımız, uzman kadromuz ve CW Enerji’nin güçlü desteğiyle en iyi hizmeti sunarken, satış sonrası süreçlerde de yüksek müşteri memnuniyetini ön planda tutacağız. Çünkü biliyoruz ki; CW Enerji ile çalışmak sadece bir iş ortaklığı değil, aynı zamanda Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlamaktır. İş birliklerimizi güçlendirerek daha geniş kitlelere ulaşacak ve Bodrum’un temiz enerji dönüşümüne katkı sunacağız” dedi. Tamer Mandalinci: Yerel ekonominin güçlenmesi katlı sağlayacak Açılışa katılan Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci ise yaptığı açıklamada, yenilenebilir enerji yatırımlarının Bodrum’un sürdürülebilir geleceği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Mandalinci, “Bodrum, doğal güzellikleriyle olduğu kadar çevresel hassasiyetiyle de ön plana çıkan bir kenttir. Bu nedenle temiz ve yenilenebilir enerji yatırımlarını son derece kıymetli buluyoruz. Özellikle turizm sektörünün yoğun olduğu ilçemizde, otel ve işletmelerin enerji maliyetlerini düşüren ve çevreye duyarlı çözümlere yönelmesi büyük önem taşıyor. CW Enerji’nin ilçemizde gerçekleştirdiği bu yatırım, hem çevre dostu enerji kullanımının yaygınlaşmasına hem de yerel ekonominin güçlenmesine katkı sağlayacaktır. Bodrum Belediyesi olarak sürdürülebilir ve çevreci projeleri desteklemeye devam edeceğiz” dedi. ********** CW Enerji Plus Bayi Hakkında Yeni sistem; teknik ve operasyonel destek, avantajlı tedarik koşulları, eğitim programları ve ortak pazarlama faaliyetleri gibi birçok fırsatı bir arada sunuyor. Bu sayede CW Plus Bayileri, CW Enerji’nin güçlü markası altında çok daha etkin, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde hizmet verebilecek. Yeni bayilik sistemi kapsamında CW Plus Bayileri, CW Enerji’nin çatısı altında belirli ürün gruplarının satış, pazarlama ve satış sonrası destek hizmetlerini yürütme yetkisine sahip olacak. Bu ürün grupları arasında; güneş panelleri, ısı pompaları, on-grid ve off-grid inverter çözümleri, sulama sistemleri için geliştirilen inverterler, kolay yaşam ürünleri, lityum enerji depolama sistemleri, esnek paneller, solar akıllı ev çözümleri ve beyaz eşya ürünleri gibi birçok ürün gamı yer alıyor. Geniş ürün yelpazesi sayesinde CW Plus Bayileri, farklı ihtiyaçlara uygun, yenilikçi ve entegre çözümleri yerel pazarlarda müşterileriyle buluşturma imkânına sahip olacak. CW Enerji, CW Plus’ın Yanı Sıra 6 Farklı Bayi Modeli Daha Sunuyor CW Enerji’nin bayilik sistemindeki dönüşüm sadece CW Plus Bayiliği modeliyle sınırlı kalmıyor; farklı müşteri ihtiyaçlarına ve kullanım alanlarına göre şekillendirilmiş özel konsept bayilik yapıları da oluşturulmuş durumda. CW Enerji Home Solutions PV konsepti, beyaz eşya ve solar akıllı ev sistemlerinin yanı sıra güneş paneli ürünlerini içeren bir yapıda konumlanırken; CW Enerji bayilik konsepti, on-grid ve off-grid sistemler, akıllı yaşam ürünleri, lityum depolama çözümleri, sulama inverterleri, esnek paneller ve solar akıllı ev çözümleriyle geniş bir ürün gamını kapsıyor. CW Agri bayilik modeli, özellikle tarımsal uygulamalara yönelik solar sulama inverterleri, off-grid çözümler, lityum bataryalar ve panel ürünleri ile farklı enerji ihtiyaçlarına odaklanıyor. Enerji depolama alanına odaklanan CW Storage konsepti ise forklift, transpalet, golf aracı ve temizlik aracı gibi araçlara yönelik özel lityum batarya çözümleriyle ön plana çıkıyor. CW Marine konsepti, denizcilik sektörüne yönelik esnek paneller, özel tasarım güç üniteleri ve off-grid çözümlerle donatılmış yapısıyla öne çıkarken, CW Heat Pump konsepti ise ev tipi, havuz tipi ve endüstriyel tip ısı pompalarıyla sürdürülebilir ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyacını karşılamaya yönelik çözümlerine odaklanıyor. Bu konsept çeşitliliği sayesinde CW Enerji, farklı sektörlerdeki enerji ihtiyaçlarını karşılayan, esnek ve kapsayıcı bir bayi ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. CW Enerji, önümüzdeki dönemde bu yapıyı Türkiye geneline yayarak, 81 ilin tamamında ve yurt dışında da tüm bayi konseptleriyle yer alarak, sürdürülebilir enerji çözümlerini her coğrafyaya ulaştırmayı hedeflemektedir.

Savunma Sanayinde Son Gündem Haber

Savunma Sanayinde Son Gündem

Savunma sanayinde gündem artık yalnızca yeni bir platformun tanıtılmasıyla şekillenmiyor. Asıl belirleyici başlık, geliştirilen sistemlerin ne kadar hızlı sahaya indirilebildiği, ne kadar sürdürülebilir üretilebildiği ve ne kadar yüksek ihracat değeri oluşturabildiği. Bu nedenle savunma sanayi son gelişmeler başlığı, teknik ilerlemenin ötesinde, sanayi politikası, finansman, tedarik güvenliği ve jeopolitik konumlanma açısından da okunmalı. Türkiye özelinde bakıldığında son dönemin en net eğilimi, platform merkezli yaklaşımdan sistem mimarisi merkezli yaklaşıma geçiş. Artık tekil ürünlerden çok, birlikte çalışan sensörler, mühimmatlar, komuta kontrol altyapıları, elektronik harp kabiliyetleri ve veri işleme çözümleri öne çıkıyor. Bu değişim, hem kamu tarafındaki ihtiyaç tanımlarını hem de özel sektörün yatırım kararlarını yeniden şekillendiriyor. Savunma sanayi son gelişmeler neden yeni bir faza işaret ediyor? Bir süredir savunma ekosisteminde aynı anda birkaç eksen güç kazanıyor. Birincisi, insansız sistemlerde kazanılan deneyimin deniz, kara ve hava alanları arasında çapraz biçimde taşınması. İkincisi, hava savunma katmanlarının çok daha bütünleşik ele alınması. Üçüncüsü ise kritik alt bileşenlerde dışa bağımlılığı azaltmaya dönük daha sert bir sanayileşme refleksi. Bu üç başlık birlikte değerlendirildiğinde, sektörün yalnızca büyümediği, aynı zamanda olgunlaştığı görülüyor. Olgunlaşma burada kapasite artışı anlamına geliyor ama bunun kadar önemli bir başka boyut daha var: teslimat disiplini. Ulusal ihtiyaçların yanı sıra ihracat yükümlülüklerinin artması, üretici şirketleri program yönetimi, kalite güvencesi ve satış sonrası destek alanlarında daha kurumsal bir yapıya zorluyor. Savunma projelerinde görünür başarı çoğu zaman platform üzerinden konuşulur. Oysa gerçek farkı yaratan unsur, radar, motor, güç grubu, haberleşme altyapısı, aviyonik, yazılım ve mühimmat gibi katmanlarda oluşan yerlilik derinliğidir. Son gelişmeler tam da bu derinliğin büyüdüğünü gösteriyor. İnsansız sistemlerde ölçek büyüyor, rekabet sertleşiyor Türkiye’nin son yıllarda uluslararası görünürlüğünü artıran en güçlü alanlardan biri insansız hava araçları oldu. Ancak sektör artık yalnızca taktik sınıf çözümlerle anılmıyor. Daha uzun havada kalış süreleri, daha yüksek faydalı yük kapasitesi, uydu kontrollü operasyonlar ve ağ destekli görev kabiliyeti yeni standardı belirliyor. Burada kritik eşik, ürün çeşitliliği kadar operasyonel sürdürülebilirlik. Bir platformun ihraç edilmesi tek başına yeterli değil. Eğitim, bakım, yedek parça, mühimmat entegrasyonu ve görev yazılımı güncellemeleri, toplam değerin büyük bölümünü oluşturuyor. Bu durum savunma şirketleri için daha yüksek gelir potansiyeli yaratırken aynı zamanda daha ağır bir hizmet sorumluluğu anlamına geliyor. İnsansız kara ve deniz sistemlerinde de benzer bir ivme var. Özellikle keşif, sınır güvenliği, mayın karşı tedbirleri ve riskli bölgelerde personel kaybını azaltma hedefi, bu sistemleri daha görünür hale getiriyor. Buna rağmen her görev için insansız çözüm en doğru seçenek olmayabilir. Zorlu iklim koşulları, elektronik karıştırma riski ve veri bağı bağımlılığı gibi faktörler, hibrit kuvvet yapılarının uzun süre daha önemini koruyacağını gösteriyor. Yapay zeka ve otonomi alanında asıl sınav güvenilirlik Yapay zeka destekli hedef tespiti, rota optimizasyonu ve karar destek altyapıları savunma teknolojilerinde daha sık konuşuluyor. Fakat kurumlar açısından temel soru şu: Bu sistemler gerçek operasyon koşullarında ne kadar güvenilir? Laboratuvar başarısı ile sahadaki performans her zaman örtüşmeyebilir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde veri kalitesi, doğrulama süreçleri ve insan denetimi çerçevesi daha fazla önem kazanacak. Teknolojik sıçrama kadar kurumsal güven de belirleyici olacak. Hava savunma ve füze katmanlarında entegrasyon dönemi Savunma sanayi son gelişmeler içinde en yakından izlenen başlıklardan biri hava savunma mimarisi. Tehditlerin niteliği değiştikçe tek katmanlı çözümler yetersiz kalıyor. Alçak irtifa, orta irtifa ve uzun menzil unsurlarının birlikte çalışması, radar ağlarının ortak resim üretmesi ve komuta kontrol yapısının gecikmesiz karar verebilmesi gerekiyor. Bu alandaki gelişmeler, yalnızca teknik yetkinlik açısından değil, caydırıcılık dili açısından da stratejik. Çünkü hava savunma sistemleri çoğu zaman kullanılmadan da değer üretir. Karşı tarafa maliyet hesabını değiştiren bir çerçeve sunar. Bu yüzden teslim edilen her yeni sistem, sadece envanter kalemi değil, aynı zamanda siyasi ve askeri mesaj niteliği taşır. Füze teknolojilerinde menzil, hassasiyet ve farklı platformlardan atılabilirlik öne çıkıyor. Ancak burada da maliyet-performans dengesi kritik. Çok gelişmiş sistemlerin sayıca sınırlı kalması, geniş alan savunmasında sorun yaratabilir. Bu nedenle daha ekonomik, seri üretilebilir ve modüler çözümler giderek daha fazla değer kazanıyor. Motor, elektronik ve alt sistemlerde yerlilik baskısı artıyor Sektörün en hassas alanlarından biri kritik alt bileşenler. Motor, transmisyon, güç elektroniği, yarı iletken tabanlı sistemler, kızılötesi algılayıcılar ve özel alaşımlar gibi başlıklar, gerçek bağımsızlığın test edildiği alanlar arasında yer alıyor. Platform üretmek görünürdür, ancak alt sistem üretmek stratejik derinlik sağlar. Son dönemde kamu destekleri, teknoloji odaklı yatırım iştahı ve üniversite-sanayi iş birlikleri bu alanda daha olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Yine de sürecin hızına ilişkin aşırı iyimserlik yanıltıcı olabilir. Çünkü savunma kalitesinde alt bileşen geliştirmek, sivil üretime kıyasla çok daha uzun test ve sertifikasyon takvimleri gerektiriyor. Burada temel mesele sadece yerlilik oranı değildir. Ölçek ekonomisi de önemlidir. Eğer bir alt sistem yeterli adetlerde üretilemiyorsa, birim maliyet yukarı çıkar ve ihracat rekabeti zayıflar. Dolayısıyla savunma sanayinde yerlileşme politikası, sipariş sürekliliği ve ihracat planlamasıyla birlikte düşünülmelidir. İhracat tarafında fırsat büyük, baskı da büyük Savunma sanayii ihracatı artık yalnızca gelir kalemi olarak görülmüyor. Diplomatik ilişki setlerini genişleten, bakım-idame üzerinden uzun vadeli bağ kuran ve teknoloji markalaşmasını güçlendiren bir araç niteliği taşıyor. Özellikle Orta Doğu, Afrika, Orta Asya ve bazı Avrupa pazarlarında Türk savunma ürünlerine ilgi devam ediyor. Ancak ihracatın büyümesi beraberinde yeni baskılar getiriyor. Alıcı ülkeler sadece ürün değil, finansman modeli, ortak üretim imkanı, eğitim desteği ve yerel sanayi katılımı da talep ediyor. Bu da satış süreçlerini daha karmaşık hale getiriyor. Kısa vadede hızlı anlaşmalar öne çıksa da uzun vadede kurumsal dayanıklılığı yüksek şirketler avantaj sağlayacak. Bir diğer başlık da itibardır. Savunma ihracatında teslimat gecikmeleri, teknik destek yetersizlikleri veya bakım zincirindeki aksaklıklar marka algısını hızlı biçimde aşındırabilir. Bu nedenle büyümenin sağlıklı olması için üretim hattı disiplini ve satış sonrası organizasyon en az ürün başarısı kadar önemlidir. Uzay, siber güvenlik ve çift kullanımlı teknolojiler yükseliyor Savunma ekosistemi artık yalnızca klasik platformlardan ibaret değil. Uydu sistemleri, uzay tabanlı gözlem kapasitesi, güvenli haberleşme altyapıları ve siber savunma çözümleri yeni dönemin temel alanları arasında. Bu başlıklarda geliştirilen yetkinlikler, hem askeri kullanım hem de sivil sektörler için değer üretebiliyor. Çift kullanımlı teknolojiler burada ayrı bir önem taşıyor. Görüntü işleme, yapay zeka, kompozit malzeme, batarya teknolojisi ve yüksek güvenlikli yazılım gibi alanlar savunma ile sivil endüstriler arasında çift yönlü bir akış yaratıyor. Bu da yatırımın geri dönüşünü artırıyor ve daha geniş bir teknoloji tabanı oluşmasına katkı sağlıyor. Bu çerçevede savunma sanayi şirketleri için asıl soru, hangi alanlarda dikey derinleşme, hangi alanlarda ortaklık stratejisi izleneceği. Her teknolojiyi şirket içinde geliştirmek mümkün değil. Doğru ekosistem yönetimi, önümüzdeki dönemin en kritik rekabet başlıklarından biri olacak. Önümüzdeki dönemde hangi göstergeler izlenmeli? Sektörü izleyen karar vericiler için manşet açıklamalar kadar ölçülebilir göstergeler önemli. Siparişten teslimata geçen süre, ihracat sözleşmelerinin sürekliliği, alt sistem yerlilik oranı, bakım-idame kapasitesi ve nitelikli insan kaynağı bu göstergelerin başında geliyor. Aynı şekilde savunma sanayinde finansman maliyeti, kur oynaklığı ve tedarik zinciri güvenliği de göz ardı edilmemeli. Çünkü yüksek teknoloji üretimi yalnızca mühendislik başarısıyla ilerlemiyor. Uzun vadeli yatırım sabrı, tedarikçi dayanıklılığı ve öngörülebilir talep yapısı da gerekiyor. Bu nedenle savunma sanayi son gelişmeler başlığını izlerken sadece yeni ürün duyurularına odaklanmak eksik kalır. Asıl tablo, üretim kabiliyeti, ihracat kalitesi, alt sistem bağımsızlığı ve teknoloji ekosisteminin ne kadar dengeli büyüdüğünde ortaya çıkar. Önümüzdeki dönemde öne çıkacak şirketler ve kurumlar, yalnızca dikkat çeken sistemler geliştirenler değil, bunu zamanında teslim eden, sürdürülebilir biçimde destekleyen ve küresel rekabette maliyetle yetkinliği birlikte yönetenler olacak. Sektörde kalıcı güç, vitrinde görünen ürün kadar arka plandaki sanayi disiplininden doğuyor.

Mobilya Sektöründe Yeni Dönem: Rekabet Artık Müşteri Deneyiminde Haber

Mobilya Sektöründe Yeni Dönem: Rekabet Artık Müşteri Deneyiminde

Çapan, fiziksel mağazaların doğal olarak belirli bölgelerle sınırlı olduğunu hatırlatarak, online kanal sayesinde mağaza bulunmayan şehirlerdeki tüketicilerin de aynı ürün gamına ve aynı hizmet standartlarına erişebildiğini açıkladı. Bu durumun, markanın erişimini mekânsal sınırların çok ötesine taşıdığını belirtti. Tüketicinin alışveriş sürecine dijital platformda da başlayabildiğini, fiziksel mağazada da ilk teması kurabildiğini belirten Çapan, önemli olanın bu temas noktaları arasında kesintisiz bir deneyim sunabilmek olduğunu ifade etti. Müşterilerin ürünü dijitalde inceleyip mağazada deneyimleyebildiğini ya da mağazada gördüğü ürünü online üzerinden satın alabildiğini söyleyen Çapan, bu esnek yapının kanallar arası geçişi doğal hale getirdiğini ve alışveriş alışkanlıklarını yeniden şekillendirdiğini dile getirdi. Operasyonel Yapıda Entegrasyon ve Güven Mobilya kategorisinin yüksek bütçeli ve uzun ömürlü ürünlerden oluştuğunu vurgulayan Çapan, online deneyimde güven unsurunun belirleyici olduğunu söyledi. Ayrıntılı ölçü bilgileri, malzeme açıklamaları ve yüksek çözünürlüklü görsellerin karar sürecini desteklediğini; bunun yanında tüketicinin ürünü kendi yaşam alanında görselleştirebilmesine imkân tanıyan dijital uygulamaların da satın alma sürecini daha somut ve güvenli hale getirdiğini ifade etti. Teslimat planlaması, montaj organizasyonu ve satış sonrası destek süreçlerinin ise deneyimin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirtti. E-ticaretin büyümesinin yalnızca satış hacmini artırmadığını belirten Çapan, şirket içi süreçlerin de daha entegre ve veri odaklı bir yapıya evrildiğini söyledi. Talep öngörülerinin güçlendiğini, stok ve tedarik planlamasının daha öngörülebilir hale geldiğini; operasyonel süreçlerin dijital altyapı ile daha koordineli yönetildiğini dile getirdi. Hibrit Model Sürdürülebilir Büyümeyi Destekliyor Çapan, dijital ve fiziksel kanalların birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısı olduğunu belirterek, müşterinin yolculuğa nerede başladığından çok, sürecin her aşamasında güven veren ve tutarlı bir deneyim sunabilmenin belirleyici olduğunu ifade etti. Hibrit modelin mobilya sektöründe sürdürülebilir büyümenin temel unsurlarından biri haline geldiğini sözlerine ekledi. Tepe Home, e-ticaret yatırımları ve hibrit mağaza stratejisiyle bu yeni dönemde konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Müşteri Deneyimi Yönetimi Enflasyona Karşı Gelir Kalkanına Dönüştü Haber

Müşteri Deneyimi Yönetimi Enflasyona Karşı Gelir Kalkanına Dönüştü

Türkiye’de 175 bin kişiyi aşkın istihdamla büyüyen müşteri deneyimi yönetimi sektörü, 2025 yılını stratejik bir kabuk değişimiyle tamamladı. Geçmişte "maliyet merkezi" olarak görülen CX operasyonları, artık markaların sadakat ve gelir üretim üslerine evrildi. Sektörün 2025 performansını ve 2026 öngörülerini Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD) tarafından yayınlanan 2025 Araştırma Raporu verileri ışığında değerlendiren fzlPLUS Genel Müdürü Hüseyin Yerçok, deneyimin artık lüks değil, finansal bir zorunluluk olduğunu vurguladı. 2025 verilerinin en çarpıcı çıktısının "deneyim marjı" algısı olduğunu belirten Yerçok, "Araştırmalar, tüketicilerin %60’ının tutarlı ve iyi bir deneyim karşılığında %15’e varan fiyat artışlarını kabul ettiğini gösteriyor. Bu veri, müşteri deneyiminin şirketler için sadece bir itibar meselesi değil, ekonomik dalgalanmalara karşı dayanıklı bir 'gelir kalkanı' da olduğunu gösteriyor." dedi. fzlPLUS Kapasitesini Üçe Katladı Sektördeki bu stratejik dönüşümü uçtan uca deneyim orkestrasyonu yaklaşımıyla yöneten fzlPLUS, 2025 yılını rekor büyüme oranlarıyla kapattı. 2025 yılını bir önceki seneye kıyasla %182 ciro artışıyla tamamlayan şirket, yönettiği etkileşim sayısını 6,1 milyona taşıdı. En kritik verimlilik göstergesi olan "İlk Temasta Çözüm" (FCR) oranında %80 seviyesini yakalayan fzlPLUS, %99,5 müşteri memnuniyetiyle Şikayetvar A.C.E Awards’ta Gold Ödül’e layık görüldü. Şirket Diyarbakır’da kurduğu yeni operasyon merkeziyle, istihdamını bir yılda 151 kişiden 500 kişiye çıkardı. Yapay Zeka Artık Sohbet Etmiyor İş Yapıyor 2026’yı ‘Eylem ve Öngörü Yılı’ olarak tanımlayan Hüseyin Yerçok, sektördeki profesyonellerin %81’inin eğitimlerini yapay zeka araçlarının kullanımına odakladığını belirtti ve teknolojideki eksen kaymasına dikkat çekti: "Artık üretken yapay zeka döneminden ajan tabanlı yapay zeka (Agentic AI) evresine geçiyoruz. Bu yıldan başlayarak, önümüzdeki dönemde sadece sorulara cevap vermekle kalmayan; otonom kararlar alan, süreç başlatan ve iş bitiren sistemleri daha fazla konuşacağız. fzlPLUS olarak geliştirdiğimiz OmniFlow omnichannel deneyim orkestrasyonu da tam olarak bunu yapıyor. Ancak burada kritik bir denge söz konusu: Tüketicilerin %40’ı kriz anında hâlâ karşısında bir insan görmek istiyor. Bu yüzden teknolojiyi insanı ikame etmek yerine 'hibrit güç' oluşturmak için kullanmak sektörümüz için kritik önem taşıyor." Türkiye Hizmet İhracatında Küresel Üs Olma Yolunda Sektörün iş gücü niteliğine dair veriler de paylaşan Yerçok, Türkiye’nin global bir deneyim üssü olma yolunda ilerlediğinin altını çizdi: "Sektörümüz %69 kadın çalışan oranıyla toplumsal cinsiyet eşitliğinde, %72 uzaktan/hibrit çalışma oranıyla ise modern iş modellerinde Türkiye’nin öncü alanlarından. Sektörümüzdeki şirketlerin %33’ünün halihazırda yabancı dilde hizmet ihraç ediyor olması, genç nüfusumuzun global rekabetteki gücünü gösteriyor. Biz de 2026 vizyonumuz kapsamında Antalya’yı stratejik bir yabancı dil operasyon merkezi olarak konumlandırarak bu ihracat potansiyelinden daha fazla pay almayı hedefliyoruz." Reaktif İletişim Yerine Proaktif Yönetim fzlPLUS’ın 2026 ajandasındaki en büyük odağın proaktif deneyim olduğunu belirten Yerçok, sözlerini şöyle tamamladı: "Günümüzde tüketicilerin %76'sı sorun henüz oluşmadan markaların kendileriyle iletişime geçmesini bekliyor. Biz de otomotivden sigortaya çeşitli sektörlerden hizmet verdiğimiz tüm iş ortaklarımızın süreçlerini bu yeni proaktivite beklentisi üzerine kurguluyoruz. Fuzul Akva Sigorta projemizde yanıt süresini 6 saatten 1,5 saate indirerek bunun önemli bir örneğini verdik. 2026’da hedefimiz; çalışan sayımızı 1.100’e, proje sayımızı 40’a çıkarmak ve regülasyon uyumlu güvenli altyapımızla daha fazla iş ortağımızı 'eyleme geçen' bir müşteri deneyimi çağına taşımak." fzlPLUS Hakkında Fuzul Holding’in iştiraki olan fzlPLUS, grubun finans, sigorta, gayrimenkul ve teknoloji gibi yüksek regülasyonlu sektörlerde edindiği derin tecrübeden güç alarak 2015 yılında müşteri iletişim merkezi olarak faaliyetlerine başlamıştır. 2018’den itibaren yapay zeka, otomasyon ve iş analitiği yatırımlarıyla dış kaynak (BPO) anlayışını dönüştüren fzlPLUS, bugün işletmelerin satış, tahsilat, müşteri hizmetleri ve satış sonrası destek süreçlerini uçtan uca yöneten çevik ve teknolojik bir Müşteri Deneyimi Merkezi olarak konumlanmaktadır. “İnsandan ilham, teknolojiden güç” mottosuyla hareket eden fzlPLUS, güvenilir, yenilikçi, proaktif ve sürdürülebilir çözümler sunan %100 yerli sermayeli bir teknoloji ve deneyim ortağıdır; paydaşlarının operasyonel ve finansal verimliliğini artırırken müşteri memnuniyetini ölçülebilir biçimde yükseltmeyi hedefler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Sanayisinin Büyümesindeki En Kritik Unsur, Üretimin Sürekliliği Haber

Türkiye Sanayisinin Büyümesindeki En Kritik Unsur, Üretimin Sürekliliği

Sanayicilerin finansal yükünü hafifletmek ve üretim ivmesini korumak amacıyla önemli adımlar attıklarını vurgulayan GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, üretimde sürdürülebilirliğin, istihdamın korunması, ihracatın artması ve tedarik zincirinin kesintisiz işlemesi açısından stratejik önem taşıdığını, bu yaklaşımın sanayi yatırımlarının devamlılığı için temel oluşturduğunu dile getirdi. “Üreticilerin yatırımlarını ertelemeden sürdürebilmesi için geliştirdiğimiz finansal erişim modeli, sanayi işletmelerine önemli bir hareket alanı sağladı. Bu yaklaşım, üretim ivmesini korumak isteyen firmaların karar süreçlerini hızlandırırken, yeni yatırımların önünü açtı. Üretime inanan herkesin emeğiyle mümkün olan bu süreç, GNC Makina’nın sanayiye sağladığı değeri daha geniş bir kitleye ulaştırdı. Üretim sürekliliğini destekleyen her adımın, ülkemizin sanayi geleceği için stratejik bir yatırım olduğu bilinciyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Talep artışına hazır durumdayız Sektörün yeniden canlanmasında en kritik rolü, bu dönemde güçlü durarak müşterisinin yanında yer alan firmalar üstlenecek. Yılsonuna yaklaşırken yatırımların artmasını bekliyoruz. Buna paralel olarak stok planlamamızı yeniden şekillendirdik. Üretime doğrudan katkı sağlayacak hızlı teslimatlı makinelerimiz, güçlendirilmiş satış sonrası destek yapımız ve dijital kampanyalarımızla talep artışına hazır durumdayız. Geliştirdiğimiz finansman modelini yalnızca ticari bir uygulama değil, Türkiye sanayisinin üretim gücünü koruma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Kampanya sayesinde firmalar, makinelerini bugün teslim alarak üretime başladı. Bu model, ekonomik belirsizliklere karşı üreticilerimize güçlü bir güvence sağladı. Birçok müşteri ertelenmiş yatırımlarını bu sayede öne çekti. Bizim için bu yalnızca bir kampanya değil; üretime ve sanayimizin geleceğine duyduğumuz inancın bir göstergesidir. GNC Makina olarak sanayinin üretim sürekliliğini korumayı yalnızca bugün için değil, geleceğin sanayisi için de en öncelikli sorumluluk olarak görüyoruz. Şirket olarak, 2025 yılını sektör ortalamasının üzerinde bir performansla tamamlamayı ve 2026’ya da üretim gücünü artıran sanayimize katkımızı sürdürerek adım atmayı hedefliyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.