Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şirket

Kapsül Haber Ajansı - Şirket haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şirket haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Polisan Kansai Boya’dan Dış Ticarette “Şeffaflık ve Güven” Hamlesi! Haber

Polisan Kansai Boya’dan Dış Ticarette “Şeffaflık ve Güven” Hamlesi!

Şirket, tüm departmanları sürece dahil ederek özel bir ‘Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü Çalışma Komitesi’ kurdu; böylece standartların kontrolünü güçlendirdi, şirket içinde yüksek düzeyde farkındalık yarattı ve sürekli izlenebilirlik ile şeffaflığı kurumsal kültürünün temel unsurları haline getirdi. Polisan Kansai Boya’dan İhracatta Rekabet Gücünü Artıran Stratejik Adım Boya sektörünün lider markalarından ve 250’yi aşkın ürün çeşidiyle sektörün en geniş ürün yelpazesine sahip firmalarından biri olan Polisan Kansai Boya, ihracatta rekabet gücünü artıran önemli bir adım attı. Dış ticarette uluslararası güven göstergesi olarak kabul edilen Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü’ne (YYS) 2016 yılından bu yana sahip olan şirket, bu statünün korunmasına yönelik kapsamlı kriterler nedeniyle yeni bir yapılanmaya da gitti. Şirket genelinde Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü seferberliği Polisan Kansai Boya, mevzuatın gerektirdiği yüksek standartları kurum genelinde karşılamak amacıyla Uluslararası Yetkilendirilmiş Yükümlü Derneği (UYY) üyeliği doğrultusunda bir “Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü Çalışma Komitesi” oluşturdu. Sektörde örnek gösterilen bu yapılanmanın başkanlığına Satın Alma Müdürü Mehtun Öztürk, başkan yardımcılığına ise İhracat Operasyon Yöneticisi Seda Kanbak atandı. Burak Ekmekçioğlu: “Bu statü, itibarı, güvenilirliği ve sürdürülebilirliği simgeleyen bir prestij göstergesi.” Polisan Kansai Boya CEO’su Burak Ekmekçioğlu, kurdukları Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü Çalışma Komitesi ile standartları kontrol altına alarak şirket içinde farkındalık oluşturduklarını ve sürekli izlenebilirlik ile şeffaflık ilkelerini kurumsal kültürünün bir parçası haline getirdiklerini kaydetti. Bu statünün yalnızca bir belge değil; kurumsal itibarı, güvenilirliği ve sürdürülebilirliği simgeleyen önemli bir prestij göstergesi olduğunu vurgulayan Ekmekçioğlu, “İhracat, ithalat ve satın alma departmanlarımızın önderliğinde oluşturulan Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü Çalışma Komitesi ile düzenli olarak iç denetim ve mevzuata uyum ilgili eğitim faaliyetleri yürütüyoruz. Üretim tesisimizde ürün, belge ve süreç güvenliğini, gelişmiş kamera ve bilgi sistemleri ile sürekli olarak kontrol ediyor, kartlı geçiş sistemleri ile fiziksel alanlardaki yetkisiz geçişleri engelliyoruz. Tedarikçi ve taşeronlarla imzalanan taahhütnameler aracılığıyla da ürünlerimizin tedarik zinciri güvenliği sağlıyoruz” değerlendirmesini yaptı. Burak Ekmekçioğlu: “Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü sayesinde hız ve maliyet avantajı ile 7 gün 24 saat ihracat gerçekleştirebiliriz.” 26 ülkeye ihracat yapan ve ‘Turquality’ programına dahil olan markalar arasında yer alan Polisan Kansai Boya’nın Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü belgesi ile rekabet avantajı sağladığı alanlara değinen Ekmekçioğlu, “Gümrük kapılarında bu statüye sahip firmalara tanınan geçiş önceliği sayesinde, müşterilerimize daha hızlı, güvenli ve zamanında teslimat ayrıcalığı sunuyoruz. Böylece sağladığımız operasyonel hız ve maliyet avantajları ile 7 gün 24 saat ihracat gerçekleştirme kapasitesine sahibiz” diye konuştu. Endüstri 4.0 Altyapısı ile 540.000 Tonluk Üretim Kapasitesi GEBKİM’deki 142 bin metrekare arazi üzerine uluslararası standartlarda inşa edilen, EN 1090-2 belgesine sahip üretim tesislerinin çevre dostu ve sürdürülebilir üretim anlayışı doğrultusunda LEED Gold sertifikası ile tescillendiğini hatırlatan Polisan Kansai Boya CEO’su Burak Ekmekçioğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Endüstri 4.0 seviyesinde dijital altyapıya sahip, verimli ve yüksek kapasiteli tesisimizde tek vardiyada yıllık 180.000 ton, üç vardiyada ise toplam 540.000 ton boya üretim kapasitesine sahibiz. Bu üretim potansiyeliyle, yalnızca üç vardiya çalışmasıyla herhangi bir ek yatırım gerekmeksizin Türkiye’nin dekoratif boya ihtiyacının neredeyse tamamını karşılayabilecek düzeyde bir kapasiteye ulaştık. Güçlü dağıtım ağımız ve artan sevkiyat hacmimizle, Amerika’dan, Avrupa’ya uzanan 26 ülkede müşterilerimizin taleplerini karşılamayı sürdürüyoruz”dedi. Burak Ekmekçioğlu: “10.238 adet mevzuat hükmünün takip edilmesi ancak sistematik çalışmayla mümkün.” Sertifikanın kazanımının zor, kaybedilmesinin ise kolay olduğunu kaydeden Ekmekçioğlu, “Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsünü korumak için ise eğitimden denetime ve pek çok güncellemeye kadar 10.238 adet mevzuat hükmünün takip edilmesi ve karmaşık yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekiyor. Bu da ancak kurduğumuz komitedeki gibi kurumsal ve sistematik bir çalışmayla mümkün.” diye konuştu.

‘Milli Ağaçlandırma Günü’nde Çevreci Adım Haber

‘Milli Ağaçlandırma Günü’nde Çevreci Adım

Dünyanın önde gelen porselen üreticilerinden Kütahya Porselen, çevreye ve sürdürülebilirliğe olan duyarlılığını bu yıl da “11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü” kapsamında gerçekleştirdiği etkinlikle sürdürdü. Şirket, Kütahya’daki fabrikasının bahçesine 100 yeni ağaç dikerek doğaya nefes oldu. Etkinliğe Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli, Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Dr. Tanzer Polat Yılmaz ile şirket çalışanları katıldı. Katılımcılar, ağaçları hep birlikte toprakla buluşturarak çevreye olan duyarlılıklarını bir kez daha gösterdi. Kütahya Porselen, 2021 yılında hayata geçirdiği “Geleceğe Bir Tohum Bırak” projesiyle bugüne kadar 100 bin tohum topu ve 8 bin fidanı doğayla buluşturdu. Bu yıl eklenen 100 yeni ağaçla birlikte şirket, ağaçlandırma çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Doğaya karşı sorumluluk duygusuyla hareket eden Kütahya Porselen, Türkiye genelinde yürütülen Milli Ağaçlandırma Seferberliği’ni desteklerken, geçmiş yıllarda yaşanan orman yangınlarının ardından oluşturulan hatıra ormanlarıyla da iyileşme süreçlerine katkı sağlıyor. Hammadde temininden üretime kadar tüm aşamalarda çevre dostu yaklaşımı benimseyen şirket; yenilenebilir enerji kullanımı, atık geri dönüşümü ve sürdürülebilir üretim modeliyle çevre etkisini en aza indirmeyi hedefliyor. Kütahya Porselen, yaşamı yeşillendirme vizyonuyla gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Türk şirketlerin rotası yine Avrupa ve ABD Haber

Türk şirketlerin rotası yine Avrupa ve ABD

PwC Türkiye, ikincisini gerçekleştirdiği Yurt Dışı Yatırımları Araştırması’nın sonuçlarını yayınladı. Türkiye'deki şirketlerin yurt dışına yaptıkları doğrudan yatırımların mevcut durumunu analiz eden araştırma, bu yatırımların şirketlerin büyüme hedeflerine nasıl katkıda bulunacağına yönelik bir perspektif sunuyor. Türkiye’den yurt dışına yapılan yatırımların genel görünümünü veriler ışığında analiz eden raporda, doğrudan yatırımlar için tercih edilen lokasyonlar, temel karar alma mekanizmaları, motivasyonlar ve geleceğe yönelik beklentiler de değerlendiriliyor. Araştırmanın bulgularına göre, Türkiye’deki şirketlerin yurt dışına yönelik yatırım planlarında Avrupa ve ABD bu yıl da ilk sırada yer alıyor. Yurt dışına yatırım kararlarında, coğrafi konum, pazar büyüklüğü, politik istikrar ve regülasyonlar belirleyici etkenler olarak öne çıkıyor. Yurt dışındaki müşterilerin talebi üzerine yeni bölgelere yatırım yapma motivasyonu ise bu yıl öne çıkan bir diğer yatırım unsuru olarak dikkat çekiyor. Araştırma kapsamında katılımcıların en fazla doğrudan yatırım yaptıkları ülkeler ise Almanya, Hollanda ve ABD olarak sıralanıyor. Geçen sene en yüksek yatırım ülkesi olan Romanya bu sene 4. sırada yer alırken, onu Birleşik Krallık, Rusya, İspanya, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri izliyor. Katılımcıların %89’u önümüzdeki üç yıl içerisinde yeni yatırım planladıklarını belirtirken, hedef bölgeler arasında ilk sırada %25’lik pay ile Avrupa geliyor. Bunu sırasıyla %22 ile Kuzey Amerika (ABD ve Kanada) ve %15’lik pay ile Avrasya takip ederken geçen seneye kıyasla artış trendinde olan Afrika bölgesi ise %12 ile 4. sırada yer alıyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde yurtdışına yatırım yapan şirketlerin motivasyonlarının ülke ekonomisinin gelişimi için önemli bir gösterge olduğunu vurgulayan PwC Türkiye Kıdemli Ortağı Cenk Ulu şunları söyledi: “Küresel ve yerel gelişmelerin ışığında hedef pazarlara yakın olmanın önemi giderek artarken sadece yerel sınırlar içinde kalmak yerine, yeni pazarlardaki büyüme fırsatlarını değerlendirmek her ölçekteki şirket için hayati bir önem taşıyor. Bu stratejik yaklaşım, şirketlerin rekabet avantajı elde etmelerine ve sürdürülebilir bir büyüme yakalamalarına da destek oluyor. PwC Türkiye olarak, rekabet gücünü sürdürme veya artırma hedefiyle yurtdışı pazarlara açılma planı olan şirketlerin bu yolculuğunda yatırım kararının verildiği ilk günden, yatırım hedefinin tamamlandığı ana kadar rehberlik ediyoruz. Yatırımcı şirketlere stratejilerini oluşturmak, yeni fırsatları değerlendirmek ve potansiyel zorlukları belirlemek açısından faydalı bilgiler sunan Yurt Dışı Yatırımları Araştırmamız, şirketlerin karşılaştıkları zorluklar ve fırsatlara da dikkat çekiyor. Özellikle küresel ekonomik belirsizliklerin arttığı bir dönemde, potansiyel yatırımcılar için stratejik bir rehber olan araştırmamızın yatırım stratejilerini şekillendirmek açısından önemli bir kaynak olduğuna inanıyoruz.” Dikkat Çeken Yatırım Trendleri Bu yıl araştırmaya katılan şirketlerin %73’ü mevcut zorluklara rağmen yurt dışı yatırımlarına devam etme kararlılığını ifade ederken yatırım büyüklüğü ve elde edilen gelirlere yönelik yanıtlar da yurt dışına yapılan doğrudan yatırımlarda verimliliğin arttığına işaret ediyor. Katılımcıların yatırım büyüklüğü ve elde ettikleri gelirlere yönelik yanıtları, yurt dışına yapılan doğrudan yatırımlarda verimliliğin arttığına işaret ediyor. 2023 yılında yurt dışına doğrudan yatırımların ciro içindeki payının %50’den daha fazla olduğunu belirten katılımcıların oranı %17 iken, 2024 yılında bu oran %29’a yükseldi. PwC Türkiye tarafından gerçekleştirilen araştırmanın yeni yatırım trendlerine odaklanan bölümünde uluslararası yatırım trendlerindeki değişimlerin de altı çiziliyor. Buna göre, geleneksel yöntemler olan sıfırdan yeni yatırım (greenfield investment), şirket birleşmesi ve satın almalar (M&A ve brownfield investment dahil) ajandalarda üst sıralarda yer almayı sürdürüyor ancak özellikle teknoloji odaklı sektörlerde start-up yatırımları dikkat çekiyor. Araştırma, şirketlerin yurt dışına yönelik yatırımlarda karşılaştıkları temel zorluklara da ışık tutuyor. Buna göre, yetkin insan kaynağı bulma, iş kültüründeki farklılıklar, hukuki süreçlerin zorluğu ve regülasyonlara yönelik bilgilerin az olması, yerel pazara yönelik içgörü eksikliği ve finansmana erişim başlıca temel zorluklar olarak sıralanıyor. Deneyimler Işığında Yurt Dışı Yatırımların Başarısında Öne Çıkan Başlıklar Yurt dışına yapılan yatırımlardan genel olarak memnuniyet duyulması, uluslararası genişleme stratejilerinin etkinliği ve devamlılığına dair önemli bir gösterge olarak dikkat çekiyor. Yatırımları başarı ile yöneten Türk yöneticilere göre en önemli konu başlıkları raporda şöyle sıralanıyor: Ön araştırma ve pazar analizi: Yatırım kararından önce ortalama beş yıllık bir dönem boyunca ön araştırma ve pazar analizi yapılmalı. Bu sürede yatırım bölgesini tanımak için ihracat, distribütör kanalıyla satış ve/veya depo kanalıyla satış modelleri değerlendirilebilir. Finans ve bankacılık sistemi analizi: Hedef ülkenin finansal yapısı ve bankacılık sistemine ilişkin detaylı çalışmalar yapılmalı. Finansal kaynaklara erişim ve nakit akış yönetimi, yatırımın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor. Vergi, hukuk ve teşvik yapısı: Hedef ülkenin vergi ve hukuk sistemine dair detaylı çalışmalar yapılmalı. Teşvik mekanizmalarından faydalanmak için yerel düzenlemelere hâkim olmak şart. Yerel danışmanlık ve pazar hakimiyeti: Yerel pazar dinamiklerine hâkim, doğru yönlendirme yapabilecek danışmanlarla çalışılmalı. Doğru insan kaynakları politikası: Yerel iş gücüne uygun ve kültürel adaptasyonu destekleyen insan kaynakları politikaları geliştirilmeli. Şirketin merkez kültürü ile yerel beklentiler arasında denge kurulmalı. Raporlama ve performans değerlendirme: Yatırımın başarısını izlemek için ihtiyaçlara uygun raporlama sistemleri dizayn edilmeli.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.