Ekipte herkese aynı şeyi söylüyor, aynı görevi veriyor, aynı süreyi tanıyor. Kendince adil. Ama sonuçta bazıları parlıyor, bazıları ise geride kalıyor. Peki bu durumda gerçekten adalet mi sağlanmış oluyor, yoksa sadece eşitlik mi?
Bu iki kavram sık sık birbirine karıştırılır: Eşitlik ve Adalet. Oysa aralarında ince ama çok kritik bir fark vardır. Eşitlik, herkese aynı şekilde davranmaktır. Adalet ise, herkese hakkını vermektir.
Benim sıkça kullandığım bir söz vardır:
“Eşit olmayan insanlara eşit davranmak kadar büyük bir eşitsizlik yoktur.” Bu söz, Amerikalı düşünür Thomas Jefferson’a atfedilir. Ve özellikle liderlikte, yönetimin en temel sınavını anlatır.
Bir yönetici “Ben herkese eşit davranıyorum” dediğinde niyeti iyi olabilir. Ama niyet iyi olsa da sonuç çoğu zaman adil olmaz. Çünkü insanlar eşit değildir. Kimi daha tecrübelidir, kimi yeni başlamıştır. Kimi sessizdir ama derin düşünür, kimi konuşkandır ama yüzeyseldir. Kimi kendi ışığını gösterir, kimi ise gösterebilmek için cesaret bekler. Dolayısıyla liderlik, herkese eşit davranmak değil; her birini adil biçimde görmek ve anlamaktır.
Psikoloji literatüründe buna “bireysel farklılıkların yönetimi” denir. İyi lider, standart kurallarla değil; farklı ihtiyaçlara göre yöneten kişidir. Harvard Business Review’de yayımlanan bir araştırma, yüksek performanslı ekiplerde yöneticilerin %82’sinin çalışanlarını bireysel motivasyonlarına göre yönettiğini, yani eşitlikten çok adaleti gözettiğini ortaya koyuyor. Bu da gösteriyor ki, adalet duygusu çalışan bağlılığını artıran en önemli faktörlerden biri.
Yöneticiler için en zor denge, “herkese aynı davranmak”la “herkesi anlamak” arasındaki çizgidir. Adalet, o çizgide yürüyebilmektir. Birine ihtiyaç duyduğu desteği verirken, diğerine alan tanıyabilmektir. Birini dinlerken sabır göstermek, diğerine sorumluluk yükleyebilmektir. Adalet, herkesi aynı potaya sokmak değil; her birinin potansiyelini fark etmektir.
Adaletle yönetilen ekiplerde güven vardır. Çünkü insanlar eşit muameleden çok, adil muameleyi hatırlar. Eşitlik, formüldür. Adalet ise sezgi, empati ve liderliktir.
Liderlikte adalet, bazen herkese aynı kalemi vermek değil; kiminin eline fırça, kiminin eline çekiç vermektir. Çünkü biri resim yapar, diğeri inşa eder. Ama her ikisi de üretir.
Eşitlik herkese aynı kapıyı açar; adalet, herkesin doğru kapıdan geçmesini sağlar.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gökhan Temotaş
Eşitlik mi, Adalet mi?
Bir lider düşünün…
Ekipte herkese aynı şeyi söylüyor, aynı görevi veriyor, aynı süreyi tanıyor. Kendince adil. Ama sonuçta bazıları parlıyor, bazıları ise geride kalıyor. Peki bu durumda gerçekten adalet mi sağlanmış oluyor, yoksa sadece eşitlik mi?
Bu iki kavram sık sık birbirine karıştırılır: Eşitlik ve Adalet. Oysa aralarında ince ama çok kritik bir fark vardır. Eşitlik, herkese aynı şekilde davranmaktır. Adalet ise, herkese hakkını vermektir.
Benim sıkça kullandığım bir söz vardır:
“Eşit olmayan insanlara eşit davranmak kadar büyük bir eşitsizlik yoktur.” Bu söz, Amerikalı düşünür Thomas Jefferson’a atfedilir. Ve özellikle liderlikte, yönetimin en temel sınavını anlatır.
Bir yönetici “Ben herkese eşit davranıyorum” dediğinde niyeti iyi olabilir. Ama niyet iyi olsa da sonuç çoğu zaman adil olmaz. Çünkü insanlar eşit değildir. Kimi daha tecrübelidir, kimi yeni başlamıştır. Kimi sessizdir ama derin düşünür, kimi konuşkandır ama yüzeyseldir. Kimi kendi ışığını gösterir, kimi ise gösterebilmek için cesaret bekler. Dolayısıyla liderlik, herkese eşit davranmak değil; her birini adil biçimde görmek ve anlamaktır.
Psikoloji literatüründe buna “bireysel farklılıkların yönetimi” denir. İyi lider, standart kurallarla değil; farklı ihtiyaçlara göre yöneten kişidir. Harvard Business Review’de yayımlanan bir araştırma, yüksek performanslı ekiplerde yöneticilerin %82’sinin çalışanlarını bireysel motivasyonlarına göre yönettiğini, yani eşitlikten çok adaleti gözettiğini ortaya koyuyor. Bu da gösteriyor ki, adalet duygusu çalışan bağlılığını artıran en önemli faktörlerden biri.
Yöneticiler için en zor denge, “herkese aynı davranmak”la “herkesi anlamak” arasındaki çizgidir. Adalet, o çizgide yürüyebilmektir. Birine ihtiyaç duyduğu desteği verirken, diğerine alan tanıyabilmektir. Birini dinlerken sabır göstermek, diğerine sorumluluk yükleyebilmektir. Adalet, herkesi aynı potaya sokmak değil; her birinin potansiyelini fark etmektir.
Adaletle yönetilen ekiplerde güven vardır. Çünkü insanlar eşit muameleden çok, adil muameleyi hatırlar. Eşitlik, formüldür. Adalet ise sezgi, empati ve liderliktir.
Liderlikte adalet, bazen herkese aynı kalemi vermek değil; kiminin eline fırça, kiminin eline çekiç vermektir. Çünkü biri resim yapar, diğeri inşa eder. Ama her ikisi de üretir.
Eşitlik herkese aynı kapıyı açar; adalet, herkesin doğru kapıdan geçmesini sağlar.