Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şirket

Kapsül Haber Ajansı - Şirket haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şirket haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerjisa Enerji’den Güçlü Mesaj Haber

Enerjisa Enerji’den Güçlü Mesaj

Türkiye’nin lider elektrik dağıtım ve perakende şirketlerinden Enerjisa Enerji, müşteri çözümleri ve e-mobilite iş kolları ile birlikte 11 bini aşkın çalışanıyla 14 ilde faaliyet gösteriyor. Şirket, enerjiye erişimin sürekliliğini sağlamak ve müşterilerine kesintisiz bir deneyim sunmak için sahada 7/24 operasyon yürütüyor. Bu operasyonun en kritik unsurlarından biri olan saha ekipleri; yoğun kar altında, yüksek sıcaklıklarda, zorlu arazi koşullarında, yüksek gerilim hatlarında ve afet bölgelerinde görev alarak hayatın durmaması için çalışıyor. Zamanla yarışarak yürütülen ve en tehlikeli iş sınıfında bu çalışmalar, şehirlerin ışığını yeniden yakarken günlük yaşamın kesintisiz devam etmesini sağlıyor. Enerjisa Enerji, ‘Karanlık Savaşçıları’ temasıyla hayata geçirdiği yeni reklam filminde, bu görünmeyen emeği odağına alıyor. Filmde, elektriğin kesildiği anlarda devreye girerek karanlığı ortadan kaldıran ekipler bir çocuğun gözünden anlatılıyor. Bu anlatım, yalnızca bir hizmetin değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluğun ve özverinin altını çiziyor. ‘Karanlık Savaşçıları’ ile Enerjisa Enerji, enerjinin sürekliliğini sağlayan ekiplerin cesaretini, dayanıklılığını ve kritik rolünü görünür kılmayı amaçlıyor. Film, şirketin geniş operasyonunun arkasındaki insan hikâyesini merkeze alarak, enerjinin aslında bir ekip işi olduğunu vurguluyor. Enerjisa Enerji, bu yaklaşımını marka kimliğine de taşıyarak logosunu yeniledi. 2023 yılında duyurduğu ‘Herkes için Daha İyi Bir Gelecek’ vizyonunu odağına alan şirket, yeni logosu ve ‘Daha İyi Bir Gelecek’ söylemiyle yalnızca enerji sağlayan bir şirket olmanın ötesinde, topluma ve geleceğe değer katan bir yapı olma hedefini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GE Aerospace Bağımsız Şirket Oldu: GE Vernova Ayrılığı Tamamlandı Haber

GE Aerospace Bağımsız Şirket Oldu: GE Vernova Ayrılığı Tamamlandı

GE Aerospace, GE Vernova’nın ayrılma sürecinin tamamlanmasının ardından bağımsız bir halka açık şirket olarak resmen faaliyetlerine başladığını duyurdu. Şirket, New York Borsası’nda (NYSE) “GE” koduyla işlem görmeye devam edecek. Bu gelişme, General Electric’in (GE) çok yıllı dönüşüm sürecinin son aşamasını temsil ediyor. Şirket böylece üç ayrı bağımsız yapıya bölünmüş oldu: GE HealthCare, GE Vernova ve GE Aerospace. GE Aerospace CEO’su H. Lawrence Culp Jr., bu sürecin şirket için tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirterek, uzun yıllara dayanan dönüşümün başarıyla tamamlandığını ifade etti. Culp, şirketin güçlü finansal yapısı ve odaklı stratejisiyle havacılığın geleceğini şekillendirmeyi hedeflediğini vurguladı. GE Aerospace, dünya genelinde yaklaşık 44 bin ticari ve 26 bin askeri motorluk geniş bir kurulu motor altyapısına sahip. Şirket, 2023 yılında yaklaşık 32 milyar dolarlık gelir elde ederken, bu gelirin büyük bölümü servis hizmetlerinden geldi. Şirketin uzun vadeli hedefleri arasında 2028 yılına kadar yaklaşık 10 milyar dolar operasyonel kâr elde etmek bulunuyor. Ayrıca GE Aerospace, büyüme ve inovasyona yatırım yaparken, elde edilen nakdin yüzde 70-75’ini hissedarlara geri döndürmeyi planlıyor. GE’nin dönüşüm süreci kapsamında 2018 yılından bu yana 100 milyar doların üzerinde borç azaltımı gerçekleştirildi. Aynı zamanda operasyonel verimlilik ve yalın üretim modeli ile şirket kültüründe önemli değişiklikler yapıldı. GE Aerospace, bu yeni yapılanma ile havacılık motorları, sistemler ve hizmetler alanında küresel liderliğini güçlendirmeyi ve geleceğin uçuş teknolojilerine yön vermeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilirlik Raporlaması Neden Önemli? Haber

Sürdürülebilirlik Raporlaması Neden Önemli?

Bir şirketin iklim hedefi, tedarik zinciri riski ya da çalışan politikası artık yalnızca kurumsal iletişim başlığı değil. Finansmana erişimden ihracat kapasitesine, yatırımcı güveninden marka itibarına kadar birçok kritik karar, şirketlerin sürdürülebilirlik performansını nasıl ölçtüğüne ve nasıl açıkladığına bakılarak veriliyor. Tam da bu nedenle sürdürülebilirlik raporlaması, gönüllü bir görünürlük çalışmasından çıkıp stratejik bir yönetim aracına dönüşmüş durumda. Sürdürülebilirlik raporlaması neden önemli? Bu sorunun kısa cevabı şu: Çünkü kurumların sadece ne söylediği değil, neyi ölçtüğü, nasıl yönettiği ve hangi riskleri öngördüğü artık piyasa tarafından izleniyor. Sürdürülebilirlik raporlaması; çevresel, sosyal ve yönetişim performansının sistematik biçimde ortaya konmasını sağlar. Böylece şirketin yalnızca bugünkü operasyonel gücü değil, gelecekteki dayanıklılığı da görünür hale gelir. Özellikle enerji, sanayi, lojistik, tarım, teknoloji ve savunma gibi dönüşüm baskısının yüksek olduğu sektörlerde bu görünürlük daha da kritik hale geliyor. Çünkü bu alanlarda kaynak kullanımı, emisyon, tedarik güvenliği, insan kaynağı ve regülasyon uyumu doğrudan rekabet üstünlüğünü etkiliyor. Raporlama, itibar metni değil yönetim altyapısıdır Sürdürülebilirlik raporlaması uzun süre bazı şirketlerde yıllık iletişim dosyası gibi ele alındı. Oysa nitelikli raporlama, kurumsal yönetimin veri tabanını güçlendirir. Şirket hangi alanda emisyon üretiyor, hangi tedarikçiler daha yüksek risk taşıyor, iş sağlığı ve güvenliğinde hangi kırılımlar var, su kullanımı hangi operasyonlarda yoğunlaşıyor, kadın liderlik oranı nasıl değişiyor - bunların hepsi raporlama sürecinde netleşir. Bu da yönetim kurullarına ve üst düzey yöneticilere daha sağlıklı karar alma imkanı verir. Ölçülmeyen başlık yönetilemez. Bu yüzden raporlama yalnızca dış paydaşlar için hazırlanmış bir belge değil, şirketin kendi kör noktalarını görmesini sağlayan bir araçtır. Burada önemli bir ayrım var. Her rapor aynı değeri üretmez. Sadece olumlu gelişmelerin seçildiği, metodolojinin zayıf olduğu ve hedeflerin somutlaşmadığı raporlar kısa vadede vitrin etkisi yaratabilir; ancak orta vadede güven aşınmasına yol açar. Piyasa artık gösteriş ile veri temelli açıklamayı birbirinden ayırabiliyor. Yatırımcılar ve finans kuruluşları için güven göstergesi Sermaye artık sadece bilanço okumuyor. Şirketlerin iklim riski, geçiş planı, yönetişim yapısı ve sosyal etkileri de yatırım kararlarında daha fazla yer tutuyor. Bankalar, fonlar ve kurumsal yatırımcılar açısından sürdürülebilirlik raporlaması, geleceğe dönük risk profilini anlamanın en pratik yollarından biri. Örneğin yüksek enerji yoğunluğuna sahip bir üretici firma düşünelim. Bu şirket maliyetlerini bugün yönetiyor olabilir. Ancak karbon düzenlemeleri sıkılaştığında, enerji dönüşümünü finanse edemediğinde ya da tedarik zinciri buna uyum sağlayamadığında karlılık baskı altına girebilir. İyi hazırlanmış bir rapor, bu tür risklere karşı şirketin hazırlık düzeyini gösterir. Aynı durum kredi süreçlerinde de geçerlidir. Her finans kuruluşu aynı derinlikte değerlendirme yapmasa da yön açık. Daha şeffaf veri sunan, hedeflerini açıklayan ve performansını düzenli izleyen şirketler, belirsizlik primi açısından daha avantajlı bir konuma geçebilir. Elbette tek başına rapor, finansman kapısını açmaz. Ama finansman dilini konuşabilen şirketlerle yalnızca niyet beyanında kalan şirketler arasındaki farkı belirginleştirir. Regülasyonlara uyum için erken hazırlık sağlar Bir başka kritik başlık da mevzuat. Türkiye'de ve ihracat bağlantılı pazarlarda sürdürülebilirlik alanındaki düzenlemeler giderek daha somut hale geliyor. Özellikle Avrupa ile çalışan şirketler için emisyon, izlenebilirlik, insan hakları politikaları ve tedarik zinciri şeffaflığı artık dış ticaret gündeminin parçası. Bu tablo, sürdürülebilirlik raporlamasını yalnızca büyük ölçekli şirketlerin konusu olmaktan çıkarıyor. Ana sanayiye üretim yapan KOBİ'ler, lojistik firmaları, enerji tedarikçileri ve tarımsal üretim ağında yer alan işletmeler de giderek daha fazla veri paylaşımı talebiyle karşılaşıyor. Erken başlayan şirketler burada avantaj kazanıyor. Çünkü raporlama kültürü son dakikada kurulmaz. Verinin hangi birimden geleceği, hangi göstergenin nasıl ölçüleceği, hangi standardın baz alınacağı ve iç doğrulama mekanizmasının nasıl işleyeceği zaman ister. Regülasyon kapıya dayandığında değil, henüz hazırlık aşamasındayken kurulan sistem daha düşük maliyetle işler. Tedarik zincirinde görünürlük ve rekabet avantajı yaratır Küresel tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik performansı artık teklif süreçlerine kadar indi. Ana yükleniciler, çok uluslu şirketler ve ihracat odaklı alıcılar, tedarikçilerinden çevresel ve sosyal veri talep ediyor. Bu durum özellikle sanayi, tekstil, otomotiv yan sanayi, gıda, ambalaj, lojistik ve teknoloji üretiminde daha görünür. Sürdürülebilirlik raporlaması bu noktada şirketin kurumsal olgunluğunu ortaya koyar. Bir firma enerji tüketimini, atık yönetimini, iş gücü güvenliğini, etik tedarik yaklaşımını ve hedeflerini veriyle anlatabiliyorsa, potansiyel iş ortakları açısından daha güvenilir bir profil sunar. Burada da bir it depends durumu var. Her müşteri aynı detay seviyesini istemez, her sektör aynı gösterge setiyle ilerlemez. Ancak eğilim net. Tedarik zincirinde görünürlük artıyor ve bu görünürlük talebi zamanla standart hale geliyor. Bu nedenle raporlama, sadece kurumsal vitrini değil satış ve iş geliştirme kapasitesini de etkileyebilir. Kurum içi dönüşümü hızlandırır Raporlama çoğu zaman dışa dönük bir faaliyet gibi algılansa da içeride önemli bir disiplin yaratır. Farklı departmanların ortak veri üretmesi, hedef belirlemesi ve performansı izlemesi gerekir. Finans, insan kaynakları, satın alma, üretim, kalite, çevre ve kurumsal iletişim ekipleri aynı çerçevede çalışmaya başlar. Bu da sürdürülebilirliği tek bir departmanın görevi olmaktan çıkarır. Kurum içinde sahiplenme arttıkça, stratejik hedefler günlük operasyonlara daha kolay iner. Örneğin enerji verimliliği hedefi yalnızca tesis yönetiminin konusu olmaktan çıkar, yatırım planlamasıyla birleşir. Çeşitlilik hedefi yalnızca İK verisi olarak kalmaz, liderlik gelişimiyle ilişkilendirilir. Yine de bu sürecin zorlu tarafı vardır. Veri toplama dağınık olabilir, kurum içi direnç oluşabilir, bazı metrikler ilk yıllarda zayıf çıkabilir. Fakat bu durum raporlamanın değersiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, gerçek dönüşüm çoğu zaman ilk kez ölçüm yapıldığında başlar. İtibar ve kriz yönetiminde koruyucu rol oynar Şirketler artık sadece finansal performansla değerlendirilmiyor. Bir çevre olayı, çalışan güvenliği sorunu, tedarik zincirindeki etik ihlal ya da kamuoyuna yansıyan bir uyumsuzluk, kısa sürede daha büyük bir güven sorununa dönüşebiliyor. Böyle dönemlerde kurumun geçmişte nasıl bir şeffaflık standardı oluşturduğu önem kazanır. Düzenli ve tutarlı sürdürülebilirlik raporlaması, şirketin hesap verebilirlik refleksini güçlendirir. Bu, kriz riskini ortadan kaldırmaz; ancak şirketin paydaşlarıyla kurduğu güven zeminini güçlendirir. Özellikle medya görünürlüğü yüksek, yatırımcı ilgisi taşıyan ya da kamuyla yakın çalışan sektörlerde bu zemin çok daha değerlidir. İtibarın burada tek başına iletişim başarısına indirgenmemesi gerekir. Güçlü itibar, doğrulanabilir performansla desteklenmediğinde hızla kırılabilir. Bu nedenle raporlama, kurumsal anlatının veriyle desteklenen kısmıdır. Hangi şirketler için daha kritik? Pratikte ölçek büyüdükçe beklenti artar. Ancak önem sadece büyük şirketlerle sınırlı değil. İhracat yapanlar, halka açık olanlar, yatırım arayan girişimler, kurumsal müşteri portföyü geniş firmalar ve yoğun kaynak kullanan sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler için sürdürülebilirlik raporlaması daha erken bir ihtiyaç haline gelir. Buna karşılık küçük ölçekli bir işletme için kapsam daha sınırlı olabilir. İlk aşamada tüm uluslararası çerçevelere aynı anda uyum hedeflemek yerine, iş modeline en yakın risk ve etki alanlarından başlamak daha gerçekçidir. Önemli olan kusursuz bir belge üretmek değil, güvenilir veriyle başlayan ve her yıl olgunlaşan bir yapı kurmaktır. Doğru raporlama neyi gerektirir? Öncelikle net öncelikler gerektirir. Şirketin hangi sürdürülebilirlik başlıklarında maddi etkisi olduğu belirlenmeden hazırlanan raporlar genellikle dağınık kalır. Ardından veri kalitesi gelir. Ölçüm yöntemleri, baz yıl, hedef ufku ve sorumluluk alanları açık değilse rapor ikna gücünü kaybeder. Bir diğer kritik nokta da yönetim sahipliğidir. Üst yönetim tarafından sahiplenilmeyen raporlama süreçleri çoğu zaman iletişim departmanının sınırlı imkanlarıyla yürür ve stratejik etkisi zayıf kalır. Oysa güçlü örneklerde raporlama, kurumsal yönetim, risk yönetimi ve büyüme planıyla birlikte ele alınır. Bu alanda içerik görünürlüğü de ayrı bir önem taşıyor. Şirketlerin sürdürülebilirlik performansını doğru çerçevede anlatan, sektörel bağlama oturtan ve profesyonel okur için anlamlı hale getiren yayıncılık yaklaşımı, kurumsal mesajın etkisini artırır. Bu noktada Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odağı güçlü mecralar, sürdürülebilirlik gündeminin yüzeysel söylemlerden ayrışmasına katkı sunabilir. Önümüzdeki dönemde soru artık şu olmayacak: Rapor yayımlıyor musunuz? Asıl soru, hangi veriye dayanarak hangi dönüşümü yönettiğiniz olacak. Şirketler için gerçek değer de tam burada başlıyor.

Humanis Psikiyatri Tedavi Alanına Güçlü Bir Adım Attı Haber

Humanis Psikiyatri Tedavi Alanına Güçlü Bir Adım Attı

Humanis, bu devralmayla birlikte psikiyatrik hastalıklar gibi yüksek ihtiyaca sahip bir tedavi alanına ilk adımını atmış oldu. Bu adım Humanis’in uzun vadeli vizyonunun ve hasta odaklı yaklaşımının güçlü bir yansıması niteliğinde. Humanis, yalnızca portföyünü genişletmekle kalmayarak, aynı zamanda hastalar için erişimi yüksek ve etkinliği güçlü bir tedavi seçeneğini daha ürün gamına dahil etti. Böylece AstraZeneca portföyünde yer alan bu ürün, Humanis çatısı altında hastaların erişimine sunulmaya devam edecek. Söz konusu ürün hali hazırda Humanis’in Çerkezköy’ deki tesislerinde, uluslararası kalite standartlarında 2017 yılından beri üretiliyor. Ruhsat ve marka haklarının devrini takiben Humanis ürünü aynı yüksek kalite, güvenilirlik ve etkinlikte üretmeye devam edecek. Bununla birlikte Humanis; ürünün dağıtımını, tanıtımını ve tüm ticari süreçlerini yürütecek olup kesintisiz tedarik ve yüksek kalite güvencesi ile psikiyatri alanında da Türk tıbbına hizmet edecek. Humanis Ticari Operasyonlar Genel Müdürü Dr. Yalçın Yaşin, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Humanis olarak, hasta odaklı yaklaşımımızı tüm faaliyet alanlarımızda temel öncelik olarak görüyoruz. Bu kapsamda ilacın mevcut ruhsatı çerçevesinde Türkiye’deki temsil ve tedarik sürecinin şirketimiz tarafından üstlenilmesi hem tedaviye erişimin sürekliliği hem de güvenli kullanımın devamlılığı açısından önemli bir adımdır. Genişleyen tedavi alanlarımızla birlikte, insan sağlığına uzun vadeli katkı sağlayacak sürdürülebilir çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.” İnsan odaklı sağlık felsefesi yolunda yeni bir adım Humanis, ‘İnsan Odaklı Sağlık’ anlayışını şirket kültürünün merkezine alarak sürdürülebilir ve hedef odaklı gelişimi önceliklendiriyor. Gerçekleştirilen ruhsat ve marka hakları devri de bu yaklaşımın somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Psikiyatri alanında kullanılan bu ilacın erişimi, Humanis’in mevcut ruhsat çerçevesinde yürüttüğü temsil ve tedarik sorumluluğu ile kesintisiz devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Form MHI Klima Sistemleri 'nde Bayrak Değişimi Haber

Form MHI Klima Sistemleri 'nde Bayrak Değişimi

Form MHI Klima Sistemleri (Mitsubishi Heavy Industries)’nin gerçekleştirilen Yönetim Kurulu toplantısında alınan karar doğrultusunda, Yönetim Kurulu üyelerinden Mehmet Oral görevinden ayrıldı. Yapılan değerlendirme sonucunda boşalan Yönetim Kurulu üyeliğine, hâlen şirketin Genel Müdürü olarak görev yapan Zafer Sarı seçildi. Yönetim yapısındaki bu değişiklikle birlikte şirket, büyüme stratejilerini ve sektördeki faaliyetlerini aynı kararlılıkla sürdürmeye devam edecek. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu olan ve ardından yüksek lisansını tamamlayarak iş hayatına atılan Zafer Sarı, özel sektörde çeşitli görevlerde yer aldıktan sonra 1 Ekim 2011’de Form Grup bünyesine katıldı. Son dört yıldır Form MHI Klima Sistemleri Genel Müdürü olarak görev yapan Zafer Sarı, şirketin yönetim kurulunda da sorumluluk üstlenerek şirketin büyüme ve gelişim stratejilerine yön vermeyi sürdürecek. Form Şirketler Grubu Hakkında 1965 yılında kurulan Form Şirketler Grubu, grup bünyesinde yer alan 6 bağımsız firmasıyla merkezi, bireysel iklimlendirme ve endüstriyel uygulamalar alanında, yaşam kalitesini arttıracak cihazların üretim, satış ve satış sonrası faaliyetlerini sürdürmekte; rezidanslardan otellere, okullardan hastanelere her tür bina, iş merkezi, fabrika ve alışveriş merkezleri için iklimlendirme sistem çözümleri sunmaktadır. Form Şirketler Grubu’nun merkez ofisi Maslak İstanbul'dadır. Ankara, Antalya, Adana, İzmir ve Bursa’da bölge müdürlükleri bulunmaktadır. Klima faaliyetlerinde merkezi klima sistemleri, VRF, split ve multi split klima cihazlarını tedarik eden Form Şirketler Grubu, aynı zamanda yerli üretim olarak klima santralleri, su soğutma kuleleri, fancoiller, ısı pompaları ve imzalanan lisans anlaşması kapsamında Lennox marka paket klimalar ile günışığı aydınlatma sistemleri, doğal havalandırma-duman tahliye üniteleri ve evaporatif soğutucular üretmektedir. Form Şirketler Grubu hakkında daha fazla bilgi www.formgroup.com internet adresinden temin edilebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 ETİ'de Global CEO’luk Görevine Ercan Öz Atandı Haber

 ETİ'de Global CEO’luk Görevine Ercan Öz Atandı

Türkiye’nin 25. büyük sanayi kuruluşu olan ETİ, gıda sektöründe ülkemizin global markası olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Yakın zamanda Kuzey Amerika’nın hızlı büyüyen protein bar markası TRUBAR’ı satın alarak uluslararası pazarlarda yaptığı yatırımlar ve artan etkinliğiyle dikkat çeken şirket, küresel ölçekteki varlığını da güçlendirmeye devam ediyor. Bu vizyon doğrultusunda ETİ Global CEO rolüne Ercan Öz atandı. Ercan Öz, yeni görevinde ETİ’nin Türkiye’deki güçlü konumunu daha da büyütmeyi ve uluslararası pazarlarda şirketin rekabet gücünü arttırmayı hedefliyor. 2021 yılında ETİ’ye Satış Grup Başkanı olarak katılan Ercan Öz, 2023’te ETİ Türkiye CEO’su olarak atandı. Bu süreçte şirketin büyüme ve dönüşüm yolculuğunda kritik bir rol üstlenerek başarılı iş sonuçlarına imza attı. Ercan Öz’ün liderliği ve yönetim vizyonu, şirketin küresel ölçekteki büyüme yolculuğunu hızlandıracak. Ercan Öz Kimdir? Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden 1992 yılında mezun olan Ercan Öz, FMCG sektöründeki kariyerine 1997 yılında Pepsi içecek grubunda başladı. 1999-2001 yılları arasında Coca Cola’da Satış Yöneticisi olarak çalıştı. 2001-2010 yılları arasında Frito Lay’de merkez ve saha fonksiyonlarında görev aldı farklı kanallar ve coğrafyalarda liderlik yaptı. 2010-2017 yılları arasında ise Danone’da farklı birimlerde ve farklı ülkelerde Ticaret Direktörlüğü, Ülke Müdürlüğü gibi üst düzey görevlerde bulundu. Türkiye’deki şirket satın alma sürecine liderlik etti. Ayrıca, Danone bünyesindeki farklı şirketlerin İcra Kurullarında görev aldı. Ercan Öz, 2017’de Getir’in yönetici ortağı olarak görev yaptı. 2017-2021 yılları arasında bir Koç Holding şirketi olan Düzey Pazarlama’nın Genel Müdürü olarak çalıştı. ETİ Şirketler Grubu’na 2021’de katılan Ercan Öz, Satış Grubu Başkanlığı ve İcra Kurulu Üyeliği görevlerini üstlendi. Mart 2023’te ETİ Türkiye CEO’su görevine getirilen Öz, Mart 2026 itibarıyla ETİ Global CEO’su olarak atandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker’e Eşit İşe Eşit Ücret Sertifikası Haber

Ülker’e Eşit İşe Eşit Ücret Sertifikası

Türkiye’nin lider gıda şirketi Ülker, “Eşitİş, Eşitİz / Equal Work, Equal Worth” anlayışıyla fırsat eşitliğini, adil ve şeffaf ücretlendirme politikalarını kurum kültürünün ayrılmaz parçası olarak konumlandırıyor. Kapsayıcı ve sürdürülebilir insan kaynakları uygulamalarıyla iş dünyasına örnek olmayı hedefleyen Ülker, İsviçre merkezli Uluslararası Eşit Ücret Derneği (EQUAL-SALARY Foundation) tarafından yürütülen kapsamlı değerlendirme sürecini başarıyla tamamladı. Kadın ve erkek çalışanlar için eşit işe eşit ücret ilkesi uygulandığını; ücret farklarının objektif kriterlerle açıklandığını bağımsız denetimle uluslararası düzeyde belgeleyen Ülker, Türkiye’de 5 binin üzerinde çalışanı bulunan tüm şirketler arasında Eşit Ücret Sertifikası (Equal-Salary Sertifikası) alan ilk şirket oldu. Şirket ayrıca, dünya genelinde atıştırmalık sektöründe 5 binin üzerinde çalışanı bulunan Eşit Ücret sertifikalı ilk şirket unvanını elde etti. Ücret eşitliği, kapsamlı analizlerle ortaya kondu Bağımsız bir denetim firması tarafından yürütülen sürece, beyaz ve mavi yaka toplam 5 bin 379 Ülker çalışanı dahil edildi. Kadın ve erkek çalışanlara eşit işe eşit ücret ilkelerinin uygulandığı; ücret farklılıklarının da objektif ve anlamlı göstergelerle açıklandığı ortaya konmuş oldu. Ülker İnsan Kaynakları Başkan Yardımcısı Eylem Özgür, eşit işe eşit ücret yaklaşımının uluslararası bir sertifikayla belgelenmesinin, kapsayıcılık ve eşitlik anlayışlarının bir göstergesi olduğunu belirtti. Özgür, ayrıca şu değerlendirmelerde bulundu: “Fırsat eşitliği ve kapsayıcılık, Ülker’in sürdürülebilirlik yaklaşımının temel unsurları arasında yer alıyor. Bu uluslararası ve bağımsız tescil, Ülker’de fırsat eşitliği ve kapsayıcılığın bir hedeften öte yerleşmiş ve ölçülebilir bir kurum standardı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Eşit Ücret Sertifikası’na hak kazanmakla, yalnızca kendi kurumumuz adına değil, faaliyet gösterdiğimiz alanda da güçlü bir örnek oluşturduk. Bu başarı, küresel ölçekte sektörün kapsayıcılık, çeşitlilik ve eşitlik odağında somut göstergelerle dönüşümüne katkı sağlayacaktır. Ülker olarak geleceğin iş dünyası standartlarını da belirleyen, eşitliği kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getiren öncü uygulamalar geliştirmeyi kararlılıkla sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.