Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yaşam

Kapsül Haber Ajansı - Yaşam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hitachi Rail, Seibu’nun “vies” Lüks Restoran Trenini Üretecek: 2028’de Hizmete Giriyor Haber

Hitachi Rail, Seibu’nun “vies” Lüks Restoran Trenini Üretecek: 2028’de Hizmete Giriyor

Hitachi Rail, Japonya’nın önde gelen demiryolu şirketlerinden Seibu Railway için geliştirilen yeni restoran treni “Fine Dining Train vies”in üretimini üstleneceğini duyurdu. Premium seyahat deneyimi sunacak trenin Mart 2028’de hizmete girmesi planlanıyor. Seibu Railway tarafından geliştirilen projede trenin isim ve logo tasarımı da netleşti. “vies” adı verilen tren, yolculuk ile üst düzey gastronomi deneyimini bir araya getiren özel bir konsept sunacak. Yeni tren, Seibu Railway’in 2016 yılından bu yana hizmet veren restoran treni “Fifty Two Seats of Happiness” konseptinin geliştirilmiş bir versiyonu olacak. Bu proje ile daha rafine, daha özel ve daha lüks bir seyahat deneyimi hedefleniyor. “vies” treninin tasarımı, Seibu’nun amiral gemisi olan ve 2019 yılında hizmete giren Laview ekspres trenine dayanacak. Hitachi Rail, Laview projesinde elde ettiği mühendislik ve tasarım deneyimini bu yeni projeye aktaracak. Trende geniş panoramik camlar, ferah iç mekan tasarımı ve doğayla uyumlu mimari anlayış ön plana çıkacak. Aynı zamanda yolcu konforunu artıran ileri teknoloji sistemler de kullanılacak. Hitachi Rail sadece tren üretimiyle sınırlı kalmayacak; güvenli, stabil ve konforlu işletimi sağlayan kontrol ve sistem teknolojileriyle de projeye katkı sunacak. Bu sayede yolculuk ve gastronomi deneyimi üst düzeyde birleştirilecek. Trenin adı olan “vies”, Fransızca “yaşam” anlamına gelen “vie” kelimesinin çoğul hali olarak seçildi. Bu isim, doğaya ve yaşama duyulan saygıyı temsil ederken, yolcuların deneyimini zenginleştirme amacını da yansıtıyor. Ayrıca kelimenin tersten okunuşunun “Seibu” olması, isim ile marka arasında özel bir bağ kuruyor. Logo tasarımında ise trenin formunu temsil eden organik çizgiler ve yaşam kavramı öne çıkarılıyor. Tasarım, hızdan çok konfor ve deneyim odaklı bir yolculuğu simgeliyor. Seibu Railway, restoran trenleri konusunda uzun yıllara dayanan bir deneyime sahip. 2016 yılında hizmete giren “Fifty Two Seats of Happiness” treni, mimar Kengo Kuma tarafından tasarlanmış ve bölgenin doğal ve kültürel dokusundan ilham alınarak geliştirilmişti. Yeni “vies” treni de bu deneyimi daha ileri taşıyarak, demiryolu seyahatinde gastronomi ve lüks deneyimi bir araya getiren yeni bir standart oluşturmayı hedefliyor. Fine Dining Train “vies”in Mart 2028’de hizmete girmesi planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Otomotiv Plus’ta Yapay Zekaya İlham Veren Buluşma Haber

Doğuş Otomotiv Plus’ta Yapay Zekaya İlham Veren Buluşma

Galataport’taki deneyim alanında düzenlenen söyleşide Yapay Zeka Eğitmeni ve Strateji Danışmanı Defne İncekara, yapay zekanın gündelik yaşamdan iş dünyasına uzanan etkilerini katılımcılarla paylaştı. “Gündelik Yaşamda Bilim ve Yapay Zeka” başlıklı buluşma, teknolojiyi sade, anlaşılır ve ilham verici bir çerçevede ele alırken yoğun ilgi gördü. Doğuş Otomotiv’in Galataport’ta yer alan Doğuş Otomotiv Plus deneyim alanı, showroom anlayışını farklı içeriklerle zenginleştirmeyi sürdürüyor. “Kültürün Artısı” çatısı altında hayata geçirilen etkinlikler; kültür, teknoloji, yaratıcılık ve gündelik yaşamı bir araya getirerek ziyaretçilere otomobillerin ötesine geçen çok katmanlı bir deneyim sunuyor. Bu yaklaşım, Doğuş Otomotiv Plus’ın yalnızca araç sergilenen bir alan değil; yeni fikirlerin konuşulduğu, ilham veren isimlerin ağırlandığı ve ziyaretçiyle daha güçlü bir bağ kuran yaşayan bir buluşma noktası olarak konumlandığını ortaya koyuyor. Yapay zeka gündelik yaşamın içinden örneklerle ele alındı Bu kapsamda gerçekleştirilen etkinliğin konuğu olan Defne İncekara, 25 yılı aşkın teknoloji ve danışmanlık deneyimini katılımcılarla paylaştı. Üst düzey yöneticilerden saha ekiplerine uzanan geniş bir kitleye eğitim veren ve kurumların yapay zeka stratejilerine danışmanlık veren İncekara, söyleşide yapay zekayı gündelik hayatın içinden örneklerle ele aldı. Farklı ilgi alanlarından katılımcıların ve Doğuş Otomotiv Plus davetlilerinin yer aldığı buluşmada, yapay zekanın temel kavramları sade bir çerçevede değerlendirildi. Katılımcılar; bu teknolojinin günlük yaşamda, iş süreçlerinde ve yaratıcı alanlarda nasıl etkin, verimli ve sorumlu biçimde kullanılabileceğine dair farklı perspektifler edinme fırsatı buldu. Teorinin ötesine geçen, etkileşimli bir deneyim Söyleşi boyunca yapay zeka yalnızca teknik bir dönüşüm başlığı olarak değil; karar alma süreçlerini dönüştüren, üretkenliği destekleyen ve yaratıcılığı besleyen güçlü bir araç olarak ele alındı. Etkinlik, teorik anlatımın ötesine geçerek katılımcıların soruları ve katkılarıyla etkileşimli bir öğrenme deneyimine dönüştü. Bu sayede buluşma, yalnızca bilgi paylaşımına değil; aynı zamanda farklı fikirlerin bir araya geldiği samimi bir etkileşim alanına dönüştü. Showroom deneyimine yeni bir bakış Etkinlik aynı zamanda, yapay zekanın sunduğu imkanların showroom deneyimine nasıl yansıyabileceğine dair de ilham verici bir perspektif sundu. Ziyaretçilerle kurulan etkileşimin daha kişisel, daha akıllı ve daha sezgisel hale gelme potansiyeli yeniden değerlendirilirken, Doğuş Otomotiv Plus’ın teknolojiyle beslenen deneyim odaklı yaklaşımı bir kez daha öne çıktı. Bu bakış açısı, Doğuş Otomotiv Plus’ı yalnızca bir araç sergileme alanı değil; ziyaretçisiyle birlikte düşünen, gelişen ve yeni deneyimlere alan açan bir buluşma noktası olarak konumlandırma yaklaşımını da pekiştirdi. “Kültürün Artısı” yeni buluşmalarla devam edecek Doğuş Otomotiv Plus, “Kültürün Artısı” platformu ile önümüzdeki dönemde de ziyaretçilerini farklı konu ve konuklarla buluşturmaya devam edecek. Teknoloji, yaratıcılık, sürdürülebilirlik, yaşam ve kültür ekseninde şekillenecek yeni söyleşi ve buluşmalarla, Doğuş Otomotiv Plus deneyim alanının farklı disiplinleri bir araya getiren ilham verici yapısının güçlenerek sürmesi hedefleniyor. Etkinliklere ilişkin duyurulara Doğuş Otomotiv’in sosyal medya hesapları üzerinden ulaşmak mümkün. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB, 4. Geleneksel Tıp Bayramı Koşusu’na Ev Sahipliği Yaptı Haber

ABB, 4. Geleneksel Tıp Bayramı Koşusu’na Ev Sahipliği Yaptı

Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlığı ve Türkiye Acil Tıp Derneği iş birliğiyle 14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen 4. Geleneksel Tıp Bayramı Koşusu, Atatürk Orman Çiftliği Doğal Yaşam Parkı’nda gerçekleştirildi. İLK START ÖZEL SPORCULAR İÇİN VERİLDİ 5 bin metrelik parkurda düzenlenen koşu, sağlık çalışanları ve sporseverleri bir araya getirdi. Etkinlik öncesinde katılımcılar ısınma hareketleri yaparak koşuya hazırlanırken, organizasyonun ilk startı özel sporcular için verildi. Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak spora ve sporculara destek vermeyi sürdüreceklerini ifade eden Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanı Doç. Dr. Serkan Yorgancılar şu ifadeleri kullandı: “Dördüncü geleneksel Tıp Bayramı Koşusu’nu gerçekleştiriyoruz. Yağışlı ve soğuk hava olmasına rağmen 400’ün üzerinde sporcumuz yarışmaya katıldı. Gün içinde çeşitli etkinliklerle Tıp Bayramı’nı kutlamış olacağız. Tüm sağlık çalışanlarımıza güzel ve iyi yaşamlar diliyorum.” “BİZİM AMACIMIZ FARKINDALIK YARATMAK” Yarışmaya ev sahipliği yaptığı için Ankara Büyükşehir Belediyesine teşekkür eden Uzman Doktor Kadir Yenal Türkiye Acil Tıp Derneği Koşu Koordinatörü yarışma ile ilgili olarak şöyle konuştu: “Bu koşuyu, hem uzmanlarımız hem asistanlarımız hem hocalarımızla sağlık için koş mottosuyla tüm Ankara’nın, belediyenin halka ve koşuculara armağanı için yaptık. Dördüncü geleneksel koşumuz, ilk üçünde Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Atletizm Federasyonu yanımızda oldu. Bu koşuda da onların desteğini aldık. Bizim amacımız farkındalık yaratmak. Herkesi bu yağmurlu havada dahi buraya çekerek onları sağlık için koşmaya davet etmek. Katılan herkese teşekkür ediyorum.” Koşu boyunca sporun sağlık üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekilirken, sağlık çalışanlarının birlik ve dayanışma ruhu da bir kez daha ön plana çıktı. Yarışın ardından tüm katılımcılara günün anısına madalya takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Hüseyin Can Güner Bir Sözünü Daha Yerine Getirdi Haber

Başkan Hüseyin Can Güner Bir Sözünü Daha Yerine Getirdi

Çankaya Belediyesi, emeklilerin sosyal yaşamına katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği Emekli Lokalleri’nin sayısını artırıyor. Kısa bir sürede yapımı tamamlanan İlker-Mürsel Uluç Emekli Lokali, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in ev sahipliğinde düzenlenen törenle hizmete açıldı. Başkan Güner’in seçim vaatleri arasında yer alan emekli lokallerinin sayısı yeni açılan merkezle birlikte 8’e çıktı. Emekli lokalinin açılış törenine, başta Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş olmak üzere CHP Parti Meclisi Üyeleri, Ankara milletvekilleri, CHP Ankara İl Başkanı, Bala, Keçiören, Bağlar, Altındağ, Çankaya ve Mamak ilçe başkanları, muhtarlar ve çok sayıda Çankayalı katıldı. "KIVANÇ DUYUYORUZ" Açılış töreninde konuşan Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, "Göreve geldiğimiz günden bu yana insanların hayatına dokunan yaşamı kolaylaştıran, dayanışmayı büyüten ve örgütleyen, kentte yaşayan herkesin kendini değerli hissettiği bir yaşam modelini ve kültürünü hedefleyen bir belediyecilik anlayışını benimsiyoruz" dedi. Açılışa katılan yüzlerce Çankayalı ’ya seslenen Başkan Güner şöyle devam etti: "Bugün burayı bir açılıştan ziyade adeta bir miting alanına çeviren bu güzel kalabalık için, katılımınız için değerli katkılarınız için, tüm komşularımıza, tüm konuklarımıza teşekkür ediyorum. Böylesi güzel bir hafta sonunda sizlerle birlikte emekli lokalimizin açılışını yapıyor olmak büyük bir mutluluktur. İkinci yılımızı tamamlarken Gençlik Merkezini, kız öğrenci yurdunu, kent lokantalarını, Çankafelerimizi hep birlikte açtık. Bugün burada da en önem verdiğimiz eserlerimizden biri olan emekli lokallerinin üçüncüsünü açmak için bir aradayız. Emekli lokallerimizde ücretsiz çay, kahve ve çorba, poğaça gibi ikramların yanı sıra yaş almış büyüklerimize, eğitim programları ve seminerler gibi hizmetler sunuyoruz. Bugün emekliye yaptığımız bu hizmetler asla lütuf değildir. Çünkü yıllardır emeklerini sundukları, hizmet ettikleri, primlerini ödedikleri bu devletin onlara en temel vatandaşlık hizmetini sunması gerektiğine yürekten inanıyoruz. Ancak bugün emeklilerimizin yaşadığı koşullar ortadır. Kent lokantalarımızda, emekli lokallerimizde sunduğumuz hizmetleri, çay, çorba gibi ikramlarımızı küçümseyen, hafife alan 'bazılarına' buradan sesleniyorum. Biz emeklilerimizle çayımızı, çorbamızı, sosyal tesislerimizi paylaşmaktan kıvanç duyuyoruz, mutluluk duyuyoruz. Siz de emeklimizi bir bardak çaya, bir tas çorbaya muhtaç ettiğiniz için ne kadar utanç duysanız yeridir." "ÇANKAYA'YI DAYANIŞMANIN, PAYLAŞMANIN KALBİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ" Çankaya'da adil ve dürüst bir yönetim anlayışı oluşturduklarını vurgulayan Başkan Güner, "Bizler kim ne derse desin, hangi baskı unsurlarını kullanırsa kullansın, kaynaklarımızı hangi şekilde keserse kessin, sizin vergilerinizle oluşan bütçemizi, yine sizler için harcamaya, kullanmaya devam edeceğiz. Eşit adil, şeffaf, dürüst bir yönetim anlayışıyla Çankaya'yı dayanışmanın, paylaşmanın, sevginin ve kardeşliğin kalbi yapmaya devam edeceğiz" dedi. KENT YAŞAMINA AKTİF KATILACAKLAR Çankaya'da emekli lokallerinin önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini kaydeden Başkan Güner, şunları söyledi: "Sayısı sekizi bulan emekli lokallerimizde komşularımız bir araya gelecek; sohbet edecek, birlikte vakit geçirecek, yeni dostluklar kuracaklar. Büyüklerimiz kendilerini yalnız hissetmeyecekler. Kent yaşamının içinde aktif bir şekilde yer alacak ve sağlıklı bir şekilde yaşayacaklar. Bizim için en büyük mutluluk işte budur. Geçtiğimiz aylarda birlikte temelini attığımız Kırkkonaklar Mahallemizdeki Meral Gençler Alzheimer Demans Gündüz Yaşam Merkezimizi de inanıyorum ki yıl içerisinde birlikte hizmete açacağız. Bir uçtan bir uca Çankaya'nın her köşesine sizlerden aldığımız güçte, bu güzel birlikteliğimizde hizmet etmeye var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz." MANSUR BAŞKAN'DAN TEŞEKKÜR Açılışta konuşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkan'ı Mansur Yavaş da emekli lokalleri projesini Çankaya'da hayata geçiren Başkan Hüseyin Can Güner'e teşekkür etti. Emekli lokallerini Ankara genelinde yaygınlaştırmaya devam edeceklerini müjdeleyen Mansur Yavaş, "81 bin emekli yurttaşımıza her ay düzenli olarak yardımlarımızı sürdürüyoruz. Böylesine donanımlı tesisler artık emeklilerimiz için büyük ihtiyaç haline geldi ve inşallah yenilerini de birlikte açacağız. Başta bizlere bu fikri veren sayın başkanımıza ve çalışanlarına, emeği geçen herkese çok çok teşekkür ediyorum. İlker ve Mürsel Uluç Mahallelerimize yeni lokallerinin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" diye konuştu. YAŞAM BOYU GELİŞİM Emekli Lokalleri, dış ve iç mekân tasarımlarıyla da dikkat çekiyor. Ana salon, mutfak ve toplantı odası bulunan bu merkezler, üyelerin rahat bir şekilde bir araya gelmesini sağlıyor. Lokaller, üyelik sistemiyle hizmet veriyor ve üyelerine özel olarak tasarlanmış etkinlikler sunuyor. Zihinsel egzersizleri destekleyen, işitsel-görsel becerileri geliştiren, odaklanma ve konsantrasyonu artıran aktiviteler yer alan lokallerde, üyelere ayrıca çay, kahve ve poğaça gibi ücretsiz ikramlar da sunuluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın, Aile ve Çocuklar İçin Yeni Bir Yaşam Alanı Haber

Kadın, Aile ve Çocuklar İçin Yeni Bir Yaşam Alanı

Kadınların, ailelerin ve çocukların sosyal, kültürel ve ekonomik refahını artırmayı hedefleyen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İzmit’te hayata geçirmeye hazırlandığı Anne Şehir Merkezi Lotus ile örnek bir yaşam kompleksini daha kente kazandıracak. Bu kapsamda Ömer Türkçakal Bulvarı üzerinde inşa edilen Anne Şehir Merkezi Lotus’un çalışmaları tamamlandı. Hizmete girmeye gün sayan tesis, İzmit’te önemli bir ihtiyaca cevap verecek. TEK ÇATI ALTINDA KAPSAMLI HİZMET MODELİ Anne Şehir Merkezi Lotus, diğer merkezlerden farklı olarak kapsamlı bir yaşam alanı modeli sunacak. Fiziksel aktivite alanlarından danışmanlık hizmetlerine, sosyal destek programlarından üretim atölyelerine kadar pek çok hizmet aynı çatı altında toplanacak. Anne Şehir Merkezi Lotus sayesinde kadınlar hem kişisel hem de mesleki gelişimlerini destekleyecek imkânlara erişirken, aileler güvenli ve destekleyici sosyal ortamda bir araya gelme fırsatı bulacak. PSİKOLOG, DİYETİSYEN VE FİZYOTERAPİST DESTEĞİ Anne Şehir Merkezi Lotus bünyesinde yer alan spor salonundan kadınlar aktif olarak yararlanırken, çocuğu olan annelerin çocukları da merkez içerisindeki anne yanı sınıfında güvenli ve keyifli bir ortamda vakit geçirebilecek. Tesis aynı zamanda psikolog, diyetisyen ve fizyoterapist hizmetleriyle de kadınların hem fiziksel hem de ruhsal sağlıklarını destekleyen bütüncül bir hizmet anlayışı sağlayacak. DİĞER SOSYAL DONATILARDA ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR İzmit’e yeni bir sosyal yaşam alanı kazandıracak proje, yalnızca bir hizmet binası değil; kadınları, aileleri ve çocukları merkeze alan çok yönlü bir yaşam kompleksi olarak tasarlandı. Merkez bünyesinde yer alan “Gönül Bahçem”, “Ana Kafe” ve “Lokomotif Çocuk Köyü” bölümlerinde ise çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Nefroloji Derneği’nden Dünya Böbrek Günü’nde Uyarı Haber

Türk Nefroloji Derneği’nden Dünya Böbrek Günü’nde Uyarı

Kronik böbrek hastalığı son yıllarda tüm dünyada artış gösteren ciddi hastalıklar arasında yer alıyor. Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kişinin kronik böbrek hastalığıyla yaşadığı tahmin ediliyor. Türkiye’de ise kronik böbrek hastalığı prevalansı yaklaşık %15,7 olarak hesaplanıyor. Bu oran, Türkiye’de yaklaşık her 6–7 yetişkinden birinin kronik böbrek hastası olduğunu ortaya koyuyor. Kronik böbrek hastalığı yalnızca önemli bir sağlık sorunu oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere birçok ciddi hastalığın gelişimine de zemin hazırlayabiliyor[3]. Hastalığın ortaya çıkmasında hipertansiyon, diyabet, ileri yaş, ailede böbrek hastalığı öyküsü, sık idrar yolu enfeksiyonları ve böbrek taşı gibi faktörler önemli rol oynarken; hipertansiyon hastalarında kan basıncının ve diyabet hastalarında kan şekerinin kontrol altında tutulmaması da hastalığın ilerlemesine neden olabiliyor.[4] Türk Nefroloji Derneği, Dünya Böbrek Günü kapsamında düzenlediği basın toplantısında, dünyada ve Türkiye’de görülme sıklığı giderek artan kronik böbrek hastalığında erken teşhisin önemine ve kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekti. “Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al” temasıyla gerçekleştirilen basın toplantısı; Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ve derneğin yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla, Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla düzenlendi. Toplantıda kronik böbrek hastalığına ilişkin toplumsal farkındalığın artırılması, hastalığa yol açan risk faktörleri ve erken tanının böbrek fonksiyonlarını korumadaki kritik rolü hakkında bilgiler paylaşıldı. Toplantıda ayrıca Türk Nefroloji Derneği’nin destekleyici olduğu Boehringer Ingelheim Türkiye tarafından gerçekleştirilen KRM United projesine de start verildi. Futbolun takım ruhundan ilham alan KRM United kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye vurgu yaparak bu sistemlerden birinde ortaya çıkan sorunun diğerlerini de etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Proje kapsamında sağlık profesyonelleri, kurumlar ve toplum arasında farkındalık yaratmaya yönelik iletişim ve bilgilendirme çalışmaları yürütülmesi planlanıyor. Kronik Böbrek Hastalığı Önemli Bir Halk Sağlığı Sorunudur Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, böbrek yetmezliğinin ileri evrelerinde en etkili tedavi yönteminin böbrek nakli olduğunu belirterek şunları söyledi: “İleri evre böbrek yetersizliğinde en ideal tedavi yöntemi böbrek naklidir. Böbrek transplantasyonu diyalize kıyasla hem daha uzun yaşam süresi hem de daha iyi bir yaşam kalitesi sunar. Ancak ülkemizde her yıl 10 binden fazla hasta diyalize başlarken yılda yaklaşık 3.500–4.000 civarında böbrek nakli yapılabiliyor. Organ bağışı bilincinin artırılması hem hastalarımız hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.” Türkmen ayrıca Türkiye’de gerçekleştirilen böbrek nakillerinin %80’den fazlasının canlı donörlerden yapıldığını, kadavradan organ bağışının artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Obezite, Diyabet ve Kalp Hastalıkları Böbrek Sağlığını Etkiliyor Türk Nefroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Elif Arı Bakır, kronik böbrek hastalığının küresel ölçekte artışına dikkat çekerek; “Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası bulunuyor ve bu hastaların önemli bir kısmında diyabet kaynaklı kronik böbrek hastalığı görülüyor. Diyabetin giderek yaygınlaşması kronik böbrek hastalığını daha görünür bir sağlık sorunu haline getiriyor. Son yıllarda geliştirilen yeni tedavi seçenekleri sayesinde böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Bu tedavilerin yaygınlaştırılması ve erken tanı ile kronik böbrek hastalığının hem bireyler hem de sağlık sistemi üzerindeki yükünü azaltabileceğimize inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu Kardiyovasküler, böbrek ve metabolik hastalıkların birbirini tetikleyen bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Türk Nefroloji Derneği İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Savaş Öztürk ise; “Kronik böbrek hastalığı tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu. Obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları böbrek hastalığının en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Özellikle obezitenin artışı diyabet ve hipertansiyon sıklığını artırarak böbrek hastalıklarının görülme oranını da yükseltiyor. Böbrek hastalığı ile kalp-damar hastalıkları arasında çift yönlü bir ilişki bulunuyor. Bu nedenle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, düzenli sağlık kontrolleri ve erken tanı böbrek fonksiyonlarının korunmasında kritik rol oynuyor” ifadelerini kullandı. Nefroloji Alanında Uzman İhtiyacı Artıyor Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özkan Güngör ise nefroloji alanının sağlık sistemi açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti: “Diyabet, hipertansiyon ve obezitenin giderek artması böbrek hastalıklarının görülme sıklığını da artırıyor ve bu durum nefrolojiyi sağlık sistemi açısından kritik bir branş haline getiriyor. Ancak nefroloji uzmanı sayımız mevcut ihtiyacın oldukça altında. Ülkemizde yaklaşık 500 erişkin nefroloji uzmanı bulunuyor ve bu oran Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça düşük. Artan hasta yükü ve azalan uzman sayısı önümüzdeki yıllarda ciddi bir sağlık hizmeti sorunu yaratabilir. Bu nedenle nefroloji branşının güçlendirilmesi ve uzmanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi büyük önem taşıyor.” Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ulusoy ise; “ Kronik böbrek hastalığı sinsi bir hastalıktır ve birçok kişi yıllarca herhangi bir belirti hissetmeden yaşamına devam edebilir. Oysa böbrekler yalnızca vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlamaz; sıvı ve elektrolit dengesinin korunmasından kan basıncının düzenlenmesine, kemik sağlığından kan yapımına kadar yaşam için hayati pek çok görevi üstlenir. Bu nedenle kronik böbrek hastalığı yalnızca böbrekleri değil, kalp-damar sağlığını, kemik yapısını, yaşam kalitesini ve hatta yaşam süresini etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ancak sevindirici olan şu ki hastalık erken dönemde basit kan ve idrar testleriyle saptanabilir. Erken tanı sayesinde tansiyon ve diyabet kontrolü, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve uygun tedavi yaklaşımlarıyla hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir, komplikasyonlar azaltılabilir ve hastaların yaşam kalitesi korunabilir. Biz nefrologlar sadece böbrek yetmezliğini tedavi etmek istemiyoruz; böbrek hastalığını erken fark etmek, ilerlemesini önlemek ve toplumda böbrek sağlığı bilincini güçlendirmek istiyoruz. Dünya Böbrek Günü’nün bu açıdan çok önemli bir farkındalık fırsatı olduğuna inanıyoruz. Çünkü böbrek hastalığı sessiz ilerleyebilir; ama toplumun, hekimlerin ve sağlık sisteminin bu konuda sessiz kalmaması gerekir.” Kalp, Böbrek ve Metabolizma Bir Takım Gibi Çalışıyor Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü ve İnsan Sağlığı Direktörü Okan Güner ise, dünya çapında yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası, 589 milyon diyabet hastası[5] ve 64 milyon kalp yetersizliği[6] hastasının bulunduğunu ancak FIFA verilerine göre, dünyanın en yaygın takip edilen sporu olan futbolun, yaklaşık 5 milyar kişi tarafından ilgiyle takip edildiğini söyledi. Bu içgörüden hareketle KRM United projesini başlattıklarını vurgulayan Güner şunları söyledi: “Kardiyovasküler, renal ve metabolik sistemler arasındaki ilişki, aslında bir takım oyunu gibidir. Tıpkı sahadaki bir futbol takımında olduğu gibi, diyabet, kalp yetersizliği ya da kronik böbrek hastalığı gibi sorunlar yalnızca tek bir organı değil, tüm sistemi ve dolayısıyla tüm vücudu etkileyebilir. KRM United projesiyle bu bağlantıyı odağımıza alıyor, Türk Nefroloji Derneği gibi değerli paydaşlarımızla iş birliği yaparak, bu hastalıklarda erken teşhisin önemine dair farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bugün yeni tedavi seçenekleri sayesinde bazı hastalarda diyalize gidişin 10–15 yıla kadar geciktirilebildiğini görüyoruz. Bu gelişme, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırırken aynı zamanda sağlık sisteminin üzerindeki yükün de ciddi oranda azalmasına katkı sağlıyor. Çünkü Boehringer Ingelheim olarak sadece ilaç geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda sağlığa katkı sunmayı da faaliyetlerimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Altın Koza Ödüllü “Döngü” Belgeselinin Galası İzmir’de Gerçekleşti Haber

Altın Koza Ödüllü “Döngü” Belgeselinin Galası İzmir’de Gerçekleşti

Filmin Galası, 10 Ocak 2026 tarihinde Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleşti. Zeytinliklerin yaşam hakkı mücadelesini ve Anadolu’daki doğayla uyumlu üretim kültürünü sinemanın diliyle ele alan belgesel, 32. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde Mansiyon Ödülü’nü aldı. Film, zeytin etrafında şekillenen yaşam ilişkilerini, kuşaklar boyunca aktarılan bilgiyi ve bu bilginin sürekliliğini odağına alıyor. “Döngü”, doğayla kurulan ilişkinin bir üretim pratiği olmasının yanı sıra ortak bir yaşam biçimi olarak nasıl devam ettiğini anlatıyor. Belgesel, zeytinliklerdeki emeği, bakımı ve dayanışma ilişkilerini, sahadaki tanıklıklar üzerinden aktarıyor. “Doğanın haklarını sinema diliyle aktarıyorum.” Filmin yönetmeni Bulut Renas Kaçan, gala akşamı gerçekleştirdiği konuşmada; ‘’Döngü binlerce yıllık birikimin, kültürün vücut bulmuş hali. Filmimiz JES’lere karşı haklarını savunan Orhanlı Köyü’nün hikayesini anlatıyor. Biz bu filmle hak kavramının bütünlüğünü savunuyoruz. Sadece insan değil onun bir parçası olduğu doğanın var olma hakkını sanatın diliyle anlatmaya çalıştık.” dedi. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, belgeselle ilgili olarak şunları söyledi: “Döngü, zeytinliklerde kurulan yaşamın bilgisini ve bu bilginin kuşaklar boyunca nasıl aktarıldığını anlatan bir film. Aynı zamanda zeytinliklerin yaşam hakkını savunan bir anlatı. Doğa Derneği bu filmin yapımını, doğayla birlikte var olma biçimlerinin mümkün olduğunu göstermek için üstlendi. Döngü, zeytinlikleri var eden ilişkilerin biyolojik çeşitlilik ve kültürel açıdan korunmasının neden hayati olduğunu sinemanın diliyle paylaşıyor. Anadolu’nun dört bir yanında süren mücadeleleri sanatın pek çok alanında görmek umut verici. Orhanlı’dan İkizköy’e, Artvin’den Siirt’e yaşamı savunmaya devam ediyoruz. ” Altın Koza’nın ardından 12. Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nde (BİFED) finalist filmler arasında yer alan “Döngü”, gala gösterimiyle İzmirli izleyicilerle bir araya geldi. Filmin konusu olan zeytinlikler, yüksek biyolojik çeşitliliği olan, iklim değişikliği ve kuraklık koşullarına uyum sağlayabilen üretim biçimleri olarak korunması gereken alanlar arasında yer alıyor. 2025 / 44’ / Renkli Color / Türkiye Turkey Yönetmen/Director: Bulut Renas Kaçan Senaryo/Screenplay: Galip Ener, Bulut Renas Kaçan Müzik / Music : Murat Küçükarslan Görüntü Yönetmeni/Cinematography: Bulut Renas Kaçan Kurgu / Editing : Bulut Renas Kaçan Oyuncular /Cast : Galip Ener, Raziye İçtepe Akyol, Burçin Feran Yaraşlı Yapımcı / Producer : Doğa Derneği

Yeni Yılda Sağlıklı Yaşam Önerileri Haber

Yeni Yılda Sağlıklı Yaşam Önerileri

Yeni bir yıla girerken takvim değişir; ama çoğumuz için asıl soru şudur: Hayatımızda gerçekten ne değişir? Uzmanlara göre yeni yıl, sadece hedef listeleri yapmak ya da kısa süreli motivasyonlarla yola çıkmak için değil; bedenimizi, zihnimizi ve yaşam alışkanlıklarımızı bütüncül bir şekilde yeniden değerlendirmek için motive edici bir neden. Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, yeni yılda sağlıklı beslenmeyi hayatına kalıcı şekilde dâhil etmek isteyenler için öncelikle gerçekçi bir hedefin belirlenmesi gerektiğini ifade ediyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Talha Özdoğan, check up’ın “test yaptırmak” tan öte bir sağlık yönetimi olduğunu vurguluyor ve özellikle ailesinde erken yaşta kalp krizi, kanser ya da kronik hastalık bulunan bireyler için check up’ın bir “kırmızı bayrak” niteliği taşıdığını söylüyor. Klinik Psikolog Aycan Koç ise yeni yılda daha güçlü bir ruh sağlığı için 3 temel alışkanlığa dikkat çekiyor. İşte 2026’da tabağınızdan ruhunuza daha sağlıklı bir yaşam için basit ama etkili alışkanlık… Yeni yılda sağlıklı beslenmeyi kalıcı hale getirin Yeni yılda sağlıklı beslenmeyi hayatına kalıcı şekilde dâhil etmek isteyenler için öncelikle gerçekçi bir hedefin belirlenmesi gerektiğini ifade eden Acıbadem Kartal Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, “Günde 2 litre su içmek, öğün atlamamak, her öğünde sebze tüketmek veya haftada 3 gün yürüyüş yapmak gibi hedeflerle başlanabilir. Haftalık yemek planı oluşturulup, alışveriş buna göre yapılmalıdır. Etiket okuma alışkanlığı edinilmeli ve temiz içerikli ürünler tercih edilmelidir. Yasaklar veya aşırı kısıtlamalar yerine, denge kurulduğunda sürdürülebilir bir beslenme alışkanlığı geliştirilebilir. Mesela, yemek tabağının dörde bölünmesi alışkanlık haline getirilmelidir. Tabağın yarısını sebzeler, dörtte birini protein kaynakları, dörtte birini ise kompleks karbonhidratlar oluşturmalıdır. Yemeğe mutlaka sebze ile başlanmalı, proteinle devam edilmeli, karbonhidrat en sona bırakılmalıdır” diyor. Yeni yılda bu beslenme hatalarını yapmayın! Kilo verme sürecinde sık yapılan hatalar arasında; hızlı- şok diyetleri uygulamak, sosyal medyadaki detoks ya da kürleri denemek, aç kalarak kilo vermeye çalışmak veya çok düşük kalorili diyetlere yönelmenin yer aldığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, “Önemli olan, sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinerek sürdürülebilir bir beslenme düzeni ile yaşam tarzı değişikliğidir” ifadelerini kullanıyor. Gizli şeker ve maskelenmiş hipertansiyona dikkat! Check up kavramının yalnızca “test yaptırmak” olarak algılandığını, oysa asıl amacın sağlık yönetimi olduğunu vurgulayan Acıbadem Kartal Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Talha Özdoğan’a göre, asıl farkı yaratan unsur sürekliliktir. Ailesinde erken yaşta kalp krizi, kanser ya da kronik hastalık bulunan bireyler için check up’ın bir “kırmızı bayrak” niteliği taşıdığını söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Talha Özdoğan, “Klinik pratikte en sık karşılaşılan sinsi problemler ise gizli şeker ve maskelenmiş hipertansiyondur. Bazı durumlarda laboratuvar sonuçları normal görünse bile fizik muayene hayat kurtarıcı olabilir. Ele gelen bir tiroit nodülü, tansiyon düzensizlikleri ya da karın muayenesinde fark edilen bir sertlik erken tanı açısından kritik ipuçlarıdır. Çünkü her zaman rakamlar konuşmaz; muayene konuşur” diyor. Spor salonuna gitmeden de küçük ama etkili alışkanlara odaklanılabilir! Yeni yıla girerken sağlığı güçlendirmek için büyük değişimler yerine küçük ama etkili alışkanlıklara odaklanılmasını öneren Dr. Talha Özdoğan, “Düzenli hareket bunun temel taşlarından biridir; spor salonuna gitmek şart değildir. Dengeli kardiyo ve direnç egzersizlerinin günlük hayata eklenmesi yeterlidir. Vücudun kendini onardığı en kritik zaman dilimi ise uykudur; gece uykusundan ödün vermemek gerekir” diye konuşuyor. Hedeflerde yapılan en büyük hata: Motivasyon Yeni yıl hedeflerinde yapılan en büyük hatanın motivasyona güvenmek olduğunu vurgulayan Acıbadem Kartal Hastanesi Klinik Psikoloğu Aycan Koç, “Bir hedef size “yük” gibi geliyorsa yanlış, “mantıklı” geliyorsa doğrudur. Ayrıca, hedef belirlemede önemli bir kriter de şudur: Hedef beni büyütüyor mu yoksa kendime karşı borçlandırıyor mu? Borçlandıran hedef uzun sürmez. Büyüten hedef davranışa dönüşür” diyor. Yeni yılda ruh sağlığını güçlendiren küçük alışkanlıklar Ruh sağlığını güçlendirmek için büyük değişimlerden ziyade küçük ama düzenli davranışların etkili olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Aycan Koç, üç temel alışkanlığa dikkat çekiyor. Bunları; gün içinde ne hissettiğini fark etmek, mikro kararlar almak ve ilişkisel netlik olarak sıralıyor. Gün içinde en az bir kez “Şu an ne hissediyorum?” sorusunu sormanın sinir sistemini düzenlediğini, mikro kararlar almanın kişinin ihtiyaçlarıyla temasını artırdığını ve ilişkisel netliğin duygusal yükü ciddi şekilde azalttığını ifade ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.